Verta, bir alıntı ekledi.
20 May 13:34

Üşüyorsun, çünkü yalnızsın ve içindeki ateşi tutuşturacak hiçbir şey yok. Hastasın, çünkü insanoğluna verilmiş en güzel, en yüce, en tatlı duygular senden uzakta duruyor. Aptalsın, çünkü acı çeksen de o hislere yaklaşmaktan kaçıyorsun.

Jane Eyre, Charlotte BrontëJane Eyre, Charlotte Brontë

Hangi kendinden söz ediyorsun sen? Tanıyor musun orada, durduğun yerde yaşayanı gerçekten? Kimin için yaşıyorsun bu hayatı? Kendin için değil, başkaları için hiç değil. Ben böyleyim deyip kurtulamazsın kendinden, bunu en iyi sen biliyorsun. En son dediğinde üzerinden haçlı orduları geçmişti sanki. Kimi yaşıyorsun sen orada? Yıllar önceki o gözleri parlayan çocuğu yakaladığını sanmıştın değil mi bir an? Mutlu olabileceğini sanmıştın değil mi? Dur sana bir iki şey söyleyeyim hayat hakkında. İtiraz etme hemen dinle, seni senden daha iyi tanıyorum biliyorsun. Ben olmadan sen bir hiçsin ve ben olmadım hiç bir zaman. Aslında o çocuk da yoktu belki, o deli gibi seven adam da. Dinle o yüzden, başka şansın yok zaten. Yaşam dediğimiz başlayan ve biten ve hep tek başına olduğumuz bu tüp hiç bir zaman mutlu olmamız için var olmamıştır. Karşımıza çıkan, ya da başımıza geldiğini düşündüğümüz mutlulukların hepsi sahtedir. Tıpkı benim, tıpkı senin sahte olduğun gibi. Biz tüpün içinde her yere koşabileceğimizi zannederiz. Sanki sonsuz bir dünyadaymışız gibi yaşarız ömrümüzü. Her şeyden zevk almaya çalışır, planlar yaparız, uygularız, uygulayamayız. Mutlu olacağımıza inanırız hep ve nedense. Ama gerçekten mutlu olan ne varsa o tüpün dışındadır. Gülümsemek için doğmamıştır insan. Kendi tüpü içinde yalnızdır ve kimse tek başına gülen birisini sevmez. Kimse kimseyi sevmez zaten hiç. Sadece hakim olmak ister başka tüplere. Senin sorununun sana hep yalan söylenmesi olduğunu sanıyorsun. Ama aslında sensin hep kendine yalan söyleyen. Konuşmayı öğrendiğinden beri söylüyorsun. Konuşman bitene kadar da söyleyeceksin. Herkes hayatında en az bir kere mutlu olur değil mi? Değil. O kadının gerçekten kendini bulmanı sağlayacağını sanıyordun eminim. Ama o da herkes gibi, hayatındaki her insan gibi yalnız bıraktı seni tüpünde. Hayır, yaşama hakkını elinden almadı, sen hala yaşadığını mı sanıyorsun? Senin gibi bir muhtaç nereye kadar yaşayabilir ki, ne zamana kadar, neye kadar, kime kadar? Eskiden güzel miydi sanıyorsun her şey? Çok aptalsın her zamanki gibi. Hep anlara odaklanmaya çalıştın hayatındaki, oysa sadece girdiğin gibi tüpten çıkman söylenmişti sana en baştan beri. Tüpün dışında gördüğün hayallerden kendine yarattığın anları hatırlaman değil. Dikdörtgenlerden oluşan birisi nasıl yuvarlak hayaller kurabilirdi ki, hiç anlamadın bunu. Anlamak istemedin, sadece öpmek istedin, neden olduğunu bilmeden. Klimt olamadın ama kendin olamadığın gibi, Kandinsky kaldın hep - aptal bir kompozisyon. Ve hala yaşamak, düşünmek istediğini söylüyorsun aptalca. Peki, devam et şimdiye kadar olduğu gibi mecburi yalnızlığında. O istediğin anı hiçbir zaman yakalayamayacaksın ama. İstediğin kadar bir zamanlar sahip olduğuna inan. Senin zamanın gelmeyecek hiç o tüpün dışına çıkana kadar. Hiç olmayacaksın gerçekte.

Mutsuzluk Üzerine
Ben iyi kalpli ve beyinsiz bir aptalım, sense akıllı fakat kalpsiz bir aptalsın. Bu dünyada ikimiz de mutsuzuz ve ikimiz de acı çekiyoruz.

Fyodor Mihaylovic Dostoyevsky

Görkemli Kaybedenler
Çin'in Guangzhou kentinde bir banka soygunu...
Soygunculardan biri bankadakilere bağırır: "Kımıldamayın. Para devletindir, ama hayatınız sizindir."
Herkes sessizce yere yatar... Bunun adı "Zihin Değiştirme Kavramı"dır.
Alışılmış düşünce tarzını değiştirmek...
Bu arada müşterilerden bir kadın, bir masanın üzerinde... Elbisesi sıyrılmış ve bacakları görünüyor... Soyguncu bağırır:
"Edebini takın. Bu bir soygun, ırza geçme değil!"
Bunun adı "Profesyonellik"tir. İşin neyse onun üzerinde yoğunlaş!
Soyguncular paraları yüklenip eve kapağı atarlar. Daha genç olanı (master dereceli), daha yaşlı olanına (5'inci sınıftan terk) "Abi, hadi şu paraları sayalım" der. Daha yaşlı olanı "Çok aptalsın be. Bu kadar para oturup sayılır mı? Bu akşam zaten TV haberlerinde kaç para çaldığımızı öğreniriz" diye cevap verir.
Bunun adı "Deneyim"dir!
Günümüzde deneyim kâğıt diplomalardan çok daha önemlidir.
Soyguncular bankadan kaçtıktan sonra Şube Müdürü, Şube Şefine hemen polisi aramasını söyler. Şef itiraz eder: "Hırsızlar alacaklarını aldılar.
Biz de 10 milyon alıp daha önce iç ettiğimiz 70 milyon dolara ekleyelim."
Buna "Dalgayı yakalamak" derler.
Berbat bir durumu kendi lehine çevirmektir bu!
Akşam TV haberleri bankadan 100 milyon dolar çalındığını açıklar!
Çaldıkları paranın çok daha az olduğu bilen soyguncular oturup ellerindekini sayar. Topu topu 20 milyon dolar! "Biz hayatımızı tehlikeye atıp 20 milyon çalabildik. Banka Müdürü bir el hareketiyle 80 milyon götürdü.
Galiba soyguncu olmak yerine doğru dürüst eğitim görmek daha iyiymiş!"
Bu "Bilgi, altından daha değerlidir" demek...
Banka Müdürü çok mutludur. Bir süre önce borsada kaybettiği parayı geri kazanmıştır.
Buna "Fırsatları kullanmak" derler.
Kazanmak için risk almak gerekir.
Peki gerçek soyguncu kim? Çeşme başını tutanlar mı? Yoksa bildiğimiz sıradan hırsızlar mı?

[ Alıntı ]

Kübra, bir alıntı ekledi.
20 Nis 01:59 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“İğreniyorum iyi olmaktan, neymiş iyi olmak? Aptallık ! İyisin deme, aptalsın de kabulüm..”

Tutsak, Emine IşınsuTutsak, Emine Işınsu

Aklımı kullandığımdan beri çok kalpsizsin diyorlar. Kalbimi kullanırken çok aptalsın demişlerdi unutmadım

Emrah Günal, bir alıntı ekledi.
07 Nis 17:28 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Aptalsın sen Lyuba. Bağışla beni lütfen. Hiçbir şey hesapsız yapılmaz.

Dönüş, Andrey Platonov (Sayfa 100 - Metis Yayınları)Dönüş, Andrey Platonov (Sayfa 100 - Metis Yayınları)
Mehmet, bir alıntı ekledi.
04 Nis 14:19

İyi kalpli ama akılsız bir aptal da, akıllı ama kötü kalpli bir aptal kadar mutsuzdur. Eski bir gerçektir bu. İşte ben iyi yürekli, ama akılsız bir aptal, sense akıllı ama kötü kalpli bir aptalsın. İkimiz de mutsuzuz, ikimiz de acı çekiyoruz.

Budala, Fyodor Mihailoviç DostoyevskiBudala, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski
Hakan Ç, bir alıntı ekledi.
01 Nis 11:52 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Her şeyi bilir geçindiğin halde, ne kadar aptalsın.

Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay (Sayfa 357)Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay (Sayfa 357)