1000Kitap Logosu
320 syf.
Söyleyin Bana, Doktor!..
Dünyada neler oluyor böyle, kanımı donduran gerçeklerle karşılaştım... Tıp alanıyla ilgili aklınızı meşgul eden komplo teorilerini bir yana bırakın, gerçekleri okuduğunuzda bu kollektif kötülüğü hiçbir insan kafası projeye dökemez diyeceksiniz. Genetik hastalıkları iyi etmek için gecesini gündüzüne katan, muazzam ilmi donanımları ve insan sevgileriyle, samimi özverileriyle önlerinde hiçbir engelin duramayacağı bir ekip kurun ve bakın bakalım başınıza neler geliyor... Zira insanı sevmek o kadar kolay değil. Bürokratik engeller, ekonomik bariyerler önünüzde dağ gibi yükselmeye başladığında, biraz daha az uyuma, biraz daha az yeme, hatta ailenizi görememe pahasına neler yapabilirsiniz? Bilimin sırları yenilir yutulur cinsten değil. Bu eser yazılalı 25 yıl olmuş ve genetikle ilgili yaşanan bütün zorluklar devam ediyor. Tek sorun insanoğlunun bitmek bilmeyen güç mücadelesi ve finansal kaynaklarını kendi yükselişleri için kullanma konusundaki insanlıktan uzak tavırları. Çok önemli bilimsel çalışmaları istemedikleri kaynaktan üretildiği için susturmaktan tutun, hastalıkları önlemek için gecesini gündüzüne katan laboratuvarların kapısına kilit vurmaya kadar. Vicdanları alt üst eden uygulamalar... O yıllarda da fakir ülkelerin ilaca ve tedaviye erişimi sınırlıymış, o zaman da finanse edilmeyen hiçbir ilaç, hiçbir aşı üretilmiş olsa da piyasaya sürülmemiş... Cohen insanüstü bir çaba harcamış ve sonunda genetik pek çok gelişmeyi ömrünü vererek insanoğluna armağan etmiş. Genom dizilimi ile ilgili yaptığı çalışmalarla, hastalıkların moleküler temelinin anlaşılmasını sağlamış, hastalıklarla mücadelenin ötesinde, hastalıklardan "doğal olarak" koruyan genlerin saptanmasının temellerini atmış. Yalnız Fransa'ya değil bütün dünyaya ulaştırmakmış amacı, bunu tıp kongrelerinde gösterdiği açık yüreklilik ve elindeki bütün çalışmaları ve gelişmeleri herkesle paylaşma gayretinden anlıyoruz... Sırf bir köşede bilimi kullanarak, statü ve makam elde etmeye çalışan taklitçilere, hazır yiyicilere, hiyerarşiye odun taşıyan egoistlere karşı, bir avuç insanın nasıl çırpındığını gördüğünüzde, hâlâ dünyanın bir yerinde, labotuvarını terketmemiş, beyninin damarlarını, gece uyuyamamış hastaların biraz rahatlaması için çalıştıran ve bundan da onur duyan bilim insanlarının olduğunu bilmek adına ümit verici bir eserdi. Tıp eğitimi görmüş, Moleküler biyoloji alanında ihtisas yapan arkadaşların bu eseri okuması, bulundukları yerin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hissedirecek, onları motive edecektir. Keşke bilim insanı, bu evrensel sorumluluk duygusunu her alanda benimsemiş olsaydı... Eserin içeriğinde bilimsel konular, DNA, genomlar, proteinlerle ilgili okuru sıkmayacak düzeyde bilgiler yer alıyor, gayet anlaşılır bir dil kullanılmış hatta Cohen'in hayata bakışı ve ruhsal serüveni de bu bilim öyküsüne uygun dozlarla karılarak, edebi bir lezzet de yakalanmış... Keyifli okumalar :)
Umudun Genleri
8.5/10 · 7 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
Rosalind X-ışını kırınımını maddelerin fiziksel yapısını analiz etmek için kullandı. X- ışını maddeye vurduğunda Işın dağılıyor ya da kırılarak yayılıyordu. Rosalind, madde atomlarının nasıl dizildiklerini keşfetmek için bu kırılmanın yol açtığı şekli kaydediyordu. DNA’nın moleküler yapısı bilim insanları için yıllarca bir muamma olarak kaldı. Rosalind bunu, DNA liflerini nemlendirerek buldu; bu şekilde resimler çok daha netti. ‘Foto 51’ adlı fotoğraf, iki dizilimi açıkça gösteriyordu. Bu buluş, hücrelerin genetik bilgiyi nasıl geçirdiğini açıklayan çift sarmal bir yapıya işaret ediyordu.
Aslı Konaç
Sayfa 59 - Doğan Burda Dergi
YAPAY ZEKA NEDİR NE DEĞİLDİR?
Aslında yapay zekanın daha gerçeklenemediği. Peki yapay zeka gerçeklenirse neler olacak? Tesla'nın otonom arabaları, 70 saatte öğrendikleriyle 5 yıldır dünya ''Go'' şampiyonu olan adamı yenen yazılım, sadece 15 saatte öğrendikleriyle bir doktorun 10 yılda kazandığı x-ray okuma yeteneğini elde eden script, bunların hiçbiri ama hiçbiri yapay zeka değildir. Evet bunlar yapay zekanın "y"si bile değil. Yapay zeka ve makine öğrenmesi üzerine çalışan biri olarak birkaç şeye değinmek istedim. Öncelikle en çok yapılan yanlış, şu an yapay zeka diye bir şey yoktur. Popüler kültürün başka bir kurbanı olan "yapay zeka" kavramıdır. Şu an etrafınızda "yapay zeka" diye söylenen her şey makine öğrenmesi algoritmalarından ibarettir. Bu algoritmalar için, arkalarında matematiksel modellemeler barından bir dizi "formül" denebilir. Yani aslında, insan öğrenmesinin matematiksel olarak modellenmesi ve bunun kodlanıp bilgisayara "anlatılması"dır.Hemen örnek verelim. Şimdi,küçüklüğünüze dönün. Salonda yanan sobaya ilk defa dokunuyorsunuz. Sobanın sıcaklığı size keyif veriyor ve sobaya dokunmaya devam ediyorsunuz. Sobanın verdiği sıcaklık beyniniz tarafından "ödül" olarak algılanıyor, siz farkında olmadan beynininiz bu "ödül"ü kaydetmeye devam ediyor. Elleriniz sobanın üzerindeyken daha bir "mutlu" oluyorsunuz. Fakat bir nokta geliyor ve elleriniz yanıyor. Ellerinizin yandığı o "an" beyniniz için "ceza" anı oluyor. Beyniniz bu anı da kaydediyor. Ve ertesi gün, siz 4 yaşında(sen küçükken kaç yaşındaydın?) hiçbir şeyin farkında olmadan, beyniniz elinizin yandığı o an'a kadar elinizi sobada tutmanızı ve yanmadan "tam" önce çekmenizi sağlıyor. İşte, yukarıda kendi kendine araba süren, ömrünü ''go'' oyununa vermiş bir şampiyonu 70 saatte öğrendikleriyle yenen şeyler tam olarak bu algoritmanın matematiksel olarak modellenmesi ile oluyor. Bunlar ve bunların 10 katı olan gelişmeler bile, tekrar ediyorum; yapay zekanın "y"si bile değil. Ödül/ceza sistemine dayanan bu sistemler, bir matris oluşturuyor. Bu matrise ''q-matrix''adı verilir, algoritmanın genel adı da r''einforcement learning'' olarak geçer (araştırmak isteyenler için). Bu matrise "eliniz yanana kadar" olan "an"larda yaşanan tüm "state" ve "action" durumlarının "reward" puanlarını kaydediyor. Aynı beyninizin yaptığı gibi. Özet geçelim, kısaca, bir insanın ömrünü verdiği şeyleri saatler içinde öğrenen bu sistem sadece ve sadece bir makine öğrenmesi algoritmasından ibarettir. Ve makine öğrenmesi de yapay zekanın alt kümesidir. Peki yapay zeka nedir? Aşağıda yapacağım tanım kendi cümlelerimle yaptığım bana ait olan tanım, ama mantık aynı noktaya çıkıyor. Yapay zeka, kendi kendine soyut kavramlar ve problemler üreten, ürettiği bu problemler üzerine çözüm yolları arayan, çözüm bulan, kendi ürettiği problemler üzerine simülasyonlar modelleyen ve bunları bir insandan 100 binlerce kat daha hızlı yaparken hiçbir duyguya sahip olmayan bir sistemler bütünüdür. İnsana özgü duyguları olmayacağı için; mesela kıskanma, aşk, merhamet, acıma, öfke vs. duygulara sahip olmayacağı için, hepimiz onun için birer optimizasyon probleminden ibaret olacağız. Yani "denkleme" kim en çok katkı sağlarsa o hayatta kalacak. Bu gerçekten böyle, elon musk, stephen hawking gibi adamlar laf olsun torba dolsun diye yapay zekadan tırstıklarını açıklamıyorlardı. Yapay zeka bir gün gerçeklenirse, muhtemelen dünya nüfusu %60'dan fazla azalacaktır. Açlıktan ölen çocuklar ya da işkenceye uğrayan x kişisi yapay zeka için bir şey ifade etmeyecek, önemli olan "denklem"in optimize edilmesi olacaktır. Bu uğurda siz hayatta kalırken belki de tüm aileniz öldürülecek, bir kıtadaki tüm yaşam sona erdirilecektir. Yapay zeka gerçeklenirse, insanlık yüzlerce yıl öne gidecek, belki haftalar içerisinde tüm dna ve gen dizilimi haritalanacak, dünya dışı varlıklarla iletişime geçilecek, ışınlanma için ilk adımlar atılacak, fakat; "duygu"ya sahip canlı olan insan için vahşet yaşanacak ve çoğu insan "gereksiz" oldukları için yeryüzünden silinecek. Yapay zeka besine, oksijene, sevgiye ihtiyaç duymadığı için, kendisini güvenli bir veritabanına aktarabildiği sürece hayatta kalmaya devam edecektir. Bu bir uydu da olabilir, bir usb bellek de olabilir. Sonuç olarak kendini güvene aldıktan sonra bulunduğu gezegeni optimize etmeye çalışacak ve bu optimizasyon probleminde hata veren her şeyi elemine edecektir. Tahmin ettiğiniz gibi, bu denkleme en çok zarar veren insandır. Çünkü, duyguları olan bir varlık, duyguları daha az olan (ya da duyguları olmayan) bir varlık için önemsizdir :) Ömrümüz yeterse, söylenenlerin ne kadarı doğru ne kadar yanlış göreceğiz. Fakat şu kesin ki, yapay zeka gerçeklendiği zaman tüm insanlık evrim geçirecek ve her şey baştan yazılacaktır. Ve buna da, bizzat insanın kendisi sebep olacaktır. KAYNAK: eksisozluk.com/entry/119787502
2001’in başlarında insan DNA’sının neredeyse tam dizilimi deşifre edilip yayımlandı, gerçekten dudak uçuklatan bir teknolojik başarı. Şifreyi oluşturan dört DNA harfinin (A, G, C, T) tam olarak hangi sırayla tekrarlandığı görüldü. Bu çok uzun şifreyi -toplamı yaklaşık üç milyar harf- çözmek için uzmanlar Ana Britannica'nın içerdiğine denk miktarda bilgiyle boğuştu.
Muhtemelen Dünya'daki en takdire şayan DNA dizilimi şudur : GTG CCA GCA GCC GCG GTA ATT CCA GCT CCA ATA GCG TAT ATT AAA GTT GCT GCA GTT AAA AAG .Yaşayan her canlıda , hatta dev mimivirüsler gibi teknik olarak canlı sınıfından sayılmayan kimi organizmalarda bile bulunur .Dizilimin bu yaygınlığının nedeni , tüm yaşamın ortak atasından geliyor olmasıdır . Hayati bir süreci yerine getiren bu dizilim, 3 milyar yıldır değişmeden kalmıştır. İşte size vücudunuzdaki en eski fosil.
Bir işveren, DNA’sı daha iyi olduğu için bir başkasına öncelik tamyabilir mi? Veya bu durumda “genetik aynmcılık”tan dava açabilecek miyiz? Bir şirket yeni bir canlı veya organ yaratıp bunun DNA dizilimi- nin patentini alabilecek mi? Birinin bir tavuğa sahip olabilmesi mümkündür, peki bir türün tamamına sahip olması mümkün olabilecek mi?
Muhtemelen Dünya'daki en takdire şayan DNA dizilimi şudur: GTG CCA GCA GCC GCG GTA ATT CCA GCT CCA ATA GCG TAT ATT AAA GTT GCT GCA GTT AAA AAG. Yaşayan her canlıda, hatta dev mimivirüsler gibi teknik olarak canlı sınıfından sayılmayan kimi organizmalarda bile bulunur. Dizilimin bu yaygınlığının nedeni, tüm yaşamın ortak atasından geliyor olmasıdır. Hayati bir süreci yerine getiren bu dizilim, 3 milyar yıldır değişmeden kalmıştır. İşte size vücudunuzdaki en eski fosil.
40 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
#oncubiliminsanlariokuyoruz (18) ☘Herkese Merhaba Kahramanımız Ömer'le bilim insanlarını tanımaya devam ediyoruz. Bu kez tanıyacağımız değerli bilim insanı Nobel ödülü alan ilk Türk Prof. Dr. Aziz Sancar olacak. Prof. Dr. Aziz Sancar 8 kardeşin 7. çocuğu olarak 1946 yılında Mardin'de dünyaya gelmiştir. DNA onarımı, hücre dizilimi, kanser tedavisi ve biyolojik saat üzerinde çalışmalar yapmıştır. DNA onarım mekanizmaları alanında yaptığı buluşlar kanser patolojisinin daha iyi anlaşılmasını ve yeni tedaviler geliştirilmesine katkı sağlamıştır. ABD Ulusal Bilimler Akademisi'ne seçilen üç Türk'ten biri olmuştur. ABD'de okuyan Türk öğrencilere destek olmak amacıyla öğrenci misafirhanesi açmıştır. Bilim dünyasına adını altın harflerle yazdıran Aziz Sancar'ı çocuklarınıza tanıtmak istiyorsanız seti tavsiye ediyorum.
Ömerle Bir Kutu Macera: Aziz Sancar
Okuyacaklarıma Ekle
38 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.