Adı:
Ebedi Koca
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
249
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755338545
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İmge Kitabevi
"Nedir bu 'ebedi koca' dediğiniz, kuzum efendim? Ne anlama geliyor bu?" diye karşılık verdi Pavel Pavlovitch kulaklarını dikerek.

"Bu tür bir kocadır işte. Anlatması çok uzun sürer."

Dünya edebiyatının büyük yazarı Dostoyevski'nin Ebedi Koca romanı okuyucusunu insana dair sorgulamalarla yüz yüze bırakan bir eser.

Roman, hayatları bir kadın karakter vasıtası ile kesişen iki erkeğin aşk, nefret, suçluluk üçgenindeki insanlık hallerini gözler önüne seriyor.

Ebedi Koca, Dostoyevski'nin anlatımıyla insan bilincinin düalizmini ve çekişmelerini okuyucuya yoğun bir şekilde hissettiren bir dünya klasiği.
200 syf.
·4 günde·7/10
Kadın Budalası, Dostoyevski'nin okuduğum ikinci kitabı. Bordo Siyah yayınlarından Osman Çakmakçı çevirisi ile okudum. Kitabın, kullanılan diğer bir adı da Ebedi Koca. Kitabı okuduktan sonra, bu iki isimden Ebedi Koca kitaba daha uygun gibi geldi bana. Hayatını karısına adayan, onun mutluluğunu kendi mutluluğundan önde tutan, ezelden ebede, ideal koca olmak için gelmiş bir koca modeli var çünkü kitapta. Aslında böyle adamlara kadın budalası da deniliyordur belki ama bu anlam daha çok, bir kadına değil de bir çok kadına kendini adamış anlamı çıkartıyor. Ama Ebedi Koca denilince tek bir kadına, sadece karısına adanan bir hayattan söz edebiliriz.

Okuduğum ikinci Dostoyevski kitabı demiştim. İlki, İnsancıklar'dı ve bu kitabı okuduktan sonra herhangi bir inceleme yazmadım. Çünkü, Dostoyevski yazdıkları üzerine bir şeyler yazmak için, okurlarına çok fazla done vermiyor bana göre. Nitekim bu kitabı da öyle benim için. Ne yazarlığına bir şey diyebiliyorum ne de yazdıklarına. Yazarlığına bir şey diyemiyorum çünkü, tam benim istediğim gibi yazmış. Olayları sere serpe önümüze koymuş ve değerlendirmeyi bize bırakmış. Kitabın herhangi bir yerinde kendi düşüncelerini bize idealize etmeye çalışmamış.
İyi-kötü, doğru-yanlış, kavramlarını, yaşananlar doğrultusunda, okuyanlar kendi değer süzgeçlerinden geçirerek değerlendirebilir almak istediklerini alabilirler demiş.
Yazdıklarının edebi niteliği konusunda da söyleyecek pek bir şey bulamıyorum. Ne methiyeler dizeceğim kadar etkiledi beni, ne de yerebileceğim ufak bir açık verdi. Aslında bunun sebebi Dostoyevski'ye yabancı olmam ve henüz onun kitaplarına inceleme yazabilecek kadar donanıma sahip olmamamdan kaynaklanıyor olabilir. Dostoyevski'yi, bütün Külliyatı'nı okuduktan sonra anca tanırmışım gibi geliyor bana.

Yazarı bırakıp kitapla alakalı da bir kaç şey söylesem iyi olacak. Gerçi kitabın içeriği ile ilgili söyleceğim herşey spoiler niteliği taşıyacağından bu konuya çok değinmeden, kitabın ben de uyandırdığı hisleri paylaşsam daha iyi olur.


İnsanlar, kendi nefsani duyguları için, bir başka insanı aldatırken kendi aldanmışlıklarının farkına varmıyorlar. Değerler, etik kurallar, ahlaki kavramlar onlar için, o an çokta önemli değil gibi geliyor ama zaman geçtikçe yapılan yanlışın hesabı vicdanımız tarafından önümüze getirildiğinde bunun bedelini ödemek için elimizde, maalesef yapılan yanlışın karşılığı olacak mahiyette bir şey bulunmuyor. Tıpkı geçip giden zamanın bir daha gelmeyeceği gibi bazı hatalarında telafisi yok. Hal böyle olunca kendini arındırmanın türlü yollarını ararsın. Velçaninov’un kızı Lisa'nın varlığının onu arındıracağını, yaptığı şeyin ağırlığından kendisini kurtaracağını düşünmesi gibi. Ama yine de içinde ki, sana güvenen insanı aldatmış olmanın verdiği huzursuzluğu bastırmak mümkün olmaz çünkü cezayı en ağır merci olan vicdanımız kesmiştir . Hele bir de, aldatılan kişi her şeyin farkında olduğu halde ters psikoloji yapıp seni suçlamadan, suçlarını yüzüne vuruyorsa buyurun cenaze namazına.

Satır aralarına saklanan bu hisler yanın da Dostoyevski, bize kadın-erkek ilişkilerinde geçmişten günümüze hatta geleceğe var olacak, 'ihanetin' insan üzerinde tesirini bu novellasında anlatıyor.

Kitabı okuyacaklara tavsiyem, öyle müthiş bir olay örgüsü ve sansasyonel bir son beklememeleri. Kitabı okurken, değişik bir merak büyüsüne kapılıyor insan ve bu da sıkılmadan sona ulaşmasına yardımcı oluyor ama son tatmin edici bir son değil. Yani aradığın cevaplar kitabın sonunda değil satırların arasında. Aslında bu sebeple ben Dostoyevsk kitaplarını sanat filmlerine benzetiyorum. Tıpkı onlar gibi anlatacağı şeyi gözümüze sokmadan yaşanan olayın fotoğrafını çekerek ve hiç beklemediğin bir an da çat diye bitirerek sonlandırıyor. Sonra biz de eee ne oldu şimdi ne anlattı bu diyoruz ve düşünmeye başlıyoruz. Bu da Dostoyevski farkı galiba.

Efendim, bu kitabı etkinlik dolayısıyla okumuş bulunuyorum ve https://1000kitap.com/SinestezikMuz Beyefendiye teşekkürlerimi iletiyorum. Sayesinde de zor da olsa Dostoyevski incelemesi yazdım. :)

Son olarak, hayatta yapacağımız en büyük hatanın, noktalama hatası olması dileğiyle. Herkese keyifli okumalar.
200 syf.
·Beğendi·7/10
Realizmin rus temsilcisi Dostoyevski 1868 yılında kaleme aldığı bu popüler romanıyla bizlere psikolojik gerilim dersi veriyor adeta.

“Sizi sevdim, Aleksi İvanoviç, evet T.’de geçirdiğiniz bütün bir sene
içinde sizi sevdim,” dedi. “Siz bunun farkında bile olmadınız, çünkü
ben sizin için çok küçük bir şeydim, ilginize layık değildim. Kim bilir,
belki böyle olması daha iyiydi. Geçen dokuz sene içinde sizi her zaman
anımsadım, çünkü hayatımda o yıl gibi bir yıl geçirmedim.”

Tavsiye ediyorum. Okuyun...
Hayatı toz pembe sananlar için iyi bir örnek değil bu kitap.

“Kendime ait olmayan bir noktaya değindiğim için beni bağışlayınız
ve gücenmeyiniz; kötü bir niyetim yoktu. Devam ediyorum... Ben,
düşündüğünüz gibi geleceğin zengin adamı değilim... Ne garip bir
düşünce Tanrım! Ben sadece gördüğünüz adamım, fakat geleceğime
olan güvenim sonsuz. Ne bir kahraman ne de insanlığa hayrı dokunan
bir adam olacağım, ama karımın hayatını ve kendiminkini
kazanacağım... Daha açık konuşayım: Şu an cebimde on para yok.
Çocukluğumdan beri de onlar tarafından büyütüldüm...”
181 syf.
·6 günde·8/10
Spoiler içerir
Vize sunumumda Dostoyevski'yi temelden araştırma fırsatı buldum. Bu kitabında bilmeden kendini ve gelecekte yaşayacaklarını anlatıyor. Öyle bir mistikliği var. Dostoyevski ilk karısı öldükten sonra sırf yalnız kalmamak adına sevmediği ikinci karısıyla evlenir. Kitaptaki kadın budalası olan karakterde aynı sebep ile kendine bir eş arayışına giriyor. Dosteyevski 2. karısından olan çocuğunu tamda hayattaki amacını bulduğunu zannederken kaybeder. Velçaninov'da birden bir kızı olduğunu öğrenir ve ona doyamadan kız vefat eder.
Bir çok yerde bu benzerlikler başkasının dikkatini çekmedimi acaba diye araştırdım fakat bulamadım. Şimdilik benim keşfim sanırım :)
181 syf.
·7/10
(Hafif bir spoiler içerir)
Arkadaşımın bu kitabı birlikte okuyalım demesiyle gittim kütüphaneden aldım. Kitapta öyle karmaşık bir olay yok. Başta normal gibi gözüken bir olay Dostoyevski'nin ellerinde yoğrulmuş, kıvama getirilmiş. Aslında eline aldın mı bir günde bitirilecek kitap ama neden anlamadım 15 gün kitap elimde dolandı durdu bir bitmedi. Yazar biraz kitabı merak duygusu üzerine kurmuş. Her bölümde olayları biraz daha açıyor. Bu da bu durgun kitabı biraz daha okunası yapmış. Kitapta Pavel diye bir ahlaksız adam var okurken göreceksiniz git gide soğuyacaksınız bu adamdan. 50 yaşını geçmiş bu dazlak adam torunu yaşındaki, hala şeker versen eline sevinecek kızlardan ilgi duyuyor. Bu olay bu adama garip gelmiyor ama talip olduğu 16 yaşındaki kızın 19 yaşında bir nişanlısı olduğunu öğrenince ne hikmetse bu adam "bu genç daha kendine bakamaz ki" diyerek garipseyebiliyor. Demek bir bizim nesil bozuk değilmiş(!) Neyse ya fazla kitabın içeriğine girmeyeyim. Son olarak kitap muhteşem diyebileceğimiz bir kitap değil ama kötü diyebileceğimiz bir kitap da değil. Kısa zaten. Vaktiniz varsa alın okuyun derim. Arkadaşıma da bir Dostoyevski kitabı daha bana okuttuğu için de ayrıyetten şükranlarımı sunarım.
159 syf.
·14 günde·8/10
Dostoyevski okurken olağan gerçekliğin acımasızca ortalarda kol gezmesi halini kabulleniyor insan. Yorumun devamı sürprizbozan içerecek.

Aldatılan bir adamın, eşinden alamadığı intikamı bir başkasından olan kızından ve kızın babası olan dostundan çıkartmasını anlatan bu kurgu temelde pişmanlıklar ve görmezden geldiklerimiz üzerine yazılmış gibiydi. İnsan yaşamı sırasınca birçok şeyi fark edemeyebilir elbette. Lakin aynı şekilde gözünü kapatmayı tercih ettiği durumlar da yadsınamayacak kadar çoktur. Aldatma ve aldatılma konusu da şüphesiz bunlar arasında yer alır. Kişi bunu ne kendisine ne de karşısındakine yediremediği için yok sayar ve devam eder.

Pavel Pavloviç'in durumu buydu; sadece insanın kendi kızına bunca acımasız şekilde yaklaşmasını kabullenemedim. Öyle ya da böyle sen bu kızı çok seviyordun be adam. Hatta Liza'nın annesinden çok babasına sevgi beslediğini de okuyoruz kitapta. Kitap boyu oturtamadığımı hissettiğim yegane durum buydu. Buna dair alternatif bir fikir içimi soğutuyor sadece. Baştan beri onun kendi çocuğu olmadığını içten içe biliyor fakat kanıt olmadığı için bu durumu yok sayıyordu. Tıpkı aldatılmayı dışladığı gibi bunu da ötelemişti. Keza sonrasında Nadya'ya aşık olması ve olur olmaz bir pozisyona düşmesi beni cidden çileden çıkartmıştı.

Aleksey İvanoviç'e gelirsek en büyük pişmanlığı Liza'yla bir ömür geçirememesi oldu şüphesiz. Dostoyevski'nin kendine has ilahi adalet anlayışı her karakter için kendini tekrar etti diyebiliriz. Pavel Pavloviç'e nazaran daha net çizilmiş bir karakterdi. Kararlarının rotasını sezmek güç değildi. Kendi içinde düştüğü sorgulamalar ve gerçeklerin peşindeki yolunu gözlemek güzel bir deneyimdi. Zihnimde birçok soru işareti doğurdu.
Dostoyevski' den okuduğum romanların tümünde kalite belli bir çizginin üstünde. Tuhaf bir gerilimi olan son derece sürükleyici bir kitaptı. Pek az biliniyor, az basılıyor diye okumamazlık etmeyin.
200 syf.
·4 günde·7/10
Ne kadar iyi yazar okusam da Dostoyevski'nin dünyasına girmek ayrı bir haz veriyor.
Dostoyevski'nin bir çok eserinden daha zayıf gibi gelse de satır aralarında çok şey gizli, yazar yine insan psikolojisini irdeliyor ama yüzeysel değil ve Dostoyevski'nin bizlere yaşattığı bu ayrıcalıktan mahrum kalmak akıl karı değil.

"Öyle anlar oluyor ki toprağın altında olmak istiyorum, başka anlardaysa tam tersine birlikte ağlamak için, evet, yalnızca ağlamak için, geçmiş hayatımızı gören veya yaşayan biriyle buluşmak istiyorum."
150 syf.
·Puan vermedi
İşin özeti ideal bir koca modeli var kitapta. Psikolojik bir durum söz konusu.
Hayata ideal koca modeli olarak gelmiş bir adam.
Velchaninov ani bir haberle dost hayatın yaşadığı bir kadından kızı olduğunu öğrenir. Fakat tam kavuşmuşken kız ölür.
Haberi verende kadının kocasıdır. Yıllardır bu gerçeği bildiği halde üzerinde psikolojik baskı kurmak için velchaninov a yaklaşır.
181 syf.
·9/10
açıkçası kitabı sevdim. yazarın yargılayıcı üslubuna ve kitaptaki tutarsızlıklara rağmen sevdim. dostoyevski'nin zayıf ruhlara olan takıntısını kabullendim sanırım. bu insanlar bizi kızdırsalar da 'yok artık' dedirtseler de dünyamızın bir parçası olmaya devam ediyorlar. o yüzden belki bu kitapları okusak ve sempati besleyemesek de biraz anlamaya çalışsak iyi olur diye düşünüyorum. kitabın dili hakkında diyecek pek bir şey yok. yazarın diğer kitaplarından çok da farklı bulmadım. keşke kurgu daha tutarlı olsaymış.
159 syf.
·5/10
Dostoyevski’nin bu kitabı başlarda insanı sıkan ayrıntılarla dolu bir kurguya sahip. Olayın karmaşıklığı da cabası. Ancak okudukça ayrıntıların tek tek yerine ulaştığını ve kafanızdaki boşlukları doldurduğunu göreceksiniz. Betimlemelerde ki ustalıklada kendinizi olayın geçtiği mekanlarda hissedeceğinizden de kuşkunuz olmasın. Güzel bir sabah kahvaltısından sonra okunacak güzel bir kitap.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ebedi Koca
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
249
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755338545
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İmge Kitabevi
"Nedir bu 'ebedi koca' dediğiniz, kuzum efendim? Ne anlama geliyor bu?" diye karşılık verdi Pavel Pavlovitch kulaklarını dikerek.

"Bu tür bir kocadır işte. Anlatması çok uzun sürer."

Dünya edebiyatının büyük yazarı Dostoyevski'nin Ebedi Koca romanı okuyucusunu insana dair sorgulamalarla yüz yüze bırakan bir eser.

Roman, hayatları bir kadın karakter vasıtası ile kesişen iki erkeğin aşk, nefret, suçluluk üçgenindeki insanlık hallerini gözler önüne seriyor.

Ebedi Koca, Dostoyevski'nin anlatımıyla insan bilincinin düalizmini ve çekişmelerini okuyucuya yoğun bir şekilde hissettiren bir dünya klasiği.

Kitabı okuyanlar 576 okur

  • Oğuzhan
  • sanem.ozer_73
  • cıhenk benk
  • Gökhan
  • Hilal gürbüz
  • Mustafa Gedikli
  • Esra Öz

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları