Refik Halid Karay'ın bu aşk(!) romanı vak'ası Suriye'de geçiyor; kahramanlarının ekserîsi Türk ve Ermeni, yerli insanların sayısı pek az. Eserde, ilk tanışmada erkekler üzerinde, sessiz, kabiliyetsiz, görgüsüz bir kadın tesiri bırakan ama aslında zeki ve cinsî cazibesi olan Nurper ile; evlilik hayatından nefret eden Viskonsül (Konsolos yardımcısı) Hayati Bey'in nikâh altında birleşme ile neticelenecek karşılıklı alâkaları hikâye edilmiş. Dişi Örümcek'te çevre, Türk Konsolosluğunun siyasî nüfûzu ile Nurper'in cinsî cazibesinin ortaklaşa hazırladıkları Lübnan yüksek sosyetesi; bütün erkek kahramanlar Nurper'e bağlı, daha doğrusu Nurper cinsî cazibesi ile hepsini büyülemiş, kendine aşık etmiş; sevdiği erkeklere eziyet etmekten zevk duyan bir kadın ve bunu insiyakî olarak yapan, tabiatı bu olan bir kadın. Kendisine kadınlığından dolayı iltifat ve yaklaşmak isteyen erkeklerden kaçan; Viskonsül Hayatî Bey gibi cinsî cazibe ile mevkii ve prestij arasında tereddüt geçiren kararsız insanları, çapkınları tercih eden, isterik bir tip. Eserin II. bölümünde Nurper'in kurbanları ve Hayatî Bey'in Nurper'den uzaklaşmayı istediği hâlde bir türlü bunu beceremediği ve bu kadının erkek avlamadaki mahareti hikâye edilmiş. Eserin bütününde, isterik ve delişmen bir kadın çevresinde yurt dışında Türkiye'yi temsile yetkili insanlar ile istihza ediliyor... Ehh, merak ediyorsunuz, Türkçesinin güzelliğinin hatırına okuyabilirsiniz derim... Vakur Çayseven
Yabancı dildeki romanlar, size geniş, bambaşka ve alışılmadık dünyaların kapısını açar. Fakat edebiyatın dil ve gönül zevkini duymanın yolu, anadilde yazılmış Türk klasik romanlarından geçer (kabaca 2. Meşrutiyet ile 1960'lar arasındaki döneme ait eserler). Bunlar arasında Refik Halid Karay'ın romanları vardır ki, Türkçe'nin zirvesini oluşturduğu gibi, konuları itibariyle çeşitlilik sunan yabancı romanları da aratmaz. Türk romanlarının kaçında Danimarka, İtalya, Hindistan, vs. ülkeleri; Yezidilik inancını veya yabancı bir çöl memleketindeki Türk konsolosluğunda yaşanan aşk skandallarını bulabilirsiniz? Üstelik onun kitaplarında altını çizdiğiniz yerler, yalnızca iyi bir fikri taşıyan cümleler değil, söz sanatlarının esnek örneklerini barındıran cümleler olur. Adeta "polisiye" bir havayı da hissetmekten geri kalmazsınız.
Refik Halid Karay, Cumhuriyet'in ilk yıllarında ülkeden sürgün edilen, "150'likler" denen listeye dâhil olan bir yazar. Daha sonra M. K. Atatürk tarafından affolunuyor. Bu affedilişin hikâyesi de ilginç. Yakup Kadri Karaosmanoğlu hâtıralarında bahseder. Bir gün Y. Kadri'nin de bulunduğu bir mecliste Atatürk, Karay'ın yazdığı bir hikâyeyi sesli okur. Hikâye o kadar güzel ve komiktir ki, yanındakilerle birlikte kahkahalara boğulur. O anda yumuşar ve Karay'ın vatandaşlığa yeniden kabul edilmesinin yollarının araştırılmasını emreder. Karay'ın, ülkeden ayrıldıktan sonra gittiği Suriye'den dönmesi zaman alır, fakat vatanına kavuşmasını da kalemine borçlu olur.
Etrafımda gittikçe daha fazla Refik Halid Karay hayranı görmekten mutluyum. Onun yalnızca okullarda okutulan "Memleket Hikâyeleri" ve "Gurbet Hikâyeleri" ile bilinmesini istemem. Örneğin "Dişi Örümcek" romanı mutlaka okunmalıdır, derim. Gönül ilişkileri, erkeklik, kadınlık ve namus gibi kavramları,
Merhaba arkadaşlar! Bugün size #dişiörümcek adlı eserin incelemesi ile geldim.
Roman, bir aşk hikâyesinin gölgesine saklanmış insan ruhu incelemesi gibi. Yazarın keskin gözlemleri ve ince alaycı diliyle ördüğü bu dünya, 1950’lerin Ortadoğu atmosferinde geçen diplomatik çevrelerin karmaşık ilişkilerini görünmez bir perde arkasından izletiyor. Romanın odağındaki Nurper, ilk bakışta sıradan bir kadın gibi görünse de, zamanla başkalarının zayıflıklarını sezebilen ve onları kendi arzularının peşinde sürükleyen bir güce dönüşüyor. Onun etrafındaki erkeklerin davranışları ve çözülüşleri, bir insanın tutkulara yenik düşüşünün ne kadar kolay olduğunu hatırlatıyor.
Yazar, Nurper üzerinden sadece bireysel bir karakter sunmuyor; kadın, erkek ilişkilerinde güç dengesinin nasıl bozulduğunu, güvenin nasıl sarsıldığını ve zaafların insanı nasıl körleştirdiğini ustalıkla işliyor. Kahramanların birbirlerine yaklaşırken bir yandan da birbirlerinden sakladıkları duygular, romanın gerilimini sürekli diri tutuyor. Hayati Bey’in iç dünyasındaki çatışmalar, Nurper’in belirsiz istekleri, çevredeki insanların fırsatçılığı ve kırılganlıkları bir araya geldiğinde ortaya hem sürükleyici hem de hüzünlü bir tablo çıkıyor.
Eserin asıl gücü, yazarın dili kullanış biçiminde. Yazar, sade görünen kelimelerin arasına derin bir ironi yerleştiriyor; karakterlerin ruh hâllerini, toplumsal kaygılarını ve dönem atmosferini yoğun ama akıcı bir anlatıyla veriyor. Okurken bazen bir filmin içindeymiş gibi hissettiren bu atmosfer, siyah beyaz bir sahnenin ağır ağır açılışı gibi insanın zihninde yer ediyor.
Kitap, tutkularıyla sınanan insanların hikâyesi. Yanlış seçimlerin, gizli hesapların ve kendini kandırmanın yarattığı o görünmez ağları anlatıyor. Yazarın başarılı karakter çözümlemeleri ve güçlü anlatımı
Refik Halid Karay okumayı çok sevdiğim bir yazar. Kitap akıcı ve sürükleyici olmasına rağmen konu itibariyle pek sevemediğim eserlerden biri oldu ne yazık ki.
Yazarın diğer okuduğum eserlerine nazaran daha zayıf geldi. Yine de okuduğum için mutluyum, çünkü yazarın üslubunu, betimlemelerini seviyorum. Kadınlara karşı tutumu hariç.
#kitapyorumum :
Genç, evli iki çocuk annesi olan Nurper'in aşk kaçamaklarını, aldatmacalarını, yalan yanlış, kaba ve fütursuzca konuşmalarını sürekli değişen erkek karakterlerin başlarına ördüğü ağları, bu tuhaf ilişkileri anlatıyor yazar.
Hayati Bey karakteri, kadınlardan korkan, aldatılacağını düşündüğü içinde evlilikten kaçan biridir. Biz baş karakter Hayati bey'in ağzından bütün bu dalavereleri, çirkinlikleri, ahlaksız davranışları olaylar ilerledikçe öğreniyoruz. Hayati, tüm bu oyunları, sahtekarlıkları, düzenbazlıkları gördüğü, duyduğu halde yine de Nurper aşkının esaretinden kurtulamaz. Ara ara nefsi ile kavgaya tutulsa da, vicdan azabı duysa da kendini kandırmış Nurper'i kendi aklında da kalbinde de her seferinde eninde sonunda haklı bulmuştur. Peki bu işin sonu nereye varacak?
Merak ettiyseniz okuma sırası şimdi sizde demektir. O zaman keyifli okumalar.
#kitapalıntıları :
Yeryüzünün kabul etmeyeceği bir gürültü, bir insan kenetlenmesi, insandan başka mahlukların ruhaniyetsiz bir ayini, ruh hastalarının birbirlerine katışıp akla durgunluk veren müşterek nöbetiydi bu!
Maskesiz bir karnaval âlemi ama yüzler kendiliğinden de maskeli hissini vermektedir.
İnsan, başkasından ziyade kendini aldatmaya uğraşan bir mahluktur; herkesten önce nefsine karşı yalan söylemekle vaktini geçirir.
Refik Halid Karay romanlarını okumaya devam ederken, yazarın ortak özelliklere sahip bir kadın tiplemesini, hemen hemen tüm romanlarında kullandığını düşünmeye başladım.
Refik Halid Karay’ın okuduğum romanlarındaki kadınların çoğu, gizemli, oyuncu,güvenilmez, tuttuğunu koparan, güçlü kadınlar.
1953 yılında yayımlanan Dişi Örümcek’in Nurperi’si, Suriye’deki Türk Konsolosluğu’na atanan kâtip Sadun’un eşidir.
Nurperi, etrafındaki tüm erkekleri ağına düşürür ve onlarla oynar.Yakınlık kurduğu erkeklerin hayatını parçalarken, belirlediği sınırların ötesine geçilmesine de izin vermez.
İlginç bir kitaptı Dişi Örümcek.
Beni bilen bilir, sevince çok abartırım. Hakkını veririm yani, lafta kalmaz. Refik Halit de sevdiklerimden, çok sevdiklerimden biri. Derste "Ağzımın suyu aktı bu kadar Refik abiden bahsedince, teneffüste memleket hikayelerinden bir hikaye okuyayım hemen de kendime geleyim." demişliğim çoktur. Gerçekten işlemelere anlatmalara ve okumalara doyamam onu. Ama yine bilen bilir, mesleğim gereği sezarın hakkı sezara demeyi de iyi bilirim, biliriz. Artı ve eksileriyle sevsem de sevmesem de değerlendirme yapmak zorundayım, zorundayız. Veee mesleğimin bana verdiği yetkiye dayanarak bu romanı hiç ama hiç sevemediğimi söyleyeceğim. Açıkçası Selim Ilerinin en sevdiği Refik Halit romanlarından olduğunu duyunca ve üstüne hakkında olumlu yorumlarına denk gelince çok ama çok yükselmiştim bu romana. Ancak umduğum gibi çıkmadı. Nurperi ve ona aşık olup hayatlarını mahveden erkekleri okumak bana hiç zevk vermedi. Yeni bir şey de göremedim bulamadım açıkçası. Kart zamparalar ve onları avucunun içine alan bir fettan güzel hikayesi çok tanıdık benim için oldukça da can sıkıcı ve maalesef bir o kadar da kilişe... Ben aradığım değişik,güzel,etkileyici,vurucu ne derseniz artık, karakterleri ve olayları bulamadım, üzerine bir de epey uzun geldi, sıkıldım. Romanın tek güzel şeyi Refik Halitin o caaanım diliydi, bu kadar.
Eser; 1950'lerin başında, Arabistan'da geçmektedir. Türk Konsolosluğu'na atanan bir kâtibin eşi olan Nurper'i ve onun cazibesine kapılan farklı karakterdeki erkekleri konu alır. Nurper bir örümcek gibi ördüğü ağlar ile çevredeki tüm erkekleri kendine bağlar ve onları birbirine düşürür...
Romanda, dönemin kadına bakışı, kadın erkek ilişkilerini irdelenmiş, aşk, hırs, tutku gibi konular üzerinde durulmuştur.
Kitap oldukça akıcıydı fakat konu itibarıyla çok sevdiğimi söyleyemem. Erkeklerin kadına karşı bakış açıları ve tavırları okurken beni çok rahatsız etti. Okurken çok keyif alamasam da kitap bir çırpıda bitti...
Roman, güzel ama tehlikeli bir kadının, çevresindeki erkekleri zekası, cazibesi ve oyunlarıyla etkisi altına almasını konu alıyor. Kadın karakter tıpkı bir örümcek gibi ağını örer, her hareketi planlıdır, her ilişki bir amaca hizmet eder. Onu tanıyan erkekler önce büyülenir, sonra da duygusal olarak yıkıma uğrarlar. Kadının duygusal açlığı, toplumun kadına biçtiği rollerle çatışması ve güç arayışı ile ilerleyen kitapta yazar kadının davranışlarını sadece kötülük olarak değil, aynı zamanda bastırılmış arzuların ve özgürlük isteğinin sonucu olarak işlemiştir.
Refik Halid Karay’ın Dişi Örümcek romanının konusu, aşk, aldatma ve entrika etrafında dönen bir kadın-erkek ilişkisi dramıdır. Roman boyunca aşkın sadece bir duygu değil, bir iktidar mücadelesi olduğu, kadın ve erkeğin birbirine karşı psikolojik üstünlük kurma çabasında bulunduğu ve toplumun “kadın” kimliğine yüklediği baskıların sonuçları anlatılır. Roman sonunda “dişi örümcek”, kurduğu ağın içinde kendisi de sıkışır. Bu da romanı dramatik bir sona doğru taşır.
Eserdeki olaylar, yazarın ifadesiyle dönemin İstanbul’unu da yansıtır. Alafranga hayat tarzı, ahlaki çelişkiler, sosyal statü kaygıları ile “dişi örümceğin” davranışlarını anlamamızı da sağlar. Yazarın üslubu her zamanki gibi akıcı, ince mizahla süslenmiş ve gözlemci bir bakışa sahiptir. Karakter tahlilleri güçlüdür; insan doğasının zayıf yanlarını ustalıkla deşifre eder.
#DişiÖrümcek
^
^
#alıntı
Bu kadınlar sevdiler veya sevdiklerini zannettiler mi çok defa merhametli oluşlarından dolayı, yufka yürekliliklerinin belâsına uğrarlardı.
^
^
#RefikHalidKaray #bloghemsire #inkılapkitabevi #edebiyat #türkedebiyatı
İyi Geceler!
Yine ilginç, konusuyla dikkat çekici bir romanı geride bıraktık. İnsan karakterlerinin hemen anlaşılmaması, okudukça yani karakterleri tanıdıkça özelliklerini sırayla anlamamız çok iyi. Hani güzel, güçlü, zeki ve zengin bir kadın kapıdan içeri girdi yerine bir bölümde güzel olduğunu, bir bölümde güçlü olduğunu ve bir bölümde zengin olduğunu öğreniriz. Tüm özellikleri öğrenmek için %80 bitirmiş olmamız şart. Bu özelliği sevdiğimi belirtmeliyim.
Ahlaksızlık ve yozlaşmışlık dışında en çok dikkatimi çeken ise insanların birbirlerini tam anlamıyla tanımadan bir şeyler yapmaması gerektiğinden bahsetmesi. Şimdi bu romanın kaleme alındığı dönemi de göz önüne alırsak, toplumsal kurallara karşı çıkan bir durum görmekteyiz aslında. Biraz da kadınlar konusunda şanssızlık yaşamış yazarımızın öfkesini yazılarına yansıttığını görüyoruz. E bir kadında sürekli aldatılsa, erkekler tarafından üzülse kalanların hepsine neşeyle çiçekler dağıtacak hali yok. Ruhsal durumu algılamak kolay yani.
Burada ahlaki olarak zayıf bir karakter sunan Nurperi adındaki bir kadının maceralarına konu oluyoruz. Sırayla ilerleyeceğiz demiştim ki önce adeta bir zavallı gibi sunulan, gariban, kıyafetleri kötü bir karakter olarak girer kitaba Nur. İlerledikçe tanıyacağız demiştim ve ilerledikçe etrafındakilerle aşırı samimiyet kurmaya başlar. Nefret ettiğim bir konu da bu gereksiz samimiyet zaten.
Etrafındaki insanlarla yaşadıkları adının duyulmasını sağlamıştır. Gözünü hırs bürümüştür kadının. Konsolos olan Bahtiyar Bey, Nurperi’ye aşık olduğunda ve kocasını da bir görevle uzaklaştırdıktan sonra asıl kitap diyebileceğimiz hararetli yer başlar ve oradan sonra ne durağanlık, ne sıkılganlık... Özellikle Hayati adındaki karakterle biz bütün olayları öğrenip yapbozu birleştiriyoruz.
Çünkü kadın
Kadın erkekleri ilişkilerinde, beklentilere girmenin nelere mâl olabileceğini güzel bir hikaye ile anlatan, açıkçası beni şaşırtan bir şekilde akıcı bir romandı.
Bolu Mudurnu'dan İstanbul'a göçen Karakayış ailesinden Maliye Başveznedarı Mehmed Halid Bey'in oğlu olarak 15 Mart 1888’de İstanbul’da doğdu. Galatasaray Sultanisi'nde ve Hukuk Mektebi'nde okudu. Maliye Nezareti'nde (Hazine ve Maliye Bakanlığı) memur olarak çalıştı.
II. Meşrutiyet'in ilanından sonra gazetecilik ile uğraşmaya başladı. 1909 yılında girdiği Tercüman-ı Hakikat gazetesinde mütercimlik ve muhabirlik yaptı.
Fecriâtî topluluğuna katıldı ve "Kirpi" imzasıyla mizah dergisi Kalem'e yazılar yazmaya başladı.
Yazıları yüzünden 1913'te önce Sinop'a sürüldü. Daha sonra Çorum, Ankara, ve Bilecik'e gönderildi. İstanbul'a dönünce bir süre Robert Kolej'de Türkçe öğretmenliği yaptı. Posta-Telgraf Umum Müdürlüğü'ne atandı. Bu sırada Hürriyet ve İtilaf Fırkası'na üye oldu, Aydede adlı siyasi mizah dergisini çıkarmaya başladı.
İstiklal Savaşı aleyhine yazdığı yazılardan ötürü vatan hainliğiyle suçlandı, Yüzellilikler listesine alındı. Uzun süre yurt dışında, Beyrut ve Halep'te sürgün yaşadı. Mustafa Kemal Atatürk'e yazdığı şiir ve mektuplarla, Yüzellilikler listesindekilerin affedilmesinde önemli rol oynadı. 16 senelik sürgün hayatının ardından 1938 yılının Temmuz ayında yurda döndü. 1948 yılında, Aydede dergisini tekrar yayımlamaya başladı.
18 Temmuz 1965’te İstanbul’da vefat eden Karay, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.
Türk Edebiyatındaki Yeri
Refik Halid, Türk edebiyatında ilk defa Anadolu'yu tanıtan eserleri ile ismini duyurmuş, yergi ve mizah türündeki yazıları ile de üne kavuşmuştur. Gözleme dayanan eserlerinde, tasvirler, portreler ve benzetmeler kullanarak sade, akıcı dili ve güçlü tekniği ile 20. yüzyıl romancıları arasında seçkin bir yere sahip olmuştur. İstanbul'u bütün renk ve çizgileriyle yansıtarak Türkçeyi ustalıkla kullanan Refik Halid, Türk edebiyatına birçok eser kazandırmıştır.
Seyit Kemal Karaalioğlu onu şöyle tarif eder: Refik Halit Karay; «Yeni Lisan» akımının tutunmasında önemli payı bulunan, konuşma dilini yazılarında büyük bir ustalıkla uygulayan bir yazardır. Hikâyeleriyle romanlarında renkli bir görgü ve gözlem zenginliği göze çarpar. Romanlarında, çoğunlukla aile üstünde durur. Hiçbir belli teze bağlanmaksızın, sağlam bir teknikle, başarılı çevre tasvirleri içerisinde nefis bir üslupla olayları anlatır. Ağır fikre, derin çözümlemelere, tezli saplantılara girmeden, «ak realizm» diyebileceğimiz bir görüşle yazardır.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Refik_Hali...