Geoffrey Chaucer’ın Canterbury Hikâyeleri

10,0/10  (1 Oy) · 
0 okunma  · 
0 beğeni  · 
93 gösterim
İngiliz dilinin yazılı ilk eserlerinden Geoffrey Chaucer’ın Canterbury Hikâyeleri, on dördüncü yüzyıldan bu yana birçok şair ve yazarı etkiledi. Bir katedralin taş işçiliği kadar karmaşık ve ayrıntılı, aynı zamanda mizahi ve taşlayıcı bu anlatıyı bir başka yazar, Peter Ackroyd günümüz İngilizcesine taşıyor.Canterbury’ye doğru yola çıkan bir hacı kafilesi, aralarında bir yarışma düzenler. Yolculukları boyunca her biri hikâye anlatacaktır. Hikâyesi en çok beğenilenin bedava bir yemek kazanacağı da ilan edilince, Bath’lı Kadın, Afnameci, Vaiz, Üniversiteli ve farklı sınıf ya da mesleklerden yolcular kıyasıya bir yarışa girer. Her bir hikâyenin anlatıcısıyla bağı ve o zamanın İngiltere’sindeki rolü de düşünüldüğünde, sadece eğlenceli değil, aynı zamanda dönemine ayna tutan bir başyapıt ortaya çıkar.Chaucer’ın ölümsüz eseri şimdi çağdaş bir yorumla, ahengini yitirmeden düzyazıda hayat bulmuş bir biçimde okurlarla.
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2017
  • Sayfa Sayısı:
    504
  • ISBN:
    9789750734892
  • Çeviri:
    Berna Seden
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Sümeya Samıkıran 
 14 Nis 21:50 · Kitabı okudu · 7 günde · 10/10 puan

Kitabın hemen başında bir açıklama kaydetmek istedim. Öncelikle kitap 14.yy.'da bazı kesimlerce İngilizce'nin babası olarak anılan bir yazar tarafından kaleme alınmış. Ben daha önce kitaptan bir bölümü okumuştum ve senelerdir de tamamını okuma arzusu içindeydim. Kısmet bugüneymiş diyebiliyorum şu anda.

Yazar, muhtelif birçok kaynaktan esinlenmiştir. Kuşlar Meclisi adlı bir kitabı vardır ki bu insanın aklına 13.yy'da vefat etmiş Feridüddün Attar'ın Mantıkuttayr( Kuşların İlahisi) eserini getiriyor.

Öte yandan, Canterbury Hikayeleri de hikaye içinde hikaye özelliğiyle (Frame Story), 1001 Gece Masallarını anımsatır.

İngiliz edebiyatında önemli bir yeri olan bu eserde yazar , Ortaçağ İngilizlerini hatta işi daha da ileri sürerek Avrupa toplumunu, eserdeki karakterleri sosyal sınıfları sembolize edecek şekilde konuşturup tanımlayarak okuyucuya dönem hakkında derin perspektifler sunar.

Ciddi anlamda saygı duyduğum neşeli bir hiciv ve zaman zaman taşlama olarak görebileceğim bir eser. Ben Edebiyatçı değilim ama Edebiyat budur diyebileceğim cinsten bir kalem. Bana keyifli okumalar. Size de e bunca sözden sonra sanırım en azından başka bir zamanda bana eşlik etmek düşer :)