• Mektubunu aldım. "Ben fena kız değilim, senin meyus olmayıp saadetin için hayatımı fedaya hazırım!" diyorsun. Aliye, bana böyle şeyler yazma... sonra sana deli gibi âşık olurum.
    Sabahattin Ali
    Sayfa 285 - Sabahattin Ali
  • Jean-Claude Lauzon'un çok güzel filminin başkarakteri,delilik ve korkudan mustarip Leolo tekrarlayıp duruyordu:

    Düşledim için,ben deli değilim,
    düşlediğim için,ben ben değilim...
  • Artık pek de önemi yok bazı şeylerin.
    Mesela sevmenizin bir önemi yok.Ben kendimi severim.Güldürmeyin,çünkü sonra ağlatıyorsunuz.Ben saçma esprilerime bile,artık sizden daha çok seviyor ve onlara gülüyorum.Kendi kendime konuşuyorum ama deli değilim.Kırgınım ve beni benden başka anlayan kimsenin olmadığını öğrendim.Kendimi anlamayı öğrendim.Aynalara yüzümün değil,yüreğinizin çirkinliğini soruyorum ve bana bir gün mutlu olacaksın diyorlar.Yani güzel şeyler oluyor.Ve siz, bir zamanlar beni güldürenler;siz artık güzel olan hiçbir şeyin içinde yoksunuz.Ağlayın buna...
  • Sınırlarınızda dolaşacak,damarlarınıza basacağım.Girilmez sulara girecek,tehlikeli uçurumlardan atlayacağım.Bir gün gelip aranıza almadığınız bedenimle kıyılarınıza vuracağım.Yaşa dediğinizde ölecek,öl dediğinizde yaşayacağım.Her sabah ölgün yığınlar gibi sessizce yürüyorsunuz ya aranıza girip haykıracağım.Atmak isteyeceğiniz zehriniz gibi kanınızda dolanacağım.Olmamı istediğiniz gibi olmayacak,kutsallarınızla oynayacağım.Ben olmayacak,biz olacağım.Size rağmen siz olacağım.Yine de sizin gibi olmayacağım!
    Aranızda değilim ama biliyorum ki tek kişi de değilim.Yılmayacağım...Yaktığınız her kitabı baştan yazacağım.Okuyacağım...Bir şiirin içinde kaybolacak,mısradan mısraya koşacağım.Konuşacağım...İllegal kelimeleri değiştirip kullanacağım.Günah dediğiniz müzikleri dudağımda taşıyacağım,bulutların arasında mırıldanarak güneşi arayacağım.Tüm acemiliklerimize,beceremeyişlerimize birer kadeh kaldıracağım!Siz yasakladıkça her seferinde ben aşkı bulacağım.
    İlk insanları buğdayın evcilleştirdiğini söyleyenler var,evcil olmayacağım.Buğdayı ekip biçecek diye özgürlüğünden vazgeçip kendi sınırlarına takılıp kalan insanlar...Sonra da kendi çizdiği sınırlara inananlar...İnandığı için de savaşanlar...Uydurduğu şeye inanıp o şey için kan dökmek ne komik ey güldürürken ağlatanlar...Ağlamayacağım!
    Ulan buğday;İncecik yapraklarına,uzun uzun duruşuna,sülün gibi salınışına...Hürlüğümüzü sen almışsın vay ki ne vay.Tarihe başkaldırmak artık mümkün değil.O zaman akılcı hareket etmek gerekir.Ben yine de inanacağım.Sonuçta bir şeylerin iyi olması için savaşmak da bir inanç içerir.İnanacağım!Çünkü özgürlük imandan gelir.
    Asi de olmayacağım,itaatkâr da...Deli de olmayacağım akıllı da...Ne uçuk,ne marjinal...Gayet de "normal"...Hayatıma sahip çıkacağım.Madem öyle,mezarımı da kendim kazacağım.İhtiyacım yok vereceklerinize,her kazma darbesinde geçmişten bir türkü arayacağım.Derine indikçe bir dostuma sarılacağım,sevdiklerimi hatırlayacağım.Giderken hayatıma giren herkese bir eyvallah bırakacağım.Zulmünüze ise pabuç bırakmayacağım.
    Köklerimi güneyden alacağım ama hep kuzeye bakacağım.Fırtına gibi,sert bir dalga gibi,ezel ebet doğrular gibi,yönü değişmeyen yıldızlar gibi...Yürüyeceğim,güleceğim,trenlerinizde içecek,griye boyanmış sokaklarınızda sarhoşken şarkılar söyleyeceğim.Direneceğim!Yeni diye getirdiklerinizi eskisi ile kampanya dâhilinde değiştireceğim.Teklif ettiğiniz ne varsa "hayır" diyeceğim.Benden kopardığınız ne varsa bulup,alıp geri geleceğim.
    Bir başına değilim.Yalnız değilim,eminim...
    Ve sizi affedeceğim!Ama önce bir hesap isteyeceğim.Her kapı tıkırtısında geldiniz diye uyanılan sabahlarımı geri isteyeceğim.Hayatlarından yılları çalınan arkadaşlarımın her saniyesini isteyeceğim.Verebilecek misiniz?Doğumunu göremedikleri bebelerin ilk ağlayışını isteyeceğim.Zamanı geri alabilecek misiniz?Evet sizi affedeğim.Peki siz,bir kez olsun doğruyu söyleyebilecek misiniz?Ben sizin için adalet isteyeceğim.
    "Aman ne olacak" demeyeceğim, "ben mi kurtaracağım" demeyeceğim.Evet,ben kurtaracağım.Beğenemediniz mi?Kurtarılması gereken vatansa artık hepimizin gözleri mavi...Ama ben önce denizin tuzunu özleyeceğim,yaprağın hışırtısını dinleyeceğim ve baharı getireceğim.Sizi çıldırtmak üzere,mevsimlere bile itiraz edeceğim."Dur" dediğinizde yürüyecek, "koş" dediğinizde sürüneceğim.Sürünsem de başımı eğmeyeceğim.
    Ant içerim.
  • ''' Babamı diyorsunuz. Biliyorum. Onu arıyorum besbelli. Ama deli miyim, manyak mıyım ben ? Adamın mezarında kemikleri kalmadı. Onu hala özlüyor musunuz derseniz, özlüyorum. Ama elin adamlarında babamı aramak da neredrn çıkıyor ? Babam öleli yıllar olmuş. Babasını kaydeben tek kişi ben değilim. Hem artık çocuk muyuz canım? Ölüm Allah'ın emri. Bir gün hepimizin gideceği yer orası. Ama ben ne yüzle gideceğim oraya, ne yüzle çıkacağım babamın karşısına. Böyle kepazelik olur mu ? Hem şimdi düşünüyorum da... '''
  • “Siz insanlar, dedim. Bir şey hakkında konuşurken, hemen şöyle söylemek zorunda hissediyorsunuz kendinizi; bu aptalca, bu akıllıca, bu iyi, bu kötü! Bütün bunların ne anlamı var? Sırf bunları söylemek için mi bir olayın iç yüzünü araştırıyorsunuz? Onun niçin olduğunu, niçin olması gerektiği şeklindeki sebepleri kesinlikle açıklayabiliyor musunuz? Böyle yapsanız, yargılarınızda bu kadar aceleci olmazdınız.”


    "Ah siz akıllı insanlar!" dedim gülümseyerek. "Tutku! Sarhoşluk! Delilik! Empati kurmadan, orada öyle rahat rahat oturun, alkoliği eleştirin, aklını kaçırmıştan nefret edin, bir rahip gibi yanından geçip gidin ve sizi onlardan biri yapmadığı için Ferisi gibi Tanrı'ya şükredin. Ben birçok kez sarhoş oldum, tutkularım delilikten hiç uzak değildi, her ikisinden de pişman değilim: Zira olanaksız görünen önemli şeyler yapan ve eskiden beri alkolik ve deli diye damgalanan tüm sıra dışı insanları kendi ölçülerimle anlamayı öğrendim.
    Ama az çok özgür, soylu, beklenmedik bir iş yapan hemen herkesin arkasından şöyle söylendiğini duymak, sıradan yaşamda bile katlanılmazdır: 'Bu insan alkolik, bu insan deli!' Utanın siz ayıklar! Utanın siz akıllılar!"
    Johann Wolfgang Von Goethe
    Sayfa 44 - İş Bankası Kültür Yayınları
  • Pornografik diye eleştirilmektedir kaldı ki ben de eleştiriyorum ama pornografik olmasını değil, bu pornografiyi zerre edebi kaygı taşımadan insanlara sunmasını eleştiriyorum yoksa cinsellik de üzerine yazılar yazılabilecek, filmler çekilebilecek bir durumdur nihayetinde. Bu kitabı okumak illa ki keyif verir okuyucuya. Zaten dünyada bestseller listelerine girmiş bir kitap ve Türkiye'de de satışa çıkar çıkmaz bestseller mertebesine yükseldi. Bu beklediğim bir durumdu aslında, cinsellik her zaman çok ilgi çeken bir durumdur çünkü.
    Başta da dediğim gibi asla karşı değilim lakin bu kadar ucuzca pazarlanmasına karşıyım. Bu kitap ise sadece ama sadece çok satacak ve benzer bir sürü kitabın yazılmasına vesile olacak bir para kaynağıdır gözümde. Yani herhangi bir erotik sitede yer alan erotik hikayelerin daha iyi kurgulanmış halinden öte bir şey değildir. İşte beni rahatsız eden de budur. Kimin ne okuyacağının kararını ben vermem ama bir sürü edebi eser orada dururken insanların bu kitaba bu kadar ilgi göstermesi ve yazarını zengin etmesi içimi burkuyor ve biraz da ürkütüyor çünkü yakın gelecekte bu tarz pek çok kitap yazılacağını düşünüyorum. Yöntem çok ucuz çünkü. Erek kitlesi lise çağındaki genç kızlar olan vampir kitaplarındaki formül aynen burada da var. Über zengin, yakışıklı, çekici, herkesin gözdesi bir adam (vampir kitaplarında da erkek vampir böyledir) ve onun deli gibi aşık olduğu, onu ehlileştiren alelade bir kız. Yani kitabı okuyan her kızın kendisinin rahatlıkla yerine koyabileceği bir karakter! Fazla adice bir numara bu bence.

    Bir yönden de bu kitaptan bir beklentim var yalnız. Belki bu kitabın bu kadar satması ve okunması vesilesiyle bu ülkede cinsel tabular birazcık yıkılabilir. Cinsel tabu ile ifade etmek istediğim 'kızlar da sevişsin' gibi ucuz bir şey değil elbette. Kaldı ki kızlar da sevişiyor zaten bu ülkede. Yoksa biz erkekler kendi kendimizle yapmıyoruz bu işi, ama erkeklerin pek çoğu her kızla yatmak isterken evleneceği kızın kimseyle yatmamış olmasını ilk kriter olarak belirliyor. Dolayısıyla -yani büyük çoğunluk- ne erkekler ne de kızlar cinselliği özgürce yaşayabiliyorlar. Bu özgürce yaşamaktan kastım da bir sürü kişiyle sevişmek değil asla. Sevişmek kadar sevişmemek de bir tercih olabilir pek tabii ki. Bahsetmek istediğim bu ülkede gençler duygularından, hislerinden kaçıyorlar. Güzel bacak her zaman güzel bacaktır. Kanka dediğin kız da mini etek giyse ve bacakları güzelse o da seksidir. Onu seksi bulmak seni sapık yapmaz. Abazan, sapık ya da adına ne derseniz deyin, bana göre o durum cinsel arzu duymak değildir, duyulan cinsel arzuyu kontrol edememektir. Benim çevremde gördüğüm hep şu olmuştur. Cinsel arzuyu kontrol edemeyip dışa vurana sapık denir ki zaten abartıp ördekten medet umanlar bile var. Cinsel azuyu kontrol edemeyip içinde tutana ise(ki erkeklerin ve kızların çoğunda var bu) efendi adam/terbiyeli kız olur. Oysaki önemli olan ve doğru olan o cinsel arzuyu kontrol edebilmektir. Kendini iyi yetiştirmiş, cinselliği porno dergi ve sokak arası muhabbetler yerine sinemadan, kitaplardan öğrenmiş biri için de bu cinsel arzuyu kontrol etmek normaldir. İşte bu vb. kitaplar belki bu cinsel arzuların normal olduğunu ve kontrol edilebilir olduğunu öğretebilir bu ülke gençlerine.

    Kitap da şunu anlatıyor bakın özetle;

    Dudaklarını öpmeye başladı sonra kulağına fısıldadı ''Sana öyle şeyler yapacağım ki''

    Kalçasını okşarken kulağına fısıldıyordu ''Sana çok acayip şeyler yapacağım''

    Boynunu öperken fısıldadı ''Sana neler yapacağımı bir bilsen''

    Elinden tutarken kulağına eğilerek ''Sana neler yapacağın hakkında hiçbir fikrin yok değil mi''

    Ona oral seks yaparken bir yandan da ''Sana öyle şeyler yapacağım ki asla bilemezsin'' diyordu.

    Seks yaparlarken kulağına iyice yaklaşıp ''Sana neler neler yapacağım biliyor musun'' dediği anda kız artık dayanamadı ve ''Ne yapacaksan yap ulan kitap bitti amk kitap bitti ne yapacaksan yap artık!!!'' dedi.

    Erotik kitap okuyacaksınız Olivia Cunning okuyun, Sasha Grey kitap yazdı gidin onu okuyun.