“Biz milyonlar her sabah altı tekerlek şaşmazlığıyla aynı saatte, aynı dakikada tek vücut uyanırız. Tek bir milyon olarak aynı saatte çalışmaya başlar, tek bir milyon olarak aynı saatte işi bitiririz. Milyonlarca eli olan tek bedende eriyerek Tablet’in belirlediği aynı dakikada gezmeye çıkar ve salona gider, Taylor egzersizlerinin yapıldığı salona gider, oradan da uyumak için ayrılırız...”
Yevgeni Zamyatin eseri olan kitabın, ana vatanında çevirisi 1988’ i bulmuş, bulunduğu çevrede de baya yoğun baskılar gören yazarımız dayanamayıp kendi ülkesini terketmiş. Gönüllü sürgün… ne tuhaf bir yaşam içerisindeyiz, hayat bir kere var, keşke herkes sanatını dilediği gibi yapabilse değil mi? Sanırım bu düzeni bozuk dünya hep bir yerlerde böyle işliyor…
Kitabın muhakkak okunması lazım, bir distopik severseniz şayet kaçırmayın derim ki kendi
alanında bir öncü niteliğinde. Burada karakter analizlerine girmekten ziyade, basitçe bir özet geçeceğim ki aşağı yukarı bir sıfat oluşturalım okumak isteyenlere.
Bir devlet düşünün, onlara göre en güzeli ancak sadece onların idealleri ve sınırlarında. Toplumun kurallarına öyle bir uymak zorundasınız ki, bir şeyler yazıp okumak istediğinizde bile saat gözeteceksiniz. Bir yerlere eğlenceye istediğiniz saatte gidemezsiniz mesela, saati var, sevişemezsiniz o da saatle :) Belirli mecralardan izin alacaksınız yoksa bu ihanet olur, yüce devlete aykırı olur :)
26.yüzyılda İyiliksever/ Velinimet yönetimi altındaki Tek Devlet herkesi bütün kılar, insanlar bireysellikten çıkmıştır, numaralarla isimlendirilir ve matematiksel niteliklerle devlet algısı sürdürülür. Hüzün, mutluluk, hayal, heyecan, aşk, tutku kısacası tüm insani duygular ilkeldir, antik çağdan kalmıştır. Bu olgular zayıflık ve iradesizlik olarak görülür aynı zamanda devlet