Herkese merhaba, aslına bakarsanız bu kitapla alakalı olarak satırlar dolusu yazılabilir, ama tek kelime ile özetlemek istiyorum, “Dünyanın en uzun aşk mektubu”.
Ya / Ya DaSoren Kierkegaard · Alfa Yayınları · 2020361 okunma
Kierkegaard, Wittgenstein ve Russell en sevdiğim ama okurken de en zorlandığım filozoflardır. Eserleriyle beraber hayat hikayelerinden de çok şey öğrenmişimdir. Ama karakter olarak her zaman kendimi Kierkagaard ile özleştiririm.
Yıllar önce "Ya/Ya da" okumaya çalıştığımda kitabın ortalarına geldiğimde boğulup bir kenara fırlatmıştım. Henüz doğru zaman değildi. Yıllar sonra 32 yaşıma geldiğimde bir kez daha elime aldım. Belki de bugüne kadar okurken en zorlandığım kitapların başında gelir. Kierkagaard bu kitabı müstear adla yayınladığında 30 yaşındaydı. Düşünebiliyor musunuz? Kendi içinde yaşadığı buhranları, nişanlısıyla nihayete erdiremediği ilişkiyi, evliliğe olan tavrını, toplumun evliliğe bakış açısını, yalnızlığını tarihin en uzun mektuplarını yazarak anlatmaya çalışıyor. Belki de 100 sayda anlatabileceği meramını tam 973 sayfada anlatıyor. Bu yüzden de okurken bazen boğuluyorsunuz, bazen uykuya dalıyorsunuz.
Kitabın ilk yüz sayfası inanılmaz derecede akıcı ve altı çizeceğiniz onlarca cümle barındırıyor. Sonrasında ise Mozart'ın Don Giovanni'sini değerlendiren yaklaşık üç yüz sayfa ile duvarları yumruklama seviyesine gelebiliyorsunuz. 973 sayfayı okumaya nasıl katlanabildim diye soracak olursanız, bazen öyle bir cümle kuruyor ki ifade edemediğim gerçekleri su yüzüne çıkarıyor. Zaten demiyor mu ki: "Yaşam çözülmesi gereken bir sorun değil ancak deneyimlenmesi gereken gerçekliktir."
Yaşım ilerledikçe Kierkagaard'ı daha iyi anlıyorum ve bu anlama yolculuğunun henüz yeni başladığının farkındayım. Dilerim bu hayat yolculuğum onun kadar yalnız sonuçlanmaz.
“Ya/Ya Da”, herkesin kolayca sindirebileceği bir kitap değil belki ama kesinlikle herkesin bir gün okuması gereken bir kitaptır. Kendini tanımak, hayatına yön vermek ve sorumluluk almak isteyenler için derin, etkileyici ve dönüştürücü bir yolculuk sunuyor.
Okurken birçok yerde durup düşündüm bazı bölümler adeta kafama kiremitler,tuğlalar yiyerek okuduğum cümlelerle doluydu.
Benim önerim bu kitabı mutlaka okumanız yönünde.
Amma velakin
Soren Kierkegaard Bu kitabın ya en başından sonuna kadar okunmasını ya da hiç dokunulmamasını arzu etmektedir.
Okuyacak arkadaşlara kolaylıklar diliyorum.
Keyifli okumalar.
Ya / Ya DaSoren Kierkegaard · Alfa Yayınları · 2020361 okunma
Bu kitapta neyi beğenebilirsiniz?
-Kierkegaard, okuyucunun kendi yolunu bulmasını istemiş. Ya şöyle Ya da böyle rehberliği biraz da oradan geliyor. Bu anlamda, bu rehberlik çok hoş.
-Hegel'e
“Eski devirlerin filozoflarından birinin dediğine göre, insan başından geçen her şeyi olduğu gibi bir yere kaydetseydi, daha ne olduğunu anlamadan filozof olurdu.”
Selamun aleyküm, ışık yolunda
Kitap iki temel yaşam tarzını karşılaştırır: estetik yaşam ve etik yaşam.Bireyin yaşam tarzı seçimi üzerine yapılan felsefi bir incelemedir.kitap varoluşsal seçimler, özgürlük,kaygı ve sorumluluk kavramlarını işler.
Kierkegaard’a göre insanın en büyük problemi, kendini bir şekilde var etmeye çalışma çabasıdır. Bu bir zorunluluk ve seçim meselesidir. İnsan ya estetik bir yaşam tarzını ya da etik bir yaşam tarzını
Kierkegaard özellikle Boesen’e gönderdiği mektuplarda bu eseri büyük bir dikkatle tasarladığını, okurun ya tüm kitabı okumasını ya da elini bile sürmemesini arzu ettiğini yazmaktadır. Dolayısıyla bu baskı, Kierkegaard’un isteğine sadık tek baskıdır.
Ya / Ya DaSoren Kierkegaard · Alfa Yayınları · 2020361 okunma
İnsanın hayat karşısında yaptığı seçimleri merkeze alan bir eser. Kitap boyunca iki farklı yaşam anlayışı karşı karşıya gelir. Biri hazların, anlık heyecanların ve estetik zevklerin peşinden giden hayat diğeri ise sorumluluk, bağlılık ve ahlaki tercihlerin şekillendirdiği hayat. Kierkegaard hangisinin doğru olduğunu doğrudan söylemekten çok insanı kendi seçiminin sonuçlarıyla yüzleştirir. Eserin en güçlü tarafı, hayatın aslında seçimlerden kaçılarak yaşanamayacağını göstermesidir. Çünkü seçmemek de bir seçimdir. Kierkegaard’a göre insanı olgunlaştıran şey sürekli yeni şeyler peşinde koşması değil, yaptığı tercihin sorumluluğunu üstlenebilmesidir. Bu yüzden kitap sadece aşk, evlilik ya da ahlak üzerine değil, insanın kendisi olma mücadelesi üzerine de düşünür.
Bazı bölümleri ağır ve dağınık gelebilir ancak kitabın merkezindeki mesele oldukça canlıdır. İnsan nasıl yaşamalıdır? Keyfin peşinden giderek mi, yoksa anlam ve sorumluluk arayarak mı? Kierkegaard kesin cevaplar vermekten çok bu soruyu okurun önüne bırakıyor.
Ya / Ya DaSoren Kierkegaard · Alfa Yayınları · 2020361 okunma
10/10 İronileri anlamaya çalışırken aklımı kaçırdım ama sonra buldum.
Şaka bir yana cidden anlaması zor, tamamen ironik bir tonda yazılmış ve Kierkegaard kendi kişisel inaçlarını ebedileştirmiş. Felsefi olarak demek istediğini anlamak için kitabı en az 2 defa okumak gerekiyor ama sadece hikayeleri için okuyacaksanız bence tüm kitabı okumak yerine kitabın öteki kısımlarını ayrı ayrı satın alıp okuyun (Mesela "baştan çıkarıcının günlüğü" ya da (!) "Müzikal erotik evreler")
Ya da kitabı okumayın her halükarda pişman olacaksınız :D
Kitabı okumak isteyenler için dip not: Çevirisi çok kötü ve bir sürü yazım hatası var okuyabiliyorsanız başka bir dilde okuyun
Kitabı anlamak isteyenler için dip not: BU KİTABIN EVLİLİKLERLE BİR İLGİSİ YOK LÜFEN ÖNCE YAZARIN HAYATINA BAKIN ADAM BÜYÜK İHTİMALLE GAY ZATEN
Soren Aabye Kierkegaard (1813-1855), Danimarkalı filozof ve teolog.
Kierkegaard dindar babasının etkisiyle din eğitimi alarak ve katı bir dini atmosfer içinde yetişti.Tüm yaşamında bu çocukluğun etkisi görülür.Kendisi de dinsel düşünceleri olan birisi olmakla birlikte sürekli din adamlarıyla, kurumlarıyla ve düşünceleriyle çatışma halinde oldu. Mevcut Hıristiyanlığın yozlaşmış olduğunu ileri sürdü ve Hıristiyan inancinin tamamen yenilenmesine yönelik eleştiriler geliştirdi. Kierkegaard, din ve Tanrıyı tamamen bireysel bir konu olarak değerlendirdi. Bu yönde giderek sistematik felsefenin bireyi göz ardı eden bütüncüllüğünü de reddetti. Felsefesinde bireyi merkeze aldı.
Felsefesi
Kierkegaard, varoluşçuluğun öncülerinden sayılır.Varoluşçu felsefe bir bakıma her varoluşçu filozofta kendine özgü bir nitelik kazanarak ayrıca tanımlanır, ancak bilinen genel nitelikleri ve felsefi özgürlüğü açısından varoluşçuluğun kurucu isimlerinin başında Kierkegaard sayılmaktadır. Kierkegaard'ın belli bir felsefî sistematik geliştirmediği doğru olmakla birlikte (Kierkegaard bu anlamda Nietzsche gibi bağımsız ve dizgesiz filozoflardandır), kullandığı kavramlar ve felsefe yapma tarzı sonradan varoluşçu felsefelerde görülen nitelikleri barındırır. Kierkegaard'ın itiraz ettiği ve sürekli eleştirdiği filozof Hegel'dir. Hegel'in rasyonalist ve sistematik felsefesi Kierkegaard için kabul edilemezdir.Varoluşçu felsefelerde görülen kavramların çoğunluğu öncül olarak Kierkegaard'da görülür: saçma, bunaltı, korku ve kaygı.Kierkegaard'ın felsefî sorunsalı bir bakıma mevcut Hıristiyanlık içinde ve hatta karşısında nasıl iyi bir Hıristiyan olunacağı noktasına da bağlıdır. Kierkegaard, felsefe tarihinin soyut mantıksal kurgularla geliştiğini ve bu nedenle bireyi, bireyin gerçek yaşamını gözden kaçırdığını düşünür.Ona göre varoluş, somut ve öznel insanın yaşamıdır.Bu nedenle felsefe somut düşünmeye, yani varoluşa yönelmelidir.