Kroyçer Sonat

Lev Tolstoy
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·158 syf.··
2025 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2025 22:49
Lev Tolstoy’un Kroyçer Sonat’ı, okuru hem rahatsız eden hem de düşünmeye zorlayan bir metin. Kitabı okuduğumda en çok etkilendiğim şey, bir insanın iç dünyasında kopan fırtınaların bu kadar derin ve keskin bir dille aktarılabilmesiydi. Roman, bir tren yolculuğu sırasında geçiyor. Yolculukta anlatıcı, geçmişte trajik bir olay yaşamış olan Pozdnişev adlı bir adamla tanışıyor. Bu adam, evliliği süresince yaşadığı krizleri, kendi bakış açısından anlatıyor. Hikâyesi giderek karanlık bir hal alıyor ve sonunda yaptığı korkunç bir şeyi itiraf ediyor: karısını öldürdüğünü. Tolstoy burada yalnızca bir suçun hikâyesini anlatmıyor; aynı zamanda insan ilişkilerinin, özellikle de evlilik bağının ne kadar karmaşık, kırılgan ve tehlikeli olabileceğini gösteriyor. Pozdnişev’in anlattıkları boyunca, kıskançlık, güvensizlik, gurur ve sahiplenme gibi duyguların nasıl bir insanda hakimiyet kurabildiğini gördüm. Bu karakter, zamanla kendi içindeki iyiyle kötü arasındaki savaşa yenik düşüyor. Kitabın adını aldığı Beethoven’ın Kroyçer Sonat adlı müzik eseri de hikâyede özel bir yer tutuyor. Sadece bir fon değil, olayların kırılma noktasında neredeyse bir karakter gibi karşımıza çıkıyor. Müzik burada duygu yoğunluğunu artıran ve atmosferi belirleyen bir araç hâline gelmiş. Kısa bir eser olmasına rağmen, Kroyçer Sonat çok katmanlı ve ağır. Tolstoy’un dili sade ama sarsıcı. Her cümlede, karakterlerin zihninde olup bitenleri derinlemesine hissetmek mümkün. Kitap boyunca en çok hissettiğim duygu, huzursuzlukla merakın iç içe geçmesi oldu. Çünkü ne olacağını bilseniz bile, karakterin nasıl bu noktaya geldiğini anlamaya çalışmak sizi içine çekiyor. Genel olarak, Kroyçer Sonat, sadece bir hikâye değil, aynı zamanda insan doğası üzerine bir sorgulama. Kendini haklı gören bir insanın nasıl adım
Edebiyat & Roman
Kroyçer SonatLev Tolstoy · Bilgi Toplumu Yayınları · 201613,6bin okunma
Ne aşağılık bir duyguymuş bu kıskançlık.
Puan vermedi·158 syf.·
2024 70. kitabı
Kıskançlık, bireylerin sevdiği bir kişiye güvenmemesi, onu başkaları ile paylaşmak istememesi sonucunda veya başkasında gördüğü bir özelliği, bir nesneyi, bir insanı kendisinde olmadığı için çekememesi sonucunda hissettiği duygudur. Belirtileri ise şunlardır : -Kıskanç kişi, birlikte olduğu kişiyi her şeyden ve herkesten kıskanır. ... -Gerçek olmayan senaryolar uydurulur ve ona inanılır. -Partnerden ayrılma duygusu fobi haline gelir. -Basit olaylara karşı bile fevri davranışlar sergilenir. -Saldırganlık ve şiddet eğilimi vardır. Kitabın ana teması kıskançlık ve pişmanlık. Yersiz kıskançlıklar hayatımızı mahveder, bize istemediğimiz şeyler yaptırır.Hayatımızı karartır ve sonunda bize kalan pişmanlıktır... İnceleme bu kadar, okuduğunuz için teşekkür ederim.
İnsan ve Duygular
Kroyçer SonatLev Tolstoy · Bilgi Toplumu Yayınları · 201613,6bin okunma
Uzun lafın kısası yoktu.
Puan vermedi·140 syf.··
2021 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2021 04:56
“Ben ne okudum yahu!” tepkisini hepiniz duymuşsunuzdur. Net olarak şunu söyleyebilirim ki, bu tepkiyi daha çok hak eden başka bir kitap okumamıştım. Hayretler içerisindeyim, özellikle son bölüm beni dehşete düşürmüş durumda ve bu inceleme zor olacak. Daha sonsözü gördüğüm anda Ali Ece çığlıklarımı atarak: “Dalga mı geçiyorsun be!” demiştim, çünkü eserini açıklamaya girişiyordu Tolstoy. Bakın durum o kadar ciddi ki, Kilise bu sonsözü okuyup müthiş yobaz bulmuş ve Tolstoy’u aforoz etmiş! Dalga mı geçiyorum sanıyorsunuz? Gelin size kitabın konusundan ve dokusundan, falanından feşmekanından bahsedeyim önce, daha sonra şu meşhur sonsöz bahsine geliriz. Şimdi, bu büyük edebiyat dâhisi, (dalga geçmiyorum, kalemi muazzam) Rusların İsa’sı (işte şimdi dalga geçiyorum) bu kitabı 1889 yılında yayımlıyor, on yıl sonrasında ise kitabını açıkladığı sonsözünü yayımlıyor. Kitabın konusu; bir tren yolculuğunda ismini bilmediğimiz anlatıcımız ile, “kadın”, “evlilik”, “aşk” vb. konularda tartışan bir grup insanın arasında tanışan ve bir yakınlık kuran Pozdnışev adlı karakterin kısa hayat öyküsünü, yolculuk boyunca anlatıcımıza anlatması ve anlatıcımızın da onu yolculuk boyunca hayretler içerisinde dinlemesiydi. Şu Pozdnışev’den bahsedeyim biraz sizlere. Beyaz kıvırcık saçlı, parlak gözleri etrafta fıldır fıldır dönen, insanlarla konuşmayı ancak bir savaş edasıyla gerçekleştirebilen, büyük bir travması olduğu daha ilk bakışta anlaşılan, klasik bir Rus erkeği. Karısını öldürmüş bu adam. Evet! Ve trende tanıştığı yabancıya yani anlatıcımıza bu olayın nasıl geliştiğini anlatarak günah çıkartıyor bir nevi. Tabii kendi boktan tarzında! Hayatımda ilk defa bu kadar kaliteli bir yobazlık örneği gördüm. Çünkü Tolstoy asla boş atmıyor, söylediği her şeyi İncil’den doğrulayarak ve Rus toplumsal
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201913,6bin okunma
Kıskançlığın ritmi
Puan vermedi·140 syf.·
2026 18. kitabı
Müziğin etkisiyle hissetmediğim bir şeyi hissedebilirmişim, anlamadığım bir şeyi anlayabilirmişim, yapamadığım bir şeyi yapabilirmişim gibi gelir bana (s.85) Lev Tolstoy kitaptaki alıntısıyla müziği insanı kendi zemininden çekip alan, duyguyu hızlandıran, iradeyi esneten bir güç olarak görüyor. Ki öyledir de müzik sadece kulağa gelen bir sesten ziyade insanın içini yerinden oynatan ve olayları hızlandıran görünmez bir dürtü gibi çalışabiliyor. Kitabına ismini veren Kreutzer Sonat’ta arka fonda çalan bir ayrıntı olmuyor, hikayenin nabzını belirleyen bir tetikleyiciye dönüşüyor. Kitabın ismini aldığı eser Beethoven’ın Op.47 keman–piyano sonatından bahsetmek gerekirse, eseri ilk başta kemancısı George Bridgetower’a ithaf ediyor, sonra araları (anlatıldığına göre bir kadın yüzünden) bozulunca ithafını geri çekiliyor ve eseri başka bir müzisyen olan Rodolphe Kreutzer’e ithaf ediyor. Olayın İlginç kısmı Kreutzer bu sonatı seslendirilmeye uygun bulmayıp hiç çalmıyor olsa da ismi sanatta ölümsüzleşiyor. Tolstoy da bu sonatı alıp edebiyatta bir kıvılcıma çeviriyor, ilk olarak 1889’da ilk yayımlandığında sansüre uğrasa da büyük tartışma yaratıyor, Tolstoy’un geç idealist toplumcu dönemindeki yeni ahlak anlayışının güçlü örneklerinden sayılıyor. Hikayesi bir tren yolculuğunda başlıyan eser, kompartımanlı trendeki yolculukta evlilik, aşk, güven ve kadın–erkek ilişkileri üzerine sohbet edilen bir ortamda devam ediyor . Bu konuşmaların içinden Pozdnışev ismindeki karakter kendi evliliğine dair düşüncelerini anlatmaya başlıyor. Başlarda sakin gibi duruyor ama içeride kırgınlıkları anlattıkça, güvensizlik büyüyor, kıskançlık gelip gitmiyor. Olayları ivmelendiren de eve giren müzisyen, karısıyla birlikte çalıyor, Kreutzer Sonatı çalarlarken Pozdnışev’in zihnindeki
Düşünce
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201913,6bin okunma
8/10
·140 syf.··
2018 47. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mart 2018 09:54
Etkinlik kitapları okumaya devam diyelim önce :) "Sen ne yapmışsın be Tolstoy!" diyerek okuyup bitirdiğim bir kitap oldu Kreutzer Sonat. Kitaba yaraşır bir okuma için, kulaklığımı taktım ve Beethoven 9 nolu sonatını dinlemeye başladım. Bir yanda müzik diğer yanda Tolstoy. Bir yanda kemana ve piyanoya giden aklım, diğer yanda kitabın Doris Lessing tarafından yazılan önsözünü okurken düştüğüm dehşet... "Diriliş", "Anna Karenina", "Savaş ve Barış", "Ivan İlyiç'in Ölümü" gibi başyapıtlara imza atan bir Tolstoy var evet. Ama bir de "Kreutzer Sonat" yazan Tolstoy var karşımızda. Cinsellikten nefret eden, insanlığın sonu gelse bile cinsellik konusunda hayli katı olan Tolstoy'un (tabi fanatik bir Hıristiyan olduktan sonrayı kastediyorum) yazdıklarına hayret ederek okudum eseri. Cinselliği "insanın değerini düşüren" daha doğrusu "kadının değerini düşüren" bir olgu olarak görüyor Tolstoy. Bir bireyin dünyaya gelmesi cinselliğin tek iyi tarafıdır Tolstoy'a göre. (13 çocuğunun olmasının açıklaması da budur.) Bunu ve daha birçok düşüncesini zaten kitabı okuyanlar net bir şekilde göreceklerdir. Kısaca konu şöyle; (zaten gerçek bir olaydan esinlenmiş Tolstoy) Pozdnişev adında bir kahramanımız var. Ve yaşadığı hovarda hayattan, yaptığı bir evlilikle elini eteğini çekiyor. Bir tren yolculuğunda da karşısında bulunan kişiye bu evliliğin nasıl kâbusa dönüştüğünü anlatmaya başlıyor. Ama nasıl bir anlatım! Bir durulup bir yükseliyor kitap. Biraz sakin giderken öyle bir cümle söylüyor ki Pozdnişev; hem heyecanlandırıyor hem de sarsıyor okuyucuyu. Tolstoy yapıyor Tolstoyluğunu yani! Kitabın sonunda da Tolstoy tarafından, esere gelen sansürler ve eleştirilere cevap niteliğinde bir Sonsöz var. Ki burada yazdığı bir cümle kitap biterken daha çok sarstı beni. Cümle şu; "İnsanlar çocuklarını
Edebiyat
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201913,6bin okunma
8/10
·140 syf.··
2025 34. kitabı
Klasik Tolstoy eserlerinden farklı bir tarzda yazıldığını düşündüğüm şahane bir eser. Gerçek bir hikayeden esinlenerek yazılan eserde, ikili ilişkiler, aşk, kıskançlık, çocuklar , evlilik konularına toplumun genel kanısının dışında bir bakış açısıyla yorumlar yapılmaktadır. Durum ve olaylar kadın , erkek açısından değerlendirilip her ikisi de eleştirilse de kadınların daha fazla eleştirildiği hatta özellikle kötü giden evliliklerin müsebbibi tutulduğu fikrinin daha fazla vurgulandığı kanısına vardım ve sinirlendim :) Bakınız : “ kadınlar da tıpkı hor görülmenin öcünü parasal egemenlikleriyle alan yahudiler gibiler. Yahudiler ; madem bizim sadece tüccar olmamızı istiyorsunuz, o zaman biz de tüccar olarak size hükmederiz diyorlar. Kadınlar da; madem bizim sadece şehvet aracı olmamızı istiyorsunuz, o zaman biz de şehvet aracı olur, sizi köleleştiririz diyorlar.” Eserde tüm yorumlar baş kahraman Pozdnişev’in kıskançlık krizi sonucu eşini öldürmesiyle sonuçlanan hikayesinin içinde iliştirilmiş şekilde yapılmaktadır. Yazıldığı dönemde içeriğiyle tepki çeken ve hatta sansüre uğrayan bu eseri okumanızı tavsiye ederim
1000Kitap
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201913,6bin okunma
Tolstoy’un katı ahlakçılığı
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2022 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2022 15:03
Beethoven’ın kreutzer sonat’ını dinlerken başta hissettiğimiz öfke ve kaosu, ardından gelen durgunluğu ve sonundaki dramı da kitapta sırayla yaşıyoruz. Ki kitap adını tam olarak da Beethoven’ın bu eserinden almış; Tolstoy bu eseri dinlerken çok etkilenmiş ve bunun ardından kitabı yazmaya başlamış. Tolstoy’un bu eseri derin bir ruhsal çöküntü sırasında yazdığı biliniyor. Bunu ilk bakışta bile anlamamak elde değil; Tolstoy incilin öğretilerinden olan İsa’nın tanrının oğlu olduğuna ve birçok kilisenin öğretilerine karşı çıktığı halde hem kitapta hem de kitap çıktıktan sonra yapılan eleştiriler ve kitabın anlaşılmayan kısımlarını açıklamak için 10 yıl sonra paylaştığı son sözünde de incilden alıntılar yapmış (Tolstoy’un bu dönemde dini bir arayış içerisine girdiğini de biliyoruz tabi ki). Aynı zamanda bu dönemde Tolstoy’un karısıyla ve karısının ailesiyle geçinemediğini de aklımıza getirirsek başkarakter olan pozdnişevin sözlerinin Tolstoy’un düşünceleri olduğunu anlamak mümkün (Tolstoy’un katı ahlakçılığının büyük bir örneği olduğunu da okuyunca anlayacaksınız); ki son sözünde de pozdnişevin düşüncelerini savunmuş. Kitapta kadın-erkek ilişkileri, evlilik, din ve ahlak üzerinde çok durulmuş. Kadınların erkekleri etkilemek ve evlenmek için çaba gösterirken kendilerini bir fahişeden bile daha çok alçalttıklarını; bir fahişe gibi vücutlarını sergilemekten geri kalmadıklarını, müziği bilmelerini, okumalarını kısaca her şeyi sadece bir erkeğin kendisini arzulaması için yaptıklarını savunuyor pozdnişev. Kadınların erkeklere, erkekleri baştan çıkarmak için hırsla baktığını o sırada içlerinden ‘hayır o kadını değil beni seç beni’ diye düşündüklerini erkeklerinse bunu bilip evlilik ve çocuk yapma zamanı gelene kadar fahişelerle zaman geçirdiği ardından kendisine kur yapan
Edebiyat
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Can Yayınları · 201813,6bin okunma
Tek ricam; okumadan beğenmeyin.
9/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2022 116. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2022 17:39
4yıl kadar bundan önce doğum günümde hediye bir kitap aldım. Kitapın orijinal ismi "Крейцерова соната" yani " Kreutzer Sonat " O zamanlar Rusça'ya yeni merak sardığımdan hediye olayı kitabı orijinal haliyle okumama vesile olmuştu. Geçenlerde tesadüfü bir şekilde aynı kitaba denk düştüm. Fakat bu kez sizlerle de paylamak amaçlı Türkçe çevirisini okuma kararı aldım. Gelelim kitaba. Kreutzer Sonat adını Beethoven'ın Kreutzersonate isimli kemanlı bestesinden alan, bir Lev Tolstoy hikayesidir.. Fakat size tavsiyem ismine aldanmamanız. Aslında olay müzikten çok aile yaşamını mercek altına alan bir konu üzerine işlenmektedir. Aşk "kıskançlık" cinayet...ve çok daha fazlası. Hiç sıkılmadan keyifle okuyacağınız güzel bir kitap. Okuyacak arkadaşlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum. Okumayı düşünen arkadaşlar da düşünmeyi bir kenara bırakıp okumaya başlamalarını tavsiye ediyorum. Umarım okurken en az benim kadar sizler de keyif alırsınız ;)
Edebiyat
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201913,6bin okunma
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 04:31
Tolstoy u okurken insanın aklında hep şu duygu kalıyor. Bu adam kadınları sadece “anlatmıyor” onları gerçekten dinliyor. Üstelik yaşadığı çağ düşünülünce bu neredeyse şaşırtıcı. Kadın ruhunu romantize eden, süsleyen ya da basitleştiren bir yazar değil Tolstoy; tam tersine, çelişkileriyle, kararsızlıklarıyla, korkularıyla ve arzularıyla birlikte ele alıyor. Kadın karakterleri çoğu zaman hikâyenin kenarında değil, tam merkezinde duruyor ve bu merkez huzurlu bir yer değil. Anna Karenina bunun en çarpıcı örneği. Anna’yı okurken onu “haklı” ya da “haksız” diye etiketlemek neredeyse imkânsız. Tolstoy buna özellikle izin vermiyor. Anna ne sadece bir “aldatıcı”, ne de saf bir “kurban”. O, sevilmek isteyen, anlaşılmak isteyen, ama aynı zamanda bunun bedelini ödemekten korkan bir kadın. Tolstoy’un gücü de burada: Anna’nın ruhundaki dalgalanmaları öyle detaylı veriyor ki, okur olarak bazen onunla empati kuruyor, bazen ondan uzaklaşıyor, bazen de ona kızıyorsun. Tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi. Tolstoy’un kadınlara bakışında beni en çok etkileyen şey, onların iç dünyasını erkek karakterlerden bile daha çıplak göstermesi. Erkekler çoğu zaman eylemleriyle tanımlanırken, kadınlar düşünceleriyle, hisleriyle, iç monologlarıyla var oluyor. Bu da kadın ruhunu daha karmaşık ama aynı zamanda daha gerçek kılıyor. Mesela Kitty karakteri… Başta saf, hatta biraz toy gibi görünürken, yaşadığı hayal kırıklıklarıyla olgunlaşması çok sessiz ama çok güçlü bir dönüşüm. Tolstoy bu değişimi büyük olaylarla değil, küçük duygusal kırılmalarla anlatıyor. Bana kalırsa bu, kadın ruhunu anlamanın en insani yolu. Bir diğer önemli nokta, Tolstoy’un kadınları toplumdan ayrı düşünmemesi. Kadın ruhu onun eserlerinde boşlukta dolaşmaz; aile, evlilik, ahlak, din ve toplum baskısıyla sürekli temas halindedir.
Edebiyat
Kadın RuhuLev Tolstoy · Mutena Yayınları · 201413,6bin okunma
Puan vermedi·196 syf.··
2024 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2024 22:18
Kadın- erkek ilişkisinin monolog diyebileceğimiz bir tarzda eleştirildiği kısa, sıkılmadan okunacak bir kitap. Rus toplumunda evlilik ve beraberlik hakkında hakim olan belirli düşünceler gün yüzüne vurularak toplumdaki ahlaksal değişim temelinde yazılmış. Başlangıçta, bir taraf "eski geleneklerin yok olduğunu ve kadının erkeğe hizmet etmesi gerektiğini" savunurken, diğer taraf "eşitlikçi" bir yaklaşımı savunan karakterlerin fikirleriyle başlıyor hikaye. Kitabın büyük bölümünü oluşturan kahramanın hikayesinde ise yazar, aslında gerçek bir evliliğin mümkün olmadığını, zira hem kadının hem de erkeğin aldattığını açıktan belirtiyor. Neredeyse 130 yıl önce yazılmış bu eserde bugünkü ilişkileri ve evlilikleri de görebiliyoruz. Her ne kadar Rus toplumundaki durum aktarılsa da bugün başta bizim toplumumuz olmak üzere öne sürülen fikirlerin geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Kitabın ismi de oldukça farklı. Araştırınca Beethoven'ın Rodolphe Kreutzer isimli bir kemancıya ithaf ettiği parçanın adı olduğunu öğrendim. Ayrıca ismi araştırırken karşıma çıkan bir bilgi daha var. O da bu kitap Tolstoy'un aforoz edilmesine giden yolun başlangıcıymış. Kitapta toplumu ahlaksızlığa sürüklemekle suçlanmış.
Kitap
Kroyçer SonatLev Tolstoy · İletişim Yayıncılık · 201713,6bin okunma

Yazar Hakkında

Lev TolstoyYazar · 205 kitap
Lev Tolstoy 28 Ağustos 1828 tarihinde Moskova'da doğdu. Babası Kont Nikolay İlyiç Tolstoy, 1812 Napolyon Savaşlarına katılmış emekli bir yarbaydı. Tolstoy romanlarında, insanoğlunun ne kadar değişik karakterli olduğunu vurgular. ''Savaş ve Barış'', ''Anna Karanina'' insan tahlileri ve canlı tasvirler bakımından birer baş eserdir. Lev Tolstoy'un kendini arayış serüveni ölünceye kadar sürdü. Karısı bile onu anlamadı. Tolstoy, bir çocuk gibi hayata küstü ve kaçtı. Seksen iki yaşındaki karanlık ve yağışlı bir Ekim gecesinde köyünden ayrıldı. Yolda hastalandı 7 Kasım 1910'da küçük bir tren istasyonunda hayata veda etti. Lev Tolstoy zengin bir ailenin çocuğu olarak Rusya'nın Tula şehrindeki Yasnaya Polyana adlı konakta doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova'ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire'i ve J. J. Rousseau'yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetli etkisinde kalmıştı. Yasnaya-Polyana'ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan "Çocukluk"u bu sıralarda yazdı. Lev Tolstoy Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya'ya gitti. Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını ele aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikâyelerini yazdı. 1854'te Kırım savaşı'na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg'a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde, aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkelerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre'de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasnaya-Polyana'ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862'de evlendi. Lev Tolstoy evlendiğinde karısı Sophie Behrs kendisinden 16 yaş küçük olup henüz 18 yaşındaydı. Bu evlilik onun düzenli bir hayat özlemini giderecekti. Bu evlilikten 13 çocukları oldu; bu çocukların 3'ü bebek iken, biri 5 diğeri de henüz 7 yaşında iken öldü. Eserlerinden en kuvvetli olan iki romanı "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina'yı" bu dönemde yazdı. Karısı, eserlerini yazmasında en büyük yardımcısıydı. Hatta "Savaş ve Barış"ın düzeltmelerini 12 kez yapıp yazmıştır. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özelikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bıkıp usanmadan yazmasıydı. "Kroyçer Sonat", "Efendi ile Uşak", "Karanlıkların Gücü", "İman nedir", "İnciler", "Kilise ve Devlet", "İtiraflarım" hep bu yılların ürünleridir. Lev Tolstoy Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy'un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof ve bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında "Diriliş", "Gençliğim", "Çocukluk", "Hacı Murat", "Ayaklanış", "Sergi Baba", "Tanrı Bizim İçimizdedir", "Kazaklar", "Tesadüf", "İki Süvari" gibi eserleri vardır. Lev Tolstoy 82 yaşındayken, 1910 yılında öldü. Kış ortasında evini terk ettiğinde hasta düştükten sonra, Astapovo'da tren istasyonunda zatürre'den öldü. Polis, cenazesine katılmak isteyenlere ulaşımı sınırlandırmak için çalıştı, ama binlerce köylü cenazesinde sokakları doldurdular. 82 yaşında vefat eden Lev Tolstoy birçok kez büyük sıkıntılar yaşamıştır. Marksizm'den etkilenerek oluşturduğu mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Bu sebeple ailesiyle arası açıldı. Hıristiyan anarşizmini geliştirmeye çalıştığı kitabı "tanrının egemenliği içimizdedir" kitabıyla yeni bir hristiyanlık akımı tanımlaması, Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine sebep oldu. Tolstoy, ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düştü. Astapovo tren istasyonunda ölü olarak bulundu. Ölümüne zatürrenin sebep olduğu bilinmektedir. Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı. Eserlerinde bunu eksiksiz olarak yansıtmayı hedef edinmiş en büyük Rus yazarlarından birisi olarak edebiyat ve dünya tarihindeki yerini aldı.