Kırmızı Zambak

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.267
Gösterim
Adı:
Kırmızı Zambak
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944238229
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sıradışı Yayıncılık
277 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
1921 Nobel Edebiyat ödüllü Yazar Anatole France 'nin kitabı Kırmızı Zambak değişik konusuyla dikkat çekiyor. Kitap sanıldığının aksine sadece bir aşk kitabı değil. O günün Fransa'sı ve İtalya'sı ve oralardaki yaşam hakkında da bize çok bilgi veriyor.

Kitabı okumak istememin sebebine gelince , daha önce okuduğum kitapta Piraye kitabı okuyor ve hapisteki Nazım Hikmet'e gönderiyor ve onunda okumasını sağlıyordu. Ve Nazım Piraye'ye yazdığı bir mektupta bu kitabın kritiğini yapıp, Piraye'ye yazıyordu. Ben de merak edip kitabı edindim.
276 syf.
·10/10
Bu kitabın bende bıraktığı etkiyi hala unutamam. Fransız edebiyatını seviyorsanız mutlaka okuyun derim. Hoş, Fransız edebiyatı hakkında hiçbir fikriniz yoksa sahi Anatole France yumuşak, akıcı ve aşk dolu anlatımıyla sizi kendine bağlayacak ve size Fransız edebiyatını sevdirecektir. Kırmızı Zambak. Çok güzel, tutkulu bir aşkın romanı. Toz pembe değil, zıtlıklarla dolu gerçek bir aşkın romanı. Kesinlikle okuyun derim.
349 syf.
·55 günde·6/10
Klasiklerle aram oldukça iyidir, fakat ‘’Kırmızı Zambak’’ için aynı yorumu yapamayacağım. Kitap için sitedeki yorumların çoğu olumlu olsa da ben olumlu-olumsuz eleştirilerimi sıralayacağım ayrıntılı bir inceleme yazmaya çalışacağım.

Kitap çok fazla karakter ile karşıladı beni; bir salonda oturmuş, sohbet eden ve bu sohbetlerde de isimleri geçen fazla sayıda karakter. Haliyle bir kafa karışıklığı hasıl oluyor; kim kimdir, kimi önemsesem de ismini unutmasam diye. Kitaplardaki karakter fazlalıkları beni rahatsız etmez, ama bu kitaptaki inanın ki çok fazla. Çünkü hepsi biranda veriliyor ve karakterlerin çok derinine de inilmiyor. Dolayısıyla karakterler tek boyutlu olarak görünüp kayboluyor. Burada okuyuculara ufak bir yardımda bulunmak istiyorum. Bahsedeceğim karakterler dışındakileri boşverin gitsin; inanın böylesi daha kolay olacaktır. Ana karakterimiz Therese-Martin, eşi Kont Martin, Jacques Dechartre, Robert le Menil, Choulette, Vivian Bell, Bn. Marmet ilk aşamada isimlerini hafızanızda tutsanız yetecek karakterler. Hikaye ilerledikçe yeni karakterler elbette çıkıyor ortaya. Ama kim kimdi diye geriye dönmemeniz açısından bu karakterlerin yeterli olduğunu düşünüyorum.

Kitapta sanat oldukça önplanda. Ama dönemin ünlü Fransız ve İtalyan sanatçılarından bahsediliyor ve ne kendileri ne de eserleri hakkında bir bilgimin olmadığı bu kişileri okumak hayli sıkıcıydı. O dönem için çok önemli kişiler olabilirler, ama şuan için pek de bilinir sanatçılar değillerdi. Ya da bilinir sanatçılar, ama benim ayıbım ve ben bilmiyorum. Böyle de olabilir. Edebiyatçılar hakkında konuşsalar ilgi duyabilirdim, ama diğer türlüsü –tekrarlayacağım- benim için sıkıcıydı.

Kitabın edebi olarak dili ve anlatımı güzeldi. Örnek bir cümle ile göstermem gerekirse Hayat Neşriyat 1968 basımlı kitabın 185. Sayfasından gelsin:
‘’(…) papazlar, ilahici çocuklar, yüzleri olmayan insanlar önlerinden geçtiler; onlarla birlikte, şu şehvet dolu yeryüzünde kimsenin selam vermediği o can sıkıcı ölüm de dört-nala gidiyordu.’’
Mesela bu cümlede ölümün tasviri hoşuma gitti. Bu tarz kurulmuş cümleler genelde ilgimi çeker.

''Bilmiyordu; korkusundan, bilmek de istemiyordu. Bunun için Robert'in ruhunun çekmecelerini karıştırması gerekecekti; oysa, bu çekmeceleri açmak istemezdi.'' Sayfa 118'deki bu alıntı da hoşuma gitti.

Anlatım güzel olsa da anlatılanın ilgimi çekmediğini söylemek isterim. Buradaki incelemelerde gördüm ki Anatole France kitabını yazarken ‘’Vadideki Zambak’’tan esinlenmiş. Zamanında Vadideki Zambak’ı da okumuş ve beğenmemiştim. Acaba yaşım küçüktü, anlayamamış mıydım diye düşünüyordum. Hatta tekrar okumayı düşünüyordum. Şimdi şüpheye düştüm, madem bu kitap da ondan esinlenilmiş, acaba gerçekten de bana hitap etmiyor muydu? Bu konuyu Vadideki Zambak’ı tekrar okuduğumda ele alacağım.

Anlatılanın ne kadar da güzel bir aşk hikayesi olduğunu belirten fazlaca yorum gördüm. Benim aşka dair bakışım farklı sanırım. Çünkü ortada ne aşk gördüm ne de bana hitap edebilecek bir sevgi. Therese Martin asil, güzel, evli bir kadın. Bir de dostu var. Sonrasında başka birine aşık oluyor ve kitap da bu ikisi arasındaki aşktan bahsediyor. Ben kitapta aşk değil, takıntı gördüm. Çünkü işlenişi bile bana inandırıcı gelmedi. Okurken hep bir kopukluk ve eksiklik olduğunu hissettim. Aşk ne zaman başladı, ne zaman şiddetlendi? Bende bu noktalar hep eksik kaldı. Ayrıca ahlaki olarak da içime sinmeyen bir konu olduğu için aşka bak, nasıl da etkileyici diyemezdim zaten. Karakterin eşinin olanlar karşısında gözlerini kapaması, karakterin hissettikleri için suçluluk duymaması ya da eşini düşünmemesi beni oldukça rahatsız etti. O dönem Avrupası için normal durumlar bunlar, diğer edebi eserlerden biliyoruz. Ama bu denlisini okumamıştım. Karakterimiz dostları ile gezip tozuyor, herkes biliyor, ama ne hikmetse eşinin kulağına gitmiyor ya da gidiyor ama eşi umursamıyor. Kaldı ki başta umursamadığını az buçuk öğreniyoruz ama bir aşırılık var bu durumda. Günümüz aklıyla düşünmeden duramadım ve rahatsız oldum.

Bahsedilen aşkta da aşırılıklar olduğunu düşünüyorum. Ayrıca karakterlerde fazla ısrar söz konusuydu. Örneğin 181. sayfadan itibaren ciddi ve rahatsız edici bir ısrar içindeki karakteri okurken sinirlendiğimi hissettim. Farklı yayınevlerinden çıkan basımlar için 16. bölümden bahsediyorum.

Sayfa 295’te geçen bir alıntı beni şaşırttı. Onu da paylaşmak isterim.
‘’Çocukken, ölmek istediğim günlerde bu beni görmüştür. Bir yandan istek, bir yandan korku, öyle acı çekerdim ki! Seni bekliyormuşum. Ama, sen de öyle uzaktaymışsın ki!’’
Nasıl, neden? Karakterimizin çocukken neden ölmek istediğine dair bir bilgi verildi mi? Karakterimizin böyle bir ruh hali içerisinde olduğunu ilk sayfalardan anladık mı? Hayır. Sanki karakterimiz aradığı kişiyi bulduğunu düşününce önceki hayatını kötülemeye çalışır gibi bir ifadeye büründü. Benim hissettiğim böyle bir durum oldu, çünkü kopukluk vardı bence.

Bazı klasikler evrenselken ve anlatmak istedikleri zaman tanımazken bazıları da özellikle anlattıkları dönem için önem teşkil eder. Bu durum beni rahatsız etmez. Mesela Jane Austen’ın anlattıkları daha çok kendi zamanı için önem arz eden konular üzerine olsa da zevkle okurum. Ama bu kitap anlattıkları itibari ile benim ilgimi çekemedi. Therese Martin ile biraz zaman geçirip İtalya gezisi yaptım, çalkantılı aşk hayatına şahit oldum ve sonra ayrıldım gibi hissediyorum. Pek bir kazanımım olmadı. Dolayısıyla mutlaka okumalısınız diyebileceğim bir eser değil. Ama klasiklere özel bir ilginiz varsa okuyarak Anatole France’ı da es geçmemiş ve eseri hakkında fikir sahibi olmuş olursunuz. Kitap hakkındaki düşüncelerim bunlardır. İncelememi okuyanlara teşekkür eder, iyi okumalar dilerim.
276 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Bu kitaba 3 yıl kadar önce başlayıp çevirinin yetersizliğinin neden olduğu anlam karmaşaları ve cümle düşüklüklerinden dolayı bırakmıştım. Güzel bir çevirisini bulunca da tekrar başladım. :)

''Paul Vence'nin hakkı var: kitaplarda en çok kendimizi buluruz, demişti.''

Kitabı öncelikle kendimden bir şeyler bulduğum için sevdim, sonrasındaysa betimlemeleri ve iki aşığın diyalogları için. Çünkü bir hikaye bile yazmaya çalışırken en çok diyaloglarda zorlanırım, sanki her karakter aslında tek bir karaktermişlercesine konuşur. Bu kitaptaysa diyaloglar tam olması gereken gibi ve etkileyici. Kitapta ayrıca aşk üzerine, hayat üzerine, kıskançlık üzerine yapılmış çok doğru tespitler var.

Beni sıkan kısımlarına gelirsek: Karakterlerin; o dönem belki ünlü olsa da şuan adını sanını duymadığımız heykeltıraşlar, ressam, siyasetçiler, şairler üzerinden uzun uzun sohbetlere girişmeleriydi özellikle kitabın başları yoğunlukla bundan oluşuyor.


Ama kitaptaki aşk çok ince bir aşktı, çünkü bir sanatçının aşkıydı. Onun sevdiği kadındaki dikkat ettiği ayrıntılar beni kalbimden vurmuştu. Bir kadını yürüyüşünden tanımak nedir ya. :)

<<Onu daha uzaktan, vücut çizgilerinin, yürüyüşünün kendine özgü ahenginden tanımış. '' Güzel kımıldanışlar gözler için müziktir.'' diyordu.>>

Kitap Fransa, Paris ve İtalya'nın Floransa şehrinde geçiyor. Adını da Floransa'nın sembolü olan kırmızı zambaktan alıyor.
Dönem ve aşk romanlarını, yani klasikleri seviyorsanız, güzel de bir çevirisini bulursanız okuyun derim.
330 syf.
·7/10
Nobel edebiyat ödülü sahibi Anatole France'nin en tanınmış eseri Kırmızı Zambak bir aşk romanı olarak tanımlanmakta. Ancak arka planda verilen soyluların ahlak, devlet idaresi ve sanat gibi konulara yönelik görüşleri, kitabın anlattığı dönem ve yer açısından bence daha fazla önem taşıyor. Kitabı tavsiye eder miyim? Okumasanız da olur.
Kirmizi zambak kitabı balzac'in vadideki zambaktan örnekler teşkil ederek yazılmıştır.Özellikle bati tarzda bu iki romanda paralellik vardır.Toplumda iki romanda ask tutku bağlılıktan bahseder ve fransa'nin ikiye bölen çarpık yapılaşmayı enlemesine boylamasına içten içe yansıtan bu eserlerdir.
276 syf.
·6 günde·9/10
Size çok güzel bir aşk romanı yorumuyla geldim. 🤗 Böyle güzel bir kitabın sevgiliden hediye gelmesi ayrı bir anlamlı. ️ Hep söylerim bize alınan kitapları aslında biz kendimize çekeriz hele ki sizi tanıyan birinden geliyorsa bu tamamen böyledir. 🤗

Anatole France’nin kalemiyle ilk defa tanıştım. Fransız edebiyatını da bu kitapla sevdim çok duru, akıcı ve şiirsel bir anlatımı var. Ara konuşmalarda dönemin Fransız’larının sanata ve edebiyata bakışlarını çok güzel anlatmış bizlere. Sıradan bir aşk hikayesi okumuyoruz kitapta çalkantılı gerçek bir aşk hikayesini ele alıyor yazar. Balzac’ın Vadideki Zambak kitabından esinlenilmiş aynı zamanda.

Ben kitabı çok sevdim güzel bir aşk hikayesi okuyup aynı zamanda Fransa’nın 1890lardaki toplum yapısına, sanatına, edebiyatına göz atabilirsiniz.
276 syf.
·Puan vermedi
Roman 1890’lı yıllarda toplumun yaşayış şeklini; bir grup soylunun ahlak, devlet idaresi, kadın hakları ve evlilik hakkındaki görüşlerini sorgular.Çok güzel ve zengin bir soylunun kızı olan Thérèse Martin-Belleme, sekiz yıldır bir kontla evlidir. Canı sıkılmaktadır, yapacak hiçbir işi yoktur, bir sevgili edinir… Eh gerisi de kitapta.
276 syf.
·Puan vermedi
Açık söylemek gerekirse kitabın konusu çok ilgimi çekmedi ama edebi anlatımı çok güzel. Okurken okumasam da olurmuş dedim ve olaylar arasındaki bağlantıyı ne yazıkki hiçbir şekilde kuramadım. Belki bu benim algımla alakalı da olabilir okumak isteyenlere iyi okumalar diliyor ve kitaptan dikkatimi çeken bölümlerden eklemek istiyorum birkaç tane.
*Tüm yanlış düşünceler tehlikelidir. Hayalperestlerin hiçbir zararı dokunmaz sanıyoruz, oysa yanılıyoruz. Çok zararları dokunur. Görünüşte en zararsız ütopyalar bile zararlı etkiler yapar. Gerçeğin karşısında bıkkınlık uyandırma eğilimindedirler.

*Ah! Kitaplarım!.. İnsan bir kitapta söylemek istediklerinden hiçbir şey söyleyemiyoruz. Kendini ifade etmek imkânsız!.. Evet, kalemi konuşturmayı bir başkası kadar bende biliyorum; ama konuşmak, yazmak, ne acıklı şeylerdir! Düşünecek olursak hecelerin, kelimelerin, cümlelerin oluşturduğu küçük işaretler, bir zavallılık sadece. Bu, hem ortak hem tuhaf kötü hiyeroglifler altında, düşünce, güzel düşünce neye dönüşür? Okuyucu benim yazı sayfamdan ne çıkarır? Bir dizi yanlış anlam, karşıt anlam ve de anlamsızlık. Okumak, dinlemek demek, çeviri yapmak demektir. Güzel çeviriler vardır belki; ama sadık değildirler. Hayran oldukları şey kendi verdikleri anlam olduktan sonra kitabıma hayran kalmışlar kalmamışlar ne fark eder? Her okuyucu bizimki yerine, kendi vizyonunu koyar. Biz ona imgelemin sürtüneceği şeyi sağlarız. Böyle çalışmalara malzeme vermek korkunçtur. Utanç verici bir meslektir bu.
Kitabın içine giremedim. Fransız edebiyatının Nobel Ödüllü yazarı Anatole France’yi nasıl beğenmem? Bu aslında beğenip beğenmeme değil kitapla bir olamama meselesi. Belli zaman sonra tekrar okumayı deneyeceğim. Aşk romanları sevmiyorum sanırım.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kırmızı Zambak
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944238229
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sıradışı Yayıncılık

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 1 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0