Okur'uyuz Yazar'ın: Oğuz Atay
Okur'uyuz Yazar'ın serisinin 3. yazarını Oğuz Atay olarak seçtim. Oğuz Atay bana; hayatı en çok sorgulatan, insanlara ve topluma yabancılayarak bakma imkânını en çok sunan, yalnızlığımı, başarısızlıklarımı ve zaaflarımı kabul ettiren yazardır. Yaratıcı, entelektüel, eleştirel, çocuksu ve deli yönlerini harmanlayarak kendine has muhteşem bir üslup geliştirmiştir. BİR OĞUZ ATAY KİTABI: Bir Oğuz Atay kitabı ilerlemek ister, benliğini kazanmak ister, özgürleşerek kendi ayakları üstünde durmaya çalışır fakat her seferinde çöker, insanın özünden fışkıran o yarım kalmışlık hissi müzmin ağrılar gibi çöreklenir her seferinde omuzlarına. Yalnızlık zafer değildir, diye haykırır adeta. "İnsan diğer bireylerden bağımsız değildir, birilerine bağlanmak, birileri tarafından sevilmek ve anlaşılmak ihtiyacını duyar." der fısıldayarak. Fakat insanın bu ihtiyacını baltalayan umursamaz "toplum bireyleri" yüzünden yalnızlaşmaya mahkum olduğuna da sık sık vurgu yapar. Bir Oğuz Atay kitabı ağlar, büyük acılar çekmiş olmamasına rağmen sitem doludur, buhranlı her bireyin derdini yansıtır, ülkesinin derdine düşer, gelişmenin çözümünü sentezde arar, batıyıtaklittenkaçınalımfakatdoğugibigeridedekalmayalımcıdır aslında. Bir Oğuz Atay kitabı ağlamalarının ardından şakalar patlatır, okurunun yüzünde tebessümler tomurcuklansın ister. Fakat düşündürücü ve ağrılı tebessümlerdir bunlar. İğnelemelidir. Ülkemizdeki kültürel normları, kuralları ve yasakları alaycı bir dille ele alır. Bir toplumun ve bireylerinin kafa yapısını, zayıflıklarını ve kanayan yaralarını karikatürleştirerek mercek altına alır. Ülkecek bizi azarlar fakat hepten meyus da olmayalım ister, bu yüzden güldürmeye yönelir sanki. İlgi görmemek ve anlaşılmamaktır en büyük derdi bir Oğuz Atay kitabının. Oyunlar kurarak avutur kendini. Oyunlar üretmek, yaratmakla daha doğrusu dünyaya kendinden bir şey katmakla eş anlamlıdır. Kendinden bir şey kattığında ilgi göreceğini düşünür çünkü bir Oğuz Atay karakteri. Aynı zamanda kendinden bir şeyler katarak hayattan kaçmaktadır. Çünkü gerçek hayat boşluktur, sıkıntıdır. Hayattan yaralar eksik olmaz. Asıl hayat, oyun kurmaktır. Bizim zihnimizin şekillendirdiğidir keyifli olan. İnanıp kendimizi kandırışımızdır. Böylece göz ardı ederiz benliğimizin aldığı yaraları. Bu hayalin içinde yüzer bir Oğuz Atay kitabı. Sonra bu hayali dıştan gösterir ve böylece anlarız ne çok kendimizi kandırdığımızı. Umutların birçok kez yerle bir oluşunun hikâyesini sunar. Çılgındır bir Oğuz Atay kitabı. Aşırılıkların cazibesine kapılıp gider. Hayatlarındaki amacı yitirmiş ya da bulamamış insanların çaresizliklerinin sonucudur bu aşırılıklar. Bu insanlar içkiye ve kadınlara abanırlar boşluklarını dolduramamanın verdiği hınçla. Oysa tatmin olmazlar, düşündükçe sürünen karakterlerdir çünkü onlar. Hayatları belki akıp gidiyordur. Bir kurulu düzenleri, işleri vardır. Ancak kafaları başka başka dünyalara dalıp çıkar, gerçekte nerede olup ne yaptıklarını idrak etmek için ağır bir uykudan uyanır gibi silkinmeleri gerekir hep. Eylemleri ve kafaları neredeyse tamamen ayrık insanlardır bunlar. Hiçbir şey onları kendi oyunlarıyla doldurdukları dünyalarına özlem duymaktan koparamaz. Yabancılaşırlar dünyaya, toplumsal düzene, toplumun girdabında dönüp duran bireylere. Yadırgarlar bu düzen içerisinde ne yapıldığını, kuralları, anlamsız bir yığın ritüeli, insan ilişkilerini. İnsanların çeşit çeşit maskeleri olduğu bilinciyle yaşamak zorundadırlar. Herkesin nasıl toplumsal rollere büründüğünü ve böylece kendileri olmaktan çıktıklarını bilerek... Yapay bağlarla dünyaya ve insanlara bağlandıklarını bilerek... Nasılsınız-iyiyim oyununu bilerek söz gelimi. Toplumun yutamadığı, toplumun dışına itilmiş karakterler esastır bir Oğuz Atay kitabında. Bir Oğuz Atay kitabı bizim aynamızdır. Kendimizi görürüz çoğu cümlede. Çirkinliklerimizi, zaaflarımızı, çıkarlarımızı, bencilliklerimizi, küçük küçük detaylara takılışlarımızı, başarısızlıklarımızı, yetersizliklerimizi, takıntılarımızı, çocukça hırslarımız, isyanlarımızı, oyunlarımızı, hayallerimizi, kendimizden sıkılmalarımızı, her şeye ve herkese uzaktan bakıp bunalmalarımızı yansıtır bize. Bir Oğuz Atay kitabı postmodernizmin ürünüdür. Mesela tarihte geçen olaylar ve kişiler değiştirilerek ironik bir biçimde aktarılabilir. Atay'ın yaratıcı dünyasında başka eserlerde geçen şeyler değiştirilerek yeni bir içerikle yazılabilir. Gerçeklik çarpıtılır. Bilinç akar bir Oğuz Atay kitabında. İnsan zihni bir nehre dönmüştür. Sanki hepimizin iç seslerini tüm çıplaklığıyla aktarır gibidir. Olaylar neredeyse hiçtir. Aktarılan zihin ve düşünceler ön plandadır. Gerçeklik ve hayal dünyasındaki ayrım bazen belirsiz hale gelir ve olanların karakterlerin zihninde mi gerçekte mi olduğuna emin olunamayabilir. Karakterin zihninde ise hem monolog hem diyaloglar vardır. Kitaplarının asıl lezzetini veren de bu ilginç tarzdır. Sanki zihnimizdeki sesler olduğu gibi onun kitabına akmıştır. OĞUZ ATAY'IN DİLİ: Noktalama kurallarına uyulmaz, bazen hiç noktalama kullanılmaz, kelimeler bilerek yazım yanlışlı haliyle yazılabilir, bazı kelimeler yanlış olsa da ayrı (örneğin "hiç bir") bazı kelimeler yanlış olsa da birleşik yazılır (örneğin "bankayaonbinkoyupikiyılsonraellibinalangiller"). Bazı kelimeler de tirelerle birleştirilir (örneğin "pastanede-muhallebicide-kızla-buluşup-gözlerinin-içine-bakarak-ona-hayatını-anlatan-erkeklerden-biri"). Yeni dil özellikleri oluşturma çabası belirgindir. Bu dil, Atay'ın hem eğlenceli hem de ironik anlatımına destek olur. Aynı zamanda karakterlerdeki sınırları zorlama, oyun kurma ve kurallara uymama arzusunun bir tezahürü olarak görülebilir: gramer kurallarına uymamak ve oyunlu bir dil kurmak. Bunun dışında dilde belirgin olan şey anlatıcı türünün değişmesidir. Birinci tekil şahıs üçüncü tekil şahısla karışık anlatılabilir. Birden birinden diğerine geçilebilir. Hatta bilinç akışı tekniği kullanıldığı için anlatıcı türü değişmeden bir cümleden diğerine konuşan kişi değişebilir. Birinci tekil şahıstan karakter bir şey söyleyip hemen ardından bir başka karakter ona cevap verebilir. Atay'ın bu alışılmışın dışında tarzı okudukça anlaşılır hale gelecektir. KİTAPLARI HAKKINDA KISA KISA: Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan: Bilime tutkun ve meraklı bir adamın okuru bilime iştahlandıran yaşam öyküsünü konu alan bir romandır. Bir motivasyon kitabı gibi görülebilir. Oğuz Atay bir rica üzerine yazmıştır. Korkuyu Beklerken: Atay'ın birbirinden farklı ve yaratıcı tüm hikâyelerinin yer aldığı kitap. En çok da Korkuyu Beklerken hikâyesi ilginçti bence. Oyunlarla Yaşayanlar: Tehlikeli Oyunlar'ın minimalize ve skeçleşmiş hali gibi görüyorum bu kitabı. Ona da hazırlık sağlayacak, yer yer keyifli, yer yer incitici ve ironik, tek Oğuz Atay tiyatrosu. Tehlikeli Oyunlar: Karamsar, sitemkâr, çocuksu, hayata yenik düşmüş ve yapayalnız bir Hikmet Benol'un zihnini okuyorsunuz. Tutunamayanlar: Arkadaşı Selim Işık'ın intiharından sonra hayata ve insanlara tutunamayan, varoluş sancılarıyla boğuşan, arkadaşının tanıdıklarıyla onun hakkında her şeyi öğrenmeye ve onu bitmez tükenmez bir istekle anlamaya çalışan Turgut Özben'in zihninde uzun bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Bu yolculuğa Selim'in yazdıkları da eşlik ediyor. Selim'in inanılmaz etkileyici ve hassas ruh dünyası, Turgut'unkinden çok daha derin işleniyor. Bence Atay'ın yazarlığının zirvesidir bu eser (Tutunamayanlar'dan önce Oblomov , Dorian Gray'in Portresi , Benim Üniversitelerim, Don Kişot, Dönüşüm ve Yeraltından Notlar gibi birçok esere gönderme olduğu için bunları okumanızı öneririm). Eylembilim : Oğuz Atay'ın en siyasî romanıdır. İktidar ve devrim arasındaki çatışma üniversiteler ve öğrenciler üzerinden ele alınır ve bir sistem eleştirisi yapılır. Günlük: Oğuz Atay'ın yazarlığının kamera arkasıdır bu kitap. Ve yazar kendi dünyasını samimiyetle aktarır, hayat hakkında uzlaşmacı fikirleriyle okuruna ilham verir. Tüm kitaplarını okuduktan sonra bu kitabı okumanın Oğuz Atay'ı anlamak bakımından bütünleştirici olacağını düşünüyorum. OKUMA SIRALAMASI ÖNERİSİ: 1. Korkuyu Beklerken * (hikâye) 2. Oyunlarla Yaşayanlar (tiyatro) 3. Tehlikeli Oyunlar * 4. Tutunamayanlar * 5. Eylembilim 6. Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan 7. Günlük (anı&günlük) *En önemli ilk üç eseri benim için bu yıldızlılardır. Dileyen sadece bu üçünü art arda okuyabilir. OĞUZ ATAY KİTAP İNCELEMELERİM: Tutunamayanlar: #244791658 Korkuyu Beklerken: #201864967 Oyunlarla Yaşayanlar: #214513096 Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan: #219563278 Eylembilim: #221043802 Günlük: #225576492 Diğer yazar incelemelerime de buradan ulaşabilirsiniz: #245063856 Oğuz Atay'la ilgili eklemek istedikleriniz varsa yorumlarda buluşalım.
Oğuz Atay
··
603 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Böyle harika bir iletinin bu kadar az etkileşim alması da 1k'nın ayıbı olsun. Çok lazımmış gibi hikaye ekleme özelliği ile uğraşıyorlardı en son kendileri. En sevdiğim yazarlardan birisidir Oğuz Atay, hatta bir mühendislik öğrencisi de olduğuma göre pozitif ayrımcılık yaparak en sevdiğim yazar Oğuz Atay'dır bile diyebilirim. İlk okuduğum kitabı olan Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan ile hayran olmuştum kendisine. Ağdalı bir anlatıma sahip olmamasına rağmen konuları derinlemesine gösterebilmesi, karmaşık olayları basit bir şekilde açıklayabilmesi çok etkilemişti beni. (Birkaç alıntımı iliştirmek isterim buraya: #123764297 #123913682 #124287951 #125308937). Bazı yerlerde kelimeleri birleştirerek yazması da anlatımı güçlendiren şeylerdendi bana kalırsa, örneğin #184315720 . Oğuz Atay'ın kalemini çok güzel bir şekilde anlatmışsınız, elinize sağlık. Yazdığınız çoğu şeye katılıyorum. Hatta bazı yerlerde benim Oğuz Atay kitaplarını neden sevdiğimi açıklamakta zorlandığım şeyleri çok basit bir şekilde ifade etmişsiniz; okurken "Evet, ben de bunun için etkilenmiştim ama ifade edemiyordum." dediğim oldu. Ancak size katılmadığım bir nokta var ki, o da Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan kitabının yanında iki yıldız olmalıydı =). Henüz okumadığım üç adet kitabını da (Oyunlarla Yaşayanlar, Eylembilim ve Günlük) en kısa sürede alıp okumayı düşünüyorum. Tekrardan elinize, emeğinize sağlık.
Monsilya
Gönderi Sahibi
İlginiz ve değerlendirmeniz için çok teşekkür ederim 🙏🏻 Benim için çok değerli. Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan çok güzel bir roman, evet. Gerçek/olması gereken bilimi çok güzel aktarıyor, insanın bilim iştiyakını çok güzel yansıtıyor. Ama Oğuz Atay'ın yazarlığını tamamen özgün bir şekilde ortaya koyduğu diğer romanlarından daha çok etkilenmiştim açıkçası. Buna rağmen o kitabı çok sevmenizi çok iyi anlıyorum😁 Alıntılar da çok güzelmiş bu arada 👌🏼 Kaçırdığım yerleri görmüş oldum. Katkınız için teşekkürler yeniden🙏🏻
İnanılmaz güzel bir inceleme olmuş yine 😌 Her tespit tam isabet. Emeğine sağlık 🤍
Monsilya
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim canım🪻🙏🏻 😊❤️