Dino Buzzati Evet. Ne diyebilirim ki... Aylar sonrasında beni inceleme yazdıracak kadar harekete geçirebildiğine göre gerçekten çok iyi bir kitap olduğu aşikar zaten. Bir kitaptan beklentiniz nedir? Size, kendinizi buldurması mı? Hayatı anlatması mı? Dünyayı tanıtması mı? Zaman kavramını açıklaması mı? Tanıdığınız diğer insanları, yakınlarınızı, düşmanlarınızı, dostlarınızı tanıtması mı? Sadece okurken size keyif vermesi mi? Dilinin sade ve etkileyici olması mı? Bana göre bu kitap bir kitaptan ne arıyorsanız hepsini ölçülü ve tam tadında bir biçimde sunuyor. Beklenti ve umut etmek. Kitabın hikayesinde en çok verilen kavram bunlar. Ancak bunları bekleyen kişi; kitabın baş karakteri mi yoksa okuyucu mu? Çünkü sizde her sayfayı çevirdiğinizde kitapta neler olacak diye bekliyor, sabırsızlanıyorsunuz. Şunu diyebiliyorum kesinlikle. Bugüne kadar okuduğum kitaplar içerisinde, yaşanılan hayata; en yakın, en benzer hissettiğim kitap oldu kendisi. Çok güzeldi, hayran kaldım. Yazarın diğer kitaplarını da okumak isterim tabi ki...
John Steinbeck John Steinbeck'ten okuduğum 3. kitap. Şunu anladım Steinbeck her ne anlatırsa anlatsın; isterse çok saçma konular seçip, en berbat hikayeleri okuyucuya sunsun o kitap yine akıcı olur, yine sayfaların nasıl geçtiğini anlamayız. Çünkü öyle bir yazım tekniği var ki okuyorsunuz sayfaya bakıyorsunuz bir ara ve ben buraya ne ara geldim diyorsunuz. Ayrıca okuduğum diğer kitaplarına da bakarak söylüyorum, yarattığı her karakterde bir çocukluk seziyorum; sanki tüm kitaplarındaki karakterlerin içinde bir çocuk olduğunu göstermeye çalışıyor ve başarıyor da bunu, karakterlerin yaşı hikayede büyük olsa bile. Steinbeck ve William Golding'in birbirinden etkilenmediğini biliyorum ancak bir noktada anlatım şekilleri benziyor aslında; tuhaf bir bilinmezlik, bir mistik yön var ikisinin anlatımında da. Bu kitaba ayrıca gelecek olursam, Amerikalıların diyalog şeklini çok iyi yansıtıyor bu kitap. Kitaptaki doktor karakteri bence Steinbeck'in kendisi olabilir, ben öyle düşünüyorum. Aslında kitap benden 8 puan alacaktı, ancak sonlara doğru biraz sıkmaya ve bu hikaye ne zaman güzelce sonlanacak demeye başlattı. Haklıymışım bu sorgulayışımda, hikaye; güzel, bitmesi gereken şekilde bitmiyor. Bitiyor bitmesine de sanki yarım kalmış, asıl amaca ulaşılmamış gibi hissettiriyor. O yüzden puanı 6'ya düşürdüm. Onun dışında anlatımı ve dili hakkında söylenecek söz yok, kusursuz.
Mihail Bulgakov Bulgakov'dan okuduğum ikinci kitap. Yazacak pek bir şey bulamıyorum. Pek beğenemedim. Şeytani'deki o mizahı ve absürtlüğü bulamadım; belki anlatmak istediği şeyler daha fazla ve anlamlı, belki yazım tekniği Şeytani'ye göre daha iyi ancak sonuç olarak sevemedim. 1920'lerin Rusya'sına, bilim perspektifinden bakılarak atıflarda, göndermelerde ve eleştirilerde bulunulmuş. Kesinlikle bunun yanında bilim de eleştirilmiş. Bazı araştırmaların kötü sonuçlar doğurabileceğini ve tadında bırakılması gerektiğini ortaya koyuyor. Ayrıca askerlerin insanları katletmesi yine en büyük katilin ve en tehlikeli canlının insan olduğunun apaçık delili olarak yazar tarafından anlaştırılmış. Güzel mesajları vardı.
Mihail Bulgakov İlk sayfalarını okurken önemli bir hikayenin başlangıcını okuyorum sanırım diye karmaşıklığını çözüp anlamaya çalıştım. Sayfalar ilerledikçe anladım ki ortada karmaşıklık çözecek bir durum yokmuş. Zaten olay buymuş, absürtlükmüş. Daha sonra ise Dostoyevski ve Gogol esintilerini görüp, yazar sanırım aşırı örnek almış diyerek kızdım biraz. Oysa sadece bir örnek alma değil çok daha ileri seviyesiymiş yazarın yaptığı. Absürtlüğü farklı bir noktaya taşımış. Mizah seviyesi çok iyi olan ve fantastik olaylar barındıran bir kitap. Okurken defalarca güldüm. Çekmeceden sekreter çıkması mı dersiniz, guguklu kuşun kel kafaya dönüşmesi mi dersiniz, rüyada koca bir bilardo topunun saldırısı mı dersiniz. Absürtlük ve mizahın harmanı olarak ne ararsanız var. Gülmek için okuyun.
John Steinbeck John Steinbeck'ten okuduğum 2. kitaptı ve bu eserle kendisine hayran bırakmayı başarabildi. Kitapta işlenen o arkadaşlık, ebedi dostluk ve merhamet duyguları gerçekten tamamen saf ve temiz insanların yaşayabileceği bir seviyede duruyor. Öylesine akıcı ve sürükleyici bir anlatımı var ki okurken zamanın nasıl geçtiğini bile bilmiyorsunuz. Soruyor bize bu kitap? İyilik nedir, bir iyilik yapabilmek adına başka kötülükler yapılabilir mi? Yapılmalı mıdır? Ayrıca şöyle bir mesaj veriyor; herkes dış görünüşünden göründüğü kadar kötü değildir ve kimsenin ne yapacağını tam olarak bilemeyiz. O 6 arkadaşla beraber benzersiz bir maceraya atılmaya hazırsanız durmayın, okuyun.