Adı:
İklimler
Baskı tarihi:
1932
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Matbaacılık ve Neşriyat T.A.Ş.
261 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
İncelemeye kitabın isminden başlamak istiyorum. Kitabı okuduktan sonra “İklimler” kelimesinin insanın duygu değişimlerine ne kadar uygun bir tabir olduğunu farkettim. İnsan kimi zaman ilkbahar kadar coşkun, kış kadar soğuk, sonbahar kadar hüzünlü, yaz mevsimi kadar kaygısız olabiliyor. Kitabın temasıyla, isminin uygunluğunu çok yerinde buldum.

Konumuz “Aşk” kimileri masadan kalkmak ister mevzu bahis açıldığında, kimileriyse ufaktan dökülmek ister kendini dinleyecek birilerini bulduğu için. Hemen hepimizin başına gelmiştir, bir şehirde bırakmışızdır kalbimizin bir kısmını, söyleyemeden boğazımıza boncuk yapıp dizmişizdir platonik bir sevdayı, kimimizse tam yakalamışken ipin ucunu tam da mutluluğa bir kaç adım kaldığını düşünürken zemine çakılıp dönüp arkamızı küsmüşüzdür dünyaya, evrene o an çevrede bulunan her şeye(!)

Ne diyordu Masumiyet Müzesinin ilk satırlarında Kemal Füsun’a olan aşkı için ; “Hayatımın en mutlu anıymış bilmiyordum.” Ya da Çalıkuşu Feride çok sevdiği Kamran’ı terkettiğinde; “Sen yine bir parça benimdim, bense bütün ruhumla senin..” hayır, olayı dramatik hale getirmek için değil bu alıntılar. Aşk dediğimiz ve belli bir mantığa oturtamadığımız bu karmaşık ruh hali her bünyeye farklı tesir ediyor. Ben mesela bir miktar salaklaşıyorum :) İşte bu kitap insan bünyesinde aşkın tesirlerini irdelemiş genel olarak.

Andre Maurois’in bu kitabı iki bölümden oluşuyor, birbirine sırtı dönük iki farklı yüz gibi bu bölümler. İlk bölümde karakterimiz Philippe’nin aşık olduğu uçarı, ele avuca sığmaz, dışa dönük, gezmekten, eğlenmekten, insanları etkilemekten hoşlanan özgüveni yüksek bir karakter olan sevgili Odile ile yaptığı bir miktar ızdırap dolu ama bu ızdıraptan beslenen saplantılı bir evlilik konu ediliyor.

İkinci bölümdeyse, tamamen içe dönük Odile’in taban tabana zıttı, daha muhafazakar, daha özgüvensiz, evde vakit geçirmekten hoşlanan, kalabalıktan gürültüden nefret eden, fedakar ve sadık, sevgili Isabelle’in Philippe’e olan büyük aşkı ve evlilik birliklerinin devam etmesi için elinde olan bütün tavizleri sevdiği adama veren bir kadının hayatı konu ediliyor.

Kitap 1920’lerin Paris’inde geçiyor, dönemin şuh kadınları, kokteyller, davetler, ihtişam, lüks merakı, ikili çarpık ilişkiler, Paris’in o bohem havası epey göze çarpıyor.


Kitabı çok beğendim, çok hüzünlü buldum, bende ki basım Güven Yayınları-1969 tarihinde yayımlanmış çeviride Samih Tiryakioğlu çevirisiydi gayet başarılı buldum. Kitabın sayfaları o kadar eski olduğu için muazzam kokuyor, bütün bir hafta kitabı kokladım diyebilirim :)) Bana bu kitabı hediye ettiği için de canıms Li-3’ye çok teşekkür ederim. Okuyacak arkadaşlara keyifli okumalar dilerim.
208 syf.
İklimler

Bir aşk romanına verilebilecek en güzel isimlerden biri bence. Aşkın -ya da ilişkinin- baharını, yazını, kışını ve aşkın mevsimlerinin hissettirdiği duyguları öyle güzel anlatmış ki, okuyan herkes kendisinden bir parça bulacaktır eminim.

Hem bir kadının ağzından hem de bir erkeğin ağzından okuduğumuz duygular şaşırtıcı derecede başarılı yazılmış.
Belki ilk defa hiçbir karakteri çok sevmeden, kitabın bütününü çok sevdim.

Aşk ve ilişkiler üzerine iyi bir roman okumak isterseniz bu kitabı listenize ekleyebilirsiniz.

Tahsin Yücel'in çevirisini de ayrıca çok beğendim.
208 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Sevmek mi sevilmek mi? Biraz değişik bir kitaptı İklimler. Hem sevmiş hem de sevdiği kadar başkası tarafından sevilmiş bir adamın hikayesiydi. Birinci bölümde seviyor, ama biraz paranoyakça bir sevmek. İkinci bölümde ise seviliyor tam da kendi sevdiği gibi paranoyakça. Üstelik onun sevgisini kazanmak için her şeyini değiştiren ve her an değiştirmeye hazır olan biri tarafından. Çok bahsedip okumak isteyenlere spoiler vermek istemem. Ama ben kitabı sevdim mi sevmedim mi bilemiyorum çok kararsız kaldım. Dili ve anlatımı çok güzeldi, basit bir aşk romanı okudum dersem büyük haksızlık olur. Ama konusu bakımından tatmin etmedi beni. Bir aşk romanı okuyacağımı biliyordum ama olağanüstü bir şeyler bekleyerek başladım nedense. Özellikle ilk bölüm bitince ee şimdi n'olacak dedim ve kitabın yarısına gelmiş olmak ufak bir panik yarattı. Sanırım biraz da bu heyecanla ikinci bölüm daha akıcı ve okunası geldi bana. Yine de bütününe bakınca çok mutlu etmedi beni açıkçası. Belki siz seversiniz. Kitapla kalın.‍️
208 syf.
·2 günde·10/10
İklimler, bir aşk hikayesi, aşkın metafiziği, aşkın en nankör hali…

Aşkın temennisi, gereksinimi/gereksizliği, aşkın envanteri…

Aşkın ne olduğunu ya da ne olmadığını merak ediyorsanız, bu esere başvurmalısınız. Çünkü içindeki karakterlerden mutlaka birisini kendiniz yerine koyacak ve düşüneceksiniz. Düşünecek ve ideal gördüğünüz aşkın aslında ideal olmadığını, size hiç cazip gelmeyen aşkın asıl sizi mutlu edebilecek bir aşk olduğunu anlayacaksınız.

Yazar iki farklı bölümden oluşan bu eserinde 3 karakterin kişilik analizlerini çok güzel yansıtmış. Girizgah bölümünden ilk bölümün sonuna kadar sevdiğiniz karaktere, ikinci bölümden sonlara doğru kızıyor ama kitabın sonunda aynı karakteri yeniden seviyorsunuz. İkili ilişkilerde nedense insanlar ilk başlarda olduğundan farklı görünmeye pek bir hevesli oluyorlar. Bu heves iyi başlayan bir ilişkinin girizgahından sonra yavaş yavaş sönmeye yüz tutmuş ateşe çeviriyor tutkuları. Sonrası pişmanlıklar, unutuluşlar, haykırışlar…

Fransız edebiyatının benim en çok ilgimi çeken yanı, aşk kavramının romanların içerisine ustalıkla sırıtmadan konulması. Süslü edebiyat hayranı olarak ben süslü kelimeler kullanılmış bu esere bayıldım. Çevirmen de Tahsin Yücel olunca dilimize çevrilmiş nüshası aslını aratmıyor.

Aşkı kaybedenler, aşkı bulanlar, aşka susamışlar, aşkın kıymetini bilmeyenler… Kendinizi bulacağınız, işte karşınızda harika bir eser!

Bu arada Fransız Edebiyatı’nın 1k’daki temsilcisi olarak gördüğüm ve beni Fransız Edebiyatı’nın ağına düşüren kıymetli arkadaşım https://1000kitap.com/AnnaHeymes e sonsuz şükranlarımı sunuyorum...

Saygılarımla…
208 syf.
·6 günde·6/10
Adından da anlaşılacağı gibi kurgusu aşk üzerine yazılmış bir kitap. Bence kitaba yakışan mükemmel bir ismi olduğunu düşünüyorum.
Kitap iki kısımdan oluşuyor. İlk kısmında Philippe' nin ağzından Odile' ye duyduğu takıntılı ve duygu yüklü aşkı anlatılıyor, ikinci kısımda ise Isabella Philippe'ye duyduğu aşkı kendi ağzından anlatıyor. Yani Philippe hem sevmiş hemde sevdiği kadar başka biri tarafından sevilmiş bir adam ve kitabı okurken bazen çok hüzünlenip bazen de sinirlenebiliyorsunuz.
Aşk ve ilişkiler üzerine iyi bir roman okumak isterseniz bu kitabı listenize ekleyebilirsiniz.
208 syf.
·8 günde·7/10
İklimler.. Arka kapağında diyor ki 'Okuduğum en güzel aşk hikayelerinden biriydi.' Eğer bu doğru ise aşka bakış açınızı sorgularım. Benim için bu kitap olmamış evlilikleri anlatıyor, hani bir tarafın her zaman diğerinden fazla sevdiği, bu nedenle sürekli tavizler verdiği, hatayı kendisinde arayıp karşı tarafı yücelttiği, karşı tarafı yücelttiği için kendisini zamanla daha küçük gördüğü ilişkiler.. Çok sevilen taraf içinse büyük problemin olmadığı ama hep bi şeylerin eksik olduğu ve tam bağlılığın bulunmadığı ilişkiler.. Böyle evlilikler her zaman beni korkutmuştur, iki taraf için de zor ve rahatsız edici olduğunu düşünüyorum.
Kitap bilindiği üzere iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde erkek karakter büyük bir aşk, bağlılık ve dolayısı ile kıskançlık halindeyken gün gelip devran dönüyor, ikinci bölümde daha fazla sevilen, değer verilen ve paylaşılamayan insan konumuna geçiyor. Başka insanlara gidecek korkusuyla çiftlerin birbirlerine bağlandığı, başkalarına gitmeyeceği anlaşıldığında ise birbirlerine olan meraklarının azaldığı bir evlilik çeşidini okuyoruz. Özellikle ikinci bölümün beni bir hayli gerdiğini ve evlilikler böyle olmamalı diye düşündürdüğünü söylemeliyim.
Yazarın konuyu anlatış şekli gayet akıcı ve ilgi uyandırıcı. Ayrıca Helikopter Yayınevi'nden okuduğum kitabın sayfa kalitesini ve dokusunu çok beğendim. İncelememi şu alıntı ile bitirmek istiyor ve hepinize karşılıklı sevgi, bağlılık ve merak içeren ilişkiler yaşamanızı diliyorum.

'Ben de bağlayabilirdim seni, gücünden, özgürlüğünden, mutluluğundan yoksun bırakabilirdim; o korktuğun, o aradığın acılı kaygıyı ben de uyandırabilirdim içinde. İstemedim. Seni hiçbir kurnazlığa başvurmadan sevmek, göğüs göğüse çarpışmak istedim. Silahları sen bana kendi elinle verirken, hiçbir savunmaya başvurmadan bıraktım kendimi sana. İyi ettiğimi sanıyorum. Bana öyle geliyor ki sevgililer arasındaki bu amansız savaştan daha büyük bir şeydir aşk. Sevdiğimizi açıkça söylememiz, gene de sevilmemiz olanaklı olmalı.. '
208 syf.
·Beğendi·9/10
Yazarın okuduğum ilk kitabını kütüphaneden temin ettim. Kütüphaneci arkadaşa bu kitabı merak ettiğimi okumak istediğimi söylediğimde "tüh var, ama eski yayın, depoda." dediğinde o tüh kelimesinin eskiliğine söylenmiş bir üzüntü olduğunu sezdim. Ama kitabın eski olması kadar beni mutlu edecek başka bir şey daha olamazdı. Sevincimi o kadar çok belli etmiştim ki, kitabın elimde bulunması fazla zamanımı almadı. Kitabı bir törende saygı duruşunda bekler gibi bekledim. Hizmetli kadın, kütüphane kapısından içeri girdiğinde bir bando çaldı, -beynimde-. Ve o an bana teslimi, kraliyet tacı teslimi gibi kutsaldı. Tozlu raflardan alınmış belki yıllardır okunmayan bu kitap, benim dedemdi. Saygıda kusur edemezdim tabi. Yıllarca o rafta beni beklemiş, kimsenin nefesi dahi değmemiş, ben doğmadan ölen dedem. Sonunda kavuşmuştuk.- Ölüm, aslında varoluştur, bir mucizeye kavuşunca doğum gerçekleşir. -Yanımda olduğuna ne kadar da mutlu olmuştum. Kapağına bakıp içeriğini incelediğimde, Güven yayınevinin 1966 yılında yayımlanmış 2.baskısı. 52 yıllık bir mazi. Hangi ellere, fikirlere nefes olmuştu. Kimlerin parmakları değmiş, bir kahve, likör, ya da çay eşliğinde kimlere refakat etmişti. Elimde kitabın tozlu kapağını araladıkça bunları düşünüyor, bu duygu hezeyanından kendimi koruyamıyordum. Ta ki kütüphaneci kadın "Deden hayatta mı?*" diyene kadar. Duraksadım. Nasıl oluyorsa, bu sele kadınla birlikte kapılmıştık, anlamadım. "Efendim "dedim. "Alacağın kitaplar bunlar mı?" Sessizce başımla onayladım. Kitaplarıma sırt çantamı attım. Koşar adım çıktım.

Kitap hakkında bilgi vermek gerekirse;
Yazarın okuduğum ilk kitabı, Phillippe'nin ergenlikten başlayan aşkları, yaşamı, Odile'ye olan bağımlılık derecesindeki tutkunluğu, evlilik, aldatma, ihanet... Kitabı okumuyorsunuz aslında amiyane tabirle, olaylar bakımından, Brezilya dizisi, soyluluk bakımından senyor, senyorita filmi izliyorsunuz. Klasik tadında, bağlılık, soyluluk, kadın güzelliği, cinsi münasebetler, alt sınıf, üst sınıf ...
208 syf.
·33 günde·Puan vermedi
Bu kitabı okumaya, içinde geçen birkaç çarpıcı cümleyle karşılaşıp karar verdim esasen. Beni zaman zaman merak ettiren ama zaman zaman da sıkabilen bir eser oldu. Kitabın içinde bir erkek karakterin, iki ayrı kişiyle olan evlilikleri, bir tarafın çok sevmesi, diğer tarafın daha az sevmesi mektuplar aracılığıyla anlatılıyor. Kadın-erkek ilişkileri, aşk, sadakat, fedakarlık, kendini birine tamamen adamak gibi konular baskın şekilde işlenmişti.
Kitabın içinde geçen bir cümle, kitabın tamamını özetliyor aslında. O da şu;

“Aşk komedisinde kâh fazla sevilen, kâh az sevilen kimse rolünü oynuyoruz.
204 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
İki boyutlu bir ask kitabi İklimler. Hicbir zaman diger yarisini bulamamis, yarim kalmis, tamamlanamamis hayatlar. Hem erkek hem kadin tarafindan bakilmis. Ama kitabi sadece bu sekilde tarif etmek cok ama cok eksik kalir. Sevgi, ask, evlilik, fedakarlik, baglilik, kiskanclik diger tarafta ilgisizlik, sevgisizlik, birlikteyken yalnizlik, yanindayken ozlemek, ihanet, mutlu olmak isterken gelen buyuk mutsuzluklar, hayal kiriklikari ama yine de vazgecememe, zaaflar. İlk evliliginde cok seven ama bir turlu bekledigi ilgi ve sevgiyi bulamayan Philippe’nin ikinci evliliginde cok sevilen ama sevilmeye inancini kaybetmis, ilgisiz, mutsuz bir adama donusmesinin hikayesi. Duygularin bu kadar iyi aktarilabilmesi belki bu kitabi boyle guzel yapan. Erkek duygularina, hayata bakis acisina hakimiyeti kadar kadin gozunden, dunyasindan da boylesine ince bakabilmesi en ilgi cekici yaniydi benim icin kitabin. Askin, sevginin iklimleri oldugunu anlatan ve bu iklimin hep huzne ciktigi bir kitap. Belki bu kadar huzunlu oldugu icin de bu kadar sevmis olabilirim. Bir de hayata dair alti cizilesi cumlerlerinden. “Hep oyuncu oldugumuzu saniriz, ama birer seyirci olmaktan kurtulamayiz hicbir zaman.”
208 syf.
·Beğendi·10/10
Andre Maurois'yi bu kitapla tanıdığıma çok memnunum. Çünkü o kadar güzel bir anlatım var ki kitapta. Konu aslında bilindik. Kadın-erkek ilişkileri. Ama insan psikolojisini ve onun karmaşık yapısını bu kadar iyi gösterebilen az kitap vardır sanırım. Benim "en"lerimdendir. İyi ki okumuşum. Philippe'in ikiye ayrılmış hayatını, iki kadınla yaşadığı ve onlara yaşattıkları gerçekçi bir yaklaşımla anlatılıyor. Ve insan onu sevmeyen birine karşı çok güçlü duygular içindeyken, onu sevene karşı zulüm etmesi hayattan çok tanıdık geliyor. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
208 syf.
·4 günde·Puan vermedi
İlgili alıntıları görünce hevesle alıp okuduğum bir kitap İklimler. Kalemini yanına al da oku çünkü bazı cümleler kalbe dokunuyor.

Kitabın baş karakteri Philippeciğimiz mantık ağırlıklı biri aşka inanmaz,kadınlara değer vermez ta ki Odile'e denk gelene kadar.Hayatının aşkını bulmuştur artık Philippe geriye sadece mutlu olmak kalmıştır ama gel gör ki Odile'in uçarı karateri,Philippe'in kıskançlık illetine tutulması derken biten evlilikleri...
Gene de ufak tefek üstünlüklerim vardır... Çoğu kadınlardan daha fazla kitap okurum... Birçok güzel şiiri ezbere bilirim... Çiçek yetiştirmesini bilirim... İyi giyinirim... Bir de sizi severim, evet, beyefendi, siz belki de inanmazsınız, ama çok severim sizi.
Yaşam nedir ki?
Bir çamur damlası üstünde geçirdiğimiz kırk zavallı yıl. Nasıl olur da bunun bir tek dakikasını bile boşuboşuna sıkılmakla geçirmeye kalkarsınız?
Andre Maurois
Sayfa 68 - Helikopter Yayınları
Kendileri istemeseler bile insanları sevmeğe çalışmanın güzel bir şey olduğuna inanıyorum.
Andre Maurois
Sayfa 99 - Varlık Yayınları Temmuz 1961

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İklimler
Baskı tarihi:
1932
Sayfa sayısı:
336
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Matbaacılık ve Neşriyat T.A.Ş.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0