Hiçlik Çağı 2025 yılı içerisinde okumayı planladıklarımın arasında en merak ettiğim kitaptı. Kitabın araştırdığı konu benim en çok ilgimi çeken konulardan biriydi. Friedrich Nietzsche ’nin Tanrı’nın ölümünü ilan etmesinden sonra oluşan boşluğu doldurma çabaları…
Friedrich Nietzsche Tanrı’nın ölümünü ilan etmesi aslında bilinen ilanıydı. Zira Darwin’in Evrim Teorisi sonrası tek tanrılı dinlere dair inanç epey sarsılmıştı. Sanayi devrimi ile birlikte üretimin ve kapitalin ön plana çıkması Tanrı kavramını geri plana itti. Zira artık din zenginlerin ilgi alanında değildi, ancak yoksul kesim içinde varlığını sürdürüyordu. Bunun üstüne gelen dünya savaşları ve holokost bizi tarihin en eski problemlerinden birisi ile yine karşı karşıya getirdi: Kötülük Problemi.
Eğer tanrı varsa neden bu olanlara müdahale etmiyordu…Gücü mü yetmiyordu yoksa umursamıyor muydu? İnsanların zihinlerindeki sorgulama Tanrı inancı yerine birçok farklı yolun ortaya çıkmasına sebep oldu. Hiçlik Çağı ’da bu boşluğu doldurma çabalarını anlatmakta.
Peki neydi insanların çözümü? Bu büyük boşluğu nasıl dolduracaktı insanoğlu? Tanrı’nın yerini ilk olarak sanat özellikle de şiir ile doldurma çabaları var. Zira şiir’in de spirtüel bir tarafı mevcut ve tanrısallığı bu şekilde yaratma çabaları var. Bunun yanı sıra birçok felsefeci ve edebiyatçı ortaya çıkan boşluğu doldurma adına epey kafa yormuşlar. Rilke, Heidegger, Yeats, Bergson, Durkheim, Gide, Çehov, Bernard Shaw, Wells, Robert Musil, Freud, Kafka, Ibsen, Woolf ve niceleri. Eğer bu düşünür ve yazarların eserlerini okuma niyetiniz varsa öncelikli olarak Hiçlik Çağı ’na bir göz atmanızda fayda olacaktır. Zira bu çağda oluşan boşluğu kavramadan bu düşünür ve yazarların dünyasına tam olarak girmek mümkün olmayacaktır.
Hiçlik Çağı’nın diğer bir yıldızı ise psikanalizdi. Psikanaliz Nihilizm Çağının ana akım fenemonlerinden biri haline gelmişti. E tabi onu da bir mesihi vardı ve o da Sigmund Freud ’du. Felsefi akım olarak ise pragmatizm ön plana çıkmıştır. Bazıları ise Evrim Sürecinin kendisini tanrısallaştırma yoluna girmiştir. Kendini eğitmek, geliştirmek öldükten sonra başka bir dünyanın olmadığı düşüncesinin yükünü bir nebze de olsa hafifletiyordu. Resimde ise Munch önderliğinde dışavurumculuk bu anlam arayışının bir parçası olmuştu. Kuşkusuz bu akımda gelişen psikanaliz biliminin önemli payı vardı.
Hiçlik Çağı’nın siyasete etki etmemesi düşünülemezdi. Özellikle Sovyetler ülkelerindeki Tanrı inancını tam anlamıyla yok etmek için sıkı bir propaganga uygulamaya başladılar. İncil yerine koydukları kitap Kapital’di. E tabi peygamberleri de Marx ve Engels’di. Hedefleri ise ütopikti. Ortalama insan seviyesini Marx, Goethe, Aristoteles düzeyinde olacaktı. Dinin yerine eğitimi koyup dini bu şekilde buharşatırmayı planlamışlardı. Ancak bu plan tutmayınca Hristiyanlık ve İslama karşı bir düşmanlık ortaya çıkmıştı. Adete bir savaç ilan edildi. Bu dönemde Sovyetlerde öldürülen din adamlarının haddi hesabı bulunmamakta. Ek olarak kliselere ait tüm mülklere de el konmuştu.
Naziler ise ilk başta dini arkalarına almış ancak bir süre sonra Aryan paganizmine ilgi duymaya başlamışlardır. Ancak dine karşı hiçbir zaman Sovyetler kadar katı bakmamışlardır.
Bu arada tüm düşünürler Tanrı kavramını bir anda unutmanın yanlış olduğunu dile getiriyordu. Bu konuda ciddi bir çatışma olduğunu söyleyebiliriz. Din karşıtlığında bayrağı Bertrand Russell taşımıştır. Zira onun görüşüne göre “İnsanları Tanrı’ya inanmaya iten şey entelektüel bir argüman değildir. Çoğı insan Tanrı’ya inanır, çünkü küçük yaşlardan itibaren bunu yapmaları öğretilmiştir ve asıl neden de budur” der. Dinin insanı erdemli yapmayacağına tam tersi dünyaya acımasızlığı getirenin Hristiyanlık olduğunu ileri sürüyordu.
Bu arada bahsetmeden geçemeyeceğim bir akım daha doğdu bu döenmde. O da meşhur Okültizm. Kıza sürede bir salgın halini almış, bir çok entelektüeli peşinde sürüklemiştir. Bunların başında ise William Butler Yeats gelmektedir.
Bu kitap aynı zamanda bir tür kitap okuma rehberi. Keza bu kitabı okuduktan sonra birçok kitap size daha anlamlı gelecek. Hiçlik Çağı ’nda bahsedilen kitapların bir kısmını aşağıda listeliyorum.
Franz Kafka - ŞatoJack Kerouac – YoldaPhilip Roth – Hayalet YazarRobert Musil – Niteliksiz Adam 1H. G. Wells – The Outline Of HistoryAnton Çehov – Vişne BahçesiHenry James – Altın KaseMarcel Proust – Kayıp Zamanın İzindeF. Scott Fitzgerald – Muhteşem Gatsby
Bu kitabı bir kez okudum ama eminim 5 ya da 6 yıl sonra tekrar okuyacağım. Zira bugünkü bilgi seviyem bu kitabı tam olarak anlamama yetmiyor. Ancak bu kitap tam olarak anlaşılmalı. Bu devri tam olarak çömek için her satırının sabırla okunması, irdelenmesi gerekiyor. Ezcümle tam olarak anlayamasamda ziyadesiyle keyif aldığım bir kitaptı. En kısa sürede bu kitap ile tekrar buluşmayı umuyorum.