• Tüm doğa, en küçüğünden en büyüğüne dek, küçük bir kum tanesinden güneşe, canlı en ilkel hücreden insana dek, sürekli bir varoluş ve yokoluş, sürekli bir akış, sonsuz bir hareket ve değişme içindedir.
  • _İnkarcılar kızgın fırına atılmış saman gibi yanacaklar. İnananlar ise ahırdan salınmış buzağılar gibi sevinçle sıçrayacak.
    _Sürüyü terk eden değersiz çobanın vay haline! Kolu tamamen kurusun, Sağ gözü kör olsun!”
    _Akılsızlar ne zamana dek bilgiden nefret edecek?
    _Akılsıza ahmaklığına uygun karşılık ver. Yoksa kendini bilge sanır.
    _İyilerin peşinden gidin. Hırsızın katilin cahilin peşine takılmayın. Kötülük etmedikçe uyuyamaz onlar.
    _RAB kendisine kurban sunulmasından çok, Doğruluğun ve adaletin yerine getirilmesini ister.
    _Kavgacı kadınla aynı evde oturmaktansa, Damın köşesinde oturmak yeğdir.
    _Saygınlık gümüş ve altından yeğdir.
    _Kendini ilgilendirmeyen bir kavgaya bulaşan kişi, Yoldan geçen köpeği kulaklarından tutana benzer.
    _Sahip, kölesini döverek öldürebilir. Bu suç sayılmaz çünkü onun malıdır.
    _Bir erkek kızla yatarsa, başlık parası ödeyip onunla evlenmelidir.
    _Musa halktan altın gümüş elbise vs toplayıp Rabbe armağan etti. Günah işleyen, RAB’be günah sunusu olarak kusursuz bir boğa sunmalı.
    _Eğer biri çıkıp düş gördüm peygamberim derse dinlemeyin yalandır. O kişi öldürülecektir. Bir kişinin peygamber olduğunu anlamak için konuştuğu mucizesini yapmasını bekleyin.
    _İki kaş arası tüyleri almayın.
    _Nuhun 3 oğlu Hititler, Asurlular, babiller vs. uygarlıklarını yarattılar.
    _Kaynanasıyla yatana lanet olsun. Bütün halk, Amin diyecek.
    _Düşman sizden güçlüyse korkmayın, saldırın, unutmayın ki rab sizinledir.
    _Yakınlarınızdan değil ama yabancılardan faiz alınabilir.
    _Eğer iki adam kavgaya tutuşur da birinin karısı kocasını dövenin elinden kurtarmak için öbür adamın erkeklik organını tutarsa, kadının elini keseceksiniz; ona acımayacaksınız.
    Aileye itaat etmeyen evlat taşlanarak öldürülür.
    _Rüyalar, tanrıdan gelen mesajlardır.
    _Kim insan kanı dökerse, Kendi kanı da insan tarafından dökülecektir. Çünkü Tanrı insanı kendi suretinde yarattı.
    _Bütün insanlar aynı dili konuşuyorlardı ve birleşip babil kulesini yaptılar. Rab, dillerini farklılarştralım ki her istediklerini yapamasınlar dedi.
    _Musa ölümce yerine yardımcısı Yeşu geçiyor. Musanın denizi yarması gibi yarımcısı yeşu a nehirleri ikiye yarabiliyor.
    _Süleyman israil krallığının 3.kralıdır. Süleyman'ın kral kızlarından yedi yüz karısı ve üç yüz cariyesi vardı. Karıları onu, yolundan saptırdılar.
    _Bir kişi suç işlerse itiraf edip af dilemeli ve çaldığı eşyanın üstüne 5 te bir koyup iade etmeli. Kahine bir koç da bağışlanmak için vermeli. _İçki yasak.
    _Her 7 yılda bir borçluları bağışlatın. Yoksullara yardım edin……..
    _İsraillilerin peygamberi ölünce yine putlara tapmaya başlıyorlar ve tanrı sinirlenip onları tutsak ettiriyor
    _İsrailin rabbi yehova, isralin kocasıdır. rab musaya. Eğer benim dedikleri yaparsanız en üstün ırk olacaksınız dedi. Halk kabul etti. Rab bir bulut içinde geleceğim ve konuşacağım dedi. 3 gün sonra geldi gökgürültüleriyle musayla konuştu. Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın. Çünkü ben, RAB, kıskanç bir Tanrı’yım. Benden nefret edenin babasının işlediği suçun hesabını çocuklarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım. Şabat günü hiçbir iş yapmayacaksınız. Yeri göğü, denizi ve bütün canlıları altı günde yarattım, yedinci gün dinlendim. Bu yüzden Şabat Gününü kutsadım
    _Adem, Şit, Enoş, Kenan, Mahalalel, Yeret, Hanok, Metuşelah, Lemek, Nuh. Nuh’un oğulları: Sam, Ham, Yafet


    _Esenlik zamanı her şey adaletli olacak. Kurtla kuzu bir arada yaşayacak. Aslan ve sığır yan yana duracak. Onları küçük bir çocuk güdecek. İnekle ayı birlikte otlayacak. Aslan sığır gibi saman yiyecek. Sütten kesilmiş çocuk elini engerek yılanı kovuğuna sokacak.
    _Küçük büyük herkes kazanç peşinde, Peygamberler, kâhinler, hepsi halkı aldatıyor. Esenlik yokken, ‘Esenlik, esenlik’ diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler. Yaptıkları iğrençliklerden utandılar mı? Kızarıp bozarmanın ne olduğunu bile bilmiyorlar. Evleri, tarlaları, karıları Başkalarına verilecek, çünkü ülkede yaşayanlara karşı elimi kaldıracağım” diyor RAB.
    _Kötüye iyi, iyiye kötü diyenlerin, karanlığı ışık, ışığı karanlık yerine koyanların, acıya tatlı, tatlıya acı diyenlerin. Kendilerini bilge görenlerin vay haline! Şarap içmekte sınır tanımayanların, rüşvet uğruna kötüyü haklı çıkaranların, haklıların hakkını elinden alanların vay haline! Alev alev yanan ateş, samanı nasıl yiyip bitirirse, onlar da kökten çürüyüp gidecek, çiçekleri toz gibi havaya savrulacak.
    _Yumurtlamadığı yumurtaların üzerinde oturan keklik nasılsa, Haksız servet edinen kişi de öyledir. Yaşamının ortasında serveti onu bırakır,

    _RAB öfkelenmişti.
    Burnundan duman yükseldi. Ağzından kavurucu ateş ve korlar fışkırdı. Kara buluta basarak gökleri yarıp indi. Bir Keruv’a binip uçtu, Rüzgar kanatları takarak hızla geldi. Kara bulutları kendine çardak yaptı. Savurup oklarını düşmanlarını dağıttı, Şimşek çaktırarak onları şaşkına çevirdi. İsrail yoldan çıktı. Onları cezalandıracağım. Yolda pusuya yatmış bir aslan gibi bekleyeceğim, yavruları öldürülmüş bir ayı gibi karşılarına çıkacağım. Yürekerini yırtacağım onların. Babalar çocuklarını, çocuklar da babalarını yiyecekler. Sağ kalanlarınızı her yana dağıtacağım. Kalanları hastalıklarla, kılıçtan geçirilecek; yok edeceğim. Dağları kanla sulayacağım, vadileri nehir gibi kanla dolduracağım. Aranıza büyüden etkilenmeyen engerekler göndereceğim. Sizi sokacaklar.
    RAB dağ doruklarında yürüyecek. Dağlar balmumu gibi eriyecek. Vadiler, yarılacak. Bütün bunlar İsrail halkının günahları yüzünden olacak. Ey israiloğulları, ağıldaki davarlar gibi bir araya getireceğim sizi. Bana itaat ederseniz, davar sürülerinin arasındaki aslan gibi olacaksınız. Herkes karşınızda diz çökecek. Rab kıskanç, kindar ve azapla doludur. Geçtiği yerde kasırgalar kopar, bulutlar onun ayaklarındaki tozdur. Kimse onun öfkesine dayanamaz, denizleri kurutur, kayaları paramparça eder. Kendisine inananlara karşı iyidir.Su gibi kan akıtacağım, insanlar kör gibi dolaşacak, azabım çok şiddetli olacak, sizi balıklar gibi suya atacağım, düşmanlarınız sizi balıkçı gibi okla vuracak kıskançlığımın ateşi bütün dünyayı yiyip bitirecek diyor rab. Ey halk rabbin öfke günü gelmeden itaat edin belki bağışlanırsınız. Bayramlarınızda kurban ettiğiniz hayvanların gübresini yüzünüze saçacağım. Sizi önümden atacağım. İtaatsizlere bütün uluslar saldıracak, itaat edenlere yardım edeceğim, düşmanın atlarını kör edeceğim.__İşte RAB hızla yol alan buluta binmiş Mısır’a geliyor! Mısır putları titriyor. Mısırlılar kadın gibi olacaklar. Yürekleri hoplayacak. RAB diyor ki, “Mısırlılar’ı Mısırlılar’a karşı ayaklandıracağım; Kardeş kardeşe, komşu komşuya, kent kente, karşı savaşacak. RAB’bin öfkesi Ülkeyi ateş gibi sardı. Kötülük dikenli çalıları yiyip bitiren ateş gibidir. Halk ateşe yem olacak, Kardeş kardeşini esirgemeyecek. İnsanlar bulduklarını yiyecekler ama doymayacaklar. Herkes çocuğunun etini yiyecek: Sana zulmedenlere kendi etlerini yedireceğim. Tatlı şarap içmiş gibi kendi kanlarıyla sarhoş olacaklar. Krallar ve prensesler Ayaklarının tozunu yalayacaklar. Samana gebe kalıp anız doğuracaksınız. Soluğunuz sizi yiyip bitiren bir ateş olacak. Halklar yanıp kül olacak, Kesilip yakılan dikenli çalı gibi olacak. Elimi yuvaya sokup kuş yumurtalarını toplar gibi Ulusların varını yoğunu topladım. Terk edilmiş yumurtaları nasıl toplarlarsa, Ben de bütün ülkeleri öyle topladım. Kanat çırpan, ağzını açan, Sesini çıkaran olmadı.
    _Kralları, kâhinleri, peygamberleri, Yeruşalim’de yaşayanların tümünü sarhoş olana dek şarapla dolduracağım’ diyor RAB.
    Onları –babalarla çocukları– birbirlerine çarpacağım. Acımadan, esirgemeden, sevecenlik göstermeden hepsini yok edeceğim’ diyor RAB.” Sonra RAB bana, “Bu halkın iyiliği için yalvarma” dedi, 1Oruç tutsalar bile kabul etmeyeceğim. Tersine, kılıçla, kıtlıkla, salgın hastalıkla yok edeceğim onları.” Onların başına dört tür yıkım getirmeye karar verdim” diyor RAB, “Öldürmek için kılıcı, paralamak için köpekleri, yiyip bitirmek, yok etmek için yırtıcı kuşlarla yabanıl hayvanları salacağım üzerlerine Ölümcül hastalıklardan ölecekler. Onlar için yas tutulmayacak, gömülmeyecekler. Cesetleri toprağın üzerinde gübre gibi kalacak. Çömlekçinin çömleği nasıl kırılıp bir daha onarılamazsa, ben de bu halkı ve bu kenti öyle kıracağım. Böylece kızgınlığım son bulacak.
    _Siyon kızları kibirlidir, burunları bir karış havada, göz kırparak geziyor, ayaklarındaki halhalları şıngırdatarak kırıtıyorlar. Bu yüzden onların başlarında yaralar çıkaracağım, mahrem yerlerini açacağım.” O gün yedi kadın bir erkeği tutup, “Kendi yemeğimizi sağlarız; yeter ki senin adını alalım. Utancımızı gider!” diyecekler.
    _Ey Filistinliler, sizi döven değnek kırıldı diye sevinmeyin. Çünkü yılanın kökünden engerek türeyecek, Onun ürünü uçan yılan olacak. Öfkeyle halkları çiğnedim, Onları gazapla sarhoş ettim, Yere akıttım kanlarını.” Rab adeta bir düşman olup İsrail’i yuttu, Bütün saraylarını yutup surlu kentlerini yıktı, Yahuda kızının feryadını, figanını arşa çıkardı





    _Giriş_
    _Rab, önce yeryüzünü, denizleri, bitkileri, sonra yıldızları, gündüz için güneşi, gece için ayı yarattı. Sonra balıkları ve hayvanları yarattı. En sonda da bütün hayvanlara hükmedecek insanları yarattı ve 7. gün işler bitince dinlendi.
    _İlk insan olan Ademi yarattı. Bütün hayvanların ismini adem koydu. Adem uyurken onun kaburga kemiğinden yardımcı olması için havvayı yarattı. En kurnaz hayvan yılan, yasaklı meyvedan yedirtti. Sonra bahçede yürüyen tanrının sesini duydular ve saklandılar, neden saklanıyorsunuz dedi Rab. Çünkü meyvedan yedik ve çıplak olduğumuzu fark ettik. Rab yılanı lanetledi, karnının üstünde sürünecekti artık. Kadına ise seni doğum yaparken acı çektireceğim dedi. Ademe ise yaşam boyu emeksiz yiyecek yok dedi. Ademin ilk oğlu şit ve aile 1000 er yıl yaşadı.

    _Nuh 500 yıl yaşadıktan sonra Sam, Ham, Yafet adlı oğulları doğdu. Tanrı Nuh’a, “İnsanlığa son vereceğim çünkü onlar yüzünden yeryüzü zorbalıkla doldu. Onlarla birlikte yeryüzünü de yok edeceğim. Kendine gofer ağacından bir gemi yap. İçini dışını ziftle, içeriye kamaralar yap. Gemiyi şöyle yapacaksın: Uzunluğu üç yüz, genişliği elli, yüksekliği otuz arşın olacak. Yeryüzüne tufan göndereceğim. Göklerin altında soluk alan bütün canlıları yok edeceğim. Yeryüzündeki her canlı ölecek. Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin. Sağ kalabilmeleri için her canlı türünden bir erkek, bir dişi olmak üzere birer çifti gemiye al. Çeşit çeşit kuşlar, hayvanlar, sürüngenler sağ kalmak için çifter çifter sana gelecekler. Yanına hem kendin, hem onlar için yenebilecek ne varsa al, ilerde yemek üzere depola. Yeryüzünde tufan koptuğunda Nuh 600 yaşındaydı. Temiz hayvanlardan 7 şer çift, pis hayvanlardan ikişer çift al. Bütün yüksek dağlar su altında kaldı. Yeryüzünde yaşayan bütün canlılar yok oldu; Sular yüz elli gün boyunca yeryüzünü kapladı. Gemi Ararat dağlarına oturdu. Tanrı Nuh’a, “Karın, oğulların ve gelinlerinle birlikte gemiden çık” dedi. Kendinle birlikte bütün canlıları, kuşları, hayvanları, sürüngenleri de çıkar. Üresinler, verimli olsunlar, yeryüzünde çoğalsınlar.”
    _Nuhun 3 oğlu Hititler, Asurlular, babiller vs. uygarlıklarını yarattılar.

    _Avram – İbrahim_
    Rab ibrahime, herkes sünnet edilecek, bu aramızdaki anlaşmadır. Karısı sare İbrahim sünnet olduğunda 99 yaşındaydı. Rab ibrahime, ülkeni terk et seni başka yerde ulus yapacağım. Firavun ibrahimin karısını çok beğendi ve sarayına aldı. İboyu da korudu. Sonra neden karım değil de kardeşim dedin dedi. Kadından boşanıp iboyla karısını gönderdi.
    _Rab, ibrahimi denedi. Oğlun isakı al dağa götür. Ateş odun hazır. İbrahim İsakn boğazını tam kesecekti ki melek geldi. Tanrıdan korktuğunu anladım dei ve bir koç göründü..ibrahim onu kurban etti.
    _Lut ibonun yeğeni. Melekler sodom kentine geldiler ve lut onları eve alıp yemek yedirdi. Rab bu kavmin kötülüğünden dolayı bilgi almak için melekleri göndermişti. Lut kaçtı ve rab sodom kentine kükürt yağdırıp kavmi helak etti. Lut 2 kızıyla mağarada yaşamaya başladı ve sarhoşken iki kızıylada yattı ve kızların çocukları oldu. Soylarını sürdürdüler.
    _Davud İsrail Krallığı'nın üçüncü kralı ve Kudüs kentinin kurucusu.
    _Yakup_Babası İshak, amcası İsmail, büyükbabası İbrahim'dir. Yusuf'un babasıdır. Yakup'a Tanrı tarafından İsrail ismi verilmiştir. Bu nedenle Yakup'un on iki oğlunun soyundan gelenlere "İsrailoğulları" denir.
    _Yusuf_ Rab tarafından rüyaları yorumlama ilmi bahşedilmiştir. Kıskanç ağabeyleri tarafından önce kuyuya atılmış, sonra Mısırlılara köle olarak satılmıştır. Yusuf bir gün bir rüya gördü. Rüyasında kardeşleri ile birlikte tarlada demet bağlıyordu. Birden Yusuf'un demeti ayağa dikildi ve kardeşlerinin demetleri Yusuf'unkinin önünde eğildiler. Yusuf bu rüyayı anlattığında kardeşler ondan daha çok nefret ettiler.Yusuf bir rüya daha gördü. Bu rüyasında Güneş, Ay ve on bir yıldız önünde eğildiler. Bu rüyayı anlattığında babası onu "Ben, annen, kardeşlerin gelip önünde yere mi eğileceğiz yani?" diyerek azarladı. Kardeşleri yusufu kuyuya attı, sonra çıkarıp köle olarak mısırlılara sattılar, elbisesini kana bulayıp vahşi hayvan yedi dediler babasına. Efendisinin eşi yusufa iftira ettı ve hapise düşürdüler. Sonra firavunun rüyası için onu çağırdılar. En bilge kişinin kral olmasını öğütledi. Firavun yusufu hükümdar yaptı. Yusuf mısırda kardeşlerine bol tahıl yiyecek vererek gönderdi ve firavunun davetini söyledi. Kardeşleri babalarına anlattılar. Babası Yakup rüysında mısıra gidin, orada zengin olacaksınız diye gördü. _ Meryemle evlendiğinde Meryem hamileydi ve melek ona söyleyince de utanırmak istemedi. İsa, mensubu olduğu Yahudi toplumunda Yusuf'un oğlu İsa olarak anılırdı.

    _Firavunun düşü: Nil Irmağı’nın kıyısında duruyordu. Irmaktan güzel ve semiz yedi inek çıktı. Otlamaya başladılar. Sonra yedi çirkin ve cılız inek çıktı. Çirkin ve cılız inekler güzel ve semiz yedi ineği yiyince, firavun uyandı. Yine uykuya daldı, bu kez başka bir düş gördü: Bir sapta yedi güzel ve dolgun başak bitti. Sonra, cılız ve doğu rüzgarıyla kavrulmuş yedi başak daha bitti. Cılız başaklar, yedi güzel ve dolgun başağı yuttular. Firavun uyandı, düş gördüğünü anladı. Hiçkimse yorumlayamadı. Yusufu hücreden çıkarttı. Yusuf da 7 yıl bolluk 7 yıl kıtlk olacak dedi.

    _Musa_ Mısırdan kaçış_
    _Yusuf ve kardeşleri öldü ama kavmi büyüdü ve mısırlılar onları angarya işlerde kullandı. İsrailoğullarının çoğalmasını engellemek isteyen firavun, erkek çocukları öldürün emri verdi ama bir adam çocuğa kıyamayıp onu sepetin içine koyup ırmağa bıraktı. Çocuğu mısırlılar buldu ve firavun onu büyüttü. Sonra musa mısırlı birini öldürünce firavun kızdı ve musayı öldürmek istedi. Musa kaçtı ve yardım ettiği bir çobanın kızıyla evlendi. Sonra mısır kıralı öldü. İsrailliler acı içindeydi. Tanrı bu acıyı duydu. Musa sürüyü güderken bir dağda yanan çalı gördü. Rab konuştu. Mısıra git ve kavmini başka ülkelere göç ettir. Benden bahset. Ya inanmazlarsa? Elindeki değneği yere at dedi. Değnek yılan oldu. Tekrar tuttuğunda değnek oldu. 2. elini koynuna soktu bembeyaz sonra yine soktu iyileşti. Firavun ve halk musaya inanmayınca. Rab musaya. Her yer kurbağayla kaplanacak ve size inanacaklar dedi. Her yer ölü kurbağalarla leş gigi koktu ama firavun inanmadı. Harun sopasını yere vurdu ve toz sivrisineğe dönüştü ama firavun yine ikna olmadı. Bu defa da koca at sinekleri salıverdi şehre ama firavun yine ikna olmadı bu defa her yeri çekirge kapladı her şeyi yediler. Rab rüzgarla hepsini nehre döktü. Yine ikna olmadı. Bu defa 3 gün zifiri karanlık yaptı. Yine olmadı. Rab, firavunu inatçı yaptım ki şaşılası işler çoğalsın. Bu defa bütün ilk doğan canlılar ölecek dedi ama yine olmadı. Rab bütün firavun kavminin ilk çocuklarını öldürmeye gelecek. Onun için İsrailliler, birer kurban kesip kanını kapılarınıza sürün ki rab sizi ayırabilsin ve bu sizin kurban bayramınızdır. Sonra firavun İsraillileri kovdu ve İsrailliler hayvanları malları altınları alarak 430 yıl yaşadıkları topraklardan uzaklaştılar. _Mısırdan kurtulmalarının şerefine 7 gün mayasız ekmek yeme bayramı var.
    _Pesah- Hamursuz Bayramı: Mısır’da kölelikten kurtarılan antik İsrailli’lerin göç hikâyesini anar. İlk doğan erkek çocukları için tanrıya keçi kurban edilir.
    Firavun caydı ve İsraillilerin peşine düştü. Kölelerini geri kazanmak istedi. Rab ise denizi ikiye yardırıp musa ve kavmini kurtardı. Firavunu boğdu. İsrailliler acıktı. Neden bizi çıkardın açız dediler. Tanrı ıssız topraklarda bol ekmek verdi. Sonra susadılar. Musa asasını kayaya vurdu ve su fışkırdı. Başka bir kavimle İsrailliler savaştı. Musa elini kaldırınca İsrail, indirince diğer kavim kazanı ama harun ve hur musanın elini sürekli yukardatuttu ve kazandılar. Sonra sina dağında rab musaya. Eğer benim dedikleri yaparsanız en üstün ırk olacaksınız dedi. Halk kabul etti. Rab bir bulut içinde geleceğim ve konuşacağım dedi. 3 gün sonra geldi gökgürültüleriyle musayla konuştu. Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın. Çünkü ben, RAB, kıskanç bir Tanrı’yım. Benden nefret edenin babasının işlediği suçun hesabını çocuklarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım. Şabat günü hiçbir iş yapmayacaksınız. Yeri göğü, denizi ve bütün canlıları altı günde yarattım, yedinci gün dinlendim. Bu yüzden Şabat Gününü kutsadım .
    _Musa sina dağında tanrıyla konuşurken, harun herkesin altınlarını toplayıp eritti ve dökme buzağı biçiminde bir put yaptı. İşte dedi sizin tanrınız budur. RAB Musa’ya, “Bu halkın ne inatçı olduğunu biliyorum” dedi. Musa Tanrısı RAB’be yalvardı: “Ya RAB, niçin kendi halkına karşı öfken alevlensin? Onları Mısır’dan büyük kudretinle, çıkardın. Kulların İbrahim’i, İsrail’i anımsa. Onlara kendi üzerine ant içtin, ‘Soyunuzu gökteki yıldızlar kadar çoğaltacağım. Söz verdiğim bu ülkenin tümünü soyunuza vereceğim. Sonsuza dek onlara miras olacak’ dedin. Böylece RAB halkına yapacağını söylediği kötülükten vazgeçti.
    *_Musa şöyle dedi: “İsrail’in Tanrısı RAB diyor ki, ‘Herkes kılıcını kuşansın. Ordugahta kapı kapı dolaşarak kardeşini, komşusunu, yakınını öldürsün. “Herkes öz oğluna, öz kardeşine düşman kesildiği için bugün RAB sizi kutsadı.” Musa, “Bugün kendinizi RAB’be adamış oldunuz” dedi.
    _RAB Musa’ya, “Buradan git” dedi, “Sen ve Mısır’dan çıkardığın halk İbrahim’e, İshak’a, Yakup’a, orayı senin soyuna vereceğim’ diye ant içtiğim topraklara gidin. Süt ve bal akan ülkeye senden önce bir melek gönderecek, Kenan, Amor, Hitit, Periz, Hiv ve Yevus halklarını oradan kovacağım. Ben sizinle gelmeyeceğim, çünkü inatçı insanlarsınız. Belki sizi yolda yok ederim.”
    _Halk çektiği sıkıntılardan ötürü yakınmaya başladı. RAB bunu duyunca öfkelendi, aralarına ateşini göndererek ordugahın kenarlarını yakıp yok etti. Halk Musa’ya yalvardı ve affetti. İsrailliler firavun zamanını özledi yemek boldu şimdi açız dediler. Rab denizden bir rüzgar estirdi ve her yeri bıldırcın kapladı. Millet birkaç gün boyunca sürekli et yedi.

    _Halk yakınarak, “Çölde ölelim diye mi bizi Mısır’dan çıkardınız?” dediler, “Burada ne ekmek var, ne de su. Bunun üzerine RAB zehirli yılanlar gönderdi. İsrailliler’den birçok kişi öldü. Musa halk için yalvardı. RAB Musa’ya, “Bir yılan yap ve onu bir direğin üzerine koy. Isırılan herkes ona bakınca yaşayacaktır” dedi. Böylece Musa tunç bir yılan yaparak direğin üzerine koydu. Yılan tarafından ısırılan kişiler tunç yılana bakınca yaşadı. Rab onları cezalandırdı ki bir daha bir şeye özenmesinler.
    İsrail halkı bir çok ülkeye göç etti hiç kimse onları istemedi. Bir tanesi onları otları yiyen öküze benzetti. Onları kovmak istedi ama karşınına rab bir melek gönderdi. Melek eşeğini korkuttu. Eşek tarlaya kaçtı. İkincisinde duvara sıkıştı sahibinin ayağını ezdi. sahibi balam eşeği dövdü. Üçüncüde eşeğin altında kaldı eşeği yine dövdü. Rab eşeği konuşturdu: Beni niye dövdün. O da kılıç olsa seni keserdim dedi. Daha sonra melek balama göründü ve secdeye yattı af diledi.
    _Musa öncekiler gibi iki taş levha kesti. RAB’bin buyurduğu gibi sabah erkenden kalktı, taş levhaları yanına alarak Sina Dağı’na çıktı. RAB Musa’nın önünden geçerek, “Ben RAB’bim” dedi, “RAB, acıyan, lütfeden, tez öfkelenmeyen, sevgisi engin ve sadık Tanrı. Binlercesine sevgi gösterir, suçlarını, isyanlarını, günahlarını bağışlarım. Hiçbir suçu cezasız bırakmam. Babaların işlediği suçun hesabını oğullarından, torunlarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım.”
    _Musa 40 gün rabbe konuştu. Onun emirlerini levhalara yazdı. Hiçbir şey yemeden…
    “Siz Tanrınız RAB için kutsal bir halksınız. O güvenilir Tanrı’dır. Kendisinden nefret edenlere üzerlerine yıkım göndererek karşılık verir.
    Tanrı İsraillileri 40 yıl boyunca çölde dolaştırdı, sınadı. Sizi yeryüzündeki cennet ülkeye yerleştirecek. Eğer itaat etmezseniz yok olacaksınız. Tanrı diğer ulusları kötülükleri yüzünden kovuyor ve verimli toprakları sizin için hazırlıyor.
    _Tanrınız RAB mülk edinmek üzere gideceğiniz ülkeye sizi götürdüğünde, önünüzden birçok ulusu –Hititler’i, Girgaşlılar’ı, Amorlular’ı, Kenanlılar’ı, Perizliler’i, Hivliler’i, Yevuslular’ı, sizden daha büyük yedi ulusu kovacak. Tanrınız RAB bu ulusları elinize teslim ettiğinde, onları bozguna uğrattığınızda, tümünü yok etmelisiniz. Onlara acımayacaksınız. Kız alıp vermeyeceksiniz. Onlar sizin başka ilahlara tapmalarına neden olacaklardır.

    _Krallar peygamberler_
    _Samuel peygamber yaşlanınca oğulları kral oldu ama çok kumarbazdılar ve halk şikayet etti. Rab samuele başka birini kral yap dedi ve saul kral oldu
    _Davut, sapanla Filistin kahramanı golyatı yendi ve başını kesti. Saul, davuda kızını verdi. Fakir bir adam önemli bir komutan oldu. Saul davutu öldürecekti ki Davut romaya samuelin yanına kaçtı. Saulun soyuyla davudu soyu kabile savaşları yaptı.
    _Kral davuttan sonra oğlu Süleyman. Sülo firavunun kızıyla evlenerek ittifak yaptı.
    _Sonra İlyas, göklerden kızgın taş yağdırarak peygamberliğini gösrterdi. Kasırgayla göklere alındı.
    İlyas halka doğru ilerleyip, “Eğer RAB Tanrı’ysa, O’nu izleyin; yok eğer Baal Tanrı’ysa, onun ardınca gidin. Ölüyü diriltmiştir.
    _Süleyman istail krallığının 3.kralıdır. Süleyman'ın kral kızlarından yedi yüz karısı ve üç yüz cariyesi vardı. Karıları onu, yolundan saptırdılar. Süleyman tapınağında dua edince tapunağa gökten ateş yağdı ve halk da secdeye yattı. 20 bin sığır 100 bin davar kurban edildi…
    _Ezra- Üzeyir_ İsrailoğulları'ndan 5.000 kişiyi Babil'deki esaretten kurtarıp Kudüs'e getirmiştir (MÖ 459
    _Eyüp, İshak'ın soyundan gelen, hastalık ve sıkıntılara karşı sabır konusunda örnek gösterilen bir peygamberdir.
    Rab şeytanla iddiaya giriyor. Zengin eyübün mallarını yok edeceğini ve tanrıya öfkeleneceğini söylüyor, tanrı eyübe güveniyor. Mallarını mülklerini öldürüyor yakıyor. Sonra eyüp Dedi ki: "Bu dünyaya çıplak geldim, çıplak gideceğim. RAB verdi, RAB aldı, RAB'bin adına övgüler olsun

    _Ölüm cezaları_
    _Zina edenleri ve büyücüleri öldürün. Tacavüzcü öldürülür. Kim birini öldürürse kendisi de öldürülecektir. Adam kaçıran, aileye karşı gelen taşlanarak öldürülecektir. Birinin gözünü çıkarır ya da dişini kırarsanız size de aynı muamele yapılacaktır. Boğasına sahip çıkmayan birin boğası bir insan öldürürse hem boğa hem sahibi taşlanarak öldürülecektir. Adam çukur kazar ve çukura bir hayvan düşerse, bedelini ödeyecek ve ölü hayvan da onun olacaktır. Adam bir öküz çalarsa bir öküze karşılık 5 öküz ödeyecektir. Büyücüleri, tanrıdan başkasına kurban keseni, hayvanlarla cinsel ilişkiye gireni öldüreceksiniz. Şabat günü kim çalışırsa kesinlikle öldürülmelidir

    _Deve, Tavşan, Domuz_
    RAB Musa’yla Harun’a şöyle dedi: Şunların etini yiyebilirsiniz: Çatal ve yarık tırnaklı, geviş getiren hayvanların tümü. Ancak geviş getiren ve çatal tırnaklı olan hayvanlardan etini yememeniz gerekenler şunlardır: Deve, Tavşan, Domuz. Tiksindirici kuşların etini yemeyecek, Kartal, kara akbaba, çaylak, bütün karga türleri, baykuş, martı, dört ayaklı ve kanatlı böceklerin hepsi sizin için iğrençtir. Şunları yiyeceksiniz: Bütün çekirge türleri, cırcırböceği, ağustosböceği.

    _Cinsellik__ Eğer bir adamdan meni akarsa, bedeninin tümünü yıkayacak ve akşama kadar kirli sayılacaktır. Üzerine meni bulaşan her giysi ya da deri eşya yıkanacak, akşama kadar kirli sayılacaktır.
    _Hiçbiriniz cinsel ilişkide bulunmak için yakın akrabasına yaklaşmayacak, üvey kızkardeşlerinden biriyle, evlatlıklarınızla, cinsel ilişki kurmayacaksın. Çünkü onların namusu senin namusundur.

    _Karaçalı hikayesi __Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‘Gel kralımız ol’ dediler. Zeytin ağacı, ‘İlahları ve insanları onurlandırmak için kullanılan yağımı bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?’ diye yanıtladı. Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‘Gel sen kralımız ol’ dediler.“İncir ağacı, ‘Tatlılığımı ve güzel meyvemi bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?’ diye yanıtladı. Sonra ağaçlar asmaya, ‘Gel sen bizim kralımız ol’ dediler. Asma, ‘İlahlarla insanlara zevk veren yeni şarabımı bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?’ dedi. Sonunda ağaçlar karaçalıya, ‘Gel sen kralımız ol’ dediler. Karaçalı, ‘Eğer gerçekten beni kendinize kral meshetmek istiyorsanız, gelin gölgeme sığının’ diye karşılık verdi, ‘Eğer sığınmazsanız, karaçalıdan çıkan ateş Lübnan’ın bütün sedir ağaçlarını yakıp kül edecektir.’





    _Davut oğlu Süleyman’ın özdeyişleri_
    _Akılsızlar ne zamana dek bilgiden nefret edecek?
    _İyilerin peşinden gidin. Hırsızın katilin cahilin peşine takılmayın. Kötülük etmedikçe uyuyamaz onlar.
    _RAB kendisine kurban sunulmasından çok, Doğruluğun ve adaletin yerine getirilmesini ister.
    _Kavgacı kadınla aynı evde oturmaktansa, Damın köşesinde oturmak yeğdir.
    _Saygınlık gümüş ve altından yeğdir.
    _Akılsıza ahmaklığına uygun karşılık ver, Yoksa kendini bilge sanır.
    _Sıkıntılı günde haine güvenmek, Çürük dişe ya da sakat ayağa güvenmek gibidir
    _Düşmanın acıkmışsa doyur, Susamışsa su ver. Bunu yapmakla onu utanca boğarsın
    _Kötünün önünde pes eden doğru kişi, kirlenmiş kuyu gibidir.
    _Kendini ilgilendirmeyen bir kavgaya bulaşan kişi, Yoldan geçen köpeği kulaklarından tutana benzer.
    _Onu bir sürü çekici sözlerle baştan çıkardı. Tatlı diliyle peşinden sürükledi. Kesimevine götürülen öküz gibi izledi onu delikanlı;
    Ceylan gibi ruzağa düştü. Ciğerini bir ok delene kadar; Kapana koşan bir kuş gibi, Bunun yaşamına mal olacağını bilmeden.
    _Sağduyudan yoksun kadının güzelliği, domuzun burnundaki altın halkaya benzer.
    _Kuşların gözü önünde ağ sermek boşunadır. Başkasına pusu kuran kendi kurduğu pusuya düşer.
    _Ey budalalar, budalalığı ne zamana dek seveceksiniz? Alaycılar ne zamana dek alay etmekten zevk alacak?
    _Sağ elinde uzun ömür, Sol elinde zenginlik ve onur vardır.
    _Bilge kişiler onuru miras alacak, Akılsızlara yalnız utanç kalacak.
    _Zina eden kadının bal damlar dudaklarından, Ağzı daha yumuşaktır zeytinyağından. Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir. Ayakları ölüme gider, Adımları ölüler diyarına ulaşır.
    _Kötü kişiyi kendi suçları ele verecek. Günahının kemendi kıskıvrak bağlayacak onu.
    _Ey tembel kişi, git, karıncalara bak, Onların yaşamından bilgelik öğren. Yazın erzaklarını biriktirirler, Yiyeceklerini toplarlar biçim mevsiminde. Ne zamana dek yatacaksın, ey tembel kişi? Ne zaman kalkacaksın uykundan?
    _Doğru kişinin ağzı yaşam pınarıdır, Kötülerse zorbalıklarını sözle gizlerler.
    _Küstahlığın ardından utanç gelir, Ama bilgelik alçakgönüllülerdedir.
    _Zenginliğine güvenen tepetaklak gidecek, Oysa doğrular dalındaki yaprak gibi gelişecek.
    _Mutlu yürek yüzü neşelendirir, Acılı yürek ruhu ezer. Gülen gözler yüreği sevindirir, İyi haber bedeni ferahlatır.
    _Tok insanın canı balı bile çekmez, Aç kişiye en acı şey tatlı gelir.
    _Kana susamışlar dürüst kişiden nefret eder,
    _Hırsızla ortak olanın düşmanı kendisidir,
    _Sülüğün iki kızı vardır, adları ‘Ver, ver’dir. Hiç doymayan üç şey, ‘Yeter’ demeyen dört şey vardır: Ölüler diyarı, kısır rahim, Suya doymayan toprak ve ‘Yeter’ demeyen ateş.
    Kölenin kral olması ve hizmetçinin hanımının yerine geçmesi…
    _İnsanın niyetleri derin bir kuyunun suları gibidir, Akıllı kişi onları açığa çıkarır.
    _Şarabın kızıl rengine, Kadehte ışımasına, Boğazdan aşağı süzülüvermesine bakma. Aklından ahlaksızlıklar geçer. Kendini denizin ortasında sanırsın.
    _Kaya kovuklarında, Uçurum kenarlarında gizlenen güvercinim! Boyunu bosunu göster bana, Sesini duyur; Çünkü sesin tatlı, boyun bosun güzeldir. Ey yavuklum, bal damlar dudaklarından, Bal ve süt var dilinin altında, kokusu geliyor giysilerinden!
    Yeni kırkılıp yıkanmış, Sudan çıkmış koyun sürüsü gibi dişlerin, Hepsinin ikizi var. Yavrusunu yitiren yok aralarında.. Al kurdele gibi dudakların, Ağzın ne güzel! Yanakların Nar parçası sanki. Sanki bir çift geyik yavrusu memelerin. Zambaklar arasında otlayan İkiz ceylan yavrusu. Tepeden tırnağa güzelsin. Hiç kusurun yok. Uyan, ey kuzey rüzgarı, Sen de gel, ey güney rüzgarı! Bahçemde es de güzel kokusu saçılsın. Sevgilim bahçesine gelsin, seçme meyvelerini yesin! Yuvasındaki mücevher sanki. sütun bacakları Saf altın ayaklıklar üzerine kurulmuş. Kimdir bu kadın? Şafak gibi beliren, Ay kadar güzel, Güneş kadar parlak, Sancak açmış bir ordu kadar görkemli._ Hurma ağacına benziyor boyun, Salkım salkım memelerin. “Çıkayım hurma ağacına” dedim, “Tutayım meyveli dallarını.” Üzüm salkımları gibi olsun memelerin, Elma gibi koksun soluğun, Sevgi ölüm kadar güçlü, Tutku ölüler diyarı kadar katıdır. Alev alev yanar, Koş, sevgilim, Mis kokulu dağların üzerinde bir ceylan gibi, Geyik yavrusu gibi ol!

    _Davutoğlu kral Vaizin sözleri:
    _Her şey boş… Rüzgarı kovalamaya kalkışmak gibi! Çok bilgelik çok keder doğurur. Kendi kendime, “Gel, zevki tat. İyi mi, değil mi, gör” dedim. Ama gördüm ki, o da boş. Gözümün dilediği hiçbir şeyi kendimden esirgemedim. Gönlümü hiçbir zevkten alıkoymadım. Yaptığım her işten zevk aldı gönlüm. Bütün emeğimin ödülü bu oldu. Boşluk.
    _Bilge kişinin aklı yas evindedir, Akılsızın aklıysa şenlik evinde.
    _Bilgenin azarını işitmek, Akılsızın türküsünü işitmekten iyidir.
    _Kadın ölümden daha acıdır. kendisi tuzak, yüreği kapan, elleri zincirdir. Erkeği tutsak yapar
    _Bilgelik insanın yüzünü aydınlatır,
    _Bilgelik silahtan iyidir, Ama bir deli çıkar, her şeyi berbat eder.
    _Yolda yürürken bile akılsızın aklı kıttır, Akılsız olduğunu herkese gösterir.
    _Yöneticinin öfkesi sana karşı alevlenirse, Yerinden ayrılma; Çünkü serinkanlılık büyük yanlışları bastırır.
    _Köleleri at sırtında, Önderleri yerde köleler gibi yürürken gördüm.
    _Çukur kazan içine kendi düşer. Duvarda gedik açanı yılan sokar. Yılan büyü yapılmadan önce sokarsa, Büyücünün yararı olmaz.
    _Git, sevinçle ekmeğini ye, neşeyle şarabını iç. Çünkü yaptıkların baştan beri Tanrı’nın hoşuna gitti. Giysilerin hep pak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin. Güneşin altında Tanrı’nın sana verdiği boş ömrün bütün anlamsız günlerini sevdiğin karınla güzel güzel yaşayarak geçir. Çünkü hayattan ve güneşin altında harcadığın emekten payına düşecek olan budur. Çalışmak için eline ne geçerse, var gücünle çalış. Çünkü gitmekte olduğun ölüler diyarında iş, tasarı, bilgi ve bilgelik yoktur.

    _Büyük krallar_
    _Sadık kent nasıl da fahişe oldu! Adaletle doluydu, doğruluğun barınağıydı, şimdiyse katillerle doldu. Yöneticileri hırsızların işbirlikçisi; Hepsi rüşveti seviyor, armağan peşine düşmüş. _Rab der ki: Artık sizi görmek istemiyorum. Ne bana kurban kesin ne ibadet edin çünkü elleriniz kan dolu. Yıkanıp temizlenin, kötülük etmekten vazgeçin. İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin. Rab bütün yardımı kesecek, yöneticileri bilgeleri çekip alacak. Çocukları onlara yönetici atayacak, 5 İnsan insana, komşu komşuya haksızlık edecek. Genç yaşlıya, Sıradan adam onurlu kişiye hayasızca davranacak
    _Sizden çok güçlü Asurlulara saldırın. Korkmayın. Rab sizi bir kartal gibi sizi gökyüzünden koruyacak, zafer sonrası çöl meyve bahçesine dönüşecek.
    _Hz Yaşeya: Rab’bi gördüm. Tahtta oturuyordu. Giysisinin etekleri tapınağı dolduruyordu. Üzerinde Seraflar duruyordu; her birinin altı kanadı vardı; ikisiyle yüzlerini, ikisiyle ayaklarını örtüyor, öbür ikisiyle de uçuyorlardı. _Yeşeya. Bak, savaş arabalarıyla atlılar Çifter çifter geliyor!” Gördüklerimden ötürü belime ağrı saplandı, Doğuran kadının ağrıları gibi ağrılar tuttu beni.
    _O gün Rab usturayla sakalınızı, saçlarınızı, beden kıllarınızı tıraş edecek.
    _Çocuk doğurmayan ey kısır kadın, Sevinç çığlıkları at; Evli kadından daha çok çocuğu olacaktır” diyor RAB.
    _ Engerek, yumurtaları üzerinde kuluçkaya yatıyor, Örümcek ağı dokuyorlar. Onların yumurtalarından yiyen ölür, Kırılan yumurtadan engerek yavrusu çıkar.
    _Daniel_
    _Rüya yorumlayabiliyor. Babilliler israillileri esir aldı ve kendi ilahlarına taptırdı. İsraillilerden en seçkin olanları eğitimlileri seçtirip saraya almak istediler. Onun için şaraplar ve güzel yemekler verdiler. Daniel istemedi. Bana 10 gün sebze ve meyve getirin sonra bakalım içki içen mi sebze yiyen mi sağlıklı görünüyor edi. Dedikler doğruydu. Kralın hizmetine alındı.
    _Babil kralı Nebukadnessar bir düş gördü. Ruhu üzüntüyle sarsıldı. Kahinlere, eğer rüyayı açıklayamazsanız paramparça edileceksiniz, evleriniz çöplüğe dönecek, açıklarsanız ödüllendirileceksiniz ded, Daniel kralın hiç anlatmadığı rüyayı bildi, yorumladı, sen şöyle böyle kudretlisin falan. Kral, danielin önünde secdeye yattı. Senin tanrın kralların da tanrısı dedi ve danieli yüksek görevlere getirdi.
    Sonra nabukadnessar 60 arşın büyüklüğünde altın heykel put dikti ve herkes tapınacak. Kim tapınmazsa kızgın fırına atılacak dedi ama danielin 3 adamı puta tapmadı. Kral onları çağırdı ve 7 kat daha kızdırılmış fırına atın dedi. Fırına atacak adamlar yandı ama bu 3 kişi 4 olarak fırından çıktı. Bir tane de melek. Sonra kral, sizin tanrınıza tapıyorum dedi. Sonra kral bir rüya daha gördü. Büyük bir ağaç ve ardında yabani hayvanlar. Sonra ağaç kuruyor ve hayvanlar kaçıyor. Daniel dedi ki, ağaç sensin kralım. Büyüyorsun sonra krallığın bitiyor ve yabani hayvan gibi dolaşıyorsun ama kötülüğü bırakıp iyilik edersen değişebilir. Kral inlemei ve eşek gibi yaşadı.
    Sonra troun kral oldu ve ders almadan eğlence şarap devam etti. Bir yazı vardı kimse okuyamıyordu. Daniel okudu. Sen de deden gibisin tanrı ülkeni 2ye bölecek ve medler ve Perslere verecek. O gece kral öldürüldü. Yeni kral: Kim benden başkasına taparsa aslan çukuruna atılacaktır yasasını çıkardı. Daniel tanrıya tapıyor diye şikayet ettiler. Kral da danieli aslanlara atıp gitti. Öbür gün ey daniel tanrın seni kurtarabildimi dedi. Daniel de tabi ki tanrım aslanların ağzını bağladı. Bir çizik ile yok dedi. Kral hemen onu çıkarıp iftiracıları aslanlara attı.
    _Danielin düşü: 4 rüzgarın büyük denize saldırdığını gördüm. Denizden dört büyük yaratık çıktı. Birinci yaratık aslana benziyordu, kartal kanatları vardı. Ben bakarken kanatları koparıldı, yaratık yerden kaldırıldı, insan gibi ayakları üzerine durduruldu. Ona bir insan yüreği verildi. İkinci ayıya benziyordu. Sonra parsa benzer yaratık gördüm. Sırtında dört kuş kanadı vardı. Bu yaratığın dört başı vardı ve ona egemenlik verilmişti. Bundan sonraki gece görümlerimde korkunç, ürkütücü, çok güçlü dördüncü bir yaratık gördüm. Büyük demir dişleri vardı; yiyip parçalıyor, artakalanı ayakları altında çiğniyordu. Kendisinden önceki yaratıklara benzemiyordu. On boynuzu vardı.8 “Ben gözümü dikmiş boynuzlara bakarken, onların arasından daha küçük başka bir boynuz çıktı. İlk boynuzlardan üçü onun önünde söküldü. Bu boynuzun insan gözü gibi gözleri, böbürlenen bir ağzı vardı. Yaratık öldürüldü. Diğerleri bir süre daha yaşadı. Sonra insana benzeyen biri geldi ve egemenlik sonsuza kadar onun olacaktı. İlk 3 yaratık kral olacak 4.sü en kötü kral olacak ve hepsini yok edecek.

    _Yaremya_ RAB bana şöyle seslendi: Ana rahminde tanıdım seni. Doğmadan önce seni ayırdım. Uluslara peygamber atadım. Bunun üzerine, “Ah, Egemen RAB, konuşmayı bilmiyorum, çünkü gencim” diye karşı çıktım. RAB, “Gencim’ deme” dedi, Sonra RAB elini uzatıp ağzıma dokundu, “İşte sözlerimi ağzına koydum” dedi, “Bak, ulusların kökünden sökülmesi, yıkılıp yok olması, kurulup dikilmesi için bugün sana yetki verdim.”
    _Geri dön, ey dönek halk” diyor RAB, “Çünkü kocan benim. Birinizi kentten, ikinizi bir boydan alıp Siyon’a geri getireceğim. Size gönlüme göre çobanlar vereceğim; sizi bilgiyle, sağduyuyla güdecekler.
    _Oğullarını, kızlarını ateşte kurban etmek için Ben-Hinnom Vadisi’nde, Tofet’te puta tapılan yerler kurdular. Böyle bir şeyi ne buyurdum ne de aklımdan geçirdim.
    _Tün insanlığın Tanrısı RAB benim. Var mı yapamayacağım bir şey? İsrail halkı beni sürekli öfkelendiriyor, onlara şiddetli azap edeceğim. Kızgınlıkla babile esir ettiğim sizleri tekrar ülkenize geri getireceğim. Babil RAB’bin elinde bir altın kâseydi, Bütün dünyayı sarhoş etti. Uluslar şarabını içtiler, Bu yüzden çıldırdılar. Ansızın düşüp paramparça olacak Babil,
    _Hezekiel_
    _Yehova, Merkava denen bir savaş arabasıyla ilahi bir savaşçı olarak Hezekiel'e yanaşır. Savaş arabası dört canlı yaratık tarafından çekilip her bir yaratıkta dört adet yüz (insan, aslan, öküz ve kartal suratları) ve dört kanat bulunmaktadır. Her "yaratığın" yanında "iç içe girmiş", "yüksek ve korkunç" görünümlü tekerlekler bulunuyordu. Tekerlerkler onların ruhuydu.
    -----Bütün İsrail halkı dik başlı ve inatçıdır. Seni onlar kadar inatçı yapacağım,
    _Atlar kaya üzerinde koşar mı? Kimse denizde öküzle çift sürer mi? Ama siz adaleti zehire, Doğruluk meyvesini pelinotuna çevirdiniz. Karmel Dağı’nın doruklarına gizlenseler, Artlarına düşüp onları yakalayacağım. Gözümün önünden uzağa, denizin dibine girseler, Orada yılana buyruk vereceğim, Onları sokacak. _Ovedyaya_Yüreğindeki gurur seni aldattı. İçinden, ‘Beni kim yere indirebilir?’ diyorsun. 4 Kartal gibi yükselsen de, Yuvanı yıldızlar arasında kursan da, Oradan indireceğim seni” diyor RAB.

    _RAB bana şöyle seslendi: Bir anneden doğma iki kadın vardı. Gençliklerinde Mısır’da fahişelik ettiler. Memeleri orada okşandı, erdenliklerini orada yitirdiler. Büyüğünün adı Ohola, küçüğünün Oholiva’ydı. Benim oldular; oğullar, kızlar doğurdular. Ohola Samiriye’dir, Oholiva da Yeruşalim. Ohola Asurlular’ın en seçkin adamlarına fahişe olarak kendini verdi. Onu oynaşlarının, gönül verdiği Asurlular’ın eline teslim ettim. Çıplaklığını açtılar, oğullarını, kızlarını aldılar, onu kılıçla öldürdüler. Oholiva fahişeliklerini giderek artırdı. Duvara oyulmuş insan resimlerini –bellerine kuşak, başlarına geniş sarık bağlamış kırmızı renkli Kildani resimlerini– gördü. Hepsi kökeni Kildan ülkesine dayanan Babil subaylarına benziyordu. Oholiva görür görmez onlara gönül verdi, Kildan ülkesine ulaklar gönderdi. 17 Bunun üzerine Babilliler onunla yatakta sevişmek üzere geldiler, zina ederek onu kirlettiler. Egemen RAB şöyle diyor: Tiksindiğin oynaşlarını sana karşı kışkırtacağım.

    _Menzumeler
    _Bak, kötüler yaylarını geriyor, Temiz yürekli insanları karanlıkta vurmak için. Yılan gibi dillerini bilerler, Engerek zehiri var dudaklarının altında.
    _Geyik akarsuları nasıl özlerse, Canım da seni öyle özler, ey Tanrı!
    _Var mı Tanrımız RAB gibi, Yoksulu çöplükten çıkarır; Kısır kadını çocuk sahibi mutlu bir anne kılar. Oysa onların putları altın ve gümüşten yapılmış, İnsan elinin eseridir. 5 Ağızları var, konuşmazlar, Gözleri var, görmezler, Onları yapan, onlara güvenen herkes Onlar gibi olacak!

    _Küçük peygamberler_
    _Hoşea_ Tanrı hoşeaya bir fahişeden zina ürünü çocukların olsun. İsrail halkı bana sırt döndü. Onların soyunu kurutup cezalandıracağım dedi.
    _İsrailin rabbi yehova, isralin kocasıdır. Azarlayın annenizi, azarlayın, çünkü o benim karım değil artık. Ben de onun kocası değilim. Yüzünden akan fahişeliği, Koynundan zinaları atsın. Acımayacağım çocuklarına çünkü onlar zina çocuklarıdır. İşte bu yüzden onun yoluna dikenli çit çekeceğim. O zaman, ‘İlk kocama döneyim’ diyecek. O halim daha iyiydi. Onu ders olması için cezalandıracağım
    _Sonra, bana şöyle dedi: “İsrailliler’in başka ilahlara yönelmelerine, üzüm pestillerine gönül vermelerine karşın, RAB onları nasıl seviyorsa, sen de git, o kadını sev, başkasınca sevilmiş, zina etmiş olsa bile.”
    _Büyücüleri cezalandıracağım. Yiyecekler, ama doymayacaklar, Zina edecekler, ama çoğalmayacaklar. Çünkü RAB’bi dinlemekten vazgeçtiler
    _Yunus_ Rab yunusa, git kavmini uyar dedi. Yunus gemiyle kaçtı dinlemedi. Rab de azgın dalgalarla gemiyi vurdu. Herkes kendi tanrısına taparken yunus uyuyordu. Kaptan kalk yalvar belki bizi bağışlar dedi. Kura çektiler. Yunus çıktı ve beni suya atın gemiyi kurtarın dedi. Onu bir balık yuttu. Sonra yunus balığın midesinde tanrıya dua etti af diledi. Balık yunusu karaya kustu ve yunus ninova halkını uyardı
    _Zekeriya_ Bir gün tapınakta buhur yakarken meleklerden biri buhur sunağının sağında durup Zekeriya’ya göründü. Zekeriya onu görünce şaşırdı, korkuya kapıldı. Melek, “Korkma, Zekeriya” dedi, “Duan kabul edildi. Karın Elizabet sana bir oğul doğuracak, adını Yahya koyacaksın. O, Rab’bin gözünde büyük olacak. Hiç şarap ve içki içmeyecek; daha annesinin rahmindeyken Kutsal Ruh’la dolacak. İsrailoğulları’ndan birçoğunu, Tanrıları Rab’be döndürecek ve Rab için hazırlanmış bir halk yetiştirmek üzere, İlyas’ın ruhu ve gücüyle Rab’bin önünden gidecektir.”Zekeriya meleğe, “Bundan nasıl emin olabilirim?” dedi. “Çünkü ben yaşlandım, karımın da yaşı ilerledi.” Melek ona şöyle karşılık verdi: “Ben Tanrı’nın huzurunda duran Cebrail’im. Seninle konuşmak ve bu müjdeyi sana bildirmek için gönderildim. Sözlerime inanmadığın için dilin tutulacak, bunların gerçekleşeceği güne dek konuşamayacaksın.





    _Talmud, Yahudi medeni kanunu, tören kuralları ve efsanelerini kapsayan dinî metinlerdir. Sözlü Tevrat daha sonraları Mişna ismiyle yazılı hale getirilmiştir. Mişna temel olarak Musevi Ceza hukuku olarak tanımlanabilir daha sonraları Hahamlarca Mişna'nın daha derinlemesine açıklamaları yapılmış ve buna Gemara adı verilmiştir
    _Tevrat/Torah- yasa_ tevrat'ın ilk beş kitabı (musa'nın kitapları da denir) .(Yahudi kutsal kitabı olan Tanah'ın üç kısmının (Torah, Nevim ve Ketuvim) birincisidir.
    _Muazzez İlmiye Çığ'ın görüşleri şöyledir: "İsrail bilginleri Babil kitaplıklarından aktarmışlar. MÖ 5. yüzyılda da Babil kralı Nebukadnezar Filistin'i alınca oradaki Yahudilerin en bilginlerini alıp Babil'e götürüyor. Onlar orada boş durmuyorlar, Sümer bilginlerinin aktardıkları bilgilerden yararlanıyorlar. Bilginler Babil'den döndükten sonra Tevrat yazılmaya başlanıyor.
  • Başlangıç noktamız tam bir bilmece. Vücudumuz, yüzlerce farklı türde hücreden oluşmuştur. Dokularımıza ve organları­ mıza kendine özgü biçimlerini ve işlevlerini kazandıran da bu hücre çeşitliliğidir. Kemiklerimizi, sinirlerimizi, b ağırsak larım ıb ağırsak larım ı zı vb. oluşturan hücrelerin görünümü ve işleyişi birbirinden tamamen farklıdır. Bu farklılıklara rağmen, v ü c u d u mu z d a hücreler aslında büyük bir benzerlik de taşır: Hepsinde de tıpa­ tıp aynı DNA bulunur. Eğer vücudumuzun, dokularımızın ve organlarımızın yapılış bilgisi DNA’da saklıysa, o zaman nasıl oluyor da kas, sinir ve kemik hücreleri kadar birbirinden farklı hücrelerdeki DNA hep aynı? Cevap, her bir hücrede hangi DNA parçalarının (genlerin) devreye girdiğinde yatıyor. Bir deri hücresi, bir sinir hücresin­ den farklıdır; çünkü deri hücresinde etkin olan genlerle sinir hücresinde etkin olan genler farklıdır. Bir gen devreye sokuldu­ ğu, yani 'açıldığı’ zaman o hücrenin neye benzeyeceği ve ne yapacağında etkili olacak bir protein oluşturur. Dolayısıyla, gözdeki bir hücrenin, elin kemiklerindeki bir hücreden farklı olmasım sağlayan şeyin ne olduğunu anlayabilmek için önce, her bir hücredeki ve dokudaki gen etkinliğini kontrol eden genetik açma-kapama düğmeleri, yani genetik anahtarlar hak­ kında bilgi sahibi olmamız gerekir. İşte, önemli gerçek: Genetik anahtarlar, parçalarımızın yerli yerine monte edilmesine yarar. Başlangıçta, vücudumuzun ya­ pımı için gerekli bütün DNA’yı barındıran tek bir hücreden iba­ retiz. Vücudun bütününün planı, mikroskobik büyüklükteki bu tek hücrenin içinde saklı talimatlara uyulmasıyla yavaş yavaş ortaya çıkar. Her şeyi içinde barındıran bu yumurta hücresin­ den yola çıkıp, her şeyi yerli yerinde trilyonlarca özelleşmiş hücresiyle tam bir insana varmak için bütün gen kümelerinin, gelişim evrelerinin tam olarak doğru bir noktasında devreye sokulması ya da devreden çıkarılması gerekecektir. Tıpkı bir konçertonun çok sayıda enstrümandan çıkan tek tek notaların biraraya gelip oluşması gibi vücudumuz da, gelişim sırasında her bir hücrede açılıp kapatılan genlerin bir bileşiminden olu­şur.
  • "En küçük parçacıktan en büyüğüne, bir kum tanesinden güneşe, en ilkel canlı hücreden insana kadar, bütün doğa sonsuz bir varoluş ve yokoluş süreci, kesintisiz bir akış, sürekli bir hareket ve değişme içerisindedir."
    (F. Engels; Doğanın Diyalektigi)
  • _Hayat fahişedir, bu yüzden zevk almaya bakın.
    _İki yürek arasındaki en kısa yol kamıştır.
    _Ateizm için şehit olalım.
    _Düşünün, henüz yasaklanmadı çünkü.
    _Onun hatalarının kurbanı olmak istiyorum.
    _Ahmakların batıl inançlarını reddeden mantıklı insan onların düşmanı haline gelir.
    _Bir kadının kalbine giden yol işkenceden geçer. Ondan daha kesinini bilmiyorum. Acısız seks, lezzetsiz bir yemek gibidir. Hazza ulaşmanın yolu sadece acıdan geçer. Farklılık ve çeşitlilik şehvetin en güçlü iki aracıdır. Seks acı ve hazzın mükemmel bir birlikteliği olmalıdır. Bu simetri olmazsa, seks zevkten alışkanlığa dönüşür.
    _Hedefim, insanları sürünün parçaları haline getiren, uyuşturan, güdükleştiren tüm inançları, kurumları birer birer çökertmektir.
    _Bu dünyada babana bile güvenmeyeceksin. Sizin tanrınız oğlunu çarmıha gerdiyse; kim bilir bana ne yapar.
    _İnsan soyunun tamamen ortadan kalkmasının peşisıra gezegenlerin hareket etmeye devam ettikleri görülünce, her şeyin kendisi için yaratıldığına inanan insanın ahmakça kibri epey kafa karışıklığı yaratacaktır.
    _İnsan zihninin sınırlarının ve kavrayışının ötesindeki herhangi bir şey illüzyon ya da abesle iştigaldir çünkü tanrınız ya birincisidir ya da diğeridir. İlkinde ona inanmak için deli olmalıyım, ikincide de budala.
    _Diktatörlüklerde doğum oranlarının yükselmesi desteklenir çünkü tiranlar köleleri arttıkça zenginleşirler ama cumhuriyette nüfus artışı hata olarak görüldüğünden dengede tutulur çünkü kaliteli bireyler amaçlanır. _Nüfus, yaşam imkanlarını aştığında toplum çürür.
    _Değişmeyen evrensel doğruluk diye bir şey yoktur. Burada yasaya aykırı olan 500 fersah ötede tamamen yasaldır.
    _Öldüğümüzde ölürüz. Dahası yok. İnsan gövdesi çürüyen bitkisel bir madde yığınından başka bir şey değildir. Solucanlar için ziyafet.
    _Erdem bir kuruntudur.
    _En büyük hazlar üstesinden gelinen tiksinçliklerden doğar.
    _İlkelerinizin, sizi sınırlarınızın ötesine geçmeniz için aklınızı çelmesine izin vermeyin.
    _Bir adam Sevdiğinde, sevgilisini kınayabileceği bir şey duyduğunda ya da gördüğünde, ne kulaklarına ne de gözlerine inanmalı, yalnızca kalbini dinlemelidir."
    _Yazıyı hayatını kazanmanın bir yolu olarak düşünmemelisin. Eğer düşünürsen, eserin sefaletinin kokusunu taşıyacaktır. Güçsüzlüğünle boyanacak ve açlığın kadar zayıf olacaktır. İlgilenebileceğin başka zanaatler var: kundura yap, kitap değil.
    _Doğa'dan daha bencil hiçbir şey olamaz; o halde biz de bencil olup onun kurallarına uyacağız. Bir suçlu yarattığı için Doğa'yı suçlamamalı; o kerndi görüşlerine, tasarılarına ve ihtiyaçlarına göre davrandı: buna boyun eğilmeli.

    _Düşünme tarzımın onaylanmaz olduğunu söylüyorsunuz. Eh! Çok da umrumdaydı! Başkaları için bir düşünce tarzı benimseyen çok daha delidir bence! Benim tarzım, düşüncelerimin meyvesidir; varoluşumdan, yapımdan kaynaklanır. Onu değiştirmek benim elimde değil; elimde olsaydı da yapmazdım. Ya beni öldür ya da olduğum gibi kabullen zira değiştirilirsem lanetlenirim.__ Kimsenin görmediği kadar ahlaksız bir hayal gücüyle, buyurgan, huysuz, öfkeli, her şeyde aşırı, bağnazlığa varacak derecede tanrıtanımaz, az ve öz olarak buyum, ve beni tekrar öldürün ya da olduğum gibi kabullenin çünkü değişmeyeceğim.
    _Benim bahtsızlığım boyun eğmeyi asla bilmeyen ve asla da boyun eğmeyecek sağlam bir ruhu gökten almış olmaktır diye yazar Vincenne kalesinden.
    _Ben bir kuledeyim. Üzerime on dokuz demir kapı kapanıyor. Gün ışığı her biri yirmi kadar demir parmaklıklı iki küçük pencereden içeri giriyor. Günde yaklaşık on on iki dakika o da bana yemek getiren biriyle birlikte oluyorum. Geri kalan zamanı tek başıma ve ağlayarak geçiriyorum.

    _Devlete zararlı olan, bireylerin fikirleri ve ahlaksızlığı değil, daha ziyade kamuya mal olmuş kişilerin davranışlarıdır.
    _Tüm anlaşmalar içinde insan türünün kendi yozlaşması için icat ettiği en tiksindirici olanı evlilik anlaşmasıdır.
    _Günahkarlık, daima hazzın gerçek çekim alanıdır.
    _Dürüst kişilerin narin utancı, suçluların nefret dolu sarhoşluğundan çok farklı.
    _Kötülüğün verdiği hazdan mahrum kaldığımızda, en azından, hiçbir zaman iyilik yapmamamızın verdiği yakıcı şeytanlıkla dengeleyelim. Başkalarının dertlerinden bana ne! Bende yeterince dert varken başkalarınkine neden üzüleyim!
    _Duyarlılığımızın ateşi hazlarımızdan başka bir şeyi yakmasın!
    _Hayal gücünün hazları ne kadar da enfestir! Bu enfes anlarda bütün dünya bizimdir; hiçbir varlık bize direnemez, dünyayı yerle bir ederiz, yok ettiklerimizi ürettiğimiz yeni nesnelerle tekrar kurarız. Her suç aracı bizimdir, hepsini kullanırız, dehşeti yüze katlarız.
    _Mutsuzluklarıma benim düşünce tarzım değil diğerlerinin düşünme tarzı neden oldu.
    _Garip zevkleri olanlar için üzülmelisiniz ama asla onları aşağılamamalısımz. Onların hatası Doğa'nın da hatasıdır; dünyaya bizimkilere benzemeyen eğilimlerle gelmiş olmaktan, çarpık bacaklı ya da güzel vücutlu gelmiş olmaktan tutulabileceklerinden daha fazla sorumlu tutulamazlar.
    _Verimli bir topraktan sökülüp kuru ve bereketsiz bir toprağa dikilen ağaca ne olur? Bütün entelektüel düşünceler Doğa'nın fizyolojik işleyişine öyle yakından bağlıdır ki tarımla yapılacak karşılaştırmalar bizi ahlak konularında hiçbir zaman yanılgıya düşürmez.
    _Mutluluk sadece heyecanlandıran şeydedir ve heyecanlandıran tek şey de günahtır.
    _Bu küçük çamur yığınının yüzeyine bir anlığına fırlatılmış sefil yaratıklar. Neyin iyi neyin kötü olduğunu ilan etmek size mi düştü?
    _Bu hazin dünyaya fırlatılmış İnsan denen zavallı kimse, ancak beğenilerinin ve fantezilerinin kapsamını genişleterek, her şeyi hazza feda
    ederek, hayatın dikenleri arasından birkaç gül toplayabilir.
    _Ahmakların suç olarak adlandırdığı şeylere gün boyunca yeterince bulaştıktan sonra yediğim yemek daima en lezzetlisi, uyuduğum uyku daima en huzurlusudur.
    _Hayata vah¬şi, yabani bir yerden tutunuyorum; benim ruh halime ve ka¬fa yapıma en uygun gelen durum dünyadan el etek çekmek oluyor.
    _İnsanın iki yerde doğası orta çıkar: Yatakta ve savaşta.
    _Suçluyu koruyup ve masumu öldürerek siz zaten hasta bir toplumu iyileştirmeye çalışıyorsunuz.
    _Rüyalar, hak ettikleri gerçek yeri yeterince bulamamış örtülü dürtülerdir.
    _Şehveti dizginleme çabası doğaya küfür etmektir.
    _Utanç, kendisinden kurtulmanın ne kadar mükemmel olacağını bilmen gereken eskimiş bir erdemdir.
    _Seni unuttum sanıyorsun değil mi, insan kalbini bi yerde bırakıp devam edebilir mi?
    _O beni herhalde sevmiş! Oysa ben onu her halde sevmiştim..
    _Bazı insan ruhlarının denize kıyısı var cidden. Onlarla konuşunca sanki, bacakları denize nazır uzatıp huzur buluyorsun.

    _Bastırmak zorunda kaldığı arzularla tutuşan, cehennem ıstıraplarından daha kötülerinin içinde ailesinin hoşuna gitmeyi uman, mutsuzlukla geçirdiği gençliğinin ardından, olgunluk çağını da onlara kurban edecek, hiç istemeden, seveceği hiçbir neden bulamadığı ya da nefret edebileceği birçok nedene sahip olduğu bir kocayla evlenerek hayatını onların hain hırslarına feda edecek on beş yaşında bir genç kızdan daha tuhaf bir şey var mı?
    _Erdemli oldukları söylenen kadınlara aldanma. Onlar aşağılık olan tutkuları önemserler. Bu tutkular hırstır, kibirdir, kişisel çıkarlardır, çoğu zaman da onlara hiçbir biçimde yol göstermeyen bir yaradılışın soğukluğudur. Bu tür varlıklara saygı göstermeli miyiz? Kendilerini sevmekten fazlasını becerebilmişler mi? Kendilerini tutkular yerine bencilliklerine kurban ettikleri için mi daha iyiler, daha akıllılar? Bence, sadece tutkularını dinleyenler daha haklıdır, diğerlerinden daha değerlidir, zira bu ses Doğa'nın biricik uzvuyken, öteki aptallığın ve önyargının sesidir
    _Yığınla insan var. Şehvet onları belaya iteklediğinde edepsizlik yapmayan yığınla insan; ateş bu insanların bedenlerinin dışına çıkar, sakin ruhları huzurla fazilet yoluna girer ve böylelikle nifaktan günaha, günahtan da pişmanlığa giden hayatlarıyla dünyada canlandırdıkları rollerinin ne olduğunu anlatamayacakları biçimde günlerini geçirirler. Bu gibi kişiler, kesinlikle zavallıdırlar: ebediyen serseri, mütemadiyen kararsız, bütün hayatları her sabah önceki gece yaptıklarından iğrenmekle geçmiş. Bir anda dönüştükleri 'suçta erdemli, erdemde suçlu' türde, tadına vardıkları hazlardan tövbe edeceklerini bilerek, hazları titreyerek alırlar.
    _Erdemin güzel hazlarını reddedenler veya karşı çıkanlar, bunu sadece diğerlerini kendileri kadar suçlu ve mutsuz yapmanın zalimce zevkinden ve kıskançlıktan yaparlar, emin olun. Kördürler ve herkesin de kör olmasını isterler, yanılmışlardır ve herkesin de yanılmasını
    isterler; ama kalplerinin derinliklerini görebilirseniz sadece keder ve pişmanlık bulursunuz; bütün bu suç havarileri sadece kötü ve çaresiz insanlardır; aralarında zehirli sözcüklerine veya tehlikeli yazılarına sadece tutkularının yön vermediğini dürüstçe söyleyecek samimi bir insan bulamazsınız. Ve doğrusu, kim soğukkanlılıkla ahlakın temellerinin risk alınmadan sarsılabileceğini söyleyebilir? Kim iyilik yapmanın
    ve iyiyi arzulamanın insanoğlunun temel amacı olmadığını savunabilir? Ve sadece kötülük yapan bir insan, en güçlü kaygısının iyiliğin çoğalması olan bir toplumda mutlu olmayı nasıl ümit edebilir?
    _Mutluluk, hayal gucunun ürünü olan bir soyutlamadır. Bir duygulanım biçimidir ve tamamıyla bakma ve hissetme yöntemimize bağlıdır. İhtiyaçlarımızın karşılanması dışında insanların tamamını mutlu eden başka bir şey yoktur.
    _Doğa'nın isteklerine kendini bırakma tutumu tutsak bir halkın gözünde suç olsa da, özgür bir halkın gözünde asla suç değildir.
    _Felsefenin kutsal ateşinin ruhumuzu bir anlığına aydınlatmasına izin verelim; kişisel nefretleri, intikam duygularını, savaşları, kısacası, cinayete sebep olan sonu gelmeyen nedenleri karşımıza çıkaran şey Doğa'nın sesinden başka ne olabilir? Bu, ölüm kusan eylemler konusunda bizi yüreklendirdiğine göre, Doğa'nın bunlara ihtiyacı var demektir.
    _Vahşilik, kötülük olmanın çok ötesinde, Doğa'nın içimize kattığı ilk duygudur. Çocuk akıl çağına gelmeden oyuncağını kırar, annesinin memesini ısırır, kuşunu boğazlar; daha önce de söylediğim gibi, Doğa'nın kanunlarının bizden çok daha net olarak görülebildiği hayvanlara vahşilik işlenmiştir; vahşet duygusu, Doğa'ya uygarlıktan daha yakın olan yabaniler arasında daha yaygındır; o halde vahşiliği acımasızlığın bir sonucu olarak görmek saçmadır.
    _Doğa'nın güdüleri, insanın başka bir insanı öldürmesinin kaynağıdır; bunu o öğütler ve diğerini yok eden insan, Doğa'nın gözünde veba veya açlıkla aynıdır, hepsi onun tarafından gönderilmiştir. Doğa, işlemesi için gereken temel materyalleri elde etmek için yok etmek adına tüm yollara başvurur.
    _Evrensel bir ahlak yasası yoktur. Dünyada tamamen suçlu ya da tamamen erdemli sayılabilecek hiçbir eylem yoktur. Her şey alışkanlıklarımıza ve içinde yaşadığımız iklime bağlıdır; genelde burada suç olan şey buradan yüzlerce fersah ötede erdemdir; bizim içinse diğer yarım kürenin eylemleri suçtur. Kutsanmamış hiçbir dehşet olmadığı gibi tahrip edilmemiş hiçbir erdem de yoktur. Bir eylemin övgüye ya da yergiye layık olup olmadığına yalnızca coğrafya karar verdiğinde, gülünç ya da uçarı duygulara pek önem vermeyiz, tersine, kendimizi bu duyguların üzerinde görürüz, bize haz verdiği için hor görülen hareketlerimiz karşısında başkalarının küçümsemesini çekinmeden kabul ederız.
    _Hayatının en mutlu zamanlarını iyi değerlendir: bu zamanlar öyle kısa ki! Bu günleri iyi değerlendirerek yeteri kadar mutlu olursak, nefis anılar yaşlılığımızda bizi teselli etmeyi ve eğlendirmeyi sürdürür. Bunları kaybedersek? Can yakıcı pişmanlıklar, vicdan azapları bizi yakar ve ölüme yaklaştıkça yaşlılığın ıstıraplarıyla birleşip gözyaşları ve acıyla bizi çevreler.
    _Hırsızlığı ele alalım. Zenginliğin daha eşit dağılımını yaratan bir davranışı yanlış olarak değerlendirebilir miyiz? Hırsızlık ekonomik dengeyi destekler. Sadece fakir zenginden çalar, böylece ekonomik dengesizlik düzelir.
    _Yaşam için omurilik sıvısı neyse şehvet de diğer tutkular için odur; tümünü canlı tutar, tümüne kendisinde bulunan ihtiras, gaddarlık, tamahkarlık, intikam gücü verir.
    _İyilikseverlik ruhun gerçek bir erdemi olmaktan öte kibrin kusurudur; asla iyi bir şey yapma derdinde değildir, tek derdi gösterişle yardım eli uzatmaktır; kişi, bağışlanan sadakanın reklamı adamakıllı yapılmazsa epey öfkelenir.
    _Özgür bir varlık asla mülk edinilemez; tek başına bir kadına sahip olmak kölelerin mülkleştirilmesi kadar zalimcedir; bütün insanlar özgür doğar, hepsi eşit haklara sahiptir: bir cinsin diğerine tekelci biçimde sahip çıkma hakkı kesinlikle meşru bir hak olarak görülemez.
    _Kalp yanılır, zira o, zihnin yanlış hesaplamalarının dışavurumundan başka bir şey değildir; ben kalp nedir bilmem, bana göre o, zihnin zayıf tarafıdır.
    _Ahmakların insanilik dedikleri, egoizm ve korkudan doğan zayıflıktan başka bir şey değildir; sadece zayıf insanları köleleştiren bu asılsız erdem karakterleri metanet, cesaret ve felsefe ile yoğrulmuş kişilere yabancıdır.

    _Ölüm, bir biçim değişikliğinden ötekine, bir varlıktan diğerine geçmekten ve Pisagor'un "ruh göçü" olarak adlandırdığı şeyden ötesi değildir._ Doğmadan önce, biçimsiz maddenin ayırt edilemez bir parçasından başka bir şey değildin. Ölümden sonra, öylece, bu bulanık hale geri döneceksin. Yeni varlıkların şekil verileceği hammadde haline geleceksin. Bu doğal süreçte acı olacak mı? Hayır! Haz? Hayır! Şimdi, bunda korkacak bir şey var mı? Kesinlikle hayır! Ve hala insanlar ahirette acıdan korunma umuduyla dünyada hazzı lanetliyorlar. Budalalar ölümden sonra acı ve hazzın varolamayacağını kavrayamıyorlar: kozmik anonimliğin hissizlik durumu var: bu nedenle, hayatın kuralı 'keyfine bakmak' olmalıdır!
    _İnsan nedir ve insanla bitkiler arasındaki, insanla hayvanlar arasındaki fark nedir? Elbette hiç fark yoktur. Onlar gibi rastlantı sonucu dünyaya yerleştirilmiş, onlar gibi doğmuş, üremiş, çoğalmış ve azalmış, onlar gibi yaşlanmış ve Doğa'nın organik yapıları nedeniyle
    her hayvan türüne uygun gördüğü yaşam süresinin sonunda hiçlikte kaybolmuştur.
    _Ölmek, düşünmeyi, hissetmeyi, zevk almayı, acı çekmeyi bırakmaktır: ölümü sakin bir gözle görmeye kendine alıştır, huzurunun düşmanlarının sana aşılamaya çalıştıkları sahte korkulara karşı kendini teskin et.

    _Dinler diktatörlüğün beşikleridir. Tüm zamanlarda, diktatörlükle din arasında bir bağlantı vardır. Bunlardan birisine zarar verirseniz diğerini de baltalarsınız. Bu basit gerekçe nedeniyle birincisi yasaları daima ikincinin hizmetine verir.
    _ Eseri tanımlamaktansa işçiyi anlamam için daha fazla çaba sarfetmem gerekmez mi? Başlı başına kanıta ihtiyaç duyan şeyleri kanıt olarak kabul etmemi sağlıklı bir mantıkla benden nasıl bekleyebilirsin? _ Anlamadığım bir şey yüzünden
    daha az anlayacağım bir şeyi kabul etmemi benden nasıl isteyebilirsiniz?
    _Din: Kişiyi Yaratıcı'sına bağlayan ve varoluşu için bu ulu sahibe duyduğu minnetini ibadet yoluyla kanıtlamaya mecbur tutan antlaşmaya din diyorsunuz, değil mi?
    _İnançlarınız bu kadar hassas mı ki benimki onların karşısında duramıyor? Tanrı'nız bu kadar boş mu ki Şeytanımın varlığı yetersizliğini ortaya çıkarıyor?
    _Saçma ve boş varlık, tek başına adın, dünya yüzünde olabilecek herhangi bir siyasal savaştan daha çok kan akmasına neden oldu. İnsanların çılgın umut ve gülünç korkularının kazayla ortaya çıkmana neden olduğu hiçliğe geri dön. Senin hakkında konuşmayı düşünen ilk embesili boğazlasalardı dünya hangi suçlardan bağışlanacaktı?
    _İnsan varoluşunun Doğa'nın karşı konulmaz düzeninden başka hiçbir şeye borçlu olmadığı, dünya üzerindeki varlığının dünyanın varlığı kadar geçmişe dayandığı ispat edilmişse, insan da meşe gibi, aslan gibi, bu dünyanın derinlerinde bulunan mineraller gibi, dünyanın varlığının nihai ürünüyse, varlığını kimseye borçlu değildir.
    _Uygarlığınızı tamamlarken nedenler değişti ama geleneklerinizi sürdürdünüz: insan kanma susamış tanrılara kurbanlar vermediniz ama bilgece olduğunu sandığınız kanunlarda önceden gelen alışkanlıklarınızı tatmin etmek için, aslında vazgeçemediğiniz o korkunç uygulamalarınızı koruma arzusuyla adalet maskesini takarak sahte gerekçeler buldunuz.
    _Dini kıyımlar ve savaşlar nedeniyle 50 milyondan fazla kişinin hayatlarını kaybettiği tahmin ediliyor. Aralarında basit bir kuşun kanı kadar değeri olan bir kişi yok muydu?
    _Asya'nın bilinmeyen bir köşesinde isteklerini bildirmek, en ikiyüzlü ve en batıl inançlı insanları mürit, en alçak, en gülünç ve en düzenbaz işçileri temsilci olarak seçmek, mesajı öyle bir karıştırmak ki anlaşılmasını imkansız kılmak, mesajı sadece küçük bir grup insana öğretip kalan herkesi karanlığa terk etmek ve karanlıkta kaldıkları için de onları cezalandırmak . . . Hayır, hayır, hayır, bunun gibi gaddarlıklar bizim kılavuzumuz olamaz. Bunlara inanmaktansa bin kez ölmeyi yeğlerim. Ateizm şehitler istediğinde, onları seçelim ve kanım akmaya hazır.
    _Tanrı kendisine tapalım diye bizi yarattı, bizse ömrümüzü onunla alay ederek geçiriyoruz!
    _Tüm dinlerin iki nedeni cehalet ve korkudur.
    _Hakim olmama izin vermediği bir tercihin sonucunda beni cezalandırıyor. Beni sırf cezalandırmanın zevkine varabilmek için yaratmış gibi gözüküyor

    _Tanrı nedir? Bilinmezi(Varoluşu) başka bir bilinmezle(Tanrı) açıklamayı bir cevap sayanların ortak noktası. İnsanoğlunun ortak aptallığı. Sefalet içinde yaşayan insanları en kolay mutlu etmenin yolu, bu sayede haklarını aramamalarını sağlayan muhteşem bir panzehir! Devletlerin halk üzerinde egemen olmak için kullandığı, halkı en çok sömüren bir hırsız. -Bunlar kendi kendine mi oluştu, aklınız yok mu?" diye hönkürürken "Tanrı kendi kendine mi oluştu?" sorusunu soramayanların veya da hiçbir kanıtı olmadığı halde dünya üzerinde milyonlarca can alan, milyonlarca beyni uyuşturan kocaman hayali bir katil. İnsanın zavallılığının bir göstergesi, sığınacak bir liman mı yoksa cehaletten doğan bir cevap mı? Bilemiyorum. Belki de hepsi. Nedir tanrı? İnanmak için hiçbir sebep bulamadığım, zaman zaman bilimin en büyük düşmanı, zaman zaman insanlar arasındaki ayrışmaya en büyük sebebiyet veren ak sakallı bir dede. Dokunmanın, hakkında konuşmanın en büyük tabu olduğu, insan canından bile kutsal kabul edilen görünmez bir hayalet. Birkaç bin yıl önce mağaralarda birileriyle konuştuğu söylenen fakat gerçekte kimsenin hakkında bir şey bilmediği.
    _İnsan ateist doğar, bütün bu olgular ona daha sonradan zorla kabul ettirilir. İnsanlar öğretilerine sonsuz bir güven içinde olsaydı, din ve tanrı denilen olgu 4-5 yaşlarında akledemeyen bir çocuğa dayatılmak yerine, 15 16 yaşlarında düşünebilen yarı çocuğa kavratılsaydı nüfusun büyük çoğunluğu bütün bunları zaten saçma bulurdu.








    Tanrıya Karşı Söylev,
    _Hortlak, iğrenç hayalet, tiksindirici kabus… Doğduğun karanlıklara geri dön…
    _Yahudilerin yasalarına hayran olan sizler onları kendi yasalarına riayet ediyorlar diye neden öldürtüyorsunuz?
    _İlk bilinmezi açıklayamazken ikinci bir bilinmeze neden ihtiyaç duyuyorsun? Başlı başına kanıta ihtiyaç duyan şeyleri kanıt olarak kabul etmemi sağlıklı bir mantıkla benden nasıl bekleyebilirsin? Eseri tanımlamaktansa işçiyi anlamam için daha fazla çaba sarf etmem gerekmez mi? Anlamadığım bir şey yüzünden daha az anlayacağım bir şeyi kabul etmemi benden nasıl isteyebilirsiniz?
    _Tanrı kuruntudur. Tanrıya inanmak için insanın aklını yitirmesi gerekir ya da aptalın teki. İğrenç hortlak
    _Ödüllendirilmemi ya da cezalandırılmamı niçin isliyorsun?
    _Bütün düzenbazlar mucize gösterdi ve bütün salaklar da onlara inandı
    _Tiyatroda, pandomimanın kostümleri farklı olsa da soytarı hep aynı soytarıdır. Bu ortak tavır bütün insanların eşit aptallığından ve zaaflarının evrenselliğinden başka neyi kanıtlamaktadır?
    _Hiçbir davranış doğayı gücendirmez.
    _Sizin bayağı Tanrınız kötü bir fizikçi.
    _Ateizm için şehit olalım. Gözlerim açılır açılmaz bu kaba saba hayallerden nefret ettim ve kendime onları ayaklar altında çiğneyecek bir yasa yaptım. Asla vazgeçmeyeceğime yemin ettim
    _Bu kitabı Tanrının yazdırdığını söylesem o zaman bana bu Tanrı nın küstah bir cahil olduğu cevabını vermez misiniz? Musanın bunu Ürdün dışındaki çölde yazdığını söylüyor desem yine aynı cehalet görülmez mi?
    _Balinanın karnında üç gün kapalı kalan sizin Yunusla balinanın karaciğerini pişirip yeme fikri aklına gelen Herkülün hikayesinden bariz biçim de kopya edilmemiş mi?
    _Hoşea. Tanrı ona açıkça bir fahişe almasını ve orospu çocukları doğurtmasını emrediyor. Zavallı adam da ona itaat ediyor.
    _Evren bir sonuç değil nedendir. Asla bir eser değildir, yaratılmamıştır. O daima bizim gördüğümüz şeydir. Varlığı zorunludur, kendi nedenidir. Özünün hareket etmek ve üretmek olduğu açıkça görülen doğa gözümüzün önünde yaptığı gibi işlevlerini yerine getirmek için kendinden daha meçhul görünmez bir devindiriciye ihtiyaç duymaz. Eylem tarzlarının çeşitliliği tek başına maddenin çeşitliliğini oluşturmaktadır. Bizler varlıkları bizim organlarımıza ilettikleri etki ya da hareketlerin farklılıklarıyla ayırt ediyoruz.
    _Din adamlarının hepsi de asla gerçek olmayan, değirmenleri dev sanan Don Kişotlara benzemiyor mu?

    _Hayal mahsulü ve işe yaramaz varlık. Adın bile yeryüzünde hiçbir politik savaşın döktüremeyeceği kadar kan akıttı. İnsanlar çılgınca umutları ve gülünç korkularıyla ne yazık ki seni hiçlikten çıkartmaya cüret ettiler. Keşke geri girsen. Senden söz etmeyi aklından geçirmiş ilk sersem boğazlansaydı. Yeryüzünde ne çok cinayet engellenirdi.
    _Hortlak, Varsan göster kendini. Benim gibi zavallı bir yaratık sana hakaret etmeye cüret etti. Sana meydan okudu. Seni hiçe saydı. Çık karşıma. İyi kalpli Musa ya göründüğün söylendiği gibi alev alev yanan çalılık halinde değil, senin oğlun olduğunu söyleyen beş para etmez cüzzamlıya göründüğün dağın tepesinden de değil. Yıldızın yakınından görün madem. Şanın, şöhretin buna bağlı. Bunu yapmaya cüret et ya da bütün zeki insanların senin iktidarını reddetmesine şaşma.
    _Ey Sen Dünyada Mevcut Her Şeyi Yarattığı Söylenen Hakkında En Ufak Bir Fikrim Olmayan Sen. Ancak Lafta Tanıdığım Ve Her Gün Yanılan İnsanların Bana Söyledikleri Kadar Bildiğim Sen. Tanrı Denen Acayip Ve Hayal Mahsulü Varlık. Kesinlikle Gerçekten Ve Herkesin Önünde İlan Ediyorum Ki. Sana En Ufak Bir İnancım Yok. Ve Bunun Da Nedeni Gayet Mükemmel Dünyadaki Hiçbir Şeyin Akla Yatkınlığına Kanıt Olmadığı. Saçma Bir Varoluşa Beni İkna Edecek Hiçbir Şey Bulamıyorum.
    _Defol git tiksindirici kabus. Doğduğun karanlıklara geri dön. Bir daha gelip de insanların belleğini kirletme. Senin lanetli adın artık küfürle anılsın. Gelecekte seni yeryüzüne yeniden yerleştirmek isteyen kalleş düzenbaz sonsuza dek azap çeksin. Özellikle yüz bin lira gelirli besili rahiplerin yüreklerinin keyiften oynamasına yol açma. Seni arzulayanlardan niçin gizleniyorsun ki? Onları ürkütmekten mi çekiniyorsun yoksa. Ah canavar nasıl da layıksın bu intikama. Kudretini acımasızlıkla mi göstermek zorundasın iğrenç hayalet.
    _Yanlışın ve fanatizmin kör ettiği zayıf ve saçma faniler tepesi tıraşlı rahiplerin batıl inancının sizi gömdüğü tehlikeli yanılsamalardan vazgeçin. Onların size bir Tanrı sunmalarındaki müthiş çıkarı bu tür yalanların sizin mallarınız ve ruhlarınız üzerinde onlara sağladığı itibarı düşünün. Yüreğinizde bir ibadet ihtiyacı duyuyorsanız tutkularınızın somut nesnelerine yönelin. Gerçek bir şey sizi en azından bu doğal saygı içinde tatmin edecektir. Ama tanrıya yönelik iki üç saatlik sofuluğun ardından ne hissediyorsunuz. Düşlere ve gölgelere tapınış olsaydınız da duyularınız aynı durumda olurdu. Din adamlarının hepsi de asla gerçek olmayan, değirmenleri dev sanan Don Kişot lara benzemiyor mu?
    _Tanrınızı Hıristiyan dininin dogmaları aracılığıyla mı inceleyeceğim? Tutarsız ve barbar bir varlıktan başka ne görmekteyim ki?
    _Tanrının emirleri ile doğa yasaları birbirine karşıttır. Tanrının adil olması gereken istençleri ile doğa yasalarındaki adaletsizlikler asla bir arada olamaz. Tanrının sürekli olarak iyiliği istemesi gerekir. Doğa ise kendi yasalarına hizmet eden kötülüğün karşılığı olarak iyiliği arzulamakladır. Doğanın sürekli hareket halinde olması gerekir.
    _Tanrı nasıl oluyor da her şeyi o yaratabilmişken, keyfince bir insan yaratamamıştır? Tanrı sonsuz önsezisiyle ortaya çıkacak sonucu gayet iyi biliyordu.
    _Bu aşağılık Tanrıdan daha güçlü bir varlık olan Şeytan kendi hükümranlığını daima koruyarak yaratıcısına her zaman meydan okuyabilir. Ezeli Varlıkın kendine ayırdığı sürüyü baştan çıkararak sefahate sürüklemeyi daima başarır.
    _Her ulus kendi geleneklerine bilgi ve ortamına uygun olarak bu varlıkları yarattı. Bir süre sonra yeryüzünde ne kadar halk varsa o kadar din ortaya çıktı. Eger doğa sürekli hareket halindeyse tek kelimeyle motor neye yarar?
    _Soğukkanlı biri ise kinci olamaz ama siz yine de Tanrınızın intikam aldığını ileri sürüyorsunuz. Bu berbat şey ancak sersemlerin ya da aklını kaçırmışların kıt zekasında var olabilir.

    _İsa, Yahudi bir fahişenin bağrında, bir domuz ahırında dünyaya geldiği duyurulur. İşte ona atfedilen saygın soy sop. Ciğeri beş para etmez tek oğulun hangi ilişki sonucu edindiğini bilmiyorum. Çünkü insanın düzüşmesi gibi. Tanrısının da düzüşmüş olmasını istemiştir. Bu dalavereci suyu şaraba döndürür. Arkadaşlarından biri ölü numarası yapar bizim sahtekar da onu diriltir. İki ya da üç arkadaşının önünde öyle bir hokkabazlık gösterisi düzenler. Kendisine inanmayan herkesi coşkuyla lanetleyen bu kerata sözünü dinleyecek olan herkese de cenneti vaat eder. Kendini çarmıha gerdirtir ama kendisini izleyecek it kopuğu garantilemiştir. Muhafızları sarhoş ederler. Ceset kaldırılır salaklar kadınlar çocuklar ellerinden geldiğince Mucize diye ağlaşırlar. Bu yavan bayağı romana inanacak bir yığın bön bulunur. Dinin tarihi budur.
    _ Bir kaltakla bir askerden dünyanın sözü bile edilmeye değmez bir yöresinde doğan cüzamlı bir Yahudi kimdir ki dünyayı yarattığı söylenen kişinin organıymış gibi geçinmeye cüret edebiliyor.
    _ Bir rahibin yani yalana ve suça bulanmış itin tekinin arzusu üzerine gördüğümüz her şeyin yaratıcısı olan bu büyük Tanrı her sabah bir parça hamurun içine on on iki milyon kez inmek için küçülecek müminler tarafından sindirilip bir süre sonra onların bağırsaklarının dibinde en iğrenç dışkı halini alacaktır ve bunun da nedeni bu canavarca dinsizliği bir meyhane yemeğinde uyduran bu sevgi dolu iğrenç evladı memnun etmektir. Ekmek benim etim olacaktır onu böyle yiyeceksiniz ama ben Tanrıyım. O halde Tanrı sizin tarafınızdan yenmiş olacaktır dolayısıyla göğün ve yerin yaratıcısı boka dönüşmüş olacaktır.

    _Ölüm döşeğindeki adam, Papaza: Benim tek vicdan azabım doğanın bana kendisine hizmet edeyim diye vermiş olduğu yetileri vasat kullanmış olmamla ilgilidir. Zaman zaman ona direndiğimi itiraf etmeliyim. -Papaz: Yaratıcı, evrenin efendisidir. Her şeyi yaratan odur. -Adam: İlk güçlüğü açıklayamazken ikinci bir güçlüğe neden ihtiyaç duyuyorsun? Senin tanrına atfettiğin şeyi doğanın yapması mümkünken niçin doğaya bir efendi arıyorsun ki? Fizik bilgini yetkinleştirirsen doğayı daha iyi anlarsın aklını arındır önyargılarını yok et o zaman tanrına ihtiyacın olmayacak. -Papaz: Kör birine ışık tutulamaz. -Adam: En fazla kör olan kişi kesinlikle gözünü bağlayandır yoksa çözen değil. Sen uyduruyorsun, ben basitleştiriyorum. İkimizden hangisi kör? Kavramak inancın ilk besinidir. Anlamanın hiç etkili olmadığı yerde inanç ölüdür. Tanrın kuruntudur. Ona inanmam için ya deli olmam gerekir ya da aptalın teki. Ben sana minnet yerine yalnızca kin borçluyum. Senin tanrın, tutkularına hizmet etsin diye senin imal ettiğin bir makine ve onu keyfince hareket ettiriyorsun ama benim tutkularımı rahatsız ettiğinde onu alt etmek bana iyi geliyor. Benim zayıf ruhumun sükunete ve felsefeye ihtiyaç duyduğu an safsatalarınla gelip korkutmaya çalışma bunlar ikna etmiyor, ürkütüyor ruhumu, yatıştırmıyor, öfkelendiriyor. Ateş verildiğinde barutun tutuşması zorunlu değil mi? Evet. Peki bunda ne gibi bir bilgelik buluyorsun? Hiç. Demek ki bilgelik olmadan zorunlu olan şeyler vardır. Hiçbir bilgece ve akla yatkın neden yönlendirmeden her şey neyse o olabilir senin gördüğün şey olabilir. Tanrın gibi doğadışı nedenler varsaymak zorunda kalmadan doğal nedenleri olabilir. Bütün düzenbazlar mucize gösterdi ve bütün salaklar da onlara inandı. Bir mucizenin hakikatine beni ikna edebilmek için sizin mucize dediğiniz olayın doğa yasalarına mutlak anlamda zıt olduğuna emin olmam gerekir çünkü mucize olarak görülebilecek tek şey doğadışı olandır. Senin İsan Tuvanalı Apollonius un yaptığından daha eksantrik bir şey yapmadı ama yine de kimse çıkıp Apollonius u bir tanrı olarak görmedi. Tanrının var olduğu doğru olsaydı hükümdarlığını inşa etmek için mucizelere şehitlere ve kehanetlere hiç ihtiyaç duyar mıydı insan kalbi onun eseriyse kendi yasasının tapınağı olarak bu kalbi seçmez miydi? Hepsi de onu tek bir biçimde severdi. Hiçlik beni asla ürkütmedi. Ondan daha teselli edici ve basit bir şey görmüyorum. Bütün diğer sistemler kibrin eseri yalnızca o aklın. Ödüllendirilmemi ya da cezalandırılmamı niçin isliyorsun? Beni cezalandırmanın zevkini tatmak için beni yaratmak istemiş olabilir mi? Üstelik de bunu ha kim olmama izin vermediği bir tercihin sonucu olarak yapabilir mi?
    _İnsanın bütün ahlakı yalnızca şu ifadede kayıtlıdır: Kendin ne kadar mutlu olmak istiyorsan, başkalarını da o kadar mutlu kıl ve bizim maruz kalmak istemediğimiz kötülüğü onlara yapma. İşte uymamız gereken tek ilke budur. Bu ilkeleri tatmak ve kabul etmek için ne dine ne tanrıya ihtiyaç vardır yalnızca iyi bir kalp yeterlidir. Bütün bu din dehşetinin adı bile yeryüzünde tüm diğer felaketlerden ve savaşlardan daha fazla kan döktürdü. Öteki dünya fikrinden vazgeç yok öyle bir şey ama bu dünyada mutlu olmaktan ve mutlu etmekten vazgeçme. İşte doğanın yaşamını iki misline çıkarman ya da geliştirmen için sana sunduğu tek tarz bu.

    _İncile Dair_
    _Karışık_Doğanın bütün üretimleri onu esir eden yasaların sonuçlandırıcı etkileriyse eğer doğanın daimi etki ve tepkisi özü için gerekli olan hareketi varsayıyorsa bir efendi benimsemekte çıkarları olanların bu doğaya temelsizce atfettikleri egemen efendiye ne gerek var?
    _Sekiz kişiden oluşan Nuh un ailesi bütün bu yaratıkları nasıl besleyip bakabilmiştir? Ey Yahudilerin kudretli Tanrısı bütün bu hayvanlar arasında senin kadar kıt zekalı bir teki bile yoktu.
    _Tanrı nın karısı Medyenli olan Musaya yirmi dört bin erkeği öldürmesini çünkü içlerinden biri bir Medyenliyle yatmıştı. emrettiğini gördüğünüzde ilahi hakkaniyet hakkında ne düşünüyorsunuz.
    _Sam son genellikle ancak ormanlarda yaşayan üç yüz tilkinin kuyruğuna meşaleler bağlayarak Filistinlilerin ekinlerini nasıl ateşe verebildi? Bir eşek çenesiyle bin Filistinliyi nasıl öldürdü?
    _Hezekiel, bir genelev inşa ettiniz. Kamusal alanlarda fahişelik yaptınız eşek organına sahip olanlarla ve atlar gibi boşalanlarla yatmayı ateşli bir şekilde arzuladınız dediğinde beni hayretler içinde bırakıyor.









    _Önsöz_
    _Moda Ateizm, bencil, konfotmist bir tutumdur. Gerçek Ateizm ise şiddetli bir fetihtir ve tarihsel olaydan ayrı değildir ve bu insanı afallatan şeyle yüzleşmek körelmeye karşı en iyi reçetedir. _Ateist düşüncenin tarihine keyfi bir son atfetmek burjuva ilerlemeciliğinin bir tuzağıdır.
    _Ateizm aristokrattır diyordu Robespierre. Bunu derken elbette Marki yi düşünüyordu. Yüce Varlık bayramında Robespierrein yaktırdığı ateizm heykelinin küllerinden tanrıça Akıl doğuyordu. O dönemin Fransasının yüzde 80 köylülerden oluştuğu unutulursa ne bu sözler ne de Yüce Varlık politikası anlaşılır.
    _Sade, doğruluktan şaşmaz ve alt edilemez. Sadenın sisteminde ateizm bir dürüstlük teminatıdır. Tavizsizdir ve dönemin sosyetik deizminin [yaradancılık] yapmacıklıklarından uzaktır. _Markiyi münzevi bir Prometheus olarak karanlıkçılığa karşı kahraman olarak sunmak aslında entelektüel bir namussuzluk olur ve döneminin felsefesini kavramamak anlamına gelir. _Kendi iyi niyetinden sürekli kendisi şüpheye düşmüştür. _O hücreden ziyade kendi döneminin içine kapanmış biridir. Onun romanesk evreni tıpkı yaşamı gibi kapalı ve hapistir.
    _1789 Bastillde hapis olan Sade, Parisi altüst eden karışıklıkları karısından öğrenir. Bulunduğu kalenin tepesinden mahkumlar boğazlanıyor diye haykırır ve kalabalığı meydanı ele geçirmeye ve gelip kendisini kurtarmaya çağırır. Bastillein son yöneticisi De Launay dik başlı bu mahkumu Devlet bakanı de VilledeuiTe yazdığı dilekçede Sadeı hiçbir şeyin alt edemeyeceği biri olarak tarif ederek aldığı bu önlemi haklı gösterir. Bu koşullarda Sade ve Robespierre kendi kısır alternatifleri içinde tükenmişlerdir. Sadeye göre ahlaka karşı ateizm, Robespierre göre ateizme karşı ahlak. Biri -Sade-ilk günahla şekillenmiştir doğal kötülüğe inanır diğeri -Robespierre-doğal iyiliğe inanır. Hazza indirgenemeyen bir modern mutluluk anlayışı her ikisinde de eksiktir. Her ikisi de inancın sona ermesinin bir ahlaka imkan tanıdığını ve bunun da inşa edilmesi gerektiğini göstermeye çabalayan Baylenin programatik kaygısının berisinde kalmıştır.
    _Spinoza paylaşıldıkça artan iyiliklerden daha önce söz etmişti. Mutluluk bu iyiliklerin yani cumhuriyetin yayılmasını ve üretici güçlerin yeterli gelişimini gerektirir. _Marxın bilimsel sosyalizminden önce politik karşı çıkışın kendiliğinden ifade biçimi ütopyadır
    _Justine ve Juliette Devrim in Yetimleri. uliette altüst oluşu hayal eder Justine kardeşliği. Ama iki kız kardeş doruk noktasına varmış soyutlamalardır.
    _Maximilien Robespierre (1758, 1794) Jakoben. Fransız devlet adamı, hukukçu ve Fransız Devrimi'nin önde gelen isimlerinden. idam edildi.
  • Zerreden kürreye, habbeden kubbeye, atomdan galaksiye, hücreden insana, cinden meleğe kadar görünen ve görünmeyen varlıkların yaratıcısı olan Allah'ın yaratıcılığını inkâr, nankörlüğün varabileceği son sınır olsa gerektir.
  • Tüm doğa, en küçüğünden en büyüğüne dek, küçük bir kum tanesinden güneşe, canlı en ilkel hücreden insana dek, sürekli bir varoluş ve yok oluş, sürekli bir akış, sonsuz bir hareket ve değişme içindedir.

    (Doğanın Diyalektiği)