Tek başına kalan insan türü
Hikayemizin son bölümü, geçtiğimiz 100.000 yıl içinde gelişti. Modern insanlar tüm dün­yaya yayılırken, Neanderthaller ve Denisova insanları ortadan kalktılar. Soylarının tam olarak neden tükendiği bir başka merak ko­nusu ama bunda bizim türümüzün rolü oldu­ğu düşünülüyor. Öte yandan, bu türlerle et­kileşimlerin bütünüyle düşmanca olmadığını söylemek mümkün, çünkü DNA analizleri, modern insanların hem Neanderthaller hem de Denisova insanlarıyla melezleştiğini ortaya koyuyor. Hâlâ bilmediğimiz pek çok nokta var ve yeni fosiller hikayeyi değiştirebilir. Son on yıllık dönemde, günümüzde soyu tükenmiş olan üç yeni hominid keşfedildi. Bunlardan biri Australopithecus sediba, diğeri ise yine Gü­ney Afrika' da bulunan gizemli ve henüz tam olarak tarihlenemeyen Homonaledi. İçlerinde en tuhafıysa, yaklaşık 12.000 yıl önce Endo­nezya'da yaşamış olan ve ayrı bir türmüs gibi görünen minik "hobit" Homofloresiensis. Soyumuz, 7 milyon yıl boyunca gezegeni en az bir diğer hominid türüyle paylaşmıştı Ho­bitin ortadan kalkmasıyla Homo sapiens yalnız kaldı.
Sayfa 103 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Birinci Basım 30 Mayıs 2019 - Çeviren Yonca Aşcı Dalar·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Bilim-Teknoloji-Mühendislik
"Bu ciddi bir yoculuk, bir hobit eğlenti yürüyüşü değil. Bir dahaki sefere kendini at kuyuya, böylece bir daha başımıza dert de olmazsın. Artık sessiz ol!"
Sayfa 394 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Topraktaki bir oyukta bir hobit yaşardı.
Sayfa 19·Kitabı okudu
Edebiyat
Eşref ’in zihninde daha acil meseleler vardı. Şam’da geçirilen bir haftaya rağmen gemi motoru hâlâ meydana çıkmamıştı. İronik bir şekilde, ortada daha fena bir ihtimal vardı. Nihayetinde motora hiç ihtiyaçları olmayabilirdi. Zira Eşref, Şerif Hüseyin’e bağlı kuvvetlerin Kızıldeniz kıyısının tamamını ele geçirmek üzere olduğuna dair söylentiler duymuştu. Bu, yolculuğun deniz ayağını başlatacak bir limanlarının olmayacağı anlamına geliyordu. Eşref, iki seçeneği de elinde tutmak için lanet motorun ulaşır ulaşmaz kendilerine gönderilmesine ilişkin emirler bırakıp, Medine’ye gitmek üzere grubuyla Şam’dan Suriye’nin güneyindeki Dera kentine doğru yola koyuldu. Sefer kuvveti yolculuğuna devam etti. Mesafelerin, hastalıkların ve yoğun Osmanlı bürokrasisinin üstesinden gelen Eşref ve adamları sonunda Hicaz’a ulaştılar. Eşref, 8 Ekim 1916’da Medine dışındaki bir ileri karakolda Fahri Paşa’yla (Ömer Fahrettin) görüştü. Bölgeye Mayıs ayının sonlarında varmış olan Fahri Paşa imparatorluğun son yıllarının efsanevi bir figürü hâline gelecekti. Şerif Hüseyin’in kuvvetlerine, İngilizlere ve hatta İstanbul’un emirlerine karşın Medine’de gerçekleştirdiği cesur müdafaa, Osmanlı ordusunun Suriye’den çekilmesinden ve İstanbul’un savaştaki varlığını sonlandıran ateşkesin imzalanmasından çok sonra bile devam etti. Fahri Paşa ve Eşref, Eşref ’in Yemen’deki görevinin hedef ve detaylarını görüştüler. Fahri Paşa, Medine’yi isyancıların saldırılarına ve Arapların geçmişten gelen kabile akınları geleneklerine karşı savunmak mücadelesi veriyordu. Kayda değer bir başarıya erişmiş olmakla birlikte, Medine’yi hem güvende tutmak ve hem de demiryolu aracılığıyla yiyecek ve yakıt gibi temel ihtiyaçları karşılamak suretiyle iyice ikmal etmek adına elinde yeterli kuvveti yoktu. Eşref ’inki riskli bir görev
İnsan macerada bile olsa bazen evini özler... "I am like a burglar that can't get away but must go on miserably burgling the same house day after day,"Bilbo thought. This is the dreariest and dullest part of all this wretched, tiresome, uncomfortable adventure!I wish I was back in my hobbit-hole by my own warm fireside with the lamp shining!" "Çekip gidemeyen ama çaresizce her gün aynı evi soymaya devam etmek zorunda kalan bir hırsız gibiyim." diye düşündü Bilbo. Bu berbat, yorucu ve tatsız maceranın en can sıkıcı ve kasvetli yanı bu! keşke yeniden hobit- kovuğumda, parlayan lambam ve sıcak ateşimin yanında olabilseydim."
Homo erectus, günümüzden yaklaşık 1.8 milyon yıl önce, anayurdu Afrika'dan ayrılıp önce Batı Asya, sonra da Doğu Asya ve Güney Avrupa'ya yayıldı. Şimdilik Çin, Java ve Gürcistan'da fosil kalıntılar ortaya çıkarıldı. Bu dönemde deniz sularının ciddi bir kısmı henüz buzul ve buz tabakaları halindeyken, Güneydoğu Asya günümüze kıyasla çok daha geniş bir yarımadaydı ve Java Adası gibi yerlere ulaşmak için kayıklara gerek duyulmuyordu. 2003’te Endonezya'nın Flores Adası'nda bulunan hobit benzeri küçücük iskeletler büyük heyecan yarattı. Homo floresiensis ad verilen bu tür, bir ihtimalle Homo erectus'un, bir başka ihtimalle de Afrika'yı Homo erectus'tan bile önce terk eden bir insan atasının soyundandı.
Sayfa 80·Kitabı okudu
Bilim