Gitmek Biraz Ölmektir
Biliyorum gideceksin. Bir eylül ayında ve günün herhangi bir vakti gideceksin. Ne eski bir şarkı engelleyebilecek gitmeni ne de yalnızca gözlerimde sakladığım aşkım. Usul usul ve ağırbaşlı adımlarla gideceksin.
Her adımda gitmenin acısı yankılanacak sokakta. Bir törendeymişcesine göze batan bir yürüyüşle gideceksin ve ben çocuklar gibi bakacağım ardından. Sen geriye dönüp bakmayacaksın

Gideceksin...
Yalnızca gözlerimde sakladığım aşkımı sükuta kurban vereceğim. ‘Keşke’ diyeceğim sonra ve sonraları da hep ‘Keşke’ diyeceğim. Söylenmemiş sözlerin ateşi yakacak tüm bedenimi. Engizisyonlarda kurban edileceğim her gün. Geç kalmış infazın korkusu kemirecek beynimi. Duvarlara bakıp hayıflanacağım

Biliyorum gideceksin...

Puslu bir eylül ayında gideceksin
Gözlerinle birlikte,saçlarınla birlikte gideceksin.
Geride seni hatırlatan bir tek kelebekler kalacak. Bir tek kelebeklerin kanatlarına bakacağım özlemle. İlan edilmemiş bir aşkın hüznünü bırakacaksın bir de
Taşımayacak kadar yorgun olacağım sen yokken. Kimse fark etmeyecek seni
Seni en kuytu bakışlarımda saklayacağım
Seni uykusuz gece yarılarımda saklayacağım
Başlayıp da bitiremediğim yazılarımda
Bir radyo istasyonunda çalan Ortadoğu şarkısında

Sen gideceksin...
Yokluğuna alışmamalıyım
Alışmamalıyım...


~Tarık Tufan

uzaklardanbiri, bir alıntı ekledi.
2 saat önce

Şunu öğrendim ki balıkların çoğu yaşlanınca ömürlerini boşuna geçirdiklerini söyleyip yakınırlar. Sürekli sızlanıp herkesten şikayet ederler. Ben bilmek istiyorum, hayat gerçekten bir avuç yerde durmadan dönüp durmak, sonra da yaşlanıp ölüp gitmek mi yoksa bu dünyada başka türlü yaşamak da mümkün mü?

Küçük Kara Balık, Samed BehrengiKüçük Kara Balık, Samed Behrengi
Büşra, bir alıntı ekledi.
2 saat önce

" İnsanların hayatında öyle anlar vardır ki yitip gitmekten başka şey düşünmezsiniz. Gitmek, ölü olup olmadığınızı kimsenin öğrenemeyeceği bir yere gitmek."

Kayığım Rosinha, José Mauro De VasconcelosKayığım Rosinha, José Mauro De Vasconcelos
Rumeysa, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okuyor

Gitmek,
Gözlerinde gitmek sürgüne.
Yatmak,
Gözlerinde yatmak zindanı.
Gözlerin hani?

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 58)Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 58)

O Temiz Aşklar ve Temiz İnsanlar Nerede
Karşı pencerede, her karşılaşmamızda bana tatlı tatlı gülümseyerek nasılsın fıstık diyen bir adam vardı. Ona aşık olmuştum. Sanırım o da bana aşıktı. Yoksa neden bana her gün gülümsesin ki. Tek sorunumuz onun 35, benimse 5 yaşında olmamdı. Ama aşkın yaşı yoktu. O yaşta kara sevdanın pençesine düşmüştüm. Hep onun yanına gitmek için ağlar ve saatlerce susmazdım. Gece gün pencerede onu bekler, onu görmediğim günler ve ışığının yanmadığı gecelerde deli olurdum. Varlığı perdeler arkasından gözüken bir ışık olsa bile o ışık hep yansın isterdim. Bilirdim oradaydı ve bana çok yakındı. Onun ışığı yanıyorsa ben rahatça uykuya dalar yok eğer yanmıyorsa ikidebir kalkıp ışığı kontrol eder uyuyamazdım. Neredeydi neden yoktu ki

Uyanır uyanmaz aklıma gelen ilk şey yine o olurdu. Gelip bizim evde yaşasa ne güzel olurdu diye düşünürdüm. Hiç kimseye dokundurtmak istemediğim pilli konuşan bebeğimle sadece Utku isterse oynayabilirdi. Tüm oyuncaklarımı her şeyimi verebilirdim ona. Pencereden uzaktan uzağa seyretmektense yanımda olur bana hep gülümser tatlı tatlı konuşur diye düşünürdüm.

Nasıl bir aşk acısı çektim ve bunu nasıl yansıttım bilmiyorum ama ailemin ricasıyla haftanın belli saatlerinde bana seslenip evine davet etmeye başladı ve ben merdivenleri uçarak inip onun yanına gitmeye başladım.

İsmi Utku idi ve doktordu. Ben her gün ona resimler çizerdim. Büyük bir hediye gibi ona götürürdüm ve o çok beğendiğini söyleyip duvarına yapıştırırdı. Zaman geçtikçe resimler çoğalmıştı. Duvarın rengi bile gözükmüyordu benim çizdiğim resimlerden. Abidik gubidik şeyler çizmiş olsam da Utku herbirini bir sanat eseri gibi görüyor çok beğendiğini söylüyordu. Çünkü bana aşıktı 😜

Benimle oyunlar oynar, bana gitar çalar, şarkı söylerdi. Bir rica sonucu küçük bir çocuğu oyalardı işte bense bunu büyük aşk sanırdım. Onun yanında zaman hiç geçmesin isterdim. Beraber bulaşıkları yıkar, tost yapar yerdik. Bana minik bir davul almıştı. Artık gitar çalarken ona eşlik edebiliyordum. Onunla, beş sene önce başlayan hayatımın en eğlenceli saatlerini geçiriyordum. Sonrasında ise "Şimdi sen evine git ben seni yine çağırırım" diyerek beni kibarca kovardı ve tekrar çağırışına kadar onun özlemiyle yanıp tutuşurdum.

Ve çok kalın kitapları vardı. Hayran hayran seyrederdim kitaplarını. İnsan birine aşık oluyorsa ona ait her şeye aşık oluyormuş bunu anlamıştım. Kitaplara olan aşkım, Utku ile başlamıştı. Kitaplar sanırım tıp kitaplarıydı. Okuma yazma bilmediğimden ara sıra kitapların resimlerine bakardık. Resimlerden ve anlattıklarından hiçbir şey anlamasam da onun anlatması hoşuma giderdi. Şimdi nerede çok kalın bir kitap görsem aklıma ilk düşen Utku olur ve gülümserim.

Miden ağrırsa hastaneye gel ben seni muayene ederim demisti bir keresinde. Ve o günden sonra ben, onun çağırmadığı günlerde vücudumda nerede olduğu ve ne işe yaradığını bilmediğim midenin çok ağrıdığını bahane edip hastaneye gitmek isterdim.

Ve birgün yine pencereden bakarken gördüğüm manzarayla yıkıldım. Utku'nun büyük ayaklı lambası, karton maket arabası sokaktaydı. Evet taşınıyordu. Sanırım tayini falan çıkmıştı. Hemen koştum ve "Seninle geleceğim." dedim. "Tatlım şimdi ben gideyim eşyaları yerleştireyim sonra gelip seni alacağım." demişti veda ederken.

İçim paramparça olmuştu çünkü o gidiyordu. Sarıldım ağladım bırakmak istemiyordum. O gün giydiği mor gömleğin (veya tişört) omuz kısmını gözyaşlarımla ıslatmıştım. (Sadece gözyaşı değildi ama salya sümük diyerek romantikliği bozmak istemem 😅 )

Zorla çekip aldılar beni aşkımın kollarından. Umutla ve hüzünle arkasından bakakaldım bir süre. Eşyalarını doldurduğu küçük kamyona son kez bana el sallayıp binip gitmişti. Öyle sıkı sarılmışım ki beni çekip alırlarken sert davranmışlardı ve kollarım birkaç gün sızlamıştı.

İlerleyen saatlerde Utku belki vazgeçip geri gelmiştir diyerek evine gittim kapının kolunu indirdim. Her zamanki gibi açıktı. Utku ben geleceğim diye kapıyı yine kilitlememiş diye düşündüm. Ama ev bomboştu. Bütün eşyalar gitmişti. Devamlı üzerinde oturarak dönüp durduğum döner sandalye bile yoktu ortada. Sadece duvarda onun için çizdiğim resimleri bırakmıştı. İkinci bir yıkımdı bu. Ben çok beğeniyor değer veriyor zannediyordum ama o giderken koca evde sadece onları bırakmıştı ve de bir iki poster. Birazcık küsmüş olsam bile senelerce umudumu yitirmedim. Bir gün gelip beni alacaktı.

Ve o gün hiç gelmedi. Ara sıra yine aklıma gelir çocukluk aşkım, umudum ve ilk hayal kırıklığım. Şimdi Utku nerelerde neler yapıyor hiç bilmiyorum. Zaten şu an 60 65 yaşlarında falan olmalı. Facebook üzerinden çok aradım ulaşamadım soy ismini bilmediğimden. Yüzü aklımda yok. Görsem tanımam. Bulsam bile o küçük kız bendim diyemem utanırım çok saçmalıklar yapmıştım o zamanlar. Elbette onunla tanışmak isterim ama bu olayı yazmamın nedeni Utku'yu bulmak değil.

Bugün market çıkışı gördüğüm tatlı bir kız çocuğuna çikolata vermek istedim. Kız neye uğradığını şaşırdı istemem istemem diyerek korkup kaçtı. Yine Utku geldi aklıma. Utku ne kadar iyi birisiydi. Sadece Utku değil tüm büyükler çok iyiydi. Sokakta kim şeker, çikolata verse hiç yok demezdik. Çünkü o zamanlar büyüklerin amacı sadece çocukları sevindirmekti. Şimdilerde kimse, benim ailem gibi çocuğunu fazla tanımadığı, yalnız yaşayan bir adamın evine göndermesi bir yana çocuklara yabancılardan çikolata almayı bile yasak etmişler. Ben küçükken insanlar çok iyiydi bunu anladım.

Yine dayanamadım. Utku isminde 60 yaş üstü doktor bir tanıdığı olan var mı 😄😆

Samet KAYA, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Her gün korka korka acı çekmektense / Bir anda ölüp gitmek daha iyi.

Zincire Vurulmuş Prometheus, Aiskhylos (Sayfa 31 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Zincire Vurulmuş Prometheus, Aiskhylos (Sayfa 31 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Fatmanur Atay, bir alıntı ekledi.
9 saat önce

Ağlamak da bir bakıma ıslanmak, yok olmak ve gitmek demekmiş. Gitmek... Engin sevdalara kol kanat açıp, şiir okumak dizelerini kanatarak.

Gülendamın Renkleri, Selvigül Kandoğmuş Şahin (Sayfa 87)Gülendamın Renkleri, Selvigül Kandoğmuş Şahin (Sayfa 87)

Küçükken annem beni dövmüştü . Ağlayarak evden gitmek için giysilerimi bavuluma atarken görünce katlı elbiseleri bozdum diye bir daha dövmüştü 😕😕😂

Fatma Nur Çakır, Mavi Zamanlar'ı inceledi.
10 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Uzay zamanda gizli mavi bir zaman dilimine gitmek ister misiniz? Sırlarla örülü o zamanı merak ediyorsanız Mavi Zamanlar'ın yolculuğuna siz de katılın.

İlköğretim okulları arasında düzenlenen öykü yarışmasında derece alan dört gencin ödülü, "arkeolojik kazı alanında bir haftalık tatil" dir. Bu tatili geçirecekleri bölge, Bergama'da bir su kenti olan Allianoi kazı alanıdır.