İnsancıklar

Fyodor Dostoyevski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·200 syf.··
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 20:04
Bu kitap bana çok sade ama bir o kadar da dokunaklı geldi. Olaydan çok duygu var içinde. Zaten Makar ile Varvara’nın mektuplarını okuyoruz, yani direkt onların içini görüyoruz. Makar çok yoksul ama kalbi çok temiz biri. Varvara da hayatın zorluklarıyla mücadele ediyor. İkisi de yalnız aslında ve birbirlerine tutunuyorlar gibi hissettim. Sadece aralarındaki ilişki biraz karmaşık geldi, baba-kız gibi mi, abi- kardeş gibi mi yoksa iki sevgili mi orası çok net değil sanki. İnsanları küçümsememek lazım. Dışarıdan sıradan görünen hayatların içinde bile çok derin duygular var. Ve bir şekilde herkes kendi tercih ettiği hayatı yaşarken sonuçlarına da katlanıyor. Bir de yoksulluğun insanın gururunu nasıl etkilediğini çok iyi hissettiriyor kitap. Okunmaya değer.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İlgi Kültür Sanat Yayınevi · 201877bin okunma
10/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2019 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2019 16:47
Paha biçilmez hazinem.. Sizi seven arkadaşınız.. Sadık köleniz.. Biricik sevdiceğim.. Varvara’m.. Sevgililer sevgilisi.. Ne kadar içten, ne kadar anlamlı ve kendine has değil mi? Yoksulluk teması altında iki yürek, bir yaşam. Okurken insanın yüreğinin cız etmemesi mümkün değil. Birbirine duydukları aşkın önünde iki birbirini seven insanın kendinden çok karşısındakini düşünmesi, süregelen yoksulluk.. Kitabın en sonunda aralarındaki aşka rağmen biri vazgeçiyor. Belki de yoksulluktan sıkılıyor. Kendi onurunu ayaklar altından kurtarmak istiyor. Gidiyor. Belki isteyerek belki istemeyerek fakat bir vazgeçiş söz konusu. Cebinde son kuruşuna kadar düşünmeden sevdiği kadına vereceği, sadece duygularıyla hareket eden, aşkın gözlerini kör ettiği her şeye rağmen onuruyla hayatını sürdürmeye çalışan bir adam. İnsanlar bu adamın yamalı kıyafetler, kullanmaktan yırtılmış ayakkabıları giymesi üzerine kişiliklerini yargılayacak, onurunu ayaklar altına alacak korkusuyla verdiği mücadelenin içinde verdiği savaştan bahsediyor. Adeta siz de o savaşta taraf oluyorsunuz ister istemez. Beni aslında en çok etkileyen kısım 9 Eylül‘de başına gelen olay oldu. Ekselansların bulunduğu bir yerde, bahsi geçen onuruyla, şerefiyle, geçimini yazıları temize geçerek sağlayan bu yoksul adamın ceketinin düğmesinin yerinden kopup Ekselansların ayaklarının dibine yuvarlanması.. Bunun üzerine “her şey bitmişti, itibarım, onurum, hepsi..” demesi.. Bir insanın onuru, şerefi düşen o düğmeyle beraber yerle bir olabilir mi!! Gerçekten bu kadar basit miydi? Bir başka olayda da cebindeki son kuruşa kadar zaten kendisi muhtaçken kendisinden medet uman bir başka muhtaç arkadaşına parasının tamamını vermesi.. Cömertlik abidesi bu olsa gerek. Yoksul insanlarda empati yeteneği bence daha fazla oluyor. Halden
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İlgi Kültür Sanat Yayınevi · 201877bin okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
Dostoyevski 1845 yılında kışın başlarında kaleme aldığı ilk kitabıdır. Ünlü eleştirmen Annenkov Belinski, Dostoyevski'nin kitabı hakkında şunları söylemiştir "Şu el yazmasını görüyor musun? İki gündür okumaktan kendimi alamadım, bu yeni bir yazarın, yeni bir kabiliyetin ilk eseri. Romanı Rus insanının gizli dünyalarını ortaya çıkarıyor, daha önce hiç kimsenin başaramadığı şekilde..." Yazar altıncı dereceden bir memur (katip) olan Makar Devuşkin'i ve henüz yirmilerinin başında olan Varvara Dobroselova'yı kitabında konu etmiş. Kitap bu iki insanın mektuplaşmalarını anlatıyor. Her ne kadar yaşam kültürleri farklı olsada birçok duyguları ortak olan bu iki kişi gerek kırılganlık gerekse gururları yönüyle bezerlerdir. Kitapta yer alan Makar Devuşkin yoksul ama bundan şikayet etmeyen hatta zaman zaman Varvara'ya küçük hediyeler gönderen biridir. Ama zamanla ilerleyen bölümlerde kaderin kendilerine yoksul bir insan rolünü biçmesine içerlenmeye başlamıştır. Merhametli ve kötü özellikleri olmayan bu insan ara sıra içki içmeye bile başlamıştır. Artık giyim tarzından, delik çizmelerinden utanmaya başlamıştır. Bunula birlikte Varvara Dobroselova kötü iftiralara ve çirkin tekliflere maruz kalmaya başlamıştır. Küçük yaşta yetim kalan ve gözü önünde sevdiği dostları can vermiş olan bu kızın zaten bir de hastalığı vardır. Tüm bunlar üst üste gelmeye başladığında Makar Devuskin'in çalıştığı yerin Ekslansları kendisine 100 ruble vermesiyle olaylar yoluna girmeye başlamıştır. Ama bu seferde Bykov adında kötü biri Varvara'ya evlenme teklifi etmiştir. Sefil hayatından kurtulmak için bu teklifi kabul eden Varvara'nın üzgün bir şekilde Makar'a veda mektubu yazması ve Makar'ın da acı dolu sitemlerini içeren bir mektupla kitap son bulur. Mektuplar 8 Nisan'dan 30 Eylül'e kadar devam ediyor.
1000Kitap
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İlgi Kültür Sanat Yayınevi · 201877bin okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
Ah, ben ilerde ne olacağım? Kaderim beni nereye götürecek? Geleceğin bu denli belirsiz olması, ne olacağını bilememek beni derinden üzüyor. Hatta sadece geçmişe dönüp bakmak bile korkunç şey; çünkü mazim, düşününce bile kalbimi paramparça etmeye yetecek kadar acı ve keder dolu. Evet, hayatımı enkaza çeviren kötü insanlar yüzünden sanki acı içinde yüz yıl yaşamıştım gibi hissediyorum.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İlgi Kültür Sanat Yayınevi · 201877bin okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2020 00:41
Başta sıkıcı gelse de sonrasında dostoyevski anlatımıyla felsefik açıklamalarla dolu zengin denilebilecek bir kitap. Kitaba tesadüfen rastgeldim. Özellikle seçip okuduğum bir kitap değil.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İlgi Kültür Sanat Yayınevi · 201877bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2023 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2023 14:44
İnsancıklar, mektup tarzında yazılmış henüz yirmi dört yaşındaki Dostoyevski'nin kısa, akıcı bir romanı. Yapılan tasvirler, anlatılan olaylar çok akıcı ve sanki oradaymışım hissi yaratıyor. Rusların hayatlarını derin bir şekilde ele alan güzel bir baş yapıt.
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İlgi Kültür Sanat Yayınevi · 201877bin okunma
7/10
·200 syf.··
2026 5. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2026 20:03
Kitap ;Varvara Dobroselov ile Makar Dıevuskın ya da birbirine ettikleri hitapla Varvara Aleksiyevna ve Makar Aleksiyeviç arasındaki mektuplaşmalardan oluşmaktadır. Dostoyevski'nin oldukça kısa bir sürede oluşturduğu ilk romanıdır. Kitabın geçtiği dönemde düşük gelirli insan yaşamına ait oldukça detaylı analizler içermektedir. Sıradan hayatların kendine has üslübuyla aktarıldığı kitapta bana göre Dostoyevski adeta dünya edebiyatına geliyorum demiş. Yazarın daha sonraki kitaplarında da alışkın olduğumuz üzere basit bir cümle sizi derin düşüncelere sevk etmektedir. Klasikler boşuna klasik olmamıştır. Her dönem hatta kendi yaşantımızda ara ara aynı kitapların okunması gerekmektedir. Çünkü hayata bakış açımız, toplumları ve olayları değerlendirme biçimimiz kısaca fikirlerimiz değişmektedir.
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İlgi Kültür Sanat Yayınevi · 201877bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2024 17. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2024 01:28
Spoiler İçerir Yaşlı Makar'ın genç Varvara'ya olan aşkını anlatıyor. Belki genç kız da adama aşık. Kitap ikisinin mektuplaşmalarından oluşuyor. Maddi yetersizliklerden dolayı kız başka bir adamla evlenmek zorunda kalıyor ve kitap burada bitiyor. Varlıklı ve fakir insanlar arasındaki sosyal, hiyerarşik konular ele alınıyor.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İlgi Kültür Sanat Yayınevi · 201877bin okunma
8/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2018 7. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2018 21:58
Kitabın 113. incelemesini yapan bir okur olarak baştan ifade etmek isterim ki, kitabın içeriğine, yazıldığı döneme, yazarın içinde bulunduğu şartlara, teknik özelliklerine ve benzeri konuların detaylarına girmeyi pek düşünmüyorum. O nedenle, kitabı henüz okumayan okurların sitedeki birbirinden değerli incelemelere göz atmalarında fayda var... Ben kendi incelememde 1846 yılında yazılan bu romanı, yaklaşık 175 yıl sonra neden hala büyük bir hevesle okuyup etkilendiğimiz sorusuna dilim döndüğünce yanıt aramaya çalışacağım... Tabii kitabı Dostoyevski'nin yazmış olması dışında kalan nedenlerden bahsediyorum... Çünkü bu kitabı okumamızın arkasında yatan en büyük nedenlerden birinin bizzat kitabın yazarı olması su götürmez bir gerçek... --------------------- Yoksulluk sınırı diye bir kavram var hayatımızda... Bana çok enteresan gelir bu kavram... Nedir yoksulluk sınırı? Bu sınırı geçince ne olur? Nasıl bir dünya vardır bu sınırın ötesinde? Kim neye göre çizmiştir bu sınırı ve kimler bu sınırın başında nöbet bekler, kaçakları içeri sokmamak için? Bu sınır, Meksika Sınırı gibi birşey olsa gerek... Bin bir zorlukla o sınırı geçen insancıklar, özgür bir dünyaya adım attıklarını sanırlar. Oysa içlerinden pek çoğu, özgür ama yoksul oldukları topraklardan, köle ve yoksul olacakları topraklara adım attıklarını yıllar sonra fark ederler... Özgür ve zengin dünya vaadi, tavşanın önünde sürüklenen ipe bağlı bir havuç gibidir. Tavşan havucu gördüğü müddetçe onun peşinden koşmaya devam edecektir. Ta ki fiziksel ve ruhsal olarak tükeneceği noktaya varıncaya kadar... İşte yoksulluk sınırı da bu müstakil durumun kurumsallaşmış halidir... Yoksulluk sınırını geçtiğimiz anda aslında başka bir yoksulluk sınırının içine girdiğimizi sonradan hayat tecrübeleri ile öğreniriz. Bize bunu öğreten,
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202377bin okunma
9/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2018 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2018 15:21
Ben bu kitapta; başkalarının eskilerini giydiği için hep utanan, farkedilmemek için derste parmak bile kaldırmayan, başkalarının verdiği defterlerin kullanılmış sayfalarını yırtıp kimseye göstermediği yazılar yazan, arkadaşlarının arasına giremediği için sürekli kitap okuyan ama kitap alacak parası bile olmadığı için kütüphanedeki az sayıda kitabı defalarca okuyan ve bütün bunlara rağmen ufacık bir şeyde mutlu olabilen bir çocuk gördüm. Ben bu kitapta; en büyük utancı, mağazanın vitrininde gördüğü o çiçekli önlüğü alamadıkları için ne kadar üzüldüğünü yazarken elindeki kağıdı alıp tüm sınıfa okuyan bir sosyal bilgiler "öğretmeni" ve tüm sınıfın bakışları altında ezilen bir çocuk gördüm. Ben bu kitapta; evde ekmek yok diye beslenme götüremeyen, bütün gün boyunca su içen ve beden dersinde dayanamayıp bayılan bir çocuk gördüm. Ben bu kitapta; aşağlayan gözler, aşağılanan bir masumiyet gördüm.. İnsanların kendi seçimleri vardır. Birde seçemedikleri.. Cinsiyetimizi seçemeyiz. Irkımızı biz belirlemeyiz. Hangi ailenin çocuğu olacağımız sorulmaz bize. Ve kimseye doğduğu zaman büyük bir zenginlik verilmez. Kim yoksul olmak ister ki? Kim aç kalmak, kim eski kıyafetler giymek, kim aşağılanmak ister? Bu bir seçim değil, bu zaruriyettir. Seçilemeyen bir şey nasıl kusur olabilir? O çocuk istemedi ki yoksul olmayı. Neden yoksul olduğu için sustu? Neden aşağılandı? Bazı insanlar gece gündüz çalışır, kurtulamaz fakirliğin pençesinden; bazı insanlar yan gelip yatar, paralar içinde yüzer. Sonra cebindeki iki kuruş parasına güvenen, parasızı ezer. Bu adaletsizlik mi? Evet adaletsizlik. Ama bu sadece adaletsizlik değil, bu bizim insanlarımız. Bu biziz.. Dostoyevski'nin ilk romanıyla başlıyorum onu okumaya. Ve iyiki diyorum, iyiki bu kitapla başlamışım. Kitaba çok fazla inceleme
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202377bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.