Bilim İnsanı
*Bilim ve Eğitim Ruhu*

Bilimsel bakışı neden önemsiyoruz ve öngörüyoruz?
Taklitçi değil, teslimiyetçi değil, durağan değil, statik değil. Tesadüfe yer vermez, raporlanabilir, tekrarlanabilir, ölçülebilir, denetlenebilir, aktarılabilir sonuçların olmasını şart koşar.
Oturmuş ve kabul edilmiş bir terminolojisi, metodolojisi vardır.
Sunduğu gerçekler yeni bir keşif yapılana kadar; zamana, zemine, topluma ve kişiye göre değişmez.
Bir bilimsel çalışma, teori ve keşfin sahibi şöyle düşünmez: " bana vefa borçları var, çalışmamı aynen muhafaza etsinler"
Peki nasıl düşünür?
" benden önceki çalışmalarla ben bu teoriyi/ icatı, öneriyi, öngörüyü bu mertebeye getirdim, sizler daha daha geliştirip uygulayın"
Bu perspektifle yola çıktığımızda;
Newtoncu, Einsteinci, Arşimetçi olunmaz.
Böyle bakılırsa, bilimin mantığına ve bilim insanına saygısızlık olur.
Bilim insanı, yanılabileceğini baştan kabul eder. Ulaştığı değer ve sonuçları, aynı yöntemle çürüten veya daha farklısını ortaya koyana saygı duyar.
İlk radyo, lambalı icat edilmiştir. Daha sonra yarıiletken transistörlü radyolar üretildi.
En son entegre devreli, hatta cep telefonuna bütünleşik radyo var artık.
Bunun da ötesince, internet network ortamında yayın yapan radyoları, herhangi net özellikli cihazlar ile dinleyebiliyoruz.
Bu keşif ve icatları yapan bilim insanları, birbirlerini, kıskanmaz, küçümsemez, yok saymaz, başarısızlıkla suçlamaz.
Her biri devraldığı bilimsel mirası daha da geliştirip, bir sonraki döneme ve nesle aktarmakla meşguldur.
İşte bu yöntem, niyet ve eylem planının öncelikli olarak uygulanacağı alan "eğitim"dir.
Eğitimdeki verim ve kalite kaybı, kanayan yaramızdır. Bilim, fen, felsefe ve çağın gerçekleri öncelikli ölçülerimiz olmayınca, eğitim sistemimiz yaz-boz tahtasına dönmüştür.
1980'li yıllarda aldığımız mesleki ve teknik eğitim kalitesinin, 40 yıl sonra kırkta bire düşmesi, bizleri derinden sarsmaktadır.
1940 yılında kurulup 13 yıl hizmet eden Köy Enstitüleri heyecanı, menfaat grupları ve ışıktan ürken baykuş soylular tarafından sonlandırılmıştır.
"Köylü eğitimle uyanırsa, biz kimi ırgat gibi yöneteceğiz" korkusuyla karabasan görenler, çareyi kapatmakta bulmuşlardır.
Kapatmışlar da, köye, mahalleye eğitim adına daha iyi bir alternatif mi getirmişler? Hayır.
Bireysel, politik ve aşiret ve toprak ağalığı çıkar faktörleri devreye sokularak, bir toplumun geleceği harcanmıştır.
Bilimsel gözlükle baktığımızda, aynı içerik, ölçü ve kriterlerle bir köy enstitüsü hayal etmek, bilimle çelişir, gericilik olur.
Bugün meslek okullarımız geliştirilerek, daha çağdaş yöntemlerle bu amaca hizmet edebilir.
Japonya, G.Kore, Finlandiya, Almanya teknik eğitim sistemleri iyi incelenmelidir.
Eğitim; birey, aile, apartman, okul, mahalle ve köy ölçeğinde ayrı ayrı masaya yatırılıp, 50 yıllık planlanıp, bir ömür boyu uygulanacak olan bir çalışmadır.
Bütçemizin ve beyin gücümüzün büyük bir kısmını bu alana ayırmak zorunluluğu var.
Öğrenen bilir, bilen yapar, yapan yönetir.
Gücümüz, düşümüz, rüyamız, hülyamız, çabamız önce eğitime odaklanmalıdır.
Bilimle dini çatıştırmak, politikaya malzeme yapmak, ticarete basamak yapmak; uzun vadede toplumun her hücresine zarar verecektir.
01.05.2018
*Ali Rıza Malkoç*
#armozdeyis

Yazının yayınlandığı web adresi:

http://www.edebiyatevi.com/...-ve-egitim-ruhu.html

Hulya Poyraz, Ağaçların Gizli Yaşamı'ı inceledi.
 18 Nis 12:33 · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitap , dogal ormanlarin nasil bir akrabalik iliskisi icinde olup sosyal bir varlik oldugunu anlatmakla kalmayip bu sayede iklim degisikligini nasil yavaslatacagi hakkinda da bilgi vermektedir.
Yazarin agaclarla kurdugu duygusal bag, oyle hayali bir kahmanlik degil tamamen bilimsel ispatlarla kitabinda anlatiyor.
Kitaptaki en can alici noktalar(bana gore):
- Agaclarin dogal bir orman olusturabilmesi icin tek basina degil diger agaclarla birlikte isbirligi yapmasi. Kokleriyle birbirlerini beslemesi, koku yoluyla tehlike anlarindaki(bocek, mantar, hayvan gibi) birbirleriyle haberlesmesi,
- Agaclarin ebeveyn gibi davranmasi. Anne agacin cocuklarini golgeleyerek hizli buyumesini engellemesi, iyi bir egitim demek. Agaclarda uzun bir omrun sirri cok yavas ve saglam buyumedir. Ancak boyle olursa firtina veya diger tehlikelere karsi agac ayakta kalir ve 500-600 yil yasayabilir.
- Agaclarin hafizalari oldugunu bu sayede tohum meyve uretme zamanlarini nasil planlayabildiklerini ve nasil hareket edebildiklerini,
- Sehirlerde ve parklarda olusturulan agaclara yazar sokak cocuklari diyor. Kokleri kafes icinde ve estetik olarak surekli budanan, hizli buyuyen ve bir o kadar asiri karbondioksite ve isiga maruz birakilarak omurleri kisaltilan agaclara deginiyor.

Son olarak dogal ormanlar, dunya ve tum canlilarin uzerindeki olumlu etkisi icin ve ekosistemin ayakta kalmasi icin sart. Kendi yarattigimiz park yada agaclandirma bunun yerini maalesef alamiyor.

Evrim Hakkındaki Kitapların Kısa Bir Listesi
Evrimağacı sitesinin evrime dair okunmasını tavsiye ettiği kitap listesidir. İhtiyacı olanlar için paylaşayım dedim. İyi okumalar
 

Evrimin Temelleri ve Genel Evrim ile İlgili Kitaplar

Evrim Kuramı ve Mekanizmaları, Çağrı Mert Bakırcı, Kor Kitap (Evrime sağlam bir giriş yapmak ve/veya aklınızdaki hatalı bilgilerden arınmak için bu kitapla başlayın.)

Evrenin Karanlığında Evrimin Işığı, Çağrı Mert Bakırcı (ed.), Kor Kitap (Evrim konusunda kapsamlı ve çok yönlü bir algıya erişebilmek için bu kitabı okuyun.)

Evrim, Douglas J. Futuyma, Palme Yay. (Diğer hiçbir kitabı almayıp bunu alabilirsiniz. Ders kitabıdır; ancak evrimi tüm detaylarıyla, harika bir şekilde öğrenmenizi sağlar.)

Evrimsel Analiz, Scott Freeman, Jon C. Herron, Palme Yay. (Diğer hiçbir kitabı almayıp bunu alabilirsiniz. Ders kitabıdır; ancak evrimi tüm detaylarıyla, harika bir şekilde öğrenmenizi sağlar.)

Türlerin Kökeni, Charles Darwin, Alter Yay. / Gün Yay / Evrensel Yay. (Kor Kitap'ın veya Alfa Kitap'ın çevirisi tavsiyemizdir. Bu şaheseri okumadan önce, şu makalemize bir göz atmanızı tavsiye ederiz.)

Ataların Hikayesi, Richard Dawkins: Hil Yay. (Dawkins tarafından yazılmış bizce en güçlü ve işe yarar evrim kitabı için, bunu almanızı tavsiye ederiz; diğer tüm kitaplarından daha faydalı evrimi öğrenmek için)

Evrim Kuramı, John Maynard Smith, Evrim Yay. (Evrimin tarihsel gelişimini ve büyük "babalarından" birini doğrudan okumak için bunu tavsiye ederiz)

Evrim Neden Gerçektir, Jerry Coyne, Palme Yayıncılık

Evrim: Bir Fikrin Zaferi, Carl Zimmer, Alfa Yayınları

İçimizdeki Balık, Neil Shubin, NTV Yayınları (Birden fazla veri hattının ve bilim dalının bir araya gelerek evrimi nasıl ispatladığını ve evrimsel argümanlara nasıl güç kattığını öğrenmek için bu kitabı okuyun.)

Evrim Atlası, Çağlar Sunay, Peter Barrett, Douglas Palmer, Muzaffer Özgüleş, İş Bankası Yay. (Daha ziyade "kolay bilgiler" ve çocukların ilgisini çekmek için bulundurmanızı tavsiye ederiz.)

Neredeyse Bir Balina, Steve Jones, Evrensel Yay. (Evrimle ilgili enfes perspektifler sunan, mutlaka okunması gereken bir kitap)

Pandanın Başparmağı, Stephen Jay Gould, Versus (Evrime son derece özgün bir bakış kazanmanızı sağlayacak, çok kıymetli bir kitap)

Evrimin Dört Boyutu, Eva Jablonka & Marion Lamb, Boğaziçi Üniversitesi Yay. (Kimi okur ağır olabilecek olsa da, mutlaka okunması gereken, çok önemli konulara harika derinlikte giren bir kitap).

Evrim, TÜBİTAK (Arada birazcık nostalji iyidir.)

Evrim, Francisco Ayala, Aylak Kitap

Evrim, Ali Demirsoy, Asi Kitap

Herkes İçin Evrim: Darwin’in Teorisi Hayata Bakış Açımızı Nasıl Değiştirir?, David Sloan Wilson, Metiş Yay.

Ben Maymun Muyum? Evrim Hakkında Altı Büyük Soru, Francisco Ayala, Boğaziçi Üniversitesi Yay.

Evrim Nedir, Ernst Mayr, Say Yay. (Mayr, gelmiş geçmiş en büyük evrimsel biyologlardan birisi. Kitapları mutlaka okunmalı ve bu, harika bir başlangıç.)

Biyoloji Budur, Ernst Mayr, TÜBİTAK (Biyolojinin kalbinde yer alan evrimin, biyolojinin bütününe etkisi ve biyolojinin tam anlamıyla ne olduğunu öğrenmek için mutlaka okunmalı)

Darwin Ne Yaptı?, Öner Ünalan, Papirüs Yay.

Dünü ve Bugünüyle Evrim Teorisi, Kolektif, Evrensel Yay.

Türlerin Kökeni (Resimli Uyarlama), Michael Keller, Versus Kit.

Türlerin Kökeni (Manga), Hüseyin Can Erkin (çev.), Yordam Kit.

Darwin'in Tehlikeli Fikri, Daniel Dennett, Alfa Yayınları (Ağır kitaptır; ancak ufkunuzu genişletir. Zorlu bir kitabı alt etmeye varsanız, belli bir temel edindikten sonra okumanızı tavsiye ederiz.)

Maymundan mı Geldik?, Kolektif, Bilim ve Ütopya Kitaplığı 

Evrim Sürüyor, Iraz Akış & Zelal Durmuş, Yazılama Yay.

Evrimin Işığında, Kolektif, Yazılama Yay.

50 Soruda Yaşamın Tarihi, Deniz Şahin, Bilim ve Gelecek Kit.

Dersimiz Evrim, İlhan Akalın, Yurt Kitap Yay.

Seksüel Seçme, Charles Darwin, Onur Yay.

Sevişen Beyin, Geoffrey Miller, NTV 

Kızıl Kraliçe, Matt Ridley, Yapı Kredi Yay.

Evrim Serüveni, Sedat Ölçer, Metiş Yay.

Neandertal, Dimitri Papagianni & Michael A. Morse, Trend Yayınevi

Yaşamın Tüm Çeşitliliği, Stephen Jay Gould, Versus

Darwin ve Sonrası Doğa Tarihi Üzerine Düşünceler, Stephen Jay Gould, TÜBİTAK

Darwin ve Darwincilik, Patrick Tort, Dost Yay.

Darwin ve Evrimin Bilimi, Yapı Kredi Yayınları 

Darwin ve Evrim Teorisi, Marc Giraud, Alfa Yay.

Kalıtım ve Evrim, Ali Demirsoy, Meteksan 

Evrimin Öyküsü, Vural Yiğit, Evrim Yay.

Evrimsel Biyoloji Yazıları, Ergi Deniz Özsoy, Bilgesu Yay.

Yaşam, Evrim ve Biz, Tamer Kaya, Alfa Yay.

Gen Bencildir, Richard Dawkins, Kuzey Yay. (Evrimsel biyoloji tarihini ve gidişatını değiştiren, önemli bir çalışma. Dili biraz ağır olsa da, daha basit kitaplarla temeli attıktan sonra okunmalıdır.)

Gen Çeviktir, Matt Ridley, Boğaziçi Üniveritesi Yay.

Genom, Matt Ridley, Boğaziçi Üniversitesi Yay.

Kör Saatçi, Richard Dawkins, TÜBİTAK (Evrime yönelik en temel kitaplardan birisi. Yeni başlayanlar için ağır olabilir; ama bir noktada okumak şart.)

Olağandışı Yaşamlar, James L. Gould, Carol Grant Gould, TÜBİTAK

Mem Makinesi, Susan Blackmore, Alfa Yay.

Paleontoloji & Evrim: Felsefi Bir Yaklaşım, Derek Turner, Boğaziçi Üniversitesi Yay.

Yaşamın Yükselişi: Evrimin 10 Büyük İcadı, Nick Lane, Aylak Kitap

Atalarımızın Gölgesinde, Carl Sagan & Ann Druyan, Say Yay.

 


Bilim-Din Çatışmasında Evrim

Harun Yahya Safsatası ve Evrim Gerçeği, Bilim ve Gelecek Kit. (Büyük sorulara yüzeysel ve kısa cevapları bulabileceğiniz, muhtemelen cevapları yeterince tatmin edici ve derin bulmayacağınız, ama yine de bulundurmaya ve okumaya değer bir kitap)

Evrim Kuramının Dayanılmaz Bilimselliği, Yaman Örs, Bilim ve Gelecek Kit.

Evrim Bilimi ve Yaratılış Efsanesi: Neyin Gerçek ve Neden Önemli Olduğunu Bilmek, Ardea Skybrek, Yordam Kit.

Yaratılış mı, Evrim Mi?, Andrew Petto & Laurie R. Godfrey, Ayrıntı Yay. 

Evrim ve Yaratılışçılık, Michael Shermer, Varlık

Evrim Kuramı ve Bağnazlık, Cemal Yıldırım, Bilim ve Gelecek Kit.

Bilim ve Yaratılışçılık: Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi Görüşü, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) 

Charles Darwin ve Evrim Tartışmaları, Bill Price, Kalkedon Yay. 

Darwin, Tanrı ve Yaşamın Anlamı, Steve Stewart Williams, Say Yay.

Yüzyılın Davası, Edward J. Larson, İzdüşüm 

Yeryüzündeki En Büyük Gösteri, Richard Dawkins, Kuzey Yay. (Hristiyanlıkla ilgili tartışmalara gereğinden fazla girildiği için ülkemiz kültürü için anlamı daha zayıf olan; ama yine de okunmasının faydalı olacağını düşündüğümüz bir eser)

 


İnsan Evrimi ve Antropoloji ile İlgili Kitaplar

İnsanın Türeyişi, Charles Darwin, Gün Yay. / Onur Yay.

50 Soruda İnsanın Tarihöncesi Evrimi, Metin Özbek, Bilim ve Gelecek Kit.

Tüfek, Mikrop, Çelik, Jared Diamond, TÜBİTAK ("İnsan"dan anlamak isteyen herkesin mutlaka okuması gereken bir başyapıt)

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari, Kolektif Kitap (Evrim tarihini genel olarak öğrenmek açısından son derece popüler ve kolay okunan bir kitaptır; ancak akademik altyapısı konusunda eleştiriler de yok değil)

Modern İnsanın Kökeni, Roger Lewin, Say Yay.

Göl İnsanları, Richard Leakey, Roger Lewin, TÜBİTAK

Biyoloji Açısından İnsan, Jean Rosland, Varlık

İnsan Evrimi, Bernard Wood, Dost Kitabevi

Bilgi Ağacı: İnsan Anlayışının Biyolojik Temelleri, Humberto R. Maturana, Francisco G. Varela, Metis Yay.

Tarih Öncesi İnsan, Robert J. Braidwood, Arkeoloji ve Sanat Yay.

İnsanın Yükselişi: Türümüzün Biyolojik ve Kültürel Evrimine Bir Bakış, Jakob Bronowski, Say Yay.

İnsan Nasıl İnsan Oldu, M. İlin, E. Segal, Say Yay.

İnsan Evrimine Yolculuk, Vural Yiğit, Evrim Yay.

İnsan Olmak, Engin Gençtan, Metis Yay.

İnsan Olmak, John Gribben, Mary Gribben, Dost Kit.

Dünden Bugüne İnsan, Metin Özbek, İmge Yay.

Üçüncü Şempanze, Jared Diamond, Alfa Yay.

İnsanın Kökeni, Richard Leakey, Varlık Yay. 

Soyağacımızdaki Maymun, Eugene Harris, Koç Üniversitesi Yay.

Antropoloji: İnsan Çeşitliliğine Bir Bakış, Conrad Phillip Kottak, Ütopya Yay.

İnsanın Yanlış Ölçümü, Stephen Jay Gould, Versus Kit.

İnsan Türünün Kökeni ve Gelişimi, V.P. Alekseyev, Sosyal Yay.

İnsan ve Evrim Gerçeği, Adam Şenel, Özgür Üniversite Kitaplığı 

İnsan ve Evrim, Güven Arsebük, Ege Yay.

Doğanın İnsanlaşması, Serol Teber, Say

İlk Şempanze: İnsanın Kökeninin Peşinde, John Gribbin & Jeremy Cherfas, Alfa Yay.

Kuramsal Yaklaşımlar Işığında İnsanın Biyokültürel Evrimi, Hüseyin Türk, Bilim Yay.

İnsan Vücudunun Öyküsü: Sağlık, Hastalık ve Evrim, Daniel Lieberman, Say Yay.

 


Charles Darwin ve Beagle Yolculuğu ile İlgili Kitaplar

Charles Darwin’in Özyaşam Öyküsü, Francis Darwin, Daktylos Yay. (Charles Darwin'in kendisi tarafından yazılan, mutlaka okunması gereken özyaşam öyküsü)

Charles Darwin, Katrin Hahnemann, İş Bankası Kültür Yay.

Darwin ve Beagle Serüveni, Alan Moorehead, TÜBİTAK (Son derece başarılı bir diğer biyografi)

Charles Darwin: Bir Doğabilimcinin Evrimi, Richard Milner, Evrim Yay

Charles Robert Darwin, İş Bankası Yay. (Mutlaka okunması gereken harika bir biyografi).

Charles Darwin, Alan Gibbons, İş Bankası Yay.

Charles Darwin Kimdi?, Deborah Hopkinson, Beyaz Balina Yay.

Charles Darwin: Evrim Devrimi, Rebecca Stefoff, TÜBİTAK

Darvin, Galip Ata, Bilim ve Ütopya Kit. 

Meraklısına Darwin, Pascal Picq, Yapı Kredi Yay.

Darwin Gerçeği, Benjamin Farrington, Çağdaş Yayınları

Bilim İnsanlarımız Darwin’i Selamlarken, Alper Dizdar, Yazılama Yay.

Darwin Sizi Seviyor, George Levine, Metis Bilim

Darwin ve Beagle Gemisi’yle Yolculuğu, Felicia Law, Optimist Yay

Cennetten Akan Irmak, Richard Dawkins, Varlık Yay.

Doğanın Gizli Bahçesi, Edward O. Wilson, Say Yay.

Süreç Kuram ve Kavram Olarak Evrim, Yaman Örs, Kaynak Yay.

Darwin Kuramı Seçme Yazılar, Eleştiriler, Pan Yay. ve TÜBİTAK

Evren ve Evrim, Cihan Türkoğlu, Doruk Yay.

Evrim, Bilim ve Eğitim, Üniversite Konseyleri, Nazım Kitaplığı

Evrim Adamı, Roy Lewis, Dost

Evrim Kuramı Üzerine Sorular, Charles Devillers, Henri Tintant, İletişim yay.

Ortak Yaşam Gezegeni, Evrime Yeni Bir Bakış, Lynn Margulis, Varlık Yay.

 


Genel Biyoloji ve Genetik ile İlgili Kitaplar

Biyoloji, Campbell, Reece, Palme Yay. (Genel Biyoloji öğrenmek ve evrimin biyolojide neden merkezi bir öneme sahip olduğunu için almanızı önemle tavsiye ederiz)

Biyoloji Felsefesi, Elliott Sober, İmge (Biraz ağır olsa da, biyolojiyi bir bütün olarak anlamak ve temelinde yatan, az bilinen felsefeyi anlamak için mutlaka okunması gereken bir şaheser)

İkili Sarmal, James D. Watson, Say Yay. (DNA'nın sarmal yapısının keşfi macerasıyla ilgili, mutlaka okunması gereken bir kitap)

Üçlü Sarmal: Gen, Organizma ve Çevre, Rihard Lewontin, Say Yay.

Biyolojide Diyalektik Yöntem, İ.T. Frolov, Toplumsal Dönüşüm Yay.

Genin Yüzyılı, Evelyn Fox Keller, Metis Yay.

Genlerimizle Yaşamak, Dean Hamer, Peter Copeland, Evrim Yay.

Genlerin Bilgeliği: Evrimde Yeni Patikalar, Cristopher Wills, İzdüşüm Yay.

Neo-Liberal Genetik: Evrim Psikolojisinin Mitleri ve Meselleri, Susan McKinnon, Boğaziçi Üniversitesi Yay.

İdeoloji Olarak Biyoloji: DNA Doktrini, Richard Lewontin, Kolektif Kitap

Son Sözü Genom Söyler, Greg Gibson, İş Bankası Yay.

 


Hayvan ve İnsan Davranışları ile İlgili Kitaplar

Hayvan Zihni, James. L. Gould, Carol Grant Gould, TÜBİTAK (Doğrudan evrim üzerine olmasa da, hayvanların sandığımızdan ne kadar zeki olduğunu öğrenmek için mutlaka ama mutlaka okunmalı)

İçimizdeki Maymun: Biz Neden Biziz?, Frans de Waal, Metis Bilim

Köken Ağacı, Frans de Waal, Alfa Yay.

Bonobo ve Ateist, Frans de Waal, Metis Yay. (Özellikle hayvan davranışlarıyla ilgili hiç bilmediğiniz şeyleri öğrenmek için birebir.)

Hayvanların Ne Kadar Zeki Olduğunu Anlayacak Kadar Zeki miyiz?, Frans de Waal, Metis Yay. (Kesinlikle okumanızı tavsiye ettiğimiz, enfes bir kitap!)

Çıplak Maymun, Desmond Morris, İnkılap Yay.

Çıplak Kadın, Desmond Morris, İnkılap Yay.

Çıplak Adam, Desmond Morris, NTV Yay.

İnsan ve Hayvanlarda Beden Dili, Charles Darwin, Gün Yay.

Dr. Tatiana'nın Tüm Canlılar Alemine Seks Tavsiyeleri: Seksin Evrimsel Biyolojisi İçin Bir Rehber, Olivia Judson, Edebi Şeyler

İnsan ve Davranışı, Doğan Cüceloğlu, Remzi Kit.

İnsanat Bahçesi, Desmond Morris, İnkılap Yay.

İnsan İçgüdüsü, Robert Winston, Say Yay.

Davranışlarımızın Kökeni, Serol Teber, Say Yay.

Hayvanların Sessiz Dünyası, Marian Stamp Dawkins, Çikolata Yay. (Hayvan davranışları üzerine okunması gereken harika kitaplardan bir diğeri)

Hayat: Olağanüstü Hayvanlar, Sıradışı Yaşamlar, Martha Holmes, Michael Gunton, Boyut Yay.

Canlıların Diyalektiği, Yeni Evrim Teorisi, M. Yılmaz Öner, Belge yay.

 


Abiyogenez ile İlgili Kitaplar

Yaşam Nedir?, Erwin Schrödinger, Evrim Yay.

Yaşam Nedir? Biyolojinin Geleceği Üzerine Spekülasyonlar, Kolektif, Evrim Yay.

Yaşam Nedir? Kimyanın Biyolojiye Dönüşümü, Addy Pross, Metiş Yay.

Hayatın Kökleri: İlk Canlılar Nasıl Oluştur?, Mahlon B. Hoagland, Alfa Yay. (Abiyogenezle ilgili yazılmış en öğretici kitaplardan birisi)

Yaşamın Kökenine Dair 7 İpucu, A.G.Cairns Smith, İzdüşüm Kelepir

Yaşamın Kökeni, Osman Gürel, Pan yay.

Yaşamın Kökeni, Peter Hoffman, Say Yay.

Canın Oluşumu, Cihan Türkoğlu, İzdüşüm Kelepir

RNA Dünyasından Yaşam: İçimizdeki Ata, Michael Yarus, Boğaziçi Üniversitesi Yay.

 


Jeoloji ve Dünya Tarihi ile İlgili Kitaplar

Dünyanın En Güzel Tarihi, Hubert Reeves, Joel De Rosnay, Yves Coppens, İş Bankası Yay.

Tarihsel Jeoloji: Jeolojik Devirlerde Yaşam ve Önemli Evrim Adımları, Nurdan İnan, Seçkin Yay.

50 Soruda Yerin Evrimi, Mehmet Sakınç, Bilim ve Gelecek Kit.

Yerkürenin En Güzel Tarihi, Lester R. Brown, Andre Bahic, Paul Tapponier, Jacque Girardon, İş Bankası Yay.

 


Çocuklar İçin Evrim Kitapları

Yaşam Ağacı: Canlı Türlerinin İnanılmaz Biyolojik Farklılıkları, Rochelle Strauss, İletişim Yay.

Genç Paleontologun El Kitabı, Jonathan Tennant, İş Bankası Yay.

Bilbi ile Evrimi Öğreniyorum (Boyama Kitabı), Seçkin Eroğlu & Deniz Hasret (2017 sonu itibariyle yayına hazırlanıyor.)

 


Evrimin Uygulamaları ile İlgili Kitaplar

Rastlantı ve Kaos, David Ruelle, Say Yay.

Rastlantı ve Zorunluluk, Jacques Monod, Alfa Yay.

Hayvanların En Güzel Tarihi, Pascal Picq, Jean-Pierre Digard, Boris Cyrulnik, Karine Lou Matignon, İş Bankası Yay

Bitkilerin En Güzel Tarihi, Jacques Girardon, Jean-Marie Pelt, Marcel Mazover, Teodore Monod, İş Bankası Yay.

Dinozorların Sessiz Gecesi (Seri), Hoimar Von Ditfult , Alan Yay. ve Cumhuriyet Kitap

Cinsel Aşkın Anatomisi, Helen Fisher, Cep Kitapları

Darwin ve İktisat Sempozyumu, Kolektif, Hacettepe Üniversitesi Yay.

Belleğin İzinde, Daniel L. Schacter, Yapı Kredi Yay.

Bilinç Gökten Düşmedi, V. Hoimar Ditfurth, Cumhuriyet Kit.

Neil’in Beyniyle Konuşmalar: Düşünce ve Dilin Sinirsel Doğası, William H. Calvin ve George A. Ojemann, Metis Bilim (Sinirbilim ve evrimle ilgili yazılmış en harika eserlerden birisi)

21. Yüzyılda Beyin, Steven Rose, Evrensel Yay.

Aklın Tarih Öncesi, Steven Mithen, Dost Kitabevi 

Bir Şeytanın Papazı, Richard Dawkins, Kuzey Yay.

Tanrı Yanılgısı, Richard Dawkins, Kuzey Yay. 

Zamanların Sonu Üzerine Söyleşiler, Umberto Eco, Yapı Kredi Yay.

Binyılı Sorgulamak, Stephen Jay Gould, İletişim Yay.

Son İmparatora Öğütler, Ali Demirsoy, Meteksan

Büyük Çekişmeler, Hall Hellman, TÜBİTAK

 

'Dilhûn', bir alıntı ekledi.
 20 Mar 09:34 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bugün "kaynaklara inelim" diye tutturan bazı iyi niyetli, fakat bilgi bakımından yetersiz Müslümanlarla karşılaşıyoruz. Kaynaklara inmek için Kuran-ı Kerim veya hadisi şerifleri tercumelerinden okuyabilmek yetmez. Hatta asıllarından okuyabilmek de yetmez. Lisan, çünkü gerekli, hatta elzem bir şart olmakla beraber yeterli değildir. Bunun yanında, İslâm fıkhı üzerinde ciddi bir eğitim ve öğretim de görmek gerekir. Fıkıh da değil yalnız, İslâm tarihini de (özellikle Asr-ı Saadeti) bilmeli. Ayrıca kitaplarda belirtilen bazı "teknik şartları" hiç söz konusu etmiyorum. İctihad yapıyorum diyen insan bütün bu bilgilerle, bütün bu nitelikle donatılmış olmalıdır. Gerçi, bu kadar bilgiyle, nitelikle donanmış olan biri de ictihad yapalım, kaynaklarla dönelim diye meydanlara düşmez, diyeceksiniz. Orası öyle. Çünkü bu niteliklere sahip olan biri, kendisinin ictihadı sorulduğu hemen her hususta, geçmiş Ehl-i Sünnet ve Cemaat müctehidlerinin görüşünü size bildirerek meselenizi bu yoldan halledecek, hatta belki de hiçbir yeni ictihad yapmasına lüzum kalmayacaktır.

..

Kaynaklara dönmekten murad, Ehli Sünnet ve Cemaat imamlarının ictihadlarını, görüşlerini öğrenmek, ona göre amel etmekse, buna zaten kimse bir şey demiyor. Tersine, biz de bunlarla amel etmekten bahsediyoruz.

Yok eğer kaynaklara dönmekle, Kuran'dan ve hadislerden "biz kendimize göre" anlamlar çıkarıp, kendi çıkardığımız anlamlara göre amel edelim denilmek isteniyorsa, bu iddia sahibine ben, ancak, çok cesursun diyebilirim.

(Sonrası 102. Sayfadan)

Fakat bu iddiadaki çarpıklık şuradadır: Kaynaklara inmek isteyen kimse ilkin oturup Arapça öğrenir. Kaynakları başkasının çevirmesini beklemez.
...
Çünkü kaynağa inelim diyorsun, tercümeye inelim demiyorsun! Çünkü tercümelerde, ola ki, düzeltmen gereken hatalar vardır, ve ola ki tercüme hataları yüzünden "ilmî çalışmaların" beklenmedik sakat, ters istikametlere sapa...
...
Başkalarının fikirlerine bu kadar kuşkuyla yaklaşan birinin bu tercümelere nasıl olup da güvenebildiği doğrusu şaşılacak bir şey!

Müslümanca Yaşamak, Rasim Özdenören (Sayfa 100 - İz Yayıncılık (18. Baskı)Müslümanca Yaşamak, Rasim Özdenören (Sayfa 100 - İz Yayıncılık (18. Baskı)

+Türkiye Diyanet Vakfı'nın hazırlattığı İslam Ansiklopedisi, son dönemlerde Türkiye'de başarılmış en büyük telif çalışmalarından birisidir; belki de en önde gelenidir, çok kıymetli bir eserdir.
İslam Ansiklopedisi'nin tamamına şu linkten erişebilirsiniz: http://www.islamansiklopedisi.info

Duke Üniversitesi Kütüphanesi'ndeki Osmanlıca 216 kitabı online okumak/incelemek ve indirmek mümkün:
https://archive.org/...downloads&page=3

Kebikeç dergisinin yaklaşık 20 yıldır yayınlanmış bütün nüshaları ücretsiz online erişime açıldı:
http://kebikecdergi.org


Amsterdam'daki Van Gogh Müzesi Van Gogh'un resim ve çizimlerini yüksek çözünürlüklü olarak sitesine yüklemiş:
https://www.vangoghmuseum.nl/...n?Q=Vincent+van+gogh … …
Van Gogh resimleri, resimlerden detaylar ve Van Gogh ile ilgili başka şeyler olmak üzere şu an sitede 3523 görsel yüklenmiş gözüküyor.


1930'larda Yakup Kadri ve arkadaşlarının çıkardığı Kadro dergisinin bütün sayıları taranmış olarak şu linkte:
http://digitale-sammlungen.ulb.uni-bonn.de/...al/structure/3137049 … …
"Kadro" dergisi, Kemalizm'in sol yorumu açısından önemli bir ekoldü.
Yakınlarda tıpkı basımı da yapıldı:
http://www.kitapyurdu.com/...lt-takim/310366.html

Martin Luther Üniversitesi (Almanya) kütüphanesinden dijital erişime açık olan Türkiye'yle ilgili kitaplar şu linkte:
http://menadoc.bibliothek.uni-halle.de/landau/nav/index/all

Princeton İlahiyat Kütüphanesi:
Epey kitap ve dokümana ücretsiz erişim mümkün:
https://archive.org/details/Princeton

Hemen her konuda tarama yapabileceğiniz, her dilden binlerce yayının yer aldığı online kütüphane:
http://gen.lib.rus.ec


İspanya Milli Kütüphanesi dijital koleksiyonunda 350 kadar Türkçe/Farsça/Arapça yazma varmış.
Kitaplar şu linkte:
http://manuscripta.bibliotecas.csic.es/buscar

Alman Arkeoloji Enstitüsü İstanbul şubesinin dijital arşivi:
http://arachne.uni-koeln.de/drupal/
Düşük çözünürlüklü belgeler ücretsiz indirilebiliyor

Osmanlı tarihi hakkında kıymetli bir eser (İngilizce):
Encyclopedia of the Ottoman Empire (ed: G. Ágoston & B. Masters)
PDF linki:
http://psi424.cankaya.edu.tr/...f%20Ott%20Empire.PDF

Marmara Üniversitesi Nadir Eserler Kolleksiyonu da online kullanıma/erişime açık.
Kütüphaneden istifade edebilmek için siteye üye olmak gerekiyor:
http://katalog.marmara.edu.tr


Osmanlı'dan bu yana Ankara gazeteleri arşivi
Ankara Üniversitesi internet sitesinde:
http://gazeteler.ankara.edu.tr

Tebriz'den (İran) Hasan Bey Hadi'nin Turuz sitesinde taranmış halde binlerce kitap var.
Özellikle dil ve etimoloji alanında kolleksiyon çok zengin.
Sitede İran'da basılmış Türkçe kitaplar da yer alıyor.
Dil/etimoloji meraklıları için özellikle tavsiye: http://www.turuz.org

Dünyanın en büyük harita kolleksiyonu:
Modern dönem haritalarına ilaveten; son 5 asra ait 67.000 civarında tarihî harita şu linkte:
http://www.davidrumsey.com

Osmanlı devleti Brüksel elçiliği evrakı (1849-1914 dönemi).
Yaklaşık 5000 belge taranmış, online erişime açık:
http://dighum.uantwerpen.be/ottomandiplomats/


Münih'teki Bayerische StaatsBibliothek adlı çok büyük kütüphane taranmış binlerce eseri online paylaşıma açmış.
19. asır öncesinde basılmış Türkiye/Osmanlı ile ilgili kitapların çoğu bu kütüphanede var, erişim şu linkte:
https://www.bsb-muenchen.de/en/
Konulara göre tarama imkânı mevcut

Kebikeç dergisinin yaklaşık 20 yıldır yayınlanmış bütün nüshaları ücretsiz online erişime açıldı:
http://kebikecdergi.org

Project Gutenberg, dünyadaki en büyük ücretsiz online-kütüphanelerden biri:
http://www.gutenberg.org
Sol taraftaki menüden konulara ve yazarlara göre tarama yapılabiliyor.
Bu site üzerinden şu an itibariyle taranmış 54.000 civarında kitaba bedelsiz erişim mümkün.

Türkiye'nin en büyük online fotoğraf arşivlerinden birisi, 15 Temmuz darbe gecesi şehit olan merhum Mustafa Cambaz'a aitti.
Şehidimizin sitesinde kendisinin çektiği toplam 30.902 fotoğraf var:
http://www.mustafacambaz.com
Allah rahmet eylesin, makamı cennet olsun...

Newyork Public Library'nin (Halk Kütüphanesi) internet sitesinden 200 bin civarı görsele ücretsiz erişim imkânı var:
http://digitalcollections.nypl.org/collections#/?scroll=2


Hemen her konuda tarama yapabileceğiniz, her dilden binlerce yayının yer aldığı online kütüphane:
http://gen.lib.rus.ec

İSAM dijital veri tabanındaki akademik makaleler herkesin erişimine açılmış. Güzel bir imkan:
http://www.isam.org.tr/...id=1179&cat_id=5

Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nin yayınlarının bir kısmını PDF formatında şu linkten indirmek mümkün:
http://www.devletarsivleri.gov.tr/...askanligi-yayinlari/

Şu linkte Türk modernleşmesi ve yakın dönem tarihiyle ilgili epey kitap/makale mevcut.
PDF olarak indirilebiliyor:
http://psi424.cankaya.edu.tr/course.php?page=12

Eski Harflerle Basılmış Türkçe Eserler Katalogu”nun yazarı Seyfettin Özege vefatından önce (1981) kitaplarını Erzurum Atatürk Üniversitesi’ne bağışlamıştı. Bu kitapların taranmış haline (üye olarak) şu linkten ulaşabilirsiniz:
http://kutuphane.atauni.edu.tr
Çok esaslı bir kolleksiyon

Azerbaycan'da "Açık Kitap" isimli bir site var.
Bu site üzerinden kitap okumak ve indirmek mümkün.
Özellikle Azerbaycan'da basılmış kitaplar için güzel bir imkân.
Sitenin linki: http://www.achiqkitab.az

DergiPark internet sitesi üzerinden (bugün itibariyle) 1.528 akademik dergi ve 260.800 makaleye erişmek mümkün.
Siteden yararlanabilmek için üye olmak gerekiyor.
Site linki: http://dergipark.gov.tr

Kültür Bakanlığı'nın internet sitesinin genel erişime açık e-kitap bölümü var.
Bu siteden değişik konularda epey bir kitabı indirebilmek mümkün.
Sayfanın sol tarafındaki menü üzerinden konulara göre tarama/seçim yapmak mümkün olabiliyor:
http://ekitap.kulturturizm.gov.t

Milli Kütüphane'deki kitaplardan taranmış olanlarına internetten erişim mümkün.
Bunun için şahsen müracaatla üye olmak gerekiyor.
Üye olunduğunda 27.464 el yazması kitap, eski yazı olanlar da dahil bir ton süreli yayın ve sair neşriyat bilgisayarınızda:
http://www.mkutup.gov.tr/...jital-Kutuphane.aspx

@Caner Bey'in http://www.istanbulium.net sitesini daha önce bu flood kapsamında paylaşmıştım.
Belki gözden kaçmış olabilir, aynı sitenin bir alt başlığında 10.000 kadar yüksek çözünürlüklü eski İstanbul fotoğrafının yer aldığı harika bir arşiv var:

World Digital Library sitesi üzerinden 17.235 yayına (yayınlar 193 ülkeden) ücretsiz erişim imkanı var:
https://www.wdl.org/en/

Asya tarih ve kültürleri (ağırlıklı olarak Hindistan ve Çin) ile ilgili epey bir kitabın indirilebileceği bir liste.
Arada başka konular da yok değil.
Eski Yunan, eski Mısır vs. gibi konularla ilgili kitaplar da var:
https://sanskritdocuments.org/...ooks/asiallpdfs.html

Trinity College (Cambridge, İngiltere) kütüphanesinin dijital kolleksiyonu üzerinden çok ilginç kitaplara ve el yazmalarına erişim mümkün:
https://www.trin.cam.ac.uk/...ren-digital-library/
Mesela, Newton'un şahsi not defteri veya Principa Mathematica'sının şahsi nüshası gibi ilginç eserler bu linkte

Dünyanın en büyük dijital kütüphanelerinden birisi:
eGranary Digital Library
Şu an itibariyle 32 milyondan fazla dokümana erişim imkânı var.
Hepsi indekslenmiş ve konulara/başlıklara göre arama/tarama yapabilmek mümkün:
http://www.widernet.org/eGranary

İsrail Milli Kütüphanesi'nin dijital kolleksiyon bölümünden bir sürü kaynağa erişim ve kitapları indirme imkanı var.
Kütüphanede Türkçe kaynaklar da mevcut --hem Latin harfleriyle, hem eski yazı, hem de el yazmaları.
http://dlib.nli.org.il/...HM-00018?func=search
Konu/başlıklara göre arama imkanı var

Almanya'daki Martin Luther Üniversitesi'nin (Halle-Wittenberg) Türkiye Çalışmaları Araştırma Kütüphanesi dijitize edilmiş; listelenmiş kitaplara online erişim ve kitapları indirmek mümkün:
http://menadoc.bibliothek.uni-halle.de/landau/nav/index/all

Çok güzel bir çalışma:
İstanbul'daki Osmanlı Kitabeleri Projesi.
Muhtelif yerlerdeki kitabeleri fotoğraflayıp yazı çevrimleriyle yayınlıyorlar.
Şu an sistemde 1853 kitabe kaydedilmiş durumda:
http://www.ottomaninscriptions.com/top.aspx
Site anasayfası:
http://info.ottomaninscriptions.com

İstanbul Kadı Sicilleri online arşivi:
Diyanet Vakfı'na bağlı İSAM (İslam Araştırmaları Merkezi) 16. ve 17. yüzyıllara ait kadı sicillerinden 40 defteri yayınlamış; ayrıca online erişime de açmış.
Konulara ve tarihlere göre tarama yapma imkanı da mevcut:
http://www.kadisicilleri.org

Kütüphanenin internet sitesindeki açıklamada Dede Korkut yazmasının eksiksiz tek nüsha olduğu iddia edilmiş.
Doğru mudur bilmiyorum; ama başka nüshası olsa da olmasa da Dede Korkut'un Almanya'daki eksiksiz nüshasını online okuyabilmek yeterince ilginç:http://digital.slub-dresden.de/werkansicht/dlf/10013/8/


Türkiye'de yer adları habire değişip duruyor.
Bu konuda süreklilik yok; tarihî kaynaklarda geçen yerleri tespit etmek bazen çok zor.
Şu eser bu konuda çok faydalı (Osmanlı arşivleri yayını):
http://www.os-ar.com/osmanli_yer_isimleri.pdf
Yer adları eski yazıyla da listelenmiş, o da ciddi bir avantaj

Bu blog üzerinden eski yazı (Osmanlıca) bir sürü kitabı online okumak ve kitapları PDF formatında indirmek mümkün:
http://eski-arsiv.blogspot.com.tr/?m=1
Internet ortamında değişik kaynaklar üzerinden erişilebilir olan eserleri tek bir blogda toplamaya çalışmışlar.Keşke arama özelliği olsaydı

Katar hükümeti çok para ve emek harcayarak muazzam bir dijital kütüphane oluşturmuş:
https://www.qdl.qa/en
Şu linkte Osmanlılarla ilgili kayıtlar yer alıyor (şu an itibariyle toplam kayıt: 11.953):
https://www.qdl.qa/...ite/Ottoman%20Empire
Sitede konu ve başlıklara göre arama imkanı var.

Almanya'da Berlin Eyalet Kütüphanesi'nin internet sitesi üzerinden onbinlerce kitap ve görsele erişim imkanı var:
http://digital.staatsbibliothek-berlin.de/...;sort_direction=desc
Sitenin dili yalnızca Almanca; yine de üstteki linkten istediğiniz konu başlığı, kitap veya yazar adı ile arama yapabilirsiniz.

Oxford Üniversitesi'nin dijital kütüphanesi:
http://www.odl.ox.ac.uk/...gelibrary/index.html
Çok geniş bir yelpazede onbinlerce kitap, yazma, harita, çizim, görsel vs'ye internet sitesi üzerinden erişmek mümkün.
Başlıklara göre ayrı ayrı kolleksiyonlar var.
Meraklıları sayfayı didik didik etse yeridir.

Şu linkte de, yine Makedonya dijital kütüphanesinden tarihî Balkan haritaları var:
http://www.dlib.mk/handle/68275/12
Haritaların sayısı çok değil; ama konunun meraklıları için arşiv arşivdir.

Dünyanın en büyük online kütüphanelerinden birisi: "Library Genesis" veya kısaca LibGen.
Bu sitede her dilden milyonlarca kitaba online erişim imkânı var.
Telif hakkı falan gözetmeden bütün kitaplara erişim imkânı sağlıyor bu site:
http://libgen.io
http://gen.lib.rus.ec

Şu katalog sitesi üzerinden; anahtar kelimeleriniz hakkında arama yapma ve ilgili kaynaklara hangi üniversitelerin dijital kütüphanesinden erişebileceğinizi öğrenme imkânı var:
http://www.toplukatalog.gov.tr

Çok önemli bir fotoğraf arşivi:
http://images.doaks.org/artamonoff/
Fotoğrafları çeken Nicholas Artomonoff Bolşevik ihtilali sonrasında Türkiye'ye gelen bir Beyaz Rus ailenin oğlu. Robert Kolej'de okumuş. 1930-47 yılları arasında özellikle İstanbul'da çektiği 1000den fazla ftoğrf bu linkte

1982-1998 yıllarında profesyonel tanıtım fotoğrafçısı olarak çalışan M. Erem Çalıkoğlu’nun yaklaşık 20 bin diadan oluşan arşivindeki Adana, Adıyaman, Antalya, Balıkesir ve Bursa fotoğrafları online erişime açıldı. http://bit.ly/2ki94kV

Pakistan Milli Kütüphanesi 75.000 civarında kitap/makaleyi tarayarak online erişime açmış:
http://www.digitallibrary.edu.pk
Konulara, başlıklara ve yazarlara göre arama yapma imkânı mevcut:
http://hecpk.summon.serialssolutions.com/#!/advanced
Özellikle İngilizce kaynaklar açısından epey iyi bir kütüphane!

Bir kütüphane değil, üyelerin paylaşım platformu ve ortak havuzda şu an 320 milyona yakın kitap/eser/kaynak var:
https://www.pdfdrive.net
Muayyen bir kaynağı/dokümanı indirebilmek için, o kaynağı paylaşan üyenin de online olması şart. Biraz zahmetli ama kayıtlarınızda bulunsun.

Open Library (Açık Kütüphane) üzerinden 20 milyon kadar kitabın kaydına/künyesine ve 1,7 milyon taranmış kitaba erişim sağlanıyor.
Kitaplar konulara göre ayrı ayrı tasnif edilmiş olup linkler mevcut.
Konu ve başlıklara göre detaylı arama yapma imkânı var:
https://openlibrary.org

İspanya Eğitim Bakanlığı'nın online kütüphanesinde (şu an itibariyle) online erişime açık olan kaynaklar:
23.000 eski tarihli kitap
2.500 yazma eser
5.131 harita/atlas
85.500 görsel
212 ses kaydı
Detaylı arama yapılabiliyor:
http://bvpb.mcu.es/en/consulta/busqueda.cmd

Utah Üniversitesi'nin (ABD) dijital kütüphanesi o kadar geniş ki kolleksiyon başlıklarını gözden geçirmek bile epey zaman alıyor:
https://collections.lib.utah.edu
Dijital kaynaklar online erişime açık.
Konu ve başlıklara göre detaylı arama yapılabiliyor.

New York Üniversitesi kütüphanesi binlerce kitaptan oluşan Arapça Kolleksiyonu'nu taramış; online erişime açmış:
http://dlib.nyu.edu/aco/
Kitapları online okumak, ayrıca indirmek mümkün.
Ortadoğu ve Arap dünyası çalışan araştırmacılara faydalı olabilir (Türkiye'de çok yok)

Boğaziçi Üniversitesi bünyesindeki kıymetli bazı kolleksiyonlar taranarak online erişime açık hale getirilmiş. Epey fotoğraf da var. Detaylar ve kolleksiyonlar şu linkte:
http://digitalarchive.boun.edu.tr

İsrail Milli Kütüphanesi'nde yer alan 30 el yazması Kur'an'a kütüphanenin internet sitesi üzerinden tam erişim imkânı var:
http://web.nli.org.il/.../30-Quran-books.aspx
Kur'anlar: Osmanlı, İran, Java/Endonezya, Memluk, Babür/Hint, Timbuktu/Mali, Kuzey Afrika, İlhanlı, 13. yy Anadolu, Abbasi dönemi vs

[Sayın İzzet Akyol’un (@izakyol) Twitter’da yapmış olduğu paylaşımdan alıntıdır. Daha fazla detay için https://twitter.com/...s/937217427242438656 ]

Mustafa Kemal Atatürk'ün Ismet Inönü'ye Yazdığı Mektup
SEVGİLİ Paşam, Cumhuriyetin ilk başbakanı olarak seni düşünüyorum. Dur, hiç itiraz etme. Niye seni seçtiğimi şimdi anlayacaksın. Bizi yine büyük bir savaş bekliyor. Durumumuzun bir bölümünü Cephe Komutanı ve Lozan Başdelegesi olarak elbette biliyorsun. Büyük devletlerin bu sefil duruma bakarak, kısa zamanda pes edeceğimizi sandıklarını Lozan dönüşü sen bize anlattın. Ben sana şimdi bildiğinden daha da acıklı olan genel durumu özetleyeceğim. Bize geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı. Yoksul bir köylü devletiyiz. Dört mevsim kullanılabilir karayollarımız yok denecek kadar az. 4.000 km. kadar demiryolu var. Bir metresi bile bizim değil. Üstelik yetersiz. Ülkenin kuzeyini güneyine, batısını doğusuna bağlamamız, vatanın bütünlüğünü sağlamamız şart. Denizciliğimiz acınacak durumda. Köylümüzü topraklandırmalı, ihtiyacı olan bir çift öküz ile bir saban vererek çiftçi yapmalıyız. Doğudaki aşiret, bey, ağa, şeyh düzeni Cumhuriyetle de insanlıkla da bağdaşmaz. Bu durumu düzeltmeli, halkı kurtarmalıyız. Her yerde tefeciler halkı eziyor. Güya tarım ülkesiyiz ama ekmeklik unumuzun çoğunu dışarıdan getirtiyoruz. Sığır vebası hayvancılığımızı öldürüyor. Doktor sayımız 337, sağlık memuru 434, ebe sayısı 136. Pek az şehirde eczane var. Salgın hastalıklar insanlarımızı kırıyor. Üç milyon insanımız trahomlu. Sıtma, tifüs, verem, frengi, tifo salgın halinde. Bit ciddi sorun. Nüfusumuzun yarısı hasta. Bebek ölüm oranı 60ı geçiyor. Nüfusun 80i kırsal bölgede yaşıyor. Bunun önemli bölümü göçebe. Telefon, motor, makine yok. Sanayi ürünlerini dışarıdan alıyoruz. Kiremiti bile ithal ediyoruz. Elektrik yalnız İstanbul ve İzmir'in bazı semtlerinde var. Düşmanın yaktığı köy sayısı 830. Yanan bina sayısı 114.408. Ülkeyi neredeyse yeniden kurmamız gerekiyor. Yunanistan'dan gelen göçmen sayısı da 400 bini geçecek. İktisadi hayatımız da, eğitim durumumuz da içler acısı. İktisatçımız da çok az. Zorunlu okuma yaşındaki çocukların ancak dörtte birini okutabiliyoruz. Halkın eğitimi hiç çözülmemiş. Oysa Cumhuriyetin insan malzemesini hazırlamalı, namus cephesini güçlendirmeliyiz. Kültür eserleri kaçırılmış, kaçırılmaya devam ediliyor. Raporlarda daha ayrıntılı, daha acı bilgiler var. Bunları Bakanlara ve parti yönetim kuruluna da ver. Genel durumu tam bilsinler. Bütçemiz, gelirimiz yetersiz. İktisadi çıkmazdan kurtulmak için geliştirdiğim bir düşüncem var. Bu düşünceyi günü gelince konuşuruz. Hedefimiz milli iktisat, bağımsızlığın sürekli olması için iktisadi bağımsızlık temel ilkemiz olmalı. Osmanlı bu gerçeği geç fark etti. Fark ettiği zaman çok geç kalmıştı. Cumhuriyete uygun bir anayasaya gerek var. Bu zor durumdan nasıl çıkılabileceğini gösteren ne bir örnek var önümüzde, ne de bir deney. Ama yılmamak, ucuz, geçici çarelerle yetinmemek, halkı kurtarmak için sorunları çözmek, kalkınmak, ilerlemek, milli egemenliğe dayalı, uygar ve özgür bir toplum oluşturmak, yüzyılımızın düzeyine yetişmek, kısacası çağdaşlaşmak, bu büyük ideali tam olarak başarmak zorundayız. Bu ana kadar bu ideali koruyarak geldik. Bundan sonra daha hızlı yürümek zorundayız. Bunun için gerekli yöntemi, yolu birlikte arayıp bulacağız. Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız. Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği kutsal bir görev bu. Bu büyük görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim. Allah yardımcımız olsun

Aslı T., bir alıntı ekledi.
 20 Oca 21:41

EĞİTİM ŞART DEĞİL!!
...
-Burada yapacağınız iş açısından, ne halde olduğunuzun hiçbir değeri yok! diye yüreğime su serpiverdi denetçi hekim, hemencecik.

-İyi o zaman diye yanıtladım ben de, ama biliyor musunuz, bayım, ben mektepliyim ve hatta bir zamanlar tıp eğitimine bile girişmiştim...

Birden, bana ters bir bakış attı. Bir kez daha çam devirmiş olduğumu hissettim, hem de ucu bana dokunacak şekilde.

-Burada eğitiminiz hiçbir işe yaramaz, evladım! Buraya düşünmeye gelmediniz, size uygulamanız emredilen hareketleri yapmaya geldiniz... Fabrikamızda düşçülere ihtiyacımız yok. Bizim ihtiyacımız olan şey şempanzelerdir... Benden size bir tavsiye daha. Bize bir daha asla aklınızdan söz etmeyin!

Gecenin Sonuna Yolculuk, Louis Ferdinand Celine (Sayfa 254 - YKY, Çeviri: Yiğit Bener)Gecenin Sonuna Yolculuk, Louis Ferdinand Celine (Sayfa 254 - YKY, Çeviri: Yiğit Bener)

Hızlı Okuma
HIZLI OKUMA
BELLEME ÇERÇEVESİ
Tanımı: Belleme okuma esnasında edinilen bilginin istenildiğinde çağrılabilecek şekilde
hafızaya yerleştirilmesi sürecidir. Genel Hafıza konusu son bölümde daha ayrıntılı olarak
ele alınacaktır.
Bu güne kadar yüzlerce kitap okuduğumuzu biliyoruz. Eğer bu kitapların içeriklerini
hafızamızda tutabilseydik şimdi profesyonel bilgi uzmanları olurduk. Oysa belki de
yüzlerce kitap okuduk ve metinleri okurken kavramıştık, öğrendiğimizi sanmıştık. Hala
kitap okumaya devam ediyoruz. Ama kitap okuduktan 48 saat sonra hafızamızı
yokladığımızda kitaptan aldığımız bilginin en az % 80’inin kaybolduğunu görüyoruz.
Neden?
Nedeni: Bu sorunun temel nedeni belleme yeteneğimizi, bellemenin çalışma kurallarına
uygun olarak kullanmıyor olmamızdır. Zihnimizde herhangi bir hastalığın tedavisine
uğraşmayacağız. Veya zihnimizi değiştirmeyeceğiz. Sadece temel bir kısım hafıza
kurallarını kullanacağız. Hafıza sisteminin geliştirilmesi ayrı bir sorundur. Her insan sahip
olduğundan çok daha güçlü bir hafıza geliştirebilir. Biz burada bellemeden bahsederken
mevcut hafıza yeteneğimizi etkin kullanmaktan söz etmiş oluyoruz.
Yapılan araştırmalar bazı şartlar altında bilginin hafızaya daha kolay ve daha doğru olarak
yerleşebildiğini göstermektedir. Unutmayalım. Her bilgi hafızamızda kaydedilmektedir.
Sorun bu bilgileri çağırabilecek şekilde kaydetmemektir. Belleme genel hayat akışımızı çok
fazla etkiler. Kavrama tekniklerini uyguladığımızda belleyebilme düzeyimiz artacaktır.
Ancak kavra aşamasında yapılmayan bazı çalışmalar vardır ki bunların belleme
aşamasında yapılmaları sürencin tamamlanmasını sağlar. Aşağıda gelecek olan
alıştırmalar bu konuda bize yardımcı olacaktır.
Çözümü:
1. Hatırlama Çalışması Yapın
Etkin okumanın 5 aşamasını daha önce belirttik: İnceleme, sorgulama, okuma, hatırlama,
tekrarlama. Son iki çalışma belleme aşamasında yapılacaktır. Önce hatırlamayı ele alalım:
Eğer bilgiyi edindikten sonra kendi ifadelerimizle zihnimizden canlandırmazsak o bilgiyi
hiçbir zaman kullanmamız mümkün olmaz. Kullandığımız tüm bilgiler edindikten sonra
mutlaka en az bir defa hatırladığımız ve içimizden ifade ettiğimiz bilgilerdir. Bunlar
arasında en çok hatırladıklarımız en çok kullanabileceğimiz bilgilerdir. Bir diğer deyişle
hatırladığımız her bilgi dokunduğumuz, gördüğümüz, konuştuğumuz bilgidir. Bilgiyi bir defa
sahiplendik mi tüm hayat boyunca bizim olması için kapı açılmış olur.
Hatırlama çalışması okuma esnasında her sayfanın veya her bölümün sonunda yapılabilir;
okuma devam ederken yapılabilir. Hatırlamanın nerede yapılması gerektiği okunan metnin
içerik ağırlığına göre değişebilir. Çok ağır metinlerde her paragrafın sonunda biraz
duraklayıp hatırlama yapılmalıdır. Profesyonel okuyucular, duraklama sayısını azaltarak
bu işi okuma esnasında da yapabilme yeteneğini geliştirebilir. Hatırlamada iki önemli
kavram: İşaret taşları ve hatırlama duraklarıdır. Okuma esnasında önemli fikir taşıyan
cümlenin en önemli kelimesine bir işaret koymalısınız. Bu tür kelimeler işaret taşlarıdır.
Ardından çok ağır metinlerde paragraf sonlarında, hafif metinlerde sayfa veya küçük
bölüm sonlarında duraklama yapılacaktır. Tam bu esnada tüm fikirler arasındaki ilişki
kurulacaktır. Aşağıda size bazı alıştırmalar verilmiştir:
a) Aşağıda size cümleler verilmiştir. Bir sonraki cümleyi okuyun ve geri dönmeden bir
önceki cümlede aklınızda kalan “lüzumlu” bilgiyi hatırlayın. Çalışmayı baştan alın: Bu defa
iki öncki cümleyi, üç önceki cümleyi, önceki bütün cümleleri hatırlayın. En sonunda
bitirdiğinizde tüm önceki cümlelerde yer alan bilgileri hatırlayın. Hatırlama yaparken
bilgileri kendi sözlerinizle aklınızdan ifade edeceksiniz:
1. İnsanların harika bir soluma sistemi vardır.
2. Burundaki tüycükler nefes alırken dışarıdaki kirli havadan gelen kaba tozları tutarlar.
3. Burun delikleri önce soğuk havayı ısıtıp akciğerlere gönderirler.
4. Akciğerlerde yüz binlerce bronş vardır. Bu bronşlar arta kalan tozları tutarlar.
5. Akciğerde milyonlarca alveol kesecikleri vardır ve hava bu keseciklere dolar.
6. Bu keseciklerde makrofaj hücreleri vardır. Bu hücreler oraya girebilen tozları veya
mikropları yutarlar ve bu suretle onları yok ederler.
7. Makrofaj hücrelerinin ömürleri bittiğinde oradan alınırlar, yerlerine yeni makrofajlar
görevlendirilir, temizleme görevini bu yeni hücreler üstlenirler.
8. Ciğerlerde tozlar, mikroplar, atılması gereken maddeler birikebilmektedir.
9. Bronşlar yapışkan bir müküs maddesi salgılarlar. Atılacak olan maddeler bu müküse
yapışırlar. Böylece temiz müküs kirlenir.
10. Keseciklerin altında milyonlarca kirpikçikler, tüycükler vardır.
11. Bu kirpikçikler hep birlikte ritimli hareket ederek atılacak olan kirli müküs maddesini
bronşlardan yukarı doğru iterler.
12. Biz bu müküsü ya tükürürüz ya da yutarız. Böylece ciğerlerimiz temizlenmiş olur.
13. Eğer bu sistem çalışmasaydı ciğerlerimiz bir günde tıkanırdı ve bir günde ölebilirdik.
14. Bizi Yaratan gücün neleri düşündüğünü görmek size de heyecan veriyor değil mi?
b) Aynı çalışmayı elinizdeki kitabın “İçindekiler” bölümü üzerinde yapın.
2. Bilgiyi Sistemli Tekrar Edin
Bilgiyi ilk hatırlamakla ona sahip olmanın kapısını açmış oluruz ama onu tekrarlamazsak
hayatımızın sonuna dek bizim olmasını sağlayamayız. Bir saat boyunca kitap okudunuz
veya ders çalıştınız. Bu sürenin son 5-10 dakikasını ilk tekrarlama çalışmasına
ayırmalısınız. O ana kadar ne okudunuz? Okuduklarınız arasında nasıl bir bağ
kurabilirsiniz? Simdi hafızanızda hangi bilgiler kaldı? Bu ilk tekrarlama çalışması son
derece önemlidir. Okuma bittikten ve çalışma ortamından ayrıldıktan sonra, bilgiyi ömür
boyu korumak için gerekli olan sistemli tekrar biçimi üzerinde durulmalıdır.
Tekrarlama olmadan bilgi uzun süreli hafızaya kaydedilmeyecektir. Yapılan araştırmalar
bu tekrarın sistemli yapılması halinde daha az emekle ve daha hızlı şekilde uzun süreli
hafızaya kaydolabildiğini göstermektedir. Amerika’da bir kolejin internet sayfaları arasında
dolaşırken okuduğum, tekrar konusundaki şu sözü çok doğru buldum: “Öğrendikten 24
saat geçtikten sonra tekrar ettiğiniz bilgi tekrar ettiğiniz değil yeniden çalıştığınız bilgidir. ”
Çünkü 24 saat içinde bilginin en az %80’i kaybolmakta ve o süre sonunda ancak yeniden
okuma veya yeniden öğrenme amacıyla çalışmak gerekmektedir.
Kalıcı belleme şu süreci takip eder:
Bilgi önce duyular yoluyla elektriksel olarak alınır, çok kısa süreli hafızaya taşınır; burada
20-40 saniye kadar kalabilir; buradan ayrılan bilgi ya yok olur ya da kısa süreli hafızaya
taşınır. Elektro kimyasal yapıda bulunan bilgi burada, alınma gücüne göre 20 dakika ile bir
gün arasında bekler. Buradan ayrılan bilgi ya yok olur ya da uzun süreli hafızaya taşınır.
İşte bilginin ikinci aşamadan üçüncü aşamaya taşınması, henüz tam haliyle orada iken
elektrikle uyarılması ve böylece kalıcı hafızaya taşınması için yeterli enerjiye sahip
olmasıyla mümkündür. Bu işi yapan çözüm yolu tekrarlama yapmaktır. En az maliyetli
tekrarlama ise şu şekilde yapılmalıdır : Bir saat içinde alınan bilgi tekrar sistemi ;
1. tekrar: 10 dakika geçtikten sonra 10 dakika süreyle
2. tekrar: 24 saat geçtikten sonra 5 dakika süreyle
3. tekrar: 1 hafta geçtikten sonra 3 dakika süreyle
4. tekrar. 1 ay geçtikten sonra 3 dakika
5. tekrar: 6 ay geçtikten sonra 3 dakika
6. tekrar 1 yıl geçtikten sonra 3 dakika
şeklinde olmalıdır. Böyle bir tekrar sistemi sayesinde bilgi ömür boyunca bizim malımız
olacaktır.
3. Beyninizin Sağ ve Sol Lobunu Birlikte Devreye Sokun
Amerika Birleşik Devletleri California üniversitesinden Prof. Robert Ornstein’in
araştırmaları insan beyninin sağ ve sol loblarının farklı çalıştıklarını ortaya koymaktadır.
Sol lob ayrıntı, matematik, soyut gibi alanların merkezi iken sağ lob şekil boyut, renk,
müzik gibi alanların merkezi olarak çalışmaktadır. Bu bulgudan hareketle İngiliz beyin
uzmanı Tony Buzan “Mind Mapping” olarak bilinen beyin haritalaması tekniğini geliştirmiş
ve eğitimin hizmetine sunmuştur. Bu tekniğin temel mantığı, soyut bilgilerle görüntünün bir
araya getirilmesi ve böylece sağ ve sol beyin loblarının aynı bilgi üzerinde birlikte
çalışmalarının sağlanmasıdır. Zira Ornstein’in araştırmaları her iki beyin loblarını birlikte
kullanan kişilerin beyin etkinliklerinin 10-15 kat artabildiğini göstermektedir.
Oluşturacağınız haritalarda dikkat edeceğiniz kurallar şunlar olacaktır: Çizimin orta
noktasında temel konuyu oluşturan anahtar kelime yer alacaktır. Her ana bölüm tam
olarak ilgili bölüme bağlanacaktır. Çizilen her çizginin tam üzerine o alanın taşıdığı bilgi bir
kelime halinde yazılacaktır. Çizimlerin gözle rahatlıkla görülebilen bir yapıda ve estetik
olması şarttır. Birinci örnekte bilgiyi sadece sol beyin lobunuzu kullanarak yerleştirmeye
çalışıyorsunuz. Ama ikinci örnekle bilgiyi aynı zamanda resme de dönüştürdüğünüz için iki
lobunuz da birlikte kullanılmaktadır. Böylece etkinliğiniz artacaktır.
a) Önce her iki lobu aynı anda devreye sokacak çalışmalar yapalım. Beyin soyutlukları ne
kadar somutlukla birlikte düşünebilirse o oranda etkili belleyecektir. Aşağıda verilen
rakamları görüntü değerleriyle ilişkilendirin.
Örnek: 11 adet (yan yana iki direk gibi, iki parmak gibi)
15 kilo, 25 adet, %50, 100 kişi, bir milyon lira, 18 derece, 2 kilometre, 0. 0001 santim
2 kilo patates, 15 kilo elma, 5 metre kumaş, dört adet tokat, 2 adet çiçek
b) Aşağıda beyin haritalaması tekniği kullanılarak bir çizim yapılmıştır. Bu çizimi inceleyin.
Benzer bir çizimi elinizdeki kitabın üç temel bölümünde ayrı ayrı yapın.
Alınan bilgi: İnsanın ruhsal ve cisimsel olmak üzere iki bedeni vardır. Ruhsal beden kalp,
nefs, vicdan ve latifelerin birbirine bağlı olduğu bir sistem bütünüdür. Cisimsel beden ise
temelde baş, gövde ve bacaklar olmak üzere üçe ayrılabilir. Baş kısmında kulaklar, burun,
gözler ve dudaklar yer alır. Gövde kısmı kalp, ciğerler, mide ve bağırsaklardan oluşur.
Bacaklar bölgesinde ise diz kapağı, kaval kemiği ve ayak bileği yer alır.
Örnek 1: klasik sistemle yazının iskeleti: Örnek 2: Beyin haritalaması sistemiyle yazının
iskeleti:
İnsanın Bedeni
a) Ruhsal beden
aa) nefs ab) vicdan ac) latifeler
b) cisimsel beden
ba) baş
baa) kulaklar bab) burun bac) gözler bad) dudaklar
bb) gövde
bba) kalp bbb) ciğerler bbc) mide bbd) bağırsaklar
bc) bacaklar
bca) diz kapağı bcb) kaval kemiği bcc) ayak bileği
4. Anahtar Kelimeler veya Kavramlar Oluşturun
Ayrıca her iki lobu birlikte kullanabilmemiz için anahtar kelime çalışmalarıyla yeteneğimizi
geliştireceğiz. Bizde sülfirik asitin formülünü hafızamızda tutmayı sağlayan bir teknik
kullanılmıştır. H2 SO4 =Hasan iki Sevimli Osman dört) Buna benzer şekilde beyin
haritalaması anahtar kelime oluşturabilme yeteneği gerektirir. Anahtar kelime bir gurup
anlam kendisine bağlanan kelimedir. Herhangi bir bilgi kümesini anahtar kelimeye
bağlayabilirseniz bu anahtar kelimelerle düşünmeyi çok kolay hale getirirsiniz. Örneğin
size çevre kirliliğinin nedenleri anlatılıyor. Tüm konuları “kirlilik” kelimesiyle ifade
edebilirsiniz. Ardından kirliliğin nedenleri ikiye ayrılıyor. Fabrikaların yol açtığı kirlilik,
insanların yol açtığı kirlilik olarak konu açılıyor ve tanımlanıyor. Burada ikinci kelime fabrika
ve üçüncü kelime de insanlar olarak tespit edilebilir. Önemli olan hangi kelimenin tespit
edildiği değil, kelimeler tespit edilirken bunlara bağlanan anlamların tam olarak farkında
olunmasıdır. Buna göre aşağıdaki anahtar kelime ve beyin haritası oluşturma
alıştırmalarını çözümleyiniz:
a) Aşağıdaki kelimeler için bir anahtar kelime seçiniz:
-saat 6. 00’da kalk/kahvaltı yap/işe git/kitabını oku/toplantını yap
-peynir/zeytin/bal/reçel/çay/tereyağı/ekmek
-kale/savunma/forvet/savunma/top/takım/orta saha/faul/taç
b) Aşağıdaki olgu guruplarını birer uygun anahtar kelimeye bağlayınız:
-İstanbul’a 1994 yılında gittim. Otomobilimi kullandım. Yolda bir kaza oldu. Otobüsle
traktör çarpıştı. 4 kişi öldü 5 kişi yaralandı. Ölenlerden ikisi çocuktu.
-Mısırın başkenti Kahire mezarlıklar şehridir. Burada 2 milyon insan evsizdir. Mezarlar eski
inanışlara göre yer altında ev gibi düzenlenmiştir. Dolaysıyla günümüzde evsiz insanlar bu
mezarları ev edinmiştir. Mezarlarda kurutulmak üzere asılmış bir çok çamaşır görürsünüz.
-Washington D. C. ’de sokakta yaşayan insanlar vardır. Bunlar Homeless people-evsiz
insanlar olarak anılırlar. Amerika’da 2 milyon evsiz insan vardır. Bunların hepsi fakir
değildir. Bu insanlar geceleri sokağa yataklarını serer ve uyurlar. Bazıları ailelerini terk
etmişlerdir. Evsizlik orada bir kültür. Birilerine kızan evsiz olmaya karar verebiliyor. Kışın
belediye onlara yardım yapıyor. Soğukta donmamak için kanalizasyon havalandırmalarının
üzerinde yatıyorlar. Şehrin en modern sokaklarında kimse bu durumdan rahatsız olmuyor.
5. Bilgiyi Yerleşik Bilgilere Bağlayın:
Bilgiyi bellemenin en kolay yolu onu hafızada yerleşik bir başka bilgi ile ilişkilendirmektir.
Bu yapılırken aradaki bağlantının mantıklı olması şart değildir. Eğer bağlantıyı mantıklı
kurmuşsanız sol lobunuzu, mantıksız kurmuşsanız sağ lobunuzu kullanmış olursunuz. Bol
bol bağlama çalışmaları yaparak bu yeteneğinizi geliştirebilirsiniz.
a) Aşağıdaki kelime guruplarını her satırdaki ilk kelimeye mantıksız bağlayınız
-kirpi/diken/inek
-çiçek/yağmur/toprak/karınca
-kuş/daktilo/kalem/karpuz/kedi/elma/televizyon/bomba
-cam/çam/mikrofon/radyo/tren/uçak/dağ/göl/bulut
b) Aşağıdaki kelime guruplarını uygun bulduğunuz kelimeye mantıklı bağlayınız
-baş/göz/kirpik/burun/dudak/kulak/çene
-kedi/canlı/varlık/hayvan/van kedisi/tırnak
-çiçek/hasta/doktor/ilaç/hastahane/kanser/ışın tedavisi/ziyaret
-padişah/fatih Mehmet/1453/İstanbul/fetih/Bizans/ortodoks/hıristiyan/müslüman
c) Aşağıdaki bilgileri bildiğiniz bilgilere bağlayınız.
Örnek: Arkadaşınızın adı Fatih Şenel, İstanbul’u fetheden Fatih ile adaş. Soyadı sinemacı
Aydan Şenel’in soyadına benziyor. Trabzonspor’un eski kaptanı Şenol’un adı Fatih’in
soyadına benziyor.
-Beyinde 1 milyar sinir hücresi var.
-Dünyada 7 milyar insan yaşıyor.
-Dünyada saniyede 17 milyon ton su buharlaşır ve bir o kadar her saniye yağmur yağar.
-Türkiye’de 80 adet il var.
-Amerikanın 40 adet eyaleti var.
6. Diğer Belleme Tekniklerini Kullanın
a) Bilgiyi Abartın
Abartılan ve normalin dışında bir yapı kazanan bilginin hafızada kalma şansı daha
yüksektir.
b) Önemli bilgiyi çalışma başında ve sonunda alın
Okuma veya çalışma sürecinin hemen başında ve sonunda alınan bilgi orta sıralarda
alınan bilgiye göre daha kolay ve etkili yerleşir ve hatırlanır.
c) Bilgiyi farklılaştırın
Diğer bilgi türlerinden farklı bir yapı taşıyan bilginin hafızaya hatırlanabilecek şekilde
kaydolma şansı daha yüksektir.
d) Bilgiye duyularınızı katın
Bilgiyi görebilir, ona dokunabilir, onu seslendirebilirsiniz. Unutmayın: sese, dokunsallığa,
kokuya, görüntüye, tada çevrilebilen bilginin hatırlanma ihtimali çok daha yüksektir.
e) Bilgiye Duygularınızı Katın
Bilginin oluşturduğu duygusal çağrışım önemlidir. Öğrendiğiniz bilgi sizde ne tür duygular
oluşturabilir. bu duyguları araştırın ve abartın.
f) Duyuları filme çevirin.
Bilgiye duyularınızı kattıktan sonra oluşan görüntüyü filme çevirebilirsiniz. Bir hareketlilik
oluşturabilirsiniz. hareketli bilgi tak bilginin yüzlerce kopyası demektir. Kopyalar çoğaldıkça
hatırlanma hızı artar.
TANIMA ÇERÇEVESİ
Tanıma çerçevesi okuma sürecinin ikinci aşamasını oluşturmaktadır. Bu aşamada “gözler”
görevlerini bitirmişler ve bütün iş beynimize kalmıştır.
Gözlerimizle çeşitli sembollerin, karakterlerin resimlerini çekeriz. Bu resimler elektriğe
kodlanmış olarak beynimize ulaşır. Beynimiz önce bu sembolleri hafızasından tarar.
Hafızada var olan sembollerle benzerliğin yakalandığı an tanıma gerçekleşmiş olur.
Örneğin sembolünün ne anlama geldiğini düşünürken beynimiz =, ¹ , Y, F, E gibi
sembollere işaret koyacak; ama bunların hiç birinde karar veremeyecektir. Okumanın tam
bu aşaması tanıma aşamasıdır. Bundan sonra gelen kavrama aşaması ise bulunan
sembole bağlanan anlamın veya anlamların hafızadan çağrıldığı aşamadır. Yukarıdaki
karaktere bir anlam bağlamamışsanız onu tanıyabilirsiniz, yani tam olarak ne olduğunu
bilirsiniz ama onu kavrayamazsınız. Oysa bir Japon bu karakterden hareketle -watashiben-
imajını kavrayacaktır. Tanıma bölümünde iki temel amacımız vardır. Bir yandan daha
doğru tanıma diğer yandan da daha hızı tanıma yeteneğimizi arttırmamız gerekiyor.
1. Daha Doğru Tanıma
Tanımı:
Tanıma kusuru veya hatalı tanıma zihin tembelliğinin veya tam yoğunlaşamamanın bir
sonucudur. Yavaş okumalarda tanıma kusuru tam olarak belirgin değildir. Ama okuma
hızlandıkça hatalı tanıma kendini belli edecek ve okuma-kavrama süreci bundan olumsuz
etkilenecektir. Eğer çabucak gördüğünüz bir metni hatalı tanımışsanız beyniniz hatalı
tanığınız sembollere bağlı anlamları arayacak ve dolaysıyla kavrama da hatalı olacaktır.
Örneğin “çabucak camları kesti” cümlesinde geçen “cam” ile “çabucak çamları kesti”
cümlesinde geçen “çam” birbirinden çok farklıdır. “c” ile “ç” doğru ayrımlaştırılmazsa
tanıma kusuru ve dolaysıyla kavrama kusuru oluşacaktır.
Nedeni:
1. Doğru tanıma düzeyinin düşüklüğünün temel nedeni zihin tembelliğidir. Dikkat
keskinliği, değerlendirmelerde ayrıntıları hesaba katmamızı sağlar. Dikkatsiz bir zihin;
Yabacı adam geldi-----------yerine----------- yabancı adam geldi.
Kirpiklerini acımadan yaktı----------- yerine-------- kirpitlerini acımadan yaktı.
şeklinde okuyabilir. İki kelime arasındaki küçük farkı ayrımlaştıramayabilir.
2. Doğru tanımayı güçleştiren bir diğer neden de kelimelerin resimleri yoluyla çok sağlıklı
şekilde zihinde yerleşmemiş olmasıdır. Kelimelerin yazıldıkları fontlara göre oluşturdukları
belli resimler vardır. Fontlar değiştikçe kelimelerin resimlerinin yapıları değişir ve her fonta
göre yeniden okunmaları gerekir. Örneğin: istihbarat, istihbarat, istihbarat, istihbarat,
istihbarat, istihbarat
Şu halde, kelimelerin resimleri yoluyla zihinlerde iyi yerleşmesi de doğru tanımaya katkıda
bulunacak olan bir diğer faktördür.
Çözümü:
1. Eksiklikleri Ayrımlaştırın
Aşağıdaki metinde bazı kelimeler eksik yazılmıştır. Aşağıdaki metni okurken eksik
yazıldığını fark ettiğiniz kelimelerin üzerine Ö işareti koyacaksınız. Okuma bittikten sonra
çalışmanızı kontrol ederek hatalı kelimelerin ne kadarını bulabildiğinizi tespit edin.
“Yasama süeci, yasama mecliserinin kendilerine sunulan işlevin gerçekeşmesi yolunda
işlerin meclislere girişiden başlayarak komisyonardan ve genel kurulardan geçişlerini ve
nihayet süreçen çıkışlarını içeren bütün aşamarı ve bu aşamalarda işleyşe dahil olan
bütün birmleri ve işleyiş biçimlerni içerir. Yasma meclislerinin teml görevi kanun yapmak,
temsilisi oldukarı toplum adına toplumsal mekanizaları toplumun ihtiycı ve talebi
paraleinde oluşturmak olarak tanımlanablir. Bu çerçevde meclisler bir taraftan dış
faktölerle diğer taraftan da iç faktörlele iletişim içeriside olacaktır. Dış fakörler kapsamında
hükümet, devletn diğer kurumlrı, diğer devletler, devlet içindeki sivil toplum örgüleri, basın
ve bireysel olarak vatandaş düşünüleblir. İletişimin ve demokratik katılım anlayışın gelişimi
paralelde yasama meclislerile iletişim halinde olan dış birimler hem saysal olarak hem de
etkilik düzeyi bakımdan gittikçe büyümektdir. ”
2. Hataları Ayrımlaştırın
Yukarıdaki çalışmaya paralel olarak aşağıda bu defa bazı kelimeler yanlış yazılmıştır.
Yanlış yazılmış kelimeleri bulmaya çalışırken süratle okuyun veya seminer sunucunuzun
verdiği sürede metni bitirmeye çalışın. Ardından tanıma düzeyinizi kontrol edin.
“Yasama meclesleri islevlerini yerine getirirkan temelde iki tip faktor gurupunun etkişi
altınta kalırlar. Bunlardan birini yasama usüluyle ilgilidir. Meclis üyelesinin binbirlerine göne
konunlarının ne olacağı, nasıl bir iliskilenme bicimlerine sahip olacakları, görev bolümü ve
dagılımını hangi kurullara bağlı olarak gercekleştirecekleri, işleri hanği işlem akışından
hangi yollarla gecirecekleri, hangi işleri gerçekleştirmekte yükümlü oldukları gibi hususlar
yasama usulü kavramı çerrevesindedir. Prosedür veya usul hem meclis tarafından hem de
meclısle ilişkili dış guruplar tarafından kabul görmüş meşruluk aracidırlar. Yazılı veya sözlü
hükümlenden oluşan usul, çatışma ve karmaşanın engelnenmesini sağlamanın ötesinde
yasama meclislerinin çıktılarını üretebılmeleri bakınından oluşturulmak zorundıdır. ”
3. Benzerlikleri Ayrımlaştırın
Aşağıdaki metinde yan yana yazılmış iki aynı kelime gördüğünüz yere Ö işareti koyunuz.
Amacımız benzerlikler arasından aynılıkları tanıyabilmek ve böylece doğru tanıma
keskinliğimizi arttırabilmektir. Çalışma bittikten sonra özellikle aslında aynı olmayıp aynı
olduklarını zannettiğiniz kelimelere ilişkin tespitlerinizi gözden geçirin.
“Yasama meclislerinin etkileşimde etkıleşimde bulundukları diğer değir iç faktör gurubu
gunubu yasama meclislerinin idari örgütüyle ilgilidir ilgilidir. İdari örgüt ilk meclis
örneklerinde neredeyse tamamen tamamen önemsizken, bir bin başka başka tabirle ilk ikl
meclis örneklerinde araştırmaların araştırmaların yapılması, yazışmaların takibi takibi gibi
bigi hemen hemen bütün işler üyelerin üyelerin kendileri tarafından tanafından yapılırken,
meclislerin gündemlerinin günümüzün modern modern devlet sistemlerinde son zon
derece derce karmaşık hale hele gelmesi nedeniyle işlerin islerin bir bir çoğu coğu destek
personeli tarafından tanafından yapılmaya yapılmaya başlanmıştır. ”
4. Yoğunlaşma Yeteneğinizi arttırın
Doğru tanıma için yoğunlaşma yeteneğimizi geliştireceğiz. Aşağıda rakam veya harf
guruplarıyla karşılaşacaksınız. Sizden istenen belirtilen rakam veya harfleri alttaki
satırlarda doğru olarak görmeniz ve süratle işaretlemenizdir. Hiç bir taramada süreniz 15
saniyenin üzerine çıkmamalıdır. Sınıfta çalışırken, seminer yönetmeniniz bu süreyi 5
saniyeye kadar indirebilir.
a) Sırasıyla 222, 8, 4, 6 rakamlarını tarayın.
35622215421278220122202205487522203112054822209852 01120425622101120222
12089703210326022105620222241031202212456222031622 289722298751012521521
222165497
b) Sırasıyla 568, 12, 48 rakamlarını tarayın.
58897568521556852103216585125687985125681452789326
5858625685856842487987
54568485612356841231757213156841231297511256823123
4975865681023156812312568442
c) Sırasıyla 9760, 138, 97 rakamlarını tarayın.
97614519760069759760560978997609875976970697096797
60542690797609803215609760
12397609760586459760521389760521397605213813129760
532181097606512379760851
d) Sırasıyla kara, kira, uy seslerini tarayın.
kakakarakuruykarakanakatakarakerakerigeiakirauruda
rakankarakaratadararamekiramakara
mekkamerakarakuyuyaraarasarakarakkerekerakkirakara
kurunadarenenemanakarakedekarahgkarasna
e) Sırasıyla fgph, ş, ö, p seslerini tarayın.
fghpmhneafghpfgphphfgfghpkargerinfgphnehfgpheilyşa
mbcsçzfgphmakğgkufgğphlkafgphsbfgph
zssczvçöjifgtaelfgpzsezfghsatfgphzse. fghpsakfgphsv afghpzfgnpsefghrfghpgfhpgfphfghph
f) Sırasıyla iv17, 7m, iv ses veya rakamlarını tarayın.
iev13987ievadrın1iv17myv178ıv17k7491iv71tkevi17iv1
7kelmyleivon7iv17mil12iv71sbcnhatek1fiiv
217ieiv1231iv178ıgğü1iv18ivziv18iv1717ivıv17evcaii v17igezlii17vv71vi7m11iv17giv71
2. Daha Çabuk Tanıma
Tanımı:
Tanıma çabukluğu beynimizin hızıyla ilgilidir. Beynimizin aradığı kelimeyi, sembolü
bulabilme hızı çabukluğu oluşturur. Beyin, sembolleri sinirler yoluyla gözlerden aldıktan
sonra hafızada mevcut sembolleri taramaya başlar ve bulduğu her sembolle aldığı
sembolu karşılaştırır. Tam olarak aradığı sembolü bulduğunda tanıma gerçekleşir. İşte
çabukluğu bu arada geçen süre etkiler. Bazı beyinlerde bu süre daha uzun, bazılarında
daha kısadır. Bu farklılaşmanın çeşitli nedenleri vardır.
Nedenleri: Tanıma hızını etkileyen bir dizi neden arasında en yaygın olanları sıralayalım:
1. Yerleşik Görüntü Zayıflığı: Kelimeleri resim formatında doğru algılamamız ve
hafızamıza doğru yerleştirmemiz çok önemlidir. “gökdelen” kelimesini hiç zihninizde
canlandırdınız mı? Şimdi bu kelimenin yukarıdaki formatına tekrar bakın; kelimenin
uzunluğunu, ilk ve son harfini, “g” harfinin aşağıya, “k, d, l” harflerinin yukarıya uzantısını
görün. Şimdi gözlerinizi kapatıp bu kelimenin resmini tüm özellikleriyle canlandırın.
Resmini çok iyi çektiğiniz her kelime sonraki okumalarınızda çok hızlı -neredeyse ışık
hızında- tanıyabileceğiniz kelimedir. Görüntüsü zayıf yerleşmişse tanınması için beyin
daha uzun süre tarama yapmak zorunda kalacaktır.
2. Beyni Hıza Alıştırmama: Beyin hızlı kullanılabilecek halde iken onu hızlı kullanmazsak
yavaş çalışma alışkanlığını korur. Gevşek yaşayanların beyinleri de gevşek çalışacaktır.
Dolaysıyla hızlı düşünme, hızlı sonuçlara ulaşma yeteneklerinin ardında, bu tür çalışmaları
çok yapmak yatar.
3. Beyin Hızını Kösteklemek: Bir kısım çok kötü davranışlar ve yaşayış biçimleri vardır ki
ne yaparsak yapalım bunlar beynimizin çalışma hızını ciddi şekilde yavaşlatırlar. Örneğin
eğer hafif de olsa sürekli stresiniz varsa bu, düşünce akışınızı bloke eder. Bu blokajın
etkisiyle tüm çabalarınıza rağmen beyniniz yavaş çalışır. Bu bağlamda uykusuzluk, fazla
yemek(dolu mide) , oksijeni eksik ortamda yaşamak veya diyaframatik soluma
yapamamak, çok durgun ve hareketsiz yaşamak gibi tutumlar kesin olarak beynimizin
çalışma hızını köstekler. Bu tür yaşantıları olanların tek çözümü yaşantılarını
değiştirmektir.
Çözümü:
1. Eksik Harfleri Tamamlayarak Okuyun
a) Aşağıdaki kelimelerin bir kısmının yarısı alttan, bir kısmının yarısı üstten silinmiştir. Bu
kelimeleri zihninizde yerleşik resimleriyle tamamlayarak okuyacaksınız. Böylece beyniniz
eksik görüntüleri eksik halleriyle daha çabuk tanımayı öğrenecektir:
“UYKU: Uyku hayatımızda her şeyin düzene konulduğu, tamir ve tedavi edildiği son
derece önemli bir süreç olarak yaratılmıştır. Bir kaç hafta uykusuz kalmanın ölüme neden
olduğu hayvanlar üzerinde yapılan deneylerle ispat edilmiştir. Daha da ötesi insanın
yetersiz uykusu ile zihinsel güç kaybı arasında yakın bir ilişki olduğu, uykusuz kalan
insanların zihinsel çalışmalarının tamamen durduğu ve düşüncelerini hiçbir şeyin üzerinde
yoğunlaştıramadıkları ispat edilmiştir. 48 saat uykusuz bırakılan yüksek öğrenimli kişiler
ilkokul çocuklarına öğretilen matematik işlemleri yapamadıkları görülmüştür. (Hürriyet 26.
5. 1193) A. B. D. ’de 1993 yılında yapılan bir araştırma sadece düzensiz uykunun A. B. D.
ekonomisine 1993 yılı kurlarıyla verdiği zarar 360 trilyon liradır. (Bozdağ,1996,Yasama
Sürecinde. . . s. 40)
Lütfen bu bölümü önemsiz bularak geçmeyiniz. Günde 8 veya 10 saat uyuyor olabilirsiniz.
Ancak yine de bu uykunuz hiçbir işe yaramıyor olabilir. Çoğumuzun sandığının aksine
uykusuzluğun hayatımızdaki engelleyiciliği tahmin ettiğimizden de büyüktür. Oysa çoğu
zaman rahatsızlıklarımızın uykusuzluktan kaynaklandığını bilemeyiz bile.
b) Size verilen okuma penceresinin kenarını veya herhangi bir düz kenarı kullanarak
aşağıdaki satırları önce alttan sonra da üstten yarım kapatarak okuyun.
Uyku beynin dinlenme vakti sanılmamalıdır. Tersine uyku beynin vücudun dinlenme ve
tamir işiyle meşgul olduğu vakittir. Uykuda beyin değil vücut dinlenmektedir. Beynin
elektriksel yapısı üzerinde yapılan araştırmalar zihnimizin uyku esnasında en az uyanık
dönemde olduğu kadar yoğun çalıştığını göstermiştir. Aradaki tek fark gece ve gündüz
yapılan işlerin farklı olmasıdır.
İnsanoğlu üzerinde yapılmış bilimsel araştırmalar uyku üzerinde şu tespitlere ulaşmıştır:
1. İnsan her uyku seansında iki ayrı uyku türünü paylaşımlı olarak ve ihtiyaca göre uyur.
Uykumuz ya derindir ya da hafif olarak yüzeyde seyreder. Derin uyku NREM olarak
adlandırılmıştır. Bu dönemde cisimsel beden üzerindeki hücre tamirlerinin
düzenlenmesiyle ilgilenir. Gün boyunca alkol, sigara, kirli hava gibi etkiler; aşırı yorulma,
yaralanma, enfeksiyon gibi nedenler hücre ölümlerini arttırır. Ayrıca bedende her gün
normal olarak 10 milyar hücre ölümü gerçekleşir. Bedeni bir milyon katlı bir gökdelen
olarak düşünelim. Her an binlerce tuğlası birlikte çürüyüp düşmekte, gökdelenin
çökmemesi için yerlerine yenilerinin yerleştirilmesi gerekmektedir. Ancak böyle bir
çalışmanın sağlıklı gerçekleşmesi sıfır hatalı bir haberleşme ve analiz sistemini gerektirir.
İşte beynimiz NREM adı verilen derin uyku esnasında vücudun maddi tamirinin
gerçekleşmesi görevini yüklenir. ”
c) Yukarıdakine benzer çalışmaları gazete veya kitap metinlerinde sık sık tekrar edin.
Unutmayın: Eksik konumda okuyabilen, tam konumda daha hızlı okuyabilecektir.
Beyninize eksik konumla yetinmesini öğretiyorsunuz.
2. Metinleri Ters Çevirerek Okuyun
Aşağıdaki metni ters çevirin ve satırların normal akış yönünde (bu defa sağdan sola, ok ile
gösterilen yönde) okuyun. Ardından metninizi 90 derece çevirin. Satırları bu defa aşağıdan
yukarıya okuyorsunuz. Unutmayın: Farklı açılardan okuyabilen, kelimeleri farklı
konumlarda tanıyabilen, sık sık gördüğü konumlarda bir çırpıda tanıyabilir hale
gelmektedir.
“ŞEFKAT NEDİR?
Sevmek bazen uhuvvet(kardeşlik) , bazen aşk, bazen da şefkat kimliğine girer. Sevgi
çeşitleri arasında en ulvisi şüphesiz şefkattir. Şefkati tanımı itibariyle diğer Sevgi
çeşitlerinden ayıran temel özellik karşılıksız oluşu ve merhamet boyutunu kuşanmış
olmasıdır. Şefkat çok yüksek bir duygusal karakter gerektirir. Şefkat hissedişinin zirvesinde
olan insan da bu hissedişi yüzünden ya dünyanın en mesut insanı olur ya da hayati ve
yaşamayı kendisine zehir eder. Sevgi merkezli hislerin vücudun bio-kimyasal yapısında
yaptığı değişiklikleri ortaya çıkarmaya dönük bir yığın araştırma yapılmış; dar anlamda
beşeri sevginin, güven duygusunu artıran endorfin hormonu salgısını çoğalttığı, yüksek
heyecan ve sevince yol açan emphetamin salgısını körüklediği gözlenmiştir. Los Angeles
Psikiyatri Enstitüsünden Mark Gaulstan’a göre, gerçek sevgi endorfin hormonuyla teessüs
etmekte, hakiki şefkat belirmekte, bu işte özellikle örnek olarak anne-çocuk ilişkilerinin
şefkat merkezli şekillenmesinde Oxytocin maddesinin geliştirdiği “bağlılık ve sokulma”
duygusunun büyük rol oynadığı anlaşılmaktadır. (Hürriyet, 9. 2. 1993)
Mutluluk hissedişlerinin cismani bedende endorfin, emhetamin, Oxytocin gibi maddelerin
salgılanmasıyla temsil edildikleri gerçek olmakla birlikte bu tür hissedişlerin temelde ruhi
yönelimlerle yönetildiklerine ancak dışarıdan oluşturulan harici etki(hormon enjeksiyonu
gibi) yoluyla da gerçekleşebileceği söylenebilir.
Sevgi temel başlığı altında uhuvvet, aşk, şefkat gibi sevginin farklı boyutlarda
şekillenmelerinden söz ettik. Boyutu ne olursa olsun, Bediuzzaman’ın da ifade ettiği gibi,
sevgi kaynağını “kemal, lezzet ve menfaat” unsurlarından birlikte ya da tek tek alır.
Bu realiteden hareketle örneğin aşk ve şefkati karşılaştırdığımızda aşkın birçok
sınırlandırıcıyla karşılaştığını görürüz. Karşılık isteyen aşkta “lezzet ve menfaat” unsurları
devamlılık ve şiddetlenme açısından ön plana çıkarlar. Bu iki unsurun yokluğu ya da
eksikliği aşkın ölüm fermanını hazırlar. Bu yüzden uzun sürebilen özel sevgilerin temel
kaynağı aşk değil şefkattir. Çünkü aşık ya muhatabından beklediği “lezzet ve menfaat”
boyutlu karşılığı görememekte ya da bu karşılık kendi hissedişine en azından denk
gelememektedir. Oysa şefkat hissedişinde karşılık beklenmemesi bu iki sınırlandırıcıdan
gelebilecek her türlü engeli aşar. Öte landan şefkatte “merhamet” unsurunun da mevcut
olması onun sahibini başka hiçbir hissedişin yükseltemeyeceği mutluluk zirvelerine
tırmandırır. Acaba kendilerini çocuklarına duydukları şefaatte kaybeden annelerin tattıkları
mutluluk hissedişinden daha yükseklere tırmanabilenler var mıdır? Beşeri ilişkiler
çerçevesinde yoktur şüphesiz. Ancak insan şefkati sadece anne-çocuk ilişkisiyle
sınırlayarak hayatı boyunca muhtaç olduğu yüksek huzurdan mahrum olmamalıdır. Çünkü
80 yaşında ihtiyarlardan 8 günlük bebeklere kadar bütün insanlar şefkat edilmeye
muhtaçtırlar ve Rablerinin engin şefkati altında karşılıksız korunurlar. . . . . . . ” Alıntı:
Muhammed Bozdağ
3. Bilgisayar Programlarını Kullanın
a) Size verilen bilgisayar programlarından cho1. exe (hızlı görsel gösterim) programını
çalıştırın ve oku1. txt, oku2. txt, oku3. txt, okueng1. txt, okueng2. txt gibi isimler verilen
dosyaları, sabit ekrana bakarak sırasıyla 2(00) , 4(00) , 6(00) 8(00) kelime/dakika hızlarda
okuyun. Yakın benzerlik taşıyan kelimelerin farkını tanımanız bilhassa önemlidir.
Odaklanın, dikkatle okuyun.
b) cho2. exe isimli programı çalıştırın. Programda karşınıza çıkan menüden “ibareleri
tanıma” bölümünü çalıştırın. 1-2-3-4-5 kelimeden oluşan ibareler üzerinde sırasıyla
çalışmalarınızı sürdürün.
4. Plaka Okuması Yapın
Bir süre plaka okuması yapacaksınız. Dolmuş veya otobüste yolcu iken geçmekte olan
veya duran araçlara bakarak plakalarını süratle okuyabilirsiniz. Önemli nokta şudur:
Plakaları görür görmez gözlerinizi çevirmeli ve görüntüyü zihninizde canlandırmalısınız. Ne
okuduğunuzu plakalara bakarak değil, zihninizde kalan görüntüye bakarak bulmalısınız.
5. Metinlerde Kelime Arayın
a) Aşağıdaki paragrafta “eşya” kelimesini arayın:
“ÇATIRDAYAN NEDENSELLİK: Eşyanın hakikatini inceleyen en temel bilim fizik eşya
olmuştur. Fizik biliminin bulgularındaki değişim eşyanın açıklanmasına dönük felsefeleri de
otomatik olarak değiştireşşaymiştir. Newton’un 1600 lerde ortaya koyduğu nedensellik
anlayışının en önemli destekçisi olan “tabiat-atom modeli” eşya genel kabul görmüş ve üç
asır boyeşşayunca tabiatın katı, kütlesel, kesif, yer değiştirebilireşya karakterde temel
inşaat bloklarının varlığına inanılmıştıeşşay. Ancakeşya kuantum fiziğinin derinliklerdeki
incelemelerinde atom altı parçacıkların gözden kayboluşu belgelendi. eşya Bu yolda ilk
adım Werner Heisenberg tarafından atıldı. “Kesinsizlik-uncertainity” prensibiyle tanımladığı
teorisinde bir parçacık yakalanmaya çalışıldığında pozisyonu belirleniyor sonra
kaybediliyor, bir an momentumu ölçülebiliyor sonra belirsizleşiyordu. Kuaneşşaytum
mekaniği seşyaonunda bu partiküllerin gerçek fizik vücutlarının olmadığını gördü.
Newton’un bulgularının eşya tam aksine eşyanın boş eşya uzayda hareket eden katıeşya
parçacıklardan oluşeşyamadığı anlaşıldı. Tespitler araştıreşyamacıları sonunda uzayın
tamamen nabız gibi atan eşya alanlardan oluştuğu fikrine eşya götürdü. Şimdi kuantum
mekaniği parçacıklarıeşşay dalgalar veya ihtizazeşşay paketleri şeklinde alt
alanlardaneşşay yukarıya sıçramalar eşya olarak tanımlamaktadır eşya ki bu durum
Neweşşayton’un “katı madde” tanımeşşaylamasını yok etmiştireşşay.
b) Aşağıdaki paragrafta “fizik” kelimesini arayın:
Elimizfizikdeki kitabınfisik yüzey seviyesinde katı madfisikdenin gerçekfizik bir fizikeşya
vücudufizik vardır; katı ve kesin olarak maddi varlığı sürer. Ancak fizikmaddenin iç-alt
seviyesinde fizikçiler maddi gerçekliği bulamamakta, bunun yerine içerde sadece alanlar
ve dalgalar tespit edilmekte, yani “fizikhiçbir şey” bulunmaktaydı. Madde, özünde hiçbir
şey ise maddefizik yok muydufisik, biz hayal mi görüyorduk? Gerçekte “yokluk” yoktu yani
fizik dışı da olsa vücut vardı; sadece görmekfisik için hangifisik seviyede baktığımız, tabiatı
hangi seviyede ve fisikboyutta incelediğimizfizik önemliydi. Çünküfisik bir boyuttafizik
varlığı olmayanfizik bir vücutfisik diğer bir boyutta beliriyordu.
c) Aşağıdaki paragrafta “ve” kelimesini arayın:
Heisenveberg’in keşifveleriyle birlikte madevde içine doğru seyahatevler devam etti.
İçerevde değişikve alavenlar keşfedilip tanımlanıncave alanların kendileverinin bir tabanı,
en vetemel yönü, en az hareketlilikev (excitation) seviyesi, ihtizaz alanı veya boşluk
durumuve ortaya çıkıyordu. Buveradan alanların ana özünün görülmez, geçişken
(transitional) temeli, esası anlaşılmaevya başlanvemıştı. ve Bu elektromanveyetik “en az
hareketlilik durumlu alan”, atoevm altı parçacıkların yani maddi vücudun bittiği yerde
başlıyordu. Bir başka tabirle varlığın vücudu hareketlilik-tahrik(excitation) ile
açıkvelanıyordu. Bir elektron titreşimler, dalgalanmalar veya alttaki alanevların
harekveetliliği şeklinde var olabiliyordu. Araştırevmalar gösterdi ki elektronun varlığı
değişik hareket seviye ve(ya) durumunda bulunabiliyorev; veçok aktif veya sakin
olabiveliyordu. Elektronun yaşayabileceği- vücut alemde bulunabileceği değişik hareketlilik
durumlarına kesin bir vealt limit-sınır yoktu. veElektron belli bir noktanın altında iyice
sakinleşevvetiğinde vveücudunu tamaevmen kayvebediveriyor, yani
elektrovemanyetik/enerji alandan da sveıyrılıp yok oluyordu. Hareketin sıfır olduğu
noktaveda vveücut sıfır oluyordu. En az hareveketlilik durumu, elektveronun bir parçacıkve
etkisi oluşturabilmesiev için yetersiz bir dalgalanevmadan ibaretti. Temel Metin, Alıntı:
Mutelak Gerçeklik Yolunda Bilim ve Din, Köprü Dergisi, Bahar 1996, Yazan Muhammed
Bozdağ
8. Tanıma hızını arttırmaya destek olan bir diğer çalışma kelimelerin resimlerinin zihne
yerleştirilmesi için yapılacak genel sözlük okumalarıdır. Türkçe kelimelerin toplu olarak yer
aldığı bir sözlükteki kelimelere tek tek bakarak kelimeleri resimleri yoluyla zihninize
yerleştirme çalışması yapınız. Kelimelere bakarken nasıl bir şekil taşıdıklarına özellikle
dikkat edeceksiniz. Bu çalışmayı, sizi duraklattığını düşündüğünüz kelimeler üzerinde de
yapabilirsiniz. Okuduğunuz metinde bu tür kelimelerle karşılaştığınızda onları çabucak
işaretleyin. Daha sonra boş zamanlarınızda bu kelimelerin resimlerine 10 saniyelik zaman
ayırarak onları gözlemleyebilirsiniz. Bu çalışmayı sürdürürseniz resimleri hafızanıza
yerleştirmek için gerekli süreniz bir süre sonra 1-2 saniyeye kadar inecektir.
KAVRAMA ÇERCEVESİ
Okuma sürecinin tanıma aşamasını kavrama takip eder. Kavrama aşamasında beyin
sembollere bağlanan anlamları, imajları tarar ve bulur. Aşağıda bu süreç gösterilmiştir:
görülen kelime
Görülen=hafızadaki, kelime
hafızadaki, kelime=imaj
Ayı
Ayı
Resim
Görme Çerçevesi
Tanıma Çerçevesi
Kavrama Çerçevesi
Görüldüğü gibi sembollere bağladığımız anlamı veya anlamları taşıyan imajları
yakaladığımız anda kavrıyoruz. Eğer sembollerin taşıdığı görüntüleri çağıramazsak
kavrama gerçekleşemez. Kavrama en basit düzeyde bir resim, ileri düzeyde ise filmdir.
Resimleri filme dönüştüremediğimizde tam kavrama gerçekleşemez. Örneğin “Ben+
okula+ gidiyorum. ” cümlesinde “okul”, “ben” ve “gitmek eylemi” ayrı birer resimdirler.
Bunları filme dönüştürebildiğimiz an, “okula gitmekte olan ben’in” yaptığı işin film halinde
zihnimizde canlandığı andır. Kavrama yeteneğinin gelişiminde iki boyutu dikkate alacağız:
Daha doğru kavrama, daha hızlı kavrama. Bu bölümde yapacağımız çalışmaları aşağıda
özetleyelim:
Daha Doğru Kavrayabilmek İçin:
Okumadan önce inceleme yapacağız
Okumadan önce sorgulama yapacağız
Karışık kelimelerden anlam çıkartacağız
İsim-tarih-rakam-yer bilgilerine özel dikkat göstereceğiz
Farklı yazı formatlarına özel dikkat göstereceğiz
Eleştirerek, mantık bozukluklarını arayarak okuyacağız
Yakalayamadığımız anlamları tahmin edeceğiz
Metinde yer alan yön kelimelerine özel dikkat göstereceğiz
Okumadan önce okuma amacımızı belirleyeceğiz
Zihnimizi yazıların fikir planları- yazı iskeleti konusunda eğiteceğiz
Grafiklere-tablolara özel dikkat göstereceğiz
Daha Hızlı Kavrayabilmek İçin:
Kelime dağarcığımızı geliştireceğiz
İmaj çağırabilme yeteneğimizi geliştireceğiz
Çok okuyacağız
Beynimizi hızlandıran süper sağlık kurallarına uyacağız
A. Daha Doğru Kavrama
Tanımı: Daha doğru kavrama verilen mesajda geçen doğru resmin veya filmin aslına daha
yakın olarak zihinde canlandırılmasıdır. Aldığımız tüm mesajları her zaman yüzde yüz
doğru kavramamız yani verilen mesajı aynen algılamamız kesinlikle mümkün değildir. Her
zaman verilen mesajla bizim algılamalarımız arasında bazı farklılıklar oluşmaktadır. Bizim
yapmamız gereken bu farklılaşmaları, sapmaları asgariye indirmektir. Kavrama yanılgısı
özellikle mecazların kullanıldığı anlatımlarda oluşur. Olayı tam ve somut ifadelerle anlatan
metinlerde kavrama hatası asgariye iner. Aşağıdaki örneklerde verilen mesajlarla,
gerçekleşen kavramaları karşılaştıralım. Bu örnekler doğru kavramanın anlamını daha iyi
açacaktır:
Söz: “Şimdi o tilkiyi hatırlıyorum. ”
Kavranan: O hayvanat bahçesindeki tilkiyi hatırlıyor. Ormanda giderken bir tilki görmüştü;
o tilkiyi hatırlıyor. Ben kitap okurken bir tilki resmi görmüştüm, tıpkı onun gibi bir hayvanı
hatırlıyor. Tilki gibi kurnaz bir adam vardı; galiba öyle bir adamı kast ediyor.
Söz: “Uçarak buraya gelin” dedi.
Kavranan: Bizim kuş gibi uçmamızı istedi. Bizim uçağa binip uçakla gitmemizi istedi.
Bizim koşa koşa gitmemizi istedi. Galiba orada acil bir durum var hemen oraya gitmemiz
gerekiyor.
Hatalı Kavramanın Nedeni: Yukarıda görüldüğü gibi kavrama biçimleri kişilerin zihinlerinde
oluşan çağrışımlara göre çok fazla farklılaşabiliyor. Önemli olan, kişilerin kullandıkları
kelimelerin anlam çerçevelerinin doğru bilinmesi ve bu çerçevelerin kaçırılmadan sağlıklı
şekilde birleştirilmesidir. Kavrama bu yönüyle bir resim bulmacanın parçalarını
birleştirmeye benzemektedir. Kavrama doğruluğunun bozulmasının nedeni bazı mesajların
kaçırılması veya alınan mesajların zihin tarafından doğru yerlerine yerleştirilememesidir.
Bu yönüyle hatalı kavramanın bir çok nedeni vardır. Dikkat kopması, çağrışımın getirdiği
bazı kelimelerin kattığı renkler, bakış açısı, neyin arandığı, neyin kişinin değer yargıları
arasında önemli veya önemsiz olduğu gibi bir çok faktör vardır. Bunlar devreye girerler ve
orijinal mesajın kimliğini değişik renklere boyarlar. Okuma sırasında pek çok bilgi
gözümüzden kaçar. Bir ayrıntıyı kaçırdığımızda o ayrıntıyla ilişkili bir başka bilgiyi eksik
kavramış oluruz. dolaysıyla aldığımız bilgi düzeyini en yüksek düzeye çıkarmak
zorundayız. Dikkat: Ne kadar yavaş ve ayrıntılı okursanız okuyun dikkatinizi aralıksız
olarak koruyamadığınızdan bilginin önemli bir kısmını kaçırmaya mahkumsunuz. Okuma
hızının artması kavrama doğruluğunu olumlu etkiler. Bununla birlikte okuma sırasında
daha fazla ayrıntıyı yakalayabilmek için bazı egzersizleri yapmak zorundayız. Ayrıca
okuma esnasında bazı tutum ve düşünme biçimlerini alışkanlık haline getirmemiz gerekir.
Aşağıda verilen bir dizi çalışma kavrama doğruluğunu azami düzeye çıkartmakta bize
yardımcı olmayı amaçlamıştır. Yapacağımız çalışmalar şunlardır:
Çözümü:
1. Okumadan Önce İnceleme Çalışması Yapın
Etkili okuma 5 aşamadan oluşur. Bunların ikisi etkin kavrama için okuma öncesi ve ikisi de
etkin belleme için okuma sonrasıdır. Bu kural bir bütün olarak söyle ifade edilir: İngilizce
kelimeleriyle; Survey, Question, Read, Remember, Repeat; Türkçe kelimeleriyle; İncele,
Sorgula, Oku, Hatırla, Tekrarla. . .
İnceleme aşaması soru sorabilmeye temel olabilecek tespitlere ulaşmamızı sağlar. Kitap
okuyacaksınız: yazarını, kitabın adını, yayınevini, yayın yılını inceliyorsunuz. Ardından
içindekiler, önsöz, son söz bölümlerini okuyorsunuz. Bu arada varsa kitabın her
bölümünün sonundaki özetleri okuyorsunuz; tüm sayfaları çevirerek her bölümde
yazılanların genel görünümünü inceliyorsunuz. 300 sayfalık normal ebatlarda bir kitap için
gerekli asgari inceleme süresi 30 dakika olabilmelidir. Hatta İngiliz yazar Rowntree bu
konuda daha da ileri giderek bir saatte okunacak kitabın 30 dakika incelenmesi gerektiğini
ileri sürmektedir. Aşağıdaki çalışmaları yapalım:
a) Şu anda elinizde olan kitabı inceleyin: Kitabın adını, yayıncısını, konusunu, bölümlerini,
bölüm alt başlıklarını, bölüm özetlerini, sayfalarda koyu yazılıp dikkatinizi çekmeye çalışan
cümleleri okuyun. Kitabın her bölümünü ayrı ayrı zihninizde canlandırın. Hangi bölüm kaç
sayfa? Kitap bir bütün olarak içindekiler bölümü açısından zihninizde nasıl görünüyor?
Kitabı bir bütün olarak zihninizde görünceye kadar bu çalışmayı yapın.
b) İnceleme çalışmasını seminerde size verilen test metinlerini okumadan önce bu
metinler üzerinde uygulayın. Metnin başlığını okuyun. Varsa alt başlıklarını, koyu yazılmış
kelime veya cümleleri okuyun. Yazı kaç sahife, paragraflar nasıl ayrılmış? Yazının
içindekileri henüz tam olarak anlamasanız da yazının genel bir görünümü zihninizde oluştu
mu?
c) Benzer çalışmaları kendi kitaplarınızda, gazete okumalarınızda okuyun. Unutmayın, her
zaman önce başlıklar, vurgulanan cümleler, varsa özetler okunmalı ve yazının tamamı
görülmelidir. Seminer sunucunuz getireceğiniz kitaplarda bu çalışmayı yaparken size
yardımcı olacaktır.
2. Okumadan Önce Sorgulama Çalışması Yapın
İncelerken edineceğiniz bilgilere dayalı olarak devamlı sorular soracaksınız. Şurası
kesindir; cevap bulmamızı garanti eden sır soru sormuş olmamızdır. Okumadan önce ne
kadar çok soru sorabilirseniz, okuduktan sonra o kadar çok cevap alırsınız. Sorularınız ne
kadar anlamlı, önemli ve derinse, cevaplar da o kadar anlamlı, önemli ve derin olacaktır.
Sürekli sormak suretiyle sorabilme yeteneğimizi geliştirebiliriz.
Herhangi bir kitap okuyacaksınız: Yazarını tanıyor musunuz? Yazar, konusu hakkında ne
kadar güvenilir olabilir? Yayınevi ne tür eserler yayınlıyor, ciddiyet derecesi nedir? Yayın
tarihine göre bilgiler ne derece taze olabilir?
Kitabın konusu nedir? Olay hangi açıdan sınırlandırılmaktadır ve anlatılmaktadır? Anlatılan
konuda neler biliyorsunuz? Bildiklerinizi ne zaman nasıl öğrendiniz? Bildiklerinizle kitabın
konusu arasında nasıl ilişki kurabilirsiniz? Kitabın bölümleri arasındaki bağ ne derece
mantıklı ve bu bağlar ne derece kitabın adına bağlanabiliyor? Kitabın hangi bölümü ne
işinize yarayacak? Hangi bölümde muhtemelen ne anlatılmaktadır?
Bunlara benzer yüzlerce soru sorabilmelisiniz. Bu aşamanın en önemli yanı sistemli
çalışmanın kapısını açmasıdır. Unutmayalım: Dimmet, “Sistemli düşünmeyi alışanlık
haline getirmedikçe tahsilin hiç bir kıymeti yoktur” der. Sistemli düşünmek sistemli
çalışmakla mümkündür. Bu çerçevede birinci bölümde vurgulanan çalışmaları yeniden
yapın.
Bu defa incelerken öğrendiklerinizi soruya dönüştürün. Örneğin kitabın adı: Hızlı ve Etkin
Okuma. İncelerken bunu gördünüz. Şimdi soruyorsunuz: “Hızlı okuma nedir? Nasıl hızlı
okunur? Ne kadar hızlı okuyabiliriz? Hepimiz hızlı okuyabilir miyiz? Hızlı okursak bu,
derslerimizi nasıl etkiler? Hızlı okumanın zekaya etkisi var mıdır? Zeka düzeyi okuma
hızını etkiler mi? Hızlı okuma gözlerle mi yapılır? Hızlı okuyabilmek için beynimizi
eğitmemiz gerekecek mi? Bu nasıl olacak? Etkin okuma nedir? Hızlı okumadan farkı
nedir? Etkin okursak daha iyi kavrayabilir miyiz? Bu kitapta anlatılanlara güvenebilir miyiz?
Hızlı okuma ve etkin okuma bir arada olabilir mi? Kitabın hangi bölümleri hızlı okumayı,
hangi bölümleri etkin okumayı anlatıyor? Bu iki bölüm ayrı ayrı mı, yoksa bir bütün
içerisinde mi anlatılıyor?” Gördüğünüz gibi “hızlı, etkin” kelimelerinden yola çıkarak bir çok
soru sorduk. Bu soruları katlayabilirsiniz. Eğer bu soruları sorarak okuyorsanız kavrama
düzeyiniz inanılmaz şekilde artar. Çünkü tam okurken beyniniz bu sorulara otomatik olarak
cevap aramaktadır. Cevabı bulduğunda ise hemen beyninizde bir ışık çakmaktadır.
Okuyarak daha çok öğrenebilmenin en kestirme yolu, diğer tüm teknikler bir yana burada
verdiğimiz incemele sorgulama çalışmalarının okumadan önce mutlaka yapılmasıdır.
3. Karışık Kelimelerden Anlam Çıkarın
Beynimiz anlamlara ulaşmak için kelimeleri belli bir sıraya koymak zorundadır. Bu
sıralama işleminde tecrübesiz olan bir beyin kavramak için daha fazla süreye ihtiyaç
duyacak ve muhtemelen sıralamayı eksik yapacaktır. Karışık sırada aldığımız kelimeleri
kullanarak beynimizi bu konuda eğitebiliriz. Karışık sırada alınan kelimelere anlam
verebilen ve doğruya yakın anlam çıkarabilen bir beyin, kelimeleri düzgün sırada aldığında
anlamı çok daha doğru çıkaracak ve kavrama hızlanmış olacaktır. Bu çerçevede aşağıdaki
alıştırmaları yapalım. Her bir örneği çabucak tamamlamaya çalışın.
a) Dörtten az kelime kullanalım:
a) işledi, kızartıcı, yüz, suç
b) odur, ne, insan, düşünüyorsa
c) arttırır, durmak, hikmeti, aç
d) kalkanların, dünya, erken, malıdır
e) kalbi, güler, neşelendirir, yüz
f) kalbi, güler, neşelendirir, yüz
g) sahibini, öfke, çökertir, önce
h) biz de, döner, döneriz, dünya
ı) ilim, biriktirmektir, öğrenmek, ışık
i) kalbe,kalpten, konuşur, sevgi
b) Dörtten fazla kelime kullanalım:
a) insanı, değil, yokluğudur, çokluğu, yılların, ihtiyarlatan, ideal
b) öldürür, yıllar, buruşturur, ruhu, fakat, cildi, idealsizlik
c) çalışırlar, ve, başarılı, içinde, insanlar, bulundukları, o, yaşar, zamanı, zamanda
d) olamaz, insan, bir, önceden, hiç, planlamasını, bir, zaman, yapmayan, önde
e) inanmışlardır, tüm, tarihteki, yaptıklarına, adamlar, büyük
f) için, demektir, varsa, besleniyor, gelecek, hedefimiz, planlarımız
g) kendi, durduğu, insanın, düşünceleridir, üreten, davranışlarını, zihninde, taşıyıp
h) durur, stres, akışımızı, bloke,düşünce, eder, zihnimiz
ı) çekinir,ve, aşırı, başından, insan, olan, aklı, yemek, uyumaktan
i) her, yardımcı, hastalıklar, gelişimine, zaman, olurlar, ruhumuzun
c) Kelime alternatifleri arasından seçim yapalım:
a) Okuma. . . . . . . . . . . bir göz. . . . . . . . . . . beyin . . . . . . . .
1. hem de 2. etkinliği 3. etkinliğidir 4. aşinalığı 5. hem
b) . . . . . . . . . . insan . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . insandır.
1. küçük 2. hedefsiz 3. başarılı 4. hedefi 5. belirli
c) . . . . . . . . . . bir dahi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . çalışın.
1. biz de 2. siz de 3. ne var ki 4. yeter ki 5. olabilirsiniz
d) İnsanlar . . . . . . . . . . şeyde çok . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . sıhhat
ve . . . . . . . . . . . . . . . .
1. bir 2. aldanıyorlar 3. iki 4. bu 5. bunlar 6. boş vakittir 7. yararlı vakittir
e) Nereye . . . . . . . . . bilen . . . . . . . . . yol vermek . . . . . . dünya . . . . . . . . çekilir.
1. bir yana 2. önüne 3. için 4. yoluyla 5. kişiye 6. kişiliği 7. gideceğini 8. geleceğini
f) Allah’ın . . . . eserlerine . . . . . . . . . , yeryüzünü . . . . . . . . . . , . . . . . . . . . . . . . sonra
diriltiyor.
1. gazap 2. şaşınız ki 3. bakınız ki 4. nasıl 5. rahmet 6. yeşerdikten 7. öldükten
g) İnsan . . . . . . . . . . kalacaktır. Sermayesi çok . . . . . Öyleyse onu . . . . . kullanmalıdır.
Yoksa . . . . heba . . . . . . .
1. ahırette 2. bu dünyada 3. çok uzun 4. çok az 5. boldur 6. sınırlıdır 7. rasgele 8. dikkatli
9. malları 10. ömrü 11. olur 12. çürür
h) . . . . . . . . . . insanlar . . . . . . büyük görürler. Burunları bir karış . . . . . yaşarlar. . .
onları . . . .
1. bütün 2. bazı 3. diğerlerini 4. kendilerini 5. yerde 6. havada 7. bu durum 8. küçültür
ı) Hızlı . . . . . yeteneğine . . . . insan, hayatını . . . . yaşar, . . . . meşguliyetlerle
zamanını . . . . etmez.
1. karamsar 2. heba 3. önemli 4. gereksiz 5. bomboş 6. dolu7. okuma 8. yürüme9. sahip
olan
i) Çalışmayı . . haline . . insanlar ne . . insanlardır. Oysa . . . insanlar kendilerine . . .
ediyorlar.
1. alışkanlık 2. disiplin 3. oluşturan 4. getiren 5. gülünç 6. çalışkan 7. tembel 8. büyük 9.
yazık
d) Aşağıdaki metinde kelimelerin yerleri karıştırılmıştır. Normal hızınızda okuyun ve
normal hızınızda kavramaya çalışın:
“çoğu Erdoğan Özdemir aştı sonunda sıkıntıları dünyevi. çocuğu Güzel bir, hayatı tertemiz
aile ve mutlu bir vardı. önüne Dünyevi açılmıştı refah. olarak öğretim başlamak Bir
üniversitede görevlisi çalışmaya üzereydi. iki aylık gittiği üzere Askerliğini yapmak Burdur’a
beri alamamıştım süreden kendisinden bir haber. askerliğini tezkere Sonunda kısa dönem
bitirerek aldı. Ailesine sevincini dünya kavuşmanın tattığı o tezkeresinin günde hayatının
bilemezdi kendisine verileceğini. Hangimiz günümüzde en sevinçli ebedi saadet
mekanlarına başlayacağını yolculuğumuzun bilebiliriz?” M. Bozdağ
Okuma bitti,şimdi geriye dönmeden şu sorulara cevap verin: Yazıda adı geçen kimdi?
Dünyevi sıkıntıları devam ediyor mu? Üniversitede çalışmaya başladı mı? Bu üniversitenin
adı belli mi? Burdur’a niye gitti? Askerliğini uzun dönem mi yaptı? Ailesine kavuştu mu?
Yaşıyor mu?
e) Aşağıdaki metinde kelimelerin yerleri tersine çevrilmiştir. Zihninizden onları
normal konumlarına taşıyın ve anlayın:
“yolcudur bir İnsan. sefer-i imtihandır uzun bir geçer sırattan haşirden berzahtan kabirden,
dünyadan, rahm-ı maderden, alem-i ervahtan, Yolculuk ise. ” etmelidir telakki asker
muvazzaf gidecek bir çabuk dünyadan kendisini İnsan. götürebildi bir şey dünyaya ait kim
insanlardan veren dünyaya kalbini bütün uğrunda etmek. Elde
kuranlardanım hayalini refahın dünyevi ve ailenin bir mutlu zenginliğin Ben de,. gelmez acı
ona ayrılması bizden Onun. doluyuz hüznüyle ayrılığın bir boğulduğumuz hasretiyle biz
Ama. çırpınıyordu altında ayaklarımın hayallerim fani bütün çırpındığım uğrunda bendim
ve ölen duyduğumda Haberini.
dostları en candan Onun. müydünüz düşünmüş hiç bir sonu için böyle Siz onun?
düşündünüz mü için Kendiniz? düşünmemiştim Ben. ahiret değeriyle ve bütün dünya
değersizliğiyle bütün İşte yüzünde bakmayan aleme ebedi.
Okuma bitti. Şimdi şu sorulara cevap verelim: Yolcu olan kimdir? Yolculuk nerelerden
geçer? Dünyadan bir şey götüren kimdi? yazar sevinçli mi? Yazar böyle ölmeyi dünündü
mü? Dünya değerli mi? İmtihan yeri neresi?
4. İsim-Tarih-Yer-Rakam Odaklı Okuyun
Tüm metinlerin en önemli noktaları “kim, nerede, ne zaman, ne kadar” sorularının
cevaplarıdır. Bu soruların cevaplarını vermeyen bilginin neredeyse hiç bir değeri yoktur,
eksik ve dolaysıyla yanlış bilgidir. En etkin kavrama bu soruları maksimum düzeyde
cevaplandıran kavramadır. Esasen metindeki diğer ayrıntıların çoğu ve zaman harcayarak
okuduğunuz pek çok cümle derhal unutulup gidecektir. Şu iki cümleye bakın: “Maliye
Bakanı vergilerin artacağını söyledi” “Maliye Bakanı Abdüllatif Şener 1. 1. 1996 tarihinden
itibaren Tekel ürünlerinden alınan bütün vergilerin %1 artacağını söyledi”. Yukarıdaki
metinde kavrama yoğunluğu açısından odaklandığınız kelimeler, hafızanızda kalacak olan
bilginin yapısını da belirleyecektir. Eğer ikinci cümlede, olayın 1996 yılbaşından itibaren
gerçekleşeceği kavranmamışsa, sözün bir asır önce gerçekleşebilmesi muhtemel hale
gelir. Eğer %1 rakamı kavranmamışsa, birileri veya siz bu rakamın % 50 olabileceğini
düşünebilirsiniz. Vergi artışının Tekel ürünlerine mahsus olduğu kavranmamışsa, tüm
ürünler bu kapsama dahil edilebilir. Görüldüğü üzere boş bırakılan kısımların
tamamlanması için binlerce anlam alternatifleri oluşturulabilmektedir ki bu durumda
aslında kavranan bilginin hiç bir kıymeti kalmamaktadır. Bu nedenle metinlerde bilhassa
isim, tarih, rakam ve olay yeri bilgilerine özellikle dikkat etmeli ve bu yolla kavrama
doğruluğu düzeyimizi arttırmalıyız.
a) Aşağıdaki metinde dikkat edilecek bilgiler gösterilmiştir. Bu çerçevede okuyunuz:
Yıl 1986, bir kış mevsiminde arkadaşım Yaşar Okuyan ve İbrahim Avşar ile birlikte
Kastamonu’ya doğru yola çıktık. Ilgaz dağlarına doğru yaklaştığımızda kışın şiddetli
soğuğunda bembeyaz kesilmiş tepelerde beyaz çarşaflara bürünmüş dev çam ağaçlarıyla
karşılaştık. Söğütlü Köyü yakınlarından geçerken bir trafik kazasına rast geldik. Saat
yanılmıyorsam 22. 00 civarıydı. Akşamın karanlığında olanlar yeterince net olarak
seçilemiyordu. Görebildiğim kadarıyla bir taksi yokuş aşağı giderken kamyonun arkasına
çarpmış ve altına girmişti. Taksiden feryatlar yükseliyordu. İki kişinin taksinin arka
kapılarını açıp çıkmaya çalıştığını gördüm. Taksinin ön tarafı kamyonun altında iyice
ezilmişti. Bu olay bana bizdeki trafik kazalarının yoğunluğunu hatırlattı. Her gün Türkiye’nin
yollarında ortalama 15 kişi ölüyor. Bir bu kadar da yaralanıyor. Bu dehşetli bir vahşet.
Uzatmayalım elimizden gelen yardımı yaptık. Şükür ki bu sefer ölen yoktu. Sadece
yaralananlar vardı. Taksideki adı Salih gedik olan şoför ile yanında oturan eşi Nermin
Gedik kırılan camların yüzlerini parçalaması nedeniyle yaralanmışlardı.
Sorular: Olayın konusu nedir? Olay hangi yıl gerçekleşti? Nerede gerçekleşti? Hangi
mevsimdi? Ölen var mıydı? Hangi köyün yakınlarında? Ölümler nerede oluyor? Kaç kişi
hangi zaman periyodunda ölüyor? Kaç kişi yaralandı? Adları nedir? Kaç kişi yolculuğa
çıkmıştı? Adları belli mi? Hangi araçlar çarpıştı?
b) Normal okumalarınızda isim, tarih, olay yeri ve rakam bilgilerinin altını çiziniz. Bir süre
devam edeceğiniz bu çalışma bu tür bilgilere özel önem vermenizi alt şuurunuza
öğretecektir. Aşağıdaki metinde isim, tarih, rakam, olay yeri bilgilerinin altını çiziniz:
“HAKKI DEDE
ANKARA (Zaman) - Milli Eğitim Bakanlığı, 'Bilgisayar Deneme Okullarının
Yaygınlaştırılması Projesi' ile 'Uzaktan ve Bilgisayar Ortamlı Eğitim Projesi 'adı altında 2
ayrı proje başlattı. 2 milyar 475 milyon 688 bin dolara mal olacak birinci projenin 240
milyon 128 bin dolarını Türk Hükümeti karşılarken 2 milyar 235 milyon 560 bin doları dış
kaynaklı kredi olarak temin edilecek.
Bilgisayar Ortamlı Eğitim Projesi ise 4 milyar 247 milyon 687 bin doları Türk Hükümeti
katkısı, 2 milyar 738 milyon 680 bin doları dış kaynaklı kredi olmak üzere 6 milyar 986
milyon 376 bin dolara mal olacak. İki proje toplam 8 milyar 681 milyon 936 bin dolara mal
olacak. Projelerle yakından ilgilenen yerli ve yabancı şirketler hazırladıkları teklif paketlerini
hükümet ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilgili birimlerine sunmaya başladılar. Kullanılacak dış
kaynaklı krediler dolayısıyla uluslararası ihalelere açık olacak projelerle Microsoft, Apple,
Intel gibi dünya çapındaki bilgisayar devlerinin de ilgilendiği ileri sürülüyor. Söz konusu
projeler ile okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında bilgisayarlı eğitime
geçilmesi ve her öğrenciye bir bilgisayar kazandırılması planlanıyor. Ancak bilgisayar
teknolojisinin hızla değiştiğini dile getiren uzmanlar, devlet eliyle gerçekleştirilerek toplu
bilgisayar alımlarının ülkeyi bilgisayar çöplüğü haline getireceğine dikkat çekiyorlar.
NOT: aynı çalışmayı gazete veya kitap okumalarınızda kendinizi tatmin edici düzeye
gelinceye kadar yapın.
5. Farklı Yazı Formatlarına Dikkat Edin
Benzer olanlar arasında farklı olan fark edilebildiğinden daha etkin kavranmakta ve
bellenmektedir. Bu durum da kavrama doğruluğu düzeyini etkilemektedir. Yazarlar çoğu
zaman okuyucularına yardımcı olmak için metinlerinde özel ve farklı formatlar kullanırlar.
Eğer normal bir metinde koyu, italik, altı çizili veya “tırnak içinde” yazılmış kelimeler
görülüyorsa bunların özellikle hazırlanmış olduğunun bilincinde olunmalıdır. Okuma
esnasında tam o kelimelere özel bir ilgi gösterilmeli, en önemli anlam vurguları o
kelimelerde aranmalıdır. Aşağıdaki metinde böyle bir çalışma yapılmıştır.
a) Dikkat etmemiz beklenen kelime veya ibarelere özel ilgi göstererek okuyalım:
Bu insanları anlamak çok güç. “Amerika’da” yapılan bir araştırmayla insanların dikkatini
çeken konuların tespiti amaçlandı. Araştırma sonucunda insanların kesin dikkatini çeken
hususlar şöyle tespit edildi: Şiddet, zenginlik, sağlık, şöhret ve cinsellik. Bu beş unsurun
her birinin yer aldığı bir “film” ürettiğinizde gişe rekorları kırabilirsiniz. Bu yüzden filmlerde
cinsellik, cinayet, sağlık sorunları, zenginlik hep bir arada işlenmektedir.
“1994” yılında bir “film” seyretmiştim. Adı Holywood Kaplanları idi. Filmi seyrettirmek için
bütün cezbedici unsurlar kullanılmıştı. Acaba bu cazibenin insanlara bir faydası var mı?
Hayır. İngiliz Arnold Beneth’in “Günün 24 Saatini Yaşamak” adlı kitabı okuyunca bunu
daha iyi anladım. Hayal ülkesine dalıp kendimizi aldatmaktan başka bir işe yaramıyor
yaptığımız. Tembel insanları hayat tatmin etmiyor ve sinema ekranlarına yansıtılan hayalle
kendilerini tatmin etmeye çalışıyorlar. Sonuçta tatminsizlik artıyor. Sonuçta kaçınılmaz
olarak bir bunalım kuşağı doğuyor. Emin olun televizyon olmasa bir çok insan günlük
bunalımları arasında boğulacaktır. 100 yıl önce televizyon mu vardı? Televizyon bütün
hayatı kuşatıyor ama suç ve intihar da her geçen gün katlanarak artıyor.
b) Kitap veya gazete okumalarınızda zihninizin özellikle dikkat etmesini istediğiniz bu tür
metinleri tarayınız. Özel ve farklı formatlı kelimelerin altlarını çiziniz.
4. Eleştirin, Mantık Bozukluklarını Bulun
Aktif zihin metin içeriğini daha yoğun ve doğru kavramaktadır. Zihin aktivitesini arttıran en
önemli faktörlerden biri eleştirebilme ve mantıksal ilişkileri yakalayabilme yeteneğidir.
Okuma bir imajinasyon sürecidir. Okuyucunun zihninde bir dizi film oluşur. Eğer kişi roman
okur gibi kendini kaybed

BİR ÖĞRETMENİN ÖRNEK OLACAK HAYATI
BİR BİLİM ADAMININ ROMANI: MUSTAFA İNAN - OĞUZ ATAY
Kitabı bitirdiğim an ilk aklıma gelen şu oldu: Ben ne okudum? Bir roman mı adında da olduğu gibi? Bir biyografi mi? Bir anı derlemesi mi? Hayır. Ben bir mücadele okudum. Azim okudum. Başarılmış bir hedef okudum. Bir ömür süren hocalık aşkı okudum. Zorlukların bahane olamayacağını, başarmanın istekli olmaktan geçtiğini okudum.
Daha doğumunda zorlukların içinde açmış gözlerini dünyaya Mustafa İnan. Fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Hayatı boyunca da zorluklar, borçlar, hastalıklar ile mücadele etmiş. Çocukken damdan düşünce ''adam olmaz bu'' denilmiş. Ama Mustafa İnan böyle düşünen herkesi haksız
çıkarmış, hoca olmuş. İşte bu romanı okurken beni en çok hocalığını-mesleğini samimiyetle, gayretle, severek, gönülden yapması etkiledi. Mustafa İnan ortaokul yıllarından ölümüne kadar ömrünü hocalığa adamış birisi. Onun hocalığının en güzel yanı bir şeyi öğrencilerine ya da arkadaşlarına anlatırken, öğretmeye çalışırken en karmaşık konuları bile çok basitmiş gibi sunması ve bu konuda hep heyecanlı olmasıydı. Bu heyecan belki de öğretmenliğe olan sevgisinden kaynaklanıyordu. Seviyormuş öğretmeyi, öğrendiklerini başkaları ile paylaşmayı. Beni etkileyen bir diğer özelliği de buydu. Etrafımda görüyorum ki çoğu insan mesleğini zorla, istemeyerek yapıyor. Oysa ben senelerdir bu mesleği bekliyorum.
İşimi severek yapıyorum. Her gün okula heyecanla gidiyorum. Her gün aynı heyecanla derslere giriyorum. Bu kitabı okuyana kadar bu konu da yalnızım sanıyordum. Ama Mustafa İnan gibi bir ismi öğrenince yalnız olmadığımı anladım. Mustafa İnan bir ömrü hocalığa adamış bir isim. Ölüm döşeğindeyken bile hocalığını göstermiş bir isim.
Mustafa İnan'dan öğrendiğim bir başka şey ise hocalığın tek yönlü olmaması gerektiği. O bir inşaat mühendisiymiş. Ama mühendislik, hocalık dışında tarihle, sanatla, edebiyatla da ilgilenmiş. Fuzûlî'yi, Bâkî'yi, Şeyh Gâlîp'i severmiş. ''Onun için mühim olan parasızlık değil Fuzûlî'ydi'' deniyor kitapta. Bir de ''çocukluğunda bile tahtaya çıkınca hoca gibi davranırdı'' deniyor. Öğretmen olmak için doğmuş bir isim. Lisedeyken okulda 'bahçedeki dut ağacının ' altına bir açık hava okulu açmış Mustafa.
Arkadaşlarına şevkle ders anlatırmış. Arkadaşları hocalardan anlamadıkları konuları Mustafa'ya sorarlarmış. Bu durumu öğretmenleri de fark etmiş. Çoğu zaman dersleri Mustafa'ya anlattırırmış. Çünkü o en zor konuları bile kolay yoldan anlamalarını sağlarmış öğrencilerin.
Bir başka özelliği dostluğu. İnsanlara bu kadar bilgi aktarmasını, bir sürü farklı konuda kolayca eğitim vermesini sağlan durum aslında çevresindekilerin dostluğunu kazanmasıymış. Samimiyetle dost olmasını bilirmiş. Ömrü boyunca birçok ünlü isimle dost olmuş. Bazılarına hoca olmuş. '' Ona göre herkesin dostu olmak gerekiyordu. İnsanların dertleriyle ilgilenmek gerekiyordu. Öğreteyim derken bir yandan da yardımcı olmak gerekiyordu. Her şeyi merak etmek gerekiyordu ki doğru öğretilebilsin'' deniyor kitapta. Çok doğru. Bir öğretmen, öğretmeyi amaç edinmiş kişi önce dost olmasını bilmeli. Öğrencilerinin sorunlarıyla, dertleriyle ilgilenmeli. Öğrencisine, ona yardımcı olacak bilgiler vermeli ve tabi ki en önemlisi her şeyi merak etmeli. Araştırmalı. Anlatacağı şeyi en doğru şekilde öğrenmeli ki
öğrencilerine doğru bilgi verebilsin. Öğretmen bildiklerini hevesle, istekle anlatmalı.
Mustafa İnan bilim adamıyken de en çok hocalığı ile öne çıkmış bir isim. O bilimi öğretmenlik amacıyla eşit şekilde idare etmiş biri. Kürsüye çıktığında bilim adamlığını değil öğretmenliğini ön plana almış biri. Kürsüde ders anlatırken öğrencisi olmayanlar bile onu dinlemeye gelirmiş. Öyle güzel ders anlatırmış. Öğrenciler onun dersinde hiç sıkılmaz dikkatlice onu dinlerlermiş. ''Mustafa İnan'ın öğrencisi olarak mühendis olan biri, onun hocalığını görmeden mühendis olan birinden daha iyi
mühendistir'' deniyor kitapta.
Bir öğretmenin diğer önemli özelliği ise öğrencilerine karşı eşit olmasıdır. Mustafa İnan'da böyle biriymiş. Herkese karşı hoşgürülü ve sevecen yaklaşan biri.
Onun öğretmenlik sevgisi ''ben şantiyelerde çalışmayacağım, ben öğretmen olacağım'' olacağım sözü ile kendini daha da belli ediyor. Bu söz bana kendimi hatırlattı. ''Ben öğretmen olacağım'' kararlılığımı. Öğretmen oldum. Şimdi sıra iyi bir öğretmen olmakta.... Bir öğretmen azimli, kararlı olmalıdır. Yılmadan öğrencilerine bir şey öğretmek için çabalamalıdır. İşte Mustafa İnan bana bunu öğretti.
Mustafa İnan'a göre öğrenmek ve öğretmek için para şart değil. ''Mesele zenginlik-fakirlik değil. Mesele zihniyet meselesi'' deniyor kitapta. Gerçekten de öyle. Öğretmenlik para kazanmak için yapılacak bir meslek değil. Öğretmenlikte öncelik kazanılan para az da olsa çok da olsa o kazancı hak etmek. Bir diğer önemli husus ise öğretmenin bencil olamayacağı. Bir öğretmen kendi şöhretini değil öğrenciyi önemsemelidir. Öğretmen mesleğini yeni bir oluşum sağlamak üzerine kurmalıdır. Bir şeyleri değiştirmeyi değil işe yaramayanlardan kurtulmalıdır. Öğrencinin zihnini onun işine yarayacak bilgilerle donatmalıdır.
Hocalık çok yönlü olmaktır demiştim. Mustafa İnan'da çok yönlü bir hocaydı. Daha önce sanatla, edebiyatla, tarihle ilgilendiğini belirtmiştim. Bir de dil bilim ile ilgileniyormuş. Kelimelerle uğraşmayı, kelimelerin kökenini araştırmayı, öğrenmeyi severmiş. Türkçeyle de özel olarak ilgilenmiş. Hatta küçük bir deftere Türkçedeki beş yüze yakın kelimenin nereden geldiğini yazmış. Örneğin: Diploma: Yunancada iki kere katlanmış anlamına geliyor. Defter de aynı dilde 'diphteria' yüzülmüş hayvan derisinin değişik bir biçimi, difteri hastalığı da derinin iltihabıymış. Bunun gibi daha bir sürü kelime.
Mustafa İnan'a göre insana verilmiş en önemli özellik düşünme yetisidir. Bir bilim adamı, öğretmen düşünmelidir. Ama bu düşünme boş olmamalıdır. İnsan mantıklı, dolu dolu işine yarayacak şekilde düşünmelidir. Ayrıca öğretmen dışa dönük olmalıdır. Yani öğrencilerine düşündüklerini söylemekten çekinmemelidir. Bilgiyi, derinine düşünmeli ve doğru, işe yarar şekilde karşı tarafa aktarmalıdır.
Kitabın sonuna doğru ''nasıl öğretmen olunmamalı?'' sorusuna cevap olabilecek çok güzel bir kısım var: Genç bir hoca varmış. Hocası ölünce dersler ona kalmış. Ancak daha önce hiç hocalık yapmadığı için çok korkuyormuş. Çünkü ölen hocası ona hiç hocalık yapma fırsatı tanımamış. Haliyle o da tecrübe kazanamamış. Bu genç arkadaş korkusunu gizlemek için hocasının yaptığı gibi korkutmayı denemiş. Çekingenliğini örtmek için küstahlığı denemiş. Yumuşaklığını örtmek için öfkeyi denemiş hatta öfkesi yüzünden ders anlatamıyormuş. Beceriksizliğini örtmek için öğrenciyi suçlu bulmayı denemiş. Kendine güvensizliğini örtmek için derste olur olmaz yerde kendini övüyormuş. Fakat bu kişinin öğrencileri, daha o öğrencilerini sınav yapmadan onun notunu vermişlerdi. Çünkü öğrenci tek değildir. Gözdür, kulaktır. Öğretmen, bu arkadaşın yaptığı gibi öğrenciyi düşman olarak görmemelidir. Öğrenciye sevecen, dost görünmelidir. Bu genç arkadaşımız teknikleri belki öğrenciyi ürkütür. Ama sonunda öğretmene olan saygıyı da kaybettirir.
Son olarak;
Öğretmen öğrencileriyle resmiyetle karışık bir samimiyet içinde olmalıdır. Gerektiğinde arkadaş olabilmelidir. Öğrenci öğretmenini sevmelidir. Öğretmen her zaman öğrencilerine bir şeyler öğretmeye çalışmalıdır. Bazen öğrencisiyle oturup sohbet etmelidir. Ama öğretmen gerektiğinde de öfkesini, ciddiyetini göstermelidir. Haksızlığa her zaman karşı çıkmalıdır. Bir öğretmen öğrenciye değil tembelliğe, ikiyüzlülüğe, fırsatçılığa, samimiyetsizliğe ve kopyacılığa kızmalı, karşı durmalıdır.

Yusuf Kaplan
Türkiye'de pozitivist, ezberci, yetenek öğüten sömürgeci bir eğitim sistemi var. Oysa bütün toplumlar, kendi medeniyet dinamikleri çerçevesinde eğitim sistemlerini kurarlar.
Türkiye'de yaşadığımız medeniyet değiştirme serüveni, bizim medeniyet iddialarımızı önce inkâr etmemizle, sonra da yok etmeye kalkışmamızla sonuçlandı.
Bunun yıkıcı sonuçlarını bir asırdır yaşıyoruz iliklerimize kadar...
Eğitim sistemi çöktü...
Medya rejimi, çocuklarımızı mankurtlaştırıyor...
Kültür, sanat ve fikir hayatımız, kendi medeniyet iddialarımızı ve ruhumuzu yok saydığı için, dolayısıyla ruh köklerini yitirdiği için dünya çapında büyük atılımlara imza atamıyor.
Böyle gitmez.
Hele de dünyanın yeni bir medeniyet fikrine şiddetle ihtiyaç hissettiği bir zaman diliminde önümüzü açacak, çağrısı çağrını kuracak, başka çağrılara ve çağlara açılacak bir eğitim sistemi, medya rejimi, kültür, sanat ve fikir hayatı inşa etmemiz şart.
DERT'TEN SONRA DERS BAŞLIYOR...
Tam da bu nedenlerle, bendeniz, önümüzü açacak öncü kuşakları yetiştirecek, bize yeni Gazâlî'ler, İbn Arabî'ler, İmam Rabbânî'ler, Yunus'lar, Sinan'lar, Itrî'ler... armağan edecek, insanlığın birikimini özümseyerek ve vahyin filtresinden geçirerek kendine maledecek fikriyat ve medeniyet yolculuğunun yapıtaşlarını döşeyecek 100 Kitaplık Okuma Listesi hazırladım.
Birkaç ay önce bu listenin ilk aşamasını yayımladım burada. Bu ilk liste, insanları, ders'ten önce dert sahibi yapacak, belli bir zihnî donanıma ve bilince ulaştıracak bir listeydi.
Sadece Türkiye'de değil Japonya'dan Avrupa ülkelerine ve Amerika'ya kadar yoğun ilgi gördü: İnsanlar gerek kendi başlarına, gerekse gruplar hâlinde okuma programları oluşturdular.
Şimdi, dert'ten sonra ders başlıyor...
Bu yazıda İkinci Aşama Okuma Listesi'ni sizlerle paylaşıyorum.
İkinci Aşama'da İslâm'ın, İslâm'ı idrak yöntemlerinin bütün yönleriyle öğrenilmesine yoğunlaşıyoruz.
Bu arada zihin açıcı, düşünmeye-kışkırtıcı ilginç kitaplar da var listede.
Bu listenin 21'den 40'a kadar olan kitapları sırayla okunacak.
2. Aşama listesinde önemli bir yenilik yaptım: Referans Kitaplar, Sözlükler ve Kavram-Terim Sözlükleri ekledim: Bu kitaplar, sırayla değil, zaman zaman, döne döne okunacak; 40. Kitap tamamlandığında bu kitaplar da tamamlanmış olacak.
Sonraki aşamalarda, medeniyetler tarihi, düşünce tarihi, tarih felsefesi, estetik, sanat metinleri okunacak...
65. Kitap'tan itibarense kurucu, ana metinlere yoğunlaşılacak Arapça, İngilizce ve tabiî Türkçelerinden...
İKİNCİ AŞAMA OKUMA LİSTESİ
21-Okulsuz Toplum-Ivan Illich-Birey Toplum Yayınları.
22-Türkiye'nin Maarif Davası-Nurettin Topçu-Dergâh Yayınları.
***
23-İslâm Kültür Atlası-İsmail Faruki-İnkılab (“Rehber” kitap bu: Liste bitince 2. kez okunacak)
24-İslâm Tarihi-3 cilt-Filibeli Ahmet Hilmi ve Ziya Nur Aksun-Ötüken Yayınları
25-Kur'ân-ı Kerîm Işığında Hz. Muhammed Mustafa (sav)-2 cilt-Osman Nuri Topbaş-Erkam Y.
***
26-Mızraklı İlmihal-Semerkand Yayınları
27-Komünist Manifesto-Marx & Engels.
***
28-İlm-i Hâl-S. Ahmet Arvâsî
29-Tefsir Usûlü ve Tarihi-Ömer Çelik-Erkam Yayınları
30-Sünneti Anlamada Yöntem-Yusuf el-Karadavî
31-Çöle İnen Nur-Necip Fazıl Kısakürek
32-Fıkıh Usûlü-Vehbi Zuhayli-Risale Yayınları
33-Tasavvuf-William Chittick-İz Yayıncılık
34-Kelâma Giriş-U. Murat Kılavuz-A. Saim Kılavuz-İSAM Yayınları
***
35-İslâm'ın Vizyonu-William Chittick-İnsan Yayınları
36-Yoldaki İşaretler-Seyyid Kutup
37-İslâm Düşüncesi-Muhammed İkbal-Külliyat Yayınları
38-40-Çağ ve İlham-I-II-III-Sezai Karakoç-Diriliş Yayınları
İKİNCİ AŞAMA'DA BAŞVURULACAK-REFERANS KİTAPLAR
1-Kur'ân-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîm-3 cilt-Hasan Basri Çantay
2-Riyâzü's-Sâlihîn-3 cilt-İmam Nevevî
3-Büyük İslâm İlmihâli-Ömer Nasuhi Bilmen
İKİNCİ AŞAMA'DA BAŞVURULACAK-SÖZLÜKLER
1-Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lûgat-Ferit Develioğlu
2-Misalli Türkçe Sözlük-Ayverdi-3 cilt
3-Büyük Türkçe Sözlük-Mehmet Doğan.
İKİNCİ AŞAMA'DA BAŞVURULACAK-KAVRAM-TERİM SÖZLÜKLERİ
1-Kur'ân Sözlüğü-John Penrice-İşaret Yayınları
2-Kur'ân Terimleri Sözlüğü-Mukatil b. Süleyman-İşaret Yayınları
3-Arap Dili'nde ve Kur'ân'da Farklar Sözlüğü-Ebû Hilâl el-Askerî-İşaret Yayınları
4-Kelimeler Arasındaki Farklar-İsmail Hakkı Bursevî-İşaret Yayınları.
5-Tarifat-Cürcanî-Litera Yayıncılık.
6-Müfredat-Kur'ân Istılahları Sözlüğü-Râğıb el-Isfehânî-Pınar / Çıra Yayınları.
4 KURŞUN KALEMLE OKUMA YÖNTEMİ
Kitaplar, mutlaka 4 Kurşun Kalem'le okunacak.
1-Yeşil Kalem'le: Kilit kavramların altı çizilecek.
2-Kırmızı Kalem'le: Önemli satırların altı çizilecek.
3-Mavi Kalem'le: Atlanmayacak yerler işaretlenecek veya gerekirse çizilecek HAFİFÇE
4-Siyah Kurşun Kalem'le: Kitab'ın sayfalarının sağ ve sol kenarlarına notlar alınacak, başlıklar çıkarılacak, kavramlaştırmalar yapılacak ve ÜST BOŞLUKLARA EN ÖNEMLİ CÜMLE YAZILACAK...
Okunan kitabın Birinci Bölüm'ü bitince, sırasıyla:
1-Önce yeşil kalemle çizilen yerler / kavramlar hızla okunacak...
2-Kırmızı kalemle çizilen satırlar okunacak...
3-Sayfaların üst taraflarına yazılan cümleler okunacak...
Bu üç işlemden sonra Kitabın İKİNCİ BÖLÜM'ÜNE GEÇİLECEK...
Bu okumaları, arkadaşlarla birlikte yapıyorum İstanbul'da değişik yerlerde: Esenler'de Kültür Merkezi'nde, Gazanferağa Medresesi'nde, Balaban Tekkesi'nde ve Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde.
ÖNÜMÜZÜ AÇACAK ÖNCÜ KUŞAĞIN GELİŞİNİ GÖRÜYORUM...
Amacım yalnızca kitap okutmak değil; ruh kazandırmak. Mevcut eğitim sisteminin, fikir, sanat, kültür ve medya rejiminin genç kuşaklarımızı nasıl öldürdüğünü ve önümüzü açacak öncü kuşakların nasıl yetiştirilebileceğini göstermek...
Buradan şu kadarını söyleyeyim: Birlikte okuma/ ders yaptığımız arkadaşlar, çok iyi yetişiyorlar...
100 Kitaplık Okuma Listesi tamamlandığında, genelden özele doğru pedagojik bir yöntemle geliştirdiğim bu okuma/ kendini yetiştirme yöntemini uygulayan parlak arkadaşlardan önümüzü açacak öncü bir kuşağın temsilcileri yetişmiş olacak biiznillah...
Bu arkadaşların adım adım gelişini görüyorum...
1984 yılından itibaren bu öncü kuşağın yetişmesi için gecesini gündüz yapan, sabah namazından önce uyumayan, ülkemizin, medeniyet coğrafyamızın ve hakikate gebe insanlığın yükünü omuzlarında taşıma şuuruyla nefes alıp veren bir âciz kul olarak önümüzü açacak bu öncü kuşakların gelişini görüyor ve Allah'a (cc) şükrediyorum.
Herkese zihin açıcı “okumalar” diliyorum.
PozitivistMedyaEğitimOkuma listesi