Harun Mert, Satranç'ı inceledi.
12 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Ne demiş atalarımız "kumarbazın tövbesi Black Jack masasını görene kadar" yada bunu atalarımız dememiş olabilir neyse sonuçta bende ileride ata (baba) olabileceğim için buda benim sözüm olbilir :)

Yazarın eşiyle birlikte intihar etmeden önce yayımcısına gönderdiği son eser olması münasebetiyle kitabın da en çok okunanlar listesinde yüksek sıraları kazanmasında payı olduğunu düşünüyorum. Tabi yalnızca sebep bu değil en az okuduğum diğer Zweig kitapları kadar bir çırpıda okunabilecek kadar akıcı ve sürükleyici olmasıda önemli bir etken olduğunu düşünüyorum.
Diğerlerinden farklı olarak, açıkçası çokta fazla kitabını okumadım ancak okuduklarım ve duyduklarım doğrultusunda daha çok kadın psikolojisi üzerine eserler vermiş olduğuna kanaat getirdiģim yazarın bu eserinde kadına dair bir şey yok tamamen hırs, Zafer duygusu, bencillik, egonun yanı sıra çalışılarak elde edilen ile yeteneğin, sağduyu ile öfkenin, bağımlılık durumu ile iradenin savaşı konu edilmiş.
Freud'un yakın öğrencisi olması, biraz da olsa kadınlar üzerinde eser yazma eğilimini açıklıyor diye düşünüyorum . :)

Bir solukta rahatlıkla okuyabileceğiniz bir eser.

"Teklif dostumun, ısrar düşmanımındır."
Bu sözün özetlendiği kısmı dikkatle okumanız dileklerimle...

Bizler Hz. Muhammed'in ümmeti,
Mustafa Kemal'in askerleriyiz.!! Geri kalan koltuk sevdalıları sadece gelip geçici elemanlardır. Bugün de olduğu gibi diğer günlerde Mustafa Kemal Atatürk’ü anacağız çünkü gösterdiği hedefe şuan ki mevcudiyetle ulaşılacak gibi değil. Onun açtığı yol ve gösterdiği hedefe ilerlemek için mücadelesini veren herkesle omuz omuza olmak biz Türk gençlerinin bu vatana borcudur o yüzden güzel vatanımızı “Çıkarları Uğruna Kullananlara” bırakmayacağız. Sözle değil kalple bu ülke için canını veren atalarımız işte onlar bu vatanın gerçek sahipleridir. Çünkü vatanı sevmek yürek işidir.

Bora, bir alıntı ekledi.
19 May 00:25

A’râf 7: 172-173
172. Rabbin, her ne zaman Ademoğullarının bellerinden soylarını çıkarmayı / insan neslini oluşturmayı kararlaştırdıkça, onlardan kendi nefsleri için söz alır ve birbirlerine birbirlerini şahit tutarak: "Ben, sizin Rabbiniz değil miyim?" diye sorunca, "Evet, şahitlik ediyoruz, Sen bizim Rabbimizsin - kalu belâ" derler. Biz bu işlemi, son kıyamet / hesap gününde, "Biz bunu bilmiyorduk" demeyesiniz diye yapıyoruz.
173. Yahut "Atalarımız bizden önce de Allah'a şirk-ortak koştu ve biz de onlardan sonra gelen soylarız / kuşaklarız, bizi şirk-ortak koşan atalarımızdan dolayı mı sorumlu tutuyorsunuz?" dememeleri için yaptık.

Son Davet Kur'an, Gazi Özdemir (Sayfa 103 - Şira Yayınları, Ekim 2013. ISBN: 978-605-4182-35-0)Son Davet Kur'an, Gazi Özdemir (Sayfa 103 - Şira Yayınları, Ekim 2013. ISBN: 978-605-4182-35-0)

A’râf 7: 172-173
A‘râf Suresi 172. Ayet/9. Cüz
Rabbin Âdemoğulları’ndan, onların sırtlarından zürriyetlerini alıp bunları kendileri hakkındaki şu sözleşmeye şahit tutmuştu: “Ben sizin rabbiniz değil miyim?” “Elbette öyle! Tanıklık ederiz” dediler. Böyle yaptık ki kıyamet gününde, “Bizim bundan haberimiz yoktu” demeyesiniz;

A‘râf Suresi 173. Ayet/9. Cüz
Yahut, “Önce atalarımız Allah’a ortak koştu. Biz de nihayet onların ardından gelen bir nesiliz. Şimdi bâtıla saplanıp kalanların yaptıkları yüzünden bizi helâk mi edeceksin!” demeye kalkışmayasınız.

Kur'an-ı Kerim Android Mobil
T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı

SadeceOkur, bir alıntı ekledi.
18 May 04:24 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Atalarımız doğru demişler: İnsan anasız babasız yaşayabilir,ama Allahsız yaşayamaz"

İnsan Neyle Yaşar, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 28)İnsan Neyle Yaşar, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 28)
Aysss, bir alıntı ekledi.
17 May 23:59 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"...
Ayrıca yeri gelmişken insanın beyaz ten renginin de doğal olmayıp, (bunların başlangıçta) doğal olarak siyah ya da Hintli atalarımız gibi esmer tenli olduklarını, dolayısıyla da bugüne kadar hiçbir beyaz insanın kökeninin doğrudan doğanın bağrından gelmediğini ve beyaz ırktan istendiği kadar söz edilsin, aslında beyaz ırk diye bir şeyin bulunmadığını ve her beyaz insanın, rengi atmış, solmuş bir insan olduğunu düşündüğümü de belirtmek isterim."

Aşkın Metafiziği, Arthur SchopenhauerAşkın Metafiziği, Arthur Schopenhauer
Rahime, bir alıntı ekledi.
17 May 14:23 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Beyaz Irk Yok Diyor.
Ayrıca yeri gelmişken insanın beyaz ten renginin de doğal olmayıp, (bunların başlangıçta) doğal olarak siyah ya da Hintli atalarımız gibi esmer tenli olduklarını, dolayısıyla da bugüne kadar hiçbir beyaz insanın kökeninin doğrudan doğanın bağrından gelmediğini ve beyaz ırktan istendiği kadar söz edilsin, aslında beyaz ırk diye bir şeyin bulunmadığını ve her beyaz insanın, rengi atmış, solmuş bir insan olduğunu düşündüğümü de belirtmek isterim.

Aşkın Metafiziği, Arthur SchopenhauerAşkın Metafiziği, Arthur Schopenhauer
ozge, Toprak Ana'yı inceledi.
17 May 14:03 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · Puan vermedi

#28739532 etkinliği kapsamında okuduğum 2. Aytmatov kitabıydı. Yazar her kitabında öyküyü yaşatmayı başarıyor. Tarzını Yaşar Kemal'e benzetiyorum. İki üstadın da kitaplarının içinde olayları yaşayarak okuyorum. Toprak Ana kitabında kadınların gözünden savaşın etkileri, kadının gücü anlatılıyor. Anlatım o kadar etkileyiciydi ki bende sanki onlarla beraber tarlada çalıştım, aynı yürek sıkıntısını yaşadım. Savaşın insanlar üzerindeki yıkıcılığı çok güzel anlatılmış. Savaşın kazananının olmadığını, ve kadınların savaşta çektiği acıları , mağdurluğunu ele alıyor. Kadını toprak ile özdeşleştirilerek onun gücünü pekiştirmiş. Atalarımız boşuna dememişler ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar diye. Kadın, duygusal olmasına rağmen karşılaştıkları güçlükler karşısında da kale gibi durmasını biliyor. Duygusu da güçlü etkisi de yüksek bir hikaye .

ROMANTİK AŞK, Leyla Gibi'yi inceledi.
15 May 11:27 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Leyla, her gördüğü yakışıklıya kapılan ve aşık olduğunu sanan bir karakter.... Ve oldukça doğal içten ve güzel bir kadın...
Leyla, yirmi sekiz yaşında olmasına rağmen çocuk ruhlu bir kadın. Arkadaşlarıyla beraber yaşıyor, birçok ilişki olmuş yine de aradığı aşkı bulamayan, fazla da kararsız biri. Mutlu olmasını yine biliyor, tabii depresyona girmemişse. Leyla'nın annesi bir psikolog ama kızına bu konu da yardım edemiyor. Atalarımız boşu boşuna dememiş ''Terzi kendi söküğünü dikemez'' diye. İşte aynen hesap bu... Ve Leyla'nın en büyük özelliği sakarlığı ve sürekli başını bir şekilde belaya sokması...
Engin ise bir polis. Sert mizaca sahip, kaba davranmaktan çekinmeyen (Leyla gibi bir kadına tahammül edemiyor ken en başta tabi ki ) gülmek nedir bilmeyen bir adam. Özünde aşktan korkması büyük etken aslında bu davranışların. Ve Engin doktor olan oturaklı ve onu toparlayabilen bir kadınla 3 yıldır birlikte... Ama tabi ki aşk yok... Leyla'yı gördükten sonra işler maalesef ki değişiyor.
Leyla ve Engin'in gel git lerle dolu aşkının önünde engeller elbette ki vardı. Ve bu engelleri teker teker aşmalarına şahit olurken Leyla'nın olgunlaşmasını da okuyoruz satırlarda.
Leyla aynı anda iki adamı nasıl sevebildiğini anlayamıyor. Bir tarafta zengin , çekici, olgun, anlayışlı bir erkek olan Ömer.... Diğer taraf ta ise, sürekli atıştığı, anlaşamadığı ama çekici bulduğu ve etkilendiği bir adam Engin. Mantıklı olan tabi ki zengin olan... Çünkü hayatı o zaman daha sakin geçer. Kim istemez ki insanın kendine prenses gibi davranılmasını.... Ama.... İşte o amalar yok mu...
Engin Leyla'yı kaybettiğini anladığı zaman ilan-ı aşk eder Leyla'ya ....
Bir kalp birçok kişiyi severdi ama yalnızca birine aşık olurdu. Ki öyle, Leyla seviyordu, aşık olduğunu sanmayı daha çok aşka aşık olmayı seviyordu. Ömer'i sevdi ama aşık olduğu adam Engin’di.
Onların hikayesi alışılmışın dışında, kah güldürüp kah ağlatan bir hikaye üstelik. Ve siz kendinizi Leyla'nın yerine koyunca aynı ikilemde kalacağınıza bahse girerim.
İyi okumalar...