Hasan Yıldırım, bir alıntı ekledi.
22 May 14:25 · Kitabı okudu

Yazarlar, önemli organların asla değişmediği görüşünü desteklediklerinde, çoğu kez bir kısırdöngü içinde kalırlar; bu aynı yazarlar, gerçekten de ve kimilerinin içtenlikle itiraf ettiği gibi yalnızca değişmeyen organları önemli sayarlar. Söylemeye gerek yok ki böyle düşünce yürütülürse hiçbir zaman önemli bir organın değişimi üzerine herhangi bir örnek verilemez. Ama tamamıyla başka bir görüşte yer alınırsa bu gibi değişimler üzerine kesinlikle birçok örnek sayılabilir.

Türlerin Kökeni, Charles DarwinTürlerin Kökeni, Charles Darwin
Sadık Cemre Kocak, İnsan Olmak'ı inceledi.
07 May 20:16 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitabın önsözünde verilen tarihe göre Haziran 1983 yılında bu yazının kaleme alındığını anlıyoruz. O dönemden bu döneme halen devam etmesi yazarın büyük başarısı olup bu 35 yıllık süreçte bir şeyin değişmemiş olması da yazarın seviyesini arttırdığı kadar sektörü de negatif yönde etkilemektedir kanımca. (Burada belirtilen sektör toplum ve insan gelişimidir) Spoiler olması muhtemel çünkü bölümlerin tanıtımını yapacağız. Ayrıca İstanbul’da bir Üniversite’de bu bir ders konusu olduğundan dolayı oradaki arkadaşlara da hem şimdi hem gelecekte faydası olacaktır.
Birey ve Toplum: İnsanların nasıl bir araya geldikleri değerlendiriliyor. Bunun yanında ilk savaşların akla gelenin aksine kalabalık değil de birkaç kişinin oluşturduğu grupların arasında yaşanıldığına ve ilk kabilelere değiniliyor. Günümüze kadar ki insanların ve insanlığın gelişimi, kültürü, teknoloji ve uzay bilimine kadar geliyoruz. En önemlisi de Türk toplumu ve şehir-köy ikilemine değinip bu bölümü sonlandırıyoruz. Hemen ardından da bireyin en önemli yapıtaşı olan Aile konusuna giriyoruz.
Ana-Baba ve Çocuk: Bebeklikten başlayarak gelişen insanın kendine duyacağı güvenin ne olabileceğini konuşuluyor. Çocuğun doğumu ile ilgili durumlar ve çocuk bekleniyor mu beklenmiyor mu buna verilen tepkiler toplumsal yönden tüm dünya üzerinden işlenmiş. Oldukça dikkat çekici. Ayrıca sadece çocuk değil anne ve babanın çocuğuna yansıttıkları da konu edilmiş. Öyle ki Çağdaş Evlilik ve Geleneksel Evlilik arasındaki farkın bile bir sıkıntı olabileceğine değinilmiş.
İnsanlardan Korkmak: Korkunun sadece akıllara gelen anlamı değil aynı zaman da bir psikolojik bunalımla da gelebileceği düşüncesi; özellikle yalnızken suçluluk, değersizlik ve kimse beni istemiyor düşüncesinin ağır basmasıyla oluşacak sorunlar işleniyor. O reddetmeden ben reddedeyim kaygısı ile yalnız kalan insanlara da bir vurgu yapılmış ve kişinin kendi psikolojik iç dünyasına yönelik tahliller yapılmış.
Öfke ve Düşmanlık: Genel anlamıyla zaten öfkeli birinin buna gerekçe aramasına bağlı olarak yapabileceği gibi, hakkı olanı alamamak ve önem verdiği birinden beklediği karşılığı görememek de bunun en büyük etkenleri arasında sayılmış. Keder, karamsarlık ve nihayetinde depresyon da bu konunun en can alıcı yeri. Son olarak da bu yolun sonu olan 'İntihar' konusu işleniyor.
Değersizlik Duygusu: Bu sadece bir bölüm olarak değil his olarak alınması gereken bir konudur kanımca. İnsanlar özellikle dönemimizde kendisini oldukça değersiz ve yalnız hissediyor. Kendine değer vermeyenin başkasına da bir değer veremeyeceği üzerinden başlayan bu yaklaşım oldukça sert ve bir o kadar da akılcı ilerliyor desek yeridir. Özellikle kendi değersizlik duygularına sahip olan birinin her yerde üstün olma çabasında olduğu da belirtiliyor.
Kaygı: Çok karıştırılan korku ve kaygı duygusunun yapısal farkına değiniliyor. "Korku, herkes tarafından tehlikeli olarak kabul edilen bir duruma karşı yaşandığı halde; Kaygı, kişinin kendisinin ürettiği bir duygudur ve bu duygunun nedeni çoğu insana saçma görünür" şeklinde tanımlanmıştır. Burada temel olarak 'Çaresizlik' konu edinilmiş ve yaşanan olumsuzlukların temeline bu konu işlenmiş.
Sorumluluktan Kaçış: Sorumluluk denilince akla gelen -aile, iş, arkadaş- kavramının arasında kişinin 'Kendine karşı sorumlulukları' çok fazla konu alınmıyor ve bunun nedenleri anlatılmaya çalışıyor. İnsanın bunların yanında gün içi kendini yorgun hissetmesi ve akşam bundan iz kalmadığı halde söylenmesi de bu durumun en etkili örneklerinden biri olarak verilmiş.
Yalnızlık: Üzerinde en çok durulan konulardan birisi. Bir insan ve psikolojisi için oldukça önemli ve etkili bir durum. Yaşanılan bu sıkıntı insanın kendi canına kıymasına kadar gideceği için çok tehlikeli olmasından ve yalnızlık için olabilecek çarelerden bahsediliyor. Bunun yanı sıra bir özseverlik var ki hayatta tamamen bencillik alanında bir yaklaşım olarak göze çarpıyor yve bencil insanların topluma ne kadar zarar verdiklerini anlatıyor. Bu bölüm benim açımdan ayrı olarak basılıp yayınlanması gereken bir bölümdü.
Ortak Yaşam İlişkisi: Bu ilişkide bireylerin bir arada olma ilişkileri üzerinden sadece aşk değil arkadaşlık ilişkisi kurmaları ve bunun çeşitleri hakkında bilgileniyoruz. Teğet ve Yapışık ilişkilerden bahsediliyor ve duruma göre hangisinde ne tür şartlar yaşanılacağına değiniliyor. Özellikle yapışık ilişkilerde sorunlar üzerinde isminden de anlaşılacağı üzere fazlaca duruluyor. Şaşırtıcı olarak bu bölümde kadınlara değiniyoruz. Kadın ve erkek arasındaki çatışma, belirsizlik ve çapkınlık ayrıca çapkınlığın erkeklere özgü değil kadınlarla da olduğu ve daha az yansıtıldığı işleniyor. Ayrıca bu ortak yaşam da cinsellik ve cinsel birleşmenin önemi ve yaşandığı durumlar da detaylıca anlatılıyor. Özellikle çiftlerin bu birlikteliklerinden beklentiler detaylandırılıyor.
Nevrotik Kısırdöngü: Yazarın da söylediği üzere bu bölümde nevrotik döngü içinde sürüklenen kişilerin tanıtılması amaçlanıyor. Bu insanların çok fazla kapasitesini kullanamadığı, siyah ve beyaz üzerinden düşünebilecekleri bir yargıya sahip olduklarından bahsedilmiş.
Yaşam ve Ölüm: Adından da anlaşılacağı üzere bir doğum anından ölüm anına kadar insanın insanlığa faydalarını ve toplum içindeki durumuna değiniliyor. Marjinallik de bir diğer dikkat çeken kavram. Yazarın en güzel anlattığı kısım da burada; kaç yılı geride bıraktığını düşünen insanın kaç yılı kaldığını hesaplama devrine geçişini çok güzel anlatıyor yazarımız. Yazarımız finalde seyretmek ölümü, katılmak ise yaşamı simgeler diyerek aslında bu başlığı en güzel şekilde tanımlıyordu.
Kendini Yaşamak: Daha iyi yaşamak, kendi kendini geliştirebilmek yani özünde bir kişisel gelişim sunuluyor. Eskiden insanların yaşadıklarını dile getirmemesi, şimdi ise bunun özel olarak veya toplumsal olarak tartışıldığı bir devrin içinde olduğu belirtiliyor.
Epilog: Yazarın son sözlerini ve yazımının temel amaç ve nedenlerini işlediği bölüm. Bilim insanlarının gözünden toplum yaşayışına ve insanlara değinildiğini görüyoruz. Yazarın 'Varoluş Psikolojisi' etkisinde olduğu ve psikanalisttik kökenli kuramlardan fazlasıyla etkilendiğini belirtiyor. Kitabımız oldukça güzel tamamlanmış. Yazarımızın ellerine sağlık demeden geçemeyeceğim. Şuan bile güncel konulara değinmiş.
*Ayrıca kendisi ‘Psikanalitik’ yazmış ki yazım hatası yapmış. Gerçekte ona “Psikanalisttik” diyecekti. Bunu da belirtmeden geçmeyelim.
Şimdilik sözlerimize son veriyor ve cümleten iyi akşamlar diliyorum. Kendinize iyi bakın, esen kalın efendim..

Betül Deniz, bir alıntı ekledi.
 01 May 13:26 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kısırdöngü
Başlangıçta, demeden önce her şeyin bir başlangıcı olması gerekir diye belirtmek gerek, zira bu en başta ortaya çıkan başlangıcın asla ayrılamadığı bitiş noktası, ki "ayrılamadığı" demek "ayrılmak istemediği" veya "ayrılmaması gerektiği" demek değildir, aslında ayrılamayış kavramının duru bir örneğidir, çünkü böyle bir ayrılış gerçekleştiği takdirde evrenin başımıza yıkılacağı herkes tarafından bilinir, ne de olsa evren kırılgan bir yapıdadır ve devamlılık kavramı üstüne oturtulmuş çözümleri kaldıramaz.

Ölümlü Nesneler, José Saramago (Sayfa 47 - Kırmızıkedi yayınları)Ölümlü Nesneler, José Saramago (Sayfa 47 - Kırmızıkedi yayınları)
TC Neslişah Özbay, bir alıntı ekledi.
02 Nis 18:36

Aslında, görünürdeki nedenler farklı da olsa, anne
ya da babanın çocuğu kabul edememesinin temelinde, ana
babalığı benimseyebilecekleri bir duygusal olgunluk düzeyine
ulaşamamış gerçeği yatar. Bu ana-babalar, çocuklarında
gözlemledikleri sorunlardan yine çocuklarını sorumlu
tutarlar. Oysa, ana-baba ve çocuk arasındaki sorunların
başlangıç noktası her zaman ana-babadır. Yeterli
olgunluğa ulaşamamış anne ya da babalar, çocukla baş edememe
kaygısını yaşarlar. Bu kaygı, çocukta olumsuz
davranışlar ortaya çıkmadan da, ana-babanın çocuğa karşı,
korku ve hatta kızgınlık yaşamasına neden olur. Bu
duygular denetlenemediğinde çocuğa karşı ilkel davranışlar
gösterilir ve sonunda, çocuktan da benzer tepkiler gelir.
Böylece ana-baba, farkına varmadan olumsuz beklentilerini
kendi davranışlarıyla gerçekleştirmiş olur. Çoğu
ana-baba bunu göremez ve çocuğa karşı olumsuz duygularından
ötürü kendilerini haklı bulma eğilimi gösterirler.
Kimi ise, sonradan bir suçluluk yaşar ve güvensizliği
daha da artar. Her iki durumda da, ana-baba ve çocuk
ilişkilerinde bir kısırdöngü oluşur ve çocukta uyumsuz
davranışlar giderek yerleşir.

İnsan Olmak, Engin Geçtanİnsan Olmak, Engin Geçtan
Lord Among Wolves, bir alıntı ekledi.
20 Mar 20:01 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İnsanın kendine güven duyabilmesi için bu güvene daha önceden sahip olması gerekir: İşte size tam bir kısırdöngü.

Seni Sevmiyorum, Julian BarnesSeni Sevmiyorum, Julian Barnes
Nursu G., bir alıntı ekledi.
11 Mar 15:47 · Kitabı okudu · 7/10 puan

“Bence hareket ve spor şişmanlar için hiç uygun değil. Ama oturdukça yiyesim geliyor, yedikçe kilo alıyorum ve daha da oturasım geliyor. Tam bir kısırdöngü. Şimdi bir kısır olsaydı, ne iyi giderdi. Şöyle bol soğanlı, domatesli, hafif sulu.”

Popom Olmadan Asla, Yasemin Erkent (Sayfa 79)Popom Olmadan Asla, Yasemin Erkent (Sayfa 79)
Yağmur., bir alıntı ekledi.
24 Şub 16:58 · Kitabı okudu · İnceledi

cehennemi kısırdöngü
Artık onuru korumak için büyük paraların gerektiğini, ama büyük paraların onuru yitirmeden kazanılamayacağını öğrenmiştim.

Sıfır Noktasındaki Kadın, Nevâl es-Saadavi (Sayfa 94 - Metis Yayınları)Sıfır Noktasındaki Kadın, Nevâl es-Saadavi (Sayfa 94 - Metis Yayınları)
kübra, bir alıntı ekledi.
20 Şub 00:01 · Kitabı okudu · İnceledi

cehennemi kısırdöngü
Artık onuru korumak için büyük paraların gerektiğini, ama büyük paraların onuru yitirmeden kazanılamayacağını öğrenmiştim.

Sıfır Noktasındaki Kadın, Nevâl es-Saadavi (Sayfa 94 - Metis Yayınları)Sıfır Noktasındaki Kadın, Nevâl es-Saadavi (Sayfa 94 - Metis Yayınları)
Nur, bir alıntı ekledi.
04 Şub 20:20 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Kısa süre sonra serbest bırakıldım. Mahkeme benim saygın bir kadın olduğuma karar vermişti. Artık onuru korumak için büyük paraların gerektiğini, ama büyük paraların onuru yitirmeden kazanılmayacağını öğrenmiştim. Dönenip duran bu cehennemi kısırdöngü, beni de kendisiyle birlikte sürüklüyordu.

Sıfır Noktasındaki Kadın, Nevâl es-SaadaviSıfır Noktasındaki Kadın, Nevâl es-Saadavi

Yazmakta olduğum romanımdan...
Yağmur temizlerdi insanları. yeryüzünde bunca kötülük varken; tecavüz, cinayet vb.. eğer yağmur temizlemiyorsa tüm bu günahları. bizim yağmuru kirlettiğimizdendir. biz temiz suları temiz kanlarla temiz gözyaşları ile kirlettik. kirli sular yükseldi göğe. kirli sular ıslattı bizi. bu bir kısırdöngü. Ve biz başlattık bunu. yoksa yağmur temizlerdi insanları.