Pınar Polat

Pınar Polat
@Edramavi
Murakami'nin "Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında" kitabını ve bir dizi dedektif romanı çevirdikten sonra uzun bir ara verdim. Okuyucu olarak devam ediyorum.
Çevirmen
İngiliz Dili ve Edebiyatı
32 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Zoraki kitap
5/10
·128 syf.··
2020 8. kitabı
Bu kitabı annemin kitaplığında buldum ve Zweig'dan sonra biraz matrak bir şeyler okuyayım dedim. Canan Tan'ın Türkiye'nin ilk ve tek kadın mizah yazarı olduğu yazıyordu arka kapakta. Lakin kitapta pek güldürücü sahneler geçmiyor. Anlattığı karakterler şöyle: Kocasının eline bakan ev kadını, yeni yetme köşeyazarı, Amerika'da ilk kez Çin yemeği yiyen kadın, tren yolculuğu yapan iş kadını vs. Herhangi biri oturup hayatından kareleri kaleme dökse ortaya çıkan hikayeler pek farklı olmazdı. Sonlara doğru iyice raydan çıkıyor olay. 1 yıllık astroloji falı başlığı ile birdenbire burçlarla karşılaşıyorsunuz. İyi de hangi yıl bu? Sonra da mutluluğun 9 sırrı üzerine yayınlanan makaleden alıntı yaparak onları yorumluyor. Yani bu kitap değil, zoraki bir derleme. Kitabı yarım bırakacaktım, çok ince diye bitirdim. Diğer kitapları daha iyi sanırım... Bu yayınevinin tavsiyesiyle derlenen bir kitap bence... Hani bir yazar ünlü olmaya başlayınca "şunu da yaz, bunu da basalım" derler ya, öyle. Benden 5 puan. Önermiyorum.
1000Kitap
Türkiye Benimle Gurur Duyuyor!Canan Tan · Doğan Kitap · 2016142 okunma
Anlatı türünü sevememek
6/10
·128 syf.··
2020 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2020 20:47
Bu karamsar, iki kelimesinden biri ölüm ve intihara varan bu kitabı sevmenin tek bir yolu var: Anlatı türünü seviyor olmak. Eğer yarı biyografi seviyor ve bilinç akışı yönteminden hazzediyorsanız, kitapta olay örgüsü ve kurgunun yokluğuna takılmayan bir okuyucu iseniz, bu kitaba 10 puan verirdiniz. Fakat ben o okuyuculardan değilmişim. Balkanlar ve Avrupa'da otostop yaparak seyahat eden Tezer Özlü, konakladığı otellerde günlük yazıyormuş gibi notlar almış ve bunları daha sonra derleyerek kitap haline getirmiş. Çevirisini yaptığı kitapların yazarlarının peşine düştüğü bu serüvende sıkça karamsarlığa, yalnızlığa kapılıyor; çocukluğunun elma bahçelerine, samanlık manzaralarına gidip tekrar otel odasına dönüyor. Aralarda Svevo, Kafka ve Pavese adları geçiyor ve bu yazarları bu kadar tekrarlaması okuyucu olarak insanın dikkatini çekiyor. Hiç duymadığım Svevo ve Pavese ne yazmış acaba? İçimden bir his, onların da anlatı türünde eserler çıkardıklarını söylüyor. Kitabın diline gelince, edebi dilden hoşlanır mısınız? Peki daha önce hiç duymadığınız Türkçe kelimelerden? "Susku" gibi mesela. Birkaç örnek cümle de vereyim: "Temmuz güneşi altında meyilli üzüm bağlarında, toprağın üzerinde, onun genç ve hiç sevişmemiş gövdesi ile benim bedenimin hiçbir ortak yanı yok." "Süm ile ben, bu ana, öleceği ana bakamadık. Kaçtığımız ve onun ölüm anını Achim'e bıraktığımızı gördüm düşümde." Ayrıca yazarın "örnekleri uzatmak" şeklinde tanımlayabileceğim bir üslubu var. Sıkça şu tür cümlelerle karşılaşıyorsunuz: "Çevremin yalnız cansız olgulardan, duvar, yatak, koltuk, televizyon, radyo, resim, bardak, musluk, lavabo, küvet, perde, balkon, sandalye, gökyüzü, bacalar, çatılar, uzantılar, özlemler, anılar, beklentiler ya da şarkılardan oluşmaması için, yatakta yatan ve soluyan biri var." Yani
Edebiyat
Yaşamın Ucuna YolculukTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202114,7bin okunma
10/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
Kitabı okuyalı en az beş yıl olmuştur fakat biri kitap tavsiyesi istediğinde önerdiğim üç-beş kitaptan biridir. Dimağımda güzel bir tat bıraktı. Aromaları tek tek hatırlamıyorum ama okuyucuyu pişman etmez bence.
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,9bin okunma
Karakter Analizi ve Taşlar
10/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2020 10:42
Kitabı 24 saatten az bir sürede bitirmiş olabilirim. Dolayısıyla kitabı okumaya dair aklında soru işaretleri olanlar gönül rahatlığıyla başlayabilirler. Kitabın kısa ve basit bir dille yazılmış olması, tek anlatıcı kullanılması, sayfalar geçtikçe aralarda yeni gizemlerle merak uyandırması gibi unsurlar kitabı hızlıca "yutmama" sebep oldu. Bundan sonrası kitabın içinden bilgi içeriyor. Kitabı bitirince "vay canına, ne aşk ama" dedim, kadına üzüldüm, adamın suçu olmasa da onun yüzeyselliğine bozuldum. Klasik bir okuyucu gibi davrandım. Ertesi sabah, yani şu an ise farklı bir bakış açısı edindiğimi fark ettim ve bu biraz garip gelebilir. İnsanın, uzaktan gördüğü, karakterine dair pek bir fikri olmadığı birine kapılmasını anlıyorum. İlerleyen hayatında onu aklından çıkaramamasını ve saplantılı, platonik şekilde aşık kalmaya devam etmesini de belki anlayabilirim. Ama bütün ömrünü bu tanımadığı, tanımaya yaklaştığı anlarda da hayal kırıklığına uğradığı adama feda etmesi müthiş sağlıksız bir ruh haline işaret ediyor. Kitapta da bunun açıklamasını yapıyor aslında: ölmeden önce alkolik olan, ilgisiz bir baba; kocasının ölümünden sonra yasa bürünen, zayıf, mesafeli bir anne. Okulda alaycı, zorba arkadaşlar. Hayatında hiç rol model bulunmayan 13 yaşındaki bir kızın tutunduğu heyecan ise karşı daireye taşınan adam oluyor. Hikaye 3-5 senelik bir gönül kırıklığı ile sonlansa tamam, lakin öyle olmuyor ve hayatını mahveden bu durumu "hastalıklı" buldum. Hikayenin akıcılığının sebeplerinden biri ise karakterlerdeki aşırılıklar. Mektubu yazan kızımız, kendisini defalarca tanımayan, hiç bir tutku sergilemeyen zampara bir yazarın tek işaretiyle ona koşacak halde iken, söz konusu "kadın düşkünü" yazarımız ise hem güzel -defalarca evlenme teklifi almış-, hem donanımlı olan-binlerce
İlişkiler
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,9bin okunma
Hikayenin sonu
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2006 1. kitabı
·
2193 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2006 00:00
Bu benim çevirdiğim ilk kitap ve 2007 yılında basıldığından beri yorumlara sadece birkaç kez bakmıştım. O da bilindik kitap satış sitelerindeki yorumlardı. Bu nedenle burada yapılan alıntıları görmek beni hem şaşırttı hem sevindirdi. Ufak tefek yanlışlıklar var tabii çeviride, Doğan Kitap'a 3 kez düzeltme yolladım ama bana dönmediler. Hikayenin bir dizi soru işareti ile noktalanması çoğu okuyucuyu hayal kırıklığına uğratmış görünüyor. Öyle ki, kitap sonunun belirsizliğiyle tanımlanır hale gelmiş. Bu nedenle bu ucu açık sona kendi yorumumu katmak istiyorum. Belki ikinci bir bakış açısı iyi gelir. Spoiler - - - - Hajime'nin yaşadığı şey, yani Şimamoto'nun yağmur yağdığında bara gelmesi, takside İzumi'yi görmesi, Şimamoto ile yaptığı araba yolculuğu ve hatta son geceki sevişme sahnesi, muhtemelen hepsi ana karakterimizin beyninde olup bitti. Ya da beyninde başladı ve bedenine sirayet etti diyebiliriz. Bir tür orta yaş krizi geçiren Hacime'nin duygu dünyasında gerçekle hayallerin bazen yer değiştirdiğini söyleyebiliriz. Bu senaryoyu dikkate aldığımızda da hikayede birtakım açıklar var, yine de benim aklıma en çok yatan bu oldu.
Sınırın Güneyinde Güneşin BatısındaHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20245,5bin okunma