Ayşe Hilal Dokgöz, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · 10/10 puan

Vakitsiz...
Gelmemenin bir vakti yoktur. İnsan çoşkuyla beklerken ne kadar zaman geçerse, o büyük günün yaklaştığına o kadar inanır. Bir yıl mı geçmiş? Ne yapalım, dersiniz, hazırlanması en az bir yıl sürerdi zaten... İki yıl mı geçmiş? Gelmesinin eli kulağındadır...

Doğu'nun Limanları, Amin Maalouf (Sayfa 166)Doğu'nun Limanları, Amin Maalouf (Sayfa 166)
mehmet temiz, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İyi bir dava uğruna kötü çocuk olmak, insanın başına çok sık gelmez.

Doğu'nun Limanları, Amin Maalouf (Sayfa 77 - YKY - Ekim - 2017)Doğu'nun Limanları, Amin Maalouf (Sayfa 77 - YKY - Ekim - 2017)
mehmet temiz, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Nazilerden Fransa'yı değil, Almanya'yı işgal ettikleri gün nefret etmiştim.

Doğu'nun Limanları, Amin Maalouf (Sayfa 58 - YKY - Ekim - 2017)Doğu'nun Limanları, Amin Maalouf (Sayfa 58 - YKY - Ekim - 2017)
idris yılmaz, Tanrı Taşta Uyur'u inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Tanrı Taşta Uyur
Rudolph Kaiser
Yazar Bir tarafa batı düşünüş biçimi diye tanımladığı ve Platon’dan beri ortaya çıkan Yahudilik-Hristiyanlık dinsel inanışlarında devam eden ikilemci düşünüşü koyar. Diğer tarafa doğa dinleri diye tanımladığı kızılderili yaşam ve inanç felsefesini, Hindu ve doğu dinlerini koyar ve analizler yapar.
Platondan beri gelen inanç biçiminde Tanrısallığın gökten geldiği, insanların Tanrının bir parçası olarak görülmesini anlatır.
Doğa dinlerinde ise tüm canlıların, dünyanın, evrenin hep bir bütünlük içinde olduğunu Tanrının da doğanın içinde olduğunu söyler.
İnsanın doğaya ve çevreye verdiği zararın Tanrısallık la inandırılmış olmasından dolayı olduğunu savunur. Diğer tarafta kendini doğanın parçası gören insanın ise doğaya en az zarar vererek doğadan faydalandığını dile getirir.
İkilemci ayrıştırmacı anlayışın insanı mutsuzluğa ittiğini, halbuki bütünleştirici düşünce ve inanç biçiminin her zaman insanı ruhsal olarak daha mutlu ettiğini söyler.
İkilemciliğin diğerini yok etmek için sürekli kavga ve savaş içerisinde olmasının sürekli bir yok etme kültürünü yarattığını, bütünsellik içindeki düşüncenin ise her şeyin zıddı ile var olduğunu ancak uyum içerisinde hayatın ahenginin olacağını söyler.
İkilemcilikte sadece Tanrıya saygı varken bütünsel düşünce de yani Kızılderili felsefesinde dünyadaki canlı, cansız, taş, toprak her şeye saygı vardır.

¤ Cerrah Asya ¤, bir alıntı ekledi.
4 saat önce

Ayvaya Cevap:

ELMA VE INCIR

Ilk urbamız:
INCIR.

Ilk günahımız:
ELMA.

Not :
Ben günahsızım.

|Doğu-Batı,(1/4), Şubat 1954

Şimdi Sevişme Vakti, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 47)Şimdi Sevişme Vakti, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 47)

Balista
Balista "fırlatmak" anlamına gelen Yunanca "ballistra" kelimesinden türemiştir. Sicilya ve Batı Yunan Kolonilerinin Tiranı I. Dionysius(en) (MÖ 400) tarafından kullanılmıştır. Romalılar tarafından fırlatılan mızraklara düştüğü yeri yakacak, küçük ateş topları yerleştirilerek bir nevi ilkel bir füze olarak kullanıldı. Savaş meydanında yüksek menzili ile Romalılara askeri avantajlar sağladı. Ortaçağ boyunca Avrupa ve Orta Doğu'da kullanılan bir savaş aleti oldu.

Abdullah BADUR, Saatleri Ayarlama Enstitüsü'ü inceledi.
8 saat önce · Kitabı okudu · 7/10 puan

Roman konusunu saat-zaman-insan ilişkilerinden almaktadır. Saatleri Ayarlama Enstitüsü Türkiye insanının doğu ve batı arasında bocalamasını anlatan bir başucu romanıdır.

...
"Nasıl olur ? diyordu, nasıl olur ? Dünyanın en modern müessesinde, en mükemmel ve yeni şartlar altında ve bu kadar yenilik içinde çalışan bu insanlar bu işi nasıl anlamazlar ? O halde enstitüde ne işleri var ? Niçin yeni binayı alkışladılar ? Niçin bizi tebrik ettiler ? Demek yalan söylüyorlar !…

Ben Halit Ayarcı’ya vaziyeti anlatmaya çalışıyordum :

- Hayır, yalan söylemiyorlar, diyordum. İkisinde de samimî idiler. Yeniliği kendilerine ucu dokunmamak şartıyla seviyorlardı. Hâlâ da o şartla severler. Fakat hayatlarında emniyetli ve sağlam olmayı tercih ediyorlar.
- Böyle şey olur mu ? Bir insan iki türlü düşünür mü ? İki türlü mantık bir kafada bulunur mu ?

Halit Ayarcı hakikaten meyustu.

- Tabiî bulunur. Daha doğrusu menfaatler istikametini değiştirirse mantık da değişir."

Dün gece rüyamda Arthur amcamı gördüm. Sohbet etmeye başladık...
-Ne yapıyorsun? diye sordu bana...Ben;
-"Son günlerdeki etkinlikler sayesinde değerli yazar ve düşünürlerin kitaplarını okumaya çalışıyorum" dedim. "Bu arada sıradaki etkinlikte senin adına, etkinliği düzenleyen de Quidam 20. kuşaktan yeğenin" dedim. :))
Söylediklerim hoşuna gitti mi gitmedi mi bilmiyorum, Arthur amcam gayet ciddi biri, kitabını okurken fark etmiştim etmesine de, rüyama gireceğini nerden bilebilirdim.:)
Onu okurken farkına vardığım başka bir konu ise bir taraftan okumanın önemini vurgulaması, diğer taraftan da üzerine düşünüp kafa yormadan okuduklarımızın bize pek bir getirisinin olamayacağını sürekli dile getirişiydi. Hakta vermedim diyemem...
Ne için okuyoruz? Okuduklarımızı kendi iç dünyamızda ne kadar sorgulayıp, kendi çıkarımlarımızı ne kadar yapabiliyoruz? Bunlar gerçekten üzerine düşünülmesi gereken konulardı. Arthur Schopenhauer "okumak ve anlamak" üzerine çok güzel bir açıklama getirmiş bu eserinde; çok okuyan insanı obur bir insana benzeterek; "Nasıl obur bir insan sürekli yiyerek vücuduna zarar verirse, anlamadan sorgulamadan okuyan insanında da okudukları sadece bilgi kirliliğinden öteye geçemez" demiş.
İyi de Arthur Amca'nın benim rüyamda ne işi vardı? Bilinçaltım bana oyun mu oynuyordu? Onun kitabını okuduğumu sohbet esnasında bir arkadaşıma söylediğimde;
-"Kolay gelsin Arthur Schopenhauer anlaşılması zor bir filozoftur" demişti. Onun etkisi de olabilir diye düşünürken, ikinci soru geldi...
-"Kitap felan yazıyor musun?" dedi. "Öhöhöhö" İçimden ne kitabı, ben inceleme zor yazıyorum diye geçirsem de...
-"Arada okuduğum kitapların hakkında bir şeyler karaladığımı" söyledim. Cevabı tam da ondan beklediğim gibiydi. :) Ehh kitabı okuyunca onun hakkında az çok bilgi sahibi olmuştum.
- "Benim kitabım ya da başka yazarların kitabı hakkında yazmak pek de zor olmasa gerek. Neden zor olanı yani kendi kitabını yazmayı denemiyorsun?" dedi. Arthur Schopenhauer insanın kendi içindeki cevherin çıkarılması gerektiğini yoksa bireylerin hayatta sıradanlıktan öteye geçemeyeceğini savunur. Size çok alakasız gelecek belki ama 2 yıl önce Mesnevi felsefesine karşı ilgi duymuş, derin araştırmalar yapmıştım. Orada da insanın içindeki cevherin farkında olmadığından, onun farkına varanlarınsa güneşi bile gölgede bırakacak seviyeye erişeceklerinden dem vuruyorlardı. Ruh zenginliğine sahip insanı da bu dünya da yıkabilecek hiçbir şeyin olmadığı da sürekli vurgulanıyordu.
Arthur Schopenhauer'da ruh zenginliğinin önemini kitabında vurguladığı için ben aralarında bir benzerlik kurabildim. Ayrıca yaptığım araştırmalarda Schopenhauer felsefesinin, Hint metinleri sayesinde doğu felsefesiyle sentezlendiğini de öğrendim.
Son olarak yazarımız mutluluğun maddi zenginlikle alakası olmadığını şu sözleriyle ifade etmiş.
"Sıradan insan, hayatının mutluluğunu kendi dışındaki şeylere; mala, mülke, şana, şöhrete, kadın ve çocuklara, dostlara, cemiyete ve benzerine bağlar, dolaysıyla bunu kaybettiği ya da hayal kırıklığına uğradığı zaman, mutluluğunun temeli çöker"
Arkadaşım ne derse desin ben Arthur amcamı sevdim.Bu okuduğum ilk kitabıydı ve kesinlikle son olmayacak. Sonuna kadar okuyan arkadaşlara, sabrınız için teşekkürler. :)) Bu arada hakikaten ya ben ne zaman uyandım? ;))

mert güler, bir alıntı ekledi.
12 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Eğer size yalan söylemiş olan birinin yüzüne gerçeği çarparsanız, çoğunlukla hemen gerçeği açıklar.

Doğu Ekspresinde Cinayet, Agatha Christie (Sayfa 223)Doğu Ekspresinde Cinayet, Agatha Christie (Sayfa 223)
Mehmet Cuma ÖZTÜRK, bir alıntı ekledi.
15 saat önce

Doğu'da yeşermişti Hristiyanlık ve Batı'ya geldiğinde sıkılmış limona dönmüştü.

Üçüncü Dünya Savaşı, Burak Turna (Sayfa 7 - Timaş)Üçüncü Dünya Savaşı, Burak Turna (Sayfa 7 - Timaş)