Tahmini Okuma Süresi:
1 sa. 25 dk.
Sayfa Sayısı:
50
Basım Tarihi:
2017
İlk Yayın Tarihi:
1837
Yayınevi:
Palto Yayınevi
Orijinal Adı:
Bibliomanie
ISBN:
9786058259829
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Kitap Hırsızı
9/10
·72 syf.··
2025 155. kitabı
Gustave Flaubert’in gençlik döneminde yazdığı Bibliomanie(kitaplara aşırı ölçüde düşkünlük, hastalık ölçüsüne varan kitap sevgisi )adlı kısa romanı, hem tarzı hem de teması açısından beni oldukça etkiledi. Kitap, adından da anlaşılacağı gibi “kitap deliliği” üzerine kurulu; ama bu delilik sadece bir tutku değil, yavaş yavaş saplantıya dönüşen bir hastalık gibi işleniyor. Flaubert’in henüz 15-16 yaşlarında kaleme aldığı bu eser, onun ileride nasıl usta bir yazar olacağının da habercisi bence. Konu olarak, kitaplara olan tutkunun nasıl yıkıcı bir hale gelebileceğini anlatıyor. Baş karakter Giacomo, nadir kitaplara ulaşmak için her şeyi göze alabilecek bir koleksiyoncu. Onun gözünde kitapların içeriği değil, nadirliği, değeri ve sahip olma arzusu önemli. Bu yönüyle eser, bilgiye duyulan sevginin yerini, maddi bir hırsa bırakmasının trajik sonuçlarını ortaya koyuyor. Açıkçası, okurken bazen kendimi sorgulamadım değil. Biz gerçekten bilgiye mi aşığız, yoksa sadece “sahip olmak” mı istiyoruz? Flaubert’in dili genç yaşına rağmen oldukça olgun ve etkileyici. Betimlemeleri yoğun, duygular karakterlerin içine işliyor. Kısa olmasına rağmen insanın zihninde uzun süre kalıyor. Kitapta yer yer gotik bir hava da seziliyor; özellikle final sahnesi oldukça çarpıcıydı ve bende kalıcı bir iz bıraktı. Sonuç olarak, Bibliomanie, kitaplara olan aşkın sınırlarını sorgulatan, tutkunun deliliğe dönüşebileceğini hatırlatan etkileyici bir eser. Flaubert’in olgunluk dönemindeki eserlerini okuduktan sonra bu gençlik romanını okumak, onun yazarlık yolculuğunu daha iyi anlamamı sağladı. Kitap kısa ama düşündürücü; kitaplara değer veren herkesin bir gün okuması gerektiğini düşünüyorum. Banada hediye eden dostum Ömer Faruk İnceler sonsuz teşekkürler
BibliyomaniGustave Flaubert · Sel Yayıncılık · 2017882 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2025 34. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2025 11:17
Flaubert'in güçlü bir kaleme sahip olacağı henüz 14 yaşındayken yazdığı Bibliyomani kitabından belliymiş aslında. Madam Bovary kitabını seneler önce okuyup çok sevmiştim. Orada da güçlü betimlemeleri ile mest etmişti beni. Bu kitapta da benzer hissiyatı aldım. Konu olarak da biz kitap severlere hitap eden akıcı bir hikayeyi anlatıyor. Bibliyomani olmadığıma sevindim ben açıkçası Kağıt Ev kitabını okuyup sevenlerin özellikle okumasını tavsiye ederim. Okumama vesile olan @ Ömer Faruk İnceler e teşekkür ediyorum 🪻
1000Kitap
BibliyomaniGustave Flaubert · Sel Yayıncılık · 2017882 okunma
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2024 82. kitabı
Gustave Flaubert'ın 14 yaşında kaleme aldığı 'Bibliyomani', kitaplara duyulan aşırı tutkunun bir hastalığa dönüştüğü Giacomo karakteri üzerinden, evrensel bir bağımlılık sorununu felsefi bir derinlikle ele alır. Kitaplar, Giacomo için gerçek dünyanın acımasızlıklarından kaçışın ve varoluşsal boşluğun doldurulmasının bir yolu olsa da, bu tutku onu giderek yalnızlaştırır ve özgürlüğünü kısıtlar. Bu eser, bağımlılığın sadece madde veya davranışlara değil, aynı zamanda ideallere ve hayallere de yönelebileceğini göstererek, bağımlılığın psikolojik ve felsefi boyutlarını sorgular. Giacomo'nun hikayesi, okuyucuya tutkuların hem özgürleştirici hem de köleleştirici olabileceğini hatırlatır. Aynı zamanda, günümüzün dijital çağında giderek daha yaygınlaşan bağımlılık sorunlarına da çarpıcı bir paralellik sunar. 'Bibliyomani', gerçek bir olaydan esinlenerek yazılmış olmasına rağmen, evrensel bir temaya odaklanır: İnsan doğasının sınırları ve tutkuların gücü. Flaubert, bu eserinde, bağımlılığın sadece bireyi değil, aynı zamanda toplumu da nasıl etkileyebileceğini göstermektedir.
BibliyomaniGustave Flaubert · Sel Yayıncılık · 2017882 okunma
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2024 19. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2024 23:39
"Biricik kitabını eline alır, bir cimrinin servetine, bir babanın kızına, bir kralın tacına duyduğu sevginin emsali bir tutkuyla onu seyre dalar, gözleriyle okşar, bağrına basardı." Selam :) "İncecik bir kitaptı ama okumaya doyamadım" demek ister misiniz bir kitap için? Bu kitabı okurken öyle hissettim ve çok çok sevdim. Öncelikle kitap okumayı seven, okumadan duramayan her insanın bu kitabı seveceğini söylemek istiyorum. Uzun zamandır kitaplığımda bekliyordu ve beklettiğim için çok pişman oldum. Sizin de elinizde varsa hemen okuyun asla bekletmeyin. Kitapçı Giacomo kitaplara aşık biriydi. Aynı sokakta yaşayan insanlar bile onu sadece nadir kitapların satışa çıkarıldığı mezat günlerinde görebilirdi. Başka zamanlarda ise hep kitaplarıyla ilgilenirdi ve dışarı hiç çıkmazdı. Kitaplar için malını, kanını, canını her şeyi ama her şeyi feda edebilecek bir insan düşünün. Öyle birisi işte Giacomo. Ben okurken hayranlık duymakla birlikte çok az da abartı buldum itiraf ediyorum :)) Ama okuması çok çok keyifli bir kitaptı. Üstelik yazarın bu kitabı on dört yaşında yazdığını öğrenince de daha çok etkilendiğimi söylemek istiyorum. O yüzden okumayı seven tüm arkadaşlarıma tavsiye ediyorum :) Kitapla kalın.. #bibliyomani #gustaveflaubert
BibliyomaniGustave Flaubert · Sel Yayıncılık · 2017882 okunma
Minik bir öykü
8/10
·72 syf.·
2022 20. kitabı
Flaubert'in 14 yaşında iken yazmış olduğu, yayınlanmış ilk eseri. Orijinali 15 sayfadan oluşan, kısa bir öykü. Yaşanmış bir olaydan esinlenerek kaleme almış Flaubert bu öyküyü ve yaşadığı yerde satılan bir gazetede pazar günü herkesler okumuş. O yaştaki bir çocuk için ne büyük heyecan. Mutluluk. Sel yayınlarından aldığım kitapta sol tarafta orijinal metin, sağ tarafta Türkçesi vardı. Çok güzel bir baskı açıkcası. Hediye etmelik. Dokundukça dokunasım geldi kitaba. Gerçek bibliyomaniler için yapılmış adeta. Eserde kitaplara tutkuyla bağlı bir kitapçının kendi sonunu nasıl hazırladığını okuyoruz. Bağımlılığın her türlüsü kötüdür. Sevginin bile. Kitaplarınızı sevin ama hayatı ve kendinizi daha fazla. :)
BibliyomaniGustave Flaubert · Sel Yayıncılık · 2017882 okunma
8/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2018 205. kitabı
Adı konulmuş bazı kitap hastalıkları var. Okumadığı halde sürekli kitap biriktirmek manasındaki Japonca’daki tsundoku kelimesi bu derde müptela olan birçok kimseyi teşhis ediyor. Umberto Eco, insanların alıp okumadıkları kitapları bir süre sonra okuduklarına inanmaya başladıklarını söyler. “Hepsini okudun mu?” gibi yanlış bir soru karşısında Walter Benjamin’in “Kitaplar sadece okumak için değil, aynı zamanda birlikte yaşamak içindir,” sözü bir çıkış sunsa da aynı zamanda kitaplarla yaşamanın tuhaf dünyasına dair bazı bilinmeyenleri saklı tutuyor. Burada bir başka hastalık akıllara gelebilir: Abibliophobia. Okuyacak bir metin kalmaması korkusu. Zweig’in Satranç’ında resmettiği tutsaklık veya 1984 ile Fahrenheit 451’in distopyası bu korkunun vücuda bürünmüş hâlleri olsa gerek. Flaubert, henüz 16 yaşında genç bir lise öğrencisiyken kitap hastalıklarının belki en fenası hakkında karikatürize bir hikâye kaleme alır: Bibliomania. Barselona’da kitapçılık yapan Giacomo, sadece kitaplarıyla meşgul olmak isteyen, insanları görmekten huzursuzluk duyan bir bibliomandır. Dışarıdan bakımsız, çirkin ve anlamsız bir görünümü olan Giamoco, hep kapalı hücresinde yaşar ve nadiren kitap müzayedelerinde görülür. Ketum, hayalperest ve karamsar olan bu adam sadece el yazmalarına dokunurken mutludur. Flaubert’in genç yaşta tasvirleri öylesine canlıdır ki Giacomo’yu psikolojik olarak hissetmeye başlarız: “Körün ışığı sevdiği gibi bilimi seviyordu. Yo! Sevdiği bilim değildi, onun şeklini ve ifadesini seviyordu; bir kitabı, kitap olduğu için seviyordu. Kokusunu, şeklini, başlığını seviyordu.” Kraliyet kütüphanesi gibi bir kitaplığın hayalini kuran bu adam kitaplara paradan daha değerli bir şeyini vermiştir: Ruhunu.
BibliyomaniGustave Flaubert · Sel Yayıncılık · 2017882 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2018 40. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2018 00:54
TDK'ye göre bibliyoman; hastalık derecesine varan kitap sevgisi olan kimse şeklinde, bibliyomani ise kısaca kitap düşkünlüğü şeklinde tanımlanıyor. Ben bu kelimeyi yine 1K sayesinde bir iletide görmüştüm. İletide aynı zamanda kitaplarda ve kütüphanelerimizde minimalizm ile alakalı bir video da bulunuyordu. Hani hep derler ya bir kitap okudum ya da bir dizi/film izledim hayatım değişti diye. Ben bu kadar kesin konuşamasamda bana çok büyük bir farkındalık kazandıran o videoyu (bulursam linkini de koyacağım), ardından da o kitabı okumuş bulunuyorum. 2018 yılı içerisinde onlarca kitap satın aldım ve bunların çok az bir kısmını okudum. Şu anda kütüphanemde büyük bir hevesle aldığım ancak okumadığım 60'dan fazla kitap var ve benim hala, çok affedersiniz ama, ağzımın suyunu akıtarak satın almak istediğim bir sürü kitap var. Bibliyoman ifadesini ilk duyduğum ana kadar geçerliydi bu istek tabi ki. Ondan sonra bu isteğime ket vurdum ve yaklaşık 3-4 aydır hiç kitap satın almadım. Ve şunu fark ettim ki ben sadece kitaplarım olmasını seviyormuşum. "Evet, onlar benim ve ne zaman istersem o zaman okuyabilirim" şeklinde düşünebilmeyi seviyormuşum. Fakat ileride alacağım ve canımın istediği zaman okuyabileceğim kitapları düşündükçe önceden satın almış olduğum kitapları hep geride yığılı bir halde bıraktığımı da fark ettim. Hemen faydalanmayacaksam o kadar kitabın rafta durup tozlanmasının ne anlamı vardı ki? İşte böylelikle kafama değişim fikrini iyice sabitledim. Artık hoşuma giden bir kitap gördüğümde satın alacağım değil de okuyacağım kitaplar listesine ekleyeceğim. Şimdi kitaba değinecek olursam yazarın henüz genç bir delikanlı iken ele aldığı ve gerçek olay ve kişilerden esinlendiği ilk öykü Bibliyomani. 30 yaşında, kocaman bir kütüphanenin hayaliyle yanıp tutuşan ancak zar
Edebiyat
BibliyomaniGustave Flaubert · Sel Yayıncılık · 2017882 okunma
9/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2023 21. kitabı
“Bibliyomani” aslında bir ruhsal rahatsızlık boyutunda kitaplara karşı zaaf ve kendinden geçercesine sevgi beslemek anlamına gelmektedir. Bu takıntıyı kısa bir öykü ile ele alan bu kitapta da ana fikir çok başarılı biçimde okura aksedilmiş. İçerisinde bulunan çizimler ile ana karakterimizi Giacomo’nun bir kitap uğruna ne denli kendinden vazgeçip acılara boğulduğu ve ölümünün dahi kitapların insiyatifine kaldığı açıkça vurgulanmaktadır. 30 dakikada bitirilecek bir eser.
1000Kitap
BibliyomaniGustave Flaubert · Altıkırkbeş Yayınları · 2021882 okunma
Bibliyomani
9/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2021 35. kitabı
Merhabalar :) Bugün, Gustave Flaubert'in yayınlanan ilk metni olması özelliğini taşıyan "Bibliyomani"adlı eseriyle geldim. Kitaba geçmeden önce gelin yazarımızı biraz tanıyalım. Gustave Flaubert, 1821'de Fransa'da doğdu. 22 yaşında, geçirdiği bir sinir hastalığı sonucu hukuk öğrenimini yarım bıraktı.1843-1845 yıllarında Duygusal Eğitim adlı romanını yayımladı. 1856'da beş yılını verdiği "Madame Bovary" Paris'te tefrika edildiğinde ahlakdışılık suçlamasıyla yargılandı. Son yılları maddi sıkıntılar içinde geçti. Dönemin genç romancılarıyla; George Sand, Émile Zola, Ivan Turgenyev, Alphonse Daudet vb dostluklar kurdu. Arkadaşının oğlu Maupassant'ı manevi evladı olarak gördü. Maupassant'ın başarılarıyla avundu. Bitiremediği son projesi "Bilirbilmezler"i yazmaya 1874′te başladı.1877′de "Üç Hikâye"yi yazdı. Flaubert 1880'de ani bir felç sonucu hayatını kaybetti. ************************** Gelelim kitabımıza :) Bibliyomani, yazarın 14 yaşında yazdığı ve yayınlanan ilk metni olma özelliğini taşıyor. Bu bize Flaubert'in doğuştan ne kadar yetenekli olduğunu kanıtlayan bir eser. Tek kelimeyle hayran kaldım. Kitabın her sayfasının yanında yazarın elyazısıyla kaleme aldığı sayfaların görselleri var (ki bu çok hoş bir detay.) En son sayfada ise yazarın karaladığı birkaç çizim var ki; bu da bir resim öğretmeni olarak benim çok ilgimi çekti. Kitabın sade kapağı ve dokusu özel bir baskı olduğunu hissettiriyor okuyucuya. Bu da Sel Yayınları'nın başarısı diyebiliriz. Çeşitli kitap hastalıkları var.Tsundoku (sürekli kitap biriktirmek), abibliyophobia (okuyacak metin kalmaması korkusu) vb Bibliyomani ise Yunanca'dan gelen bir kelime. Biblion; kitap, Mania; hastalık anlamına geliyor. Hastalık derecesinde kitap düşkünü olmak demek. Kitapta Giacoma Barcelona'da kitapçılık yapan, insanları
Roman
BibliyomaniGustave Flaubert · Sel Yayıncılık · 2017882 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2019 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2019 23:57
"Bu adamın sahaflar ve eskiciler haricinde kimselerle konuşmuşluğu yoktu. Ketum olduğu kadar hayalperest, nemrut olduğu kadar mahzun bir adamdı; tek bir düşüncesi, tek bir sevdası, tek bir tutkusu vardı: Kitaplar." Henüz 14 yaşında olmasına rağmen Gustave Flaubert'in bu kadar mükemmel bir dili, akıcılığı ve betimlemelerinin olması beni inanılmaz etkiledi..Bir insanın kitaplara ne kadar tutkuyla bağlanabilir olduğunu (daha doğrusu ruhsal bir hastalık derecesinde) bir hikayeyle anlatmış yazar. Öyle ki kitaplara bakarken bile onları bir sevgili gibi her şeyden öte tutan ve kitapların gölgesinde yaşayan, kitapları hayatının merkezi haline getirmiş bir karakter Giacomo, kitap uğruna her şeyden vazgeçmesi onun ağır bir 'Bibliyomani' olduğunu gözler önüne seriyor.. Herkesin daha doğrusu kitap severlerin kendinden bir parça bulabileceği kısa ve öz bir eser..
BibliyomaniGustave Flaubert · Sel Yayıncılık · 2017882 okunma

Yazar Hakkında

Gustave FlaubertYazar · 30 kitap
Edebiyat eleştirmenleri tarafından modern romanın kurucusu kabul edilir. En tanınmış eseri, 19. yüzyıl toplumsal gerçekliğini çarpıcı biçimde aktaran ve dünya klasikleri arasına giren Madame Bovary'dir. 1857'de yayımlanan ve Fransa'da ciddi tartışmalara neden olan bu eserden sonra realist akımı başlatan kişi olarak gösterilmiştir. 12 Aralık 1821’de Fransa'nın Rouen kentinde doğdu. Bir hekim kızı ve dinsel bağlılıkları sahip bir aristokrat olan annesi Justine-Caroline Fleuriot ile Hôtel-Dieu'de baş cerrahlık yapan orta sınıftan gelme babası Achille-Cléophas'nın ortanca çocuğuydu. Rouen'de mutlu bir çocukluk dönemi yaşadı. 1832-1840 yılları arasında Rouen Koleji'nde öğrenim gördü. Edebiyat alanındaki ilk denemelerini okul gazetesinde ve Le Colibri ("Sinek Kuşu") adlı küçük bir dergide yaptı. 1834’te arkadaşı Ernest Chevalier ile birlikte Art et Progrès (Sanat ve İlerleme) adında bir dergi çıkarmaya başladı. Henüz 15 yaşındayken Trouville sahilinde tanıştığı kendisinden on yaş büyük ve evli bir kadın olan Elisa Schlésinger'e aşık oldu. Bu aşk, yaşamında çok önemli etkiler, izler bıraktı. Elisa Schlesinger daha sonra "Duygusal Eğitim" adı ile kaleme alacağı eserde Marie Arnoux karakterinin de temel kaynağı oldu. Öğrencilik yıllarında sürekli yazdı. "Bir Çılgının Hatıraları" (1838), "Smarh" (1839) ve 1840 yılında yazmaya başladığı "Kasım" lise öğrencisi olduğu dönemin ürünleridir. 1841'de Paris'e gidip Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Hukuk öğrenimi sırasında da yoğun bir şekilde yazmakla meşgul oldu. 1844 yılında sara kaynaklı ilk krizini geçirince, dinlenmesi gerektiğinden hukuk eğitimini yarıda bırakarak eve döndü. Hastalığı nedeniyle vaktinin çoğunu evde geçirmek zorunda kaldı. 1845’te "Duygusal Eğitim"in ilk taslağını bitirdi ve ailesiyle beraber bir İtalya seyahatine çıktı. Cenova'da gördüğü ve onu çok etkileyen bir Brueghel tablosunun verdiği ilhamla “"Aziz Anthony'nin Baştan Çıkışı”'nı yazmaya başladı. 1846 yılında babasını, hemen ardından kız kardeşini kaybetti. Ölen kardeşinin küçük bebeğinin bakımını üstlendi. Babasından kalan yüklü miras sayesinde tüm zamanını yazı yazarak geçirmeye karar verdi. Yeğeni ve annesi ile Rouen yakınlarındaki Croisset'ye yerleşti, hayatının tamamını burada geçirdi. Bu arada edebiyat dünyasında kendisinden uzatmalı sevgilisi olarak bahsedilen şair Louise Colet ile tanıştı (1846) ve ilişkileri sekiz yıl sürdü. 1849’da "Aziz Antoine" adlı eserinin ilk okumasını arkadaşlarına yaptığında büyük hayal kırıklığı yaşadı. Arkadaşları ona sıradan konular seçmesini ve bunu doğal bir üslupla, herkesin anlayabileceği bir dille yazmasını öğütlediler. Bu hayal kırıklığının ardından yakın dostu Maxime du Camp ile birlikte 18 ay süren bir Ortadoğu gezisine çıktı. Yunanistan, Anadolu, Mısır, Filistin, Suriye ve İtalya'yı dolaştı. Gezi esnasında mal varlığının çoğunu harcayan ve frengiye yakalanan Flaubert, içe kapanıklığından, yalnız Mısır’a ve Tunus’a yaptığı yolculuklarla sıyrıldı. Ünlü romanı Salambo’yu ona esinleyen de, bu yolculuklar oldu. Madame Bovary’i de bu esnada kurgulamakta olduğu ifade edilir. Edebiyat dünyasından pek çok kişiyle mektuplaştı. Bu mektuplardan bazıları sonradan büyük ün kazandı. Sevgilisi Louise Colet’e mektupları ise edebî açıdan eserleri arasında sayılacak değerde kabul edilir. Yakın Doğu seyahatinden dönüşünden üç ay sonra, Eylül 1851′de Madame Bovary'yi yazmaya başladı. Kitabı 1856 baharında bitirdi ve eser tefrika edildi. Flaubert 1856′da "Baştan Çıkış"'ı tekrar kaleme ve "Salombo" üzerinde çalışmaya başladı (1857). Bu arada ilk romanı Madame Bovary, 1857’de kitap olarak basıldı. Eser “ahlaksızlık-sapkınlık” eseri olarak suçlanarak yasaklandı ve yazara dava açıldı. Savcıya göre kitapta eş aldatma yüceltilmekte, cinsel duygular abartılıp kışkırtılmakta, geleneklere hakaret edilmekteydi. Yargıç “namus cellâdı kadın”ın kim olduğu sorulduğunda, Falubert’in verdiği "Madam Bovary, c'est moi! (Madame Bovary benim!)” yanıtı meşhurdur. Avukatı Marie-Antoine-Jules Senard’ın başarılı savunması Flaubert’in aklanmasını sağladı. Bu nedenle avukat Senard’ın adı bu nedenle kitabın yeni basımında, daha ilk sayfada, ithaftan da önce, Flaubert’in kendisine hitaben yazdığı kısa bir teşekkür notuyla birlikte yer almıştır. Flaubert bu savunmadan sonra, yazdığı kitabın kendi gözünde bile umulmadık bir değer kazandığını söylemiştir. Yazar, 1858 ilkbaharında Kuzey Afrika'da iki aylık bir araştırma gezisi yaptı. Salomo adlı romanını Nisan 1862′de tamamladı. 1864-1869 arasında Duygusal Eğitim’in son taslağını yazdı. Yirmi beş seneye yayılan bir çalışma sonunda ortaya çıkan bu eserde kendi gençlik yıllarından hareketle bir "nesil hikâyesi" anlatmıştır. Yaşamının son yılları acılar, edebi başarısızlıklar ve maddi zorluklarla geçti. Bitiremediği son projesi "Bouvard ve Pécuchet"'yi ("Bilirbilmezler" ismi ile Türkçeye çevrildi) yazmaya 1874′te başladı. Para sıkıntısı yüzünden, projeye iki senelik bir ara verip 1877′de yayımlanacak olan "Üç Hikâye"'yi (Saf Bir Kalp, Konuksever Aziz Julien Efsanesi ve Hérodias) kaleme aldı. Çocukluk arkadaşı Laure le Poittevin'in oğlu Maupassant'ı manevi evladı olarak benimsemişti. Onu iyi bir yazar olarak yetiştirmeye çalıştı ve Maupassant'ın başarılarıyla avundu. Flaubert, 8 Mayıs 1880 günü, ani bir felç sonucu, Croisset’de öldü. Romanları Salambo (Salammbô) Duygusal Eğitim Madam Bovary Gönül ki Yetişmekte Ermiş Antonius ve Şeytan Bilirbilmezler (Bouvard ile Pécuchet) Günlük Kırlarda ve Kumsallarda (1886) Anı Bir Delinin Anıları (1838)