Bazı yazarlar, okuyucunun o an içinde bulunduğu çevresel, duygusal ve hatta biyolojik durumlarından sıyrılıp anlatının tam ortasına oturtmayı, o havayı solumanızı çok rahat sağlar. Benim için Jack London bunun en iyi örneklerindendir..
60 derecede ki kuzey soğuğunu, buzunu, donunu iliklerinize kadar hissettirir. Ya da tıka basa doluyken karnınız, üçüncü öyküde ki anlatılan açlığı, açlıktan delirmişliği mide kramplarınızla birlikte okursunuz. Midenizin mevcut haline şükrü boşuna değildir..
Jack London klasiği olan, karakterlerine eşlik eden köpeğimiz ve hastalıklı bir kurdumuz var. Yazarların bilinçakışı yöntemini ve içsel monologları kullanışını fazlasıyla görürüz, işte bunu hayvan karakterlerde muazzam anlatır Jack London.
Dikkat spoiler içerir.
Tahmini olarak Alaska civarında ki Klondike ve Yukon yörelerinde geçen, soğuk hava ve kışla ilgili oldukça güzel hikayelerin olduğu bir derleme. İlk olarak ihtiyar dostunun dediğine uyumayıp sıfırın altında elli derecede yola çıkan adamın, ıslanıp ateş yakması ama ikinci seferde ateş sönüp, kibritleri bitince, köpeğini öldürmeye kalkması ve onu da beceremeyince ölmesini anlatan bir hikaye ile başlıyor. Sonrasında sırf macera için yola çıkan 2 farklı kişinin, gezi ekibini sürekli sabote etmesi ve dağdaki kulübede yola devam etmeyip kalma kararı alması, ama gün geçtikçe tembelleşmeleri, sürekli yemeleri, birbirinden şüphelenmeleri, en sonunda birbirlerini öldürmeleri anlatılıyor. Sonrasında da genel olarak içerisinde Malemute Kid ve Prince'in olduğu hikayeler anlatılıyor. Kulübeye gelen bir adamın gitmesine göz yumması, sonra polisin gelmesi ve adamın suçlu olduğunu söylemesi, kulübedekilerin onu ihbar etmemesi, sadece rahibin doğruyu söylemesi, Kid'in ise işin gerçeğini anlatıp aslında adamın çaldığı paranın kendisinden çalınan para olduğunu söylemesi, ya da samur ustası denilen bir adamın bir kadın erkek çift ile yola çıkmadan önce Kid'den borç alması, bir süre sonra ölmek üzereyken dönüp yaşadıklarını anlatması, aslında adının Naass olması ve o kadın olan Ulga'nın kendi yavuklusu olması, onu yakalamak için bütün dünyayı gezmesi anlatılıyor. Son olarak da arkadaşlarına Altın aramada yardım eden ama sonra ihanet edip yemeklerini çalıp yiyen adamın suçlanan arkadaşını kurtarmak için kendini Kızılderililere feda ettiği bir hikaye anlatılıyor. Oldukça güzel hikayeler içeren güzel bir eser.
Ateş YakmakJack London · Yason Yayıncılık · 201616,2bin okunma
Muhtemelen alaska taraflarında yaşanmış muhtemelende gerçekleşmiş bir hikaye..O kadar ince ayrıntılar varki okurken sizde yaşayacaksınız.İnsan yaşamak için herşeyi yapıyor ama sonra vazgeçiyor..
Ateş YakmakJack London · Yason Yayıncılık · 201616,2bin okunma
Bu adamın kalemi gerçekten harika …. Okurken insan hiç sıkılmıyor herşey gayet anlaşılır ve akıcı ilerliyor…..
Ateş Yakmak evet okurken inanın ki karakterler ile birlikte bende üşüdüm bende o zorlu koşullar altında onlar ile hayatta kalma çabası verdim …
Kısaca özetlemek gerekirse zorlu hava şartları ile hayatta kalma çabası veren karakter ile birlikte bizlerde üşüyeceğiz…
Kitap 3 hikayeden bahsediyor
Ateş yakmak 1908
Ateş yakmak 1902
Yaşama azmi …
Ateş yakmak öyküleri birbirinden farklı karakter ve olayları anlatıyor ikisinin de finali farklı …
Ben okurken çok keyif aldım okuyacak herkese keyifli okumalar dilerim ….
Ateş YakmakJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202516,2bin okunma
Trafik kazası geçiren insanlar , araba kullanmayı iyi bildiğini düşünen insanlardır . Boğulan insanlar, iyi yüzdüğünü düşünen insanlardır . Bu insanları öldüren kendi egolarıdır. 'Ateş yakmak' hikâyelerinde de kimisinin donmasına neden olan , doğa karşısında kendilerinde olan anlamsız egodur.
Biri 1902'de biri 1908' de yayımlanan 'Ateş Yakmak ' hikâyeleri insan egosunun ne derece tehlikeli olabileceğini ve insanların hayatlarının tehlikede olduğu bir durumda ne ölçüde hayata tutunmak için çaba sarf ettiğini öğretiyor. Bu hikayelerden çıkarabileceğimiz ders egomuzu kontrol altına almamız gerektiği ve işi bilen insanların verdikleri tavsiyelere gülüp küçümsemek yerine ciddiye almamız gerektiği olabilir.
Kitap üç hikayeden oluşuyor ve son hikâyesi 'Yaşama Azmi ' . Bu hikayeyi ise Robinson Crusoe ' un kısaltılmış ve buzlar içinde geçen bir hikayesine benzettim. Modern yaşamda pek farketmesekte biz insanların ne kadar mücadeleci ve dayanıklı olduğumuzu, canımızı kurtarmak için tüm gücümüzü kullanabileceğimizi okuyoruz bu hikâyede.
Oturduğunuz yerden üşüdüğünüz hissi veren , pek çok ders çıkarılabilecek , çok kısa bir sürede okuyabileceğiniz güzel bir kitap. Okumanızı tavsiye ediyorum.
Ateş YakmakJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202516,2bin okunma
Jack London denizcilik yaptığından ötürü bu kitabındaki hikayelerinde de denizden bahsediyor. Donma tehlikesi, açlık, korku bu tür duygular nirvanaya ulaşıyor. Yaşamın tatlı oluşu ve bunun için hayatta kalma mücadelesi veren karakterler ve bunu bir akış olarak düşünüp kaderine razı olan karakterlerden oluşuyor. Ben okurken diken üstündeydim. Okunulabilir. Tavsiye ederim.
Jack London 'dan yine etkileyici ve kısacık 3 öyküden oluşan bir kitap. Birkaç saat içerisinde okunabilir. İlk iki öykü birbirinin aynısı gibi bir şey. 3. öykü etkileyiciydi. Doğa ile baş edilmeyeceğinin, kafa tutulmayacağının öyküleriydi.
Bu sıcak havalarda iyi geldi. Soğukla, buzla ilgili betimlemeler, buzun kırılıp içine düşülmesi sanki iyi geldi bana.
İyi okumalar...
Martin Eden ile okurlarını büyüleyen, okuyan herkeste iz bırakan; Kızıl Veba ile bir salgın sonrasına dair öngörüleriyle hayran bırakan; Beyaz Diş ve Vahşetin Çağrısı ile insan doğa çatışmasını etkileyici bir şekilde anlatan Jack London'dan usta işi hikâyeler!
Bir şeye şahit olmak başkadır, onu gerçekleştirmek başka!
Okur olmak başkadır, kahraman olmak başka!
Ateş Yakmak bu başkalığı yerle bir eden şahit ile eylemi gerçekleştiren kişiyi, okur ile kahramanı tek vücutta toplayan bir eser.
Dört farklı hikayeden oluşan kitapta olaylar öyle anlatılmış ki o coğrafyadan yüz binlerce kilometre uzakta da olsanız, olayların başınıza gelme ihtimali sıfır da olsa artık o olayları siz yaşıyorsunuz!
Hiç -45°C havada, soğuktan donduğunuzu hissettiniz mi?
Okuyunca hissedecek ve hatta donacaksınız!
Hiç bir canlının bir parçanız olduğunu gördünüz ve ondan isteseniz de kurtulamadığınızı fark ettiniz mi?
Kapıdan kovsanız bacadan girecek!
Hiç ölmüş birini aldattınız mı? Peki ya o ölü tabuttan çıkıp kucağınıza düştü mü?
Düşecek!
İnsanın insanla ve doğayla olan mücadelesi hiç bu kadar çetin olmamıştı.
Ateş insanı yakardı ama onu yakamamak kadar dondurucu bir şey yoktu.
Ölümden daha zoru adım adım ölüme yaklaştığını bilmekti belki de... Hani bir kibrit yansa kurtulacaksın ama hayatta her şey o an o kibritin yanmaması için mücadele veriyordu sanki...
"Tüm zamanların en iyi kısa hikayelerinden" denmiş eserin tanıtımı yapılırken. Bir cümleyle tanımlayacak olsam bu cümleyi seçerdim sanırım. Zira kısa hikayelerdi ama hepsi birer roman olacak nitelikteydi, yapıldı mı bilmiyorum ama hepsi sinemaya olağanüstü şekilde aktarılabilirdi. Jack London gerek insanı tanımada, onun zihnini okumada, psikolojisine hakimiyette gerekse hayvanların tabiatını anlama ve onların ruhlarını dışavurmada oldukça başarılı bir isim. Doğa
Jack London’un Ateş Yakmak adlı eseri, insanın doğa karşısındaki çaresizliğini ve doğanın acımasız gerçekliğini gözler önüne serer. Basit gibi görünen bir yolculuk, aşırı soğukta hayatta kalma mücadelesine dönüşür. Hikâyede insanın özgüveni, dikkatsizliği ve doğayı hafife alması ölümcül sonuçlara yol açar. London’un yalın ama güçlü dili, okura hem doğanın büyüklüğünü hem de insanın sınırlarını hatırlatır. Okurken üşüyebilirsiniz
Yazarı çok sevince kitapta kusur bulmak zor oluyor. Çok sevdiğim bir yazar ve hayal dünyası, gözlemleri ve bunları aktarması, kaleme alması muhteşem.
Kitap üç hikayeden oluşuyor, daha doğrusu 2 hikaye aynı, ateş yakmak önce yazıp yayınlıyor daha sonra daha geniş anlatıyor.
Üç hikâyede doğa koşulları karşısında insan tutumu ve doğaya karşı verdiği mücadele, yaşama isteği...
Tabi ki her zaman insanoğlu kazanamıyor bu mücadeleyi, doğa vahşi ve acımasız olabiliyor.
Bir solukta okunan üç güzel hikaye...
Ateş YakmakJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202516,2bin okunma
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.