Adı:
Kamelyalı Kadın
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
204
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059561167
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ema Kitap
Düşünceme göre, bir insan bir dili nasıl ancak ciddi bir şekilde öğrendikten sonra konuşabilirse, insanları da ancak iyice inceledikten sonra roman kahramanlarını yaratabilir.

Henüz yaratma yaşında erişemediğimden sadece anlatmakla yetineceğim.

Durum böyle olunca, okuyucuya bu öykünün gerçekliğine inanmasını söylerim. Bu romanın kadın kahramanı dışında bütün kişiler hala hayatlarını sürdürmektedir.
234 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Yine mi aşk? Yok canım. Evet evet aşk!

Klasikler özellikle de aşk konuluysa ilgimi çekmez benim. Hasan Ali Yücel Klasikleri okuma etkinliğim dolayısıyla okumuş oldum bu kitabı. Şunu eklemeliyim ki benzer birçok kitaba göre daha güzeldi. Konusu aşk değildi benim için. Biyografi özelliği taşıyor ve böyle romanlar daha çok hoşuma gidiyor.

Uyarımı yapayım burada. "Kitaptan nasıl bahsedersin sen?" Demeyin sonra. Kitaptan bahsetmeden, içeriğine değinmeden nasıl inceleme yazılır ki tuhaf doğrusu. Neyse haberiniz olsun.

Öncesinde iki tane Alexandre Dumas olduğunu yeni öğrenmiş oldum: Baba ve oğul. Gayri meşru bir çocuk olan oğul, bunun sıkıntısını çok yaşamış. Küçükken çocuklar ardından ne diye bağırıyormuş bunu tahmin edersiniz. Özellikle bunun da etkisiyle, annesi öyle olmasa da fahişler, metresler vb. hep ilgisini çekmiş. Onların zor hayatlarını dile getirmekten çekinmemiş.

Eserdeki kadın karaktere yani Kamelyalı Kadın'a, gerçekte de deli divane aşık olduğu ve onun genç yaşta ölümüyle derin üzüntü yaşadığı için yazma ihtiyacı hissederek böyle bir kitap yazmış.

Neler mi var?
İnsanlık daha doğrusu insansızlık...
Dışlanma, hor görülme, çıkarlar üzerine kurulu ilişkiler, kullanılmış hayatlar ve tükenenler...

Toplumda hiç hoş karşılanmayan böyle kadınlar, kendilerine yepyeni bir hayat kurmak istediklerinde, zaten toplumun etkisiyle bu hale itildikleri halde, tekrardan kabul görmeyerek daha çok darbeyle çukura gömülüyor. Yok sayılıyorlar. Böyle acımasız insanlarız...

Aşka gelelim. Kimine göre kutsal bir duygu. Benim için kitaptaki kadar acı verici değil aşk. Aşktan daha önemli şeyler olduğu kanaatindeyim. Daha büyük duyguların, daha yüce hislerin olduğu düşüncesindeyim. Aşkı bu denli yüceltenlere saygım var. Onlar içinse ekliyorum:

Aşka en yakın duygudur nefret. Hatta birbirlerini tamamlayan, birisi varsa diğerinin de kaçınılmaz olduğu iki duygudur. Aşık olduğun insandan nefret ettiğinde, onun sana yaşattığını düşündüğün ( aslında çok katılmıyorum kimse kimseye bir şey yaşatmaz bence ) acıyla daha bir acımasız olabiliyor insan. Sonunda pişmanlık olacağını bilerek.

Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı bir şekilde yer alıyor kitapta. Sonunda ölüm var ki başı bununla başlıyor zaten. Yazar, buradaki olayların hepsini yaşadı mı bilinmez ama büyük bir aşk ve bağlılıkla, annesinin yerine koyduğunu düşündüğüm kadını sevmiş, onun ölümüyle de kederini bizlere kalemiyle aktarmış. Bunu da yoğun bir şekilde hissettiriyor.

Aşkla değil sevgiyle kalın... Sevgi ve aşkın ayrımına varmanız dileğiyle.
234 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Uzun bir inceleme yazmak istiyordum aslında, okurken ve bitirince yaşadığım tüm duygu karmaşasını anlatan... Şimdi yazmak için oturunca nasıl anlatacağım konusunda kararsız kaldım, cümleleri düzgün kuramazsam bağışlayın.
Öncelikle sıkılmadan ve merakla ilerliyorsunuz. Vize haftam olmasa bu kadar merak içinde kalmaya dayanamazdım doğrusu. "Bir kadın nasıl bu kadar güzel sever, nasıl bu kadar güzel sevilir" diye düşünmeden edemedim. İçinde öyle cümleler geçiyordu ki, okurken o kısımlarda acı çektim diyebilirim oldukça. Bazı bazı kitabın ilerleyişine karışıp, akışını değiştiresim geldi. Öyle çok istedim ki olaylara müdahale edebilmeyi. Yine de en etkilendiğim kısım, sevdiği kadını son kez görmek uğruna yaptığı hareketti. Çok kez kendimi yerine koyasım geldi, " ben olsam yapar mıydım acaba?" inanın cevabını hala verebilmiş değilim kendime. Kitabı henüz bitirdim ama bildiğim tek şey varsa son bitirişim olmayacağı. Defalarca açıp açıp yeniden okuyacağım, defalarca...
234 syf.
·4 günde·10/10
Alexandre Dumas Fils henüz 24 yaşında yayımladığı eseri olan " Kamelyalı Kadın " ile tüm zamanların en tanınan aşk romanlarının arasında zirvede olmayı başarmıştır .
Aşkın çok farklı bir boyutu konu alınmış. Sıradan bir Fransız gencinin, yazarın tabiriyle bir "yosma" ya olan aşkını konu alıyor.

Bir kadın ne kadar fazla sevilebilir?
"...bir daha başkasının olmasın diye onu öldürmek geçiyordu içimden."
İşte bu kadar.
Yalın ve samimi diliyle tek kelime ile "mükemmel" bir anlatımı vardır .
Okumanızı tavsiye ediyorum .
İyi okumalar. :)
234 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Şuana kadar okuduğum en iyi aşk romanlarından biriydi. Klişe aşk romanlarını sevmem diyorsanız, kesinlikle Kamelyalı Kadın'ı okumalısınız. Aşkın çok farklı bir boyutu konu alınmış. Sıradan bir Fransız gencinin, yazarın tabiriyle bir "yosma" ya olan aşkını konu alıyor.

Yazar kitabın ilk bölümünde, olayların sonunda ne olacağını yazmasına rağmen heyecanla sayfaları çevirdim.

Bir kadın ne kadar fazla sevilebilir?

"...bir daha başkasının olmasın diye onu öldürmek geçiyordu içimden."

İşte bu kadar.

Bir erkeğin aşkı ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Yalın ve samimi diliyle tek kelime ile "mükemmel" bir aşk serüveni. Okunması gerektiğini düşünüyorum.

İyi okumalar. :)
234 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Bu kitaba başlamadan Siyah Lale'nin yazarı Alexandre Dumas'ın ikinci eserini okuyacağımı sanıyordum. Ancak Kamelyalı Kadın'ın yazarı Alexandre Dumas Fils'in Alexandre Dumas'ın oğlu olduğunu öğrendim. Fransız edebiyatının iki yazarı baba ve oğul Alexandre Dumaslar.

Kamelyalı Kadın'a gelecek olursak elimden bırakmak istemediğim bir kitap oldu. Yalın, samimi ve oldukça akıcıydı, kitaptaki tüm kahramanları sevdim. Yaptıkları iyi, kötü veya doğru, yanlış ne varsa her şeyleriyle özgün ve güçlü karakterlerdi, kendince bir sebepleri vardı hikayelerinde. Armand ve Marguerite'nin aşklarını konu alıyor Kamelyalı Kadın. Toplum tarafından horgörülen, bayağı, basit sözlerle anılan bir kadının yaşadığı zor koşulları, kendisine yönelen önyargıları ve bunun yanında aşk ile beraber değişen yaşamını, ruhunu, fedakarlıklarını okuyoruz.

Aşk ve ilişkiler üzerine güzel çözümlemeler, kadın ve erkeğin bakış açılarıyla anlatılan sevgi Kamelyalı Kadın'ı daha bir hissetmemizi sağlıyor. Bir yanda sevgilisinin mezarını kamelyalarla süsleyen saf aşık Armand, diğer yanda başkalarının mutluluğu için aşkını gözden çıkarabilen talihsiz aşık Marguerite.. Keyifli okumalar.
320 syf.
·58 günde·2/10
VASAT! Pardon Berbat...

Șimdiye göre eski bir zaman... Fransa'nın ne idiği belirsiz sokaklarındayız. Zengin insanların paraları ile insan satın aldığı ve hizmekârlarına babalık tasladığı bir devir... Sokaklar metresler ve ahlâksızlar ile dolu! Kadınların metres olarak kullanıldığı, onlara hakaretin en derecelisinin yașandığı ve kadınların da bu PİSLIĞI kabul ettiği berbat bir devir. Bu da bir cahiliye devridir. Çöplük devridir. Baloda etrafına bakınıp, kadının çıplak omuzuna ve giydiği tuvalete bakarak zarifliğinin anlașılabildiği (!), cinsel arzuların tavana çıktığı FRANSA devridir.

Öyle bir devir ki kadına verilen önem "0". Yani düșünüyorum ve Fransa'da bugün kadına bizden daha mı önem veriliyor gerçekten? Yazılan eserlerde bile doğallaștırılmıș onca pis durumlar varken bugün nasıl oluyor da KADİNA VERILEN DEĞERI doğru ülkelerden, doğru kaynaklardan anlayamıyoruz? Kadın diyoruz.. Metres tutan bir adamı örnek alalım, bu adam kadına değer mi veriyor? Çok mu yüce gönüllü, esrarengiz, sımsıcak, iči iyilik dolu adam? Bazı insanları düșünűyorum da böylesine hassas bir konuda bildikleri hiçbir șey yok. Günümüzde de aynı aynı. Kadına verilen değeri bilmeyen çok. Nasıl davranacağını, araștıracağını bilmeyen çok!

Alexander Dumas Pere'nin oğlunun yazdığı bu roman beni gerçekten hayal kırıklığına uğrattı. Metres kelimesini gördükçe tiksinmeye bașladım. Bu konulu romanları sanırım okumaktan nefret ediyorum. Romanda son derece tiksindirici bu durum, o kadar normalleștirilmiș, öylesine saflaștırılmaya çalıșılmıș ki.. Hiç olur șey değil. Klasik bir eser düzeyine getiren de biz okurlarız. Suç BIZIM! Okuyup da (Özür dileyerek devam ediyorum) șöyle diyen olmuștur, kim bilebilir? "Yaa bu kitap çok hoștu. Adam metresi diye tuttuğu kıza așık oldu, o önceden fahișeydi sonra yine devam etti ama ne önemi var, birbirlerini kıskandırmaya çalıștılar. Adam kıskandırmak adına bașka metres tuttu. Çok duygusaldı, çok narin bir kıza yapılır mı bu amaa" Ah ki ah diyorum, klasik eser düzeyine gelemeyecek ölçude son derece berbat ve gereksiz bir roman.

Incelememi okuduğunuz için teșekkür ediyorum.. Iyi günler dilerim.
234 syf.
·5 günde·8/10
İnsanlar okuduğu kitaptan zevk almalķ, hele ki bir de gerçek yaşanmış öykü ise bu vede aşk çok farklı duygularla bakarsınız saygı duyar diz çökersiniz.. Bir yerlerde onunla birolursunuz tek parça olursunuz. Belki bazen göz yaşı dökersiniz bazen irkilir bazende sevinir, mutlu olursunuz derken ben bu kadar yorum yapmakla yetineceğim...
Tavsiye ederim..
234 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Benim için okunmakta geç kalınmış bir kitaptı. Ama kısmet bu güneymiş. Oğul Alexandre Dumas'ın yazdığı, Dünya Klasiklerinde önemli bir yeri olan muhteşem bir kitap.

Çok sade ve basit bir dille anlatılmış, muhteşem bir akıcılıkla yazılmış, mükemmel ve ustalıkla yapılmış bir kurguyla, okuyucuya sunulan harika bir eser.

Kitapta, bin sekiz yüzlü yılların ortasında yaşanmış dramatik bir aşk hikayesi anlatılıyor. Genç bir delikanlının, bir fahişeyle, karşılıklı olarak yaşadığı son derece dramatik olan bir aşk, müthiş bir duygu yoğunluğu içerisinde okuyucuya sunuluyor.
Ayrıca konunun, yazar tarafından kitabın son sayfasında, gerçekten yaşanmış bir olay olduğunun bildirilmesi ise, okuyanlarda, dramatik duygusallığın dozunun daha da artmasına sebep olmaktadır.

Kitabı, mutlaka okunması gereken önemli bir dünya klasiği olarak düşünüyorum.
318 syf.
·14 günde·5/10
Açıkcası bu kitabı başladığım ve yarım bırakmak istemediğim için bitirdim.Anlatımı çok basitti.Ne yazık ki beğenemedim.Asil bir gençle bir hayat kadınının sonsuz aşklarını ,ayrı dünyanın insanları olduklarını anlatıyor.Kitap üzücü bir sonla bitiyor.Çerezlik olarak bile okuyacağım bir kitap değil malisef.
320 syf.
·3 günde·8/10
"Çok garip bir geceydi! Beni öptükçe sanki canına can geliyordu. Onu öyle seviyordum ki, sevişirken bir daha kimsenin olmasın diye, neredeyse öldürecektim."
Gerçek bir aşk hikayesi, okunulası bir klasik. Akıcı ve yalın anlatımıyla ve yaşananların gerçek olduğunu bilmenin verdiği heyecanla okuduğum, bol alıntılar yaptığım bu güzel kitap ile ruhuma bir renk daha katmış oldum.
234 syf.
·7 günde·10/10
Babasıyla aynı isme sahip olan Alexandre Dumas bu kitabı yaşanmış bir olay üzerinden anlatmıştır ki beni en çok etkileyen de ‘’yaşanmış’’ ibaresidir.
Şahsen klasiklerde okuduğum aşklar beni çok derinden etkiliyor, uzun süre etkisinden çıkamıyorum. Günümüzdeki aşklarla kıyaslamak bir yana günümüzdeki aşk kitaplarıyla bile kıyaslayamıyorum. Kitaba gelince aslında tertemiz bir aşkın tüm çabalara ve fedakarlıklara rağmen türlü çıkar ilişkilerinin yer edindiği bu hayatta asla kavuşamayan iki gencin hikayesini anlatıyor bize. Bu hikayede yazar; gurur, ön yargı, özveri ve sadakat kavramlarını ele almış ve gerçeklerden hiç kopmadan olayları çarpıcı bir şekilde anlatmıştır. Döneminde çok ses getiren ve bence okuyanları hala etkileyen ölümsüz bir eser…
" Ah ! Ayakları dibinde bir saat ağlayabilmek için yaşamımın on yılını verirdim . "
Alexandre Dumas (oğul)
Sayfa 29 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Erkekler alıştıkça kadına hükmetmek ister, kadın taviz verdikçe erkek hep daha fazlasını bekler.
Alexandre Dumas (oğul)
Sayfa 122 - Martı yayınları- Şubat - 2016

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kamelyalı Kadın
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
204
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059561167
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ema Kitap
Düşünceme göre, bir insan bir dili nasıl ancak ciddi bir şekilde öğrendikten sonra konuşabilirse, insanları da ancak iyice inceledikten sonra roman kahramanlarını yaratabilir.

Henüz yaratma yaşında erişemediğimden sadece anlatmakla yetineceğim.

Durum böyle olunca, okuyucuya bu öykünün gerçekliğine inanmasını söylerim. Bu romanın kadın kahramanı dışında bütün kişiler hala hayatlarını sürdürmektedir.

Kitabı okuyanlar 1.622 okur

  • Serapakboga
  • Ry cndn
  • Elanur Özdemir
  • Merdümgiriz
  • Nihan Ulutan
  • Rezan Esen
  • Irina Dilara
  • Superisii
  • ibrahim
  • Ali Aydoğdu

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.2 (1)
8
%0
7
%0.2 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları