Dearest Father

Franz Kafka
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·57 syf.··
2023 81. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2023 12:42
l Bu kitap aslında Franz Kafka'yı daha önce hiç okumamış kişiler için mükemmel bir giriş kitabı. Onun dünyasını anlamak için, içsel ve ailesel yaşantısına daha yakından tanıklık etmek için, yazarın karakterini, güçlü ve zayıf yönlerini gözlemleyebilmek ve bundan sonra okuyacağınız diğer Kafka eserlerine bir hazırlık niteliğinde olabilmesi için ben Kafka'nın ilk Babaya Mektup kitabını öneririm sizlere. l Bu kitapta Franz Kafka'nın 1919 yılında babası Hermann Kafka'ya yazdığı uzun bir mektubu okuyacaksınız. Bu mektup babasına hiçbir zaman ulaşmasa da, biz okurlar yazarın iç dünyasına doğrudan bir adım atmış olacağız bu sayede. l Acımasız, diktatör bir babanın kuralları altında büyüyen Kafka'nın derin dünyasında babasına olan öfkesi bu mektupta açıkça dile getirilmiş. Geleneklerine ve inançlarına bağlı bir babanın evladı olduğu için belli sınırlar altında yaşayan, psikolojik baskıyla ve söz söyleme hakkı bile tanımayan bir babanın elinin altında büyümüş. Kendi tabiriyle zaten Kafka kendini hiçbir zaman yetişkin bir birey gibi hissedememiş... Özgüvenini o kadar yitirmiş ki kendini başarısız, korkak, değersiz hissetmiş... Bu yüzden evliliğe dair ruhen yatkın olamayışı da onun hiç evlenememesine sebep olmuş. Franz Kafka'nın iç dünyasını merak ediyorsanız bunu babasına olan mektubunda en saf ve yalın hâliyle görebilirsiniz, mutlaka okuyun derim. Herkese bol kitaplı günler ve iyi okumalar. Alıntılar: - Devasa adamın, babamın, en üst merciin neredeyse nedensiz gelivereceği, beni gece vakti yatağımdan alıp kapı önündeki koridora bırakabileceği ve onun gözünde böylesi bir hiç olduğum yönündeki kahredici düşünceyle yıllar sonra bile acı çektim. (S.6) - Sadece biraz cesaret biraz sevecenlik yürüdüğüm yolu biraz aydınlatmaya yetecek kadar yardımdı ihtiyaç duyduğum. (S.13) -
İnceleme
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202254,1bin okunma
8/10
·96 syf.·
2024 26. kitabı
Oğul gözünden bir baba ile ilişki o kadar etkileyici anlatılıyor ki hayata dair onlarca ders çıkarılabilir. Her kelimesi dikkatle okunması gereken dolu cümleler, çoğu zaman tam odaklanarak tekrar okumayı gerektiriyor. Yıllar ilişkileri değiştirmiyor, okuyan çoğu kişinin sanki kendi babasıyla olan ilişkisi anlatılıyor gibi hissedeceğine eminim. En azından bende öyle oldu. Öyle betimleme ve anlatım var ki, tam bir edebiyat zevki yaşatıyor.
Edebiyat
Babaya MektupFranz Kafka · İndigo Yayınları · 054,1bin okunma
Yüzleşmek, iyileşmek için ilk adımdır!
9/10
·57 syf.··
2023 27. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2023 00:00
“Mesele çocuklarına vereceğin herhangi bir ders değil, örnek bir yaşamdı” (s.37). Baba, anneyle birlikte bir çocuğun sağlıklı bir benlik algısı, güçlü bir kişilik, kendisi ve toplumuyla barışık bir kimlik geliştirmesinde en önemli aktörlerden biridir. Zira bir ailede baba güveni, otoriteyi, saygıyı, cinsiyet rollerinin öğrenilmesinde onaylanmayı temsil eder. Bir çocuğun toplumdaki her türlü otoriteyle bağı babayla geliştirdiği bu ilişki üzerinden şekillenir. O nedenle çocukluğunda babasıyla sağlıklı ilişki geliştirmiş bireyler kendisiyle barışık, ayakları üzerinde durabilen, kendini her türlü otorite karşısında ifade edebilen, özgüveni yüksek, girişimci ve sosyal bireyler olarak dikkati çekerler. Eğer demokratik bir aile ve toplumsal çevrede dünyaya gelmişseniz böyle bir babanın kaptanlığında yaşama hazırlanma şansınız büyüktür. Ama geleneksel bir aile ve toplumsal çevrede dünyaya gelmişseniz bu şansı yakalamanız alabildiğine zor olabilir. Zira geleneksel bir aile ve toplumsal çevrede baba; az konuşan, az gülen, çocuklarını sürekli eleştiren, cezayı bir eğitim yöntemi olarak benimseyen, her dediği yerine getirilen, mutlak itaat edilmesi gereken ve eleştirilmez bir kişidir. Böylesi bir baba figürüyle iletişim kurmak hem anne hem de çocuklar için hiç de kolay değildir. Nitekim geleneksel bir baba otoritesi altında yetiştiği için yeterli sevgiyi alamamış ve varlığından dolayı saygı duyulmamış çocukların ileriki yaşlarında benlik algısı zayıf, özgüvenleri düşük, içe dönük, herhangi bir otorite karşısında bocalayan, kendini ifade etmede ve insanlarla ilişki kurmada zorlanan, yaşamda ürkek ve yalnız bireyler olma ihtimali yüksektir. Bu tür bir baba-çocuk ilişkisi içerisinde yetişmiş bireylerin bazılarının yaşadıkları travmayı aşabilmek için ya duydukları öfkeyi
Edebiyat
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202254,1bin okunma
9/10
·57 syf.··
2023 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2023 14:52
"Mesele, çocuklarına vereceğin herhangi bir ders değil, örnek bir yaşamdı..." Babaya Mektup , çocukluğunda Kafka'ya duygusal ve psikolojik şiddet uygulamış olan, var ama yok gibi olan babasının, yetişkin olduğunda Kafka'yı yabancı gibi davranmakla suçlaması üzerine Kafka'nın savunma olarak çocukluğu boyunca hissettiklerini anlattığı bir mektup. Üstelik bunu babasını suçlamaktan kaçınarak dile getirmiş. "Bizim yabancılaşmamızdan senin tümüyle suçsuz olduğuna ben de inanıyorum. Gelgelelim ben de aynı şekilde suçsuzum."S:2 Boğazım düğüm düğüm olarak okuduğum bir kitap, Babaya Mektup. Daha önce üç kitabını ( Dönüşüm , Milena'ya Mektuplar , Aforizmalar ) okuduğum ve anlayamadığım Kafka'yı bu kitabında anlayabildim. Şunu belirtmeliyim, Kafka kitaplarını okumak istiyorum diyen birinin ilk okuyacağı kitap kesinlikle Babaya Mektup olmalı. Çünkü Kafka'yı, başka bir yazarı ya da herhangi birini anlamak istiyorsak bakacağımız ilk yer onun çocukluğudur. "Onun gözünde böylesi bir hiç olduğum yönündeki kahredici düşünceyle yıllar sonra bile acı çektim." Sayfa:6 Bu satırları okumadan Dönüşüm kitabında bir sabah böceğe dönüşen Gregor Samsa'yı anlamak kolay olmayacaktır. Öyle ya kimin aklına gelir ki birden böceğe dönüşen bir karakter oluşturmak. Kafka, babasının gözünde kendini bir hiç gibi, bir böcek gibi hissetmiş ki onun aklına gelmiş. Bu ayrıntıyı fark ettiğimde kahroldum. Uzun zamandır bu kadar yüreğime dokunan bir kitap olmamıştı. Ben daha fazla anlatmadan o yüreğe dokunan alıntıları ekleyeyim ki size Kafka anlatsın: "Seninle ikimiz arasında esaslı bir savaş yoktu; benim işim kısa sürede bitmişti; geriye kalan kaçış, hayata küsme, üzüntü, içsel çatışmaydı."S:28 "Yazdıklarımın konusu sendin, öyle ya, senin göğsüne yaslanıp yakınamayacaklarımdan yakınıyordum orada yalnızca."S:38 "Sakin bir ilişki
Edebiyat
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202254,1bin okunma
Babayla Yüzleşme
7/10
·57 syf.·
2025 3. kitabı
KİTAP HAKKINDA Babaya Mektup, Franz Kafka’nın 1919 yılı Kasım ayında babası Hermann Kafka’ya yazdığı uzun mektuptur. Kafka kitabı annesine vermiş ama annesi mektubu babasına vermeden Kafka’ya geri teslim etmiştir. Mektup Kafka öldükten yıllar sonra yayımlanmıştır. KİTAP YORUMUM Kitap boyunca Kafka’nın babasına karşı sitemkar ve zaman zaman suçlayıcı bir dil kullandığını gördüm. Kafka Julie Wohryzek adında bir kızla evlenmeyi planlıyor ama babası karşı çıkıyor. Kafka’da babasına bu mektubu yazıyor. Kitapta özellikle Kafka’nın çocukluğuna dair birçok anısına şahitlik ediyoruz. İç dünyasına yolculuk ediyor, babasıyla olan ilişkisi üzerinden karakter gelişimine tanıklık ediyoruz. + Kitabın ilk yarısını keyifle okudum. Bu bölümde Kafka çocukluk anılarından bahsetmiş. - Kitabın son bölümünüyse sıkılarak okuduğumu belirtmek isterim. KİTABI KİMLERE ÖNERİRİM? Kafka’yı seven ve yakından tanımak isteyen herkese öneririm. Babaya Mektup Franz Kafka
Edebiyat
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202254,1bin okunma
8/10
·57 syf.··
2026 7. kitabı
Kafka eserlerini bitirdiğim son sayfalar oldu bu sanırım.Baba-Oğul arasında ki hâl genel olarak farklı bir ilişkiye sahiptir.Ve Kafka iç sesini ellerine hükmettirircesine bunları bizlere yaşatıyor.Baba bir yoldur , örnektir , gözlemdir.Yazarımızda bu kişilik çatışmasını , kabul görememeyi , kendisinde oluşan hayal kırıklıklarını birazda yok oluşu sade şekilde anlatmış.
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202254,1bin okunma
Puan vermedi·57 syf.··
2025 41. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2025 23:12
Okurken, “Benim babam da biraz böyleydi” diyenler çıkar elbet, ama asıl mesele, burada bir bireyin babasına hesap sorması değil; insanın, otoriteyle, korkuyla, eksik bırakılmış sevgilerle hesaplaşması. Kafka’nın dili soğuk, ama duygusu sıcak değil — aksine yakıcı. Bir noktadan sonra kitap, sadece babaya yazılmış bir mektup olmaktan çıkıyor, kendi çocukluğuna dönüp “nerede kırıldım” sorusunu sorduğun bir aynaya dönüşüyor. Ve işin tuhafı, Kafka babasını anlatırken, biz kendi hayatımıza dönüp bakıyoruz. Kim bilir, belki de hepimiz içimizde yarım kalmış bir “babaya mektup” taşıyoruz; sadece yazmaya cesaretimiz yok. Kafka o cesareti göstermiş, hem de bütün çıplaklığıyla. Kısacası, bu kitap okunmaz, yaşanır. Üstelik öyle “bitirdim” diye rafa kaldırılacak türden değil; arada dönüp yeniden bakacağın, bakarken de “acaba ben hangi cümlede saklıyım?” diye düşüneceğin türden.
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202254,1bin okunma
8/10
·57 syf.··
Beğendi
·
2022 48. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mart 2022 19:10
Franz Kafka, “Babaya Mektup” adlı eserinde babası ile hesaplaşır. Ancak bu hesaplaşma, suçlayıcı bir hesaplaşmadan ziyade Kafka’nın iç dökümünü bizlere sunuyor. Babasına duyduğu hisleri, hiçbir zaman açıklayamayan Kafka, son yaşadığı olaydan sonra çareyi kaleminde bulur. Aslında babasına mektup yazmasının sebebi Kafka’nın aşık olduğu kadın hakkında babasının yaptığı yorumdur. Baba konusunda daima aynı yerden yaralanan Kafka’nın, geçmiş yaraları da gündeme gelir ve Kafka çareyi, çocukluğundan itibaren yaptığı kimine ‘pasif’ gelen bir direnişle yani ‘yazmakta’ bulur.Kitabın başlığında ise ‘babama’ değil ‘babaya’ mektup olması Kafka’nın hiçbir zaman babasına ait olmadığının bir diğer göstergesidir. Bu göstergeyi ise daha kitabın başında, kapağında okuyucuya sunarak, iç dökümünü göstermektedir... Umut dolu kitaplara, keyifli okumalar...
Edebiyat- Anı -Günlük-Mektup
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202254,1bin okunma
Bir Mektuptan Daha Fazlası...
Puan vermedi·88 syf.··
2025 17. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2025 16:57
Bazı kitaplar sadece bir yazarın hayatını değil, okuyan kişinin iç dünyasını da açığa çıkarıyor. Babaya Mektup tam da böyle bir metin. Kafka’nın babasına duyduğu korku, hayal kırıklığı ve özlem satır aralarına işlemiş. Ama bir noktadan sonra bu sadece onun değil, ebeveynleri tarafından yeterince anlaşılmamış herkesin hikâyesine dönüşüyor. Okurken içimi bir sıkıntı kapladı. Bir çocuğun kendini yetersiz hissetmesinin ne kadar ağır bir yük olduğunu bir kez daha fark ettim. Kafka’nın dili kırılgan ama bir o kadar da gerçek. Öfke kusmuyor, sadece yaşadığı baskıyı anlatıyor. Babasının ona genellikle "Bunu şöyle yapamaz mısın? Senin için fazla değil mi? Bunun için zamanın var mı?" dediğini söylüyor. Bu sözleri okumak bile insana ağır geliyor. Sürekli eleştirilmek, ne yaparsan yap yeterli görülmemek… Böyle büyüyen biri, bir süre sonra kendi sesini bile kısıyor. Ama bu mektup sadece bir serzeniş değil, bir yüzleşme. Kafka belki de ilk kez babasına içini tam anlamıyla döküyor ama mektubu hiçbir zaman göndermiyor. Belki de babasının onu hiç anlamayacağını biliyordu. İşte burası beni en çok etkileyen yerlerden biri oldu. Söylemek istediklerini içinde bir ömür taşıyıp, yine de konuşamamak…
Babaya MektupFranz Kafka · Aperatif Kitap Yayınları · 202054,1bin okunma
9/10
·112 syf.··
2023 8. kitabı
Empati, acı, hüzün. Bu kitabı okurken en çok hissettiğim duyguydu bu üçü. Kafka'nın babasına demek istediği ama ondan korktuğu için diyemediği, fiziksel olarak şiddet görmese de ruhsal olarak gördüğü şiddeti, hayatındaki başarısızlıklarını ve babası gibi olamadığı için kendini suçlamasını zaman zaman sert zaman zaman yumuşak bi tonda yazdığı mektupta görüyoruz. Babasının kendine göre ideal bir tipi var bana göre, oğlunun o ideal kalıba uymasını ve buna göre hayatını yaşamasını istiyor, ona göre oğlunun fikirlerinin ve isteklerinin bi önemi yok. Bundan dolayı sürekli çatışma halindeler, sürekli babasından korkuyor ve onda zorluğu temsil ediyor. Babasının iş yerindeki çalışanlara olan kötü tavırlarından dolayı da kendini suçlu hissedip sanki bunu telafi etmesi gerekiyormuş gibi düşüncelere giriyor ve işten de korkmaya başlıyor. Yaşı ilerledikçe daha fazla babasıyla araları açılıyor ve babasının gözünde daha da değersizleşiyor. Kendine olan güvenini yitirmesi, sürekli suçu kendinde bulması ve bu yük altında giderek ezilmesi etrafından da uzaklaşmasına, kimseyle kendini bütünleştirememesine yol açıyor. Bu kitabı okuduktan sonra daha fazla yaklaştım, daha fazla anladım Kafka'yı. Benim tek pişmanlığım ilk bu kitabıyla tanışmamak oldu, yazarla yeni tanışacak biri için okunması gereken ilk kitap olduğunu düşünüyorum. Ruhsal yapısı ve düşüncelerini bir nebze olsun anlamak, yaşadığı aile ortamını tanımak diğer kitaplarını okurken mutlaka yarar sağlayacaktır.
Edebiyat
Babaya MektupFranz Kafka · Can Yayınları · 201954,1bin okunma

Yazar Hakkında

Franz KafkaYazar · 138 kitap
Yahudi bir tüccar aileden gelen, Almancaya da hâkim olan bir yazardı. Kafka'nın en önemli eserlerini, üç romanının (Dava, Şato ve Kayıp) yanı sıra; ortaya koyduğu birçok hikâyeleri oluşturuyor. Kafka'nın eserlerinin büyük bölümü ancak Kafka'nın ölümünden sonra meslektaşı ve yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlandı ve bu eserler 20. yüzyılda dünya edebiyatında kalıcı bir etki bıraktı. 1883 yılında Prag'da doğdu. Taşralı Çek proletaryasından gelip zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile zengin ve aydın bir Alman Yahudi'si annenin çocuğu olan Franz Kafka'nın, içedönük ve huzursuz kişiliğini büyük ölçüde annesine borçlu olduğu söylenir. Ailenin en büyük çocuğu olan Kafka'nın iki erkek kardeşi küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. Kız kardeşleri Elli, Valli ve Ottla ise Nazi Almanyası'nın organize ettiği Yahudi katliamı Holocaust'da hayatlarını kaybettiler. Kafka, çeşitli ailevi ve toplumsal sebepler yüzünden çevresine yabancılaşarak büyüdü. Ailesinin Prag'daki Alman toplumuyla kaynaşma çabaları sonucunda Alman okullarında okudu. 1893 yılında öğrenim görmeye başladığı Avusturya Lisesi, yalnızlığını ve kendi içine kapanmasında büyük etken oldu. Çek kökenli bir aileden geldiği halde Almancayı anadili olarak kullandığı için tam bir Çek sayılmayan Kafka'yı, Almanlar da tam anlamıyla kendilerinden görmediler. Ufak yaşlarda da Çekçe konuşan Kafka gittiği Alman okullarının da etkisiyle Almancada ustalaştı. 1901 yılında Altstädter Gymnasium lisesini bitirdikten sonra Prag'daki Karl Ferdinand Üniversitesi'nin Hukuk Fakültesi'ne girdi. Buradaki eğitimi sırasında Alman edebiyatı derslerini takip etmeye başladı. Öğrenciliği sırasında Yiddiş tiyatro çalışmalarında yer aldı ve bu çalışmalara destek verdi. Kafka ilk eseri olan 'Bir Savaşın Tasviri' adlı öyküsünü bu dönemde yazdı. 1902 yılında Max Brod'la tanıştı. Max Brod, Kafka'nın yaşamında önemli rol oynayan isimlerden biri olacaktı. 1906 yılında hukuk öğrenimini doktora ile tamamladı ve bir yıl süren avukatlık stajını yaptı. 1907'de Sigorta Şirketi'nde memur olarak çalışmaya başladı. Gündüzleri sigorta şirketinde sürdürdüğü çalışma hayatının yanı sıra geceleri ölümden bile daha derin bir uykuya benzettiği yazma işine yoğunlaşıyordu. Aynı yıl 'Taşrada Düğün Hazırlıkları' adlı öyküsünü kaleme aldı. 1912 yılında nişanlısı Felice Bauer'le tanıştı. Onunla ilişkisini, üç kez ayrılıp yeniden nişanlanarak, 1919'a kadar sürdürdü. Evlenmemesine neden olarak hastalığını gösteriyordu. Oysa güncesinde evliliği bir burjuva bağı olanak nitelendirmiş ve edebiyat hayatını sürdürebilmesi için yalnızlığa ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. Nişanlısıyla bu ilişkisinden geriye beş yüzün üzerinde mektup kalmıştır. Bunlar, Kafka'nın ölümünden çok sonra 1967'de 'Felice'ye Mektuplar' adıyla yayınlandı. 1917'de Kafka, verem olduğunu öğrendi. 1919 yılında geçirdiği ağır gripten dolayı hastaneye kaldırıldı. 1920 yılında Milena Jesenska ile tanıştı. Mektuplaştığı dört kadın arasında en ciddi ve önemli olan Milena Jesenska'ydi. Milena'yla mektuplaşmaları önce bir arkadaşlık gibi başladı, daha sonra tutkulu bir aşka dönüştü. Fakat Milena evli olduğundan bu mutsuz ve imkânsız ask Kafka'yı derin acılara sürükledi. Mektuplaştıkları üç yıl boyunca sadece iki üç kez görüşebildiler ve bu görüşmeler Kafka'yı üzmekten başka bir işe yaramadı, yine de onun yaratıcılığını olumlu yönde etkilediği rahatlıkla söylenebilir. Daha sonraları edebiyat tarihinin güzide eserlerinden biri sayılacak olan "Milena'ya Mektupları”nda Kafka şöyle dile getirir durumunu; "En çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki..." Milena bu mektupları 1939 yılında yayınlaması için yakın arkadaşı Willy Haas'a verdi ve kendisi 17 Mayıs 1944'te Almanya'da toplama kampında öldü. 1922'de emekli oldu, maddi durumu kötüydü ve sağlığı gittikçe bozuluyordu. 1923`de ailesinin etkisinden kaçmak ve yazmaya yoğunlaşmak için Berlin'e taşındı, orada da Dora Dymant adında bir sevgilisi oldu. Dora, Milena`dan daha şanslıydı Nazi Almanya'sına direndi ve 1952`de Londra'da öldü. 1924 yılı 3 Haziran gecesi, 1917 senesinde kaldırıldığı Viyana yakınlarındaki Keirling sanatoryumunda hayata gözlerini yumdu. Kafka'nın eserlerinin hepsinde görülen yabancılaşma olgusu, onun kendi yaşamında da belirgin bir biçimde izlenir. Ona göre ne kadar küçük ve basit bir yaşamı olursa o kadar mutlu ve sorunsuz olacaktır. Nazilerin Çekoslovakya'yı işgali sırasında Kafka ile ilgili birçok belge yok edildi. 20 yıl süren dostluklarının sonunda Kafka bütün yazdıklarını ölümünden sonra yakması için Max Brod'a vermişti. Yazdıklarının gereğinden fazla kişisel ve değersiz olduğunu düşünüyordu. Tabii Max onunla ayni fikirde değildi ve Kafka'nın ölümünden sonra, karışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleyerek yayınladı. Yaşamının ve yapıtlarının ortak yani, Camus'nün dediği gibi, "Her şeyi göstermek ve hiçbir şeyi teyit etmemektir". Çünkü yaşamayı bir savaş, ama önceden yitirilmiş bir savaş olarak görür. Çünkü bir insan olarak yaşamak ve doğru yolda ilerlemek hemen hemen olanaksızdır.