·
Okunma
·
Beğeni
·
1.623
Gösterim
Adı:
Doğudaki Hayalet
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
127
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Fantome d'Orient
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cumhuriyet Yayınları
Baskılar:
Doğudaki Hayalet
Doğudaki Hayalet
Doğudaki Hayalet
Doğudaki Hayalet
120 syf.
Kitapta biraz Genç Werther'in acılarını anımsatan bir tarzı var. Loti'nin ağzından okuyoruz kitabı. Denizci olan Loti, on yıl önce İstanbul'dayken aşık olduğu Aziyade ve en yakın arkadaşı Ahmet'ten yedi yıl boyunca haber alamaz. On yıl önce sık sık ve samimi olarak Ahmet tarafından yazılan mektuplar, zamanla azalır, azalırken de eski samimiyetini yitirir. Loti, durumdan şüphe duysa da İstanbul'a gitme şansı olmaz. On yıl sonra İstanbul'a geldiğinde tek umudu Aziyade ve Ahmet'i bulmaktır. Sadece iki buçuk gün vakti vardır ve onları bulmak için her yolu dener. Eski tanıdıklar, eski mekânlar. Beklemediği sürprizlerle karşılaşır ama vakit sonra erip, dönme vakti geldiğinde kafasındaki tüm soru işaretleri cevaplanmış, on yıldır çektiği azap hafiflemiştir. Dili ve anlatım tarzı yalın olduğu için kolaylıkla okunabilen bir kitap. Ana kahramanın psikolojik durumunu çok rahat ifade etmiş ve okura hissettirmiş. Sayfa sayısı az ve anlatımı da sade olduğu için kısa bir sürede okunuyor ve dimağda hoş bir tat bırakıyor.
120 syf.
·8 günde
Julien Viaud, sanırsam herkesin mutlaka duyduğu Pierre Loti. Çoğumuz kendisini İstanbul’da Eyüpsultan ilçesinde ki Pierre Loti Tepesi’nden duymuşuzdur. O tepeye 1800’lü yılların ikinci yarısından sonra geldiğini o manzaraya nazır nargilesini ve kahvesini içtiğini, kendisinin Türk hayranı ve dostu olduğunu… Ve de dillere destan sevgilisi Aziyade’yi… Loti aslında bir deniz subayıdır. Loti, Deniz Harp Okulu sınavlarına giriş sınavına hazırlanmak için gittiği Paris’te 1866 yılının Kasım ayından itibaren tutmaya başladığı günlükleri ileride oldukça işine yarayacaktır. Loti’nin, Türkiye’ye ilk gelişi asteğmen olarak uygulama gezisine çıktığı Jean-Bart gemisiyle 20/25 Şubat 1870 tarihleri arasında İzmir’e ayak basarak başlar. Fakat bu gelişinden çokta bir şey anladığı söylenemez. Bir sonraki gelişi 1876 yılına denk gelir. Bu 6 senelik arada ise kendisi Tahiti’ye oradan da Senegal’e geçer. Tahiti kraliçesinin nedimeleri bu deniz subayına tropikal bir çiçeğin ismi olan ‘’Loti’’ ismini takarlar. Senegal’de yaşadığı bir gönül davası da düş kırıklığı ile sona erer. Selanik’te bazı karışık olaylar yaşanmaktadır. Fransız ve Alman konsoloslarının öldürülmesi ile katiller idam ile cezalandırılmış ve Loti’nin de içinde bulunduğu bir gemi filosu Selanik’e bu idamı izlemek üzere gönderilmiştir. Suçluların idamından üç gün sonra subaylara kentte gezme izni verilmiştir. İşte ne olduysa ve bundan sonrasında neler olacaksa bu kent gezisi sırasında camii önünde iki leyleğin dövüşünü izlerken kendisine çevrilmiş iki iri yeşil gözün farkına varır. Bu gözler, yaşlı tüccar Abeddin’in dört karısından biri olan on sekizinde bir Çerkez kızın gözleridir. Bu kız ki, Loti’yi seneler sonra bile Türkiye’ye getirecek ve onun mezarını aratacak olan güzeller güzeli kızdır. O bakışmadan sonra artık buluşmak kalır geriye ve Aziyade’nin hizmetçisi Hatice ve Loti’nin rıhtımda tanıştığı Musevi kayıkçı Samuel’in yardımları ile gizli buluşmalar başlamıştır. Olaylar gittikçe aşka dönüşmüş bu arada Loti’nin, Senegal’deki hayal kırıklığından eser kalmamıştır. Bir süre sonra Loti, İstanbul’da ki Gladiateur Gemisi’nde göreve atanır. Bu durumdan ötürü ayrılık beklenirken, Aziyade’nin de sonbaharda başkente taşınacağı belli olur. Kocası evini İstanbul’ a taşıyordu. Kader ağlarını ördükçe örmeye devam ediyordu. Loti’nin İstanbul’da ki ilk görev süresi 1 Ağustos 1876 ile 17 Mart 1877 tarihleri arasındadır. Loti, bu süreler içersinde gün geçtikçe bir Türk gibi giyinir, yer-içer hatta Karagöz seyretmeye gider olmuştu. Önceleri Beyoğlu’da bir otelde kalsa da zaman içersinde Eyüp'te bir ev tutar ve yerleşir. Bu süre zarfında Aziyade’de İstanbul'a yerleşir. Aziyade’nin kocası iş sebebi ile sıklıkla İstanbul dışında bulunur. Bunu fırsat bilen Aziyade , bu anlarda hemen sevgilisi Loti’nin evine gelir ve birkaç gün orada kalır.
Burada ki en büyük sorulardan biri, bir Müslüman kadının Loti’nin evine bu kadar rahatça girip çıkması nasıl oluyordu. Burada devreye üç ihtimal giriyor. Birinci ihtimal; Loti’nin dediği gibi : ‘’Bu durum çevrede üstü kapalı kabul edilmişti.’’ İkinci ihtimal; Aziyade’nin hayali bir sevgili olduğudur. Üçüncü ve son ihtimal ise; Loti’nin bir eşcinsel olduğu ve Aziyade’nin kadın değil erkek olduğu iddialarıdır.
Hangi ihtimal doğru bilemiyorum. Fakat, Aziyade’nin aşkı sonrası Loti’ye Türk Dünyası kapıları açılmıştır. Bu aşk ile Türkleşmeye başlayan Loti, Türkiye’nin savaş durumlarında kendi ülkesi için duyduğu her şeyi Türkiye içinde duymaya başlar ve bunu kendisi de ifade eder: ‘’Gönlü(nün) haritasından silinmek istenen bu güzel ülkeden yana (olduğunu), hiç farkına varmaksızın yavaştan Türkleş(tiğini) itiraf eder. Artık, kendi memleketi tehditle ve ölüm tehlikesiyle karşılaştığı zaman duyacağı coşkuyu biraz Türkiye için de duy(mamaktadır).’’ Bir gün görevinin İstanbul’da biteceğinin farkındadır Loti ve 1877/1878 (93 Harbi) çıkmasından bir süre öncede 17 Mart 1877’de sevgilisine geri geleceğine dair sözleri verip gider. Türkiye’den gidişi ile birlikte içini keder ve özlem kaplar. Bunun çaresi olarak yazmayı özellikle de Aziyade’yi yazma yolunu tutar. Bu düşünceler ile Loti ilk eserini Aziyade ismi ile 1879 yılının Ocak ayında verir.
Doğu'daki Hayalet eseri ise Türkiye on sene sonra Aziyade’nin mezarını bulmak için dönüşünde çektiği sıkıntı ve pişmanlıkları ele aldığı eseridir. Eser uzun olmamak ile birlikte fazlaca betimle ile sizi sıkmaya başlıyor fakat bu hikayenin sonu nereye varacak ve acaba Aziyade hayatta mı soruları yüzüne sonuna kadar okutturuyor. Loti’yi bu eserinde ciddi manada Türkleşmiş, bu toprakların gerekliliklerine oldukça hakim olarak göreceksiniz.
Loti’nin, bir Türk dostu mu yoksa ajan ve misyoner mi olduğu hala tartışılan konulardır. Birinci Dünya Savaşı’nın çıkmasına yakın dönemlerde kendisinin Osmanlı Ordusunun Başkomutanvekili olan Enver Paşa’ya gönderdiği, Almanlar ile ittifak edilmemesi lazım tarzında ki mektubu ve devlet büyükleri ile iletişimi Cumhuriyet ile de devam etmesi bu sorulara sebeptir. Bugün, Pierre Loti Tepesi olarak anılan tepenin 1932’ye kadar İdris-i Bitlis Tepesi olarak anıldığı 1932’de Gazi Paşa’nın emriyle değiştirilmesi Loti’ye ajan gözüyle bakanların hışmına uğrarken Loti’yi Türk dostu olarak görenlerin hoşuna gitmiştir.
120 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Julien Vialud. Bizim bildiğimiz Pierre Loti. ( 14 Ocak 1850 _ 10 Haziran 1923 ) Asıl mesleği deniz subayı. Öldüğünde ardında 40 eser bıraktı.
Türkiye ye ilk gelişi 1970 ve İzmir olmak üzere muhtelif tarihlerde tam yedi defa daha gelir ve kalış süreleri de çok farklıdır. Ama hepsinde geldiği yer İstanbul dur. Onda İstanbul bir tutku olmuştur Kitabından anladığımız kadarı ile geldiği zamanlar bizlerden biri gibi yaşamayı tercih etmiş. Ama Payitaht ile de arası daima iyi olmuştur. Zaten diğer ülkelerle de yönetim bazında hep yakın ilişkiler içindedir.
Araştırmalara da konu olmuş bir husus vardı;r henüz netleşmiş olup olmadığını bilmiyoruz. Şöyle ki İstanbul'a geldiğinde Evli ve Müslüman bir kadın olan Aziyade ye aşık olur. İlk eserinin adı da Aziyade dir. Bu kitapta ondan da, bu aşktan da uzunca bahsedilmekte. O kitabı da kısmet olur okursak derinlemesine bilgi sahibi de olacağız. Loti Türkiye'nin uluslar arası sıkışıklığın da hep Türkiye den yana tavır almış. Padişah tarafından da madalya ile ödüllendirilmiştir.
Bu kitabını tarihlerini de düşerek bir hatırat gibi kaleme almış.
Zevk ile okunacak bir kitap olduğunu teyit etmeliyim.
127 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Selanik’te başlayan bir aşkın ilk zamanlarından başlayan bir kitap. Selanik! Benim de büyük aşkım, büyük sevdam orada doğdu. Hatta bir çoklarımız için de durum böyledir. Sonra İstanbul yolu başlar, iki sevgili ayrı ayrı gelip İstanbul’a yerleşir. Ancak bir ihtilaf vardır burada. Bir erkeğin haremindeki Müslüman bir kadın nasıl olurda bir Hristiyan ile birlikte olurdu? Hatta bundan ötesi de vardır. Aziyade yoksa bir erkek miydi?
Zaten bende okurken bundan ötesine odaklandım. Çocuklar, ihtiyarlar, zenciler, kadınlar, erkekler hep bir konu edinirken nedense Aziyade için gerçek isim gizli tutuluyordu. Bu büyük merak beni derinden etkiledi. Aslında araştırsam da bir şey bulamadım. Bu yüzden de bilmediğim noktaya dair sadece şüphelerimi belirtip ötesini anlatamam. Mutlu geceler diliyorum. Arzu edenler olursa bu eseri, 1940ların o meşhur dönemi baskısıyla hem de Kahverengi sayfalı orijinal baskısıyla gönderebilirim. Bol keyifli okumalar diliyorum..
120 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitabı; anlatılan hikayenin gerçekliğine ya da romantikliğine kapılarak değil de, eski İstanbul’un kaybettiği kimliğine, Türklüğüne hasret kalan yabancı bir yazarın serzenişlerine odaklanarak okumalı.. sonra da takkeyi öne alıp düşünmeli..
127 syf.
·2 günde·7/10 puan
İstanbul sevdalısı bir gezgin olarak bildiğimiz Pierre Loti, bu güzel şehirde sadece doğayı, insanları ve kültürü sevmez aynı zamanda bir osmanlı kızı olan Aziyade'yi de çok sever.

Uzun yıllar sonra sevgiliye kavuşma arzusu ile başlayan bir seyahat, iç hesaplaşmalar, özlem, vuslat arzusu ve acılara bulanmış bir hayat ile son bulacaktır.

Pierre Loti'nin İstanbul'da kalan sevgilisi ve onu yeniden görme isteği ile kaleme alınan roman aslında bir seyahat güncesi gibi. Dönemin İstanbul ve Osmanlı toplumuna ait tasvirlerin ve gözlemlerin yeraldığı kitap, akıcı ama bir o kadar da düşünmeye sevkeden ifadeler kullanılarak yazılmış. Yazarın Aziyade'ye ulaşmak isterken kendisine yardımcı olan insanlarla olan ilişkisi de bir o kadar ilgi çekici ve döneme ait izler taşıması açısından açıklayıcı olmuş.
120 syf.
·Beğendi·5/10 puan
Ben pek hoşnut olmadım ama son cümlesi beni okuduğum da değer dedim yabancı bir yazar guzel betimlemeleriye istanbulu anlatıyor ve de orda geçirdiği günleri
104 syf.
·8 günde·8/10 puan
1880' lerin İstanbul'u na Loti'nin gözünden kısa bir yolculuk..
10 yıl önce bırakıp gittiği Aziyade'nin izlerini aramak için dönen Loti'nin 3 günlük kısa bir zamanda ki çabalarına şahit olarak onunla beraber kah Beyoğlu'n da, kah kasımpaşa'da, kah Fatih'te ve de son olarak Topkapı surlarında son bulan arayışına merak ve hüzünle eşlik ettirdi..
120 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
Kitabın ismine takılmayalım,hayalet, mayalet yok. Hayaletten kasıt, sevgilisi Çerkez Kızdan ayrıldıktan sonra, Pierre Loti’yi, uykularında sürekli kovalayan görüntüdür. Zaten bu nedenle, 10 yıl sonra tekrar İstanbul seyahati yapmaya karar verir ve olaylar böylece başlar.
“Çerkez kızına oradan ayrılırken ettiğim tumturaklı dönüş yeminini hiçbir zaman tutamadım.” S:8 “O benim sevgilimdi; bütün ruhumla kendimi ona verdiğimi, yaşadıkça ve sonsuzlukların ötesinde süreceğini sanıyordum; artık ona ilişkin hiçbir şey bilmiyorum.” S:9
Denizci olan Loti, on yıl önce İstanbul'dayken aşık olduğu Aziyade(Çerkez kızı) ve en yakın arkadaşı Ahmet'ten(Aslında Ermeni bir genç) yedi yıl boyunca haber alamaz…
120 syf.
·6/10 puan
Kitap tamamıyla betimlemelerle dolu. İstanbul da yaşamamdan dolayı 1800 lerdeki İstanbul u tanımak açısından hoşuma gitti. Kitap sonunu merak ettirmesi açısından da başarılı.
"Birbirlerini sevdiklerinde; uğur getirsin, birbirlerini unutmasınlar diye yaşamlarının ilk yıllarından kalan değersiz, küçük şeyleri insanların aralarında değiş tokuş etmeleri, dünya kurulalıberi varolan üzüntü verici bir çocukluktur sanıyorum..."
Pierre Loti
Sayfa 38 - Eylül 188...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Doğudaki Hayalet
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
127
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Fantome d'Orient
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cumhuriyet Yayınları
Baskılar:
Doğudaki Hayalet
Doğudaki Hayalet
Doğudaki Hayalet
Doğudaki Hayalet

Kitabı okuyanlar 104 okur

  • Mine Göl
  • Sıfır Virgül Beş
  • Nurullah Moral
  • Enes Töken
  • Seda Hoca
  • Birben Kaya
  • Lal
  • Buse Türkoğlu
  • Meri ❀
  • malefizz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.9 (1)
9
%5.9 (2)
8
%0
7
%17.6 (6)
6
%2.9 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0