Harry Potter Und Der Gefangene Von Askaban

·
Okunma
·
Beğeni
·
12.793
Gösterim
Adı:
Harry Potter Und Der Gefangene Von Askaban
Baskı tarihi:
21 Ağustos 1999
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9783551354037
Kitabın türü:
Dil:
German
Ülke:
Germany
Yayınevi:
Carlsen Herausgeber
Baskılar:
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı
Harry Potter and the Prisoner of Azkaban
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı
Harry Potter Und Der Gefangene Von Askaban
Natürlich weiß Harry, dass das Zaubern in den Ferien strengstens verboten ist, und trotzdem befördert er seine schreckliche Tante mit einem Schwebezauber an die Decke. Die Konsequenz ist normalerweise: Schulverweis! Doch Harry wird behandelt wie ein rohes Ei. Hat es etwa damit zu tun, dass ein gefürchteter Verbrecher es auf Harry abgesehen hat? Mit Ron und Hermine versucht Harry ein Geflecht aus Verrat und Rache aufzudröseln und stößt dabei auf Dinge, die ihn fast an seinem Verstand zweifeln lassen.

Dies ist der dritte Band der international erfolgreichen Harry-Potter-Serie, die Generationen geprägt hat.
267 syf.
·Beğendi·10/10
Serinin 3. kitabını son 100'lükte çok heyecanlanarak okudum. Bunu ortaokul ya da lisede okumuş olmamanın hüznünü derin hissederken, şu anda da olsa okuyor olmanın keyfiyle gülümsüyorum. Harry Potter, bu kitapta bir süre sıkıcı bir çizgide olaylar yaşarken, sona doğru epey bir ters köşe yaşatarak okuyucuya dudak ısırtıyor. Her bir karakterin varlığı kitaba çok ayrı bir hava katmış. Fantastik dünyanın içinde olmak çok heyecan verici. Baykuşlarla haberleşilen bir şato okulda okumak ve bu okula geçişin bir gölden olduğunu düşünmek dahi insanın içini gıcıklarken, o okulda yaşanacak ve yaşanmış binlerce olay, okuyucuya bu müthiş hayal gücü karşısında hayret ettiriyor. Sirius Black, Azkaban'ın korkunç tutsağı. Kurt adamlar, köpekler, fareler, kediler, kartalla at arasıgiller, Sihir Bakanı, Okul Müdürü dev Dumbledore maviş gözleriyle size eşlik ederken 3 arkadaşın birbirine sırtlarını yaslayıp yaşadıkları çok güzeldi.
Kitabın başlarında daha önce anlatılan bazı şeylerin, hatırlatma yapmak gibi değil de ilk defa anlatılıyormuş gibi yazılması beni çok sıktı. Ama bu kitabın içinde çok minik bir kısım. Bu yüzden puan kıracaktım lakin o ne 100 sayfaydı o! Keyifli okumalar herkese. :)
396 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Harry Potter'ı okumak, uzun bir yolculuktan sonra verilen mola, bir hafta çalışmanın ardından gelen bir günlük tatil gibi geliyor bana; dinlendiğim, soluklandığım aynı zamanda da büyük keyif aldığım zamanlar. Serinin üçüncü kitabı Harry Potter ve Azkaban Tutsağı'nı okumuş bulunmaktayım ve artık kitabı okumaya başladığımda o dünyayı ne kadar özlemiş olduğumu hissediyorum.

Okul için alışveriş yaptıkları Diagon Yolu, üçüncü sınıfların ziyaret edebilcekleri büyücülere ait Hogsmeade köyü, cadılar bayramında ve noelde büyük salonda yapılan şölenler, Kehanet, İksir, Karanlık Sanatlara Karşı Savunma gibi birbirinden ilginç derslere girmelerini keyifle, eğlenerek okuyorum. Artık serinin tüm kitaplarında aynı olduğunu düşündüğüm kurguya dayanarak kitabın sonunda beni heyecanlı olayların beklediğini ve çok şaşıracağımı biliyorum. Azkaban Tutsağı'nda da yine öyle oldu. Hogwarts'taki üçüncü yıllında Harry Potter'ı Azkaban kalesinde on iki yıl boyunca tutsak kalmış Sirius Black adında bir katil bekliyor. Bu kitapla birlikte yine yeni karakterler tanıyoruz, kimin iyi kimin kötü olduğunu kitabın son satırına kadar anlayamıyoruz tabi ki. Lupin, Pettigrew ve Sirius arasında yaşanan şaşırtıcı olaylar merakla okumamı sağladı Azkaban Tutsağı'nı.

Rowling artık alışılmış bir şekilde kitabın başlarında önceki kitaplardaki olayları tekrarlıyor, okura hatırlatıyor, bu biraz sıkabiliyor ama kitaplar arasında fazla zaman geçtiyse bir yandan da iyi olabiliyor sizin için. Harry Potter Dursley'lerde yaz tatilini geçiriyor ve okula gitmesinin ardından kitabın sonunda olayların çözülmesi ve bizi bekleyen şaşırtıcı son... İlk üç kitabında benzer sıra ile devam ediyor ve sanırım diğer kitaplarında da böyle sürecek gibi görünüyor. Keyifli okumalar.
396 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10
Expecto Patronum

Serinin daha 3 tane kitabını okumuş olsam da okuduğum her bir kitabı bir öncekine göre daha güzel oluyor. Zaten genel olarak da serinin iki kitaptan sonra gerçek manasıyla güzelleştiğini savunanlar çok fazla olduğu için de bunu bilerek ve bu durumun beklentisiyle seriye başladım ve bu güzel seri bu güzel kitabıyla beklentimi tamamen karşıladı, genelde bu tarz beklentilerle başladığım sağ olsunlar kitaplar çoğunluk olarak beni üzerdi Azkaban Tutsağı ise beklentimin azlığının farkına vardırttı. Nasıl desem kitap bu sefer daha bir gerçekçi ve daha bir olgunlaşmış hissi verdi, birçok ipucu vermiş olmasına rağmen sonlarında ve final kısmında daha olgun daha güzel şekilde şaşırtabildi. Şaşırtmasıyla beraber duygulandırabildi de.

İlk iki kitapta olduğu gibi Rowling yine final zamanı olacak şeylerle ilgili kitabın başından beri okuyucuya ipuçları veriyor, bu sefer ise ilk 2 kitaba göre çok çok daha fazla ipuçları vererek daha doğrusu dikkatli okurun yakalamasını isteyerek final hakkında okuru hem düşünce sahibi yapıp tahminlerde bulunduruyor hem de bunlarla beraber yanıltabiliyor. Cümlemden de anlaşılacağı üzere kurgu bayağı bir katmanlı, yeni karakterler ve unsurların fazlasıyla etken olup detaylandırıldığı ve bunlarla beraber seri ile ilgili yeni birçok şeyi de öğrenebileceğimiz içerikte. Düşünün artık Malfoy’u bile fazla okumayıp yeni unsurların içinde geziniyoruz. Malfoy ve diğerleri kitabın içinde çok fazla aktif olmamasından dolayı sanırım Rowling sayfa sayısını kısa tutmak da istemiş olabilir. Zaten serinin bu kitabından sonra kalan kitaplarında Rownlig’ın sayfa sayısının fazlasıyla arttığını görüyoruz. Sihir dünyasından yeni karakterlerle de tanışıyoruz bu kitapta, hayal gücünün en kuvvetli olduğu tartışmasız benim için “Hızır Otobüs”, Ruh Emiciler ise Yüzüklerin Efendisi Dokuzlar’dan sonra fantastik kitapların artık olmazsa olmaz tür karakterlerinden. Yüzüktayflarına fazlasıyla benzeyip onları akla getiriyor ama bana daha çok Robert Jordan ‘ın Zaman Çarkı serisindeki “Soluk”ları hatırlattı, gerek karşılarındaki kişiye verdiği öpücükler olsun, gerek tayfların aksine sayılarının çokluğu olsun gerekse de göz ve yürüyüş hareketleri olsun birbirine daha çok benzer şekilde.

Bu kadar güzelliğinin ve barındırdığı yeniliklerinin yanında da aslında bir nebze de olsa kendini tekrarlayan ve az da olsa “Yine mi yani?” dedirten bir kitap. Klasik şekilde 4 Privet Drive’da Dursleyler’in yaptıkları ile başlayıp Harry’nin bir şekilde o evden çıkması, yine ufak ama farklı bir macera ile beraber Hogwarts’a gidilmesi, yeni Karanlık Sanatlara Karşı Savunma hocası ve bu hocadan kitap sonunda bir şeyler çıkması, Harry’nin başını belalara sokup bunlardan ucuz bir şekilde kurtulması gibi klişelerin olduğu bir kitap, aslında bu durumlardan sıkması gerekirken aksine hem bu durumları beklenti haline getirip hem de sevdirterek farkını ortaya koyan bir seri.
396 syf.
·10/10
Seride sevdiğim kitap sıralamasında 3. olan kurgusu çok sağlam bir kitap. Mitolojide hastası olduğum hayvanın kapak resminde görmemle daha bir içim ısınmıştı. :D Seride sevdiğim karakterlerden 2 tanesi daha sahneye çıkıyor. Fantastik dünyaya ruh emici yaratığının kazandırılması çok sevdim(Bence yaratığın özellikleri üstümde test etmek isterdim. Öpülmek haricinde. :D). Hermione'nin zekisi ve hırsının hayranlığı bu kitaptan kalmadır. Son söz olarak acaba dikkatle bakıyor musunuz. :D
396 syf.
·3 günde·9/10
Zihnimi gerçekten arındırıp, tamamen boşalttığım ve keyiflendirdiğim bir seri filmlerini izlemeden önce okusaydım keşke diyorum. Muhtemelen kendi kahramanlarımı yaratarak okumak, çok daha heyecan verici olacaktı
396 syf.
·28 günde·Beğendi·10/10
Hepimizin onlarca kez filmini izlediğimiz kitap... gerçekten efsane güzeldi. Filmde olmayan çok fazla şey var. Mesela Quidditch maçları. Filmde olsaydı daha bir keyifli olurdu. Kitapta tam üç tane maça çıktılar ve izliyormuş gibi heyecanlandım. Bu filmde olmayan ama kitapta olan çok küçük bir ayrıntı bile olabilir. Kitap cidden çok daha iyiydi. Olaylar çok daha ayrıntılıydı. Sirius Black’in o mükemmel mektubu çok tatlıydı. Harry’nin babasının aslında bir Animagus olduğunu öğrendiğimde şok oldum. Neyse kitapla ilgili spoi vermeyeyim, ama filmi kaç kere izlemiş olursanız olun kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.
396 syf.
·10 günde·8/10
Serinin üçüncü kitabında ise olaylar yavaş yavaş derinleşiyor. Harry Potter'ın tanıyamadığı ailesini öğreniyoruz biz de. Ve sevdiğim iki karakter daha giriyor bu kitapta maceraya: Sirius Black ve Remus Lupin.
Harry, Hermione ve Ron'un arkadaşlıklarındaki dalgalanma bu bölümde hoşuma gitmeyen tek olay oldu.
Ben de Hogwarts'dan mektup falan bekliyorum işte hala.
396 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Bazen insanlar suçsuz oldugu halde yıllarca suclanabılırler. Hatta binlerce insan da yanlış görmüş ve suçsuz insanı yıllarca zindana hapsetme pahasına şahitlik eder. Halbuki asıl suçlu rahaaat rahat dolaşır. Ta ki bikaç küçük çocuk bu olayı çözer ama yine de şahitlikleri önemsenmez. Ama yine de o küçükler sayesinde suçsuz suçlu kurtulur...
396 syf.
·4 günde·8/10
Zaman geçtikçe Harry Potter ve arkadaşları biraz daha büyüyorlar. Onlarla beraber Harry nin macerası da gittikçe daha heyecanlı ve korkutucu oluyor. Hikaye muhteşem bir şekilde ilerleme yapıyor ve heyecandan bile olup bitenlere aldırış etmiyorsunuz. Üstelik önce filmini sonra kitabı okumama rağmen merak uyandırmaya devam ediyor.
396 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Yine soluk soluğa bir macera. Ayrıca oldukça da uzun. Elimden hiç bırakmadım diyebilirim. Hayata dair verilen mesajlar gerçek hayatta cevabını buluyor. Bence inanılmazdı!
396 syf.
Ben okuduğum yıllarda yanlış hatırlamıyorsam ilk dört kitap vardı, prefabrik evlerde oturduğumuza göre sene 2000 yada 2001 olmalı.... Harry Potter kitap serisi genç nesiller için elbette daha uygun ama büyükler okuyamaz diye bi kaide yok :) Seriyi kızım da okuyor şimdi, ileride yeğenim, torunum da okusun isterim.... Bildiğiniz üzre Harry'nin başına gelmeyen kalmıyor. Seride en sevdiğim kitap Azkaban Tutsağı oldukça heyecanlı :) İyi okumalar....
396 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Evet, nereden başlayacağımı bilmiyorum aslında. Şunu fark ettim ki serinin her kitabında olaylar daha fazla karmaşık bir hal alıyor, bizim yani Muggle'ların dünyasına ait olmaya nesneler kitaba dahil oluyor. Harry ve arkadaşları da bir yandan büyüyorlar. Belki de olaylar yaşlarına göre karmaşıklaşıyordur? Azkaban Tutsağı kitabındaki favori iki karakterim şüphesiz Profesör Lupin ve Sirius Black'ti. Harry, Ron ve Hermione'un yaşadıklarını bile bırakıp Lupin ve Black'in neler çevirdiğine, düşüncelerine odaklanmıştım. Tam da iki kitaptır beklediğim bir "cesur ve iyi" öğretmen profiliydi, Lupin. Dumbledor ve McGonagall gibi bilgece hareket etmek yerine bilgili ve atak hareket ediyordu. Çapulcular Haritası ise başlı başına bir gizem, bir macera. Serinin herhangi bir yerinde yeniden gündeme geleceğine şüphem yok. Bir tek Ruh Emici’leri beğenmedim. Elbette beğenmeyişim yazarın onları iğrenç, ürkütücü ve başarılı bir şekilde tasvir etmesinden kaynaklanıyordu. Bu arada kitabın son kısmına gelirken Snape'in yine çirkeflik yapması insanın tepesini attırmıyor değil.
Özetlemek gerekirse üçüncü kitap okuyucuyu Hızır Otobüs'le başlayıp, bol çikolatalı bir yolculuğa çıkardı. Bu yolculukta her an bir şey olacakmış gibi hissettirdi. Kehanetlere inandırdı. Gizli geçitlere ve Kaymakbirasına doyurdu beni. Tabii bunlar olurken sayfa sayıları da giderek artıyor. Azkaban Tutsağı'nın bitişiyle beraber 660 sayfalık bir Ateş Kadehi'ne adım atıyorum. Pişman değilim. Bunca yıl nasıl alıp da okumamışım bir açıklaması yok. Ama ne demişler? Geç olsun, güç olmasın!
Herkese iyi okumalar! Hogsmeade Köyü’ne gitmek için velinizden izin almayı unutmayın!
"Mr Aylak, Profesör Snape'e selamlarını sunar ve anormal derecede büyük burnunu başkalarının işine sokmamasını rica eder."
Snape dondu kaldı. Harry nutku tutulmuş halde mesaja bakıyordu. Ama harita bununla kalmadı. İlkinin altında başka yazılar da beliriyordu.
"Mr Çatalak, Mr Aylak'a katılmakla kalmayıp, Profesör Snape'in çirkin bir rezil olduğunu eklemek ister."
Durum o kadar ciddi olmasa, çok komik olurdu aslında. Üstelik dahası da vardı...
"Mr Patiayak böyle bir budalanın Profesör olabilmesine nasıl hayret ettiğini belirtmek ister."
Harry dehşet içinde gözlerini yumdu. Onları yeniden açtığında, harita son sözünü söylemişti.
"Mr Kılkuyruk, Profesör Snape'e iyi günler diler ve saçını yıkamasını salık verir, pis herif."
"Böcürt nedir?" diye sordu Profesör Lupin.
Hermonie elini kaldırdı.
"Biçim değiştiricidir." dedi. "Bizi en fazla neyin korkutacağını düşünüyorsa onun biçimine bürünür."
...
Hermonie, "Keşke ben de Böcürt'le karşı karşıya gelseydim." dedi.
"Seninki ne olurdu?" dedi Ron, kıs kıs gülerek. "On üzerinden dokuz aldığın bir ev ödevi mi?"
"Şey... Çay yapayım mı?" dedi Ron.
Harry hayretle ona baktı.
Ron omuzlarını silkerek, "Birisi üzüldüğunde annem hep öyle yapar." diye mırıldandı.
Sanıyor musun ki sevdiklerimiz ölünce bizi gerçekten de terk ederler? Zora düştüğümüzde onları her zamankinden de berrak bir şekilde hatırlamadığımızı mı sanıyorsun? Baban senin içinde yaşıyor Harry ve ona ihtiyacın olduğu zamanlarda kendini açıkça gösteriyor.
"Şey - çay yapayım mı?" dedi Ron.
Harry hayretle ona baktı.
Ron omuzlarını silkerek, "Birisi üzüldü mü annem hep öyle yapar," diye mırıldandı.
J. K. Rowling (Robert Galbraith)
Sayfa 261 - Yapı Kredi Yayınları (3. Baskı, 2001)
Bir Ruh Emici'ye fazla yaklaştğında bütün iyi duyguların, bütün mutlu anıların emilip alınır senden. Bir Ruh Emici, eğer başarabilir de seninle uzun süre beslenirse, sonunda seni de kendi gibi bir şey haline getirir -ruhsuz ve kötücül.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Harry Potter Und Der Gefangene Von Askaban
Baskı tarihi:
21 Ağustos 1999
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9783551354037
Kitabın türü:
Dil:
German
Ülke:
Germany
Yayınevi:
Carlsen Herausgeber
Baskılar:
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı
Harry Potter and the Prisoner of Azkaban
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı
Harry Potter Und Der Gefangene Von Askaban
Natürlich weiß Harry, dass das Zaubern in den Ferien strengstens verboten ist, und trotzdem befördert er seine schreckliche Tante mit einem Schwebezauber an die Decke. Die Konsequenz ist normalerweise: Schulverweis! Doch Harry wird behandelt wie ein rohes Ei. Hat es etwa damit zu tun, dass ein gefürchteter Verbrecher es auf Harry abgesehen hat? Mit Ron und Hermine versucht Harry ein Geflecht aus Verrat und Rache aufzudröseln und stößt dabei auf Dinge, die ihn fast an seinem Verstand zweifeln lassen.

Dies ist der dritte Band der international erfolgreichen Harry-Potter-Serie, die Generationen geprägt hat.

Kitabı okuyanlar 4.970 okur

  • Nuray Ertürk

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 1 okur okudu.
  • 10 üzerinden 10.0 Puan (1 Okur)
  • 15 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0.1 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları