·
Okunma
·
Beğeni
·
15.146
Gösterim
Adı:
Çocukluğum
Baskı tarihi:
15 Mart 2018
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051722443
Orijinal adı:
ДЕТСТВО
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yordam Edebiyat Yayınları
Çocukluğum, Maksim Gorki’nin otobiyografik üçlemesinin ilk kitabıdır. Kimi eleştirmenlere göre Gorki’nin başyapıtı olan Çocukluğum, dünya edebiyatında da kendi türünün en seçkin örneklerinden biridir.

Aleksey Maksimoviç Peşkov’u büyük Maksim Gorki yapan yaşam yolculuğuna tanıklık ederken, bu acı dolu yaşamdan damıtılan müstear ismin (Rusçada “acı” anlamına gelen) Gorki oluşuna hak vermemek elde değildir.

Küçük Aleksey’in, doğduğu Nijniy-Novgorod şehrinden babasının ölümü nedeniyle ayrılıp, annesiyle birlikte büyükannesi ve dedesinin yanına gitmesi ile başlayan anlatı, Gorki’nin, “O evin içindeki her şey, kış günü karlarla örtülü sokaktan geçerken beni altına alan bir kızak gibi üzerimden geçiyor, soluğumu kesiyordu sanki,” diye ifade edeceği günleri içerir. Bir yandan peteğine bir masal kahramanını andıran büyükannesinin balı damlayan Aleksey, yaşamın ne denli zor, ne denli acı yüklü olduğunu ilk kez bu yıllarda deneyimleyecektir.

Ancak bu deneyimler onu tüketmek, yılgınlaştırmak yerine ondaki yaşam inancını bileyecektir: “Hayat bizi her an şaşırtmaktadır ama hayvansal artıklardan oluşmuş, fokur fokur kaynayarak pis kokular saçan kalın çöplük katmanıyla değil, insanoğlunun bu çöplük katmanının altından yukarıya doğru çıkmak için zorlayan, iyiye yönelik, parlak, sağlıklı ve yaratıcı güçleriyle şaşırtmaktadır. Daha iyi, daha insanca bir hayatın yeniden doğacağı konusunda bizde sarsılmaz bir umut uyandıran da işte bu güçlerdir.”

Çocukluğum, okuduktan sonra sizinle kalacak eserlerdendir.
282 syf.
·Beğendi·10/10
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

Bu işsiz inceleme için anahtar kelimeleri ve isimleri veriyorum : PUNISHER VE FRANK CASTLE , METALLICA , ROCK MARKET , YADİGAR EJDER , ADİLE NAŞİT , ETİ PUF, LAFF A LYMPICS OLİMPİYATLARI VE GERÇEK KÖTÜLER .. BİR DE ÇİKOLATALI İRMİK TATLISI VE NÜKLEER TANDIR !!!

Sene 1990...9 yaşımda, belki bilemedin 10 yaşında falanım.. Trt 3 te rock market diye bir program var..Halen daha olduğu gibi o dönem de metal , müzik olarak değil deli işi olarak görüldüğü için gecenin bir yarısına koyuyorlar bu programı..Annem yatırıyor gece yarısı kalkıyorum ama sorun şu ki şimdiki gibi wireless kulaklıklar falan yok ..Hoş , kulaklıkta yok..Tv annemlerin odasına çok yakın.. Deliriyorum izlemek için ama sesi açsam uyanacaklar ,baskın yiyeceğiz ..İşin ucunda "z"opa var! Sesi kısıp dibine gömülüyorum bu kez de radyasyondan yeşeriyorum falan filan ..Yine böyle gecelerden birinde Metallica' nın One parcasının klibine denk geldim!! Okulda ismini duyuyoruz ama dinlemek nasip olmamış .. Yani o yoklukta 9-10 yaşında bir çocuğun ilk kez bu denli agresif bir müziğe denk gelişini size nasıl anlatayım bilemiyorum.. 3 uzun saçlı tip senkronize şekilde kafa sallıyor önünüzde..double cross u ilk kez duyuyoruz..Beynimden testere geçiriyorlar sandım ..Tel takıp elinizle gezdirdiğiniz dandik plastik arabaların Transformer 'lara dönüştüğünü düşünün.. Az kaldı aklımı yitirecem.. (merak edenler için : EVET O GÜN SESİ AÇIP, METALLICA' YA ÖZENİP, NE OLACAKSA OLSUN DİYİP, KAFA SALLAMAYA BAŞLAYINCA ,UYANIP O HALİMİ GÖREN ANNEM TARAFINDAN "İÇİNE ŞEYTAN GİRMİŞ BU ÇOCUĞUN" DİYEREK SAĞLAM BİR ZOPA YEDİK! İSYAN BAYRAĞI İLK KEZ O GÜN GÖNDERE ÇEKİLDİ..İLK KAN O GÜN DÖKÜLDÜ!!) Tabi o dönemler de , Metallica ' nın senfoni orkestralarıyla düetler dizip popcorna dönmeden önceki "KAFA KOPARDIĞI" , kuduz köpek gibi müzik yaptığı yıllar..Manyağı olduk..Bir dönem geldi "ingiliççe" öğrendik , sözleri çevirdik bi baktık ki total "protest" muhabbetler.. "Haksızlığa" karşı yazılmış sözler..Tabii yaş ilerliyor, her erkek çocuğu gibi biz de çizgi roman ve atari denen illeti tecrübe ettik conan , x-men ,spiderman derken Punisher ve Frank Castle ( büyüksün REİS!!) ile tanıştık..Ailesi ellerinden alınan ex- special forces elemanı psikopat bir marine (komando işte kardeşim).. Onun da payına "haksızlık" paydasına intikam düşmüş..Şimdi diyeceksin ki yahu arkadaş bize bunları neden anlatıyorsun ? Bunların Gorki ile ne ilgisi var .. Açıklayayım : Maksim Gorki de tıpkı bu yukarda adı geçenler gibi hayattaki payına "haksızlık ve adaletsizlik" düşmüş ve bu haksızlıklara karşı kalem oynatmış mücadele vermiş bir yazar..Bu bağlamda tamamıyla aynı hizaya denk geliyorlar..Yaklaşık bir saat önce Punisher' ın Metallica - One parcasıyla mixlenmiş trailerını görmeseydim daha uzunca bir müddet yazamıcaktım bu incelemeyi sanırım..Gelelim Maksim Gorki' ye..

Gorki ile tanışma faslım seneler evvel Ana adlı romanıyla oldu.. O dönemler nerden nasıl elime geçmiş olduğunu bilmiyorum , tam olarak hatırlamıyorum ama iskele yayınlarından çıkmış bu romanı alıp okumuş ve baya baya etkisinde kalmıştım.. Etkisinde kalmış olmam şu bakımdan önemli idi çünkü o dönemler hakkaniyet duygumuzun olmasına karşın apolitik bir cizgi üzerinde yürümekteydik .. Pek tabii o dönem de ( şu gün de!) metal dinliyor yine protest bir çizgiyi savunuyorduk ama görüşümüze bir ad koymamış idik .. İşte bu roman sayesinde ilk kez Emek - sermaye olayına sonuna kadar , tartışmasız bir kesinlikle haklı olan ile insafsız sömürünün yanında yer alan haksızın gözünden tarafsız bir gözle bakabildim .. Roman hoşuma gitmiş ama anlatımı pek sevmemiştim ..Onun da sebebini farklı ama rusça aslından iyi bir çeviri okuyunca anladım.. Siz siz olun ucuz yahni yiyeceğim diye dalağınızdan böbreğinizden olmayın.. Kitaba gelir isek .. Bu kitap Maksim Gorki' nin hayatını anlattığı 3 bölümlük kitaplar silsilesinin ilk kısmı..Yine Kemalettin Tuğcu roman kahramanlarını secdeye yatırıp , bunca bunalıma dayanamayıp overdose madde alımına koşturacak dramları çok küçük yaşta yaşamış bir çocukla girizgah yapıyor Gorki .. Düşünün ki 4 yaşında babasını kaybettiğini idrak dahi edemeyen Gorki, hiç farkına varmaksızın defin gününde babasının yağmur altında toprağa verilirken çamurlu sularla mezara yuvarlanan kurbağalara ne olacağını düşündüğünü aktarıyor sizlere .. Sonrasında anneanne tarafına hicret ..Kitap aslen bu bölümden sonra başlıyor diyebiliriz.. Kaşirinler olarak anılan ,iki dayısı ,yengeleri, dedesi ,anneannesi ve uşakları ile yanlarında çalıştırdıkları terkedilip evlat edinilen bir yetimden oluşan bu kötülükler silsilesi aile , tabiri caizse Laff A Lympics olimpiyatlarındaki GERÇEK KÖTÜLER takımı olup adeta kan kusturuyorlar ona.. Dayılara bakarsan biri YECÜC biri MECÜC..Dedeye gelecek olsan eli sopalı son derece psikopat ve acımasız bir kişilik ..Megatron'un eski Rusya' da yaşamış versiyonu..Kuzenler son derece sinsi ve sürekli kendisine tuzak kurarak falakaya yatırılmasına sebebiyet veriyorlar..Yalnız bu anlattıklarımın dışında bir kadın hayal edin: ANNEANNE..Burası ÇOK önemli !!

Kaşirin Nine için malzemeler :

1 adet Yadigar Ejder
1 adet Adile Naşit
1 adet Rapunzel
Bol miktarda Eti Puf (siyah olacak)
Azıcık dinlenin malzemeleri toparlayın gelin devam edelim..bu arada başka bir evrene uzanalım araya da fon olsun =) "ALL" Hail the dark-side!!! <3

https://www.youtube.com/watch?v=oZuwZiaW4kA

Geldiniz mi? OK!
Yadigar Ejder'in kalıbını , Adile Naşit' in kalbiyle marine edip ,Rapunzel' in saçlarını siyaha boyayıp kökünden kestikten sonra kulak memesi kıvamına gelen karışıma alabildiğince Eti Puf ekleyerek buzdolabında bekletiyoruz ..Oluşan karışımı HADRON ÇARPIŞTIRICISINA koyup reaksiyonu gözlemlemeye başlıyoruz..veeee 10 dakika sonra Kaşirin Nine hazır!! =)) İşte bu uzun saçlı altın kalpli KELİMENİN GERÇEK MANASIYLA DEV KADIN Gorki' nin evdeki tek koruyucusu .. Tüm bu anlattıklarım ışığında Kaşirinlerin evini bir NÜKLEER TANDIR , Gorki'yi de bu tandırda unutulan gereğinden fazla pişmiş ÇİKOLATALI İRMİK TATLISI olarak düşünün .. Çünkü anlatımı o kadar tatlı ve sade ,başından geçenlerse bir o kadar acı ve dayanılmaz.. Kısaca oku ya da oku kategorisindeki kitaplardan.. Bu işsiz incelememizin de böylece sonuna geldik CİCİŞLER ..Kısa tutayım dedim ama yine uzun oldu kusura bakmayın ..

Elzem Linkler:

Punisher trailer : https://www.youtube.com/watch?v=lIY6zFL95hE

Laff A Lympics Olimpiyatlarında hep kazansınlar istediğim ama bir türlü muvaffak olamayan gönüllerin şampiyonu GERÇEK KÖTÜLER :
http://img01.alkislarlayasiyorum.com/...sipsak/263751_12.jpg

Hadron çarpıştıcısı : http://www.btnet.com.tr/...-hadron-collider.jpg

Yadigar Ejder : https://instela-static.info/...ar-ejder--i12185.jpg
282 syf.
·3 günde·7/10
Çokça duymuş olmama rağmen bu zamana kadar hiç Maksim Gorki okumamıştım. Dolayısıyla hayatını da hiç merak etmedim. Peki ama Maksim Gorki'nin bu otobiyografik eserini neden okudun o zaman diye sorarsanız, sebebim tamamen şudur:

Gorki'nin Çocukluğum isimli bu kitabını, değerli arkadaşım (Yoksa "gönül dostu" mu demeliydim? Bu aralar çok meşhur da sitede...) fazi'nin #26348782 incelemesinde yazdığı: "Anneanneden bahsetmezsem sanki incelemem eksik kalacakmış hissini taşıyorum. Eksik kalmasın... Anneanne ile büyüyen ben, Gorki'nin anneannesine duyduğu koşulsuz sevgiyi kalbimle hissettim. Anneannesinin korumacı duruşunu, verdiği değeri, yumuşacık kalbini okumak duygulandırdı beni. Sanki karşımdaydı Kashirin. Anlattığı her hikayeyi sevgiyle okudum." paragrafı sebebiyle okuma kararı verdim.

Ben de anneannesi ile büyüyen biriyim ve anneanneler konusunda son derece hassasım. Bu sebeple kitabın beni kesinlikle etkileyeceğini düşündüm. Bazen tek bir cümle bile sizi o kitaba çekebilir ve okumanıza sebep olabilir. Fazi'nin cümleleri hafiften kalbimi titrettiği için de kararlı bir şekilde siparişimi verdim ve okumaya başladım.

Kitap, Aleksey Maksimoviç Peşkov isimli 5 yaşındaki kahramanımızın babasının öldüğü günü betimlemesi ile başlıyor. Bu başlangıcın son derece çarpıcı bir başlangıç olduğunu bu noktada hemen kabul etmeliyiz. Babasının ölümüyle Aleksey anneannesinin ve dedesinin yanına yerleşiyor ve akabinde annesi de Aleksey'i çeşitli sebeplerden ötürü terk ediyor. Kitap hep bu çerçevede Aleksey'in yaşadıklarını bize aktararak ilerliyor.

Öncelikle anneannesi ile büyüyenler bilir ki, en büyük zorluk anneanne ile torun arasındaki nesil farkıdır. Çünkü aradan bir nesil çıkarılmıştır ve anneannenin öğütlerini çocuk anlayamaz; çocuğun beklentilerini ise anneanne anlayamaz. Aleksey başından beri böyle bir anlamama ve anlaşılamama derdi ile karşı karşıyadır.

Bu ailenin içerisinde sürekli ölümlerle ve en sevdiklerinin ölümüyle yüzleşmek zorunda kalır küçük kahramanımız. Dayılarından ve dedesinden şiddet görmediği gün yok denecek kadar azdır. Hatta bu neviden bir şiddet karşısında en yakın arkadaşı olan "çingenecik" gözleri önünde can verir. Bir çocuk için hayli ağır bir yüktür en yakın arkadaşının ölümünü izlemek...

Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de annesinin gözleri önünde ölümünü izler Aleksey Maksimoviç Peşkov. Bir çocuk daha fazla ne yaşayabilir ki diye sormadan edemedim kitabın bu kısımlarında...

Esasen ben otobiyografileri ve otobiyografik eserleri okurken genellikle sıkılırım. Bile bile lades demiş oldum bu kitabı okuyarak; ama asla pişman olmadım. Gorki'nin hayat hikayesini değil de anneannesi ile olan bağını daha çok önemsedim hep okurken. Bu sebeple de kitaba ilişkin "okuyun" veya "okumayın" diyemiyorum. Benim bakış açım oldukça farklıydı çünkü. Herkese keyifli okumalar...
  • Goriot Baba
    8.1/10 (595 Oy)542 beğeni2.409 okunma1.102 alıntı14.516 gösterim
  • Benim Üniversitelerim
    8.1/10 (354 Oy)356 beğeni1.477 okunma1.133 alıntı8.567 gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (1.094 Oy)1.082 beğeni4.602 okunma1.790 alıntı23.519 gösterim
  • Demir Ökçe
    8.5/10 (660 Oy)632 beğeni2.046 okunma1.351 alıntı15.891 gösterim
  • Ezilenler
    8.7/10 (778 Oy)878 beğeni2.729 okunma1.925 alıntı23.386 gösterim
  • Ölüler Evinden Anılar
    8.4/10 (537 Oy)556 beğeni1.940 okunma1.285 alıntı15.429 gösterim
  • Büyük Umutlar
    8.5/10 (648 Oy)651 beğeni2.318 okunma854 alıntı20.914 gösterim
  • Yüzbaşının Kızı
    8.0/10 (1.096 Oy)1.015 beğeni4.399 okunma816 alıntı23.358 gösterim
  • Diriliş
    8.6/10 (904 Oy)971 beğeni3.208 okunma1.238 alıntı24.560 gösterim
  • Budala
    8.5/10 (1.007 Oy)1.152 beğeni3.832 okunma3.065 alıntı37.622 gösterim
282 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Gorki ile yıllar yıllar önce edebiyat dersinde ödev olarak verilen "Ana" kitabı sayesinde tanıştım. Yeri doldurulamaz, hafızamdan silinmeyen izler bıraktı bende Ana. Sonra devam ettim Gorki okumaya. Ve her kitabında onu daha çok sevdim.

Bu yıl bir türlü fırsat bulup okuyamadıklarımı okuyacağım derken, Çocukluğum geldi aklıma. Yine Modern Klasikler'den okumayı tercih ettim. Üçleme olan Gorki otobiyografisinin ilk kitabında bu denli etkileneceğimi beklemiyordum doğrusu.

Küçük yaşta babasını kaybeden, sonra annesi ile arasındaki bağı yitiren, anneannesi ve dedesi ile yaşamak zorunda kalan, her çocuğun acımasızca dayak yediğine inandırılan, ezilen, çevresinde birçok ölüme şahit olan, oradan oraya sürüklenen Aleksey Maksimoviç Peşkov... Okuduğumun kendi hayatı olduğunu, bunca ölümü ve sefaleti onun çocukluk çağında yaşadığını bilmek çok etkiledi beni.
Bir diğer husus da Gorki'nin anneannesi ve dedesinden dinlediği Tanrı'yı anlamaya çalışması, Tanrı'nın "vicdanlı" mı "gaddar" mı olduğuna karar verememesi ve sürekli bunu sorgulamasıydı. Bu sorgulama kitap boyunca devam etti, sonu yoktu ailesindeki Tanrı inancının.

Anneanneden bahsetmezsem sanki incelemem eksik kalacakmış hissini taşıyorum. Eksik kalmasın... Anneanne ile büyüyen ben, Gorki'nin anneannesine duyduğu koşulsuz sevgiyi kalbimle hissettim. Anneannesinin korumacı duruşunu, verdiği değeri, yumuşacık kalbini okumak duygulandırdı beni. Sanki karşımdaydı Kashirin. Anlattığı her hikayeyi sevgiyle okudum.

Her anı yoksullukla, zorluklarla geçen ama o kadar zorluğun arasında bile sevmeye yer bulabilen bir insanı okudum. Ekim Devrimi'ne katılan, Çar rejimine karşı hep dik duran, idealist ve sosyalist Gorki olma yolunda etkilendiği birçok şeyle karşılaştım otobiyografide.
Ekmeğimi Kazanırken ve Benim Üniversitelerim'i de okumak için sabırsızlanıyorum. Tavsiyemdir :)
282 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Yine bir kitap aldı götürdü beni ve hiç bilmediğim mecralarda bıraktı.Maksim Gorki'nin diğer eserlerini okumadan rahat edemeyeceğim anlaşılan.

Bir insanın çocukluğunu okursunuz da artık onu nasıl sevmezsiniz veya ilgi duymazsınız?.
Bir çocuğun hayatı dinlediği masallarla anlamlandırmaya çalışması; sevdiklerinin yanıbaşında uysal bir kedi gibi sevilmeyi beklerken, onlara zarar verebileceğini hissettigi insanlara öfkesiyle bir kaplan kesilişi; anlatıp geçtiği akılalmaz acıları,  ama uzun uzun betimlediği huzur bulduğu anları...
Hepsi bu yaşanmışlıkların sonraki hayatındaki izdüşümlerini öğrenme merakında bırakıyor insanı.

Bir yandan Aleksey' i dinlerken bir yandan o zamandaki Rus aile yapısı, insanların karakteristik özellikleri  ve hayat tarzları hakkında fikir sahibi oluyoruz.

"Daha sonraları anlamıştım ki, hüzünlü ve yoksul bir yaşam yaşayan Ruslar, dertlerini kendine eğlence yapmışlardı. Acılarıyla çocuklar gibi oynuyor ve hiçbir utanma duymuyorlardı.
Günlük yaşamın durgunluğu içinde mutsuzluk bir eğlence. Silik bir yüz üstünde bir çizik bile bir süstür."

Böyle bir ortam...Bu kitaptaki her bir kişilik psikolojik olarak incelenmesi gereken bir.vaka. Anne, dede, büyükanne, dayılar ... Özellikle sefkat timsali büyükanne ve dengesiz, acımasız dedesi.
Her ikisi de kendi Tanrısını kendi karakteri üzerinden vurgulayan, kendi çaplarında dindar insanlar. Alexey ise onların ibadetlerini izleyip ,sürekli cezalandıran dedesinin öfkeli Tanrısıyla , büyükannesinin içini döktüğü, kendince daha güzel bulduğu diğer iyi kalpli Tanrıyı karşılaştıran bir çocuk.

Aleksey'in karakteri ve inanç dünyasi iyisiyle kötüsüyle bu insanların atmosferinde inşa edilirken, başka bir kitabında geçen şu sözü ,hayatı boyunca bu inanç konusunu hiç es geçemediğini gösteriyor:

"Çok düşündüm.Bu sözlerim 40 yıllık bir düşünmenin ürünüdür.Ateist olmayi cok istedim.O zaman başıma buyruk yaşayacak kimseye hesap vermeyecektim.Ama olmadı.Çünkü evrendeki müthiş düzen beni inanmaya mahkum etti."

Ben ise bu sözlerinin arkasında büyükannenin arttığı sevgi tohumlarını gördüm.

Bizleri kendi doğrularına inanmaya zorlayan, aksi takdirde acı çektirmekle tehdit eden insanlara ve fikirlerine ,haklı olduğu noktalar olsa bile savunma mekanizması gelistiririz. Oysa hayat tecrübeleri ve doğrular sevgi ambalajıyla sunulsa, iradi olarak kalp kapılarımızı kapatsak bile, o sevgi, çeperlerden, bosluklardan içeri süzülür,sessizce etkisi altına alır bizi. Aciz kaldığımız zamanlarda da farketmeden o sevgi kırıntılarına yapışır, onlardan güç almaya çalışırız.
Işte Aleksey'e herkes kendince bir terbiye methodu uygularken; zafer, ona  sevgiyle yaklaşan  büyükannesine aitti.

Maksim Gorki'nin oğluna ithafen kaleme aldığı bu otobiyografisinin yazılma amacını belirttiği cümleleri ise kitapta sizleri neler beklediğinin özeti:

"Vahşi Rus yaşamının o kurşuni iğrençliklerini hatırladıkça bazen soruyorum kendime: “Günümüzde bunlardan söz etmeye değer mi acaba?” Ve aynı anda daha da güçlü bir inançla cevap veriyorum kendime: “Evet, değer! Çünkü yaşandı bunlar, hepsi aşağılık gerçeklerdir, günümüzde hâlâ da varlar. Belleğimizden, insanların ruhundan, ağır ve yüzkarası yaşamımızdan silinip atılması için de sonuna kadar bilinmesi gereken gerçekler...”

İyi okumalar dilerim.
282 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Okuduğum ilk Maksim Gorki kitabı ama son olmayacağına eminim. Anlatımı çok sade ve rahatlıkla okunabilecek bir kitap. İçerik açısından da bir hayatın ne kadar zor olabileceğini anlattığı kısımları okurken hüzünlenmemek elde değil. Kitabı okurken sanki bende onlarla bir aradaymışım hissine kapıldım çoğu zaman, sizi olayların içine çeken bir kalemi var Gorki'nin. Kesinlikle okunması gereken kitaplardan olduğunu düşünüyorum en azından yazarın hayatını anlattığı üç kitabın ilki olarak, okuduğumuz yazarların nasıl bu sürece geldiklerini görmek için okunmalı.
282 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
ÇOCUKLARI, KADINLARI BİR DE KEDİLERİ
ÜZMEYİN BEYLER...

Canım yandı okurken, her fırsatta dövülen, küfredilen, ağlatılan çocuk ve kadınlarla dolu bu dünyada canım yandı. :(

İlk anımsattığı şey Zeze oldu, hırpalanan, dövülen, sindirilen ve korkutulan kalbimizin çocuğu Zeze.
Otobiyografik roman bilindiği üzre “Çocukluğum” . Küçük yaşta babasını kaybeden, babası mezara konulup üzerine toprak atılırken, mezarda zıplaşan kurbağaların da toprağın altında kalp kalmayacağını merak eden çocuk yüreğiyle iç burkan Aleksey.
Çağrışım işte bu , ölüm ölümü anımsattı bana, geçen sabah mahallemi temizleyen temizlik işçisine “ Ne yapacaksınız buna?”dediğim an. Kaldırımda soğuktan donarak ölen beyaz kediyi göstermiştim, o da bana” Dün gece soğuktan ölen ikinci kedi bu.” deyince ortak hüzünle başka kuracak cümlemiz kalmadı. Dün gece ben sıcak evimdeydim ve donan hayatlardan habersiz hayatı rutine almıştım. :(
İki Tanrı arasında seçim yapmak zorunda kalan bir çocuk. Papaz ve büyükbabanın dua ettiği Tanrı ile anneannenin ve kilise korosunun inandığı Tanrı, biri Yahudi, biri Hristiyanların Tanrısı.
Mahalle kavgalarında aldığı darbeleri,yüzünde madalya gibi taşıyan Aleksey iyi olduğunu düşündüğü anneannenin Tanrısını daha yakın bulur kendine.
Kahramanlar çok renkli; kör bir dilenci, “ölümü cebinde taşıyan” bir meczup, sarhoş bir dayı, kırmızı sakallı bir büyükbaba, öz anne yerine yaşlı şeytan dedenin ( dedenin kendi tabiridir) baktığı Aleksey, kağıt ve kumaş toplayan Tatar çocuklar...
Yalanlarla örülü bir dünyada, öfkesini bastırmanın yolunu arıyor Aleksey ,yaramazlık yapmak yerine kötü sözler söylemekte buluyor çareyi.
En sevdiği ve tutkuyla yaptığı şey kavga etmek, sevgi denen duyguyu ruhunda solduran bu çocuğun

Neden Rus edebiyatı ve Rus romanları bu kadar ön plandadır sorusunun yanıtı: Çünkü Ruslar sefaleti, yoksulluğu bizzat yaşamıştır, realist roman yazmanın ilk kuralı belki: Yaşadığını anlat!
14 yaşında evlenen bir anneannenin
“ölmeseler bir sokak dolusu olacaklardı “ dediği 18 ölen çocuğu...”Bazı insanlar o kadar yoksuldur ki sözcüklerle anlatılamaz.” der anneanne.
Romanın esas oğlanı Aleksey gibi görünse de anneanne capcanlı duruyor karşımda.
Aleksey anneanneye şöyle der: “Bir azize gibisin sen büyükanne, acı veriyorlar sana, sesini çıkarmıyorsun.”
Romanın vurucu son cümleleri :
Annemin toprağa verilmesinden birkaç gün sonra dedem şöyle dedi bana : “ Hadi Aleksey, boynumda madalya değilsin sen benim, bu evde yerin yok artık, git, insanların arasına karış...”
Ve insanların arasına karıştım.
282 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Yirminci yüzyılın başlarında Rusya'da yaşanan iki büyük devrim öncesi, Rus toplumun yaşayış biçimlerini, sorunlarını, olağandışı fakirliklerini; bu dönemde yazılmış edebi eserlerden pekâlâ anlayabiliyoruz sonra efendim, bu konuları en çok inceleyen büyük yazar Gorki, çocukluk dönemlerini anlattığı bu kitapta mâlumumuz dönem Rus halkı ve aile yapısına da ışık tutuyor ki anlatıklarına bir şahit olursanız; ezilmişlik, dibe vurmuşluk , kör talih, haksızlıklar, ölümler ne ararsanız mevcut, okurken insanın içi yanıyor...
Herhangi bir sosyoloji veya psikoloji eğitimi almayan Gorki, nasıl oluyor da bu denli sarsıcı toplumsal ve bireysel analizler yapabiliyor diye soracak olursak; yaşadığı talihsiz hayatın onu iyi yönde eğittiğini söyleyebiliriz ve nihayet onun sıradışı üstün bir zekaya sahip olduğunu da kabul edebiliriz. Peki edebiyatta başarıyı getirecek kadar ne yaşamış olabilir ki diye soracak olursak; bu yazdığı 'Çocukluğum' başlıklı biyografik hikaye kitabını okumamız, sorularımıza kesin bir cevap getirecektir.
Gorki'nin bu ve diğer eserlerini muhakkak okumalısınız diyerek tavsiye ediyorum.
İyi okumalar...
282 syf.
·11 günde·10/10
Acıyla yoğrulmuş bir çocukluğun hikâyesidir Aleksey’in yüreğinde taşıdıkları. Çocukluğum, beş yaşında Aleksey’in babasının ölümü ile başlar ve yine annesinin ölümü ile biter. Doğrusu Aleksey’in iki ölüm arasında yaşadıkları, o iki ölümden daha acıdır. Bu nedenledir ki Maksim, Rusça’da acı anlamına gelen ‘Gorki’ takma adını sonraları kullanmaya başlamıştır.

Maksim Gorki’nin çocukluk yıllarından kalma anılarında büyük bir yer eden büyükannesi ve hikâyeleri, kitap boyunca karşımıza çıkmaktadır. Hikâyeler genellikle dini ve temsili olmakla beraber kendi içerisinde, insanı derin düşüncelere boğan etkileyici anlamları barındırmaktadır. Bu hikâyelere gelindiğinde vites düşürmek gerekebilir.

Kitabın başlarında, okuyucuyu çok fazla karakter karşılıyor öyle ki bir süre sonra kim kimdi karıştırmaya başlıyorsunuz. Bu anlamda, karakterlerle ilintili kısa kısa notlar almak gerekebiliyor, tabi bu ayrıntı kitap adına bir dezavantaj olmaktan daha ziyade, okurken tedbir alınması gereken keyifli bir durum olarak görülebilir.

Maksim Gorki’nin başarılı gözlemleriyle yansıttığı güçlü betimlemeleri, kitabın ilk sayfasından son sayfasına kadar karşımıza çıkmaktadır. Kimi zaman çok ağır betimlemeleri, okuru zorlasa da yazarın tarzına alıştıktan sonra, çok büyük keyif vermeye başlıyor ve bir süre sonra yanı başınızda bir yangın, soğuk bir kış gecesi, eski püskü sokaklar ve evleri, gökyüzü ve bunun gibi bir sürü betimleme zihninizde net bir biçimde can buluyor.
256 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Yılın ilk incelemesi kendisiyle ilk defa tanıştığım (ama son olmayacağından eminim)Gorki nin kitabına gelsin.


•Babasının ölümüyle başlayıp annesinin ölümüyle son bulan dram dolu bir otobiyografi.Ne yazık ki Aleksey'in yaşadıkları iki ölümden daha trajiktir.
Her fırsatta dövülen,sindirilen o güzel kalpli,akıllı çocuk Zeze gibi bir çocukluk yaşamış,acıya doymuş minik bir kalbin hikayesi.Her ne kadar Gorki'nin hikayesi kaleme alındıysa da bence kitabın şah damarı büyükanne.Okurken canınız yanıyor.Bir çok şeyi anlamlandıramadığınız, ama düzene uymanız gerektiğini öğreten o yaşlara yani kendi çocukluğunuza götürüyor.
282 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
'bu dünya adaletli olsaydı ahiret olmazdı' hep bunu dedim buna inandım. bu kitabı okuduktan sonra bu söze daha çok inandım. hiç haketmediği bir hayatı yaşayam küçük leksey e her seferinde kitap boyunca üzüldüm. onun hayatı hüzünden başka bir duyguyu hissedemiyorsunuz. dövülen çocukları okurken yüreğim mengeneye sıkıştı sanki. okuyun bu yaşamı hak etmeyen birçok çocuk var onları anlamak için okuyun.
282 syf.
·5 günde·10/10
Ölümle başlayıp ölümle son bulan Çocukluğum romanı;
Rusya halkıyla geçmişte benzer gelenek göreneklere ve acılara sahip olduğumuzu gözler önüne seriyor, Maksim GORKİ'NİN hassas dünyasını dibine kadar hissettirerek su gibi akıcı ve kalbe hitap eden bir üslupla bize aktarıyor.Çocuk olamadan, yaşadığı acı ve yoksullukla yetişkin hayatına yol alan Aleksey' in hayatında iz bırakan kişileri özellikle ninesini tanımaktan mutluluk duyarak ve ninenin ona aktardığı her düşünceyi belleyerek yazarın Maksim GORKİ olma yolunu okumak benim için çok ayrı ve hisli bir deneyimdi.Bazen etrafımızdaki insanlar özellikle görmüş geçirmiş olanlar bin kitaba bedel oluyor.Gorki'nin ninesi de tam da onlardandı.Öyle insanlar bulunca onlar göçüp gitmeden değerini bilmek gerekir, böylesi şahsiyetleri bulup değerini bilmek dileğiyle...
Bu kitabı okuyup küçük Aleksey'e arkadaş olun pişman olmazsınız... Ne güzel bir kalbin varmış Aleksey...Senin çocukluğunu okurken kendi çocukluğumla eşlik ettim sana...
282 syf.
Ünlü yazar Gorki' nin, babası ölmüştür. Bununla birlikte yazarın hayatının normal akışı değişir. Yazar kitabında dedesi, ninesi, dayıları, kuzenleriyle olan yaşamını ve daha sonraki gelişmeleri kısacası çocukluğunun önemli kesitlerini anlatıyor. İyi okumalar.
Biliyor musunuz, çok yalnızım; dünyada hiç kimsem yok! İnsan susar, susar, ama bir gün gelir, ruhunda biriken şeyleri ansızın boşaltmaya başlar... O zaman da, ağaçla da konuşmaya razı olur.
Annem, hep içimde böyle yumuşacık sevgi ve acıma duyguları uyandırırdı ama ben bir türlü duygularımı dile getiremezdim..
Maksim Gorki
Sayfa 241 - Ema Kitap

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çocukluğum
Baskı tarihi:
15 Mart 2018
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051722443
Orijinal adı:
ДЕТСТВО
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yordam Edebiyat Yayınları
Çocukluğum, Maksim Gorki’nin otobiyografik üçlemesinin ilk kitabıdır. Kimi eleştirmenlere göre Gorki’nin başyapıtı olan Çocukluğum, dünya edebiyatında da kendi türünün en seçkin örneklerinden biridir.

Aleksey Maksimoviç Peşkov’u büyük Maksim Gorki yapan yaşam yolculuğuna tanıklık ederken, bu acı dolu yaşamdan damıtılan müstear ismin (Rusçada “acı” anlamına gelen) Gorki oluşuna hak vermemek elde değildir.

Küçük Aleksey’in, doğduğu Nijniy-Novgorod şehrinden babasının ölümü nedeniyle ayrılıp, annesiyle birlikte büyükannesi ve dedesinin yanına gitmesi ile başlayan anlatı, Gorki’nin, “O evin içindeki her şey, kış günü karlarla örtülü sokaktan geçerken beni altına alan bir kızak gibi üzerimden geçiyor, soluğumu kesiyordu sanki,” diye ifade edeceği günleri içerir. Bir yandan peteğine bir masal kahramanını andıran büyükannesinin balı damlayan Aleksey, yaşamın ne denli zor, ne denli acı yüklü olduğunu ilk kez bu yıllarda deneyimleyecektir.

Ancak bu deneyimler onu tüketmek, yılgınlaştırmak yerine ondaki yaşam inancını bileyecektir: “Hayat bizi her an şaşırtmaktadır ama hayvansal artıklardan oluşmuş, fokur fokur kaynayarak pis kokular saçan kalın çöplük katmanıyla değil, insanoğlunun bu çöplük katmanının altından yukarıya doğru çıkmak için zorlayan, iyiye yönelik, parlak, sağlıklı ve yaratıcı güçleriyle şaşırtmaktadır. Daha iyi, daha insanca bir hayatın yeniden doğacağı konusunda bizde sarsılmaz bir umut uyandıran da işte bu güçlerdir.”

Çocukluğum, okuduktan sonra sizinle kalacak eserlerdendir.

Kitabı okuyanlar 2.303 okur

  • Sercan kaya
  • Selçuk Aydın

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.2 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları