Adı:
Hyperion
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
122
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Çeviri:
Melahat Togar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları
"Es ist ein hartes Wort und dennoch sag ichs, weil es Wahrheit ist: ich kann kein Volk mir denken, das zerrißner wäre, wie die Deutschen. Handwerker siehst du, aber keine Menschen, Denker, aber keine Menschen, Priester, aber keine Menschen, Herr und Knechte, Jungen und gesetzte Leute, aber keine Menschen - ist das nicht, wie ein Schlachtfeld, wo Hände und Arme und alle Glieder zerstückelt untereinander liegen, indessen das vergoßne Lebensblut im Sande zerrinnt?"
122 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
"İnsanların sözlerini anlamadım hiç
Tanrıların kollarında büyüdüm ben."

Hyperion incelemesi için bu söz hemen hemen bütün kitabı özetler nitelikte. Ama öncelikle Hyperion'u anlayabilmek için biraz yazarın hayatını bilmek gerekir.

Johan Cristian Friedrich Hölderlin(1770-1843)

Hölderlin, Alman Klasik çağın ve romantizm akımının en önemli temsilcisi olarak kabul edilir. Daha iki yaşındayken babasını kaybeden şair hayatının ölümlerden oluşan öznesi olacağının ilk sinyalini alır. Annesi Rika adlı kızını henüz dünyaya getirmemiştir kocası öldükten sonra tekrar evlenir ve kısa bir süre sonra ikinci kocasını da kaybeder. Hölderlin'nin kardeşi Rika yaşlı bir adamla evlenir ve onun da kocasının ölmesiyle tekrar annesi ve kardeşiyle yaşamaya devam eder. Ayrıca çoğu kardeşini de küçük yaşta kaybeder. Hölderlin hukuk okumak ister annesi ise onun teoloji okumasını ve papaz olmasını istemektedir. Bunun özerine annesiyle arası bozulur ve bir daha onu görmemek üzere evden ayrılır. Hölderlin ile Hegel, 1788'de Tübingen Üniversitesi Papaz okulunda rastlarlar ve hemen arkadaş olurlar. Daha sonra gelen Schelling'de onlara katılacaktır. Hegel, ileride, Hölderlin ile Susette Gontard aşkı arasında arabuluculuk da yapacaktır ayrıca.

Daha sonra şiirde yaşadığı düş kırıklıkları sebebiyle tamamen uzaklaşır insanlardan. Hayatta annesinden arkadaşlarına kadar hiçbir insanın gönlünde yer bulduğu hissine kapılmaz ve yersiz yurtsuz bir yaşam içerisinde, zamandan ve mekandan soyutlanmış olarak Hyperion'u yazar. Bundan sonraki yaşamı çok zor geçer ve ağır şizofreni tanımı koyularak bir akıl hastanesine kapatılır. Babasının öldüğü yaşta yani 36 yaşına kadar akıl hastanesinde kalır.

Hyperion'u okuyup etkilenmiş olan marangoz Zimmerman'ın bakımını üstlenmesi ile hastaneden çıkabilmiştir. Zimmerman'ın kulesinde suskunlukla yaşamaya başlamıştır. Bir şiirinde "Doğayı gökyüzünü anladığını, fakat insanların konuşmalarını anlayamadığını" söylemiş ve o misafirleri olsa da kimseyle konuşmadan 36 yıl kulede sadece piyano ile ömrünü tamamlamıştır. Adeta "yeryüzüne susmaya gelenler" sınıfında olan Hölderlin için "toplumdan ve hatta hayattan dışlanmıştır," der, Heidegger.

Holderlin'in 36 yıl süren sessizliği aslında ozanca bir yaşam tarzı olup, Scopenhauer'un tasvir ettiği yalnızlık içinde geçen bir yaşamın ta kendisidir. "Tüm büyük beyinler yalnızlığı seçmiştir," der Schopenhauer.

Büyük yalnızlığı, acı ve sevinçler, geçmişe duyulan özlem ve doğa hayranlığı Hyperion kitabının ana temalarıdır. Şiirsel bir dille, Belarmin ve Diotima'ya şeklinde yazılmış mektuplarını roman tarzı kaleme almıştır. Büyük yalnızlık içinde olan bir kahramanın gezgin bir yaşam tarzını anlatır Hyperion, güneşin bir diğer adı anlamına gelir ayrıca. Düş kırıklığına uğramış bir kahramanın ağıt niteliğindeki yaşamına tanıklık ederiz Hyperion'da.

O İonya felsefesinin dört temel unsuru olan "hava, toprak,su,ateş" dörtlüsünü, "gökyüzü,yeryüzü,insanlar ve tanrılar." Olarak değiştirir. Kitapta en üzücü kısım Hyperion'nun, Diotima'nın öldüğü mektubu aldığı zamandır. Hölderlin'nin kahramanı da kendisi gibi ölüm acılarını derinden hisseden öznesi konumunda olur.

Stefan Zweig, bu büyük eser için şunları dile getirir:
"Hyperion, Hölderlin’in öbür dünyaya, tanrıların yeryüzündeki görünmez vatanına olan gençlik rüyasıdır, hülyalı bir şekilde korunan, hiçbir zaman gerçek hayata tam anlamıyla uyanamadığı bir rüyadır."

"Yunanistan'da bir Münzevi"yle başbaşa bırakıyorum sizi şimdi umarım tanrıların diliyle yazılmış bu kitapla tanışmakta geç kalmazsınız...
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hyperion
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
122
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Çeviri:
Melahat Togar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları
"Es ist ein hartes Wort und dennoch sag ichs, weil es Wahrheit ist: ich kann kein Volk mir denken, das zerrißner wäre, wie die Deutschen. Handwerker siehst du, aber keine Menschen, Denker, aber keine Menschen, Priester, aber keine Menschen, Herr und Knechte, Jungen und gesetzte Leute, aber keine Menschen - ist das nicht, wie ein Schlachtfeld, wo Hände und Arme und alle Glieder zerstückelt untereinander liegen, indessen das vergoßne Lebensblut im Sande zerrinnt?"

Kitabı okuyanlar 45 okur

  • saydam turp
  • Nazım Kurthan
  • Siyah
  • Fehime ERGÜN
  • Derin...
  • nuto
  • Sena
  • Ebru Aslan
  • Fatih  eren
  • Ruveydâ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%44.4 (8)
9
%27.8 (5)
8
%16.7 (3)
7
%0
6
%5.6 (1)
5
%0
4
%0
3
%5.6 (1)
2
%0
1
%0