Daha dolu yaşamazsın, her anı yaşayamazsın çünkü en yoğununda en hafifini, en hafifinde en yoğununu arzularsın.
Çocukluğumu daha dolu yaşasam, daha çok insan görsem, daha derinlere dalsam der insan; o anında ise..
Keşke kendi kabuğuma çekilsem, kimsenin yüzünü görmesem diye sızlanmaya başlar.
“Keşke daha da yoğun yaşasaydım” demeye başladım kendime, 19 yaşımda.. 5 yaşındaki çocuğu içimde taşıyarak bakmaya, anıyı geçmişe itmeye başladım, sanki geçmişe aitmiş gibi aktarmaya çalıştım içten içe, bazen geçmiyor zaman, bazense hiç durmuyor..
Geçmiş, doğuma yaklaştığından acı
Gelecek ise ölüme yaklaştığından kaygı getirir.
Sen daha yoğun değil, o anın duygusunu içinde daha derin yaşadın; bundan hissettin her şeyi, gördüğün her figürle, her insanla empati yaptın, bundan bildin her şeyi.”
Bak görüyorsun, Tanrı gibi baktın insanlara,
İlahi bakış açısıyla,
Sen şiirlerinin de, sinemalarının da üçüncü göz şahısısın;
Kendinin bile, böyle görüyor, böyle anlıyor, böyle seviyorsun kendini.