Adı:
Ermiş
Baskı tarihi:
Eylül 2020
Sayfa sayısı:
70
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257243346
Orijinal adı:
The Prophet
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Gece Kitaplığı
“...Seçilmiş ve sevgili El Mustafa, kendi gününün şafağında, geri dönüp kendisini doğduğu adaya taşıyacak gemiyi Orphalese şehrinde on iki yıl beklemişti. Ve on ikinci yılda; hasat ayı olan Eylül'ün yedinci günü, şehir duvarlarının bittiği tepeye tırmandı ve denize doğru baktı ve işte! Sislerle birlikte yaklaşan gemisini gördü.

İşte o zaman kalbinin kapıları açıldı ve neşesi denizin ötesine kanatlandı. Gözlerini kapattı ve ruhunun sessizliklerinde dua etti. Fakat tepeden aşağı inerken, üzerine bir hüzün çöküverdi ve kalbinde şöyle düşündü birden: Huzur içinde ve acı olmadan nasıl giderim buradan? Yok! Ruhumda hiçbir yara olmadan terk edemem bu şehri. Bu şehrin duvarları içinde geçirdiğim acı günleri uzundu ve uzundu yalnızlığın o geceleri, kim ayrılabilir ki acısından ve yalnızlığından hem de hiç pişmanlık duymadan?

Bu sokaklara ruhumun çokça parçalarını saçtım ve bu tepeler arasında çırılçıplak dolanan özlemimin çocuklarıdır çoğu da. Bütün bunlardan hiçbir sorumluluk ve acı olmadan elimi eteğimi çekemem.

Bugün üzerimden çıkarıp attığım bir giysi değil, kendi ellerimle söküp attığım bir deridir. Ardımda bıraktığım bir düşünce değil açlık ve susuzlukla tatlanmış bir yürektir. Fakat daha fazla vakit kaybedemem...”



(Tanıtım Bülteninden)
55 syf.
·8 günde·10/10
Sayfa sayısı ile etkisi ters orantılı bir kitap Ermiş. Kitaplığımın en ince kitabı olan bu kitabın, Halil Cibran’ın ustalık eseri olması şaşılacak birşey değil. Yazarın kalemi o kadar anlaşılırki hiç lafları sokak aralarında dolaştırmadan direk caddeye çıkartmış. Yağ gibi akıp gidiyor. Herkesin kendine ait birşeyler bulabileceği nadide eserlerden biri. Eminim altını bolca çizeceğiniz bir okuma olacak. Ayrıca Ermişin Bahçesi Halil Cibran'ın Ermiş kitabının devamı niteliğindedir.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
55 syf.
Kişisel gelişim kitaplarını eleştirdiğimde beni çarmıha gerip domateslemek isteyenlere sesleniyorum, bırakın elinizdekini de Ermişin okyanusundan susuzluğunuzu gidermeye gelin, hem hepimize yetecek kadar var meraklanmayın.

Bu kitap hakkında hali hazırda çok güzel incelemeler yazılmış, birçok farklı açıdan yaklaşılmış. Benim vurguladığım nokta ise bir dostunuza veda ederken ayak üstü yapılan sohbetin doyuruculuğu ve verdiği hazzın üstünlüğü olsun. Çünkü Ermiş tam da bu tarzda yazılmış.
Tam da ihtiyacımız olan noktaları hep tam onikiden vurmuş. Kitaptaki didaktik aforizmalar mükemmel ama daha da mükemmel olan kitabın üslubu sanırım. Sabahattin Ali okumalarından sonra güzel üslup hastalığı bana da bulaştığından bu konudaki arayışımı şu kısacık kitapla doyurmak şaşırtıcıydı. Bazı cümleleri aynı hazzı alabilmek için tekrar tekrar okudum diyebilirim.
Sohbet tarzında ve samimi üslupla yazıldığından kitabın içindeki dünyaya hemencecik adım atmış buldum kendimi. Bu yüzden Ermiş'e ; "Gel boşver gemiyi, bi' çay içelim dertleşelim seninle" diyesim geldi.
Acının da hayatın bir parçası olduğunu bir türlü kabullenemiyoruz, Ermiş kabullen diyor, diğer türlü diyalektik anlayış gereği zevki de algılayamazsın diyor. Ama diyorum keşke hayatın kanunları böyle olmasaydı, ne olurdu ki kötülüğün olmadığı, insanların ve bilhassa hayvanların birbirini vahşice yemediği bir dünya olsa ? Diyorum da kalıyorum. İyisi mi bunları pek fazla düşünmemek.
Ben sonunda erdim galiba, siz de ermek istiyorsanız, açık adres elinizde. Keyifli okumalar :)
55 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Ermiş kitabını yorumladım : https://www.youtube.com/watch?v=cPXA_OoAFXY

Halil Cibran'la tanışma kitabım. Kitap 54 sayfa ve kendisinden daha uzun bir inceleme yazısını hak eden bir kitap diye düşünüyorum. Her cümlesinden başka bir kitap çıkabilecek nitelikte öncelikle. Okurken bir ara düşündüm beğendiğim yerlerin altını çok fazla oldukları için artık çizmesem mi acaba diye.

Ermiş'in her konuya dair bir fikri var, aşka dair, ölüme dair, dine dair, dostluğa dair... Onlarca konuda sayısız düşüncesi var. Hayatın parçalarını anlamlandıran ve onların değerli olmalarını sağlayan birisi. Dertli günlerimizin, eksik gecelerimizin, hüzünlü olduğumuz günlerin olması gerektiğini, insan olmanın erdeminin bunlar olduğunu hatırlatan bir insana başrollük yapan bir kitap. Sevinçle dolabilmek için acıyı tanımak zorunda olduğumuzu, yüreğimizin de mevsimlere sahip olduğunu, kendimizi ve ruhumuzu özgürlük hedefinde sınırlandırmamamız gerektiğiyle Zorba adlı karaktere atıfta bulunan, anca yalnızlıklarımız taştığı zaman konuştuğumuzu soluğun gelgitleri gibi gelmesi arzulanan bir adam tarafından hatırlatan kitap.

Ruhsal devinimler, harika betimlemeler... Her anlattığı konuyu hayatın içinde bir yere oturtuyor, eksik bırakmıyor sizi. O kadar ki kitap bittiğinde "Daha karpuz keseceğdik ermiş." diyesiniz geliyor, bir çay ısmarlayasınız geliyor. Her toplumun ihtiyacı olduğu türden, mantık ve duygu dengesini muhteşem bir şekilde oturtabilmiş bir insan.

Kitabı İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkmış versiyonunda okudum, çevirisi çok iyiydi. Kırmızı Yayınları'ndan çıkan, her konu içerisinde bahsedilen betimlemelerin resimleştirildiği ciltli bir versiyonu daha var, o da edinmeye değerdir mutlaka.
55 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
"Yazılanı silecek olan sadece alın terinizdir."
Ermiş'i okurken herkes kendisinden bir şeyler bulacaktır elbette. Bu cümle de Ermiş'ten bana kalan olsun.

Uzun zamandır okumayı planlayıp nihayet sıranın gelmesiyle bir çırpıda bitirdiğim, bir kez daha baştan okuyarak birçok cümlenin altını çizdiğim harika bir eserdi..
Daha erken okumayı isterdim tabi ki. Ancak bu denli ders verici cümlelerin bir zamanı ve yaşının olmadığı da bir gerçek.

Aşk, evlilik, özgürlük, suç ve ceza, zaman, arkadaşlık, sevinç ve bunun gibi hayatımız boyunca üstüne düşündüğümüz, sorguladığımız, sorgulandığımız, seçimler yaptığımız, yapmak zorunda olduğumuz her konuda öğütler bulmak mümkündü eserde.

Konusu ise şöyle; on iki sene Orphalese şehrinde kalan El Mustafa, evine gidecekken Orphalese halkı tarafından durdurulur ve halk ile arasında yirmi altı başlıkta toplanan konuşmalar geçer.

Halil Cibran'ın El Mustafa çizimi de çok dikkatimi çekti. Hatta İş Bankası Kültür Yayınları Modern Klasikler Dizisi'nde kapak fotoğrafının yine kendisi tarafından çizdiği annesi Kamile Cibran olduğunu öğrendim..
Kitabı bitirince Ermiş'in kim olduğuna dair bir araştırma yapma gereksinimi duydum. Ancak ulaşabildiğim tek şey yazarın "Göğsümün bir tarafında İsa, diğer tarafında Muhammed oturur." sözü oldu. Bu cümle ile bir nebze de olsa aydınlanmış oldum..

Keşke daha uzun olsaydı, daha çok okusaydık dedim bitirince.. Her cümlenin altını çizerken buldum kendimi. Sanırım daha önce hiç bu kadar cümlenin altını çizmemiş, böyle ders verici cümleler okumamıştım..
Kısa ancak dolu dolu, anlamlı, öğütleri ile ufkunuzu genişletecek cümlelerle dolu bir kitap var elinizde ve her anlamda özenerek, önem vererek okunmayı hak ediyor..
55 syf.
·1 günde·9/10
Halil Cibran’ı tanıdığım ilk eser.
Kitap, El Mustafa adında bir Ermiş’in 12 yıl boyunca yaşadığı Orfales kentinden ayrılıp doğduğu yere gitme günü gelip çattığında halkıyla vedalaşırken onların sorduğu sorulara verdiği altın değerindeki cevaplardan oluşuyor.
Ve bu sorular tamamen bizim günlük hayatımızın temel taşlarını oluşturuyor.
Aşk, evlililik,çalışma,sevinç/keder,çocuklar, yeme ve içme, suç ve ceza, acı,ölüm, özgürlük gibi konular hakkındaki Ermiş’in düşüncelerini okurken çıkarımlar yapmamanız zor.


Hem bu kadar kısa, hem de bu kadar derin öğütleri nasıl barındırır diye şaşırıyor insan.Bu denli sade diliyle nasıl bir ansiklopedi hissi yaratıyor?
Her yaşa hitap eden pusula değerindeki bu kitapla nasıl bu kadar geç tanıştım diye kendime kızıyordum, ta ki Ermiş’in son cümlesini okuyana dek...:)

“Kısa bir süre sonra, rüzgârın üstünde bir anlık dinlenme ve sonra bir başka kadın taşıyacak beni”


Kendinize ders çıkaracağınız donanımlı bir kitap olacağınızdan şüpheniz olmasın.
Okuyun, okutun.
55 syf.
·1 günde·Beğendi
Yazar hakkında

Halil Cibran (1883-1931):

Lübnan asıllı Amerikalı felsefe ve roman yazarı. Mistik şair ve ressam olan Halil Cibran, ilköğretimini Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta tamamladıktan sonra ailesiyle birlikte Lübnan'dan Boston'a göç etti. 1898'de Lübnan'a dönerek Maruni Kilisesi'ne bağlı Me'hadü'l- Hikme'ye girdi ve burada üst düzey bir şekilde Arapça öğrendi. 1903'te Boston'a dönüşünde bir Arap göçmen gazetesi olan El- Muhacir'de deneme türündeki ilk edebi ürünlerini yayımladı. 1931 yılında Amerika'da hayatını kaybetmesine rağmen vasiyeti üzerine Lübnan'a götürülerek gömüldü.


Halil Cibran, göçmen olarak Amerika'ya gittiği için eserlerinde genellikle 'yurt özlem' ağır basmaktadır. Bunların yanı sıra doğa, ölüm ve aşk üzerine de eklemeler yapmıştır.

Kitap son derece yalın bir şekilde aktarılmış. Yabancı kelimelerden, süslü anlatımdan ve karmaşık sözcükler uyandıran birçok eklemelerden uzak durulmuş.

Yazara ait okuduğum ilk kitap. Bu yüzden inceleme de karşılaştırma yapacağım.

Nietzsche'nin 'Böyle Buyurdu Zerdüşt' kitabını okuyanlar bu kitabı okurken direk benzetme yapacaktır. Zerdüş'te inzivaya çekilir, hayvanlarıyla konuşurdur. Bilgelik, İyi insan, İffet gibi... soru yöneltilir ve açıklama yapılırdı.

Nitekim, kitapta, Aşka Dair, Evliliğe Dair, Çocuklara Dair, Vermeye Dair, Yemeye ve İçmeye Dair Çalışmaya Dair, Sevinç ve Kedere Dair, Evlere Dair, Giysilere Dair, Almaya ve Satmaya Dair, Suç ve Cezaya Dair, Yasalara Dair, Özgürlüğe Dair, Akıl ve Tutkuya Dair, Acıya Dair, Kendini Bİlmeyene Dair, Öğretmeye Dair, Dostluğa Dair, Konuşmaya Dair, Zamana Dair, İyiye ve Kötüye Dair, Duaya Dair, Hazza Dair, Güzelliğe Dair, Dine Dair, Ölüme Dair...

Konular ele alınmış ve sorulan sorulara açıklık getirişmiştir. Zerdüşt kitabından ayıran özellik ise yukarıda da belirttiğim gibi karmaşık sözcüklerden ve yalın anlatımdan kaçınmasıydı. Yer yer betimlemelere de yer vermiş ve daha iyi idrak etmemize sebep olmuştur. Bu tür kitaplar kişisel gelişim ve öğreticilik bakımından idealdir. Kısa sayfaları ve öz verili açıklamaları hep okuyucuyu sıkmaktan alı koyuyor, hem de okuru kendi dünyasına çekebiliyor. Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabından farklı olmasının bir diğer önemli nedeni de, günümüz yani güncel konuları ele alması. Okuyucuların yabancı olmadığı konular ve terimlere yönelmesi. İlginin artmasına neden olmuştur.

Keyifli okumalar.
55 syf.
·Beğendi·10/10
Halil Cibran’ın ustalık eseri olması şaşılacak birşey değil. Sayfa sayısı az ama etkisi çok fazla ...Yazar o kadar açık anlatmış ki her sokağı denize çıkıyor resmen . Su gibi akıyor . Herkesin kendine ait birşeyler bulabileceği sayılı eserlerden biri.
Bütün satırların altını çizmek isteyeceksiniz...
Kitapla kalın...
55 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10·
Bazı kitaplar insana öyle öğütler öyle dersler verir ki, bu öğüt ve dersleri almak için yaşanmışlıklara ihtiyacınız kalmaz. "Ermiş" işte böyle bir kitap. Okuyanına kattığı hayata dair şeyler 50 küsur sayfaya göre belki de olağandışı fazlalıkta. Ben böyle bir kitap beklemiyordum açıkçası, hayranlıkla okudum. Aynı zamanda çeviriyi yapan da öyle güzel yapmış ki şiir tadında giden bir kitap. Özellikle içindeki bazı altın cümleler en nadide şiirlerin mısralarından bile daha etkileyiciydi.

Uzun uzun okuduğum o koca koca romanların arasında kendime bir dinlenme olarak ince kitap okuma alışkanlığım vardır. Ancak bu sefer ters köşe oldum. Bu kitap her ne kadar bir günde bitebilen bir kitapsa da sindirilmesi ve üzerinde düşünülmesi uzun zaman alacak gibi.

Konusuna gelecek olursak El Mustafa isimli bir ermişin halkından ayrılırken kendisine yöneltilen belli başlı sorulara verdiği cevaplar üzerine kurulmuş bir kitap. Bu sorular ise gündelik hayatımızın temel taşları niteliğinde. Özetle aşk, evlilik, adalet, özgürlük gibi sorulara verilen efsane cevaplar...

Bu kitapta ana karakter olan El Mustafa'nın kim olduğu konusunda da biraz fazla kafa yormuş olabilirim. Hz. Muhammed mi kast ediliyor acaba derken bazı ifadeler daha çok İncil'e yakın cinstendi.

Ben bu kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Ama tabi kitabı incecik görüp dişçi koltuğu sırası beklerken çerez niyetine değil de, bir akşam loş ışıkta lambaderinizin altına oturun ve uzun uzun düşüne düşüne okuyun. Aynı zamanda her paragrafta bir durup düşünün derim. Bu kitabın size katacağı çok şey var. Muhtemelen bütün satırların altını çizmek isteyeceksiniz. Keyifli okumalar diliyorum.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Halil Cibran. Lübnanlı mistik şair, felsefe yazarı ve ressam.

Kendisiyle tanışmamız bir hayli eskiye dayanır. 10 civarı eserini okudum fakat en kült olan Ermiş ise hep sonraya kalmıştı. Kendisi hakkındaki düşüncelerim, ilk kitabından son kitabına kadar asla değişmedi. Deist olduğunu tahmin ediyordum fakat Ermiş, tahminimde yanılmadığımın sağlaması oldu .

Cibran' ı değerlendirirken objektif olamayacağım. Aşırı özdeşim kurduğum bir yazardır. Nietzsche' nin Zerdüştü ile Cibran ' ın Ermiş' i ruh kardeşleridir desek yeridir. Zaman zaman Nietzsche' nin etkisinde kaldığı söylense de, sonuç itibarıyla çağdaşı olduğu için ve yazarlık eylemini tıpkı bilim gibi kümülatif ilerleyen ya da gelişen bir organizma olarak gördüğüm için, beni kesinlikle rahatsız etmedi.

Cibran gibi yazarlar size, kendinizden çok daha farklı bir pencereden bakmanın ne denli önemli bir şey olduğunu öğretir. Yeter ki siz, farklı pencerelerin varlığını kabul edin.

Aşırı yoğun romanların ardından zihninizi ve ruhunuzu dinlendirebileceğiniz kitaplardır Cibran' ın kitapları. İyi bir dinlence yazarıdır.

~~Keyifli okumalar, kitapla kalın~~
103 syf.
·1 günde·9/10
Ermiş, Halil Cibran’ın kaleminden ilk defa 1923 yılında yayımlanmış bir eseridir. Kitabın içeriği karma şiir denemeleri ve bu denemelerin aralarına serpiştirilmiş soyut-figür türü resimlerden oluşmaktadır. Ben Alkım Yayınları’ndan Ayşe Berktay’ın çevirisi ile okudum ve çevirisini beğendiğimi söyleyebilirim. Bu tarz anlam yükü fazla ve bir o kadar da derin olan kitapların çevirilerinin ne kadar zor olduğunu ve bunun altından her çeviri sahibinin kolaylıkla kalkamayacağını biliyorum. Nasıl ki bir Shakespeare’in kitabındaki o şiirsel havayı teneffüs edebilmek için en kaliteli çeviri aranıyorsa, bu kitap içinde aynı çaba ve özen gösterilmelidir diye düşünüyorum.

Ermiş, kitabın ana karakteri olan El Mustafa'nın 12 yıl ikamet ettiği şehirden ayrılırken (ayrılış ki ne ayrılış deniz, gemi ve onu sevenlerin bir arada olduğu bir yer. Bir vedam olacaksa eğer tam da bu şekilde olmasını isterim. Uçsuz bucaksız bir deniz, halden anlamaz bir gemi ve birkaç dost. Deniz gibi uçsuz bucaksız olduğunu düşündüğüm hayat, kimleri ve neleri geride bırakacağını dahi düşünmeyecek olan gemi gibi ölüm ve gerçekten sayıları bir hayli az olan sevdiklerim. Bir çıkmazın vedasıdır naçizane arzuladığım.) şehir ahalisi tarafından durdurulması ve sonrasında farklı meslek gruplarından bazı bireylerin insanlık ve hayata dair sorularına verdiği cevapları konu edinen bir eserdir.

Kimi insan veda eder gider çünkü vakti gelmiştir onun için bulunduğu yerde ve bireylerden alacağı-vereceği yeni bir şey yoktur gider. Mustafa gibi… Kimi insan da zihnindeki sorulara yanıt aramak için gider. İşte bu yolculukta Halil Cibran’ın bu eseri bireyin kendine ve dış dünyaya yaptığı yolculukta ona rehberlik edecek pusula niteliğinde bir kitaptır. Kitapta bahsi geçen cümlelerin çoğu düşündürücü, her kesimden insana hitap edecek nitelikte ve kalitede inancı fark etmeksizin.

Bana göre Ermiş, rotasını arayan her okurun okuması gereken bir kitap. Yazımın başında dediğim gibi çeviriye dikkat edilmesi şart öyle ki yapacağım şu alıntı farklı bir cümle yapısında çevrilseydi aynı etkiyi bırakır mıydı biz okurlarda!
“Hep de böyledir, sevgi kendi derinliğini bilmez ayrılık vakti gelip çatana kadar.”

Herkese keyifli okumalar dilerim.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Halil Cibran,kitapta konu konu anlatılan her bölüm üzerine,kısaca hayatı ve kutsalı aramanın üzerine fevkaladenin fevkinde olan felsefesiyle her "Ey Orphalese" halkı diye seslendiğinde bilin bakalım aklıma kim geldi :) van minut! konu dağılmasın.Orphalese halkı biziz,sizsiniz,onlar. Felsefe ve betimlemeleri muazzam.Cibran'ın okuduğum ilk kitabıdır.Livaneli'nin Kardeşinin! Hikayesine ikinci kez ihanet edip araya aldığım kitaptır.İlki Katip Bartleby idi.Bunlar güzel kaçamaklar efendim,kim ne derse desin.Bu kitap için kişisel gelişim kitabı diyenlere rastladım ama bence belli bir yaş üzeri okunması gereken bir felsefe kitabıdır.Beş saatte bana çok güzel şeyler yaşattı,ben çok sevdim.Kitabın içeriğinden,ne anlattığından,verdiği mesajlardan ayrıntılı şekilde bahsetmeyi sevmiyorum inceleme yaparken.Sözlerimi Cem Yılmaz'dan bir komiklik ile bitirmek isterim, "mesaj, gönderenden çok alanla alakalı değil midir? Kitabın mesajı,valla sen ne alırsan o...O kadar. Tavsiye ederim.
"Hakikati buldum" değil, "Bir hakikat buldum" deyin. "Ruhun yolunu buldum." demeyin. "Kendi yolumda yürürken ruhla karşılaştım." deyin.
Halil Cibran
Sayfa 30 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Birlikte durun ama yapışmayın birbirinize: Çünkü ayrı durur tapınağın sütunları. Hem birbirinin gölgesinde büyümez meşeyle selvi.
Halil Cibran
Sayfa 8 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"Hakikati buldum" değil, "Bir hakikat buldum" deyin. "Ruhun yolunu buldum." demeyin. "Kendi yolumda yürürken ruhla karşılaştım." deyin.
Ve hep böyle olmuştur ezelden beri, ayrılık vakti gelip çatıncaya kadar, sevgi kendi derinliklerini bilmez.
Halil Cibran
Sayfa 12 - Remzi Kitapevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ermiş
Baskı tarihi:
Eylül 2020
Sayfa sayısı:
70
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257243346
Orijinal adı:
The Prophet
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Gece Kitaplığı
“...Seçilmiş ve sevgili El Mustafa, kendi gününün şafağında, geri dönüp kendisini doğduğu adaya taşıyacak gemiyi Orphalese şehrinde on iki yıl beklemişti. Ve on ikinci yılda; hasat ayı olan Eylül'ün yedinci günü, şehir duvarlarının bittiği tepeye tırmandı ve denize doğru baktı ve işte! Sislerle birlikte yaklaşan gemisini gördü.

İşte o zaman kalbinin kapıları açıldı ve neşesi denizin ötesine kanatlandı. Gözlerini kapattı ve ruhunun sessizliklerinde dua etti. Fakat tepeden aşağı inerken, üzerine bir hüzün çöküverdi ve kalbinde şöyle düşündü birden: Huzur içinde ve acı olmadan nasıl giderim buradan? Yok! Ruhumda hiçbir yara olmadan terk edemem bu şehri. Bu şehrin duvarları içinde geçirdiğim acı günleri uzundu ve uzundu yalnızlığın o geceleri, kim ayrılabilir ki acısından ve yalnızlığından hem de hiç pişmanlık duymadan?

Bu sokaklara ruhumun çokça parçalarını saçtım ve bu tepeler arasında çırılçıplak dolanan özlemimin çocuklarıdır çoğu da. Bütün bunlardan hiçbir sorumluluk ve acı olmadan elimi eteğimi çekemem.

Bugün üzerimden çıkarıp attığım bir giysi değil, kendi ellerimle söküp attığım bir deridir. Ardımda bıraktığım bir düşünce değil açlık ve susuzlukla tatlanmış bir yürektir. Fakat daha fazla vakit kaybedemem...”



(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 26,7bin okur

  • Songül
  • Handan ✔ حندان
  • Mısra-ı Berceste

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları