Frankenstein

Mary Shelley
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·305 syf.··
2021 1. kitabı
Kitabı ilk bitirdiğimde duygu ve düşüncelerimin yoğunluğundan dolayı hakkında yazı kaleme almayı ertelemiştim, böylece araya vakit girmiş ve yapılacak bir şey daha unutulmuş oldu :) Belirlediğim bir yazarın eserlerini okuyacağım zaman yazarın daha az ilgi görmüş eserlerini okumaktan başlamak gibi bir huyum var, bu şekilde kitapların daha az beklenti içerisinde okunabildiğini düşünüyorum. Mary Shelley’nin de ilk olarak öykülerini okumuştum ve çok sevmiştim, bu beni yazar hakkında fikir sahibi olmaya itti. İyi ki Frankenstein’ı okumadan önce bilgi edinmişim diyorum çünkü Shelley’nin hayatını bilmeyen biri için eser sadece klasik gotik bir roman olabilir ve de pek bir şey ifade etmeyebilir. Fakat onun bakış açısı, yaşantısı ışığında ayrı bir yeri oluyor. Frankenstein deyince aklımızda canavar canlanır. Aslında Frankenstein canavarın (ucubenin) adı değil onu yaratan doktorun adıdır. Bunun içinde de güçlü bir ironi yatar, edebiyatının ve başarısının önemli bir düşünür olan babası ya da şair eşine mal edilmesi, on sekiz yaşındaki Mary’yi düşününce anlamlanır. Kısaca, olay Dr. Frankenstein’ın canavarını yarattıktan sonra ondan korkup kaçmaya başlamasıdır. Öyle ki doktorun canavarına sahip çıkmaması, tanrı insanı yarattı ve onu terk etti fikrine göndermede bulunur. Bana kalırsa eserin en önemli kısmı canavarın olgun fakat yeni doğmuş bilinci ile insanları izleyerek onlar üzerinden toplum çözümlemeleri yapmasıydı, bizim alıştığımız mağduriyetlerin doğrudan ne kadar yanlış olduğunu hatırlamış oluyoruz böylece... En sevdiğim alıntılardan biriyle bitiyorum... :) "Sizin türünüzden yaratıkların en çok itibar ettiği varlığın, zenginlikle bir araya gelmiş yüksek ve lekesiz bir soy olduğunu öğrendim. insan bunların sadece biriyle saygı görebiliyordu ama ikisine de sahip değilse,
Edebiyat
FrankensteinMary Shelley · Alfa Yayınları · 201821,7bin okunma
8/10
·305 syf.··
Beğendi
·
2020 83. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2020 13:44
Değişik bir tarzda yazılmış dönemine göre farklı bir konu işlenmiştir. Açık sade ve sürükleyici bir dili var. Çoğu kişi tarafında eleştirilere maruz kalmış ancak her halükarda hakkı teslim edilmiştir. Içinde Türkü ve Türkiyeyi yani o dönemde var olan Osmanlıyı kötüleyen kısa bir bölüm var Ancak herkesin okumasını tavsiye ederim...
Edebiyat
FrankensteinMary Shelley · Alfa Yayınları · 201821,7bin okunma
Puan vermedi·305 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2020 20:52
Kitaba başlamaya çalıştığımda sürekli önüme kitabı anlamam için yazardan birtakım açıklamalar okudum. Açıkçası o dönem açısından yanlış anlaşılmaya uygun bazı imgeler olması mümkün ama bir an önce kitaba geçmek istedim. Marry Shelley'nin okuduğum ilk kitabıydı. İlk cümleden beni alıp götürmese de, biraz zaman sonra kafamı kitaba gömüp kitabın dünyasına ışınlandım sanki. Hem bitirmek istedim, hem de asla bunu istemedim. Frankenstein'ın Canavar'ı... Açıkçası kitabı okurken en çok "empati" sözcüğü kulaklarımdan gitmedi. Genç ve meraklı bir öğrenci yaratılış hakkında kendini geliştirmeye çalışıyor. Ardından başarılı da olabiliyor. Ne yazık ki, yarattığı şeyden nefret ederek son sürat ondan uzaklaşıyor. Onu mahvediyor. Fakat bunu yaptığını kesinlikle fark edemiyor. Çirkin görünüşlü bir şey yaratmış olmasına rağmen, içten bir bebek kadar masum... Asıl canavara kendisi dönüştürdü. Sonu hoş bitmeyecek savaşı kendi açtı. Okurken büyülendim ama. Müthiş bir anlatımı varmış. Her şey gözümün önünden aktı geçti. Film şeridi gibiydi.
FrankensteinMary Shelley · Alfa Yayınları · 201821,7bin okunma
Frankenstein
6/10
·304 syf.··
2021 5. kitabı
Yazarın diline gerçekten bayıldım. Birçok cümlesini tekrar okuyup hazmetmeye çalıştım çünkü her yanı dolu cümlelerdi. Gotik edebiyatı yeni yeni tanıyorum ve içine sürüklendim. Gerçekten güzelmiş. Özellikle dönemden dolayı 14.Bölümde anlattığı Türk tüccarı kötü göstermesini ırkçılığa bağlıyorum ben. Belki hassas davranıyorumdur ama o bölüm insanların öyle zannettiği "tipik Türk" tanımıydı yani bana basit bir hikaye gibi geldi. 14.Bölümü göz ardı ederseniz okunması gereken bir roman. Türünün temellerini oluşturuyor. Sonlara doğru sürükleyicilik biraz düşse de iyi bir eser.
1000Kitap
FrankensteinMary Shelley · Alfa Yayınları · 201821,7bin okunma
8/10
·305 syf.··
2023 9. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2023 00:00
Az spoiler içerir Kitabı akıcı bir anlatımla yazılmıştı ama cümleler yoğun olduğu için okunması biraz zordu. Arada bir kitabı sadece okuyarak dalıyordum. Ama anlamıyordum çünkü cümleler ağır olduğu için yavaş okunması gerekiyor bence. Frankenstain'ın kardeşi olan Ernest'in kitapta bir bahsedilip bir unutulması bence büyük bir eksikti. Sonda ona ne olduğunu dahi söylenmiyor kitapta. Hala yaşıyor mu? Öldü mü? Öldüyse Canavar mı öldürdü? Yoksa normal bir ölümle mi öldü? Ama genel olarak başarılı bir kitaptı.
FrankensteinMary Shelley · Alfa Yayınları · 201821,7bin okunma
Yarattın Ama Neden Sevmedin?
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 12:21
Bazı hikâyeler tek bir yerden okunmaz. Frankenstein tam olarak böyle bir metin. Onu yalnızca bir korku hikâyesi olarak görmek mümkün. Bilimin sınırlarını zorlayan bir deney olarak okumak mümkün. Ölümsüzlük arzusunun trajedisi olarak görmek de mümkün. Ama hangi kapıdan girilirse girilsin, içeride karşılaşılan şey aynı: yaratılmış bir varlığın, onu var eden güce yönelttiği derin bir serzeniş. Filmle kitabın tutunduğu ortak nokta “yaratık”ın doğuşu. Fakat kitapta mesele yalnızca o an değil; yaratımın sorumluluğu. Victor’un korkusu ve kaçışı kadar, yaratığın adım adım bilinç kazanışı da metnin asıl omurgası. Ateşi keşfetmesi, doğayı çözmesi, insanları gözlemleyerek insanlığı öğrenmesi… Bu süreç sadece bireysel bir gelişim değil, insanlık tarihinin hızlandırılmış bir özeti gibi. Üstelik bu gelişim, Mary Shelley’nin özellikle seçtiği metinlerle derinleşir: Volney'nin Yıkıntılar, Plutarkhos'un Hayatlar VI Perikles - Fabius Maximus'ı, Genç Werther'in Acıları ve Kayıp Cennet yaratığın zihinsel inşasının parçalarıdır. Bu atıflar tesadüf değildir; yaratığın bilinci büyük metinlerle şekillenir. Tarihi, erdemi, kahramanlığı, umutsuzluğu ve düşüşü bu kitaplar üzerinden öğrenir. Böylece o sadece fiziksel olarak değil, düşünsel olarak da “inşa edilir”. Metnin en çarpıcı yanı şu: Yazar, insanın Tanrı’ya söyleyemediklerini doğrudan söylemez; sanki yaratığın ağzından söylettirir. Bu, açık bir meydan okuma değil, ama güçlü bir yankıdır. “Yarattın ama neden sevmedin?” sorusu yalnızca Victor’a yöneltilmiş değildir; daha yukarıya doğru uzanan bir imadır. Yaratmak kudret olabilir, fakat sevmeden yaratmak trajedidir. Filmi önce izledim. Bu yüzden metni okurken farkları özellikle ayırt etmeye çalıştım. Film görsel olarak etkileyici; müzik, atmosfer ve korku estetiği yoğun bir biçimde kurulmuş. Yazarın kitabın sonunda anlattığı o karanlık, ürkütücü
FrankensteinMary Shelley · Bilgi Yayınevi · 202021,7bin okunma
Beni Yaratan O Korkunç İrade, Şimdi Beni Mi Yargılıyor!
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2025 43. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2025 23:57
Kitap+Film Bazı romanlar vardır, okur bitirdiğinde “Keşke şöyle bitseydi…” diye iç geçirir. Frankenstein ise ilginç biçimde, bu isteğe hem kitapta hem de filmde farklı cevaplar veriyor. Mary Shelley’nin karanlık trajedisi, 2025 uyarlamasında yerini umuda, affetmeye ve yeni bir başlangıç hissine bıraktığını söylemek mümkün. Aynı hikâyenin iki ayrı duygusal sona sahip olabilmesi hem umut veriyor hem de tartışma yaratıyor. Çocukluğumdan aklımda kalan iki sahne vardı: yıldırımla canlanma ve yanan yel değirmeni. Oysa bu sahnelerin romanda hiç yer almadığını öğrenmek beni şaşırttı. Popüler kültürün yarattığı Frankenstein imgesi, Shelley’nin aslında yazdığı şeyle neredeyse çok az ortak paydada birleşiyor diyebilirim. Çünkü Shelley’nin derdi bir yaratığın “nasıl yaratıldığı” değil; insanın yaratma hırsının ve ahlaki sorumluluğunun nerede çatladığı. Romanın en çok tartışılan tarafı, Shelley’nin bilimi neredeyse tamamen perde arkasına atması. Victor’un bedenleri nereden bulduğu, ne tür bir yöntemle canlıyı yarattığı, hangi deneyleri yaptığı… hepsi karanlıkta. Shelley bunu 1831 baskısının önsözünde bilinçli bir tercihle açıklıyor: “Yöntemi yazarsam insanlar gerçekten denemeye kalkabilir.” Modern okura bu açıklama hafif bir bahane gibi gelebilir ama dönemin galvanizm deneylerini düşününce Shelley’nin korkusunun bir tarafı anlaşılır hâle geliyor. 1800’lerde elektrikle ölü bedenlerde kas hareketi oluşturulan deneyler insanların gözünde bir nevi “hayatı taklit edebilirim” inancına dönüşmüştü. Yine de roman birkaç küçük bilimsel kırıntı verseydi dramatik gücü artabilirdi, diye düşünmeden edemiyorum. Shelley, bilimi anlatmak yerine odağı daha çetin bir soruya çeviriyor: “Bir şey yaratmak seni Tanrı yapmaz; ama yarattığın şeye sırtını dönmek seni canavar yapabilir mi?” Victor’un
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,7bin okunma
Hadi gelin kendi canavarımızla yüzleşelim..
Puan vermedi·256 syf.·
2026 3. kitabı
Wictor ah Wictor, sen ne yaptın böyle… Madem böyle bir saçmalığa kalkıştın, hiç düşünmedin mi yaptığını sevmen gerektiğini; sevgisizliğin nelere yol açacağını? Okuduğum Frankenstein kitabının ,yazarı hakkında küçük bir notla incelememe başlamak istiyorum. Yazarımız Mary Shelley, bir akşam toplantısında “Hadi herkes bir korku hikâyesi yazsın” denilen bir ortamdayken henüz 17 yaşındadır. Bu meydan okumanın ardından oturup romanını kısa bir sürede kaleme alır. Kitap yayımlandığında ise dönemin koşulları gereği kadınların yazar olması kabul edilemez görüldüğünden, eser isimsiz olarak basılır. Ancak adı açıklandığında Mary Shelley, edebiyat tarihine ilk bilim kurgu romanını yazan kadın yazar olarak geçer. Kitap, insanın kendi yarattığı karanlıkla yüzleşmekten korkmasını ele alır. Bana göre canavar, insanın kendi gölgesidir. Wictor bu hikâyede Tanrı rolünü üstlenir; aslında kendi yaratır ve sonra yarattığından korkar. Canavar ne tam anlamıyla yaşar ne de ölebilir. Arada kalmış bir varlıktır;tıpkı bizler gibi. Sevilmeden, anlaşılmadan anlamını kaybetmiş bir dünyada dolaşır. İnsanın kaderi de budur: yaşamakla ölmek arasında kalmak. Bana göre insanlık da kendi canavarından kaçamaz, çünkü o canavar hepimizin içindedir. Ve Frankenstein bize tek bir şey söyler: Eğer yüreğin buna razıysa, kendini affederek var ol. Yaşa;başka ne yapabilirsin ki? Okuduğum en ilgi çekici ve en çok iz bırakan eserlerden biri oldu. Herkese tavsiye ediyor, hepinize keyifli okumalar diliyorum.
FrankensteinMary Shelley · İthaki Yayınları · 202121,7bin okunma
Puan vermedi·272 syf.·
2022 3. kitabı
CENNETİ YİTİRMEYİ YENİDEN GÖZE ALMAK YA DA PROMETHEUS'A TEKRAR HIRSIZLIK YAPTIRMAK "Hepimiz için bir hayâlet hikayesi yazalım" dedi Lord Byron. 1816 yılında Mary Shelley ve eşi Percy Bysshe Shelley İsviçre'ye gittikerinde genç şair Byron Childe Harold'u yazmaktaydı. John Polidori'nin de dahil olduğu bu grubu hayâlet hikayesi yazmak, başlangıçta cezbetse de heveslerinden kısa sürede vazgeçip şiirin koynuna geri döndüler. Ama Mary farklıydı... Mary Shelley... Bugün bu ismi, kendisi, Frankenstein'ın ünlü yazarı ve bilim kurgunun ilk rahminin sahibi olarak tanımak bir şans değil. Shelley için şans olan ebeveynleri ve arkadaş çevresi olabilir bile diyemiyorum çünkü kurmaca yazmak için büyük bir hayal gücü gerekiyor. Onun çevresi sadece hayal gücünü besleyen unsurlardan ibaret. Mary 1797 yılında Londra'da yaşama merhaba dediğinde,  'Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi' ni yazarak yüzlerce yıllık kokuşmuş eşitsizliğe kafa tutan anne Mary Wollstonecraft kızına ancak elveda diyebilmişti. Dünyaya annesiz devam etmek zorunda kalan Mary, babası  siyasetçi yazar William Godwin ile birlikte büyüdü.  Daha ilk gençlik yıllarında hikayeler yazan Mary, ilerleyen yaşlarında felsefeye ilgi duyarak edebiyat sevgisini büyüttü. 17 yaşına geldiğinde o dönem evli olan romantik şair Percy Bysshe Shelley'ye aşık oldu. Bu ilişki hem Mary'nin babasını hem de Shelley'nin eşini çok üzdü. Evlilikleri ancak iki yıl sonra, Shelley'nin eşi öldüğünde mümkün olabildi, o zamana kadar kaçaktılar. Mary Shelley'nin evliliği düşünsel dünyasını fazlasıyla etkiledi. Şair eşi bir romantikti, Darwin'e (?) de uzak değildi. Byron'un da katıldığı toplantılarda bilimsel gelişmeler hakkında konuşulur ve daha çok genç yaştaki Mary Shelley de bu anlardan her anlamda beslenir. Mary'nin Çağı 18. yy. Prometheus'un
Edebiyat
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,7bin okunma
9/10
·272 syf.··
2026 3. kitabı
Fimlerden tanıdığımız efsanevi ütopik karakterin adıdır Frankenstein.Yazarın bir kadın olmasına rağmen serüvenimizi bir erkeğin gözünden izliyoruz.Böylesine unutulmaz bir karakteri ortaya çıkarmak çok derin olaylar yaşamanın eseri olsa gerek.Bilimle uğraşan ana karakterimizin insan parçalarından kendine özgü buluşuyla oluşturduğu ve zahmet edip isim vermediği , herkesin "canavar" diye çağırdığı sevgili Frankenstein.Filmlerinin aksine ki özü kitaptır,karakterimiz duygusal hisleri yoğun ve bir o kadarda akıllı oluşu dikkat çekiyor.Okunması gereken bir yapıt.
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,7bin okunma

Yazar Hakkında

Mary ShelleyYazar · 14 kitap
1797 yılında Londra'da doğdu. Babası William Godwin, radikal siyasal görüşleriyle tanınan bir yazar, annesi Mary Wollstonecraft ise dönemin etkili bir kadın hakları savunucusuydu. Annesi doğumu sırasında ölünce, babası tarafından büyütüldü ve doğal olarak ondan ve arkadaş çevresinden oldukça etkilendi. Bu şartlar altında edebiyat ve felsefe'nin başlıca ilgi alanları olması kaçınılmazdı. Çocukluğunun büyük bölümünü kitap okuyarak, hikayeler yazarak geçiren Mary 1814'de, dönemin en gözde romantik şairlerinden Percy Bysshe Shelley'e aşık oldu. Percy Shelley'in evli olması nedeniyle İsviçre'ye kaçmak zorunda kaldıklarında Mary henüz 17 yaşındaydı. Babası William Godwin bu ilişkiye karşı çıktı. İki sevgili, Percy'nin eşinin 1816'da ölümünden sonra Londra'ya dönüp evlenebildiler. Ardından İtalya'ya yerleştiler. Frankenstein'in düşüncesi; Mary'de, 1816 yazında yarı uyanık olarak gördüğü bir kabus sebebiyle oluştu ve hikayeyi geliştirmesi için eşi tarafından desteklendi. Frankenstein ya da Modern Prometheus 1818 başlarında yayımlandı. Romanın doğuşunda, İngiltere'deki sanayi devriminin, Locke ve Hobbes gibi düşünürlerin etkisini de görmek mümkündür. 1822 yılında eşini bir tekne kazasında kaybeden Mary, Londra'ya döndü ve 1851 yılında ölünceye kadar profesyonel yazarlık yaptı. Frankenstein; kuşaktan kuşağa bir korku klasiği olarak aktarılsa da, öyküde doğrudan korkuya yapılan bir gönderme yoktur aslında. Katil, canavar denilen yaratık ve yaratıcısı Dr. Frankenstein kurbandır aslında. Modern çağa ve rasyonel aklın egemenliğine karşı romantik başkaldırının metaforudur onlar. Yani toplum dışına itilen, kendi savaşını veren ve bu savaşta yenilen farklı insanların acıklı öyküsüdür. Daha çok Frankenstein ile anılan Mary Shelley ayrıca, Lodore, Falkner (1837), Perkin Warbeck ve insanlığın yavaş yavaş yok oluşunu inceleyen ve 1826'da yayımlanan apokaliptik bir roman olan The Last Man'in de yazarıdır.