Merhaba canlar...
@inkilapkitapevi nin bir başka güzelliği olan #zülfülivaleni seçkilerinden #marktwain in #insannedir kitabıyla geldim.
Yaşlı bir bilge ve bir genç arasında geçen diyaloglardan oluşan 'İnsan Nedir?' ezber bozan nitelikte. Tamamen sıra dışı, farklı bir bakış açısı sunmakla kalmamış, düşündükçe, sorguladıkça insanın kendi kendine ters köşe yapabileceği bir anlatım halini almış...
Beynin kişiden bağımsız işlediğini, tüm davranışlarımızın dış etkilerin sonucunda oluştuğunu savunan sözler hiçte yabana atılır türden değil. "İnsanlar algılar ve beyin makineleri algılanan şeyleri otomatik olarak bir araya getirir..." sözüyle destekliyor savunmasını.
Toplumsal kanaaetlerin herseyi yaptırabileceğini, çünkü insandaki onaylanma ihtiyacının kendi ruhunu memnun etme dürtüsünden kaynaklandığını vurgulaması ise anlatının temelini oluşturuyor. Çünkü hangi duyguyu ele alırsanız alın; aşk, nefret, intikam, insanlık, yardım severlik, bağışlayıcılık ve daha nicesi... Hepsinin temeli aynı, hepsi özünde insanın kendi ruhunu memnun etme isteğini destekliyor. 'Aşk'sa kendi mutluluğu, 'nefret'se kendi öfkesi, 'intikam'sa kendi hırsı, 'yardım severlik'se kendini onaylama ve kabul gördürme isteği, 'bağışlamak'sa kendi vicdanını rahatlama isteği... Hepsinin temelinde bir 'ben' merkezi var.
Neden mi?
İnsanın bütün eylemleri tek bir yasadan kaynaklanırda ondan. Tek bir dürtüden... İçindeki efendiyi yani ruhunu tatmin etme dürtüsü. Bu yasa, kendini feda ettiğini söyleyenler için de geçerlidir, görev aşkıyla yaptığını söyleyenler içinde...
Çünkü hayatımız boyunca maruz kaldığımız bütün dış etkenler tarafından ruhumuz eğitilir. Çevremizi, tercihlerimizi, hoşlandığımız şeyleri, politik tutumumuzu, zevklerimizi ve daha bir çok şeyi olduğumuz yer belirlerken ruhumuz ona göre eğitim