Kader Yumurtaları

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.331
Gösterim
Adı:
Kader Yumurtaları
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
100
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051416885
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Ölümcül Yumurtalar
Kader Yumurtaları
Mihail Bulgakov, Stalin rejimi altında yaşadı, sansüre ve baskıya birinci elden tanıklık etti, işgüzar sansürcülerin elinden kurtulmak için geliştirdiği dilsel manevralar sayesinde kendine özgü bir üslup yarattı. Yaşarken binbir zorlukla yayımîahabilen yapıtları, bugün çağdaş klasikler arasında yer alıyor.
Sovyet Devrimi'ni ve Stalin Rusya'sının paranoyak ortamını son derece zekice hicveden bu toplumsal bilimkurgu, sıradışı bir Rus bilimadamının, canlı organizmaların büyüme hızını , artıran bir kızıl ışın keşfetmesini ve bu deneyin bir felakete^ dönüşen kaçınılmaz sonuçlarını anlatıyor.
Sovyet hükümetinin iflah olmaz düşmanı Bulgakov'un sorusu basit: En önde, en ileride, en büyük ve en güçlü olmak için çekilen bunca acı, sıkıntı ve güçlüğe değer mi? Neden arzulandığı bugün dahi anlaşılmayan büyümenin kime, ne hayrı var? Bilim nedir ve tüm bunlara ne kadar alet edilebilir? Atom bombası, Çernobil, nükleer santraller, hepsi birer kader yumurtası değil mi?
Rus kozmonot Yuri Gagarin 1965 yılında uzaya giden ilk insan unvanını alarak tarihe geçmişti. ABD'li astronot Neil Armstrong da 1969'da Ay'a ayak basan ilk insan. Tabii bununla ilgili komplo teorileri var bundan bahsetmek gereksiz şu anda. Rusya ve Amerika iki süper güç olarak her alanda yarışırken bilim de bundan nasibini almamış olamaz. 1928 yılında geçen hikayemizde de dahi bir adamın buluşunun devlet eliyle güç göstergesi olarak kullanılmasının yarattığı tahribatlar bize sunuluyor.

Feynman der ki: 'Bilimin en belirgin özelliği, uygulanışı sayesinde kişinin bir şeyler yapabilme gücüne sahip olmasıdır. Sonucun iyi ya da kötü olacağı nasıl kullanıldığına bağlı olsa da, gücün kendisi değerlidir.' Harap edici, tahrip edici, öldürücü sonuçlara sebep olan eylemlerden bilim insanı birinci dereceden suçlu ilan edilebilir mi? Cevabı net aslında, ama 'kalabalıklara' anlatamıyorsun işte.

Böyle ciddi ciddi yazdığıma bakmayın, abartılı gayriciddi bir anlatım kullanılmış hiciv sanatından ötürü sanırım. Esprili bir dili var deniyor ama ben bu kitapta bulamadım diyelim. 'Kızıl hükümet'ten dolayıdır ki, her şeyin müsebbibi buluş olan kızıl ışından itibaren bir çok ayrıntı kızıl. Gözümüze sokulmuş resmen. Orijini bakımından Sovyet eleştirisi olsa da ben çoğu devletin ve yurttaşlarının aynı sorunları olduğundan eminim.

Ben bu kitapla başlamanın iyi olacağını düşünmüyorum ama Bulgakov'a. Ayrıca İş Bankası Kültür Yayınları baskısı da noktalama işaretleri bakımından çok yorucuydu, diyalogların fazla olması sebebiyle kesme işaretlerinin çok kullanılması okuma zevkini azaltıyor.
Kitap için ince bir sistem eleştirisi denilmiş, fakat benim gibi Rusya tarihini çok bilmeyen biriyseniz kitap sizin için sadece bilim kurgu olacaktır.

Kitabın, 1917 Rus Devrimi sonrasındaki çalkantılı yılları ve Stalin'in iktidara geldiği yıllardaki bilimsel ilerleme ile düşmanları geride bırakma dönemini işaret ederek güzel bir sistem eleştirisi ortaya koyduğu belirtilmiş. Benim hissettiğim tek eleştiri laboratuvara gelen tüm malzemenin yurt dışından geliyor olmasıydı.

Kitapta geçen "kızıl ışın" kızıl hükümete iftira olarak algılanıp kitap gizli polise şikayet edilmiş. :)

Yumurtadan tavuk beklerken bambaşka bir şey çıkması Rokk vs Persikov'da, Persikov'un hıncını almış olduk derken sonunda Persikov'a da yazık ettiler matmazel.

Yine Bulgakov'un alışıldık mizahsen dili, akıcı anlatımı bu kitapta da mevcut. Köpek Kalbi'ni andırdı biraz da bana, belki her ikisinde de yetenekli bilim adamlarının yetenekli oldukları konu yüzünden sorun yaşamalarından dolayı böyle hissettim.

Bir de bir yerinde geçen Persikov ve öğrencisinin bir diyaloğunda, Persikov öğrencisini Marksist olduğu gerekçesiyle küçümsüyordu. Bu kısmı bana açabilecek gönüllü arkadaşlar arıyorum. :)

İster hiciv arayın, ister bilim kurgu olarak okuyun keyifle okunacak bir kitap olduğunu düşünüyorum. Herkese keyifli okumalar...
  • Satranç
    8.7/10 (9.243 Oy)9.211 beğeni25.507 okunma1.780 alıntı118.189 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.520 Oy)8.805 beğeni28.602 okunma844 alıntı139.129 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.257 Oy)19.006 beğeni43.228 okunma2.973 alıntı182.296 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.426 Oy)7.999 beğeni22.695 okunma826 alıntı89.353 gösterim
  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    8.6/10 (6.015 Oy)5.710 beğeni16.647 okunma2.060 alıntı89.061 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.680 Oy)13.373 beğeni34.421 okunma3.378 alıntı145.541 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.544 Oy)9.051 beğeni25.261 okunma1.558 alıntı125.959 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.638 Oy)5.742 beğeni19.595 okunma835 alıntı100.745 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.397 Oy)3.901 beğeni12.922 okunma1.182 alıntı52.704 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.991 Oy)6.336 beğeni16.750 okunma2.880 alıntı85.785 gösterim
Benim için ölümcül yumurta, kahvaltı masasında gördüğüm haşlanmış yumurtadır. Bunu yazarken bile içim kalktı.

Kapakta kurbağaları görünce dünyanın en zehirli hayvanı olan bir kurbağa cinsinden falan bahsedecek zannettim. Ama kurbağalarla ilgilenen bir profesörün tesadüf eseri olan bir buluşu ve devamında ortalığın karışmasıymış.

1928 yılında olan bu buluş dikkatimi çekti ve penisilinin bulunduğu tarihi düşündüm. Bakınız çok enteresan aynı sene ve penisilin de Alexander Fleming tarafından tesadüfen bulundu. Tabi bu iki buluş arasında çok büyük bir fark vardı. Penisilin, 2.Dünya Savaşı'nda binlerce hayat kurtarıyordu. Peki bizim hikayedeki!

Yarattığın canavar gün gelir seni de yer hesabı bir eleştiri yapılmış. Tabi canavarı yaratan kişi profesör değil, halk ve her şeyi abartan, gerçekleri saptıran medya olmuş. Hatta profesör, gerçekleşen olaylarda en masum kişi.

Bulgakov'un eleştirilerinde farkettiğim mesele halkına baya sitemli. Stalin'i veya sosyalizmi değil de, halkını sorunların müsebbibi olarak görüyor.

"Nasılsanız öyle yönetilirsiniz."
Civciv çıkacak kuş çıkacak derken içinden neler neler çıkan sürprizli yumurtaların kitabı :)

Dahi profesör Persikov'un keşfettiği Kızıl ışın hüzmesi sonucunda birbiri ardına gelişen olayları anlatır. Başından sonuna kadar Kızıl bir ışık altında o yumurta senin bu yumurta benim bir mücadele halinde geçen sonlara doğru hızlanarak keyiflenen aynı zamanda kıyamet konulu filmlere gayet güzel konu olabilecek hale döner.

Teknolojinin çağın ötesine geçmek ve bilimsel her bir çalışmanın rakipleri yenmek amacına paralel seyreden bu olaylar silsilesi bu defa hissettirilmeden ya da daha az sezdirilerek yapılmakta. Bilimsel bir hezeyan sayılabilecek bu tema, yapılan ufak yanlışıkların bireyi değil toplumu hızla kaosa ittiği ve sonuçlarının hızını kesmenin imkanının olmadığını da gösteriyor.

Belki eleştiri noktasında dönemin Rusya'sına ya da tarihsel ve bilimsel sürece çok daha hakim olanlar daha keyifli okuyabilirler.

Ancak benim için ölümcül yumurtalar;

Güzel kurgu ama hızlı geçiş
Acınası karakter Pankrat
Rahat duramadın Rokk olarak hatırlanacaktır.

Son olarak ayaz tanrısı (12. Bölüm) herkesi her türlü felaketlerden korusun, amin...

Keyifli okumalar...
Bulgakov hem güldürüp, hem de düşündürebilme gücüne sahip nadir yazarlardandır. Varsa da ben bilmiyorum. Köpek Kalbi kitabını okuduğumda gerçekten inanılmaz keyif almıştım ve artık Bulgakov okumak benim için ayrı bir tutku haline gelmişti. Ölümcül Yumurtalar yine hiciv ve mizah ağırlıklıydı.

Bulgakov'un belkide en iyi yaptığı şey yaşayan karakterler yaratmaktır. Köpek Kalbi'ndeki Doktor Filipoviç, Bormental ve Şarik hala hafızamda diyebilirim. Bu sefer yine Profesör Persikov, Doçent Ivanov ve Pankrat etrafında geçen olaylar zincirine tanık oluyorsunuz. Oldukça sürükleyici, yer yer gerilim ve en çokta eğlenceli ve heyecan dolu sayfalar sizi bekliyor. Bulgakov'u okumaya bu kitaptan başlayabilirsiniz sonrasında mutlaka Köpek Kalbi :)
İktidarlar doğar, gelişir ve ölürler, ama bunu yıldızlara benzetmek yanlış olur. Örneğin bazıları garip ışınlara maruz kalmış yumurtalar gibi yok olurlar.

Gelişme kısmı her zaman en önemli bölümdür. Metinler için de, devletler için de; hatta canlılar için de. Gelişmenin hızlı gerçekleşmesi bütünün de çabucak olup bitmesi anlamına gelir, ki aslında bu kontrolsüzlükten kaynaklanır; bir anda patlayan şarkıların devamlılık gösterememesi gibi.

Klasik bir bilimkurgu eserine benzeyen bu kitap, içten bir komplo teorisi, bir felaket senaryosu. Kaynağı 1924 yılındaki Rus memleketi. Yine bir sistem eleştirisi duruyor karşımızda. Bilginin ve teknolojinin yanlış kullanılması sonucunda herkes zarar görüyor. Ee, süper güç olmanın zor yanları bunlar, alışırsınız.
Genel olarak bakarsak dili akıcı ve sade, kurgusu birkaç noktada önemli boşluklar var gözümde ama tatmin edici, konusu ise sistemin kör topal ilerleyişi, ufak yanlışların büyük zararlara yol açması, yeteri kadar verinin olmamasına rağmen bilinçsizce ilerleme arzusu gibi eleştirisel bir konusu var. Bundan sonra irili ufaklı, alacalı beleceli, kıyıda köşede gibi zevkkaçıran(spolier) maruz kalabilirsiniz. Gelelim özel olarak incelemeye.
Profesöre hayran kaldım çalışma azmine, bilgisine, yerinde öfkesi, hafif şapşallığına ev doğrularından vazgeçmemesine. Beni şaşırtan yurt dışında rahat bir hayat sürebilecekken ülkesinde kalması idi. Onu da karısının ölmesi üzerine verdiği tepkiye bağladım. Birde büyük bir deneyin hiçbir işin ehli bir insana verilmesi fikir ondan çıktı diye ve bu kişinin yanına en azından işten anlayan birinin olması gerektiği çok güzel betimlemiş. Bu kitapta en çok üzüldüğüm olaysa toplumun galeyana gelmesi ile profesörü linç etmesiydi. Gönülsüz verdiği projenin başına böyle bir iş açması ve hükümetin yeterli koruma önlemi almaması büyük bir ironiydi. Birde tavuk vebası olayında hükümetin geç harekete geçmesi eleştirisi vardı bence çünkü profesörün gazeteciden haberi öğrenmesi ve araştırma komitesinin geç kurulması idi. Kitap hakkında konuşulacak çok şey var ama dünyayı robotların ele geçirmesi için çalışmalarıma yani makine öğrenmesine geçmem gerekiyor. :D Yaşasın tam bağımsız robot cumhuriyeti der yorumdan kaçarım. :D
Bulgakov ile tanıştığım kitap...

Bulgakov ve kitapları ile (bkz: Bu ay Bulgakov kitaplarını okuyalım mı?) etkinliği vesilesiyle tanışmış oldum. Bulgakov yaşamında ülkesi tarafından değeri bilinmeyen ve eserleri yasaklanan bir yazar. Ölümcül Yumurtalar isimli bu eserinde de içinde bulunduğu durumları az çok anlatan kısımlar ve o dönemde ülke yönetiminindeki kişileri eleştirmek amaçlı ince göndermeler var.

Ölümcül Yumurtalar’da anlatılan olayları ve kitabın konusunu çok özgün bulduğumu söylemek istiyorum. Ayrıca yazarın okuru kitabın içine çeken oldukça güzel bir anlatımı var.

Kitapta geçen olaylar profesör Persikov’un bulduğu bir ışık huzmesinin ve ülkede çıkan tavuk salgınının etrafında gelişiyor. Bu olayların arka planında anlatılmak istenen ise bilim ve insanlığın çıkarları ile devletin çıkarlarının çatışması durumu ve bu durumun sonuçları. Tabi bu sonuçlardan bilim insanlarının, devletin ve vatandaşların nasıl etkilendiği de kitabın sonunda gözler önüne seriliyor.

Bulgakov kitaplarını okumaya başlamak isteyenler için Ölümcül Yumurtalar’ın iyi bir seçim olacağını düşünüyorum.


***** Dikkat! Kitapla ilgili keyif kaçıran ayrıntılı bilgi içerir. *****


Her şey profesör Persikov’un amiplerin aşırı derecede hızlı çoğaldığı bir kırmızı ışık huzmesini keşfetmesiyle başlar. Persikov’un bulduğu bu ışık huzmesinin haberi bir şekilde tüm ülkede duyulur. Persikov, tam bu ışık huzmesinin diğer canlılarda da aynı etkiyi yaratıp yaratmayacağı konusunda deneyler yapmaya hazırlanmaktayken ülkede bir tavuk salgını çıkar ve tüm tavuklar telef olur, ülkede yumurta satışı yasaklanır. Persikov’un bulduğu ışık huzmesinin bu salgına çare olacağı düşünülmektedir ve ışık huzmesi bir süreliğine Persikov’dan ödünç istenir. İşte bütün sürpriz gelişmeler bu noktadan sonra gerçekleşir...
İlk bir iki bölümde sıkıldığım için okuma sürem uzadı 27. Sayfadan sonra olaylar öyle muhteşem gelişti ki en son inanamıyorum nasıl böyle biter diye şok oldum... Yine güzel bir kitap okuduğumu hissettim teşekkürler Bulgakov :)
Bulgakov'un okuduğum ikinci kitabı oldu. Yazar bu kitabında da yine güldürürken düşündürüyor bizleri. Roman gayet akıcı ve dili gayet sade. Romanda bir deneyin ileride yol açtığı felaketler anlatılıyor. Kitapta zaman zaman derste çıkarıyor. Hayatta her şeyin dilediğimiz gibi gitmeyebileceğini anlatır. Yumurtadan civciv umarken sizin felaketiniz olabilir. Sonuç olarak kitap gayet güzel ve bir iki saatte okunabilir
Yazıldığı döneme göre yüksek bir hayal gücünün eseri olması ile birlikte sonradan kıymeti artan birçok Rus eseri gibi Sovyet sistemini içten içe eleştirmesi göze batıyor. Romanın ana karakteri Persikov tıpkı yazarın okuduğum diğer kitabı "Genç Bir Doktorun Anıları" kitabında olduğu gibi uyum sağlaması imkansız görünen yeni rejim ve onunla beslenen riyakar devlet görevlileri ile mücadele halinde.
Sürekli yaşadığımız bir döngü olan bilim-kurgu eserlerinin gerçek olmasını bu kitapla yineliyoruz.
Yumurtalar ve canlılar üzerindeki deneylerimiz belki bu kadar hızlı bir katastrofik ortam yaratmıyor ama ağır ağır zararlarını görüyoruz insanlık olarak.
Yaklaşık 100 yaşındaki bu kitap tartışmasız bir modern klasiktir ve herkesin okuyabileceği bir fiyata baskısını yapan özellikle grafik tasarım olarak güzel bir iş çıkaran İş Bankası Kültür Yayınları da takdiri haketmiştir.
Populer kulturun dayatmasi olan yazarlardan biri daha..Koy doktorunun anilari adli diziyi izledikten sonra bu yazara merak sardim, kopek kalbiyle bu kitabini okudum ama hayalkirikligina ugradim...Coğu kisi anlamak icin Rus tarihini bilmek gerek,bu bir basyapit demis...Eger her kitaba boyle kendimizce bir anlam yukleyeceksek Cin Ali de o zamandaki algilama kapasitemizin ne kadar dusuk olduğunu gosteriyor vay be harika derinliği olan bir kitap diyebiliriz...Kendi tarihini bilmeyen milletimiz gitmis rus tarihine calismis kitaba basyapit diyor...tamamen özentilik
Kartvizitin üstündeki zarif yazı şöyleydi:
Alfred Arkadiyeviç Bronski
Moskova Kızıl Işık, Kızıl Biber, Kızıl Dergi, Kızıl Projektör Dergileri Kızıl Moskova Akşam Gazetesi Muhabiri
Mihail Bulgakov
Sayfa 21 - İş Bankası
Gözlerinden anlaşıldığı üzere onu en çok etkileyen şey, tavana kadar kitaplarla dolu on iki raf kitaplıktı.
Hem kim bilir nasıl civcivler çıkmıştır yumurtalarınızdan... Belki de bisikletle kovalasan yetişemezsin!
Sahneye küçük pusulalar atıyorlardı. Bunların yedi tanesi Persikov'un yırtıp attığı aşk mektuplarıydı.
-Nasıl, okumadınız mı yoksa profesör?-diye şaşırdı Bronski ve çantasından İzvestiya gazetesinin buruşuk bir sayfasını çıkardı.
-Gazete okumam ben,- diye cevap verdi Persikov ve kaşlarını çattı.
-Peki ama neden , profesör? -diye sordu Alfred nazikçe.
-Abuk subuk şeyler yazıyorlar da ondan, -diye yanıtladı Persikov hiç tereddüt etmeden.
Mihail Bulgakov
Sayfa 51 - İşbankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kader Yumurtaları
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
100
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051416885
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Ölümcül Yumurtalar
Kader Yumurtaları
Mihail Bulgakov, Stalin rejimi altında yaşadı, sansüre ve baskıya birinci elden tanıklık etti, işgüzar sansürcülerin elinden kurtulmak için geliştirdiği dilsel manevralar sayesinde kendine özgü bir üslup yarattı. Yaşarken binbir zorlukla yayımîahabilen yapıtları, bugün çağdaş klasikler arasında yer alıyor.
Sovyet Devrimi'ni ve Stalin Rusya'sının paranoyak ortamını son derece zekice hicveden bu toplumsal bilimkurgu, sıradışı bir Rus bilimadamının, canlı organizmaların büyüme hızını , artıran bir kızıl ışın keşfetmesini ve bu deneyin bir felakete^ dönüşen kaçınılmaz sonuçlarını anlatıyor.
Sovyet hükümetinin iflah olmaz düşmanı Bulgakov'un sorusu basit: En önde, en ileride, en büyük ve en güçlü olmak için çekilen bunca acı, sıkıntı ve güçlüğe değer mi? Neden arzulandığı bugün dahi anlaşılmayan büyümenin kime, ne hayrı var? Bilim nedir ve tüm bunlara ne kadar alet edilebilir? Atom bombası, Çernobil, nükleer santraller, hepsi birer kader yumurtası değil mi?

Kitabı okuyanlar 214 okur

  • Ahmet Biga
  • levent öncel
  • NA
  • PA

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%1 (1)
7
%1 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0