Adı:
Kuzgun
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051851433
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Raven
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Bu kitap, Edgar Allan Poe’nun “Kuzgun” isimli ünlü şiirinin yeni ve güçlü bir çevirisi ile Poe’nun “Kuzgun”un yazılma sürecini anlattığı “Yazı Sanatının Felsefesi” isimli metnini bir araya getiriyor. Bu yeni “Kuzgun” çevirisi, özgün şiire bir Türkçe sadâ kazandırma çabasının ürünü aynı zamanda.

“Kuzgun” fikri bana çok uygun gelmişti. Bu uğursuz kuş, yaklaşık yüz dizeden oluşan bu hüzünlü şiirimdeki her kıtanın sonunda, “nevermore” sözcüğünü tekdüze bir biçimde yineleyecekti. Şiirde ilke edindiğim mükemmellik ve kusursuzluk amacını hiç gözden kaçırmadan, “Elemle karşılanan ve insanlığı derin kedere boğan en büyük evrensel acı ne olabilir?” diye sordum kendime. Cevabım “ölüm” oldu. Daha sonra “Bu hüzünlü konu ne zaman en yoğun şiirselliğe ulaşır?” sorusunu kendime yönelttim. Daha önce uzun uzun açıkladığım gibi yanıtım aşikârdı: “Güzellik ve Ölüm yan yana geldiği zaman.” Güzel bir kadının ölümü hiç kuşkusuz dünyanın en şiirsel konusuydu ve bu hüznü dile getirmek ancak sevgilisini yitirmiş bir âşığın dudaklarına yakışabilirdi...
64 syf.
·1 günde·9/10 puan
YouTube kitap kanalımda Kuzgun kitabını önerip en sevdiğim şiirlerden bahsettim: https://youtu.be/ZHFew7sBSeE

Şiir incelemek zor iş. Yazarken şair akla karayı seçer ama biz geliriz 15 dakikada şiiri bitiriveririz, sonrasında da o şiir hayatımızdan bir kuş gibi uçar gider. Peki, o şiiri korkutup kaçırmadan önce duygu dallarımızda nasıl tutabiliriz?

Poe, karayı seçenlerden. İnsanlığı en çok hüzne boğan evrensel acı ne olabilir diye sorup cevabını ölüm bulanlardan. Bize de sorulsa çoğumuz bu sorunun cevabını aynı şekilde veririz. Peki, ölümü nasıl şiirselleştirebiliriz? Ölüm, toprak altına gömülen sevdiklerimizin cesetlerinden mi ibaret? Bastığımız yerleri çoğu zaman toprak diyerek geçtiğimiz gibi okuduğumuz şiirleri de çoğu zaman şiir diyerek geçiştirmiyor muyuz? Ölüm adlı sonu gelmeyen bu şiire mısralık yapan fani bedenlerimiz, şairine nasıl bu kadar kayıtsız kalabiliyor?

Yıllardır kalbimde yaşattığım ve ıssız bir adaya düşsem yanımda bulunmasını isteyeceğim şeylerden biri olan kuzgunun zekiliğini ölüm kavramı ile çok bağdaştırırım. Ölüm aynı kuzgun gibi zekidir. Ne zaman, nereden çıkacağı bilinmez. Hafife alınır. Üzerine düşünülmez. Düşüncenin bedende olup olmamasının arasındaki ince sınırdır ölümün tanımı. Zaten biz de bir gün kesinlikle öleceğini bildiklerimizle konuşuruz. Sanki yüzümüze bir gün toprak atılmayacakmış gibi burnumuzu havaya doğru dikeriz. Ateş ve suyun da bu arada bizi kıskandığını sanırız. Oysaki her nefsin istisnasız tadacağı ölümün yasına doğru gittiği dünyanın her karesinde kuzgunlar neden yaslarına gitmesin?

Mesela kuzgunlar, insan konuşmasını çok iyi taklit edebilirler. Yoksa ölüm de mi bir taklitçidir? Bizim konuşmamızı mı taklit eder? Sahi, hep sevdiklerimizin ölmesi belki de bu yüzdendir. Sevdiklerimizin dilinden konuşur ölüm. Sevdiklerimizi taklit eder. İsveç'te gece öten kuzgunların, düzgün bir şekilde yakılmamış Hristiyanların ruhları olduklarına inanılan bir batıl inanç gibi, geceye, siyaha, ölüme ve kuzgunlara pek de değer vermiyor oluşumuz belki bizim de düzgün bir şekilde yaşamıyor oluşumuzdandır. Gündüz insanlarıyızdır biz. Beyazı ve mutluluğu severiz. Ruhlarımıza bir mutsuzluk parçası dokundu mu "Aman Ruh! Ağzımızın tadı kaçmasın." deriz. Oysaki Danimarka'daki insanların kuzgun kanatlarındaki oyuğa baktıklarında bir kuzguna dönüşeceklerine inanmaları gibi, biz de sevdiğimiz insanlardaki vücut oyuklarına, gözeneklere, gamzelere baktığımızda belki de yaşamın sonunu görürüz. Sevgilinin kanatları altına girdiğimizde onunla birlikte ölümün çukuruna kadar gidecek olduğumuzu düşünmemiz ölümün bir kuzgun gibi çok iyi taklitçi olduğunu göstermez mi?

Kuzgun, kuzgun... Kelt savaş tanrıçalarının savaşırken kuzgun şekline bürünmesi gibi, ben de aşk denilen sonsuz meydan muharebesindeki yüzlere bakarken çeşitli kuzgunlar olurdum. Viking tanrısı Odin'in, her gün dünyayı dolaşıp ona haber getiren Hugin ve Munin adındaki iki kuzgununu taklit edip, ben de akıl ve kalp adındaki iki kuzgunumu her gün kitaplar arasında yaşadığım dünyayı dolaşıp bana haber getirmeleri için salardım. Bazı Kızılderililerin, dünyayı yarattığına inandıkları kuzguna bir ilah olarak taptıklarını öğrenirdim. Bu insanlar sevdiklerine mi tapardı, yoksa korktuklarına mı?

Kuzgun işte. Benim de kalbimde saklı, aylardır orada profil fotoğrafımın ortasında duruyor. Görmesini bilene. Bir gün gelirse pencerenizin önüne, korkmayın ondan, anlamaya çalışın onu. Sevgilinin yüzünü nasıl inceliyorsanız, ölümün yüzünü de öyle inceleyin. Zira boşuna değil bu şiirlerin yazılması. Ölüm de bir şiirdir nitekim, biz de ölümün mısralığını yapanlarız. Uykularımızın hepsi bir kelimedir ve biz rüyalarımızda gerçekleştiremediğimiz hayallerimizle gün gün ölürüz, ölüme layık olmak için. Yaşadım diyebilmek için ölmek gerekir ve belki biraz da şiir okumak. Araya Poe katıp, size siyah bir dünyanın kapılarını açacak kuzgunlara misafir olmak.

Yanımda bir kuzgunum olsaydı, ölümsüzlüğü keşfetmeye çalışırdım onla Edgar Allan Poe gibi:

"Söyle, nasıl çağırırlar seni Ölüm kıyısından?
Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

Hiçbir bilim adamı yanaşamazdı bu ölümsüzlük iksirine, alırdım kuzgunumu yanıma, kaçırırdım Hogwarts'taki bütün baykuşları. Sonraları aklımın kuzgunlarıyla birlikte bir şiir incelerdim, bir daha uçup gitmesin diye akıldan. Zira şiirler de uçup gidiyor akıldan sevilenler gibi. Oysaki insan, unutmamak için sever. Neden sürekli unutmaya çabalar ki insan dediğimiz? Unutmak, hatırlamanın tam tersi olmadığı için, bilakis hafızamızın en büyük başarısını kendimize kanıtlamak için mi unutmak isteriz?

Seni unutmayacağım Poe.
35 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Kuzgun, Amerikan ve Dünya Edebiyatının en önemli şairi, öykü yazarı ve edebiyat eleştirmeni Edgar Allan Poe tarafından yazılmıştır. Poe'nun bu eseri iki kısımdan oluşmaktadır. İlk kısımda 'Kuzgun' şiirinin oluşma süreci, ikinci kısımda ise şiir yer almaktadır. Poe, şiirinin yazım sürecini, tüm açıklığı ve samimiyetiyle okuyucuya aktarmaktadır.

Poe, ilk olarak şiirini oluşturan adımları anlatır. Bunlardan ilki şiirin uzunluğudur. Poe'ya göre bir şiirde duygu yoğunluğu ve bütünlük önemli olduğu için, şiirin uzunluğuna dikkat edilmelidir. İkinci adımda, okur üzerinde iyi bir izlenim bırakmak için estetik ve güzellik değerlerini ön planda tutmak gerektiğidir. Şiir akla değil ruha hitap etmelidir. Üçüncü adım, şiirsel edadır. Poe'ya göre insanları en çok etkileyen şiirsel eda hüzündür.

Bundan sonraki adım ise şiirde yer almasını gerekli gördüğü nakarattır. Nakaratın uzun olması okuyucuyu sıkacağından tek kelime olmasında karar kılar. Ses ve anlam bakımından bunun 'kuzgun' olması gerektiğine karar verir. Çünkü İngilizce'de 'r' sesi etkileyici, kuzgun(raven) da uğursuz bir hayvan olarak bilinmektedir. Ölen güzel sevgilisinin ardından inleyen erkek ile sürekli 'asla(nevermore)' sözcüğünü tekrar eden bir kuzgun, şiirin ana karakterleridir.

Mekân olarak da, hüzünlü sevgilinin odası seçilmiştir. Fırtınalı bir gecede, evinden ve sahibinden kaçan kuzgun, hüzünlü sevgilinin huzurlu odasına, pencereye vurarak dikkatini çeker, böylece içeriye alınır. Ölen sevgilisinin acısını unutabilmek için kuzgunla konuşan ve ona sevgilisinin nerede olduğunu soran acılı erkeğin dilinden dökülen sözcükler şiiri oluşturmaktadır.
63 syf.
·3 günde
Bu incelemeyi okuyup kapattıktan sonra, tekrar okuyacak mısınız? Muhtemelen cevabınız tıpkı kuzgunun cevabı gibi: “Nevermore” olacak. Ancak benim hedefim sizlere sadece bu incelememi değil; Edgar Allan Poe’nun ‘Kuzgun’ şiirini de okutmak. Kuzgun’u, bende hiçbir hatırası olmamasına rağmen, çok severim. Bu şiiri sevme nedenim belki de hepimizin hayatının bir parçasına dokunması, duygularımıza seslenmesi ve hemen hemen hiç mecaz kullanılmadan vurucu bir etki bırakması olabilir. Ayrıca bir başka etken de, şiirin ana karakterinin, zekalarına büyük hayranlık duyduğum ve en sevdiğim hayvan olan kuzgunun olması da olabilir. Kısacası bu şiir benim için çok değerli ve özel bir şiir. Bu şiirde Poe, müthiş zekasını ve İngilizce’yi kullanma becerisini harmanlamış, sonuçta da ‘Kuzgun’ doğmuş.

“Nevermore”

Ben bu şiirin basılı halini Everest Yayınları’ndan okudum. Bu eserin çevirisini özellikle Japon edebiyatı ile haşır neşir olanların çok yakından tanıdığını düşündüğüm Doç. Dr. Oğuz Baykara hazırlamış. Sunuş bölümünde çevirinin hazırlanış hikâyesine de yer verilmiş. Ardından gelen bölüm ise, ‘Kuzgun’ şiirinin yazılış hikâyesi, teması, işlenişi, hissettirdiği duygular, kafiyesi gibi konuların ele alındığı bir bölüm. Bu bölümü Poe, ölümünden (intiharından?) üç yıl önce, 1846 yılında yılında yazmıştır. Bu başlığın ismi ise ‘Yazı Sanatının Felsefesi’dir. 16 sayfa boyunca Poe, yukarıda bahsi geçen konular hakkındaki fikirlerini sunmuştur. Başlıkta olan ‘felsefe’ kelimesi gözünüzü sakın korkutmasın buradaki felsefe Fichte’nin, Hegel’in, Marx’ın felsefeleri gibi bir felsefe değil. Standart okuyucunun gayet net bir şekilde anlayabileceği bir metin.

“Nevermore”

Az önce bahsi geçen bölümün ardından ise karşınıza müthiş bir şiir çıkıyor: Kuzgun. Fakat bu şiir sadece harflerden oluşmuyor. Aynı zamanda müthiş resimler de süslüyor bu enfes şiiri. Bu sebepten ötürü sizler için eserin resimlendirmesini yapan kişiyi de anayım: Gustave Dore. Kendisi 6 Ocak 1832 yılında doğmuş bir Fransız ressam. Ayrıca illüstratörlük de yapan Dore, Fransa ve Birleşik Krallık’ta basılan birçok kitabı da resimlendirmiştir. Bu resimlendirdiği eserlere örnek olarak: Kayıp Cennet, İlahi Komedya, Don Kişot ve Kuzgun’u gösterebilirim. Ne büyük talihsizliktir ki bu büyük sanatçı 51 yaşındayken, 1883 yılında hayata gözlerini yummuştur. Peki yaptığı çalışmalar unutulacak mı? “Nevermore”

“Nevermore”

Şiire geçersek... Fazla spoiler vermeden kısaca konusuna değinerek sizleri bu eseri alıp okumaya davet etmeye çalışacağım. 1845 yılında yazılmış ve 106 dizeden oluşan bu şiir, bir kuzgun ile bir adamın arasındaki konuşmalardan ve birtakım betimlemelerden oluşuyor. Bu kış günü camdan içeri girerek adamın evinin içine tüneyen kuzgun, her nereden ezberlediyse “Nevermore” kelimesini ezberlemiştir. Adam kuzguna birtakım sorular sorar ve her defasında “Nevermore” cevabını alır. Acaba adam neler neler sorar? Neler neler kaybetmiştir? Veya kaybetmişizdir hepimiz... Belki kuzgun hepimizin ‘oda’sındadır kim bilir? Tünemiş bakıyordur bize doğru... Sanırım bu şiiri okuyan bilir, kuzgunun nerelerde olduğunu veya olup-olmadığını... Eğer öğrenmek istiyorsanız bu soruların yanıtlarını, sakın bu incelemeyi okuduktan sonra “Nevermore” demeyin ve alın okuyun bu eseri. Gerçekten beğeneceğinizi düşünüyorum.

“Nevermore”

Evet şimdi gelelim her paragraf geçisinde ve bazen de cümlelerin içinde kullanılan “Nevermore” kelimesinin anlamına. Sonuçta herkes İngilizce bilmiyor olabilir ki zaten bilmek gibi bir zorunlulukları da yok. Merak edenler için “Nevermore” kelimesi, ‘asla’ anlamına geliyor. Şimdi bu incelemeyi okuduktan sonra, ‘Kuzgun’ şiirini gerçekten okumayacak mısınız? Gak... Gaaak... “Nevermore”
136 syf.
·3 günde·5/10 puan
Bu kitaba başlarken beklentim çok yüksekti, gerçekten Edgar Allan Poe’yu çok sevdiğim ve her yazısının hatta her kelimesinin yeri bende çok ayrı olduğu için ve ayrıca The Raven (Kuzgun) hayranı olduğum için, bu kitaba heyecanla başlamıştım. Beklentimi kesinlikle karşılamadığını söyleyebilirim ama sorun Poe ile ilgili değil, kesinlikle yayınevinden kaynaklandığını düşündüğüm çeviri ile ilgiliydi. Poe’nun dili zehirlidir ve zehri yakar, okurken acıtır, canınızın yandığını hissedersiniz ama bu kitapta resmen hayal kırıklığı yaşadım. Bildiğim tüm şiirler, öyle basit adeta düz yazı gibi yazılmış ama duyguyu da asla geçiremeyecek hale getirilmişti. Bu kitaptaki her şiirin çevirisinin özenle yapılması gerekirdi. Umduğumu bulamadım.
136 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
.....Başıboş aşk düşüverdi, "büyük bir iniltinin gözyaşları" arasında.......

Sana aptalsın diyemem yaşlı adam ama bir marifet de değil bu seninkisi.
136 syf.
·1 günde·5/10 puan
Kitabın yayınevinin çevirisinden mi kaynaklı yoksa ben mi şiir kitapları okuyamıyorum karar veremedim ama açıkcası hiçbir şey anlamadığımı söyleyebilirim. İçerisin de bulunan 4-5 tane şiir haricinde kitaba konsantre olup kitabın içine bir türlü giremedim ne yazık ki.
64 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Edebiyat tarihinde, yazdıklarıyla olduğu kadar hayat hikayesiyle de kendine yer bulan Edgar Allan Poe, yaşamı boyunca yoklukla, hastalıklarla ve sevdiklerinin kayıplarıyla yüzleşmek zorunda kalmış ve bu yüzden de okurken fark edeceğiniz üzere oldukça karanlık ve bir o kadar da hüzünlü öyküler kaleme almıştır.

Poe tarafından yazılmış öykülerden derlenen bu kitapta, birbirinden bağımsız on üç öykü bulacaksınız ve eminim ki her birinde de psikolojik gerilimi ve genel olarak yazdıklarına hakim olan o karanlık havayı sonuna kadar hissedeceksiniz. Ben de sadece iki öyküsünden bahsetmek istiyorum sizlere çünkü kendimi tutamayıp hikayelerin sürprizlerini bozmak istemiyorum.

Favorilerimden biri olan “The Tell-Tale Heart” (Türkçeye bazen Geveze Yürek bazen de Gammaz Yürek olarak çevrilmiş) insanın gerçekten tüylerini ürpertecek cinsten sarsıcı bir öykü! Her ne kadar Poe’nun bir diğer öyküsü olan Kara Kedi’yi hatırlatsa da ikisinden de ayrı ayrı keyif almak mümkün. Hikayede, vicdanının sesini bastıramayan bir karakterden ve hiç durmadan devam eden bir iç çatışmadan bahsediliyor. Karakterin yaşadığı suçluluk ve bir türlü susturamadığı vicdanına onunla birlikte eşlik edip gerim gerim geriliyoruz! Poe, öyle güzel ve sade bir dille anlatıyor ki hikayeyi, bir çırpıda sonuna geliyoruz.

Bahsetmek istediğim ikinci öykü ise “The Masque of the Red Death.” “Kızıl Ölümün Maskesi” olarak dilimize çevrilen ve ölümün bizi nereye saklanırsak saklanalım bulacağını anlatan inanılmaz bir hikaye. Özellikle de son bir yıldır yaşadıklarımıza dair bir şeyler bulabileceğimiz bir konusu olan Kızıl Ölümün Maskesi’nde bütün bir ülkeyi kırıp geçiren “kızıl ölüm” adlı bir hastalıktan bahsediliyor. Öyküde Prens Prospero’nun (“Prospero” ironik bir şekilde “şanslı” anlamına gelmektedir) bu salgından korunmak için kendini bir yere kapatması ve kendisine eşlik eden bazı seçkin kişilerle birlikte kaderinden kaçma çabası anlatılıyor. Prensin, konuklarıyla birlikte eğlenmek için düzenlediği bir balo ise sonunu tahmin etseniz dahi Poe’nun yaratmış olduğu atmosfere kapılıp heyecanla okuyacağınız bir öykünün sonu oluyor. Hikayede, gotik edebiyata dair birçok unsurla birlikte ölümün kaçınılmaz olduğu alegorisi kullanılarak oldukça etkileyici bir anlatım oluşturulmuş ki zaten öykü üzerindeki genel kanı da insanın ölümü önlemek için giriştiği sonuçsuz çabanın bir alegorisi olduğu yönünde.

Poe, hikayelerinde oldukça sade bir anlatımla, yavaş yavaş başlayıp sonrasında gerilimi öyle bir anda karşımıza çıkarıyor ki neye uğradığımızı şaşırıyoruz! Zaten onun hikayelerini böyle özel kılan da bu diye düşünüyorum, eğer ki daha önce hiç okumadıysanız ve biraz olsun merak etmenize sebep olabildiysem, görseldeki kitap ile Poe’ya bir şans vermenizi tavsiye ederim. Onun bu tekinsiz ve tuhaf kurgularını severseniz de iyi bir çeviriyle (bknz. Hasan Fehmi Nemli) toplu öykülerini İletişimyayinları’ndan temin edebilirsiniz.
64 syf.
·1 günde·8/10 puan
Kitabin birincj bölümünde Edgar Allan Poe tarafından yazılan şiirin oluşturulması süreci ile ilgili bölüm Siri daha iyi anlamayı sağlıyor.
Bir şiir yazılırken sürecin planlamasının yapıldığını, konunun imgelerin teker teker belirlendiğini, ses uyumlarının sağlandığını, okuyucunun hoşuna gidecek şekilde yazılıp sonra gerekli düzeltmelerin yapıldığını öğreniyoruz
64 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Poe deyince çoğu kişinin aklına öyküleri gelir. Öyküleri her zaman şairliğini ve eleştirmenlik yönlerini gölgede bırakmıştır. Oysa yaşadığı dönemde daha çok şair olarak tanınıyordu. Ve en ünlü şiiri RAVEN/ KUZGUN'dur. Poe'nun ismiyle anılıyordu. benim içinde bir saplantı derecesinde bir düşkünlük var hemen her çevirisini topluyorum. Bu çeviride ( Everest ) ayrıca şiiri nasıl yazdığına dair bir makalesi bulunuyor. Çeviriye gelince tabi her şiir çevirisi gibi kusurları var. Ama bunları görmezden gelip şiirin zevkine bakmak lazım.
35 syf.
·1 günde·8/10 puan
“Sonunda şiirimin çatısı ortaya çıkmıştı. Şiirimin adı “Kuzgun” olacaktı. Bu kuş zaten meşum, uğursuz bir hayvan olarak biliniyordu ve devamlı aynı kelimeyi her hecenin sonunda melankolik bir tonla tekrar edecekti. Burada hemen mükemmel bir şiirin mutlaka bir amacı olması gerektiği aklıma geldi. İnsanlığı en çok hüzne boğan evrensel acı ne olabilir diye sordum kendime. Cevabım “ölüm ” oldu. İşin estetik tarafını düşünerek ölümü şiirselleştirmem gerekiyordu. Şiir ancak bu şekilde daha önceden düşünmüş olduğum “güzellik” unsurunu içerebilecekti. Güzellik ve ölüm! Bunlar nasıl yan yana gelebilirdi? Ancak güzel bir kadının ölümüyle! Güzel bir kadın ölecekti, ama onun bu güzelliğini kim dile getirecekti? Tabii ki arkada kalan zavallı sevgilisi. Ağıt tutmak ancak onun dudaklarına yakışabilirdi.”
35 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bir romanın ya da şiirin nasıl elimize ulaştığını, bize ulaşana kadar hangi yollar geçtiğini bilmemiz güzel olmaz mıydı?
Yazar, nasıl bir yol izlemiş, aslında hangi cümleleri ilave etmiş, hangilerini çıkarmış ( bizim okuduğumuz eserin en son hali )? Eski hali nasılmış? Kaç sancılı gece geçirilmiş en çoğu bir saatte okuduğumuz bu şiirde?

"Kuzgun" şiiri için tüm bu soruların cevaplarını alacak, hem şiiri okuyup hem şiirin olgunlaşma aşamasına bizzat yazarın dilinden tanık olacaksınız.

Aslında "Kuzgun" kuş türü olarak yazarın şiire sonradan düşünmüş olduğu isimmiş.:)
Bundan daha ustaca kurgulanmış şiir görmedim.

Zaten zamanınızı çalmayacak bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Keyifli okumalar...
35 syf.
·9/10 puan
Kendine sorduğu oldukça basit soruların oldukça basit yanıtlarıyla böyle olağanüstü bir sonuca ulaşabilmek belki sanatın ilham olmadığını ancak kesinlikle yüksek bir zeka gerektirdiğini gösteriyor.
Kalkıp haykırdım: "Getirsin ayrılışı bu sözlerin!
Rüzgârlara dön yeniden, ölüm kıyısına uzan!
Hatıra bırakma sakın, bir tüyün bile kalmasın!
Dağıtma yalnızlığımı! Bırak beni, git kapımdan!
Yüreğimden çek gaganı, çıkar artık, git kapımdan!"
Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."
“Özür diliyorum" dedim, kimseniz, Bay ya da Bayan
Dalmış, rüyadaydım sanki, öyle yavaş vurdunuz ki,
Öyle yavaş çaldınız ki kalıverdim anlamadan."
Yalnız karanlığı gördüm uzanıp da anlamadan
Kapıyı açtığım zaman.
"Geldin bir kere nasılsa, cehennemlerden mi yoksa?
Ey kutsal yaratık" dedim, "uğursuz kuş ya da şeytan!
Bu çorak ülkede teksin, yine de çıkıyor sesin,
Korkuların hortladığı evimde, n'olur anlatsan
Acılarımın ilâcı oralarda mı, anlatsan..."
Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."
Uzunluk, şiirin haricindeki sanat eserlerinde de önemli bir konudur. Örneğin Robinson Crusoe bütünsel birlik gerektirmediği için bir oturuşta okunabilecek bir düzyazı yapıtıdır. Böyle bir sanat eserinde uzunluk akıllıca kullanılmıştır. Fakat iyi bir şiir için asla aynı şeyi düşünemeyiz. Şiir, kısa bir zaman dilimi içinde insanlarda heyecan ve coşku yaratmayı amaçladığı için onu belli ölçüler dahilinde kısaltmamız gerekir. Ancak okurda bu hissi yaratabilmek için belli bir uzunluk gerektiğini de göz ardı etmemek lazım.
"Mükemmel bir şiirin mutlaka bir amacı olması gerektiği aklıma geldi. İnsanlığı en çok hüzne boğan evrensel acı ne olabilir diye sordum kendime. Cevabım “ölüm” oldu.."
Semerkant 'tan etrafına bir bak şimdi!
Bu yeryüzünün kıraliçesi değil mi?
Gururu daha üstün değil mi diğer bütün şehirlerden?
Hepsinin kaderi onun elinde değil mi?
Dünyanın bildiği görkeminin de ötesinde,
Durmuyor mu ayakta yalnız ama gururla?
Onun dökülen bir kaldırım taşı bile
Oluşturur bir tahtm kaidesini.
Ve kimdir onun Hükümdarı? Timur!
BİR SEVGİLİ

Bu mısralar onun için kaleme alındı
Gözleri Loeda 'nın ikizleri kadar parlak ve anlamlı
Bulmalı kendi tatlı ismini, orada, uzanıyor
Sayfanın başından sonuna, saklanmış okuyuculardan
İlâhi bir uğur, bir tılsım
Kâlpten inanarak taşınmalı. İyi arayın
Kelimelerin, hecelerin aralarını! Unutmayın
En önemsiz noktayı bile, yoksa boşa gider emeğiniz!
Ama bu, kılıçla kesilmeden çözülmeyecek
Bir kördüğüm de değildir
Eğer anlayabilirseniz, şu anda dikkatle
Bakmakta olduğunuz kağıtta yazılan plânı
Ruha kıvılcımlar saçan gözler; sır uzanıyor, işte orada.
Üç etkili kelime, sanki şairin de ismiymiş gibi
Şairlerin şairlere söylediği duyulmuştur.
Harfler kendiliğinden uzanıyor
Şovalye Pinto Mendez Ferdinando gibi
O hâlâ doğruluğun eşanlamlısı
Bırakın uğraşmayı!
Çözemeyeceksiniz bilmeceyi
Yapsanız bile elinizden gelenin en iyisini!
"Şu yukarda dönen gökle Tanrı'yı seversen söyle;
Ey kutsal yaratık" dedim, "uğursuz kuş ya da şeytan!
Azalt biraz kederimi, söyle ruhum cennette mi
Buluşacak o Lenore'la, adı meleklerce konan,
O sevgili, eşsiz kızla, adı meleklerce konan?"
Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kuzgun
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051851433
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Raven
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Bu kitap, Edgar Allan Poe’nun “Kuzgun” isimli ünlü şiirinin yeni ve güçlü bir çevirisi ile Poe’nun “Kuzgun”un yazılma sürecini anlattığı “Yazı Sanatının Felsefesi” isimli metnini bir araya getiriyor. Bu yeni “Kuzgun” çevirisi, özgün şiire bir Türkçe sadâ kazandırma çabasının ürünü aynı zamanda.

“Kuzgun” fikri bana çok uygun gelmişti. Bu uğursuz kuş, yaklaşık yüz dizeden oluşan bu hüzünlü şiirimdeki her kıtanın sonunda, “nevermore” sözcüğünü tekdüze bir biçimde yineleyecekti. Şiirde ilke edindiğim mükemmellik ve kusursuzluk amacını hiç gözden kaçırmadan, “Elemle karşılanan ve insanlığı derin kedere boğan en büyük evrensel acı ne olabilir?” diye sordum kendime. Cevabım “ölüm” oldu. Daha sonra “Bu hüzünlü konu ne zaman en yoğun şiirselliğe ulaşır?” sorusunu kendime yönelttim. Daha önce uzun uzun açıkladığım gibi yanıtım aşikârdı: “Güzellik ve Ölüm yan yana geldiği zaman.” Güzel bir kadının ölümü hiç kuşkusuz dünyanın en şiirsel konusuydu ve bu hüznü dile getirmek ancak sevgilisini yitirmiş bir âşığın dudaklarına yakışabilirdi...

Kitabı okuyanlar 493 okur

  • Madame Marie
  • deniz
  • e
  • Hatice Zehra Güler
  • Naz ergin
  • Yersen!
  • Sevim
  • Nurbanu
  • nobody
  • Ezgi Kılıç

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%6.9 (10)
9
%8.3 (12)
8
%2.8 (4)
7
%1.4 (2)
6
%0.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0