'Dilhûn', Genç Werther'in Acıları'ı inceledi.
 05 May 12:31 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 7/10 puan

Bu kitap, depresyonda olan, hayattan vazgeçmiş, yani kalbi manen hasta olanların okumaması gereken bir kitaptır, en azından iyileşinceye kadar..

Böyle düşünme sebebim arka kapağında yazan -ki kitap bitene kadar dikkatimi çekip okumamıştım bile- şu ifadedir: "Roman piyasaya çıktıktan sonra birçok intihar vakası ile karşılaşılmıştır. Almanya sokakları bir çeşit "Werther Salgını"na uğrayarak, ortalığı mavi ceket, sarı pantolon giyen duygulu gençler istila etmiştir."

Kitapta Lotte'ye aşık olan Werther'ın çektiği acılar anlatılmaktadır. "Seviyosan git konuş bence" diyesim gelmedi değil, ama o iş öyle olmuyor işte. Çünkü Lotte nişanlıdır ve nişanlısını sevmektedir, ona sadıktır. Bu gerçekten zor bi durum. Sevdiğiniz insanın eşiyle mutluluğunu görmek, mutsuz oldukları zaman da buna sebep kendini görmek.. Evet, elbette insan sevdiğini mutlu görmek ister. Ama bu mutluluk maalesef Lotte'u Werther'dan ayıran bir mutluluktur. Buna rağmen yüce gönüllü Werther "o mutlu olsun da, nerede olursa olsun" mantığıyla hareket eder ama içten içe çöküşe gitmektedir.

Werther'ın Kağıtkesiği ile konuşmasını ne çok isterdim, bir bilseniz :)) O zaman aşk maşk kalmazdı adamda.

Benim düşüncem o ki, Werther ya hayatı boyunca hiç acı yaşamamış ya da kalbinde çok derin bir boşluk var ki önüne o an kim gelse sevebilirdi..

Aşık olunan özel değildir, özel olan kalbimizdeki boşluktur, bunu unutmayın.

Kalbimizde öyle derin bir boşluk duruyor ki, buna değil bir insanı, şekilsiz kuru bir ağaç dalını koysanız, bir süre sonra o dal olmadan yaşayamaz hale gelirsiniz. Ve ona şöyle dersiniz: "Ah güzeller güzeli çubuğum! Sen sadece bir ağaç dalı ya da bir çubuk değilsin. Sen benim gördüğüm en güzel çiçekten daha güzelsin. Sen olmadan önce ben koca bir hiçmişim meğer. Seni karşıma çıkaran Tanrı'ya nasıl şükrederim, bilemiyorum."

Buna bir zamanlar "Ne güzel öldürüyorsun beni sevgilim. Bak şurada bi et parçası var, onu da sök yerinden, yaklaş.. Çünkü o zaman yüzün, yüzüme daha yakın olacak." diyen bende dahil.. Bu ne aşırılıktır böyle..

Aşık olmak elde olan bir şey değil, kabul. Ama aşk, bir tür kalp zayifetidir. Lotte için sık sık "yarı tanrı" ifadesini zikreden Werther'ın dayanamayıp intihar etmesi ise bu zayifetin en üst seviyesidir, bu durumda olanlar, o manevi boşluğu dolduracak, kalbini güçlendirecek çözümler aramalıdır.

Ayrıca bir insanı nasıl bu kadar kusursuz görebiliyoruz, anlamıyorum doğrusu. "Hatasız kusursuz kul olmaz" kaidesini biliyoruz ama birisine aşık olunca bu kaide ondan uzak tutulmuş gibi düşünmeye başlıyoruz.

Bil ki, senin aşık olduğun bey/hanım da aç ya da uykusuz kalınca agresif bir şey olup çıkıyor. O da yediğini içinde tutamayacak kadar aciz.

Sana cilveli cilveli "ama aşkııımmmmm, ben sana çoookkk aşığımmmm" diyen kız, belki biraz önce annesine en çirkef haliyle "offff anneee, bıktım senden! Terk edeceğim bu evi en sonunda. Lanet olsun size. Bana biraz mutluluğu çok görüyorsunuz" dedi?.. Bunu, en yüce fedakarlığı hiçbir karşılık beklemeden yapan validesine söyleyen, sana söylemez mi?

Sana yemek yerken sandalye çekecek kadar kibarlık gösteren bey, belki bir gün önce tuvaletten çıkıp "buraya bir hafta kimse girmesin ehehehehe" esprisi yaptı, buna rağmen seni hep el üstünde mi taşıyacak zannediyorsun? Her şey güllük gülistanlık olacak dimi?

Ah o toz pembe hayaller yok mu ahh. Pembesi gidince tozunu yuttuğumuz..

Netice itibariyle kitap, acılarını fazlasıyla abartmış Werther ve onun hazin sonundan oluşuyor. Ve bunu akım haline getiren gençlerle devam ediyor. Bir kitaba bu kadar kaptırır mı insan kendini? Şaşılası doğrusu..

Gülşah Şahin, Oyun Dürtüsü'ü inceledi.
02 May 19:47 · Kitabı okudu · 7 günde · 6/10 puan

Daha önce yazarın iki kitabını okumuştum. Anlatım dilini sevmiştim.
Her ne kadar Kartallar Ve Melekler kitabı beni sıksa da cümleleri iyiydi yazarın
Blog arkadaşım Eren' de bana bu kitabını yolladı. Burdan bir kez daha teşekkür ederim Eren'cim.

Yer yer uzatmış olsa da yazar konu olarak iyiydi. İçinde felsefi cümleler olması aynı zamanda dikkat çekiciydi.
Bonnda bir özel okulda birbiriyle karşılaşan iki sıradışı öğrencinin, fikirlerin, ideo-lojilerin, dinlerin, barışa inancın, insan haklarının ve demokrasinin yerine pragmatizmi koymuş olan Ada ile Alevin öyküsünü anlatıyor. Babasından, insanların kararlarının aslında mükemmel prova edilmiş bir oyun olduğunu öğrenmiş olan ve oyunun, kendisine kalan son varoluş şekli olduğunu düşünen yarı Mısırlı Alev ile kendi kendini yaratmanın o yalancı, çekici, kolaycı yolu olan nitelik edinmeyi gereksiz bulan, aptallığa duyduğu nefreti zehir gibi sözlerle dile getiren Adanın öyküsünü... Kendilerini nihilistlerin torunlarının çocukları olarak tanımlayan bu ikili, tüm değer yargıları ellerinden alınmış olanların elinde kalan tek şey olan oyun dürtülerini Polonyadan iltica etmiş olan öğretmenleri üzerinde tatmin etmeye karar vererek Adaya olan ilgisini kötüye kullandıkları Smuteke şantaj yapmaya başlar. Zeh, ?iyi-kötü? ayrımının yerini ?işlevsel-işlevsel olmayan? ayrımına bırakmış, ahlağın bir endüstri normuna dönüşmüş olduğu ve gerçekliğin, kendi kopyalarını taklit ettiği çağımızda, insani bir şey hissedebilmek için kalp piline gerek duyan neslin bu iki üyesiyle ölümden önce bir hayatın varolduğuna inanan Smutekin yaşadıklarını anlatırken, bir yandan da Greenpeace ile El Kaide, Hollywood ile 11 Eylül arasındaki bağlantılara da değinerek dünyamızın bugünkü durumuna, toplumların yapısına ve insanlar arasındaki ilişkilere alışılmışın dışında bir bakış açısı sunuyor. Hukuk eğitimi de görmüş olan ve gerek analiz yeteneği gerekse üslubu ile eleştirmenlerin takdirini kazanan yazar, bu romanda değerler ve yasaların değişen zaman karşısındaki durumunun yanı sıra adalet, hukuk, dil ve gerçeklik kavramlarını da sorguluyor.

Sadece çok fazla uzatmalar ve bu durum okuma hızınızı yavaşlatıyor.

Sevdim kitabı.

efla, bir alıntı ekledi.
02 May 12:03

21. yüzyılın başında ortalama bir insanın McDonald’s menüleriyle tıkınmaktan ölme ihtimali kuraklık, Ebola virüsü ya da El-Kaide saldırısında hayatını kaybetme ihtimalinden çok daha yüksek.

Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi, Yuval Noah HarariHomo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi, Yuval Noah Harari
Ayşenur Kartal, bir alıntı ekledi.
26 Nis 00:24 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

" Yakın gelecekte İslamiyet'in Avrupa'da çok güçleneceğini düşündüğümüz için İslamafobi'yi yaygınlaştırmaya gayret ettik. IŞİD ya da El-Kaide adı altında "Müslümanlar teröristtir" algısını oluşturduk. "

Teşkilat-I Mahsusa Operasyon, Mehmet Işık (Sayfa 60 - Yediveren Yayınları)Teşkilat-I Mahsusa Operasyon, Mehmet Işık (Sayfa 60 - Yediveren Yayınları)
Zeynep Aydın, bir alıntı ekledi.
24 Nis 20:45 · Kitabı okudu · 9/10 puan

"Nüfusun ezici çoğunluğunun Müslüman olduğu cumhuriyet Türkiyesi'nde, Atatürk devlet işlerini Müslüman din adamlarının elinden sistematik biçimde ayırırken ülke şeriatla değil seçimle belirlenen meclisin çıkardığı yasalarla yönetilmeye başlandı. İşte El Kaide Atatürk'ten bu yüzden nefret etmektedir."

Atatürk, Austin Bay (Sayfa 26)Atatürk, Austin Bay (Sayfa 26)
F.A., Fedailerin Kalesi Alamut'u inceledi.
22 Nis 23:30 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 9/10 puan

İşte harika bir kitap daha. Geciktim kitabı okumak için ama bunun sebebini zaten açıklamıştım. Neyse, Kitabın hikayesi kurguymuş ancak gerçek bir hikayeden farksız gibiydi. Keza Yazar İsmaili'leri çok iyi anlatmış. Zaten uzun süren araştırmalar sonucu yazmış bu kitabı. Bir de bu kitabın öyküsünün gerçek olduğuna dair bir söylenti de yok değil. Yazarın tarihsel bilgisi çok iyi, ancak bu ne kadar iyi olursa olsun çevirmen kitabı iyi çeviremezse en iyi eserler bile sönük kalıyor. Ama çevirmen Ender Nail iyi bir çevirmen bu kitabı da hakkıyla çevirmiş diyebilirim. Konu akıp gidiyor. Hikaye ilgi çekici. Bir sonraki sayfa merak ediliyor. Kısacası okumayanlar için güzel bir kitap sizi bekliyor. *** Hasan ibni Sabbah, Alamut kalesinde, Fedailerden oluşan bir ordu yaratma isteğindedir. Bu arzusunu gerçekleştirmek için tüm olası sonuçları planlamıştır. Fedaileri, İsmaili öğretisinin kurallarıyla yetiştirmektedirler. Fedailer her türlü savaş, din, bilim suikast hatta sanat gibi önemli dersleri öğrenirler. Bu öğreti günümüzdeki El Kaide, IŞİD gibi örgütlere benzemektedir. Bu örgütteki en dikkat çeken kural, Hasan Sabbah kendini peygamber ilan eder ve cennetin anahtarı elindedir. Hasan Sabbah aynı zamanda bir de cennet yaratmıştır. Köle pazarlarından satın aldığı güzel kadınları burada her türlü ders vererek eğitir. En önemli dersleri kadınlık dersidir. Fedailer de bu sırada önemli bir çarpışmada galip ayrılmıştır. Hasan Sabbah en başarılı 3 fedaiyi cennete gönderir. Cennet sonrası başta bu 3 fedai olmak üzere tüm fedailer cennete gitmek için canlarını vermeye hazırlardır. Başarılı Fedailerden 2'si Hasan Sabbah'ın tek emriyle intihar eder. Diğeri de Selçuklu veziri Nizam-ül Mülk'ü öldürür. Ancak en önemli hedef Selçuklu Sultanı'dır.

Suriyedeki pkk el kaide bilumum terör örgütlerinin tek isim altında türkiyeye sığınmış olanı. bütün pis işler bunlardan dönerken abd destekli ayaklanma çıkarmak istediler fakat suriye bir tunus bir libya bir mısır bir ırak kadar zayıf değil ABDnin dikkatine.

Mücahit S., Bin Muhteşem Güneş'i inceledi.
15 Nis 14:07 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Afganistanı anlatan güzel bir kitap . Savaşı iliklerimize kadar yaşatan . Her evin içine baskıyı zorbalığı getiren bir hikaye . Meryem de onlardan biriydi ve artık zorbalığa dayanamayıp kendini herkes uğruna feda etti . Ne büyük bir hikaye orada bir savaş var ve dini her yönden kötü bir şekilde kullanan ahmaklar . Dini çıkarları doğrultusunda halkı güzel bir şekilde kandıran ve onlara olmadık işkenceler çektiren el kaide ne desek boş . Gerçekten bundan ders çıkarmamız gerek .

Fatih Tetik, bir alıntı ekledi.
09 Nis 23:32 · Kitabı okuyor

21. yüzyılın başında ortalama bir insanın McDonald's menüleriyle tıkınmaktan ölme ihtimali kuraklık, Ebola virüsü ya da El-Kaide saldırısında hayatını kaybetme ihtimalinden çok daha yüksek.

Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi, Yuval Noah Harari (Sayfa 14)Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi, Yuval Noah Harari (Sayfa 14)
Asya, bir alıntı ekledi.
19 Mar 09:19 · Puan vermedi

21. yüzyılın başında ortalama bir insanın Mc Donald's menüleriyle tıkımaktan ölme ihtimali kuraklık, Ebola virüsü ya da El-Kaide saldırısında hayatını kaybetme ihtimalinden çok daha yüksek.

Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi, Yuval Noah Harari (Sayfa 14 - Kolektif Kitap)Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi, Yuval Noah Harari (Sayfa 14 - Kolektif Kitap)