Better Never to Have Been (The Harm Of Coming Into Existence)

·
Okunma
·
Beğeni
·
581
Gösterim
Adı:
Better Never to Have Been
Alt başlık:
The Harm Of Coming Into Existence
Baskı tarihi:
Eylül 2008
Sayfa sayısı:
237
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780199549269
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Oxford University Press
Baskılar:
Keşke Hiç Olmasaydık  Var Olmanın Kötülüğü
Better Never to Have Been
Most people believe that they were either benefited or at least not harmed by being brought into existence. Thus, if they ever do reflect on whether they should bring others into existence---rather than having children without even thinking about whether they should---they presume that they do them no harm. Better Never to Have Been challenges these assumptions. David Benatar argues that coming into existence is always a serious harm. Although the good things in one's life make one's life go better than it otherwise would have gone, one could not have been deprived by their absence if one had not existed. Those who never exist cannot be deprived. However, by coming into existence one does suffer quite serious harms that could not have befallen one had one not come into existence. Drawing on the relevant psychological literature, the author shows that there are a number of well-documented features of human psychology that explain why people systematically overestimate the quality of their lives and why they are thus resistant to the suggestion that they were seriously harmed by being brought into existence. The author then argues for the 'anti-natal' view---that it is always wrong to have children---and he shows that combining the anti-natal view with common pro-choice views about foetal moral status yield a "pro-death" view about abortion (at the earlier stages of gestation). Anti-natalism also implies that it would be better if humanity became extinct. Although counter-intuitive for many, that implication is defended, not least by showing that it solves many conundrums of moral theory about population.
258 syf.
·3 günde
Anti-natalizmin günümüzde bir düşünce sistemine dönüşmesini sağlayan Felsefe Profesörü David Benatar. Kitabında hayatta iyi ve kötü şeyler arasındaki asimetri, varoluşsal risk etiği, nüfus etiği, ahlaki manzaralar, içgözlem sınırları ve paradoksları akıcı ve çook mantıklı bir dille şok ederek anlatıyor.

"Var olmanın her zaman zararlı olduğu görüşünü insanların benimsemesi düşük bir ihtimal. Çoğu insanın üremeyi bırakması daha da düşük bir ihtimal. Tam tersi, görüşlerim büyük ihtimalle görmezden gelinecek ya da reddedilecek. İnsanlığın sonlanması, dünyadaki acıyı epey azaltsa da tamamen ortadan kaldıramaz. Sunduklarım, insan türüne karşı antipatiden değil, hissedebilen tüm canlılara empatiden kaynaklanıyor. Yani bu kitabı, dünyada daha ne kadar insan olacağı konusunda bir fark yaratacağı sanrısıyla değil, söyleyeceklerimin kabul edilip edilmemesinden bağımsız olarak, söylenmesi gerektiği fikriyle yazdım."

Okurken kendi içinizde onu haksız çıkartmak isteyebilirsiniz. Benatar'ın argümanlarına ikna olmaya gerek yok, ancak üremeden önce zarar potansiyelini ciddi bir biçimde ele almak, empati kurarak sağlıklı ve mantıklı düşünmek gerekiyor. Aksi taktirde sonuçlarına acı içinde hep birlikte katlanmak zorunda kalabiliriz.

Bu kitabı okumam için öneride bulunan arkadaşıma çook teşekkür ediyorum.

Keyifli okumalar.
258 syf.
·2 günde
Keşke hiç olmasaydık...
Yazar ;hayatın hoşnutsuzluk ve acıyla dolu olduğunu, çocuk yapmaktan kaçınmamız gerektiğini ve insanlığın sonunun mümkün olan en kısa zamanda gelmesinin iyi olacağını savunuyor. Varolmayanın, varolandan daha iyi durumda olduğunu kendi argümanlarıyla açıklamaya çalışmış. Kendisinin mizantropik olduğu düşünülürse de filantropik olduğu iddiasında. Yani insanları sevmediği için değil, insansever ve insanların iyiliği için çalışan biri olarak varolmamamız gerekliliğini belirtiyor.
Üreme karşıtı olan yazar, geride kalan insanlarda acıya neden olduğu için,intiharı savunmuyor!
Değişik bi kitaptı.
Meraklısına keyifli okumalar...
İyimserler, pembe bir tablo çizmek, insanlığın durumunu müspetlikle örtbas etmek ya da en azından cesur görünmek için üstün çaba sarf eder. Kötümserler bunu yersiz bulur - cenazede neşeli ve sevinçli olmak gibi.
Sinemaya gittiğinizi düşünün. Film hiç sinemaya gitmemiş olmayı umacak kadar kötü olabilir, fakat bitmeden salonu terk etmeyi gerektirecek kadar da kötü değildir.
Var olmanın zararlı olduğu birçok kişi için kabul etmesi oldukça güç bir sonuç. Çoğu insan kendi varoluşuna hayıflanmıyor. Çoğu insan hayattan zevk alıyor ve var olduğu için mutlu. Fakat bu değerlendirmeler tam da saydığım nedenlerden dolayı yanlış. Kişinin hayattan zevk alması, var olmanın var olmamaktan daha iyi olduğu anlamına gelmez; çünkü eğer kişi dünyaya gelmeseydi, o hayattan alınan zevklerden mahrum kalan kimse olmayacaktı ve hazzın yokluğu kötü olarak nitelendirilemeyecekti. Diğer taraftan, eğer kişi hayattan zevk almıyorsa varoluşuna hayıflanması da doğaldır. Bu durumda, kişi dünyaya gelmemiş olsaydı, yaşadığı hayatı sürdüren ve acı çeken bir varlık da olmayacaktı. Bu, hazzı tecrübe edecek kimsenin yokluğunda bile iyidir.
...Sonuçta, acıyı kendimizden uzak tutabilmek için sürekli çalışmak zorundayız ve gene de çabalarımız mükemmel sonuçlar vermez. Tatminsizlik hayata hakimdir. Tatmin olduğumuz anlar ve belirli süreler vardır fakat hepsinin arka planında sonucunda doyuma ulaşılamayan mücadeleler yatar. Polyannacılık çoğu insanın bu arka planı belirsizleştirmesine sebep olabilir fakat arka plan gene de oradadır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Better Never to Have Been
Alt başlık:
The Harm Of Coming Into Existence
Baskı tarihi:
Eylül 2008
Sayfa sayısı:
237
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780199549269
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Oxford University Press
Baskılar:
Keşke Hiç Olmasaydık  Var Olmanın Kötülüğü
Better Never to Have Been
Most people believe that they were either benefited or at least not harmed by being brought into existence. Thus, if they ever do reflect on whether they should bring others into existence---rather than having children without even thinking about whether they should---they presume that they do them no harm. Better Never to Have Been challenges these assumptions. David Benatar argues that coming into existence is always a serious harm. Although the good things in one's life make one's life go better than it otherwise would have gone, one could not have been deprived by their absence if one had not existed. Those who never exist cannot be deprived. However, by coming into existence one does suffer quite serious harms that could not have befallen one had one not come into existence. Drawing on the relevant psychological literature, the author shows that there are a number of well-documented features of human psychology that explain why people systematically overestimate the quality of their lives and why they are thus resistant to the suggestion that they were seriously harmed by being brought into existence. The author then argues for the 'anti-natal' view---that it is always wrong to have children---and he shows that combining the anti-natal view with common pro-choice views about foetal moral status yield a "pro-death" view about abortion (at the earlier stages of gestation). Anti-natalism also implies that it would be better if humanity became extinct. Although counter-intuitive for many, that implication is defended, not least by showing that it solves many conundrums of moral theory about population.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 10 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0