·
Okunma
·
Beğeni
·
4.554
Gösterim
Adı:
Bir Maskenin İtirafları
Baskı tarihi:
Mart 2010
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750711459
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Bir Maskenin İtirafları
Bir Maskenin İtirafları
Bir Maskenin İtirafları
Bir Maskenin İtirafları
Yukio Mişima, yalnız Japon edebiyatının değil, dünya edebiyatının da en önemli, üzerinde en çok tartışılmış yazarlarından biri. Her yapıtıyla Japon ruhunu, bir yandan ürkütücü acımasızlığı, öte yandan sonsuz kırılganlığıyla dile getirmiş; müthiş gözlem gücüyle, derin, evrensel bir eser yaratmıştır.

Bir Maskenin İtirafları, bu “uçurum yazar”ın en ünlü romanlarından, otobiyografik özellikler taşıyan bir kült metin. Mişima, bir ergenin kendi bedeni üzerinden giriştiği yaşam ve ölümle hesaplaşma sürecini, insan zihninin en uçlardaki serüvenlerinden birine dönüştürüyor. Ölüm, kan ve intihar saplantısı, modern yaşamın reddi, eşcinsellik gibi temalar üzerinde yoğunlaşıyor; her satırıyla ürpertici bir yolculuğa çıkarıyor okurunu.
208 syf.
Kimitake Hiraoka ( Yukio Mişima )... Uçurum yazarı... Ya da mükemmel bir iç gözlem ustası... Ya da Ölüme Bağlılığı, yaşamın her anında hisseden bir yazar... Ya da ...

Söylenecek o kadar çok şey var ki, nerden tutsan eksik kalıyor dedikleri durum bu olsa gerek. Mişima; yaşam ve ölüm döngüsü içinde, bu döngüyü kısırlaştırmaktan öteye geçip net bir şekilde ölüme bağlılığıyla yaşamı bir noktaya kadar (Belki de onun için zirve) sürdürüp, sonrasında değerlerini taşıdığı kültürün etkisiyle Seppuku (Harakiri) yaparak yaşamı sonlandırıyor. Okuduğum tüm kitaplarında Ölüm ve İntihar teması o kadar yoğun ki, ister istemez karamsarlık süreci başlıyor okuyucu için. Ama her kitap ayrı bir dünya Mişima 'da... Ayrı bir son,ayrı bir başlangıç...

Japon Edebiyatı nın en önemli yazarlarından olan Mişima, Samuray kökenli bir aileden gelen babaannesinin gölgesinde uzun bir süre kaldığı için, etkisini tüm yaşamı boyunca hissedeceği bu gölgenin çizdiği yolla başlıyor hayata. Eşcinselliği, engel olamadığı ya da olmak istemediği şiddet eğilimi ve ölüme olan bağlılığına dair tüm gözlemlerini cesurca topladığı bir kitap. Okurken bir çok paragrafı tekrar tekrar okuduğumu hatırlıyorum. İç gözlem konusunda üstüne başka bir yazar ya da en azından bu kadar cesur bir yazar var mıdır? ...

Japonya'nın Edo dönemi sonlarında ve Meiji dönemi başlarındaki Restorasyon çalışmalarının getirdiği batılılaşma ve onun sürüklediği yozlaşmayı sert bir şekilde reddeden Mişima, Bereket Denizi dörtlemesinde yozlaşmaya karşı duruşunu net ortaya koyarken aynı zamanda acımasız özeleştiriden de yoksun kalmamış. Şintoizm ve Budizm arasında sıkışmış olan Japon kültürünün ne denli acı çektiğini bu dörtlemede görmek mümkün. Aynı zamanda Samuray ların ölüme bağlılıklarının aslında yaşama bağlılıkla eş değer olduğunu da gösteriyor. Buşido Öğretisi (Svaşçının Yolu) ilkesi ile yaşamı anlamlı kılmaya çalışan Samuray gelenekleri ve Mişima nın yaşamını noktaladığı an. Bereket Denizi dörtlemesini okurken intiharını bu kitabı yazarken kurguladığını anlıyorsunuz zaten...

''Bir duygunun sarhoşluğuna bağlı kalırsan, diğer tüm duyguların sarhoşluğundan yoksun kalırsın''... Tam olarak böyle miydi bilemiyorum ama bu cümleyle şekillendirdiği Altın Köşk Tapınağı gerçekten okunması gereken bir kitap bence. Engelli insanların hayata bakışlarına dair okuyucuya yeni bir pencere açabilecek türden. Ve duyguların esaretinden...

Stefan Zweig in Yakıcı Sır ı ile aynı paralel de giden ve hatta onun bir kaç doz üstü olan Denizi Yitiren Denizci en güzel kitaplarından biri belki de. Okurken tüm duyguları her sayfada hissedebiliyorsunuz.

...

Mişima aslında tüm kitaplarında kendi yaşamını veya yaşama dair içgözlemlerini yansıtıyor. Ya da ben öyle hissettim, bilemiyorum. Ölümün de yaşama dair bir gerçek olduğunu betimlemeleriyle taçlandıran bir yazar...

Okuma Sabrı gösterdiğin için Teşekkür Ederim
208 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Bir tarafta ergenlik sancıları eşliğinde büyüme ve varolma savaşı verirken, diğer tarafta yeni yeni keşfetmeye başladığınız benliğinizde hissettiklerinizin toplumun geleneksel beklenti ve kurallarının dışına düştüğünü fark ettiğinizde ne yaparsınız?

Siz, aldığınız eğitim ve yetiştirilme tarzınız eşliğinde, toplumun yücelttiği o “normal”lerden olmak için samimiyetle çabalarken, attığınız her adımda farklı olduğunuzu dehşetle gördüğünüzde; “yasak”, “ayıp”, “günah”lar başınızın üstünde giyotin misali sallanırken derdinizi kimselere kolay kolay açamayacağınızı fark ettiğinizde ne yaparsınız?

Mişima, otobiyografik özellikler barındıran bu romanında çocukluğundan 20li yaşlarının başına kadar kahramanımız Koçan’ı anlatıyor. Geleneksel Japon kültürüne bağlı ve aşırı muhafazakar büyükannesinin isteği ile ailesinden koparılıp ergenlik dönemine kadar yaşlılarla birlikte kasvetli bir evde yaşamak zorunda bırakılan Koçan, dışarıdan bakıldığında uslu, başarılı bir öğrenci. Zayıf bünyesi ve bitmek bilmez sağlık problemleri büyükannesinin onun üzerindeki baskısını tahammül edilmez seviyelere taşırken dahi sesini çıkarmayan, saygılı, geleneklerine bağlı bir çocuk o. 10lu yaşlarından itibaren çarpıcı güzellikte hikayeler yazıyor ve dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünüyor.

Mişima etkileyici dili ile bizi iç dünyasına taşıdığında, maskesini bizim için indirdiğinde yüzleşiyoruz Koçan’ın yaşadığı fırtınalarla… Küçük yaşlarından itibaren hemcinslerine ilgi duyan, bu ilgisini adlandıramayan, dıştan bakıldığında “normal” olmak için çabalarken içten içe kendi ile savaşan bir Koçan var artık karşımızda. Keskin zekası sayesinde rol yapmayı iyi beceriyor, maskesini yüzünden hiç düşürmüyor. Bir yandan acı ile kendisinin neden farklı olduğunu anlamaya çalışıyor, öte yandan çabalarsa “normal”leşebileceğini düşünüp karşı cinsle yakınlaşmaya uğraşıyor. Ama attığı her adımda farklılığını daha fazla hissederken bunu değiştirmenin kendi elinde olmadığını, karşı cinse hiç ilgi duymadığını; ve daha da önemlisi, değişmesi gerekmediğini fark ediyor.

20.yy Japon Edebiyatı’nın en etkili ve özgün kalemlerinden biri Mişima. 1925 yılında doğan yazar Batı tarzı eğitim alması ve Batı edebiyatından çok etkilenmesine karşın geleneksel Japon kültürüne tutkuyla bağlı. Aktif politikada yer alan milliyetçi Mişima, giriştiği darbe girişiminin başarısız olması sonucu harakiri yaparak yaşamına son veriyor. Genç yaşında ölmesine karşın geride 34 roman, 50 oyun, 25 kısa hikaye kitabı, sayısız makale ve hatta bir de sinema filmi bırakan Mişima, etkileyici bir kalem. Sürükleyici ve şaşırtıcı açıklıktaki dili ile dikkat çekiyor.

Kendi yaşamında birçok çelişki barındırıyor Mişima. Japon kültürüne tutkuyla bağlı olmasına ve gelenekleri savunmasına karşın benzer gelenekler nedeniyle acı çekiyor örneğin. Yaptığı evlilik ve 2 çocuk ile eşcinselliğini gözlerden gizliyor. Bir yandan yaşamı yüceltirken öte yandan ölüm, şiddet, kan dökme fantezileri kuruyor. 1900lerin ilk yarısında, büyük Japon İmparatorluk rüyasının yerle bir olduğu sağcı militarizm ve emperyalizm döneminde yetişen yazar bir bakıma Japon toplumundaki şaşkınlığın, savrulmanın ve kafa karışıklığının da temsili sanki.

Sadece eşcinsellerin değil, farklı sebeplerle de toplum dışına itilen, geleneklerden farklı davrandığı için eleştirilen ve dışlanan herkesin duygularına tercüman oluyor Mişima. Varoluşu sorgularken bireyin toplum karşısındaki güçsüzlüğünü de tespit ediyor. Bireyin içinde yaşadığı fırtınaları ve saklanmak için çabalarını o kadar açık anlatıyor ki, artık gözümüzü kaçıramıyoruz. Maskenin düşmesi mi tehlikeli, yoksa düşmemesi mi? Sorguluyoruz.

“Herhangi bir kimsenin, sadece bir an için bile olsa, kendi gerçek yaradılışına aykırı hareket etmesi olacak şey midir diye sorulabilir. Buna hayır cevabı verilirse, o zaman bizi hiç istemediğimiz şeyleri arzulamaya yönel­ten esrarlı zihni süreci açıklamak mümkün olmazdı, öyle değil mi? Benim, ahlak dışı isteklerini geleneksel esaslar­dan hareket edip bastıran bir insanın tam tersi olduğum kabul edilirse, bu durum, yüreğimin daha da ahlak dışı arzulara bağlandığı anlamına mı gelir? Yoksa kendi kendimi aldatmam artık tamamlanmış mıydı?­”

Sevgili Ebru Ince 'e bu güzel etkinlik için teşekkür ederim.
Gerçekten okurken inanılmaz sıkıldığım bir kitaptı.Küçük bir çocuğun kendini keşfetmesi, kendi cinsine karşı duygular hissetmesi , aşık olması bunlar tamam da çok boğucuydu. Kolay kolay yarım bırakmam okuduğum kitapları ama o kadar sıkıldım ki devam edemedim.
199 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Otobiyografik özellik taşıyan Bir Maskenin İtirafları, Mişima'nın ilk kitabı.Ben Afa Yayınları'ndan Zeyyat Selimoğlu çevirisi ile okudum.Yukio Mişima, edebiyatçı kimliğinin yanı sıra sıra dışı yaşamıyla da ilgimi çekiyor.Eşcinsel aynı zamanda muhafazakâr, Japonya'nın modernleşme süreci sırasında kültürel değerlerini kaybetmiş olmasından dolayı rahatsız, samuraylığı savunan, savunduğu değerler uğruna seppuku ile yaşamına son veren Japon edebiyatının önemli temsilcilerinden biri.
Bir Maskenin İtirafları aslında Mişima'nın itirafları sayılabilir.Kitabın ana karakteri doğduğu anı hatırladığını iddia eden, çok küçük yaşlarda eşcinsel eğilimini keşfeden, Palozzo Rosso’nun Aziz Sebastiaus tablosunu kendisi için en büyük cinsel obje olarak gören, şiddet ve ölümle iç içe geçmiş bir cinselliği beyninde yaşayan bir karakter.İçindeki tüm fırtınalara rağmen toplumsal baskılar nedeniyle bir tür maskeyle dolaşır.Kendini karşı cinse aşık olmaya zorlar içindekileri bastırabilmek adına.Kitabın 122. sayfasında çok güzel anlatıyor Mişima, taşıdığı maskeyi.
"Yüzümdeki "maske", böyle diyordum kendi kendime, maske olmaktan çıkmıştı sonunda; çünkü artık varlığımın bir parçası olmuştu.Kendimi normal bir insan olarak maskelediğimi anlamış, içimde yaradılıştan saf ve normal olan şeyi de eritip bozmuştum.Sonuç olarak bunun bile aslında sözde bir normallik olduğunu döne döne kendime tekrarlar olmuştum.Diğer bir deyişle: Sonunda bir maskeli hayhuydan başka şeye inanamayacak bir varlık olma yoluna girmiştim."

Bir Maskenin İtirafları çok cesur olmasının yanında müthiş bir edebiyat keyfi sunuyor.Seviyorum Mişima'nın dünyasını.️
208 syf.
·4 günde·8/10 puan
Önce biraz Mişima’dan bahsetmek istiyorum. Japon edebiyatının en önemli en tartışma yaratan yazarlarından biridir. Ölüm, yaşam, yaşama karşı umudunu yitirme, intihar, karamsarlık, kasvet Mişima’da bolca mevcut. Herkesin söylemek isteyip de söyleyemediği, bir şekilde korkup maskelerinin altına sığınmış kişilerin söylemek istediklerini çok cesurca, korkusuzca anlatıyor.

Bir Maskenin İtirafları Mişima’nın ilk kitabı olmakla birlikte otobiyografik ögeler de taşıyor.

Genç bir adamın, doğduğu anı hatırladığını iddia eden, küçük yaşlarda kendini ve toplumun getirdiklerini keşfeden, Aziz Sebastiaus Tablosunu en büyük cinsel obje olarak gören genç bir adamın içsel çatışmalarını okuyoruz. Bu genç ‘şiddet ve ölümle iç içe geçmiş bir cinselliği’ beyninde yaşayan, toplumsal ve cinsel kimliğini baskılardan dolayı bir maskeyle dolaşır. Bu gencin kendi iç çatışmalarını okurken ayrıca dönemin Japonyasına da göz atıyoruz.

Herkese hitap etmeyen bir yazar olduğunu düşünüyorum. Sadece yazılarının içeriği olarak değil, yazım tarzından da bahsediyorum. Her ne kadar bazı olayları okusak da eğer ilginizi çekmiyorsa sizi sıkar ve bunaltır çünkü Mişima’nın ruhsal çözümlemelerini sayfa sayfa dönüp tekrar okumak zorunda kalabiliyorsunuz. Ben birçok paragrafı tekrar tekrar okudum, anlaması zor olduğundan değil de benim kendimce ilginç bulduğum ve daha iyi benimseyip Mişima’yı daha iyi anlamak içindi. Mişima’dan ilk kitabımdı ve kesinlikle okumaya devam edeceğim, konusu size hitap etmiyor olsa bile bence bir deneyebilirsiniz, belki de okuma tarzınızın bu olduğunu da keşfedebilirsiniz sonuçta farklı şeyler denemek, farklı bakış açılarını görmek iyidir.

“Havada düşman uçakları, yerde kahrolası içtihat kararları... Hey Tanrım!” Öfkeli Öfkeli güldüm. “Yerde gökte hayalini kurduğunuz barış bu mu?”

“İnsan olmanın ana temelleriyle, pozitif insan psikolojisiyle ilgili inatçı huzursuzluğumu düşünmek, beni, iç gözlemin sonsuz çemberinin içine doğru çekmekten başka bir işe yaramıyordu.”
208 syf.
·5 günde·10/10 puan
Otobiyografi türünde yazılan eserde yazar kendisi ile ilgili gerçekleri çekinmeden olduğu gibi anlatmış . Özellikle ruhsal çözümlemeler çok başarılı. Mişimo okuyanlar diğer kitaplarını da okuyacaktır
208 syf.
·Puan vermedi
Mişima'yı sağcı faşistin teki diyip okumayan kişileri duydum ve çok şey kaybettiğinizi belirtmek isterim. Toplumun kabul edemediği bazı gerçek düşünceleri özellikle belirtiyor olması açıkçası benim çok hoşuma gitti. Ölümle-yaşam mı desem, cinsiyet mi desem, adalet mi desem, bağımsız düşünce mi desem ne derseniz diyin her şey var kitapta. Kısaca toplum normları yüzünden nasıl içsel yolculuklara maruz kaldığını, tüm açık yürekliliğiyle savaştan nasıl korktuğunu anlattığı otobiyografik kitap. Ben hemen diğer kitaplarını da okumaya başlayacağım.
208 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10 puan
"belki de "tecessüs" bir insanın sahip olabileceği en ahlak dışı tutkudur. "

"bir yerde herkes birbirine benziyorsa orada kimse yok demektir" michel foucault

ancak diğerlerinden farklı olmak bazı sorumluluklarda gerektirir. toplum biçilen rollerin dışına çıkılmasından hoşlanmaz ve bunun bilincinde olmak insanı zor kararlar almaya iter. fark edilmemek için yüzümüze maskeler takarız, karakterimizin dışında davranışlar sergileriz. böylelikle kalabalığın arasına karışıp kendimizi korumaya çalışırız.

herkesten farklı arzuların pençesinde bir adamın kendisini gizlemek adına çevresini gözlemleyip onlar gibi olmaya çalışması ve bunun neticesinde yaşadığı vicdan azabı, pişmanlık ve kendisini cezalandırmanın samimi anlatımı. bu yapaylık ve role bürünme ile kendisine ait olanları da yitirmesi, yabancılaşma, kayıtsızlık ve ölümü arzulama tutkusu gibi şiddetli geri dönüşlerle karşılaşmanın kaçınılmazlığı.

mişima kişinin iç buhranlarının kaynağını olduğu şeyden çok olmaya çalıştığı şey olarak tanımlayarak bir nevi öz eleştiride bulunmuş. bir türlü kendi olamayan bireylerin içini kaplayan kasvetin yaşamaya olan inancın yitiminde ki rolünü okuyucuya anlatma girişimi yer yer başarılı, yer yer ise karakterle benzer hatalarla gizlenmeye çalışılıyormuş izlenimi veriyor. bir nevi öykü satırların ardında da devam ediyor fikrine kapılıyor insan.
199 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10 puan
Hani bazı günler vardır. Canınız sıkılır böyle Televizyon karşısına geçip kanallar arasında dolanırsınız. Hava boğar o an insanı yapacak bir şey yoktur. Sadece öyle kanallar arasında dolanırsınız sonra bir film gözünüze takılır. Bir sahnesi sizi meraklandırır.Sonra o merak sizi filmin sonuna kadar götürür.

Sonra film bitince bu film araştırma yaparsınız. Neden hiç bu kadar güzel film duyulmamış ve konuşulmamış dersiniz. İşte bu kitap öyle bir izlenim bırakan bir eser. Çamurda keşfedilmeyi bekleyen bir elmas adeta. Japon edebiyatına ufak ufak giriyorum artık Murakami'den sonra ikinci Japon yazarım olan Mişima beni aldı götürdü resmen. Okurken zaman ve mekandan soyutlandım.

Bir Maskenin İtirafları aslında her insanın söylemekten korktuğu şeylerin, almaktan korktuğu kararların ve gizlemek zorunda kaldığı dürtülerini anlatıyor. Ben okurken aklıma sürekli Albert Camus'un Yabancı kitabı geldi. İki eserdeki ortak nokta Toplum ne söyler tabusudur.

Ana karakterin kendi tercihlerini sürekli toplum tarafından taşlanacağını düşünmesinden dolayı bastırmak istemesi bize maskenin arka yüzüne götürüyor. Aslında kimse olmak istediği gibi değil hepimiz maske takıyoruz. Biri sürekli siyahı sevdiğini söylüyordur ama bulunduğu ortamdan gelecek tepkiden dolayıdır aslında bakarsanız belki de pembe en sevdiği renktir.

Toplumun düşünsel tabuları yüzünden yapay bir rol modellemesi çizen her birey maske takarak topluma ayak uydurmaya çalışıyor. Aslında maskenin arkası yani bireyin iç dünyası ürkeklikten dolayı kapkaradır ve hayata olan inancını sömürmektedir.

Biri maskeyi çıkartıp fitili ateşlese çoğunluk büyük ateşi yakmak için fazla beklemeyecektir. Yoksa toplum taklitçi bireylerin artışı yüzünden doğru ile yanlışı ayırt edemeyecek hale gelecektir...
208 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10 puan
İlk 130 sayfa civarı bir türlü gitmese dahi (belki benim yüzümdendi bu da, bilemiyorum) geri kalanında gerçekten güzel cümleler olan bir kitap. Bir ya da iki gün ayrılıp bir şans verilebilir.
208 syf.
·5/10 puan
Öncelikle japon edebiyatından okuduğum ilk roman olduğunu belirtmeliyim. Sonrasında ise "ilgi çekicilik" açısından kitabın ilk cümleleri ile son cümleleri arasında dağlar kadar fark olduğunada değinmeden geçemeyeceğim. Bu yüzden kitabın finali başlangıcına göre çok fazla sönük kalmış olduğu için önerebileceğim bir kitap diyemem. Kısaca kitabın konusu ise bir oğlan çocuğunun eşcinsel olması ile ilgili verdiği hem içsel hemde dışsal çatışmayı anlatıyor. Bu klasiği merak edip okuyacak olan okurlara şimdiden iyi okumalar diliyorum.
Vurulmuş yatıyor güzel şövalye,
Sazlar ve kamışlar içinde.
Oscar Wilde’ın bu dizeleri bende ilk okuduğum zaman kahramanlığa duyulan hayranlık duygusu, biraz üzüntü, biraz acıma uyandırmıştı. Ancak Yukio Mişima’nın itiraflarını okuduktan sonra çok farklı bir yönden bakılabileceğini de anladım. Yukio Mişima’nın kitaplarını okumak elbette ki çok büyüleyici bir dünyaya yolculuk anlamı taşıyor ancak yazarın kendisi ve hayatı daha büyüleyici bir yerde duruyor. Nedense bana Don Quijote‘yi hatırlatıyor Mişima. Mişima şövalyeliği değil ama samuraylığı savunuyordu, zaten samuraylar da doğunun şövalyeleri sayılmaz mı? Ona göre Japonya kültürel değerlerinden uzaklaşmaktaydı ve buna birinin “dur” demesi gerekiyordu. Bir dövüş sanatları ustası olan Mişima Tatenokai üyeleri ile birlikte Japonya Silahlı Kuvvetleri binalarında birine girip komutanı bağladıktan sonra bir manifesto okur ve beklediği tepkinin tam tersi bir tepki alır askerlerden. Seppuku ile hayatına son veren Mişima bunu da o ince zekasıyla bir sene önceden planlamış, hatta kafasını kesmesi için görevli ismi bile belirlemiştir. Ki bu adam Seppuku sırasında daha fazla acı çekmesine neden olacaktır. Hayatını bu şekilde bir intiharla sonlandıran Mişima hakkında romanlar ve biyografiler yazılmıştır. Kendi ülkesinde aşırı muhalif bulunan Mişima dünyayı büyülemeyi başarmıştır.
Özyaşamöyküsel romanı Bir Maskenin İtirafları’nda hayatını doğduğu günden başlayarak anlatır, yazar. Çünkü iddiası odur ki; Mişima doğduğu günü hatırlamaktadır. Bunu büyüklerine kanıtlayamamıştır belki ama ben her zaman yaptığım gibi yazarın yanında yer alacak ve ona inandığımı iç rahatlığıyla söyleyeceğim. Mişima diğer erkek çocuklarından farklıdır zira “kötü alışkanlığını” ifa ederken kızları düşünmez, daha çok Yunan heykellerindeki erkek vücutları ilgisini çekmektedir.Palozzo Rosso’nun Aziz Sebastiaus tablosu onun kutsal atlasıdır sanki.


Ve ölü askerler, vücutları kanla sarmalanmış adamlar. Bu durum onu diğerlerinden ayırır ve kötü bir çocukluk geçirmesine neden olur. Ayrıca bedensel açıdan da kendini yetersiz hissetmektedir. Bunu yenmek için dövüş sanatlarına merak salar ve öldüğünde önemli bir dövüş sanatı ustasıdır. Sevdalandığı kişilere hep platonik bir bağla tutulmuştur. Bir kızla geçen ilişkisinde kendini denemiştir. Ancak kızla öpüştüğü anda o son umut ışığı da sönmüş ve artık kendini olduğu gibi kabullenme zamanı gelmiştir. O, insanlardan farklıdır, hemcinslerinden tamamen farklıdır. Dünyaya herkesten farklı bakmaktadır ancak bunu anlaması uzun sürmüştür. Mişima’nın Bir Maskenin İtirafları kitabını okuduktan sonra hemen diğer kitaplarını da sipariş etme isteği uyandı içimde. Çok doğrudan,sakınmadan, kendini gizlemeden kurduğu cümleler ona karşı bir acıma değil hayranlık duymanıza neden oluyor çünkü.Üç kez nobele aday gösterilen Mişima bu ödülü kazanamamıştır ama çok yakın arkadaşı olan ve onunla aynı kaderi paylaşarak intihar eden Yasunari Kavabata 1968 yılında bu ödülü alabilmiştir.
Ne dünyanın, oyuncak kutumdaki tahta küplerden yaptığım evden biraz daha karmaşık olabileceğini, ne de yakında gireceğim "insan toplumu" diye anılan şeyin masal kitaplarımdan daha göz kamaştırıcı olabileceğini gözümde canlandırabiliyordum.
"Çevremdeki insanların bende yapmacık bir davranış diye izledikleri şeyin aslında gerçek yaradılışımı savunmak için girişilen kramplı zorlamalar olduğunu, gerçek benliğim diye gördükleri şeyin ise aslında maskeli balodan başka bir şey olmadığını, ilk defa o sıralarda belli belirsiz kavramaya başlamıştım."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Maskenin İtirafları
Baskı tarihi:
Mart 2010
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750711459
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Bir Maskenin İtirafları
Bir Maskenin İtirafları
Bir Maskenin İtirafları
Bir Maskenin İtirafları
Yukio Mişima, yalnız Japon edebiyatının değil, dünya edebiyatının da en önemli, üzerinde en çok tartışılmış yazarlarından biri. Her yapıtıyla Japon ruhunu, bir yandan ürkütücü acımasızlığı, öte yandan sonsuz kırılganlığıyla dile getirmiş; müthiş gözlem gücüyle, derin, evrensel bir eser yaratmıştır.

Bir Maskenin İtirafları, bu “uçurum yazar”ın en ünlü romanlarından, otobiyografik özellikler taşıyan bir kült metin. Mişima, bir ergenin kendi bedeni üzerinden giriştiği yaşam ve ölümle hesaplaşma sürecini, insan zihninin en uçlardaki serüvenlerinden birine dönüştürüyor. Ölüm, kan ve intihar saplantısı, modern yaşamın reddi, eşcinsellik gibi temalar üzerinde yoğunlaşıyor; her satırıyla ürpertici bir yolculuğa çıkarıyor okurunu.

Kitabı okuyanlar 366 okur

  • AkilliBidik
  • Eda I. Bayındır
  • Fahri Çekirge
  • nilay
  • Ukuş
  • zhhs nsjsns
  • Arzu Ersy
  • g
  • Doğukan Kurtdere
  • Deniz Altınışık

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.1 (3)
9
%3.5 (5)
8
%2.1 (3)
7
%3.5 (5)
6
%2.1 (3)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0