Kar Kokusu (Cep Boy)

·
Okunma
·
Beğeni
·
8.548
Gösterim
Adı:
Kar Kokusu
Alt başlık:
Cep Boy
Baskı tarihi:
11 Haziran 2011
Sayfa sayısı:
472
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752898851
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Kar Kokusu
Kar Kokusu
Kar Kokusu
Kar Kokusu
Yarı otobiyografik bir roman...

Sovyetler Birliği henüz dağılmamış. Türkiye'de askeri diktatörlüğün en karanlık günleri. Moskova'daki uluslararası okulda eğitim gören Türkiyeli devrimciler. Askeri diktatörlüğün istihbaratçıları onların peşinde. Ve karlar üzerinde bir cinayet. Cinayet sorgusuyla başlayan iç hesaplaşma. Hayatın anlamı nedir? Gerçeği kim temsil ediyor?

Sadece Türkiye Komünist Partisi'nin değil, uluslararası devrimci hareketin bir dönemine de farklı bir bakış. "Mehmet koruluğun sınırındaki dereye geldiğinde, Leonid yine yaklaşmıştı pencereye. Ama Mehmet onu görmedi. Gözleri geçeceği derenin üzerindeki küçük köprüye takılmıştı, yerler buzdan parıldıyordu. Köprüye doğru bir adım atmıştı ki, ayağı kaydı.

Düşmekten son anda tahta korkuluğa tutunarak kurtuldu. Doğrulup yeniden yürümeye başlayacaktı ki, arkasında birinin varlığını hissetti. İrkilerek başını çevirmeye çalıştı ama geç kalmıştı; derinden gelen bir ses duydu, aynı anda sırtında şiddetli bir darbe hissetti; hızla öne savruldu ama elleri hâlâ korkuluklarda olduğu için yere düşmedi.

Başını çevirip vuranı görmek istedi, başaramadı. Bakışları usulca aşağı, göğsüne kaydı, hiçbir şey göremedi. Ama sırtındaki ağırlık hissedilmeyecek gibi değildi. Birkaç saniye ayakta kaldı, başı dönüyor, kusmak istiyordu. Engellemek istedi, başaramadı, ağzından koyu bir sıvının boşaldığını fark etti. Elleri korkuluktan çözüldü, yüzüstü yere yıkıldı.

Düşerken başını köprünün buzlanmış tahta döşemesine çarpmıştı, ama hiç acı duymuyordu. Yalnızca hızla uzaklaşan birinin ayak seslerini işitti."
288 syf.
·Beğendi·8/10
Rakı sofrasında kim yoksa , ne eksikse ona içilirmiş adap gereği.
Roman boyunca içilen votkayı saymazsak en sonda iki kadeh rakı kaldırılıyor biri Sovyetler Birliği’nin şerefine, biri Türkiye Cumhuriyeti’nin şerefine. Sovyetler Birliği’nin hâlâ birlik olduğu yıllar kurgu zamanı: 29 Ocak 1986.
Okuduğum 11. Ahmet Ümit romanı. İlk şaşırtmaca mekânda.İstanbul, Beyoğlu, Tarlabaşı ‘ndan çıkıp taaaa Moskova’ya uzandık. Kar, kış, kıyamet üçlemesi...
Buz kıracağı ile öldürülen (Temel İçgüdü benzeri değil karlar üstünde ve üzerinde palto ile )düşlerinin ülkesinde öldürülme talihsizliğine uğrayan Mehmet’le iktidar için değil muhalefet için yaratılan komünistlerin(yabancılaşmayı ortadan kaldırıp aşkı aşk, şiiri şiir yapmışlar) dünyasında...

Konuya gelir isek, farklı ülkelerden (Türkiye,Afganistan,Lübnan, Nikaragua, Brezilya ) Sovyetler Birliği’ne ( Moskova- Kurkino Köyü) gelen devrimci gençler burda Uluslararası Leninizm Enstitüsü’nde eğitim görmekte CIA, MOSSAD ve MİT takibinden uzaktalar ama aralarında bir KÖSTEBEK var.
Ben yine katili teşhis edemedim, üstelik katil :“Katil benim, ben öldürdüm Mehmet’i “notu bırakıp intihar edince bile inanmadım ona.
“Bir kadını artık sevmeyebilirsin ama çocukluğunun geçtiği kentin senin için anlamı olmalı. Orası kişiliğimizle, kimliğimizle ilgili şifreler taşıyan bir yer.Yaşadığın, yaşayacağın bir sürü olayın ipuçları oradaki sokaklarda, binaların içinde saklı. İster farkında ol, ister olma böyle bu. Ve bizi büyüten kent, artık bizi duygulandıramıyorsa, çoktan boku yemişiz demektir.” Moskova güzellemesi olarak bu alıntı beni de çocukluğumun , gençliğimin kenti , memleketimi düşündürdü: ANKARA : Sakarya Caddesi’nde yediğim kokoreçler ve Melbo’da içilen bira , Güvenpark’ta güvercinleri seyrederek verilen sigara molaları, Tunalı’da Kuğulu Park’ın dinginliği ve simit atıştırmaları, Ulus’ta Hergele Meydanı’ndaki lisemde boş derslerde kaçtığımız Gençlik Parkı, Hamamönü’nde kahve, nargile sohbetleri....
Sonsöz: Ankara’yı özledim!
288 syf.
·Puan vermedi
Kitap Rusya'ya komünist eğitim veren bir okulda gerçekleşen cinayet ve akabinde gelişen olayları anlatıyor. Siyasete pek meraklı olmadığım için gerçekten çok çok sıkılarak okudum. Ancak polisiye bir roman okuyayım içinde komünizm gibi ögeler de olsun isterseniz önerebileceğim bir kitap.
472 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
#okudumbitti #AhmetÜmit #KarKokusu

12 Eylül 1980 darbesinden sonra TKP (Türkiye Kominist Partisi) üyelerinin eğitim için Moskova 'ya gitmelerini ve bu eğitim sırasında yoldaşlarının gizemli cinayetini çözmek için yapılan girişimlere ele almıştır!.

Kitabın ilk bölümleri çok ayrıntıya girmesi birazcık sıkılma hallerine bizi geçirsede kitabın sonuna doğru yazarımız kitabı toparladı.

Ahmet Ümit 'in yazdığı ilk eserlerden olmasına rağmen kitap akıcı ve sürekleyici. Ancak ustalık ve çırak dönemi eserlerinde oldukça farkedilecek bir durumda.

1986 yılında Sovyetler Birliğin' de geçen bir hikaye. Türkiye'den kaçan komünist sovyetlerde eğitim alırken yaşanan bir cinayet ve bunun üstüne yaşanan olaylar...

Özellikle siyasetle ilgilenenler için güzel bir kitap çoğu yorumlara baktığımda siyaset sevenler okusun diye deniliyor ama ben buna katılmıyorum. Herkes her türden kitap okumalı bence gayret başarılı bir kitap olmuş.

Değerli Yazarımız Onur’um kalemine yüreğine sağlık tebrik ederim.

#OkudumBitti #kitaptavsiyesi #kitapönerisi #bookworn #kitapvatanı #kitapmüptelası #bookphotograpy #like4like #1kitap1fotoğraf #okumakiptiladır #blogger #kitapkokusu #kitapsevgisi #kitapaşkı #kitapkardeşliği #kitaplık #kitapokumak #kitapoku #kitapalintisi #kitapkokusu #okumak #okumahalleri #okumakguzeldir #kitapsevgimiz #kitaptutkusu #kitaplayasamak #kitaplarım
466 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10
Ahmet Ümit bu eserinde  12 Eylül 1980 darbesinden sonra TKP(Türkiye Kominist Partisi) üyelerinin eğitim için Moskova'ya gitmelerini, ve bu  eğitim sırasında yoldaşlarının gizemli cinayetini çözmek için yapılan girişimleri ele almıştır. Ve  bu yoldaşın TKP'nin içine sızan bir polis olduğu daha sonraları cinayet itirafıyla öğrenilmiştir.

Yazar; " Kukla " adlı eserinde olduğu gibi 12 Eylül 1980 darbesini konu almıştır.Ancak "Kukla" daha başarılıydı

Ahmet Ümit'in yazdığı ilk eserlerden olmasına rağmen kitap sürükleyici. Ancak ustalık ve çırak dönemi eserlerinde oldukça farkedilecek bir durumda.

 İtiraf etmeliyim ki ilk başlarda karakterlerin çokluğu ve ayrıntılar kitabın sıkıcı olmasına neden olmuştu. Ancak daha sonra yazar bunu toparlayıp sürükleyici hale ustalıkla dönüştürmüş.
288 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Ülkemizin polisiye yazarlarından Ahmet Ümit'in biraz az bilinen Kar Kokusu adlı yabancı ülkede geçen kitabını merakla okudum. Siyasi ideolojilerin yer aldığı kitap Türklerle Rusların kapışması ve yardımlaşması şeklinde geçiyor. Oldukça anlaşılır ve sade bir dil kullanılan kitabın sürükleyici ve merak uyandıran bir yapısı var. Bazı yerler sıksa da genel itibariyle ilgi çekici bir roman olduğunu söyleyebilirim. Sovyetler Birliği'nde geçen bir kitap için daha fazla ayrıntı olmasını beklerdim neticede hepimizin gidip gördüğü bir ülke değil. Rusya'ya vize yok şimdi ama o dönemler daha başkaydı demek istediğim. Yarı otobiyografik bir roman olan Kar Kokusu yazarın kendinden bir şeyler kattığı, az çok siyasi düşüncesini yansıttığı bir kitap. Okuması kolay herhangi zorlayan bir yanı yok. Hikayesine geçelim en iyisi. 12 Eylül darbesinden sonra Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyelerini ideolojik eğitim için Sovyetler Birliğine göndermiştir. 1986 yılında partinin Mehmet adındaki üstü düzey yetkilisi öldürülmüştür. Nikolay ve Viktor adındaki iki Rus yetkilinin müdahale ettiği cinayet soruşturmasında en büyük yardımcıları bir Türk dostu olan Leonid isimli hocadır. MİT'in içinde bulunduğu cinayetin sebebinin bir köstebek olduğu düşünülür ve bunun için öğrenciler sorgulanmaya başlar. Bir de intihar mektubu çıkınca zaten dil ve iletişim sorunu olan ülkede Leonid'in yükü ağırlaşmıştır. Moskova'nın Kurkino bölgesinde yer alan Leninizm Enstitüsü sadece Türklerden değil, Brezilyalılar, Lübnanlılar, Nikaragualılar, Almanlar, Yunanlılar, Yemenliler, Porto Rikolular gibi komünistleri de ağırlamaktadır. Öyle bir ortam var ki sanki ideolojik eğitim değil Erasmus değişim programı olmuş. Böyle kurumların eğitimleri ağır olur diye biliyorum, sürekli kitaplar okunur, felsefi çözümleme yapılması istenir, Marx'ın, Lenin'in, Stalin'in fikirlerinin hatim edilmesi, benimsenmesi beklenir. Sanki yurtdışı tatiline gelinmiş gibi bir hava var, yoldaşları ölmüş kimsenin umurunda değil millet hangi kızı götürsem derdinde. Okuyunca böyle Sovyetler Birliği sevgisi oluşuyor gibi ama gerçekler daha acı aslında. Zaten rejimin son yıllarında geçen hikayede bazı göndermeler de mevcut. Yabancı bir ülkede dil bilmek oldukça önemli gerçekten. KGB, TKP ve MİT ekseninde anlatılan öykü elbette ilgi çekici. Ortalara doğru ne olduğu az çok belli oluyor aslında fakat güzel bir kitap yine de. Sovyetler Birliği'nde bir Türk öldürülse herhalde buna benzer bir ortam olur diye tahmin yürütmüş yazar. Ruslar aşırı derecede gamsız olarak gösterilmiş, bir an önce katili belirleyelim de gidelim rahat rahat votkamızı içelim düşüncesindeler. Yoldaş kavramının bir eleştirisi olarak görebiliriz kitabı, esasında çok bir numarası yokmuş gibi geliyor. Kitap ismi gayet güzel seçilmiş. Kar kokusu değil de daha çok kan kokusu var desek yanılmış olmayız. Komünist diye küçümsenen, hor görülen ülkede ta o yıllarda metro var arkadaşım. Demek marifet ideolojide değil özgür düşüncede. Komünizm yanlısı değilim ama doğru uygulanınca iyi sonuçlar veriyor elbet.
288 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
1986 yılında Sovyetler Birliğin'de geçen bir hikaye. Türkiye'den kaçan komünistler sovyetlerde eğitim alırken yaşanan bir cinayet ve bunun üstüne yaşanan olaylar...

Yazarın diğer kitapları kadar tat vermese de okunmayacak bir kitap değil. Kısa zaten sıkılmadan okursunuz.
288 syf.
·1 günde
Konusu pek ilgimi çekmedi. Bu haliyle bile sıkılmadan okudum.Yazarın başarısının sırrı da burada sanırım. Kukla'da da siyasi bir olayı anlatıyordu ama onu daha da çok beğenmiştim.
288 syf.
·Beğendi
12 Eylül sonrası Türkiye’de bir çok örgütün darbe yemesinden sonra, TKP örgüt üyelerinin eğitim için Moskova’ya gitmeleri ve eğitim sırasında karşılaştıkları gizemli cinayetler ele alınmış.
TKP’lilerin içine sızan ajan, ajanı deşifre edilmek için seferber olan TKP’li arkadaşlar ve aynı zamanda da ajanı tahmin etmenin çok güç olduğu sürükleyici bir roman.
Kitabı okurken adeta roman karakteri ile yaşıyor ve kendinizi Moskova’nın o buz gibi havasının içinizde hissediyorsunuz.
Polisiye severler için harika bir yapıt, kitabın içinde az da olsa Nazım Hikmet geçtiği için ayrıca mutlu oldum ve ben zevkle bitirdim.
Ahmet Ümit’in yazdığı ilk kitaplarından biri olmasına rağmen çok güzel yazılmış.


Kitapta en sevdiğim yer ise şu idi:
" İnsan yaşlandıkça duyguları da değişir.
Nasıl ki bir zamanlar deli gibi aşık olduğun bir kadın gün gelir seni heyecanlandırmazsa, hatta onu gördüğünde arkanı dönüp kaçmak için fırsat kollarsan, zamanla doğdun kent de senin için yabancılaşır, bir anlam ifade etmez olur. Orada yaşadığın en tatlı anılar, bir sürü ıvır zıvır günlük olayın kalabalığı altında ezilir, yok olur. Eğer bunun için canını sıkıyorsan, aptalın birisin derim sana."

"Bunun aptallıkla bir ilgisi yok," demişti Leonid. "Bir kadını artık sevmeyebilirsin ama çocukluğunun geçtiği kentin senin için başka bir anlamı olmalı. Orası kişiliğimizle, kimliğimizle ilgili şifreler taşıyan bir yer. Yaşadığın, yaşayacağın bir sürü olayın ipuçları oradaki sokaklarda, binaların içinde saklı. İster farkında ol, ister olma, böyle bu. Ve bizi büyüten kent, artık bizi duygulandıramıyorsa, çoktan boku yemişiz demektir. "
288 syf.
·Beğendi·8/10
Gene bir ahmet ümit klasiği gene son sayfaya kadar süren heyecan. Sağ-sol olaylarının en üst boyuta ulaştığı dönemde bir grup TKP (Türkiye Komünist Partisi) üyesinin Marksizm'in, siyasal ve felsefik görüşünü öğrenebilmek için gittikleri Moskovada bir üyelerinin ölümü sonucu gelişen olayları gene kendi üslubu ile çok güzel bir şekilde aktarmış.
360 syf.
·Beğendi·10/10
Ahmet Umit ile ilk tanismam oldu bu kitap. Ve bu kadar sene nasil okumamisim diye kiziyorum su an kendime. Olay orgusunde bazi eksiklikler olsa da kitabin son sayfasina kadar hala "acaba" larla gecen kusku dolu bir seruvendi. Ama akiciligi ve yalin diliyle kesinlikle superdi.
288 syf.
·7/10
Kitabı okumaya başlamadan sitedeki kitap hakkında ki yorumlara bir göz atınca pek can alıcı sıcaklık bulamadım doğrusu. Okuyup okumamakta tereddüt ettim. " Eh aldım mademki elime okumazlık yapmayalım." dedim. Okudum.
Evet, yazarın diğer kitapları arasında sıralamalarda aşağılarda da olsa, yine de beğendim. Ahmet Ümit klasiği .Damarlarda nasıl ki dolaşan kandır. Ahmet Ümit'in kitaplarında ise çözülmesi gereken bir bilmece dolaşır. içerik bir gizemli "cinayet" tir. Herkesin bulmaya çalıştığı ortak sorun. " katil kimdir?".
Yazarın konu ele aldığı yıllar ve o yıllarda yaşanmışlıklar maalesef ülkemizin bir gerçeği idi. Onunla tamamen yüzleşmesek de bu kitapta, dolaylı bir yakınlaşma da var. O günler yaşamış, tanıklık yapmış bir kişi olarak anlamada ve hissetmekte zorlanmadım. Konunun ve olayların geçtiği yer S.S.C.B olması dönemsel olarak yaşanan bazı gerçekleri hatırlatması açısından önemli görüyorum.
S.S.C.B de bu eğitim hususunu, Vedat Türkali "GÜVEN" adlı romanında açmıştı. Oradan bu konuya ilgi gösterenler inceleyebilirler sanırım.
İyi okumalar diliyorum.
"Değiştiremedikten sonra ne yararı var ki farkında olmanın?"
"Öyle söyleme, gerçeği bilmek bir ayrıcalıktır."
"Mutsuz olma ayrıcalığı."
"Biz gerçeği bilme ayrıcalığına sahibiz ama mutsuz değiliz, aksine, sorunları çözeceğimiz için mutluyuz."
"Bak Kerem," dedi. "Benim yanımda yoldaşlarıma küfredemezsin."
"Ama sen onu tanımıyorsun."
"Seni de tanımıyorum. Ne olursa olsun kimseye küfretmeye hakkın yok."
"Peki," dedi Kerem, uysal bir tavırla başını öne eğerek. "Bir daha küfretmem."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kar Kokusu
Alt başlık:
Cep Boy
Baskı tarihi:
11 Haziran 2011
Sayfa sayısı:
472
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752898851
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Kar Kokusu
Kar Kokusu
Kar Kokusu
Kar Kokusu
Yarı otobiyografik bir roman...

Sovyetler Birliği henüz dağılmamış. Türkiye'de askeri diktatörlüğün en karanlık günleri. Moskova'daki uluslararası okulda eğitim gören Türkiyeli devrimciler. Askeri diktatörlüğün istihbaratçıları onların peşinde. Ve karlar üzerinde bir cinayet. Cinayet sorgusuyla başlayan iç hesaplaşma. Hayatın anlamı nedir? Gerçeği kim temsil ediyor?

Sadece Türkiye Komünist Partisi'nin değil, uluslararası devrimci hareketin bir dönemine de farklı bir bakış. "Mehmet koruluğun sınırındaki dereye geldiğinde, Leonid yine yaklaşmıştı pencereye. Ama Mehmet onu görmedi. Gözleri geçeceği derenin üzerindeki küçük köprüye takılmıştı, yerler buzdan parıldıyordu. Köprüye doğru bir adım atmıştı ki, ayağı kaydı.

Düşmekten son anda tahta korkuluğa tutunarak kurtuldu. Doğrulup yeniden yürümeye başlayacaktı ki, arkasında birinin varlığını hissetti. İrkilerek başını çevirmeye çalıştı ama geç kalmıştı; derinden gelen bir ses duydu, aynı anda sırtında şiddetli bir darbe hissetti; hızla öne savruldu ama elleri hâlâ korkuluklarda olduğu için yere düşmedi.

Başını çevirip vuranı görmek istedi, başaramadı. Bakışları usulca aşağı, göğsüne kaydı, hiçbir şey göremedi. Ama sırtındaki ağırlık hissedilmeyecek gibi değildi. Birkaç saniye ayakta kaldı, başı dönüyor, kusmak istiyordu. Engellemek istedi, başaramadı, ağzından koyu bir sıvının boşaldığını fark etti. Elleri korkuluktan çözüldü, yüzüstü yere yıkıldı.

Düşerken başını köprünün buzlanmış tahta döşemesine çarpmıştı, ama hiç acı duymuyordu. Yalnızca hızla uzaklaşan birinin ayak seslerini işitti."

Kitabı okuyanlar 1.768 okur

  • Emre KIRMIZI
  • Elif Kutlu
  • İnci Geçkil
  • Sena Kartun
  • Melike Baydı
  • Gülşay Oksay Cengiz
  • Saide Gezer Karagöz
  • Yersiz yurtsuz
  • Burcu Sayın
  • Halil kapcı

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.4 (2)
9
%0.2 (1)
8
%0.2 (1)
7
%1.3 (6)
6
%0.4 (2)
5
%0.2 (1)
4
%0
3
%0
2
%0.4 (2)
1
%0

Kitabın sıralamaları