• “Başka kime güveniyorsunuz? Bizden başkası yok... öyleyse kurtuluş bizim ellerimizde.”
  • "Sevgiyi kazanmak için verdiğimiz emeği, kazandığımız sevgiyi korumak için de verdiğimizde kurtuluruz. Başka kurtuluş yok !.."
  • Bir Tanrı varsa eğer, kaos ve ölüm de O'nun unvanları arasında yer alacaktır, eğer Tanrı yoksa, bu da aynı anlama gelir, o zaman kaos ve ölüm kuşaklar tükenene dek birbirlerine yeter istediğimiz kadar tütsü yakalım, belirsizliğe ve çürümeye mahkumuz, neye taparsak tapalım, kurtuluş yok, iyilerle kötülerin yazgisı aynı, azizleri de canavarları da aynı uçurum kucaklıyor, adil olma ve adaletsizlik fikri, görgü kuralları gereği bağlı kaldığımız bir sayıklamadan başka bir şey olmadı hiç. Aslında, dinsel ve ahlaki fikirlerin kaynağı insandadır, bunu insanın dışında aramak anlamsızlıktır, insan metafizik bir hayvandır ve evrenin yalnızca kendi için var olmasını ister, ama evren insanı bilmez, farkında değildir ve insan bu tanımazdan gelmeye teselli bulmak için boşluğu tanrılarla, kendi imgesinden yarattığı tanrılarla doldurur. Böylece, içi boş gerekçelere tutunarak yaşamayı başarırız, ama bu gayet hoş ve teselli edici gerekçeler, bizler gözlerimizi -kuşatması ve tehdidi altında yaşadığımız-ölüme ve kaosa açtığımızda hiçliğe düşer. İman, boş şeylerden biridir ve bu dünyanın doğası üzerine insanı aldatma sanatıdır.
  • Ne var ki, sözcüklerin renkleri yok, kenarları köşeleri yoktur, bir korkudan, bir tattan yoksunlar. Senin huzura kavuşmanı engelleyen de budur belki, o pek çok sözdür belki. Çünkü kurtuluş ve erdem de, Sansara ve Nirvana da sözcüklerden başka bir şey değildir, Govinda. Hiçbir nesne yoktur ki, Nirvana olsun; yalnız sözcük olarak vardır Nirvana.
  • 57 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    •Osmanlıdan bu yana topyekûn ve imtiyazsız bir şekilde bir arada bulunduğumuz çok uluslu devletimiz içinde Kürt, Arap, Ermeni, Çerkez,Türk ayrımı olmaksızın Kurtuluş Savaşı da dahil birçok mübadeleyi hep birlikte atlattığımız zengin tarihsel sürecimiz içinde malesef ki bunun gibi birtakım milletleri kullanarak ÜLKE ALEYHİNE KIŞKIRTMALAR tarih sahnesinde boy göstermiştir.

    •İnandığım içtimai  fikir sistemi olan Türk Milliyetçiliği'nin ana kıstasları içinde Türk'e ve Türk Milletine yararlı olanı yaşatmak esas kuraldır. Kavmimin yaşaması ve aziz Türk Milletimin varoluşu için yürütülen bir içtimai kavramdır benim için Türk Milliyetçiliği.

    •Türk Milliyetçiliği ilkesinde Türk'ün yaşaması gayesi dışında bir IRKÇI tutumu olamaz.

    •Türk ; hiçbir ırkın ya da milletin ölmesini ,yok edilmesini , SOYKIRIMI talep etmez.

    •Kürt de vatana faydaları kadar insandır. Türk de. Eşitlik hususu vatan, bayrak üzerinedir. İnandığım Ülküm bunu gerekirir.

    •Türk Milliyetçiliği her türlü sınıfsal yönetime, komünizme ve iştirakçılığa karşıdır.

    •Bayrak ve Atatürk İlkeleri husundaki sert tavrımız kesin ve değişmez bir çerçeve içerisindedir. Bu sebepten ötürü Türkiye; Türk, Laz ve Kürt milletlerin bir arada yaşadığı bölünmez toprak parçası anlamına gelir ve bu ülke içerisinde her hangi bir İşçi Sınıfı ya da Kürdistan Özerkliği kurulamaz.

    •Bu gereksiz açıklamaları da sırf IRKÇI ,PİS FAŞİZAN demesinler diye  yaptığıma göre çok sevdiğim Uğur Mumcu abimin şu güzelim eseri hakkında konuşabilirim. :)))








    •Bizde Türk'e karşı üç millet kullanılır. Bunlar ;
    - Ya Ermeni
    - Ya Kürt
    - Ya da yine kendi milletidir.

    •Türk'ün Türk'e düşürülmesi; en yakın tarih örnekleri olarak sağ-sol kavgası olarak düşünülebilir.

    •Bu Moskof kılıklı düşünceler tahrik ve tahkikte bir an geri durmayıp  zararlı fikirlerini bugün halen daha özgür düşünce ve özerklik adı altında ülkemizin gençlerine aşılamakta devam ediyor.

    Bu  •ZARARLI•   fikir akımlarını gelin hep beraber inceleyelim.

    1- AZINLIK ŞOVENİZMİ / KÜRT MİLLİYETÇİLİĞİ 

    "Bugün yine birtakım ayrımcı güçlerin doğu yörelerimizde terörist eylemlerine tanık olunmaktadır. Yakın tarihimizden verdiğimiz bu örneklerden sonra “bu olayları da İngilizler kışkırtıyor" gibi bir yargı sahibi değiliz. Anlatmak istediğimiz, yakın tarihimizde "azınlık şovenizmi"nin ardında yabancı devletlerin bulunduğudur." (KİTAPTAN ALINTI)

    2- MARKSİZM - LENİNİZM - KOMÜNİZM - MANDACILIK

    "Kurtuluş Savaşı öncesi bölgelerimizde Kürt ve Ermeni devleti kurma girişimleri kapitalist ABD ve İngiltere tarafindan açıkça desteklenmiş ve örgütlenmiş Marksist- Leninist Sovyetler Birliği de silah ve para yardıminı Ermenilere toprak ve sonrasında Doğu ve Güneydoğu verilmesi koşuluna bağlamak istemişti. Dün Hıristiyan İngiltere tarafından "hilafet, padişahlık ve şeriatçılık" istekleriyle kışkırtılan azınlık ırkçılığı bugün de hiç kuşkusuz başka güçler ve devletlerce Marksist-Leninist görüntülerle sunuluyor. Amaç değişmez; padişahçılık ve şeriatçılık gibi Marksistlik ve Leninistlik de azınlık ırkçılığının maskesidir. Amaç bölgede bir Kürt devleti kurdurtmaktır. Böyle bir devletin kurulmasında birden çok ülkenin çıkarı vardır. Hele Ortadoğu'daki sıcak savaşları düşünürseniz..."(KİTAPTAN ALINTI)


    3- ŞERİATÇI İSLAMCILAR

    "Laiklik konusunda söylenecek çok söz vardır. Atatürk durup dururken mi laiklik ilkesini benimsemiştir? Cumhuriyet öncesi ve sonrasında dinsel görüntülü hangi siyasal eylemlere ve başkaldırmalara tanık olunmuştur? Bunları hiç inceleyen yoktur. Bu olaylardan biri, "Şeyh Sait Ayaklanması"dır. "(KİTAPTAN ALINTI)

    "Türkiye’de son yıllarda birçok siyasal kavram, kendi özüne yabancılaştırılarak yozlaştırılıyor: Yozlaştırılan kavramların başında “tutuculuk”, “ilerici” ve “gerici” gibi kavramlar geliyor. Özal, başkanlık sistemi mi istiyor? Başkanlık sistemine karşı olanlar tutucudur! Kimler ilerici? Özal’ın her dediğine evet diyenler... Yakın tarihe hangi gözlüklerle bakıyoruz? Örneğin “Şeyh Sait Ayaklanması” gerici bir ayaklanma mıdır? Yoksa Kürt milliyetçiliğinden kaynaklanan bir devrimci atılım mı? Bu gibi sorulara verilecek yanıtlar da “zamana ve zemine göre” değişiyor. "
    (Kitaptan alıntı)



    •Ülkedeki AZINLIK ŞOVENİZMİ sadece Şeyh Said Sidiklisinde patlak vermiyor. Görüldüğü üzere tarih bu tarz ayaklanmalarla gündemi boş yere meşgul etmiş. Güzelim TÜRK tarihimizin içinde bi de bu  azınlık isimleriyle uğraşmışız.

    • TBMM ve silahlı kuvvetler, bir yandan emperyalist ve kapitalist düşmanlarla savaşırken, bir yandan da bu iç ayaklanmaları bastırmakla uğraşmış. Bu da bizim ilerlememizi bir hayli önemli bir ölçüde durdurmuş önüne set çekmiştir.

    "Cumhuriyet döneminde 1924 yılındaki “Nasturi" ve 1925 yılındaki "Şeyh Said İsyanı"ndan 1937-38 yılları arasındaki “Dersim İsyanı"na kadar on sekiz tane isyan yaşanmış. Bunlar sırasıyla: 1924 Nasturi... 1925 Şeyh Said... 1925 Reçkotan... 1925-37 Sason.. 1926 1. Ağrı... 1926 Koçuşağı... 1927 Mutki... 1927 2. Ağrı.. 1927 Bicar... 1929 Asi Resul... 1929 Tendürük... 1930 Savur... 1930 Zeylan... 1930 Oramar... 1930 3. Ağrı.. 1930 Pülümür ve 1937-1938 Dersim Ayaklanmaları ile 1930 Menemen Olayı Ayaklanmasıdır."(Kitaptan alıntı)

    •Tarihimizin hiçbir döneminde görülmeyecek ölçülere varan dış borçlarla, bölgede yaşanan olaylarla, etnik ayaklanmalarla, dış dünyada her gün daha hızla artan yalnızlığımızla yeni ve içinden kolay kolay çıkılmayacak sorunlara doğru sürükleniyoruz.

    •Bu isyanların büyük bir kısmı “dinsel gericilik görüntüsü" ile sergilenmiş; etnik nedenler dinsel görüşlerle perdelenmiştir.
    #86083650

    Şeyh Said Ayaklanması'nın en önemli yan etkileri :

    1- Musul'un kaybı.

    2- Gerçekleştirilmek istenen birçok toprak reformunun sabote edilerek engellenmesi.

    3- Siyasette dinin alet olunarak HEM LAİKLİK ilkesinin hem de yanlış din olgusu üzerinden İslamiyet 'in büyük yıkımı ve tahribi olmuştur.

    Hıyaneti Vataniye Kanunu çıkartılarak yine de beklenenden kısa sürede üstün teşkilâtçılık yeteneği ile bu ayaklanmayı bastıran
    BAŞBUĞ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ŞEYH SAİD 'İN
    İDAMINA KARAR VERMİŞTİR.

    ELLERİN DERT GÖRMESİN PAŞAM. AZİZ MİLLETİMİN BABASI!!
  • İstediğimiz kadar günlük yakalım, belirsizliğe ve çürümeye mahkumuz, neye taparsak tapalım, kurtuluş yok, iyilerle kötülerin yazgısı aynı, azizleri de canavarları da aynı uçurum kucaklıyor, adil olma ve adaletsizlik fikri, görgü kuralları gereği bağlı kaldığımız bir sayıklamadan başka bir şey olmadı hiç.