Kader Yumurtaları

·
Okunma
·
Beğeni
·
6111
Gösterim
Adı:
Kader Yumurtaları
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
100
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051416885
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Ölümcül Yumurtalar
Ölümcül Yumurtalar
Kader Yumurtaları
Mihail Bulgakov, Stalin rejimi altında yaşadı, sansüre ve baskıya birinci elden tanıklık etti, işgüzar sansürcülerin elinden kurtulmak için geliştirdiği dilsel manevralar sayesinde kendine özgü bir üslup yarattı. Yaşarken binbir zorlukla yayımlanabilen yapıtları, bugün çağdaş klasikler arasında yer alıyor.

Sovyet Devrimi'ni ve Stalin Rusya'sının paranoyak ortamını son derece zekice hicveden bu toplumsal bilimkurgu, sıradışı bir Rus bilimadamının, canlı organizmaların büyüme hızını , artıran bir kızıl ışın keşfetmesini ve bu deneyin bir felakete^ dönüşen kaçınılmaz sonuçlarını anlatıyor.

Sovyet hükümetinin iflah olmaz düşmanı Bulgakov'un sorusu basit: En önde, en ileride, en büyük ve en güçlü olmak için çekilen bunca acı, sıkıntı ve güçlüğe değer mi? Neden arzulandığı bugün dahi anlaşılmayan büyümenin kime, ne hayrı var? Bilim nedir ve tüm bunlara ne kadar alet edilebilir? Atom bombası, Çernobil, nükleer santraller, hepsi birer kader yumurtası değil mi?
136 syf.
·4 günde·6/10
Rus kozmonot Yuri Gagarin 1965 yılında uzaya giden ilk insan unvanını alarak tarihe geçmişti. ABD'li astronot Neil Armstrong da 1969'da Ay'a ayak basan ilk insan. Tabii bununla ilgili komplo teorileri var bundan bahsetmek gereksiz şu anda. Rusya ve Amerika iki süper güç olarak her alanda yarışırken bilim de bundan nasibini almamış olamaz. 1928 yılında geçen hikayemizde de dahi bir adamın buluşunun devlet eliyle güç göstergesi olarak kullanılmasının yarattığı tahribatlar bize sunuluyor.

Feynman der ki: 'Bilimin en belirgin özelliği, uygulanışı sayesinde kişinin bir şeyler yapabilme gücüne sahip olmasıdır. Sonucun iyi ya da kötü olacağı nasıl kullanıldığına bağlı olsa da, gücün kendisi değerlidir.' Harap edici, tahrip edici, öldürücü sonuçlara sebep olan eylemlerden bilim insanı birinci dereceden suçlu ilan edilebilir mi? Cevabı net aslında, ama 'kalabalıklara' anlatamıyorsun işte.

Böyle ciddi ciddi yazdığıma bakmayın, abartılı gayriciddi bir anlatım kullanılmış hiciv sanatından ötürü sanırım. Esprili bir dili var deniyor ama ben bu kitapta bulamadım diyelim. 'Kızıl hükümet'ten dolayıdır ki, her şeyin müsebbibi buluş olan kızıl ışından itibaren bir çok ayrıntı kızıl. Gözümüze sokulmuş resmen. Orijini bakımından Sovyet eleştirisi olsa da ben çoğu devletin ve yurttaşlarının aynı sorunları olduğundan eminim.

Ben bu kitapla başlamanın iyi olacağını düşünmüyorum ama Bulgakov'a. Ayrıca İş Bankası Kültür Yayınları baskısı da noktalama işaretleri bakımından çok yorucuydu, diyalogların fazla olması sebebiyle kesme işaretlerinin çok kullanılması okuma zevkini azaltıyor.
136 syf.
·5 günde·7/10
Kitap için ince bir sistem eleştirisi denilmiş, fakat benim gibi Rusya tarihini çok bilmeyen biriyseniz kitap sizin için sadece bilim kurgu olacaktır.

Kitabın, 1917 Rus Devrimi sonrasındaki çalkantılı yılları ve Stalin'in iktidara geldiği yıllardaki bilimsel ilerleme ile düşmanları geride bırakma dönemini işaret ederek güzel bir sistem eleştirisi ortaya koyduğu belirtilmiş. Benim hissettiğim tek eleştiri laboratuvara gelen tüm malzemenin yurt dışından geliyor olmasıydı.

Kitapta geçen "kızıl ışın" kızıl hükümete iftira olarak algılanıp kitap gizli polise şikayet edilmiş. :)

Yumurtadan tavuk beklerken bambaşka bir şey çıkması Rokk vs Persikov'da, Persikov'un hıncını almış olduk derken sonunda Persikov'a da yazık ettiler matmazel.

Yine Bulgakov'un alışıldık mizahsen dili, akıcı anlatımı bu kitapta da mevcut. Köpek Kalbi'ni andırdı biraz da bana, belki her ikisinde de yetenekli bilim adamlarının yetenekli oldukları konu yüzünden sorun yaşamalarından dolayı böyle hissettim.

Bir de bir yerinde geçen Persikov ve öğrencisinin bir diyaloğunda, Persikov öğrencisini Marksist olduğu gerekçesiyle küçümsüyordu. Bu kısmı bana açabilecek gönüllü arkadaşlar arıyorum. :)

İster hiciv arayın, ister bilim kurgu olarak okuyun keyifle okunacak bir kitap olduğunu düşünüyorum. Herkese keyifli okumalar...
136 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Yine Bulgakov'un alışıldık mizahsen akıcı bilim kurgu tarzında bir eserleyiz. Persikov adında bir profesörün ilkel organizmaların üreme hızlarını artıran kızıl ışını keşfetmesiyle başlıyor. Ve bunun sonucunda tavukların ölmesine sebep olan salgın başlıyor. Bunun neticesinde profesörün bütün çalışmaları, laboratuvarı alaşağı ediliyor. 12 bölümden oluşan kısa kısa anlatımlarıyla güzel bir eser.
136 syf.
·Puan vermedi
Köpek Kalbi romanı ile yazarı okumaya başlayıp diğer kitaplarını temin ettim. İyi ki okumuşum diyorum şimdi. Ölümcül yumurtalar yazara ait okuduğum üçüncü kitap ve hiç bir kitabından sıkılmadım. O yüzden yazarın herhangi bir kitabıyla okumaya başlamalısınız eminim devamı gelecektir. Ölümcül Yumurtalar kitabına gelecek olursak, yazar ülkesinde yönetime karşı eleştirileriyle yasaklanmış, edebiyat çevrelerince dışlanmış hal böyle olunca bilim kurgu diye okuduğunuz bu kitapta bile yazarın eleştirilerini görmek mümkün. Ölümcül yumurtalar, Persikov isimli profesörün ilkel organizmaların üreme hızlarını arttıran kızıl ışını keşfetmesi ile başlıyor. Aynı dönemde ülkede tüm tavukların ölmesine sebep olan salgın patlak veriyor ve kızıl Işın, yumurtlar, Persikov üçgeni oluşuyor. Kitapta bilimin yanlış yönetimin elinde olduğunda nasıl sonuçlar doğurabileceğine dair eleştiriler görüyorsunuz. Ve kitabın sonunu heyecanla bekliyorsunuz. Keyifle okuduğum bir kitap oldu. Tavsiye ediyorum. Okuyun olur mu ?
136 syf.
·2 günde·6/10
Benim için ölümcül yumurta, kahvaltı masasında gördüğüm haşlanmış yumurtadır. Bunu yazarken bile içim kalktı.

Kapakta kurbağaları görünce dünyanın en zehirli hayvanı olan bir kurbağa cinsinden falan bahsedecek zannettim. Ama kurbağalarla ilgilenen bir profesörün tesadüf eseri olan bir buluşu ve devamında ortalığın karışmasıymış.

1928 yılında olan bu buluş dikkatimi çekti ve penisilinin bulunduğu tarihi düşündüm. Bakınız çok enteresan aynı sene ve penisilin de Alexander Fleming tarafından tesadüfen bulundu. Tabi bu iki buluş arasında çok büyük bir fark vardı. Penisilin, 2.Dünya Savaşı'nda binlerce hayat kurtarıyordu. Peki bizim hikayedeki!

Yarattığın canavar gün gelir seni de yer hesabı bir eleştiri yapılmış. Tabi canavarı yaratan kişi profesör değil, halk ve her şeyi abartan, gerçekleri saptıran medya olmuş. Hatta profesör, gerçekleşen olaylarda en masum kişi.

Bulgakov'un eleştirilerinde farkettiğim mesele halkına baya sitemli. Stalin'i veya sosyalizmi değil de, halkını sorunların müsebbibi olarak görüyor.

"Nasılsanız öyle yönetilirsiniz."
136 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Civciv çıkacak kuş çıkacak derken içinden neler neler çıkan sürprizli yumurtaların kitabı :)

Dahi profesör Persikov'un keşfettiği Kızıl ışın hüzmesi sonucunda birbiri ardına gelişen olayları anlatır. Başından sonuna kadar Kızıl bir ışık altında o yumurta senin bu yumurta benim bir mücadele halinde geçen sonlara doğru hızlanarak keyiflenen aynı zamanda kıyamet konulu filmlere gayet güzel konu olabilecek hale döner.

Teknolojinin çağın ötesine geçmek ve bilimsel her bir çalışmanın rakipleri yenmek amacına paralel seyreden bu olaylar silsilesi bu defa hissettirilmeden ya da daha az sezdirilerek yapılmakta. Bilimsel bir hezeyan sayılabilecek bu tema, yapılan ufak yanlışıkların bireyi değil toplumu hızla kaosa ittiği ve sonuçlarının hızını kesmenin imkanının olmadığını da gösteriyor.

Belki eleştiri noktasında dönemin Rusya'sına ya da tarihsel ve bilimsel sürece çok daha hakim olanlar daha keyifli okuyabilirler.

Ancak benim için ölümcül yumurtalar;

Güzel kurgu ama hızlı geçiş
Acınası karakter Pankrat
Rahat duramadın Rokk olarak hatırlanacaktır.

Son olarak ayaz tanrısı (12. Bölüm) herkesi her türlü felaketlerden korusun, amin...

Keyifli okumalar...
136 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Bulgakov hem güldürüp, hem de düşündürebilme gücüne sahip nadir yazarlardandır. Varsa da ben bilmiyorum. Köpek Kalbi kitabını okuduğumda gerçekten inanılmaz keyif almıştım ve artık Bulgakov okumak benim için ayrı bir tutku haline gelmişti. Ölümcül Yumurtalar yine hiciv ve mizah ağırlıklıydı.

Bulgakov'un belkide en iyi yaptığı şey yaşayan karakterler yaratmaktır. Köpek Kalbi'ndeki Doktor Filipoviç, Bormental ve Şarik hala hafızamda diyebilirim. Bu sefer yine Profesör Persikov, Doçent Ivanov ve Pankrat etrafında geçen olaylar zincirine tanık oluyorsunuz. Oldukça sürükleyici, yer yer gerilim ve en çokta eğlenceli ve heyecan dolu sayfalar sizi bekliyor. Bulgakov'u okumaya bu kitaptan başlayabilirsiniz sonrasında mutlaka Köpek Kalbi :)
136 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Bulgakov hiç şüphesiz Dünya edebiyatının benim için tek geçilen yazarıdır. Eserde yapılan deneylerin hevesli biri tarafından yanlış kullanılmasıyla felakete sonuç açması anlatıyor. Spoiler vermek istemem. Profesör Persikov bana kendimi anımsattı. Persikov gibi hissediyorum bazen kendimi. Sonuç olarak yazarın diğer eserlerini de okuyacağım. Dili o kadr anlaşılır o kadar güzel ki eserde kendinizi kaybediyorsunuz. Gece rüyama bile geldi. :) Mihail Bulgakov
136 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Bulgakov kitaplarında 'dahi' olmak zarar ömre. Kendisi de doktor olan yazarın şimdiye kadar okuduğum kitaplarında karakter ya doktor, ya da bilim insanıydı. Ama öyle sıradan öyküleri, araştırmaları olan insanlar değil. Onun kitaplarında dehşet olaylar, akla hayale gelmez tuhaflıklar olur. Öyle sıkıcı, uzun tasvirler de de olmaz. Bir çok olayı renkli anlatımla sığdırır kitaplarına ve insanda biri bitince bir başka kitabını daha okuma isteği uyandırır. Tabii dönemin siyasi olaylarını da, eleştiri niteliğinde satırlarına yansıtır.
Bu kitabında da zooloji profesörü olan Perkisov devrim niteliğinde bir buluş yapar. Tabii ki her şey normal akışında seyretmez ve bu buluş ölümcül bir silaha dönüşür. Hatta dehşet ve kaosa yol açar.
Kitap konusunu anlatmayı sevmediğim için bu kadarcık bilgi yeter.
Bilim kurgunun Bulgakov'un hayal gücü ve hicivli kalemi ile uyumunu çok seviyorum. Verdiğim kararın doğruluğunu bu kitapta yeniden anladım. Kesinlikle bütün kitaplarını okuyacağım. İç rahatlığıyla sizlere de tavsiye ederim.
Kitaplarla yaşayın...
136 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Genel olarak bakarsak dili akıcı ve sade, kurgusu birkaç noktada önemli boşluklar var gözümde ama tatmin edici, konusu ise sistemin kör topal ilerleyişi, ufak yanlışların büyük zararlara yol açması, yeteri kadar verinin olmamasına rağmen bilinçsizce ilerleme arzusu gibi eleştirisel bir konusu var. Bundan sonra irili ufaklı, alacalı beleceli, kıyıda köşede gibi zevkkaçıran(spolier) maruz kalabilirsiniz. Gelelim özel olarak incelemeye.
Profesöre hayran kaldım çalışma azmine, bilgisine, yerinde öfkesi, hafif şapşallığına ev doğrularından vazgeçmemesine. Beni şaşırtan yurt dışında rahat bir hayat sürebilecekken ülkesinde kalması idi. Onu da karısının ölmesi üzerine verdiği tepkiye bağladım. Birde büyük bir deneyin hiçbir işin ehli bir insana verilmesi fikir ondan çıktı diye ve bu kişinin yanına en azından işten anlayan birinin olması gerektiği çok güzel betimlemiş. Bu kitapta en çok üzüldüğüm olaysa toplumun galeyana gelmesi ile profesörü linç etmesiydi. Gönülsüz verdiği projenin başına böyle bir iş açması ve hükümetin yeterli koruma önlemi almaması büyük bir ironiydi. Birde tavuk vebası olayında hükümetin geç harekete geçmesi eleştirisi vardı bence çünkü profesörün gazeteciden haberi öğrenmesi ve araştırma komitesinin geç kurulması idi. Kitap hakkında konuşulacak çok şey var ama dünyayı robotların ele geçirmesi için çalışmalarıma yani makine öğrenmesine geçmem gerekiyor. :D Yaşasın tam bağımsız robot cumhuriyeti der yorumdan kaçarım. :D
136 syf.
Bulgakov yine dili çok iyi kullanmış.Sezdirilen yergiler çok yerinde olmuş ancak Köpek Kalbi eserine bir çok yönden benzediği için tekrara girmiş.Yine de okunabilir.
Persikov ülkeyi terk etme niyetini gerçekleştiremedi,üstelik 1920 yılı, 1919 yılından çok daha kötüydü. Birbirini izleyen pek çok şey oldu.
Mihail Bulgakov
Sayfa 4 - Türkiye İş bankası
- Gazete okumam ben, - diye cevap verdi Persikov ve kaşlarını çattı.
- Peki ama neden, profesör? - diye sordu Alfred nazikçe.
- Abuk sabuk şeyler yazıyorlar da ondan, - diye yanıtladı Persikov hiç tereddüt etmeden.
Mihail Bulgakov
Sayfa 51 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 2. Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kader Yumurtaları
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
100
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051416885
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Ölümcül Yumurtalar
Ölümcül Yumurtalar
Kader Yumurtaları
Mihail Bulgakov, Stalin rejimi altında yaşadı, sansüre ve baskıya birinci elden tanıklık etti, işgüzar sansürcülerin elinden kurtulmak için geliştirdiği dilsel manevralar sayesinde kendine özgü bir üslup yarattı. Yaşarken binbir zorlukla yayımlanabilen yapıtları, bugün çağdaş klasikler arasında yer alıyor.

Sovyet Devrimi'ni ve Stalin Rusya'sının paranoyak ortamını son derece zekice hicveden bu toplumsal bilimkurgu, sıradışı bir Rus bilimadamının, canlı organizmaların büyüme hızını , artıran bir kızıl ışın keşfetmesini ve bu deneyin bir felakete^ dönüşen kaçınılmaz sonuçlarını anlatıyor.

Sovyet hükümetinin iflah olmaz düşmanı Bulgakov'un sorusu basit: En önde, en ileride, en büyük ve en güçlü olmak için çekilen bunca acı, sıkıntı ve güçlüğe değer mi? Neden arzulandığı bugün dahi anlaşılmayan büyümenin kime, ne hayrı var? Bilim nedir ve tüm bunlara ne kadar alet edilebilir? Atom bombası, Çernobil, nükleer santraller, hepsi birer kader yumurtası değil mi?

Kitabı okuyanlar 992 okur

  • Elif sakut
  • Derya Özkan Lengerli
  • merve
  • Ahmet Biga
  • levent öncel
  • NA
  • PA

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0.8 (3)
7
%0.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları