Ankara (Bütün Eserleri 10)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.166
Gösterim
Adı:
Ankara
Alt başlık:
Bütün Eserleri 10
Baskı tarihi:
Ocak 2018
Sayfa sayısı:
252
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754701340
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Millî Mücadele yıllarında hiçbir çıkar gözetmeksizin yurtları için çalışan bazı subayların ve politikacıların zaferden sonra “sermaye çevreleriyle ilişkileri” ya da “arsa spekülasyonu”, “taahhüt işi” gibi girişimlerle zenginleşmeleri, “inkılap”a boşvermeleri. Romanın kadın kahramanı Selma’nın yaşamı izlenerek Millî Mücadele inancının ateşli dönemleri ve sonrası anlatılıyor.
Tarihi bir romanda denilebilir. Üç kısımdan oluşan roman başkarakter Selma Hanım üzerinde Ankara’da yaşananlar anlatılmıştır. Kitabın başında yazarın bir notu var, bu not başka bir söz söylemeyi gerektirmiyor bence. Ben sadece Yazarın 1923 yılında Mardin ve 1960 yılında Manisa milletvekili olarak mecliste bulunduğunu söylemek istiyorum. Üstelik 5 farklı ülkede elçilik görevlerinde bulunduğunu da belirteyim ki aşağıdaki not daha anlam kazansın.
“Otuz yıl öne yazdığım bu romanı, üçüncü baskıya vermek üzere, gözden geçirirken bir düş görüyor gibi oldum ve bana öyle geldi ki, burada hikâye ettiğim devri bir uyurgezer hali içinde geçip gitmişim.
Fakat, bu halim çok sürmüyor; uyanıyorum ve kendimi toparlayarak etrafıma bakıyorum, o devirden bu yana ne kalmış diye. Kitabın birinci bölümünde belirtmeye çalıştığım Milli Mücadele ruhundan hemen hiçbir iz bulamıyorum.
Ya son bölümde hayalini kurduğum Türkiye’nin gerçekleşmesine doğru bir gelişme olmuş mudur? Ben, o zamanlar, bir gün gelip öleceğini aklımdan bile geçirmediğim Atatürk’ün öncülüğü ve rehberliğiyle bu ideal Türkiye’ye yirmi yıl içinde varacağımızı umuyordum. Şimdi, o yirmi yıl üstünden bir yirmi yıl daha geçmiş bulunuyor. Fakat, biz sosyal, kültürel ve ekonomik devrin şartları bakımından, hala romanımın ikinci bölümünde verdiğim ve karikatürünü yaptığım Ankara içinde tepinip durmaktayız.”
Güzellik/beğeni konusunda, hızlı başlayıp hızlı biten bir roman oldu benim için Ankara; yani, demek istiyorum ki, başlarda ne kadar beğendiysem, sonlara doğru o kadar beğenmedim. Tabii bu "Korkunç bir yazın, hiç olmamış!" manasına gelmiyor, aksine, sonlara doğru giderek fenalaşan kısımlarına karşılık, hala güzel bir kitap Ankara.

Simgesel olarak Selma Hanım'ın hayatındaki üç erkekle Ankara arasında bağ kurulmuş, bu esnada Selma Hanım, yer yer düşünceleriyle birlikte insanı fikren tatmin etmiş ve hatta Yakup Kadri'nin bir kadını böyle incelikle düşünebilmesi insanı şaşırtmış, fakat sonunda, kısaca söyleyebilirim ki olmamış. Çünkü eksik kalmış; Yakup Kadri, olaylara bir inceleme yoluyla mı yaklaşsın yahut bir romanın bütün inceliklerini mi kullansın bilememiş sanki. Belki daha uzun olsaymış?.. Bilemiyorum, açıkçası bir şey eksikti bu romanda.

Bir başka husus, yazarın beklentisi, beklentileri... Onlar doğrultusunda birtakım şeyler vermek istemiş, ancak verememiş, bir türlü olduramamış gibi. Mamafih, doyurucu tahlilleri, dikkat icap ettiren gözlemleriyle önem verilmesi gereken bir kitap. Dikkatli okumalar.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.756 Oy)18.358 beğeni41.571 okunma2.741 alıntı174.948 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.388 Oy)12.982 beğeni33.217 okunma3.151 alıntı139.647 gösterim
  • Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
    8.3/10 (3.034 Oy)3.250 beğeni14.513 okunma798 alıntı44.664 gösterim
  • Çalıkuşu
    8.7/10 (4.143 Oy)4.977 beğeni18.229 okunma761 alıntı74.864 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.242 Oy)8.558 beğeni27.484 okunma779 alıntı133.894 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.806 Oy)5.198 beğeni16.604 okunma939 alıntı57.402 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.585 Oy)8.544 beğeni25.234 okunma2.323 alıntı109.019 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.294 Oy)8.738 beğeni24.336 okunma1.312 alıntı119.889 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.165 Oy)7.734 beğeni21.759 okunma784 alıntı85.051 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.907 Oy)8.852 beğeni24.339 okunma1.648 alıntı112.827 gösterim
Milli mücadele yılları ve sonrasına tanık olmuş bir kadının (Selma hanımın) gözünden Ankara. İstanbul'dan sonra yerleştiği Ankara'ya, buranın adetlerine alışamayan Selma hanımın Ankara'da geçirdiği ilk yıllar kitabın ilk kısmını oluşturuyor. İkinci kısımda mücadelenin kazanılmasını takip eden yıllarda yaşanan değişim ve bu değişimin kişiler üzerindeki sancıları konu edilmiş. Üçüncü ve son kısım ise Cumhuriyet'in kuruluşunun 10. yılı törenleriyle başlıyor, inkilapların halk tarafından benimsendiğinin ve içselleştirildiğinin, gerek kültür gerekse ekonomi hayatında yaşanan (yaşanacağı düşünülen demek daha doğru, çünkü eser 1934 yılında yazılmış) gelişme ve değişimlerin anlatıldığı bir fonda sona eriyor. Yer yer eski Türkçe veya yabancı dillerden kelimelere yer verilmiş olsa da okunması zor olmayan, özlenen bir dost ile sohbet niteliğinde bir roman.
Yakup Kadri'nin okumakta en çok zorlandığım eseri bu oldu. Hani Kemal Tahir'in "Devlet Ana"sı Türk Dil Kurumu ödülü almış ya bu kitapta eğer haberleri olsaydı Fransız Dil Kurumundan kesin ödül alırdı. Yerli yersiz kullanılan fransızca sözcükler ve batı kültürüne ait atıflar ile okurken çok fazla kopmama sebep oldu. Ayrıca kitabın dilinin de sadeleşmesi gerekiyor. Kurgu olarak da çok başarılı değil. Yani kısacası yazarın külliyatını okumak amacında olamayanlar için okunmayacak bir eser.
Eski ve yeni devri bir arada yaşamış cumhuriyet dönemiyle birlikte değişim geçirmiş insanlardan yola çıkarak, devrin muharrer aydın karakteri Neşet Sabit ‘in bakışını yansıtan, değişen ve değişmeyen şeylerin zıtlıkları üstüne felsefi tartışma ve gözlemlerle dolu nitelemeler içeren tahlil dolu bir roman: 'Ankara'

Not:Osmanlı Türkçesinin kavram bolluğu, çoğunun eş anlamının açıklanmamış olarak kalması, okurunun okuma hızını biraz yavaşlatabilir.
Fethi Naci’ye hak vermemek elde değil; Ankara, Yakup Kadri’nin en kötü romanı…
Milli Mücadelenin sadeliğinden sonra tenkit edilen İstanbul’un Beyoğluvari rezilliklerinin Ankara’da da görülmesinin eleştirilmesi gayet yerindeyse de Y.Kadri’nin ütopya Ankara’sında bile demokrasiye ya da halkın görüşlerine ehemmiyet vermeden, tepeden inmeci bir inkılap anlayışını savunması o kadar gereksiz!
Ankara'da meydana gelen zümrelere balo insanlarına eleştiriler.Milli mücadeleden sonra en en safta olan insanların dahi hızla değişmesi.Keselerini dolduranların sözde aydınlar zümresine katılıp bu suni zümreden ötesini boşvermesi.Ankara'daki mimarinin ortaya çıkış serüvenleri.Arkada kalan Ankaralıların resmi vb. vb.
Ankara'nin mücadele yılları, sonrasi ve inkilap dönemindeki hali Selma Hanim'in hayati üzerinden anlatilmaktadir. Bir tarafta ne oldumcular, vurguncular, bir tarafta rezilligi sefaleti yaşayan ve bunun farkinda bile olmayan halk.. Bir Tacettin - Çankaya uçurumu...
Cumhuriyet kurulurken hayaller, hedefler nelerdi...Neyi ne kadar başarabildik, nerelerde hata yaptık, neden bir türlü istenilen çağdaş seviyeye gelemiyoruz...Bizzat oyun kuruculardan biri olan yazarın samimi öz eleştirileri...Ders alınacak yönleri çok...
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun okuduğum en güzel kitaplarından biri. Ankara'nin 3 dönemini Selma Hanım ve çevresindeki insanlarin değişimiyle ortaya koymuştur. Bir kadının değişim evrelerinin penceresinden Ankara da diyebiliriz...
Kitapa başlarken bu kadar güzel olabileceğini düşenmemiştim. Türk milletinin nasıl evrim geçirdğini 3 parçada anlatmış. Ve en son Atatürkü anlatırken kendimi orada bütün yaşananları hissederken buldum. Güzel bir kitap
Milli Mücadele yıllarından sonra kazandırılmaya çalışılan değerlerin savaşın içindeki kişiler tarafından dahi nasıl yanlış anlaşıldığını anlatan harika bir kitap.
Türk kadınları, çarşaf ve peçelerini işe gitmek, çalışmak için daha kolaylık olur diye çıkarıp atacaklardı. Onlar için cemiyet hayatına atılmanın manası yalnız bu çeşit salon cemiyetlerine karışmak olmayacaktı. evet, Türk kadını, hürriyetini dans etmek, tırnaklarını boyamak ve Rue de la Paix'nin kanunlarına esir bir süslü kukla olmak için değil, yeni Türkiye'nin kuruluşunda ve kalkınışında kendisine düşen ciddi ve ağır vazifeyi görmek için isteyecekti, kullanacaktı. Ve Türk erkekleri, garplılaşma hareketini, Tanzimat beyinin Garpperestliğiyle, alafrangalığıyla bir ayarda tutmayacaktı. Milliyetçi Türk Garpçısı için Garpçılığın en karakteristik vasfı Garplılığa Türk üslubunu, Türk damgasını vurmaktır. Şapka bize hakim değil, biz şapkaya hakim olmalıydık
Şimdi, iyi kötü bir cereyana kapılmış bütün bu insanların önüne çıkıp da "Efendiler, Garpçılık bu demek değildir. Garpçılığı bir eğlence tarzı telakki etmeyiniz. Garpçılık her şeyden evvel bir yapma, yaratma, kurma, iletme ve işletme gücüdür. Bütün bu yaptığınız şeyler hep ondan sonra gelir." diye bağıracak olsanız alemin keyfini kaçırmaktan başka bir işe yaramazsınız.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Sayfa 143 - İletişim Yayınevi
“Otuz yıl önce yazdığım bu romanı, üçüncü baskıya vermek üzere, gözden geçirirken bir düş görüyor gibi oldum ve bana öyle geldi ki, burada hikâye ettiğim devri bir uyurgezer hali içinde geçip gitmişim.
Fakat, bu halim çok sürmüyor; uyanıyorum ve kendimi toparlayarak etrafıma bakıyorum, o devirden bu yana ne kalmış diye. Kitabın birinci bölümünde belirtmeye çalıştığım Milli Mücadele ruhundan hemen hiçbir iz bulamıyorum.
Ya son bölümde hayalini kurduğum Türkiye’nin gerçekleşmesine doğru bir gelişme olmuş mudur? Ben, o zamanlar, bir gün gelip öleceğini aklımdan bile geçirmediğim Atatürk’ün öncülüğü ve rehberliğiyle bu ideal Türkiye’ye yirmi yıl içinde varacağımızı umuyordum. Şimdi, o yirmi yıl üstünden bir yirmi yıl daha geçmiş bulunuyor. Fakat, biz sosyal, kültürel ve ekonomik devrin şartları bakımından, hala romanımın ikinci bölümünde verdiğim ve karikatürünü yaptığım Ankara içinde tepinip durmaktayız."
"...uyanıyorum ve kendimi toparlayarak etrafıma bakıyorum, o devirden bu yana ne kalmış diye. Kitabın birinci bölümünde belirtmeye çalıştığım Milli Mücadele ruhundan hemen hiçbir iz bulamıyorum.

Ya son bölümde hayalini kurduğum Türkiye'nin gerçekleşmesine doğru bir gelişme olmuş mudur? Ben, o zamanlar, bir gün gelip öleceğini aklımdan bile geçirmediğim Atatürk'ün öncülüğü ve rehberliğiyle bu ideal Türkiye'ye yirmi yıl içinde varacağımızı umuyordum. Şimdi, o yirmi yıl üstünden bir yirmi yıl daha geçmiş bulunuyor. Fakat, biz, sosyal, kültürel ve ekonomik devrim şartları bakımından, hala romanın ikinci bölümünde verdiğim ve karikatürünü yaptığım Ankara'nın içinde tepinip durmaktayız."
"Bir Anadolu köylüsünün yüzüne hiç dikkatle baktığınız oldu mu? Bir Anadolu köylüsü diyorum; kadın olsun, erkek olsun, çocuk olsun, hepsinde öyle bir ifade görürsünüz ki bütün saffetine, sadeliğine, hatta basitliğine, iptidailiğine rağmen, vekarı, olgunluğu, derin ve ıstıraplı çizgileriyle sizi korkutur... Buraya gelirken yolda, dağ başında bir oduncu çocuğa rast geldim. On yaşında var mıydı, yok muydu, bilmem. Fakat, gözlerinin içine baktığım zaman öyle ufaldım ki başımı önüme eğmeye mecbur oldum. Çocuk o kadar büyük bir hayat tecrübesiyle yüklü ve o kadar içten gelen bir irfan ile kavruktu ki, bunun karşısında bütün bildiğim ve öğrendiğim şeylerin hiçliğini anladım... Ve kendi hiçliğimi, kendi tatsızlığımı... Adam siz de, ne olursak olalım; biz bu memleketin içinde birer tufeyli olmaktan kurtulamıyoruz. Bu memleketin asıl sahibi, dağ başında gördüğüm o oduncu çocuktur ve yalnız o, bu taşlar, bu topraklarla konuşmasını biliyor; bu toprakların, bu taşların sırrı, yalnız ona açılıyor..."
-...Kim bilir bizim için ne düşünürler? Neler söylerler? Onlar için, kapısından gördükleri bu alem ne kadar esrarengiz şeylerle doludur?

-Yavaş yavaş onlar da öğrenecek, onlar da alışacak. Bu yeni hayatın icapları onlarca da anlaşılır, açık ve basit şeyler haline girer.

-Demin, otelin merdivenlerinden çıkarken tuhaf bir baş dönmesi hissettim. Bana öyle geldi ki, ayağımı bastığım her basamak, halkla benim aramdaki uçurumu bir parça daha derinleştiriyor. Ters yüzü geri dönüp arkamda bıraktığım bu uçuruma atılmak istedim; ta ki onlara karışayım ve içinde bulunduğumuz bu suni alemi, onların arasından, onların gözüyle uzaktan seyredeyim diye... Fakat, düşündüm ki...

-Fakat, düşününüz ki, bu kabil değildir. İçtimai merdivenin bu basamağına çıktıktan sonra geriye dönenlere, hiçbir yerde, hiçbir devirde rast gelinmiş mi? Azizim, demokrasilerin kanuniyetine göre hep aşağıdan yukarıya doğru çıkış vardır. Bunun tersi ancak bir katastrofu ifade eder. "Halka doğru" lafının hakiki manası halkı kendine doğru çekmek demektir.

-Ben, meseleyi böyle vazetmiyorum, böyle vazetmek de istemem. Çünkü, bir nevi demagojiye sapmış olurum. Benim için burada bir rejim üslubu davası mevcut değildir. Bilirim ki, sınıf tezatlarının en çok tebarüz ettiği, en çok keskinleştiği yerler şu çağdaş demokrasilerdir. Size maksadımı nasıl anlatayım? Bilmem ki... Bu, bir maksat bile değil. Bu, hatta bir ruh haleti bile değil, buna, belki bir sezinti diyebilirim. Demin, merdivenlerden çıkarken, kendimi, birdenbire, muallakta gibi hissettim. Ayağım yerden kesilmişti. İşte o vakit, sokaktaki o insan kümesi, bana kendimden daha reel bir varlığın ifadesi gibi göründü. Onlara dönmek isteyişimin sebebi işte bundan hasıl olmuştu. Realite ile kaybettiğim teması bulmak amacı...
"Hep muvazene meselesi... Mutlaka muhite uymak ve saadeti muhite uymakta bulmak!.. Öyle ise, siz, hiç inkılapçı değilsiniz."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ankara
Alt başlık:
Bütün Eserleri 10
Baskı tarihi:
Ocak 2018
Sayfa sayısı:
252
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754701340
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Millî Mücadele yıllarında hiçbir çıkar gözetmeksizin yurtları için çalışan bazı subayların ve politikacıların zaferden sonra “sermaye çevreleriyle ilişkileri” ya da “arsa spekülasyonu”, “taahhüt işi” gibi girişimlerle zenginleşmeleri, “inkılap”a boşvermeleri. Romanın kadın kahramanı Selma’nın yaşamı izlenerek Millî Mücadele inancının ateşli dönemleri ve sonrası anlatılıyor.

Kitabı okuyanlar 381 okur

  • Zehranur Yavuz
  • usta
  • aslıhan tekin
  • Şana
  • Fevi Akargöl
  • ÇAYLAK OKUR C*
  • Ada inci
  • Esmanur
  • Yıldırım Bayazıt
  • ZF

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.7
14-17 Yaş
%5.9
18-24 Yaş
%22.2
25-34 Yaş
%40
35-44 Yaş
%15.6
45-54 Yaş
%8.1
55-64 Yaş
%3
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%59.7
Erkek
%40.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.4 (13)
9
%20 (18)
8
%18.9 (17)
7
%22.2 (20)
6
%14.4 (13)
5
%5.6 (5)
4
%2.2 (2)
3
%2.2 (2)
2
%0
1
%0