• GİTME! SANA AŞIK OLDUM (Alıntı)
    “Cadı olmak zorunda mısın?”
    Kız da gülerek “Biz bu kelimeleri arkadaşlarımızla beraber-
    ken telaffuz edecektik. Sen erken başladın.”
    “Hadi bakalım küçük hanım geldik” dedi Erdem arabayı
    park ederken.
    Kız etrafına bakarak “Daha ıssız bir yer yok muydu?” Adam emniyet kemerini çözerken suratında koskoca bir
    gülümseme vardı. “Ben yanındayken hiçbir şeyden korkmana gerek yok.” diyerek kızın yanağından bir makas aldı.
    “Yoksa sen!” dedi kız.
    “Ben ne?”
    “Sevcan’a beni teslim edip rahatça paralasın diye mi fazla
    insanın olmadığı bir yere getirdin?”
    Adam yüzündeki gülümsemeyi bozmadan “Çok eğlencelisin
    ama öyle değil. Hadi inelim ve sen de elimi tutarsan, insanların kabullenmesi kolaylaşacak” diyerek elini uzattı.
    Kız da “Hadi bakalım hakkımızda hayırlısı, bindik bir ala- mete gidiyoruz kıyamete” diye söylenirken, elini yanında duran bu heybetli adama teslim etmişti.
    Erdem “Beni farkında olmadan neşelendiriyorsun biliyor musun?” derken, bu narin elden yayılan enerji içini ısıtmıştı. Şu an tek istediği bu kızı kucağına alıp... ama şimdi yapamazdı.
    “Stand-up yaptığımı kimse söylememişti.”
    “Millet açlıktan öldü, hadi girelim.”
    “Daha iyi enerjileri bitmiştir. Nikah şahidin ben olacaktım diye saldıramaz.”
    Adam “Bak neşelenmen için sana bir fıkra anlatayım sen de gülerek içeri gir ki sebep aramalarına fırsat vermeyelim.”
    Kız derin bir nefes aldı “Ben hazırım” dedi.
    “Son kararın mı?”
    “Evet. Sen şimdi önden git ben arkandan sıvışmayı düşü-
    nüyorum.”
    Adam narin eli daha sıkı tutuyordu. “Birlikte giriyoruz küçük
    hanım” diyerek ileriye bir adım attı.
  • Kutup yıldızı..Bizim yıldızımız.Sen öyle demiştin, bir gece gökyüzüne bakıp ansızın.”Bir gün yolunu kaybedersen ona bak, seni gitmek isteğin yere götürür” demiştin.Şimdi sen yoksun.Ben her gece o yıldıza bakıp sana ulaşmak istiyorum.Ama nafile.Desene yıldızımız da yalan oldu.Tıpkı senin olduğun gibi..
  • Çiçek tozu üstümüz başımız
    bak, sen geldin..

    Cahit Zarifoğlu
  • Bu sefer Fuat elini arkadan Mine’nin çamaşırının üzerinden dolgun kalçalarına götürdü. Kuyruk sokumundaki çukurdan başlayarak kalça kıvrımlarını parmaklarıyla keşfetmeye çalışıyordu ki Mine kalktı. Fuat onun ince beline sarılıp, bir göğsünü ağzına alırken, Mine de Fuat’ın erkekliğini eline aldı.
    “Hadi onunla biraz daha ilgilen,” diyerek aşağı çekti Mine’yi. Aslında Mine’nin içi kıpır kıpırdı. Hemen orada şimdiye kadar bildiği her şeyi yapmak, kendini sonuna kadar vermek istiyordu. Fakat Fuat ile yaşayacaklarını ciddiye aldığı, belki de aradığı adamın o olduğunu düşündüğü için de kendini tutmak istiyordu. Fuat’a ona çok önem verdiğini, herhangi biri olmadığını, belki de aradığı adamın kendisi olabileceğini hissettirmek istiyordu öncelikle. Her erkekle aslında bu kadar çabuk yakınlaşmadığını, aralarında özel bir şeyler olduğu için böyle olduğunu belirtmesi gerekiyordu bir şekilde ama nasıl? Zaten aklı başından gitmişti. Fuat’ın organına ilk dokunduğu ve onu gördüğü zaman öyle büyük bir coşku duymuştu ki. Yanılmadığı için çok mutluydu ve deli gibi onu tatmak istiyordu. Kendi kendine,
    “O kadar elime aldım, sadece tek bir kere dilimle tadına bakayım” diye düşündü. Dizlerinin üzerine çöken Mine şimdiye kadar sadece eliyle dokunduğu kamışın başına sanki ilk defa dondurma yalar gibi tek bir dil hareketiyle dokundu ve bunu yaparken de Fuat’ın gözlerinin içine baktı. Bak organını nasıl yalıyorum dercesine, meydan okurcasına yaptığı tek bir dil hareketi Fuat’a yine,

    “Sen nasıl bir şeysin?” sorusunu sordurttu. “Seni istiyorum. İçine girmek istiyorum. Her şeyi istiyorum.”

    “Bugün değil. İlk gün olmaz,” dedi Mine.

    “Çıldırıyorum senin için.”

    “Bugün değil. Bekleyeceksin.”
  • "Her şey güzel olacak...
    Bu da geçecek...
    Sen güçlüsün..." diye diye yolu yarıladık bak.

    Oğuz Atay
  • Parmağının ucunu Adem'in sol göğsünün altında kalbinin üzerinde gezdirdi. Yaseminleri yoktu ama saçlarının ucundan sümbüllerin serpti. Yok, dedi, ben senin eğe kemiğinim. Bak tam şuramda benimle dolar bir boşluk. Ben olmazsam sen de bir yokluk ki ne yokluk.
  • "Her şey güzel olacak...
    Bu da geçecek...
    Sen güçlüsün..." diye diye yolu yarıladık bak.

    Oğuz Atay