·
Okunma
·
Beğeni
·
17.927
Gösterim
Adı:
Araba Sevdası
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
238
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752207899
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınevi
Recaizade Mahmut Ekrem'in yazdığı Araba Sevdası, Tanzimat dönemi romanları içinde benzersiz bir yere sahip olup Türk edebiyatının ilk realist roman örneğidir.

İlk olarak Serveti Fünun dergisinde tefrika edilen Araba Sevdası, Bihruz Bey'in Periveş Hanım'a olan trajikomik aşkını anlatırken bir yandan da Tanzimat döneminde Batı'ya özenen yaşamlara ve alafranga tiplere yönelik eleştiriler barındırıyor.

Romanın kahramanı Bihruz Bey'in “hazin bir hikâye” olarak nitelendirdiği bu hikâye günümüz Türkçesiyle sizlerle…
311 syf.
·Beğendi·10/10
Bu kitap sade dille anlatılmış bir kitap güzel akıcı şekilde okuyabilirsiniz benim hoşuma gitti ağır dille yazılmıştır aslında
yazarı Recaizade Mahmut Ekrem romanda çoğunlukla osmanlıca kelimeler kullanılmıştur.Arada Fransızca kelimeler de kullanılmaktadır.Araba sevdası romanının dili bu yüzden anlaşılır nitelikte değildir .Bu yüzden sadeleştirilmiştir güzel akıcu şekilde okudum ben ef fazla 3 günümü aldı benim. Konusu ise bir sokak kadını uğruna bütün varlığını düşünmeden , sorumsuzca harcayan ve nihayet düştüğünü farkettiğinde ise çok geç kaldığını gören Bihruz Bey’in kişiliğinde dönemin traji komik durumu ele almaktaır kitabı çok severek okumaya başladım tavsiye ederim sizlerede..
250 syf.
·3 günde·8/10
Gözlerinizi kapatın ve kendisine söylenen yalanlarla hayatı mahvolan birini hayal edin. ( Brezilya dizilerine dönmesin olay dikkat )
Şimdi açın gözlerinizi, beyninizdeki kurmacayı bir kenara bırakın ve elinize 'Araba Sevdası' nı alın zira bu kitapta çok daha fazlasını bulacaksınız.
Recaizade Mahmut Ekrem çok güzel bir şey söylemiş: Herkes bilir ki insan eğlencesiz yaşayamaz. Bendeniz gibi yaradılıştan yalnızlığı sevenler içinse okumak ya da yazmaktan iyi eğlence olamaz.
Bu sözünün ardında dururcasına yazmış bence bu romanı. Her ne kadar Bihruz Bey'in her şeye hemen inanmasına sinir olsam da, yazıldığı dönemin eğlence anlayışını, yaşayış tarzını, yabancılaşan konuşma dilini pek güzel yansıtmış kitaba eğlenceli bir dille. Benim gibi sıkıcı bir kitap olacağını düşünerek başlarsanız da gayet keyifle okuyacağınız bir kitap olacaktır. Özellikle Bihruz Bey ve annesinin karşılıklı konuşması günümüzün anne-baba ve çocuk arası kuşak çatışmasıyla birebir aynı ve eğlenceli.
Ahmet Hamdi Tanpınar bu roman için 'Arabadan sonra romanda en önemli yeri yalan alır.' demiş. Çok haklı. Zavallı Bihruz Bey'e yalan söylemeyen kim kaldı; arkadaşından tutun kürekçilere, hocasından tutun arabacısına herkes bir ucundan tuttu farklı yalanların. Hepsi birlik olup Bihruz Bey'i ölmekten beter ettiler.
Son olarak Ahmet Hamdi'nin bu roman için sözleriyle tamamlıyorum. " Bütün roman bir şakaya benzer. Hatta ölüm bile bir şakadır ve yalandır. Yalnız ağır basan bir tek gerçek vardır: Para işleri."
Keyifli bir roman okumak isterseniz biraz rota değiştirip bu kitaba yönelebilirsiniz.
  • İntibah
    7.6/10 (1.048 Oy)864 beğeni5.526 okunma1.048 alıntı19.540 gösterim
  • Eylül
    7.6/10 (1.260 Oy)1.138 beğeni6.694 okunma972 alıntı26.868 gösterim
  • Sergüzeşt
    7.7/10 (1.364 Oy)1.123 beğeni7.613 okunma903 alıntı21.491 gösterim
  • Sinekli Bakkal
    8.0/10 (702 Oy)675 beğeni4.016 okunma374 alıntı14.097 gösterim
  • Madame Bovary
    7.7/10 (1.094 Oy)958 beğeni5.251 okunma1.162 alıntı31.696 gösterim
  • Mai ve Siyah
    8.0/10 (759 Oy)739 beğeni3.650 okunma578 alıntı20.128 gösterim
  • Yaban
    8.2/10 (1.568 Oy)1.460 beğeni7.756 okunma788 alıntı22.189 gösterim
  • Kiralık Konak
    7.9/10 (640 Oy)505 beğeni3.447 okunma298 alıntı12.035 gösterim
  • Seksen Günde Dünya Gezisi
    8.4/10 (800 Oy)700 beğeni4.537 okunma68 alıntı13.896 gösterim
  • Kaşağı
    8.1/10 (802 Oy)689 beğeni6.237 okunma97 alıntı18.160 gösterim
311 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
"Bunca çaba bunun için miydi?" Kitabın son sayfasını kapatırken aklımdan geçen ilk bu cümle oldu. Eserin konusu güzel, kaleme alındığı dönemin sosyal ve aşk hayatını konu alıyor. Fakat yazar eseri ne amaçla böyle bitirmiş hiç anlam veremedim. Bihruz Bey'in aşkı; sevgisinden, emeğinden ve sadakatinden dolayı saygı duyulması gereken bir aşk olması gerekirken, Periveş Hanımın son derece anlamsız bir şekilde Bihruz Bey'i karşılıksız bırakması tarif edilemez bir duygu olsa gerek.

Son olarakta eserin dilinden bahsetmek istiyorum; yayınevi'nin beceriksizliğinden miydi bilmiyorum ama eseri çevirisini zahmet edip hiç çevirmemişler gibi. Yarısı eski Türkçe veya yabancı kelime yarısınıda Allah'tan zahmet edip çevirmişler. Çevirilerini parantez içinde belirtip her yeri parantezlerle dolduracaklarına adam akıllı çeviri yapıp öyle yayınlasalardı keşke.

Neyse sonuç olarak fok balıkları çok yanlız:) Eserin okunup okunmama tavsiyesi hakkında bişi söylemek istemiyorum, o okura kalsın, o derece belirsiz bir kitaptı.
Herkese keyifli okumalar...
240 syf.
·6 günde·7/10
Kitabı bir solukta okudum diyemeyeceğim malesef. Hatta bitirmek için kendimle mücadele ettim resmen (: İçinde çok fazla Fransızca kelime ve cümle bulundurması bir yerden sonra konudan kopmama sebep oluyordu.
Bilmeyenler için kitabın konusu 2. Abdulaziz Dönemi'nin ardından Osmanlı'da yaşanan Batılılaşma rüzgarları ve günlük hayattaki değişimleri anlatıyor. Birde Bihruz beyin aşkını (:
Ana karakter olan Bihruz beyin babasından kalan mirası fütursuzca harcaması, konuşmalarının arasına bolca Fransızca kelimeler serpiştirmesi ve bunu dışardan bakılınca iyi birşeymiş gibi görmesi hala günümüzde "özellikle gençlerin" benimsediği özenti hayat tarzını da özetliyor gibiydi. Son olarak hayatı ve yasam tarzı yalan üzerine kurulu olan Keşfi beyin ise böyle bir hayat tarzı benimsemesinde yani karakterinin bu şekilde oluşmasında küçükken ailesinin ona karşı olan davranış şeklinin sebep olduğunuda dikkat çekilmişti. Sözün özü büyük bir hayranlıkla okumamısta olsam yinede o döneminin yasam tarzını anlama açısından okunulabilir bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Sevgiler (:
192 syf.
·Beğendi·10/10
Lal lalla lal lal... lal lalla lal lal...
Lal lalla lal lal... lal lal la!

Esere mizansen olarak yaklaştığımın algısına kapılmayın, sevgili okurlar. Başta yazdıklarım benim kalemime ait değil, Recaizade Mahmut Ekrem'in eşsiz kaleminden dökülen nağmeler. Bihruz'un neşesini anlatmak adına, sayfalarca bile yazıldığında aktarılamayacak etkiyi yaratan bir yazım dili...

Eseri daha öncesinde okumuş olmama binaen edebiyat fakültesinde okuyan oğluma faydalı olabilmek adına, eseri tekrar ele aldım ve gerek kitaplığımda mevcut olan kaynak kitaplardan ve gerek de internet ortamında tafsilatlı bir araştırma yaptım. Eser hakkında derin bir malumata sahip olmalıydım ki, oğluma dolu dolu bir bilgi paylaşımında bulunabileyim. Eser hakkında tafsilatlı bilgi sahibi olmak isteyen okurların dikkatine!...

" SPOILER İÇERİR "

Okuyucunun alacağı hazzı etkilememek adına tırnak içerisinde uyarımızı da yaptıktan sonra, sanırım incelemeye geçebiliriz.

Yazarın deyimiyle,
Muhteşem Bihruz Bey...
Görünüşte gösteriş budalası bir mirasyedi olarak çıkar, okurun karşısına. Aslında vezir olan paşa babası tarafından memleket memleket dolaşmak zorunda kaldığından on altı yaşına kadar gerekli tahsili alamamış, on altı yaşından sonra da almış olduğu iki yıllık tahsil eğitimi yeterli görülen bir zavallıdır...
Sevgili paşa babası aritmetik, imla ve okumadan oğlunu imtihan edip kendince öğrendiklerini yeterli görerek, tahsilini tamamlamasını ya da en azından bir diploma almasına kadar, mektebe devam etmesine müsaade etmez! Sadece paşa babası tarafından Fransızca, Arapça ve Farsça öğrenmek için özel muallimler tutulur fakat ne yazık ki dil öğrenimleri sonuçsuz kalır.

Babıali dairelerinde kendi isteği doğrultusunda çalışmaya başlayan Bihruz Bey yetersiz bir eğitim almasına rağmen, alafranga beylerin davranışlarını, kıyafetlerini, hal ve hareketlerini taklit etmede çok büyük bir başarı örneği sergiler. Ta ki gönülçelen, nazenin bir hanıma gönlünü kaptırıncaya dek!

Periveş Hanım...
Kaşıkcı esnafından Sakin Ağa adında namuslu bir adamın kızı ve arzuhal yazarak geçimini sağlayan Mağnum Efendi adında şerefli bir adamın hanımı. Daha on altı yaşındayken babası vefat etmiş, yirmi üç yaşındayken de eşinden ayrılmış, annesi ile birlikte kıt, kanaat zor geçinen gezmek nedir, eğlenmek nedir bilmeyen bir nazenin.

Kötü bir tesadüf mü yoksa tevafuk mu bilinmez ama bir gün yolu, Çengi Hanım denilen hileci bir kadınla kesişir. Süreç içinde yazarın deyimiyle, mücevher değerindeki ahlakı bozulur. Gelinen son nokta ise o eğlence senin, bu eğlence benim denilerek ardı arkası kesilmeyen araba gezintileri.

Eser arabasına düşkün olan Bihruz Bey'in Periveş Hanımı görme umuduyla eğlence yerlerini dolaşması yönünde ilerler. Yazılan ya da fırlatıp atılan mektupları da unutmamak kaydıyla! Periveş Hanım'a mektup yazabilmek için Vasıf'ın Mısır'da basılmış olan şiir kitabında aradığını bulamadığı gibi, okuduğu satırları da yanlış anlayarak,
" Çin'ce mi bunlar! Ne tuhaf dil! " diye, Bihruz Bey'in dilinden esere nakletmesi bana Divan Edebiyatı'na karşı olan bakış açısını anımsattı.

Öyle ki Recaizade Mahmut Ekrem, Tanzimat' tan sonra yön değiştiren ve batının etkisine giren Abdülhak Hamit gibi yeniyi savunan edebiyatçılardandı. Edebiyatta eskiyi savunanların aksine, başta Fransızca olmak üzere bütün batı dillerini öğrenerek, batılı yaşam biçimini benimsediler. Hal böyle olunca da eserlerinde batı etkisini görmek kaçınılmaz.

Eser Fransızcayı bilir bilmez, doğru yanlış kullanan alafranga sevdalıların yarattığı sorunlara değinmiş. Bihruz' un iç konuşmaları, diyalogları, bilinç akışları, aşkla sohbeti, hatta sıkılarak okuduğum rüyası da dahil olmak üzere değişen bölümler nazara dikkate alınırsa ayrıksı bir metin olduğu göze çarpar.
Ne anlatacağından çok, nasıl anlatacağı üzerinde durulur. Bütünlüksüz bir yapı hakim ve bir sona bağlanmadan eser birdenbire kesilir.
Devamlı bir arayış sürüp gider. Metin içinden çıkılmaz bir döngüye girdiğinde ise bir son bulmadan noktalanır. Mektupların sonu yok, aşkın sonu yok, özetle Bihruz'luğun sonu yok!...

Özelde, batılılaşma sürecine giren insanlar arasındaki iletişimsizliğe,
Genelde ise, bir insanın eksik öğrendiği dil üzerinde kurduğu ya da kurmaya çalıştığı tehlikelerine gönderir okuru.

Bihruz'un okuduğunun orada olamayacağı bilgisinden mahrum olup, okumayı sökmeye çalışırken , dili dökmesini okumak eğlenceli. Dildeki kopmalara en iyi örnek, Bihruz'un Vasıf'ın şiirinde yer alan " Bir siyeh " ve " Çerde " kelimelerini " Bersiye " ve " Cerde " olarak okuması. Ben de elimde Osmanlıca lügat " Bersiye ve cerde " kelimelerini aradım, durdum. Meğerse başa döndüğümde anladım ki, kelimeleri kahramanımızın okumak istediği gibi okumuşum. Gülümseyerek, keyifli okumalar dilerim...

Bir siyeh - çerde civandır.
Hüsnü mümtaz-ı cihandır.
Aşkı gönlümde nihandır.
Bunca dem bunca zamandır.

Bir karayağız yiğittir.
Güzelliği dünyada eşsizdir.
Aşkı gönlümde saklıdır.
Bunca an, bunca zamandır.
311 syf.
·2 günde·6/10
Türk Edebiyatının ilk realist eseri olan bu kitap; mirasyedi, batılılaşmaya yönelmiş ama bunun farkında bile olmayan kendi özünden bihaber gösteriş meraklısı bir karakter olan Bihruz Beyi ve onun büyük aşkını anlatır, tabi bu gerçek bir aşksa. .. Kitapta öyle tasvirler vardır ki Bihruz Beyin aşkına dair..ama asıl olan kalbi değil, gözüyle görüp, bilinçsizce inandığı bir gösteriş oyunudur. Hakikati öğrendiğinde ki tepkisizliğide buna kanıttır. Bazı kısımlar fazlaca uzatıldığı için sıkabiliyor ama konu itibarı ile bakıldığında ders çıkarılacak bir kitap olduğunu düşünerek tavsiye ederim..
311 syf.
·4 günde·4/10
Sanat sanat için mi,sanat toplum için mi bilemiyorum ama Araba Sevdası benim için değilmiş onu anladım.Bugüne kadarki en düşük puanımı bu kitaba verirken Recaizade Mahmut Ekrem'den özür diliyorum.Kitap babasından kalan mirası har vurup harman savuran Bihruz Bey'in günün birinde gösterişli bir arabadan inen sarışın,güzel,alımlı Periveş Hanım'a aşık olması ve deyimi yerindeyse peşinden koşturmasını konu alıyor.Kitabı kapattığımda aklımda hikayeye dair çok az ayrıntı kaldı çünkü bir türlü karakterleri benimseyip olaya giremedim.Zaten Fransızca özentiliği olan Bihruz Bey sayesinde kitabın yarısı Fransızca neredeyse.Belki kitabın bana en büyük faydası bu yönde oldu.Ufaktan Fransızcayı çözdüm. :)
311 syf.
·4/10
Araba Sevdası, MEB cebri ile okutulan veya Türkçe kitaplarında kuş afedersinizi kadar özetleri bulunan kitaplardan biridir. Daha Vira Bismillah demeden, yazarın kitabı yazma nedenini açıklamasında “napayım mevsim uygun olsaydı, yazmak yerine bahçe kazardım” demesi, inşallah dedeciğim nüktedan bir yazardı, inşallah gerçek bir açıklama değildi, diye dua ettiriyor.

Kitabımız ; Susuzluk heeeeç bir şey, Ambalaj ise her şey görüşüne sahip olduğunu iddia ettiği, yeni nesile karşı , haddini bildirmek isteyen eski nesil temsilcisi tarafından, bir eleştiri romanı olarak yazılmış. Hiç de yabancı gelmedi değil mi ?

Yakın tarihimizde de , Kenarları sarı raptiyeli plastik araba nesli, atari neslinin; atari nesli, bilgisayar neslinin; Bilgisayar nesli, akıllı telefon neslinin; akıllı telefon nesli……. Ne kadar boş olduğundan bahsetti ve bahsedecek….

Acaba bu şikayetlerin temelinde, değişime ayak uyduramadığımızdan dolayı ortaya çıkan kaçınılmaz mutsuzluğa bir günah keçisi arıyor ve nedensizliğin, sebepsizliğin arafında kalmaktansa (gücümüz yetiyor ya) yeni nesile Allah ne verdiyse ağız burun girmeye çalıştığımızdan, temcit pilavı gibi hep aynı teraneye mi (içi boş gençlik, nerede o eski ramazanlar) devam ettiriyoruz…. ( Tam bu konuyla ilgili çok güzel bir film önerim var. Woody Allen filmleri genel olarak bana seslenmese de bu filmde konuyu çok iyi özetlenmiş amcam. http://www.imdb.com/title/tt1605783/ )

Acaba ; ateşi bulan kişilerden, daha önceki nesle ait olanlar, ateşin bulunduğuna mı sevindiler yoksa ilk yorumları “bu şerefsizler kesin biz yakacak” mı oldu ? …. Uzar bu muhabbet neyse….

Kitaba dönersek; İstanbul Anadolu yakasını bilenler mekanları rahatlıkla gözünde canlandırabiliyor. Yazar üçüncü kişi ağzı ile yalın ( aslında basit demek daha doğru olsa da tarihi değerinden mütevellit dilimiz parantez dışında varmıyor) bir dille anlatmaya çalışsa da aynı zamanda kitabın kahramanı Bihruz Bey’in ne kadar boş bir adam olduğunu gözümüze gözümüze sokmak da istediğinden; kahramanın konuşmalarının arasına sürekli Fransızca kelimeler iliştiriyor, Fransızca kelimenin anlamına bakayım derken kitabın sanki boğazınızı sıktığını hissetmeye başlıyorsunuz, sonucunda tam artık nefes alamadığınızı düşünüyorken, hemen ardından gelen, Fransızca kelimelerin söylenişlerinin, Türkçe kelimelere benzerliğinden ortaya çıkan espriler sonrasında ise fotosenteze başlıyorsunuz….

Kitap boyunca; herkes aldanıyor, üstüne üstlük herkes, herkesi aldattığını sanıyor. Bu da tanıdık geldi di mi ?
311 syf.
·Puan vermedi
Klasik ilk realist roman olarak bilinir.Donemin edebiyat ozellikleri goz onune alindiginda hak versemde asiri betimlemeleri can sikici olabiliyor.Turk edebiyati severler icin tavsiye edilebilir.
311 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Bihruz Bey'in yanlış batılılaşmasını anlatır. Bihruz Bey Arapça,Farsça,Fransızca özel dersine rağmen çok iyi Fransızcası yoktur. Garsonlarla, berber çıraklarıyla laf aralarında Fransızca kelimeler ekleyerek konuşur. Babasından kalan mirası Lando tipli arabayı satın almak için kullanır ve bu mirasın asla bitmeyeceğinden emindir. Bihruz Bey aslında saftır da. Çünkü, Periveş'i ilk gördüğü zaman onun makul bir ailenin kızı olduğuna inanır ve romanın sonuna kadar ona olan aşkını okuruz. Yani, Bihruz Bey'e gelişmeyen karakter diyebiliriz. Çünkü hep aynı seviyede devam eder. Kendini hiç geliştirmez. Sonuç olarak, Bihruz Bey batılılaşmayı yanlış yorumlayan Türkçeyi hiç beğenmeyen ama Fransızcayı da yarım yamalak bilen-konuşan bir tip.
311 syf.
Bihruz Bey şık görünmeyi seven, valide parası yiyen tutarsız ve savurgan bir genç. İnsanların dış görünümüne önem verir. Kendi kendine gelin güvey olur.
Perviş Hanım Bihruz Beyin zengin bir hanım sanıp, gönlünü kaptırdığı kişi.
Keşfi Bey Bihruz Bey'e yalan söylemiştir. Şakacı bir yapısı vardır.
Mişel Bihruz Bey'in hizmetkarıdır. Her zaman kibar görünür ve Bihruz Bey gibi Fransızca ile karışık bir dil konuşur.
Andon Bihruz'un arabacısıdır.
Müsyü Piyer Bihruz Bey'e öğretmenlik yapan ona kitaplar getirip, okuyan orta halli profesördür.
Kondaraki Araba tamir fabrikasının müdürüdür. Bihruz Bey'in arabasını pek beğenmiş ve göz koymuştur.
Bir görüşte aşık olan Fransız hayranı savurgan bir şahsın, kendi kendine gelin- güvey olarak yaşadıklarını anlatmaktadır.
311 syf.
·16 günde·Beğendi·8/10
bıhruz bey, osmanlı paşasının ogludur . zengin, sımarık buyutulmus , batılılasmayı yanlıs anlamıs bır genctır . sık elbıselerle ve guzel arabalarla kendını batılı sanan bır ınsandır . sırf gosterıs olsun dıye fransız hocasından ogrendıgı fransızca kelımelerı sokaktakı sıradan ınsanlarla fransızca konusmaya calısır. babası olunce buyuk mıras ona kalmıstır ve bu serveti bos seylerle harcamaya koyulur......
Kâfur gibi ten ile o bâlâ kadd-i nâzik
San kamet-i şem'i asel-i câmi-i ândır.

*O beyaz, ince ve uzun boylu nazik sevgili, güzellik camisinin balmumundan yapılmış mumu gibidir.
Recaizade Mahmut Ekrem
Sayfa 83 - Bilge Kültür Sanat
Aşk!.. Aşk!.. Bana bu keskin ateşleri hissettirmekliğin bilahare meprize olmuş, şiddetli bir pasyonun ümitsizliği içinde terk etmek içinse beni bitirdin!
Recaizade Mahmut Ekrem
Sayfa 131 - Bilge Kültür Sanat
Bûs-ı lâ'linle çıkar evce nevâ-yı âşıkân
Ey büt-i hânende ma'cûn-ı sadâ-efzâ bûyâ

*Ey şarkı söyleyen put gibi güzel sevgili, senin dudaklarından öpünce, âşıkların sesi, güzel kokulu ses artıran macun gibi göklerin en yüksek katlarına yükselir.
Recaizade Mahmut Ekrem
Sayfa 86 - Bilge Kültür Sanat
Kadınlar azap meleklerinin yer yüzünde ortaya çıkmış benzerleridir ki bizi cennet kapısından cehenneme atarlar.
Recaizade Mahmut Ekrem
Sayfa 129 - Bilge Kültür Sanat
Sizden kaçmalıyım ;sizi o kadarcık bile görmemeliydim;biliyor musunuz ki aşkınız beni harap ediyor?.. Biliyor musunuz ki ben sizi bir gün görmezsem çıldırıyorum?..
Recaizade Mahmut Ekrem
Sayfa 119 - Bilge Kültür Sanat

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Araba Sevdası
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
238
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752207899
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınevi
Recaizade Mahmut Ekrem'in yazdığı Araba Sevdası, Tanzimat dönemi romanları içinde benzersiz bir yere sahip olup Türk edebiyatının ilk realist roman örneğidir.

İlk olarak Serveti Fünun dergisinde tefrika edilen Araba Sevdası, Bihruz Bey'in Periveş Hanım'a olan trajikomik aşkını anlatırken bir yandan da Tanzimat döneminde Batı'ya özenen yaşamlara ve alafranga tiplere yönelik eleştiriler barındırıyor.

Romanın kahramanı Bihruz Bey'in “hazin bir hikâye” olarak nitelendirdiği bu hikâye günümüz Türkçesiyle sizlerle…

Kitabı okuyanlar 4.637 okur

  • Zeynep Esna Türedi

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları