İŞTE KÜÇÜK BİR GERÇEK
Öleceksiniz.
İlk sayfayı açıyorsunuz ve karşılaştığınız ilk cümle... Cümlenin sahibi kim? Hepimizin tanışacağı bir şey ya da biri!
Hikaye Hitler döneminde geçiyor, 2. Dünya Savaşı Almanya'sında, Alman ırkının üstün olduğu, Yahudilere işkence edildiği, acımadan öldürüldüğü dönemde!
Bir tren yolculuğu ve verilen kayıplar ile başlıyor Kitap Hırsızı Liesel'in hikayesi. İlk kitap hırsızlığını yapıyor, en büyük kayıplarını veriyor o yolculukta. Yolcuğunun sebebi Rosa ve Hans Hubermann'a evlatlık verilmesidir. Hubermannlar savaş ortamında Liesel'in annesi ve babası olacaktır.
Hubermannların yaşadığı sokağın adı Himmel Sokağı. Himmel sözcüğünün Almanca anlamı CENNET... Savaşta cennet mi olur? Bu nasıl bir ironi?
Yeni arkadaşları, ailesi ve komşuları var artık Liesel'in. Ama kolay mı uyum sağlamak? Rüyalar, kabuslar... 10 yaşında bir çocuğa al bu senin annen ve baban, burası yeni evin, yeni hayatın demek ve kolaylıkla kabullenmesini beklemek olanaksız.
Kelimeleri okuyamayan küçük kitap hırsızı Liesel Meminger. Babası (Hans Hubermann) ile büyük uğraşlar verecekler okuyabilmek için. Okumayı bilmeden kitaplara değer veren bu çocuk, okumayı öğrenince neler yapmazdı ki?
Ara ara arkadaşı Rudy ile ya da tek başına hırsızlıkları devam ediyor. Hırsızlık kötü bir şey ama beni bu hırsızlık hiç rahatsız etmedi. Hitler'in, savaşın, ordunun ondan çaldıkları yanında kitap ya da meyve çalmak zerre kadar rahatsız etmedi beni!
Bir çocuk Yahudi olmanın kötü olduğunu düşünemez, çocuğun yüreği o diktatörlüğü bilemez. Yahudilerin Dachau Toplama Kamplarına götürüldüğü sırada Liesel'in kalbini gördüm, onlara yardım edemediği için içinin acıdığını hissettim. Bu çocuğun kalbi merhamet doluydu.
Dachau Toplama Kampı hakkında kitapta detay verilmemiş. Biraz bahsetmek