Tahmini Okuma Süresi:
10 sa. 26 dk.
Sayfa Sayısı:
368
Basım Tarihi:
Temmuz 2015
İlk Yayın Tarihi:
Eylül 1982
Yayınevi:
Canongate Canons
Orijinal Adı:
Ham on Rye
Orijinal Dil:
İngilizce
Orijinal Ülke:
Amerika Birleşik Devletleri
ISBN:
9781782116660
Dil:
İngilizce
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·268 syf.··
2018 104. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2018 19:53
Kahramanımız, Henry Chinaski! Ekmek Arası, Charles Bukowski’nin otobiyografik romanı. Okuduğum kadarıyla, Henry, Bukowski’nin babasının ismi. Babasından sayısız dayak yiyen bir çocuğun babasına atabileceği en büyük tokat olmalı bu seçim. China ise çok sevdiği ülke Çin, “ski” soyadından bir parça. Bundan sonraki bilgiler kitabın akıbeti hakkında tat kaçırıcı bilgiler içerebilir! Evet, Henry yalnız bir çocuk. İşsiz bir babası, düşük maaşla çalışan bir annesi var. Yalnızlık, Henry için bir tercih mi, yoksa mağrurluktan mı bu insanlardan kaçışı, bilemiyorum. Yer yer iki ihtimali de hissettim Henry’nin yalnızlığında. “Dostluğun Değeri” üzerine yazılan bir denemeye, karşı deneme olarak, “Dostsuzluğun Değeri” yazan bir hergele. Alkışlanmıyor, D alıyor okulda. Ama olsun, benden sana A Henry, orijinal fikrin ve samimiyetsizliklerin içindeki çirkin samimiyetin için. Babasıyla arası pek iyi sayılmaz Henry’nin. İşsiz olduğu anlaşılmasın diye evden her sabah aynı saatte çıkan, bir tuhaf adam. Öylesine iğreniyor ki babasından, sofrada yemek yerken yaptığı ağız hareketlerine kadar usta bir şekilde tasvir edebiliyor. Şu sözleri yeterli olacaktır bu sevgi dolu ilişkinin betimlenmesine: “Güneşin bile babama ait olduğunu, onun evinin üstüne parladığı için benim güneşe hakkım olmadığını hissediyordum. Güllerinden farksızdım, ona ait olan bir şeydim.” Henry’e dair birkaç “ilk”i paylaşmak istiyorum sizlerle şimdi... Kadınlara düşkünlüğüyle bilinen Bukowski’yi hepimiz tanıyoruz. Bir de kötü çocuk Henry’den söz edelim. Seksin ne olduğunu ilk kez duyduğunda inanamıyor, yetişkinler tüm bunları yaptıkları halde nasıl insan içine çıkabiliyorlar! Annesi ve babasını bu işi yaparken düşünmek midesini bulandırıyor. Ama şey, okuldaki kızlardan biriyle yaptığını düşününce… Tamam, o kadar da
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,2bin okunma
Buko ile terapisiz barışma hikayem :)))
10/10
·272 syf.·
2026 49. kitabı
Evet, bir Buko kitabının daha sonuna geldik… Sağ çıktım sayılır. Şimdi gelelim bende bıraktığı hasara..pardon, hislere. İlk okuduğum KadınlarKadınlar kitabında, “Bu adam kesin çocukken hayat tarafından güzelce hırpalanmış” demiştim. Meğer az bile söylemişim. Bu kitapta Buko’nun çocukluğundan yetişkinliğine kadar olan hayatını öyle bir anlatıyor ki, insan ister istemez “bir insanın sabrı burada test ediliyor” diye düşünüyor. Kendisi zorlu bir çocukluk ve ergenlik dönemi geçirmiş..hani şu “zor” kelimesinin bile yetersiz kaldığı türden. Ailesi sayesinde “kötü ebeveynlik” nasıl olunurun cevabını almış oldum.Babasının uyguladığı şiddet sahnelerinde insanın içinden pek de edebi olmayan tepkiler vermek geliyor.Mesela Buko’ya her kayış darbesinde ,gidip o adamın kafasını klozete sokasım geldi.Çünkü anca böyle adamlar bok çukurunda yaşamayı hak ediyor.Diyelim ki, okurken sinir katsayım yer yer tavana vurdu. Sonra sosyal hayatı… Dışlanmalar, aşağılanmalar, görmezden gelinmeler. Özellikle kadınlar tarafından reddedilmesi, ileride kadınlara karşı geliştirdiği o meşhur “romantik sayılmaz” bakış açısının altyapısını gayet güzel döşemiş. Yani adamın duygusal evrimi: travma,öfke,umursamazlık şeklinde ilerlemiş.. Ama hakkını yemeyelim; bu kadar karanlığın içinde hayvanlara karşı gösterdiği merhamet, “demek ki tamamen kaybolmamış” dedirtiyor. Küçük ama etkili bir artı puan. Kısacası, bu kitapla birlikte Bukocum ile aramızdaki soğuk savaş sona erdi. Şimdilik ateşkes ilan ettik. Sırada diğer kitapları var;bakalım barış anlaşması kalıcı mı olacak, yoksa yine kavga mı edeceğiz. Kesinlikle okunması gereken kitaplardan biri. Sevgiyle kalın… ve mümkünse daha az travmayla.
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,2bin okunma
8/10
·268 syf.··
2023 41. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2023 18:52
Boktan bir babanız ve ondan daha da beter gerizekalı bir anneniz varsa çocuk olmak gerçekten de hiç de kolay olmayacaktır. Bir de buna yanlış eğitim, sıkıntılı arkadaşlıklar, maddi zorluklar eklenince daha da beter bir hâl alıyor çocuk olmak. Erkenden büyümeni gerektiriyor tüm bu sıkıntılar, erkenden büyümenin hiçbir yararı olmasa da en kötü ihtimalle babanı öldürüp onun dayaklarından kurtulabilirsin. Şaka değil bu; o babayı en az Henry kadar ben de öldürmek istedim. Henry söz dinlemez, uslanmaz, korkusuz, şiddete eğilimli, küfürbaz, ve cinsel arzuları aşırı bir çocuk. Şimdi bu yazdıklarımı yine kendim çürüteceğim. Henry söz dinlemez değil, sözü söyleyen kişilerin (Anne, baba, öğretmenler) sözlerinde dinlemeye değer tek bir cümlenin olmamasından kaynaklanıyor. Uslu bir çocuk olmanın, aldığı cezaların ve yediği dayakların önüne geçmediğinin erken farkına varıyor. Korkuyor çok korkuyor. En çok da kayışla babasından dayak yediği sıralarda. Fakat öyle bir şey ki, nefreti korkusundan üstün geliyor her seferinde. Nefreti büyüdükçe şiddete dönüşüyor. Oysa en ufak bir sevgi karşılığında bambaşka bir çocuk olabildiğini de görüyoruz. Tüm bu boktan hayata da küfretmeden direnemezdi. Küfretti... Gel gelelim kitabın en sıkıntılı kısmına; cinsel dürtülere. Eğer ki bir çocuğa zamanında bu konuyla ilgili gerekli eğitimi vermezsek, vücutlarında ki ve hormanlarında olan değişimleri doğru yorumlamalarını bekleyemeyiz. Ki ülkemizde hâlâ regl gibi doğal bir şeyin bile utanılacak, gizlenecek bir durummuş gibi davranılması bunun en basit örneğidir. Bu konuda aile ve öğretmenlere çok büyük görev düşüyor. Çünkü bu dönem çocukların geleceğini de ciddi anlamda etkileyen bir dönem. Sonra Henry gibi büyüdükçe her şeyden nefret eden, saldırgan, geleceği belirsiz, yüreği karanlıklar içinde
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,2bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2025 00:00
Boktan bir kitap bu Ekmek Arası (!) Alkol kokulu, sigara dumanına bulaşmış satırlarla doluydu; ama yine de bir şekilde sevdim. Evet, ham ve kaba bir kitaptı- fakat o kabalığın içinde sahici bir samimiyet vardı. Ne rol yapıyordu ne de süsleniyordu; içinden nasıl geldiyse öyle dökülmüştü kâğıda. Belki de bu yüzden beğendim, çünkü dürüsttü. Pisliğin içinden nasıl edebiyat yapılır, bu kitapta görüyoruz. Çirkin gerçekleri sevenlere tavsiye ederim.
1000Kitap
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,2bin okunma
10/10
·268 syf.··
Beğendi
·
2018 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2018 05:40
Düşündüğünü tereddütsüz ifade eden, asla kibar olmak zorunda hissetmeyen ve aşırı samimiyetiyle okurların gönlünü kazanan ağzı bozuk yazarlardan Charles Bukowski, Ekmek Arası adlı kitabıyla bizlere çocukluk ve gençlik dönemlerinden bahsediyor. Kitapta hiç güzel bir maziye sahip olmadığını gördüğümüz yazarın, nasıl Bukowski olduğunu çok net bir şekilde anlamak mümkün. Aslında kitabı çok daha önceleri kütüphaneden ödünç alıp okumuştum ancak etkinlik bahanesiyle satın alıp tekrar okumak istedim. Kütüphaneme kattığım için ayrıca mutluyum. İlk aldığım heyecanla okudum ve aynı zevki aldım gerçekten. Bazı kendini okur diye tanıtanların edebi olmadığı iftirasıyla hunharca eleştirdiği Bukowski, verdiği önemli mesajlar ve hayat derslerini oldukça açık ve sade bir anlatımla bizlerin kafasına sokmayı başarıyor. Cümleler kısa ve anlaşılır herhangi bir süsü püsü yok. Hiçbir şekilde okunma kaygısı ve hoş görünme çabası olmayan kitapta argo ve küfür fazlasıyla mevcut, kendi kendinizin içinden dahi söylemediği cümleleri yazar sizin yerinize kitaba döküyor. Bukowski'nin gerçekten kötü bir geçmişi olduğu bariz görülüyor eserde, fakat bunlar olmasaydı yeraltı edebiyatı önemli bir isimden mahrum olacaktı. Çocukluktan gençliğine kadar başına gelmeyen kalmayan yazarın yaşama azmi gerçekten inanılmaz. Her sayfada bir heyecan var sonra ne olacak diye okuya okuya bir bakmışsınız sol elinizde bir sayfa kabarıklığı var. Yeraltı edebiyatı seven ve okuyan herkesin edinmesi gereken önemli eserlerden biri bence. Bu türü ve Charles Bukowski'yi merak ediyor ve ilgi duyuyorsanız, Ekmek Arası güzel bir başlangıç olacaktır. Okuduktan sonra siz de onun gibi artık hayatı umursamaz hale gelebilirsiniz.
Edebiyat
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,2bin okunma
Puan vermedi·268 syf.·
2023 9. kitabı
Bu kitabı okumaya karar vermeden önce incelemelere göz atmıştım ve Bukowski’nin en iyi kitabı denilmiş çoğunluk olarak. Haliyle bende de merak uyandırdı ve okumaya başladım. Bukowski ile ilk kez tanıştım, açıkçası kitabın konusu çok derinden ve önemli. Kalbi acıtıyor fakat anlatım tarzı ve akışı yüzünden hiç sevemedim, zor bela bitirebildim. Hayret ediyorum! En güzel kitabı denilmesine. Bu kitaptan sonra diğer Bukowski kitaplarını okuma hevesimi en aza indirdi. Keşke ilk bu kitapla başlamasaydım, dedirtti. İlgimi çeken tek yanı ise yazarın kendi hayatını kaleme aldığı yani otobiyografi olmasıydı. Kitapta yazar; çocukluğunu, küfürlerini, kadınları, ergenliğini, gençlik yıllarını üniversite dönemine kadar anlatmış. Çocukluk yıllarını biraz açmak istiyorum çünkü bu kitabın benim için değerli olması bu yüzdendir. Henry Chinaski, küçük yaramaz bir çocuktur fakat hayat onun karşısına boyundan büyük zorluklar kötülükler çıkarmıştır. Onun başına gelebilen en kötü şey anne babasıdır. Okurken babasını öldürmek isteyebilirsiniz belki de annesini de… Çünkü ben her ikisini de öldürmek istedim! Ona şiddet uygulayan babasını, varlığıyla yokluğu bir olan annesini, akran zorbalığına maruz kaldığı okul yıllarını ve kötü çevresini anlatan olaylarla karşılaşacaksınız. Daha fazla devam etmeyeyim yoksa sipoiler vermek zorunda kalacağım galiba. Bu kitabı sevmediğim halde yine de olsa okurdum çünkü yazarın hayatını ve neden bu kadar küfür dolu olduğunu merak ediyordum. Şimdiden iyi okumalar dilerim.
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,2bin okunma
Bukowski: Güzel Değil, Gerçek
7/10
·272 syf.··
2026 19. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 22:28
Ekmek Arası’nı bitirdim. Elimden bıraktım… iyi ki de bıraktım ama yine de düşündürüyor.” Benim için kolay okunan bir kitap olmadı. Sıkıcı değildi ama akıcı da değildi. Sayfalar ilerledikçe bir hikâyeden çok bir ruh halinin içinde dolaştım. Kitap, Ekmek Arası üzerinden sadece bir çocukluk ya da büyüme hikâyesi anlatmıyor. Arka planda, Amerika Birleşik Devletleri’nin ekonomik ve sosyal kırılmalarını, özellikle Büyük Buhran sonrası sertleşen yaşam koşullarını da hissettiriyor. Yoksulluk, şiddet, bastırılmışlık ve çaresizlik metnin içine sinmiş durumda. Ama kitabın en belirgin tarafı dili. Fazlasıyla çıplak, filtresiz ve yer yer rahatsız edici. Belaltı anlatımlar, kaba ifadeler ve sert sahneler oldukça yoğun. Okurken bazı bölümlerde gerçekten zorlandım; hatta yer yer mide bulandıran kısımlar da vardı. Yine de şunu kabul etmek gerekiyor: Bu dil bir tercih değil, bir gerçeklik yansıması. Anlatılan dönemin ve karakterin dünyası zaten böyle. Bu yüzden o sertlik, o çiğlik ve o hoyratlık metnin doğasına ait. Benim için bu kitap: okunmalı ama herkese önerilmemeli. Çünkü bu kitap herkese hitap etmez. Daha yumuşak bir anlatım, daha estetik bir dil arayan biri için yorucu olabilir. Ama ham, gerçek ve sansürsüz bir hayat kesiti görmek isteyenler için güçlü bir deneyim. Kısacası: Bu kitap sizi içine çekmez, sizi içine bırakır.
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,2bin okunma
Puan vermedi·268 syf.··
2019 27. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2019 01:24
Ekmek Arası romanını beğenmenizin tamamen okuma dili tercihlerinize bağlı olduğunu söyleyerek başlayabilirim. Yarı otobiyografik olan bu eğitici ​​romanın kahramanı Henry Chinaski, ikilemler ve küfürlerle doldurduğu çantasını yüklenir ve ağırlığını, istikrarsız ama yıkıcı küçümsemeler ile kaldırır. Büyük Buhran yüzünden olumsuz duyguları iyice artar ve Chinaski, roman boyunca zincirlerini kırmak için zorlu bir mücadele verir. Bu benim ikinci Bukowski'mdi ve şükürler olsun ki tamamen beklediğim gibiydi. Ailesine, arkadaşlarına, okuluna, işine ve genel hayatına yaptığı muamele, neredeyse sıfır empatiyle beraber bazı ağır kelimelerle final yaparak amacına başarıyla ulaşan bir akış başlatmıştı. Umutsuz arkadaşın da dediği gibi; Kelebek ve arıların istediği bir çiçek yerine sinek çeken bir bok gibiydim. İlk ikilemlerin cazibesi ve Chinaski’nin onları anlamak ve çözmek için yaptığı girişimleri (veya yapmadığı), kitabı daha iyi hale getirmeyi başaran bölümlerindendi. İçki bir seçenek olduğu sürece başka hiçbir şey önemli değildi ve genç Chinaski'yi renkli şişelerden uzakta tutmayı hiçbir şey başaramazdı. Amaçsızlık bir veba gibi sayfaları sarsarken, Bukowski’nin kalemi acı verici bir şekilde, koskoca bir hiçliği betimlemekte kimi zaman yetersiz kalıyordu. Gördüğüm kadarıyla Bukowski’nin yaşamı çok acıydı ve öfke doluydu. Ama belki de bu kitabı içindeki öfke ve kini dökmek için değil hayatına devam edebilmek için yazdı. Neredeyse bir protesto gibi, bir meydan okuma gibi. Ve okurken, bu meydan okuma benim için sadece bir ilham kaynağıydı.
Edebiyat
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,2bin okunma
Sert Çocuk
Puan vermedi·268 syf.··
2024 124. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2024 10:42
Bukowski 'nin okuduğum ilk kitabı. Biyografi tarzında aslında benim sevdiğim tür öyle yazılmış.. Çocukluğundan itibaren ailesi ile birlikte Almanya da doğup sonra taşıdıkları Amerika Los Angeles taki, anne babası, çevresi gittiği okullar ve arkadaşlarıyla ilişkileri anlatılıyor.. Sevdim mi kitabı derseniz.. Ehh çok iyi diyemem ama kötü de değil.. Yanii özgün, marjinal, küfürbaz ve aykırı bir karakter, sempatik aslında çoğu zaman. Böyle olmasının bir sebebide kendi aile (anne babasıyla olan ilişkileri) yapısına (sodyo-ekonomik) ek olarak Bukowski nin erken yaşta şiddetli ve ileri derecede geçirdiği Acne Vulgaris (büyük çıban, sivilce) hastalığından dolayı kendini toplum ve çevreden dışlamış olması ve bu durumun psikolojisini ve sosyal ilişkilerini oldukça etkilemiş olmasını söyleyebilirim kendi fikrimce.. Ve zaman zaman beni güldürdü Bukowski ve olaylara farklı bakış açısı ve buna yönelik cevapları var.. Renkli kişilik, ben zevkle okudum tavsiye ediyorum.
Edebiyat & Roman
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,2bin okunma
9/10
·268 syf.··
2021 36. kitabı
“Hayatta kimseyi değiştiremezsin ve kimse için değişmemelisin. Ne sen başkası için mecburi istikametsin; ne de başkası senin için. Yorma kendini; bırak hayatına eşlik etmek isteyenler seninle gelsin”…gibi pek çok tumturaklı sözüyle tanıdığımız Charles Bukowski’nin otobiyografik romanı “Ekmek Arası”…Babasının ismi olan Henry Chinaski(kendine taktığı soyadı),Hank gibi isimlerle çıkıyor karşımıza.Roman Bukowski’nin çocukluk çağlarından,üniversite yıllarına kadar olan süreci kapsıyor.İşsiz bir baba ile,az kazancı olan bir annenin çocukları.Oldukça sevgisiz bir aile.Hem psikolojik hem fiziksel şiddete maruz kalan bir çocuk Henry…Alabildiğince özgür,kişiler ve olaylara karşı acımasız,umursamaz ve çıbanlarıyla sevilmeyen bir kişilik. Arkadaşlarıyla ilişkilerinde ve olaylara tepki verirken asla bir süzgeci yok Bukowski’nin. Yalnızlığı taaa çocukluk döneminde seçmiş,hatta ilkokul sıralarında.Aslında yalnız iyiydim ben diyor …Sıradışı ve algısı yüksek insanların yalnızlığını yadırgamadım hiç tıpkı Bukowski’de olduğu gibi !!! Onca umursamazlık yeri geliyor tebessüm ettiriyor ama hep içinde bir hüzün hissettiriyor okudukça. Aslında edebi hiç bi özelliği olmayan ama altı çizilesi çok cümlesi olan bu kitabın bunca etki bırakması ilginç geldi.Çünkü okuduğum en özgün ve şahsına münhasır kitap diyebilirim. Sözler cansız değildiler, insanın beyninde mırıldanan şeylerdi sözler. Onları okuyup sihrine varabilirsen acı çekmeden yaşayabiliyordun, başına ne gelirse gelsin ümidini yitirmeden. İnsanlar adaletsizliği sadece kendi başlarına gelince düşünüyorlar. Zeki insanlar hep dertlidir. Zekâ iyi bir şey değil beyin sürekli analiz halinde, biri sana bir hareket, yaptığında ne amaçla yaptığını şak diye anlayıp kendine mis gibi dert ediniyorsun, ama aptallara bak dünyadan haberi yok, bu
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,2bin okunma

Yazar Hakkında

Charles BukowskiYazar · 58 kitap
Charles Bukowski (16 Ağustos 1920 - 9 Mart 1994), asıl adı Heinrich Karl Bukowski olan Amerikalı yazar ve şair. Yapıtlarında bazen Henry Chinaski ismini de kullanmıştır. Hayatının çoğunu ABD'nin Los Angeles şehrinde geçirmiştir. Eserlerinde genellikle toplum dışı insanlar ile depresyonu konu alması ve alkolizme yatkın bir hayat tarzını anlatmasıyla ünlüdür. Bunun nedeni olarak kendisinin bu hayatı yaşaması gösterilebilir. Bukowski'nin yazılarında kendi hayatını yazıp yazmadığı tartışma konusu olmuştur; hayranlarının bir kısmı bunları kurguladığını, çoğunluğu ise yaşamadan bu tip kurguları yapmasının mümkün olmayacağını ve o karakterde bir insanın bu hayatı sürmesinin zaten doğal olduğu görüşünü savunmaktadır. I. Dünya Savaşı'nın sonlarında Almanya'ya askeri hizmet nedeniyle gelen Polonya asıllı Amerikan bir babanın ve terzilikle uğraşan Alman bir annenin çocuğu olan Charles Bukowski 1920 yılında Andernach, Almanya'da doğdu. 2 yaşındayken Los Angeles'ataşındılar. 1929 Krizi sırasında Bukowski'nin babası genelde işsizdi ve Bukowski'ye şiddet uygulardı. Genelde sessiz bir çocuk olan ve bu özelliğiyle dikkat çeken Bukowski, bazen çıldırış noktasına geliyor kendinden hiç beklenmedik kabadayılıklar yapıyordu. İlkokul yıllarından itibaren korkusuz olan Bukowski, kendi yazdığı bir eserinde ilkokul öğretmenine "sevişelim" dediğini söylemektedir. Bukowski, Los Angeles Lisesi'nden mezun olduktan sonra sanat, gazetecilik ve edebiyat dersleri aldığı Los Angeles Şehir Üniversitesi'nde 1 yıl okudu. Yazmaya başladığı günden itibaren yazılarını yayımlanması için dergilere gönderen Bukowski'nin yazıları hep geri gönderilmiştir. Ancak 24 yaşındayken "Aftermath of a Lenghty Rejection Slip" isimli kısa öyküsü yayımlandı. İki yıl sonra bir başka kısa öyküsü olan "20 Tanks From Kasseldown" isimli eseri yayımlandı. Bukowski yayıncılık yöntemlerinden hayal kırıklığına uğradı ve neredeyse 10 yıllığına yazmayı bıraktı. Hayatının bu bölümünü ABD'yi gezerek, çeşitli işlerde genellikle kısa vadeli çalışarak ve ucuz pansiyonlarda konaklayarak geçirdi. Hayatının diğer bölümlerinde olduğundan daha yoğun bir tempo ile açlık ile boğuşan ve kadınlarla zaman geçiren Bukowski daha sonra bu yıllarını Factotum isimli kitabında da anlatmıştır. Bu dönemdeki işlerinin kısa vadeli olmasının nedeni de düzen tanımaz kişiliği ve alkol bağımlılığıydı. Bukowski babasına olan nefretini onun aksine bir hayat yaşayarak göstermiş ve bir yazısında da bu yüzden bir hiç olmayı seçtiğini söylemiştir. O babasının aksine olduğu gibi görünen ve bir şey olmamayı hedefleyen birisi olarak kazandığı paraya önem vermiyor ve barlarda günü birlik bir hayat sürüyordu. Zengin Amerikalı kadınlarla ilişkiye girdiği dönemlerde onlara kaba dahi davransa etkiliyor onların evlerinde yaşamaya başlıyor ama bir türlü o hayata adapte olamayarak eski hayatına geri dönüyordu ki 1969'da da bunu, aç kalmayı seçtiğini söyleyerek ispat etmiş oluyor adeta. Ayrıca ömrünün çoğu denilebilecek kısmını da hipodromlarda geçirmiş ve bundan yazılarında sık sık söz etmiştir. 1950'lerin başında Bukowski, iki yıldan az bir süre ABD Posta İdaresi'nde posta kuryesi olarak çalıştı. 1955'te ölümün ucundan döndüğü alkol komasından dolayı hastaneye kaldırıldı. Taburcu olduktan sonra bir daktilo satın aldı ve şiir yazmaya başladı.1957'de Barbara Fry ile evlendi fakat 1959'da boşandılar. Bukowski, şiir yazmaya ve içki içmeye devam etti ve sonra Los Angeles'taki postaneye geri döndü. 1965'te hiç evlenmediği Francis Smith'ten bir kızı oldu. 1969'da Black Sparrow Yayınevi'nden ömür boyu 100 dolar maaş teklifini alınca postaneden ayrıldı. Bir mektubunda şöyle bir açıklaması vardı "İki seçenekten birini seçmek zorundaydım: Posta ofisinde kalıp delirmek ya da yazmaya oynayıp açlıktan ölmek. Ben aç kalmayı seçtim." Posta ofisini bırakalı bir ay olmadan Postane ismindeki ilk romanını bitirdi. 1976'da Bukowski, Linda King ile tanıştı. İki yıl sonra birlikte Los Angeles'ta bir liman şehri olan San Pedro'ya taşındılar. Bukowski ve Beighle 1985'te evlendiler. Bukowski, Pulp romanını henüz bitirdikten sonra 9 Mart 1994'te 73 yaşındayken omurilikten yayılan lösemi sebebiyle San Pedro, Kaliforniya'da öldü. Bu tip bir hayat yaşadığı için birçok kez tutuklanmış, dayak yemiş olan Bukowski hayatı, özgün dili ve tarzı ile Amerikan edebiyatına damgasını vurmuş, Türkiye'de ise ilk kez Sokak dergisi'nde çıkan öyküleri ile tanınmıştır.