Elveda Gülsarı, Aytmatov’un 1960’ların sonlarında yazdığı bir eseridir. Artık yazarlığının olgunluk dönemine giren büyük usta, şahane bir esere imza atmıştır. Romanda, bir Aytmatov eserinin pek çok klasiğini görebilmekteyiz. Mesela hikaye geri dönüşlerle anlatılır. Hikayenin kahramanlarından birisi bir hayvandır. Yine bir Kırgız masalına yer verilmiştir. Semboller üzerinden sistem eleştirisi vardır…
Romana artık ihtiyarlamış olan Tanabay ile bir at olan Gülsarı’nın güç bela ilerledikleri sahne ile başlıyoruz. Esas zamanda yaklaşık 5-6 saatlik bir süre geçerken, Tanabay, çok sevdiği atının ki, maalesef kolhoz uygulaması ve komünizm yüzünden at onun değil, devletindir, son anlarında geri dönüşlerle geçmişi hatırlar. Bu hatıraların çoğunda bir zamanların efsane atı olan ve adı dillerden dillere dolaşan Gülsarı da vardır.
Gülsarı, daha yaşına bile girmeden Tanabay’a emanet edilmiş, yorga bir attır. Bu arada yorga koşusunun ne demek olduğunu merak edenler, bir video açıp izleyebilirler. Çünkü muhteşem bir koşu biçimidir. Asla dörtnala gitmez, ancak uzun mesafede yorulmak bilmeyen yapısıyla çok hızlı giderken, binicisini hiçbir şekilde sarsmaz. Hatta üzerine bir tas su koyun, dökülmez. Öyle asil, öyle muhteşem bir koşudur bu… İşte Gülsarı doğuştan bir taypalma yorga cinsi attır.
Dahası Kırgız ülkesi, özellikle sert kışı, dağları ve hayvancılık faaliyetleri ile keçe çadır, kökbar, kımız, kalpak gibi yerel motifleriyle yine gayet başarılı bir şekilde işlenmiştir.
Velhasıl, Aytmatov büyük bir usta olduğunu burada da bir kez daha ortaya koymuştur. Doğrusu okuyacak kişilerin pişman olacağına pek ihtimal vermiyorum :)))
Keyifli okumalar diliyorum