Kitap 91 sayfa kısa kısa başlıklar altında yazılmış.Halil Cibran’nın Ermiş kitabı ilk okuduğum eserdi.Sevdim bu kitabınıda sevdim.
22.04.2022 tarihinde çok sevdiğim ama artık eski olan bir arkadaşım almıştı.Bu kitabın hediye olduğunu unutup rastgele elime alıp okumak istedim.Kitabın ilk sayfasında tarih ve ismi yazıyordu biraz içim buruk okudum ama kitap içerisinde bazı satırlar tüylerimi ürpertti “Arkadaşım” başlığının altında “Arkadaşım,sen iyisin,temkinlisin,akıllısın;yok hayır mükemmelsin..Bende seninle akıllı ve temkinli bir şekilde konuşurum.Oysa deliyim ama deliliğimi maskenin ardından gizlerim.Delilikte yalnız olurum.” cümlesi o kadar etkiledi ki..Delilik sıradan hayatı aşan hakikate dokunan bir haldir.Bir delinin sözü yakıcıdır.Sahtelikleri tersyüz eder.Onun çağrısı kendi derin kuyusunda özgürlük yanılsaması içinde yaşayan budalalara atılmış bir ip gibidir… Vefa dilerim Efenim :)
İcerisinde büyük anlamlı küçük hikayeler barındıran tek solukta bitirilecek türde bir kitap. Çok güzeldi diyemem ama kötüde değil okuyacak daha iyi bir kitabınız yoksa yada zamanınızı geçirecek daha iyi bir meşgaleniz okunur bir kitap.. Tavsiye ederim.
En beğendiğim hikayesini buraya alıntı yapayım. Belki ilginizi çeker sizde okuduğunuzda başka bir hikayeden etkilenirsiniz.
GÖZ
Bir gün göz dediki bu ovaların ötesinde lacivert bir süse bürünmüş bir dağ görüyorum. Ne kadar güzel değilmi.
Kulak bunları işittikten sonra bir an dikkatle dinledi. Ama nerede o dağ ben hiç birşey duyamıyorum ki. Ardından el konuştu dağ falan yok hani ben hiç bir şey hissetmiyorum.
Göz onların haline bakıp sırtını dönünce onun bu tuhaf halinden dolayı hemen dedi kodusuna başladılar.
HERHALDE GÖZDE BİR BOZUKLUK OLSA GEREK...
Uzun ve yoğun kitaplardan sonra ilaç gibi geliyor. Tuğlaların arasına koyulan harç misali. Hem sağlamlaştırıyor hem de dinginleştirip ayakta tutuyor.
Yatırım tavsiyesidir.
Uzun soluklu kitapların aksine kısa kısa öykülerden oluşan kitap bir çırpıda okunacak bir kitap..ama fikrimce kitabı pek sevdiğim sayılamaz..yinede yazarın kalemini seven okurlara öneririm.
Lübnan asıllı Amerikalı şair, ressam ve filozof.
Kendisini şiirleriyle tanıdığım Halil Cibran’ın okuduğum ilk kitabıydı. Türü hikaye diyebileceğimiz kitap, ince manalar ve ironilerle doluydu. Kitaplara-dil inceliklerine hakim olmayan insanların okuyacağı yahut da anlayabileceği türde değil. Eğer tahlil gücünüz gelişmişse okuyup bulmaca çözer gibi kendinize hitap eden hikayesini benimseyebilir ve kitabı boşuna okumamış olabilirsiniz.
Herkese tavsiye ediyorum diyemem ama okumak isteyen herkes için keyifli okumalar dilerim.
Ben okudum da ne kazandım? Farklı bir anlatım dili daha tanımış oldum. “Öteki dil” başlıklı hikayeye de bayıldım. Üzerinde çok şey düşündüm, etkilendim. Yani o başlığı okumuş olmam bile yeterli.
Hikaye dili mi şiir dili mi derseniz bence şiirleri daha iyi. Sizin kendisi hakkında düşünceleriniz varsa yorumlara buyurun.
F a v o r i A l ı n t ı
“•İşte ben böyle delirdim. İşte o zaman hem yalnızlığın özgürlüğünü hem de anlaşılmanın verdiği güven duygusunu buldum, çünkü bizi anlayan şey içimizdeki bir şeyi kendine köle eder.”
Not: Kitaptaki en rahatsız edici şey bizim gibi tek ve yüce olan Allah’a iman etmekle asilleşmiş insanların, kafada kurulan tanrıların, kişileştirmelerin basitliğine maruz kalması. Hikayelerdeki ironilerden dolayı bu durum çok da ciddi değil. Sıkıntı yok yani. Onun haricinde o kafaya da bi bakmak lazımgillerdenim :))
Kitap, 35 hikâyeden oluşup "Nasıl Delirdim?" hikâyesi ile başlıyor. Hikâyelerde felsefik bir şekilde genel görüşleri ve insan tutumlarını değerlendiriyor.
https://1000kitap.com/kitap/kitap--295769Halil Cibran Martı Yayınları/93 Sayfa.
Kitap, farklı ana başlıklar altında biri şiir olmak üzere, birbirinden güzel kısa hikaye ve deneme tarzı yazılardan oluşuyor. Hepsinin de ince mesajları var ve okurken birden biten hikayelerin yarıda kalmışlık hissi biraz garip olsa da kitap genel anlamda güzel.
Üçümüz yalnızlıkta biriz bizi birbirimize bağlayan sevgi derin, güçlü ve tuhaf...
"Sen gerçeği, güzelliği ve adaleti seviyorsun, bense senin hatırına hepsinin iyi ve sevilesi şeyler olduğunu söylüyorum."
“Daha ne olduğumuzu bile bilmezken, ne olacağımızı tartışmanın ne anlamı var?”
Kitabı eğer bir cümleye indirgesem o cümle bu olurdu. Öyle derin ki, öyle özel bir kitap ki, ne desem eksik kalacak.
Cibran’a duyduğum hayranlık her seferinde katlanarak artıyor. Ermiş, Ermişin Bahçesi ve Meczup. Üçü de birbirinden güzeldi, özeldi.
En son ne zaman “meczup” hissettiniz?
MeczupHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,9bin okunma
Halil Cibran ’ın ironik bir dille ele aldığı bu eser; insan ve toplum ilişkilerini anlatan kısa hikayelerden oluşuyor.
Kitap, “nasıl meczup olduğumu bilmek ister misiniz?” Cümlesi ile başlayıp bir meczubun kaleminden çıkan hikayelerle devam ediyor.
Açıkçası kısa hikayelerden oluşması ve 50 sayfalık bir kitap olması itibari ile basit bir eser olarak algılansa da (en azından benim gözümde) pek öyle sayılmaz çünkü 10 katı sayfa sayısına sahip çoğu kitaptan daha derin, daha anlamlı bir eser. Ve benim nezdimde on puanlık bir kitap.
Fakat yinede kısalığına aldanmayın. Derin düşünce gerektiren cümleleri birkaç kez okunmadan anlaşılması pek mümkün değil. Zaman zaman kitaplıktan alınıp okunmaya değer:)
Bana göre “kitabı” anlatan en iyi alıntıyı aşağı bırakıyorum;
“İnsanlara haykırdım: "Çarmıha gerilmek istiyorum!"
Onlar da cevap verdi: "Neden senin kanın fışkırmalı başımızın üstüne?" Ben de dedim ki: "Sizi coşturmak için meczupları çarmıha germekten başka ne yapılabilir?" Bana kulak verdiler ve çarmıha gerildim. Hem çarmıha gerilmem yatıştırdı beni.
Ve yer ile gök arasında asılı kaldığımda, beni görmek için başlarını kaldırdılar. Daha önce başlarını hiç yukarı kaldırmadıkları için aşka gelip coştular.”
Cibran, 1883 yılında Osmanlı İmparatorluğu kontrolündeki Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı'nda Maruni bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Ailesi ve kardeşleriyle 1895'de ABD'ye göç etti. Annesi terzi olarak çalışırken Boston şehrinde bir okula başladı. Cibran'ın yaratıcılığını fark eden öğretmeni Cibran'ı fotoğrafçı ve yayıncı F. Holland Day'le tanıştırdı. Gibran, Beyrut'taki Collège de la Sagesse'e kaydolmak için on beş yaşında ailesi tarafından memleketine geri gönderildi.
1904'te, Cibran'ın çizimleri ilk kez Boston'daki Day's stüdyosunda sergilendi ve Arapça ilk kitabı 1905'te New York'ta yayımlandı. Cibran, yeni tanıştığı hayırsever Mary Haskell'in mali yardımıyla 1908'den 1910'a kadar Paris'te sanat okudu. Oradayken, Jön Türk Devrimi'nden sonra Osmanlı İmparatorluğu'nda isyanı destekleyen Suriyeli siyasi düşünürlerle tanıştı; Gibran'ın aynı fikirleri ve aynı zamanda antiklerikalizmi dile getiren bazı yazıları, sonunda Osmanlı yetkilileri tarafından yasaklanacaktı.
Eserleri ve düşünceleri dünya üzerinde geniş yankı uyandırdı. Şiirleri yirmiden fazla dile çevrilmiş olan Cibran aynı zamanda başarılı bir ressam idi. Resimlerinin bazıları günümüzde dünyanın birçok şehrinde sergilenmektedir.
Yaşamının yaklaşık son yirmi yılını ABD'de geçiren yazar, ölümüne kadar kaldığı bu ülkede eserlerini İngilizce yazmıştır.
Halil Cibran'ın en ünlü eserlerinden biri olan ve ilk kez 1923 yılında basılan Nebi adlı eseri, toplam 26 adet şiirden oluşan bir karma şiir denemeleri kitabıdır. El Mustafa adındaki bir kahinin 12 sene kaldığı Orphalese şehrinden ayrılıp evine gitmek üzereyken bir grup halk tarafından durdurulması ve ana kahraman ile halk arasında insanlık ve hayatın genel durumu hakkında geçen konuşmalar kitabın kendisini oluşturmaktadır. Cibran'ın bu kitapta El Mustafa isimli şahsa verdiği bu isimle peygamber Hz. Muhammed'i işaret ettiğini iddia edenler vardır. Fakat kitaptaki metinler çoğunlukla Matta'ya göre İncil'in 5. bölümünde yer alan İsa'nın Dağdaki Vaaz'ıyla içerik ve üslup açısından benzerlik ve paralellik gösterir. Yazarın İnsanoğlu İsa adlı kitabındaki çalışmalar da dikkate alınırsa El Mustafa'nın Meryemoğlu İsa Mesih olabileceği iddiaları daha da güç kazanmaktadır. Ermişin Bahçesi Halil Cibran'ın Ermiş kitabının devamı niteliğindedir. Türkçeye çevirisi R.Tanju Sirmen tarafından yapılmıştır. Yayın yılı 1999.