Faaliyetleri sırasında Bayram Sur, Yakovalı Rıza, Ago Bey ve Yalovalı Hacı Hasan Yakuplar gibi teşkilatçı olmaları muhtemel bazı şahıslardan destek aldığını da ekler.
Kitaptaki son sözüm şudur, Orhan Bey, lütfen unutmayın...
"Unutmam."
Füsun'un fotoğrafını aşkla öptü ve ceketinin göğüs cebine dikkatle yerleştirdi. Sonra bana zaferle gülümsedi.
"Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım."
Bana lazım olan hürriyet, Fethi Bey'in getireceğini söylediği hürriyet değil...
Bu hürriyet, 'Bırak yapsın, bırak geçsin' hürriyeti… Türkçesi: Sopaları, taşları bağlayıp kuduz itleri serbest bırakmak hürriyeti... Halk Partisi içinde hürriyeti istiyorum ben... Güçleri madrabazlıktan, kişisel çıkarcılıktan çekip Kuvayı Milliye devrimciliğine getirecek hürriyet... Hırsızları, madrabazları yok edecek hürriyet... Devrimleri halka mal edecek hürriyet...
…Geçen gün Tarkanlardaydım, Hakimiyeti Milliye'nin başyazarı geldi. Söz vurgunculuktan açıldı. Adamın anlattıklarını duymalıydınız.
Aferizm nasıl başladı? Hangi kapıları yoklayarak, zorlayarak yol arandı? Korkunç şeyler... Bakın neler olmuş? Falih Rıfkı Bey'in anlattıklarından aklımda kalanları aktarmaya çalışacağım: 'Milletvekilliğimin ilk yılında bir öğle üstü, Yakup Kadri ile beraber Meclis'e gelmiştik!' diyerek söze başladı Falih Rıfkı... 'Dış bahçe kapısı ile iç kapı merdiveni arasında birkaç milletvekili bize bir kanun teklifi imzalatmak istediler.
Okuduk. Teklif aşağı yukarı şuydu: 'Hidematı vataniyesine mükâfaten Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'ne 1 milyon lira ihda edilmiştir.'"
"İmzalayanlardan bazıları belki de pek iyi niyetliydiler.
Muzaffer kumandanlarını parayla mükâfatlandırmak İngilizlerin de âdeti değil miydi? Sonra Mustafa Kemal, inkılaplar yapacak ve inkılaplar nizamını memlekette kökleştirmek ve korumak için büyük bir partiyi teşkilatlandıracaktı.
Bunun için para lazımdı.
"Beynimizden vurulmuşa döndük. Sanki zafer ve onun bütün şanları ve şerefleri satılığa çıkarılmıştı. Kuvayı Milliye devrinde İngiliz entelijansı adına -hareketin başından ayrılmak şartıyla- Mustafa Kemal'e büyük bir para ve İtalya'da bir villa vaat edilmiști. Bu da öyle bir şeydi. Gazi Mustafa Kemal’i inkılap tarihinin ilk günlerinde suikastların en alçakçası ile öldürmek demekti.
"Gazi'nin haberi olup olmadığını düşünmeden reislik odasında kendisini bulduk. Hamdullah Suphi heyecanlı sözleriyle hepimizin ızdırabını anlatmaya çalıştı. Gazi, 'Hiç haberim yok... Küstahlık etmişler. Teklifi bana buldurunuz; dedi.
Getirtti ve yırttı.
"Derin bir gönül rahatı duyduk.